Bizi Takip Edin

Asya

Pakistan ve Hindistan İHA ve füzelerle çatışıyor

Yayınlanma

Pakistan ve Hindistan, perşembe günü birbirlerini insansız hava aracı saldırıları düzenlemekle suçladı ve nükleer silaha sahip komşu ülkeler arasında yaşanan büyük çatışmaların ikinci gününde, Pakistan Savunma Bakanı misillemenin “giderek kesinleştiğini” söyledi.

İslamabad, Hindistan’ın 25 insansız hava aracını düşürdüğünü açıklarken, Yeni Delhi ise hava savunmasının Pakistan’ın askeri hedeflere yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarını durdurduğunu söyledi.

ABD’den Rusya ve Çin’e kadar dünya güçleri, dünyanın en tehlikeli ve en kalabalık nükleer kriz bölgelerinden birinde sükunet çağrısında bulundu. Pakistan’ın Lahor kentindeki ABD Başkonsolosluğu, personeline sığınaklara sığınma talimatı verdi.

Perşembe günü bildirilen çatışmalar, Hindistan’ın Keşmir’de İslamabad’ın desteklediğini iddia ettiği ve ölümcül sonuçların yaşandığı saldırıya misilleme olarak Pakistan’da dokuz “terör altyapısı” hedefini vurduğunu açıklamasının ardından geldi.

Pakistan, olayla ilgisi olmadığını ve Hindistan’ın vurduğu yerlerin militan üsleri olmadığını söyledi ve çarşamba günü beş Hindistan uçağını düşürdüğünü açıkladı, ancak Hindistan’ın Pekin Büyükelçiliği bu haberi “yanlış bilgi” olarak nitelendirdi.

Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif, Reuters’a verdiği demeçte, Pakistan’ın misillemesinin “artık giderek kesinleşmekte olduğunu” söyledi. “Hala %100 kesin olduğunu söylemekten kaçınacağım. Ancak durum çok zorlaştı. Karşılık vermek zorundayız” ifadelerini kullandı.

Hindistan ve Pakistan, 1947’de İngiliz sömürge yönetiminden bağımsızlıklarını kazandıklarından beri gerginliklerle dolu bir ilişki içinde. İki ülke, biri Keşmir için olmak üzere üç savaş yaptı ve birçok kez çatıştı.

Keşmir’in tamamını kendi toprakları olarak gören ve bölgenin bazı kısımlarını ayrı ayrı yöneten iki ülke, 1990’larda nükleer silahlara sahip oldu.

Cammu ve Keşmir: Yarım asırlık çatışmanın tarihi

TİCARET DURDURULDU

Pakistan’ın referans hisse senedi endeksi, insansız hava aracı saldırılarının haberinin ardından %6,3 düşüş yaşadıktan sonra ticaret durduruldu. Pakistan’ın uluslararası tahvilleri, 2036 tahvilinin 2,4 sent düşüşle 72,4 sente gerilemesi ile kayıplarını artırdı.

Hindistan savunma bakanlığının açıklamasının ardından, öğleden sonra geç saatlerde Hindistan hisse senetleri, rupi ve tahviller keskin bir düşüş yaşadı ve borsa göstergesi Nifty 50 bir ayın en dalgalı işlem gününde %0,58 düşüşle kapandı.

Pakistan ordusu sözcüsü Ahmed Sharif Chaudhry, Pakistan’ın Hindistan’dan gelen 25 İsrail yapımı insansız hava aracını, en büyük iki şehir olan Karaçi ve Lahor da dahil olmak üzere birçok yerde düşürdüğünü ve enkazların toplandığını söyledi.

Chaudhry, Pakistan ordusunun ağır şekilde korunan karargahının bulunduğu garnizon kenti Rawalpindi üzerinde de bir insansız hava aracının düşürüldüğünü ekledi.

Chaudhry, bir insansız hava aracının Lahor yakınlarındaki bir askeri hedefi vurduğunu ve bu saldırıda Pakistan ordusundan dört personelin yaralandığını söyledi.

“Hindistan insansız hava araçları Pakistan hava sahasına gönderilmeye devam ediyor… (Hindistan) bu açık saldırganlığın bedelini ağır bir şekilde ödemeye devam edecek” dedi.

Hindistan savunma bakanlığı, Pakistan’ın çarşamba gecesinden perşembe sabahına kadar Hindistan’ın kuzey ve batısındaki bir dizi askeri hedefi vurmaya çalıştığını ve bunların Hindistan hava savunma sistemleri tarafından ‘etkisiz hale getirildiğini’ söyledi.

Bakanlık, buna karşılık Hindistan güçlerinin perşembe günü Pakistan’ın çeşitli yerlerindeki hava savunma radarlarını ve sistemlerini hedef aldığını söyledi. “Hindistan’ın yanıtı, Pakistan’ınkiyle aynı yoğunlukta ve aynı alanda oldu” diye ekledi.

Hindistan bakanlığı, Pakistan’ı Keşmir’deki ateşkes hattı, yani fiili sınır boyunca ateş yoğunluğunu artırmakla suçladı. Açıklamada, Hindistan tarafında beş çocuk ve üç kadın dahil 16 kişinin öldüğü belirtildi.

Pakistan, çarşamba günkü saldırılarda ve ardından Keşmir’de sınırın ötesine yapılan topçu saldırılarında en az 31 sivilin öldüğünü ve yaklaşık 50 kişinin yaralandığını söylerken, Hindistan 13 sivilin öldüğünü ve 59 kişinin yaralandığını açıkladı.

Hükümet kaynaklarına göre, perşembe günü Hindistan hükümeti bakanları Yeni Delhi’de düzenlenen siyasi parti toplantısında, Pakistan’a yönelik saldırılarda 100’den fazla militanın öldürüldüğünü ve sayımın devam ettiğini söylediler.

Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar parlamentoya, Pakistan güçlerinin Keşmir’deki fiili sınırda 40-50 Hintli askeri öldürdüğünü ve Hint askeri tesislerini “havaya uçurduğunu” söyledi.

Çarşamba gecesi Hindistan’ın sınır bölgelerinde elektrik kesintisi tatbikatları yapıldı.

Yerel basında, Pakistan ile sınırı olan Hindistan’ın Pencap eyaletindeki bazı şehirlerde, Pakistan’ın Hindistan’ın saldırılarına misilleme yapacağından korkan halkın temel ihtiyaç maddelerini stokladığı ve panik içinde alışveriş yaptığı bildirildi.

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, Yeni Delhi’nin durumu tırmandırmak niyetinde olmadığını söyledi. Hindistan-İran Ortak Komisyon Toplantısı’nda yaptığı açıklamada, “Ancak, bize askeri saldırı olursa, buna çok, çok sert bir yanıt verileceğinden şüphe duyulmamalıdır” dedi.

Pakistanlı mevkidaşı Ishaq Dar, Reuters’a verdiği demeçte, iki ülkenin ulusal güvenlik danışmanları arasında temaslar olduğunu ve askeri operasyonların sorumluları arasındaki acil hatların da çalıştığını söyledi. Daha fazla ayrıntı vermedi.

Hindistan-Pakistan savaşı henüz başlamadı

Asya

Singapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor

Yayınlanma

Financial Times gazetesi, Singapur’un nitelikli kadroları devlette tutmak ve yolsuzluğun önüne geçmek amacıyla siyasetçilere milyon dolarlık maaşlar ödediğini yazdı. Son artışla birlikte Başbakan Lawrence Wong’un yıllık geliri 2,8 milyon dolara çıkarken, kıdemsiz bakanların gelirleri de en çok kazanan bin vatandaşın gelirine endeksleniyor.

Singapur’da siyasetçilerin ve üst düzey bürokratların maaşları, özel sektördeki en başarılı bankacılar ve hukukçularla rekabet edebilmek amacıyla milyon dolarlık seviyelerde belirleniyor.

Financial Times gazetesinin haberine göre, gelirlerin piyasa koşullarına endekslendiği bu formül, liyakatli kadroları devlete çekme ve yolsuzluğu önleme stratejisine dayanıyor.

Ülkede bu hafta Başbakan Lawrence Wong’un maaşına 1 milyon dolarlık artış yapıldı. Yeni düzenlemeyle birlikte Wong’un yıllık geliri 2,8 milyon dolara ulaştı. Bu rakam, ABD Başkanı Donald Trump’ın aldığı yıllık başkanlık maaşının yedi katına denk geliyor.

Formül yolsuzluğu önlemeyi ve liyakati korumayı hedefliyor

Singapur, siyasetçilerine piyasa normlarına göre ödeme yapma modelini 1994 yılında benimsedi.

Dönemin Başbakanı Lee Kuan Yew tarafından hayata geçirilen bu düzenleme, kamu yönetiminin en yetenekli uzmanları bünyesine katarken büyük şirketler ve küresel hukuk bürolarıyla rekabet edebilmesini amaçlıyor.

Yüksek maaş politikası aynı zamanda tecrübeli siyasetçilerin karlı özel sektör teklifleri karşısında görevlerini terk etmelerini önlüyor. İyi gelir elde eden bakanların rüşvete yönelme ihtimalinin düşeceği varsayımıyla sistem, yolsuzluğa karşı kurumsal bir kalkan görevi de görüyor.

Financial Times, bu yaklaşım sayesinde Singapurlu siyasi liderlerin dünyanın en çok kazanan yöneticileri arasına girdiğine dikkat çekiyor.

Ülkedeki barem sistemine göre kıdemsiz bir bakanın geliri, Singapur’un en yüksek kazanca sahip bin vatandaşının medyan gelirine endeksleniyor.

Siyasete adım atmanın getirdiği bir “özveri payı” sayılarak bu tutardan yüzde 40 kesinti yapılıyor. Son endekslemenin ardından kıdemsiz bir bakanın yıllık maaşı yaklaşık 941 bin dolar düzeyine çıktı.

Siyasetçilere yapılan toplam ödemelerin yüzde 65’i sabit maaştan, yüzde 35’i ise gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, istihdam oranları ve devletin reel gelir artışına bağlı performans primlerinden oluşuyor.

Başbakan Wong, kendi maaşına yapılan zammı beş yıl boyunca hayır kurumlarına bağışlayacağını duyururken ülkedeki maaş mimarisini savundu.

Wong, “Hiç kimse siyasete para için girmemelidir. Rekabetçi maaşlar devlete hizmet motivasyonu üretmez. Ancak bu motivasyona zaten sahip olanların öne çıkıp adım atmasını mümkün kılar” dedi.

Küresel yetenekleri çekmek için yeni adımlar atılıyor

Singapur yönetimi, yüksek maaş uygulamasının yanı sıra ülkeye küresel sermaye ve beyin gücü çekme adımlarını sürdürüyor.

Hükümet ağustos ayında, dünyanın önde gelen fon yöneticilerini ülkeye çekmek amacıyla uygulanan üst düzey ONE Pass vize programını genişleteceğini duyurdu. Program, ülkenin kalkınmasına somut katkı sunabilecek uluslararası liderleri ve kıdemli yatırım uzmanlarını hedef alıyor.

2023 yılında yürürlüğe giren ONE Pass, geleneksel çalışma vizelerinden farklı olarak yabancı uzmanlara birden fazla işveren bünyesinde eş zamanlı faaliyet gösterme hakkı tanıyor.

Singapur, haziran ayında dünyanın en rekabetçi ekonomileri sıralamasında ilk kez İsviçre’yi geride bırakarak zirveye yerleşti.

Hong Kong’un ikinci sırada yer aldığı endekste üçüncü sıraya gerileyen İsviçre ise Avrupa’nın en rekabetçi ekonomisi olma unvanını koruyor.

Bu sırada bölgedeki diğer ülkeler farklı gündemlerle öne çıkıyor.

Irak Başbakanı, ülkedeki nakit yetersizliğine esprili bir dille yaklaşarak para yokluğu sayesinde yolsuzluğun da yaşanmayacağını savundu.

Okumaya Devam Et

Asya

“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”

Yayınlanma

Wall Street Journal gazetesi, İran’ın temmuz ayında Ürdün’deki Amerikan üssüne düzenlediği ve üç askerin öldüğü füze saldırısı öncesinde Çin’den yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri aldığını yazdı. Pekin iddiaları kötü niyetli suçlamalar olarak nitelendirip reddetti.

İran’ın temmuz ayında Ürdün’deki bir Amerikan üssüne düzenlediği ve üç ABD askerinin ölümüyle sonuçlanan füze saldırısı öncesinde ve sonrasında Çin’den yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri aldığı öne sürüldü.

The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran, 17 Temmuz’da Ürdün’ün kuzeydoğusundaki Muvaffak el-Salti Hava Üssü’ne balistik füzelerle saldırı düzenledi. Füzelerin doğrudan Amerikan askerlerinin uyuduğu kışlayı vurması sonucu üç asker hayatını kaybetti, dört asker de yaralandı.

Haberde, Donald Trump yönetiminin saldırıdan önceki aylarda Çinli şirketlerin Tahran’a uydu görüntüsü sağlayabileceği yönünde Pekin’i defalarca uyardığı aktarıldı. ABD, mayıs ayında Çin merkezli MizarVision, Earth Eye ve Chang Guang adlı şirketlere yaptırım uyguladı.

Pekin iddiaları kabul etmiyor

Yetkililer, saldırının ardından Tahran yönetiminin üste meydana gelen hasarı gösteren yüksek çözünürlüklü görüntüler yayımladığını kaydetti. Amerikan tarafının Ürdün’deki saldırıyla bağlantıyı ortaya koyan belgeleri Çinli muhataplarına sunduğu, ancak Pekin’in bu tezleri reddederek somut kanıt talep ettiği belirtildi.

Haberde görüşlerine yer verilen yetkililer, Çinli şirketlerin Tahran’a destek verdiği iddiasını Pekin’in kabul etmediğini dile getirdi. Habere göre yetkililer, uydu görüntülerini sağlayan şirketlerin isimlerini açıklamazken doğrudan Pekin yönetiminin olaya dahil olduğunu da öne sürmedi.

Çin’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Liu Pengyu, suçlamaların “kötü niyetli” olduğunu belirterek Çin ile İran arasındaki işbirliğinin uluslararası hukuka bütünüyle uygun yürüdüğünü savundu.

Haberde bu iddiaların, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 24 Eylül’de yapılması planlanan zirve öncesinde iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırabileceği değerlendirildi.

Trump’ın çalışma ekibine Pekin ve Şi ile iyi ilişkileri korumanın öncelik olduğunu söylediği, bu nedenle üst düzey Amerikalı yetkililerin zirveyi gölgeleyebilecek açık çatışmalardan kaçındığı aktarıldı. Habere göre yetkililer, Çin’in İran’a sağlayabileceği desteğin boyutunu kamuoyu önünde özellikle önemsiz gösteriyor.

Washington deniz kuvvetleri için endişeli

Dışişleri Bakanı Marco Rubio, temmuz ayındaki üs saldırısından birkaç gün sonra Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile bir araya geldi. Rubio, Çin’in Tahran’a istihbarat verisi sağlayıp sağlamadığına yönelik soruya net yanıt vermekten kaçınarak, “Çin’in hiçbir eylemi çatışmanın gidişatını hiçbir şekilde değiştirmedi” dedi.

Gazeteye konuşan kaynaklar, Amerikan yönetiminin Pekin’in Tahran’a ABD’nin deniz kuvvetlerini izlemesi konusunda da yardım edebileceğinden kaygı duyduğunu aktardı. İran son günlerde bir Amerikan uçak gemisine ve başka askeri gemilere balistik füzeler fırlattı.

Reuters haber ajansı yaz aylarında yayımladığı bir haberde, Çin’in Pakistan üzerinden İran’a büyük bir taşınabilir hava savunma sistemi (MANPADS) sevkiyatı yapmayı planladığını öne sürmüş, Çin Dışişleri Bakanlığı ile Pakistan Silahlı Kuvvetleri bu iddiayı yalanlamıştı.

Donald Trump ise Pekin’deki yüz yüze görüşmede Xi Jinping’in, Çin devletinin ve şirketlerinin hiçbir koşulda Tahran’a askeri destek vermeyeceği güvencesini bizzat kendisine ilettiğini açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya Merkez Bankası gelecek hafta politika faizini yüzde 1,25’e yükseltmeye hazırlanıyor

Yayınlanma

Enflasyon ve ABD baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası, faiz artışlarının hızını artırıyor.

Nikkei Asia’nın edindiği bilgilere göre Japonya Merkez Bankası (BOJ), artan ham petrol fiyatları ve yenin değer kaybetmesi nedeniyle yükselen enflasyon baskısını kontrol altına almak amacıyla 17-18 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu toplantısında temel faiz oranını mevcut yüzde 1 seviyesinden yüzde 1,25’e yükseltmeyi planlıyor.

Faizin en son haziran ayında artırıldığı dikkate alındığında, olası yeni artış Mart 2024’te başlayan mevcut faiz artırımı sürecindeki en kısa zaman aralığına işaret edecek.

ABD, yenin değerini desteklemek için Japonya’nın çabalarına katıldığında bunu karşılıksız yapmamıştı. Geçtiğimiz haftalarda ABD Hazine Bakanı Scott Bessent Tokyo’ya baskı yaparak, “Faiz artırımlarına hız verin ve büyük ekonomik teşviklere ilişkin modası geçmiş fikirleri terk edin” demişti.

Bessent, Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda’nın zayıf yenle mücadele etmek amacıyla para politikasında “doğru olanı yapacağını” umduğunu söylemişti.

BOJ Başkanı Kazuo Ueda ve diğer üst düzey yöneticiler faiz artışını kurulun gündemine getirecek ve dokuz üyeli Para Politikası Kurulu’nda çoğunluğun onayını almaya çalışacak.

Öngörülen yüzde 1,25’lik politika faizi, 1995’ten bu yana görülen en yüksek seviye olacak. Merkez bankası şimdiye kadar faiz oranlarını yaklaşık altı ayda bir artırıyordu. Ancak BOJ’un bu tempoyu üç ayda bire, başka bir ifadeyle iki politika toplantısında bir faiz artışına hızlandırmaya hazırlandığı değerlendiriliyor.

BOJ yetkilileri, temel ekonomik faktörlerden kaynaklanan fiyat artışlarının bankanın yüzde 2’lik enflasyon hedefini aşması konusunda giderek daha dikkatli davranıyor.

Ueda, temmuz ayı sonunda gerçekleştirilen bir önceki toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında enflasyon baskısının artmasına katkıda bulunan üç faktöre dikkat çekmişti: Orta Doğu’daki gerilimin yükselmesi nedeniyle artan ham petrol fiyatları, yapay zekâyla (AI) bağlantılı talepteki yükseliş ve yenin değer kaybetmesi.

ABD ile İran arasındaki silahlı saldırıların yeniden başlaması nedeniyle petrol fiyatları tekrar yükselişe geçti. West Texas Intermediate (WTI) türü ham petrol vadeli işlemlerinin fiyatı perşembe günü varil başına 100 doların üzerine çıkarak son üç buçuk ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Petrol fiyatlarındaki artış, çok çeşitli ürünlerin fiyatlarını ve ulaşım maliyetlerini yukarı çekiyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English