Asya
Pakistanlı uzmanlar Harici’ye değerlendirdi: Meclise giren siyasetçiler sorunları çözmekten aciz

Seçimler sonrası siyasi krizin ve protestoların devam ettiği Pakistan’dan uzmanlar süreci Harici’ye değerlendirdi. Siyasi analist Shamaim Shahid, ‘Geçmişte olduğu gibi 2024 seçimleri de can yakıcı sorunları çözemeyecek’ dedi ve ülkeyi büyük zorlukların beklediğini vurguladı. Hile iddialarını değerlendiren Kıdemli siyasetçi ve eski senatör Afrasib Khattak ise ‘İlk hile İmran Han’ın seçimden men edilmesiydi’ ve orduyu suçladı.
Pakistan’da 8 Şubat’ta yapılan Ulusal Meclis ve eyalet meclislerinin seçim sonuçları 11 Şubat’ta açıklanmıştı. Ancak sonuçlara göre hiçbir parti tek başına iktidar olmak için yeterli çoğunluğu elde edemedi. Siyasi partiler koalisyon hükümeti kurulması için görüşmeleri hızlandırdı. Öte yandan seçim sonuçlarında hile yapıldığı iddiasıyla başlayan protestolar da devam ediyor.
Cezaevindeki eski başbakan İmran Han’ın muhaliflerinin seçimler sonrası koalisyon hükümeti kurmak için anlaştığı bildirildi.
75 sandalyeyle ikinci parti olan eski başbakan Navaz Şerif’in Pakistan Müslüman Birliği ile 54 sandalyeli Bilawal Butto Zardari’nin Pakistan Halk Partisi hükümet kurmak için anlaştıklarını duyurdu.
Bu iki parti 2022 yılında Han’ın iktidardan eden güvenoylaması için bir araya gelmişti. Butto Zardari yaptığı basın toplantısında ülkenin çıkarları için hareket ettiklerini savundu. Koalisyon kuracaklarını açıklayan iki parti birbirlerine karşı seçim sonuçlarına itiraz da etmişti. Navaz Şerif’in partisinden yapılan açıklamada ise siyasi istikrar için anlaşma yapıldığı kaydedildi.
Han’ın tutuklanmasına ve partisi Pakistan Adalet Hareketi’nin (PTI) karşılaştığı engellemelere rağmen, partinin desteklediği bağımsız adaylar, Ulusal Meclis’te 93 sandalye kazanarak seçimi önde bitirdi. Ancak bağımsızlar parti olmadıkları için dezavantajlıydı.
PTI Sözcüsü Rauf Hasan da, başkent İslamabad’da yaptığı açıklamada, PTI destekli bağımsız milletvekillerinin, Ulusal Meclis ve Pencap Meclisinde ülkedeki Şiilerin siyasi grubu Müslümanların Birlik Meclisi Partisi (MVMP), Hayber Pahtunhva Meclisinde ise Cemaat-i İslami Partisi ile ittifak kuracağını söyledi. Hasan, bu kararın, İmran Han’ın talimatı doğrultusunda alındığını aktardı.
MVMP, Ulusal Mecliste 1, Cemaat-i İslami ise Hayber Pahtunhva Meclisinde 3 sandalyeye sahip.
Pakistan Ulusal Meclisi’nde 336 sandalye bulunuyor. Ulusal Meclis’teki 336 sandalyeden 60’ı kadınlara, 10’u ise dini azınlıklara ayrılmış durumda. Bu, sadece 266 sandalye için milletvekillerinin yarıştığı anlamına geliyor. Bu 70 sandalye de oyların yüzde 5’inden fazlasını alan “siyasi partiler” arasında nispi temsil yoluyla paylaştırılıyor. Söz konusu 70 sandalye için milletvekilleri aday olmuyor. Söz konusu 70 sandalyenin siyasi partiler arasında paylaştırılması, bir sonraki hükümetin başbakanının kim olacağı konusunda önemli bir rol oynayacak. Seçimlere bağımsız milletvekilleriyle girdiği için PTI, bu 70 sandalyeden faydalanamıyor.
Bu yüzden PTI’nın 93 bağımsız milletvekili Ulusal Meclis’te 1 sandalyeye sahip olan MVMP’ye katılacak. MVMP ise 94 sandalyeyle Ulusal Meclis’in en büyük partisi olacak ve söz konusu 70 sandalyenin 26’sını alacak. Böyle bir senaryoda MVMP’nin sandalye sayısı 120’ye çıkmış olacak. Ancak bu durumda bile PTI-MVMP ittifakı, hükümeti kuracak salt çoğunluk olan 169 sandalyeye çıkamıyor. İmran Han’ın partisinin hükümet kurmak için farklı siyasi partilerle de ittifak kurması gerekiyor.
PTI, seçimlerden birinci parti olarak çıksa da çok sayıda seçim bölgesinde oyların çalındığını ve bu oyların rakip partilerin adaylarına kaydırıldığını iddia ediyor.
Pakistan’ın geçici Başbakanı Anvarul Hak Kakar ise, seçim sonucunun güvenlik nedenleriyle geciktiğini söyledi ve havuzun herkes için “eşit bir oyun alanı” olduğunu sözlerine ekledi.
Kakar hile iddialarına, “Düzgün bir oyun alanı elbette herkes ve tüm katılımcılar için bir süreç olarak mevcuttu. Eğer bu mevcut değilse, nasıl oluyor da Ulusal Meclis’te PTI tarafından desteklenen en büyük gruba sahip oluyorsunuz, yani onlar en büyük tek grup ve biz hala hileyi yönetmekle suçlanıyoruz” diye itiraz etti.
Pakistan’da yaklaşan seçimler öncesi İmran Han’ın partisine sosyal medya kısıtlaması
‘Geçmişte olduğu gibi 2024 seçimleri de can yakıcı sorunları çözemeyecek’
Analistlere göre, bu siyasi krizin devam etmesi durumunda Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) yeni bir kurtarma programı talep etmek başta olmak üzere ülkeyi birçok zorluk bekliyor.
Bir köşe yazarı Abbas Nasir, “Ekonomik zorluklar o kadar ciddi, vahim ve çözümler o kadar acı verici ki, iktidara gelen herhangi birinin gemiyi nasıl yürüteceğinden emin değilim” diye yazmıştı.
Harici’ye konuşan Pakistanlı bir siyasi analist olan Shamaim Shahid, “Geçmişte olduğu gibi 2024 seçimlerinin de ülkenin ve halkının önündeki sorunları çözmede başarısızlıkla sonuçlanacağına şüphe yok” dedi.
Seçim sonuçlarının yansımalarını Harici’ye değerlendiren Shamaim Shahid, Pakistan’ın diğer zorlukların yanı sıra “ekonomik düzensizlik, kötü yönetim, güvenlik, dini aşırılık ve militanlık” gibi zor sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Parlamentoya giren herkesin bu sorunları ele alma konusunda kapasite ve yetenekten yoksun olduğunu da sözlerine ekledi. Bununla birlikte, güçlü askeri kurumun on yıllardır sürdürdüğü “ülkenin siyasi-idari işlerine karışma ve müdahale etme” davranışından vazgeçmesi halinde bir umut olabileceğini belirtti.
Shahid güvenlik durumunun kötü olduğunu ima ederken, kimliği belirsiz saldırganların Pakistan Halk Partisi’nin (PPP) mitinginde bir araca ateş açması sonucu en az üç kişi öldü, beş kişi de yaralandı. DAWN’ın haberine göre olay, araçta bulunan kişilerin PPP adayı Ahmed Karim Kundu’yu genel seçimlerde elde ettiği il meclisi zaferi dolayısıyla kutlamaya gittiği sırada meydana geldi.
Bir polis yetkilisi, olayın Hattala polis karakolu sınırları içinde meydana geldiğini ve polisin bilgi aldıktan hemen sonra olay yerine ulaşarak ölü ve yaralıları hastaneye sevk ettiğini söyledi.
Seçimlerden hemen önce de ülkenin güneybatıdaki Belucistan eyaletinde seçim adaylarının ofislerinin yakınında meydana gelen iki patlamada 26 kişi hayatını kaybetmişti. Patlamaların sorumluluğunu daha sonra IŞİD üstlenmişti.
Sandık başına giden Pakistan mobil hizmetleri askıya aldı, sınırları kapattı
‘İlk hile İmran Han’ın seçimden men edilmesiydi’
Pakistanlı kıdemli siyasetçi, eski senatör Afrasib Khattak, seçim günü olan 8 Şubat’ta halkın oylarını kullanmak için sandık başına gittiğinde ilk etapta herhangi bir hile görülmediğini söyledi. Khattak, seçimlere hile karıştırılmasının oy sayım süreci başladıktan sonra ortaya çıktığını ve halkın buna karşı protestolar düzenlediğini kaydetti.

Aynı zamanda Ulusal Demokratik Hareket lideri olan Hattak Harici’ye verdiği demeçte, “İnsanlar coşkuyla oy kullanmaya gitti, ancak hemen ardından askeri kurum tarafından tasarlanan muazzam seçim hilelerini protesto etmek için sokaklara döküldü” dedi.
Bazı Pakistanlı yetkililerin şiddete başvurmasından ve bazı polis yetkililerinin protestocuları dövmeye başlamasından ve hatta doğrudan üzerlerine ateş açarak can kayıplarına yol açmasından yakındı.
Oy hileleriyle ilgili olarak Hattak, seçimdeki ilk hilenin İmran Han’ın siyasi partisinin seçim kampanyasından men edilmesiyle gerçekleştiğini, ikincisinin ise seçim günü gecesi yapıldığını söyledi.
“Bazı eyaletlerde hilelerin çoğu Han’ın adaylarına karşı yapıldı, ancak siyasi partilerin çoğu seçimin şeffaf, özgür ve adil bir şekilde yapılmadığı konusunda aynı şikayete sahip” diye ekledi.
Khyber Pakhtunkhwa’da ve Veziristan’da şiddet olaylarının patlak verdiğini ve Veziristan Ulusal Demokratik Hareketi Başkanı Mohsin Dawar’a silahlı saldırı düzenlendiğini de sözlerine ekledi. “Saldırıda üç kişi öldü ve Sayın Dawar yaralandı” dedi.
‘Bu kadar büyük hileyi ancak askeri kurum yapabilir’
Hattak, seçimlere o kadar büyük çapta hile karıştırıldığını ve müesses nizam dışında hiçbir siyasi partinin bunu yapabilecek kabiliyete sahip olmadığını belirtti. “Oy hilesi tüm eyaletlerde yaşandı. Sadece Bir ya da iki eyalette söz konusu değildi. Ayrıca, seçim kurumu yetkililerini seçim sonucunu kabul etmeye zorlamak ancak Pakistan askeri kurumunun işi olabilir” dedi.
“Pakistan tarihindeki tek özgür ve adil seçim 1970 yılında yapılmış, çoğunluğunu Bangalilerin oluşturduğu bir siyasi parti seçimi kazanmış, ancak muhalefet sonucu kabul etmeyerek Pakistan’ın ayrılmasına ve Bangladeş’in Bağımsız bir ülke olarak kurulmasına neden olan derin bir siyasi krize yol açmıştı” diye devam etti Hattak.
O zamandan bu yana her seçimde askeri kurumun seçimlere müdahale ettiğini ifade etti.
Hattak ayrıca hiçbir partinin seçimi kazanamadığını ve şimdi büyük siyasi partilerin koalisyon hükümeti kurmayı düşündüğünü, bunun da kolay bir iş olmadığını belirtti.
“Seçimden sonraki 21 gün içinde hükümet kurulmalı, yani mart ayının ilk haftasında hükümet ilan edilmeli ve ondan önce siyasi partiler bir koalisyon hükümeti kurmak için müzakere etmeli ve bu zaman alan bir süreç” diye ekledi.
Son genel seçimler 2018’de yapılmıştı
Pakistan’da son genel seçimler 25 Temmuz 2018’de yapılmış ve İmran Han hükümeti göreve gelmişti.
Pakistan Ulusal Meclisinde 10 Nisan 2022’de yapılan güven oylamasında, 174 “hayır” oyuyla İmran Han hükümeti düşmüştü.
Üç dönem başbakanlık yapan Navaz Şerif’in kardeşi Şahbaz Şerif, 11 Nisan 2022’de Mecliste düzenlenen seçimde 174 oyla çoğunluğun desteğini alarak Başbakan seçilmiş ve ülkeyi Ağustos 2023’e kadar yönetmişti.
Ülkeyi genel seçimlere kadar yönetecek geçici hükümetin Başbakanı Anvarul Hak Kakar ise 14 Ağustos 2023’te yemin ederek göreve başlamıştı.
Asya
Samsung, Kore tarihinin en büyük hissedar ödeme planını açıkladı

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında ödeme yapmayı planladığını duyurdu. Bloomberg verilerine göre bu adım Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma niteliği taşırken, rakip SK Hynix’in hisse geri alımı sonrasında devreye alındı.
Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında kaynak aktarmayı planladığını bildirdi.
Bloomberg verilerine göre bu tutar, Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma özelliği taşıyor.
Samsung’un duyurduğu bu plan, dünya genelinde bugüne kadar açıklanan en büyük sermaye getirisi programları arasında da yer alıyor.
ABD tarihinde ise Apple, 2024 yılında 110 milyar dolarlık hisse geri alımını onaylamış ve bu işlem ülkenin en büyük hisse geri alımı olarak kayda geçmişti.
Samsung, serbest nakit akışının yaklaşık yarısını hissedarlara yönlendireceğini açıkladı. Şirket, bu tutarın yaklaşık 30 trilyon wonluk (yaklaşık 21,4 milyar dolar) kısmını üçüncü çeyrek temettüsü olarak ödeyecek.
Şirket ayrıca çalışan tazminatlarını karşılamak amacıyla yaklaşık 15 trilyon won (10,73 milyar dolar) tutarında hisse geri alımı gerçekleştirmeyi hedefliyor.
Buna karşılık Samsung, yaptığı açıklamada hedeflenen toplam tutarın kalan kısmının tam olarak nasıl ödeneceğini belirtmedi.
Şirket, kalan ödeme miktarının ve dağıtım şeklinin ocak ayındaki yönetim kurulu toplantısında kesinleştirileceğini kaydetti.
Samsung, rakibi SK Hynix gibi, yapay zeka alanındaki yükselişin etkisiyle rekor seviyeye ulaşan çip satışlarından elde edilen kârın bir bölümünü geri almak isteyen hissedarların baskısı altında.
SK Hynix, daha önce 40 trilyon won (28,5 trilyon dolar) tutarında kendi hisselerini geri alacağını duyurmuştu.
Financial Times’ın aktardığına göre, JPMorgan analistleri SK Hynix’in hissedarlarına en az 130 milyar dolar tutarında ek ödeme açıklamasını bekliyor.
Hissedarlara yönelik sermaye getirisi programını 2024 yılında başlatan Samsung, bu kapsamda yıllık 9,8 trilyon wonluk (7 milyar dolar) düzenli temettü ödemelerini korurken, 2024-2026 döneminde oluşacak serbest nakit akışının yüzde 50’sini hissedarlara aktarmayı taahhüt etmişti.
Samsung’un mart ayında yayımladığı kurumsal değer artırma planına göre şirket, 2024 ve 2025 yıllarında 20,9 trilyon won (14,9 milyar dolar) nakit temettü ödedi ve ardından iptal edilmek üzere hisse geri alımlarına 8,4 trilyon won (6 milyar dolar) harcadı.
Asya
Kuzey Kore’de lüks tüketim ve inşaat patlaması yaşanıyor

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’da Rusya ile derinleşen ilişkilerin ve ekonomik büyümenin etkisiyle lüks tüketime talep arttı. Ülke genelinde inşaat hamlesi hız kazanırken mağazalarda Batılı lüks markalar ve kayıt dışı IKEA ürünleri satılıyor. Ancak Financial Times gazetesine konuşan analistler, gelir artışına rağmen yapısal sorunların ve gıda yetersizliğinin sürdüğüne dikkat çekiyor.
Financial Times’ın haberine göre Kuzey Kore, analistlerin öncelikle Rusya ile derinleşen işbirliğine bağladığı belirgin bir inşaat ve tüketim patlaması yaşıyor.
Başkent Pyongyang’da son yıllarda yeni yerleşim bölgeleri, mağazalar ve eğlence merkezleri kuruldu. Büyük mağazalarda Omega marka saatler ve Chanel kozmetik ürünleri dahil olmak üzere lüks markalar satılırken alışveriş merkezlerinden birinde resmi olmayan bir IKEA mağazası faaliyet gösteriyor.
Şehirde ayrıca taksi çağırma ve QR kodla ödeme yapma imkanı sunan yaklaşık 500 dolar değerinde akıllı telefonlar bulunuyor.
Pyongyang’da altyapı alanında da gelişmeler yaşanıyor. Taksi çağırma hizmetleri, yeni mağazalar ve QR kodlu ödeme sistemlerinin yanı sıra internet kafeler ile BMW marka araçların da satın alınabildiği otomobil galerileri açıldı.
Güney Kore merkezli Kore Bankası (Bank of Korea), 1965 yılından bu yana düzenli resmi ekonomik veri açıklamayan Kuzey Kore’nin reel gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) 2025 yılında yüzde 3,5 büyüdüğünü tahmin etti. Bu veriyle birlikte ülke ekonomisi üst üste üçüncü yılı da yüzde 3’ün üzerinde büyümeyle tamamladı.
Dış ticaret verileri de toparlanmaya işaret ediyor. Kore Bankası verilerine göre 2025 yılında ülkenin ithalatı yüzde 14 artışla 2,66 milyar dolara, ihracatı ise yüzde 30 yükselişle 470 milyon dolara ulaştı.
Stimson Center düşünce kuruluşunun verileri de ocak-mayıs döneminde Çin’e yapılan ihracatın yüzde 68 artarak 287 milyon dolara çıktığını gösterdi. Bu artıştaki temel payı volfram sevkiyatı oluşturdu.
Ülkenin bir diğer gelir kaynağı ise kripto para hırsızlıkları oldu. TRM Labs’in değerlendirmesine göre Kuzey Kore yönetimiyle bağlantılı korsanlar, 2026 yılının ilk yarısında 643 milyon dolarlık kripto para çaldı.
Buna karşın analistler, yaşanan ekonomik büyümenin Kuzey Kore ekonomisinde henüz köklü ve yapısal bir dönüşüm anlamına gelmediğini savunuyor.
Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü’nün tahminlerine göre ülke, Rusya ile yürüttüğü işbirliği kapsamında Ağustos 2023 ile Aralık 2025 döneminde nakit para ve mal olarak 7,7 milyar dolar ile 14,4 milyar dolar arasında kaynak elde etti.
Ekonomik hareketlilik sürerken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ekonomi üzerindeki devlet denetimini artırıyor. Salgın sonrasında devlet dağıtım sistemini güçlendirmeyi hedefleyen yönetim, kayıt dışı piyasalar ile özel ticaret üzerindeki kontrolleri genişletti.
Wall Street Journal haziran ayı başında yayımladığı haberde, uluslararası yaptırımlara rağmen yönetici elit tabakanın zenginleşmesini “dünyanın en şaşırtıcı ekonomik başarı hikayesi” olarak nitelendirmişti.
Gazete, ekonomik büyümeyi Pyongyang’ın enerji ve malzeme ithalatını artırmasını ve yaptırımların bir kısmını aşmasını sağlayan Rusya ve Çin desteğiyle ilişkilendirmişti.
Kuzey Kore’nin 2006 yılındaki ilk nükleer denemesinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ve sonrasında defalarca genişletilen yaptırımlar; finansal varlıkları, ülkeye takım tezgahı, mineral, çelik ve demir sevkiyatını ve bazı malların ihracatını kısıtlıyor.
Kuzey Kore, uygulanan yaptırımları paravan şirketler, dost ülkelerdeki aracılar, korsanlar ve kripto paralar vasıtasıyla aşmayı öğrendi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı 2023 yılında, yaptırımların farklı bir jeopolitik ortamda alındığını belirterek Moskova ve Pekin’in Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlardan vazgeçeceğini açıklamıştı.
Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Rus tarafının Pyongyang ile askeri-teknik işbirliğine ilişkin yürürlükteki BM kısıtlamalarına uymayı sürdüreceğini ifade etmişti.
Bloomberg, 2025 yılındaki haberinde Kuzey Kore ekonomisinin 2024 yılında ağır sanayi, kimya sanayisi ve inşaat sektöründeki üretim artışının etkisiyle yüzde 3,7 büyüyerek 2016’dan bu yana en yüksek büyüme hızına ulaştığını bildirmişti.
Bununla birlikte Bloomberg, Kuzey Kore’nin yoksul bir ülke olmayı sürdürdüğünü vurgulamıştı. Ülkenin 2024 yılı gayrisafi milli geliri (GSMG) Güney Kore’nin yüzde 1,7’sine denk gelerek yaklaşık 33,3 milyar dolar, kişi başına düşen geliri ise Güney Kore seviyesinin yüzde 3,4’ü düzeyinde kalarak yaklaşık 1,24 bin dolar oldu.
Birleşmiş Milletler verilerine göre ise 26 milyonluk nüfusa sahip ülkenin yaklaşık yarısı yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.
Asya
Çin ve Endonezya savunma ilişkilerini derinleştirme konusunda anlaştı

Çin ve Endonezya, üst düzey görüşmelerde ikili savunma bağlarını derinleştirme konusunda anlaştı.
Çin ve Endonezya, cuma günü Cakarta’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerde askeri, denizcilik ve teknoloji alanlarındaki işbirliğini derinleştirme konusunda anlaşmaya vardı. Bu gelişme, ABD’nin Asya’daki güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizliğin yeniden arttığı bir dönemde Pekin’in bölgedeki etkisinin arttığına işaret ediyor.
Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin, Çinli mevkidaşı Dong Jun ile yaptığı görüşmenin ardından, iki ülkenin askeri kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla personel değişimlerini ve savunma sanayii işbirliğini artıracağını söyledi. Saatler sonra Dışişleri Bakanı Sugiono ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Endonezya’nın önemli ihraç ürünleri için pazara erişimin genişletilmesi olanaklarını araştırma ve yapay zekâ, haberleşme uyduları, enerji ve mineraller alanındaki işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı.
Wang, iki ülkenin balıkçılık alanındaki işbirliğini yeniden başlatacağını, Güney Çin Denizi’nde ortak kalkınmayı teşvik edeceğini ve bölgesel bir davranış kurallarına ilişkin müzakerelerin sonuçlandırılması için çalışacağını söyledi. Sugiono ise tarafların, sürdürülebilir finansman yöntemlerinden yararlanarak ve yolcu sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek Cakarta-Bandung yüksek hızlı demiryolu projesini sürdürme konusunda da anlaştığını belirtti.
Görüşmeler, cuma günü ilerleyen saatlerde yapılması planlanan ikinci dışişleri ve savunma bakanları toplantısı, yani “2+2” diyaloğu öncesinde gerçekleşti. Bu temaslar, geçen yıl yaklaşık 155 milyar dolarlık ikili ticarete dayanan ilişkilere yeni bir stratejik boyut kazandırıyor. Aynı zamanda, Devlet Başkanı Prabowo Subianto’nun bölgede nüfuz için rekabet eden hem Pekin hem de Washington ile ilişkileri derinleştirme çabasını da ortaya koyuyor.
Endonezya ile ABD, nisan ayında askeri modernizasyon, eğitim, tatbikatlar ve operasyonel işbirliğini kapsayan “Büyük Savunma İşbirliği Ortaklığı”nı kurmuştu. Buna rağmen Asya’da birçok kişi, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Kore ile yapılan tatbikatları ani bir kararla kısıtlamasının ardından Washington’ın bölgeye bağlılığını sorguluyor.
Endonezya’nın Çin ile yakınlaşması, Cakarta ile Pekin’in güvenlik ve denizcilik işbirliğini derinleştirme konusunda anlaştığı Nisan 2025’te Pekin’de gerçekleştirilen ilk 2+2 diyaloğunun da devamı niteliğinde. O görüşmelerde istihbarat paylaşımı, koordineli operasyonlar ve sahil güvenlik güçleri arasındaki bağların güçlendirilmesi de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda anlaşmaya varılmıştı.
Dışişleri bakanları cuma günü ayrıca ilk Endonezya-Çin Kapsamlı Stratejik Diyaloğu’nu başlattı ve 2027-2031 dönemini kapsayacak beş yıllık bir eylem planına ilişkin görüşmeleri memnuniyetle karşıladı.
Çin, iki ülke arasındaki ortaklığın daha geniş bir stratejik rol üstlenmesini istiyor. Dong, ülkelerin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) çerçeveleri üzerinden güvenlik işbirliğini derinleştirmesi ve Küresel Güney ülkeleri arasındaki savunma ilişkilerine örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Eş zamanlı çeviriye göre Dong ayrıca taraflara “dış güçlerin kötü niyetlerini” boşa çıkarma çağrısında bulundu.
Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek
Güvenlik alanındaki yakınlaşma, Güney Çin Denizi konusunda iki ülke arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarına rağmen ilerliyor. Prabowo ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 2024 yılında yayımlanan ortak bildiride “örtüşen hak iddialarının bulunduğu bölgelerde ortak kalkınma” ifadesine yer verilmesi, Cakarta’nın Pekin’in geniş kapsamlı deniz yetki alanı iddialarına yönelik muhalefetini yumuşattığı yönünde yorumlanmıştı.
Savunma ilişkileri, silah tedariki alanına da daha fazla yayılabilir. Endonezya, Çin yapımı Chengdu J-10 savaş uçaklarını satın almayı değerlendiriyor ancak henüz herhangi bir sözleşme sonuçlandırılmış değil.
Ekonomik işbirliği ise ilişkilerin merkezindeki yerini koruyor. Sugiono, iki ülkenin yerel para birimleriyle yapılan işlemleri ve finansal işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştığını söyledi. Wang ise Endonezya’nın Çinli şirketler için adil, şeffaf ve elverişli bir iş ortamı sağlamayı taahhüt ettiğini belirtti.
Bununla birlikte şirketler düzeyinde bazı gerilimler de yaşanıyor. Çinli şirketler, Endonezya’nın nikel sektöründeki daha sıkı politikalarının maliyetleri artırdığından ve yatırımları tehdit ettiğinden şikâyet ederken, Çin Büyükelçiliği söz konusu politika değişikliklerinin mevcut ve planlanan yaklaşık 50 milyar dolarlık yatırımı riske atabileceği uyarısında bulundu.
Malezya, ABD destekli Filipin askeri üssü konusunda endişeli
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak
Rusya5 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını4 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”











