Avrupa
Polonya’nın yeni cumhurbaşkanı Nawrocki yemin etti: ‘Yasa dışı göçe ve avroya hayır’

Polonya’da cumhurbaşkanlığı görevini Andrzej Duda’dan devralan Karol Nawrocki, Milli Meclis’te yemin ederek görevine başladı. İlk konuşmasında Devlet Sistemini Düzeltme Konseyi kuracağını ve yeni anayasa çalışmalarını başlatacağını duyuran Nawrocki, yasa dışı göçe ve avroya geçişe karşı olduğunu belirtti.
Polonya’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Rafał Trzaskowski’yi mağlup eden Karol Nawrocki, Polonya parlamentosunun alt kanadı Sejm’de düzenlenen törenle yemin ederek görevine başladı.
Milli Meclis’in her iki kanadı önünde yemin eden Nawrocki, 10 yıldır görevde olan Andrzej Duda’nın yerini aldı.
Bu sabah saat 10.00’dan sonra başlayan törende Nawrocki, “Polonya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevini milletin iradesiyle üstlenirken, anayasa hükümlerine sadık kalacağıma, milletin onurunu, devletin bağımsızlığını ve güvenliğini sarsılmaz bir şekilde koruyacağıma, vatanın ve vatandaşların refahının benim için her zaman en yüce emir olacağına ciddiyetle yemin ederim. Tanrı yardımcım olsun,” ifadelerini kullandı.
Nawrocki’den ilk mesajlar: Yeni anayasa ve yatırım hamlesi
Rzeczpospolita gazetesinin haberine göre yemin töreninin ardından Milli Meclis’e hitap eden yeni Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, seçim kampanyası sırasında vaat ettiği “Plan 21” programını uygulayacağını belirtti.
Nawrocki, “Polonya A ve Polonya B diye bir şey yok ve bu önümüzdeki beş yıl içinde değişmeyecek,” dedi.
Konuşmasında önemli projelere de değinen Nawrocki, “Yasa dışı göçe ‘hayır’, Polonya zlotisine ‘evet’, avroya ‘hayır’. Cumhurbaşkanı olarak kadınların ve erkeklerin emeklilik yaşının yükseltilmesine izin vermeyeceğim,” diye konuştu.
Merkezi Ulaşım Limanı (CPK) projesinin “geleneksel şekline” dönülmesi için perşembe günü bir yasa teklifi sunacağını açıklayan Nawrocki, “Cumhurbaşkanlığımın, verilen sözlere olan inancı yeniden tesis edeceğine derinden inanıyorum,” ifadelerini kullandı.
Nawrocki, Polonya’nın kalkınma konusunda yanlış yolda olduğunu ve “bir şeylerin değişmesi gerektiğini” belirterek, Başbakan Donald Tusk ve hükümet üyelerini kilit yatırımları görüşmek ve devletin durumu hakkında bilgi almak üzere bir Bakanlar Kurulu toplantısına davet etti.
Nawrocki, önemli yatırım projelerinin “tamamen engellenmiş, budanmış ve geciktirilmiş” olarak ayrılabileceğini üzüntüyle kaydettiğini söyledi.
Yargıya ve hükümete net tavır
Konuşmasının bir bölümünü hukuk, hukukun üstünlüğü ve devlet sistemine ayıran Nawrocki, Polonya’nın hukukun üstünlüğü yoluna geri dönmesi gerektiğini savundu. Nawrocki, “Yasal olarak seçilmiş bir başsavcının görev yapmadığı, anayasanın 7. maddesinin düzenli olarak ihlal edildiği bir devleti hukukun üstün olduğu bir devlet olarak adlandırmak zordur,” dedi.
Başbakan Donald Tusk ve Adalet Bakanı Waldemar Żurek’e seslenen Nawrocki, “Polonya Cumhuriyeti’nin anayasal ve hukuki düzenine aykırı hareket eden yargıçları terfi ettirmeyeceğim veya atamayacağım. Anayasal ve hukuki düzeni, anayasaya ve Polonya parlamentosu tarafından kabul edilen ve cumhurbaşkanı tarafından imzalanan yasalara uygun olarak saygı duyan yargıçları teşvik edeceğim, terfi ettireceğim ve atayacağım,” açıklamasında bulundu.
Bu sorunu çözmek amacıyla Cumhurbaşkanlığı bünyesinde Devlet Sistemini Düzeltme Konseyi kuracağını ilan eden Nawrocki, “Artık böyle devam edemez, Polonyalılar devlet sisteminin onarılmasını istiyor,” diyerek yeni konseye tüm siyasi çevrelerin temsilcilerini ve akademisyenleri davet edeceğini belirtti.
Nawrocki ayrıca, siyaset sınıfının yeni bir anayasa üzerinde çalışmaya başlaması gerektiğini ifade ederek, yeni anayasanın 2030 yılına kadar kabul edilmeye hazır olmasını umduğunu dile getirdi.
“Polonya, AB içinde egemen kalacak”
Nawrocki, milletin kendisini “seçim propagandasına, yalanlara, siyasi tiyatroya ve aşağılamaya rağmen” seçtiğini söyledi ve “Bir Hristiyan olarak, tüm bu aşağılamayı ve seçimler sırasında olanları kalbimin derinliklerinden affediyorum,” dedi.
Cumhurbaşkanı olarak “Polonya ulusunun sesi olacağını” vurgulayan Nawrocki, “AB içinde olan, ancak Avrupa Birliği olmayan, Polonya olan ve Polonya olarak kalacak bir Polonya isteyenlerin sesi olacağım,” diye konuştu.
Polonya ordusunun tüm modernizasyon çabalarını destekleyeceğini belirten Nawrocki, NATO’nun doğu kanadının sorumluluğunu güçlendirmede Polonya’nın lider olması gerektiğini savundu.
Yemin töreninden notlar
Yemin törenine, görevden ayrılan Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ve eşi de katıldı. Salondakilerin bir kısmı, görevden ayrılan cumhurbaşkanlığı çiftini alkışlar ve “teşekkür ederiz” sloganlarıyla karşıladı.
Törende Başbakan Donald Tusk’un da aralarında bulunduğu hükümet üyeleri ile eski cumhurbaşkanları Aleksander Kwaśniewski ve Bronisław Komorowski de hazır bulundu.
Eski cumhurbaşkanı Lech Wałęsa ise daha önceki açıklamasına uygun olarak törene katılmadı.
Avrupa
Macaristan Başbakanı Magyar: Rusya ile ilişkilerde 20 yıl önceki zemine dönüşmeli

Macaristan Başbakanı Peter Magyar, Rusya ile ekonomik ilişkilerin normalleşmesi ve 20 yıl önceki işbirliği zeminine dönülmesi gerektiğini belirtti. Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya gelen Magyar, Rusya’nın Avrupa için güvenlik tehdidi oluşturduğunu iddia ederken enerji bağımlılığı ve Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyeliği konularında ülkesinin şartlarını açıkladı.
Macaristan Başbakanı Peter Magyar, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Paris’te gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamalarda, Avrupa ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin normalleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Le Monde gazetesine mülakat veren Magyar, “Uzun vadede, Rusya ile ekonomik açıdan oldukça başarılı bir şekilde işbirliği yapılabildiği yirmi yıl önceki duruma geri dönmeye çalışmak önemlidir” ifadesini kullandı.
Macar Başbakan, bu beklentisine karşın mevcut durumda Rusya’nın Avrupa için bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu da iddia etti.
Üç hafta önce Viktor Orban’ın yerine hükümet başkanlığı görevini devralan Magyar, Batı Avrupalı ortaklarla ilişkileri güçlendirmek amacıyla 3 Haziran günü Paris’i ziyaret etti. Ziyaretinin amacına değinen Magyar, “Viktor Orban’ın on altı yıllık iktidarının ardından Macaristan-Fransa ilişkilerinde yeni bir sayfa açma zamanı geldi. Paris’e gelişimin amacı tam olarak budur” dedi.
Macaristan Başbakanı, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u, 1956 Macar Devrimi’nin 70’inci yıl dönümünün anılacağı 23 Ekim tarihinde Budapeşte’ye davet ettiğini açıkladı.
Vladimir Putin iktidardayken Rusya ile ilişkilerin normalleşmesinin mümkün olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Magyar, “Bu gerçekleştiğinde belki ne ben ne de Sayın Putin görevlerimizde olacağız” dedi.
Macaristan’ın Rusya’ya olan enerji bağımlılığına da değinen Başbakan, “Coğrafyayı değiştirmek çok zordur” diyerek ülkenin tedarik yollarını çeşitlendirmeye çalışacağını ancak Rus enerji kaynaklarından tamamen vazgeçmenin mümkün olmadığını belirtti.
Magyar, “Barış geldiğinde, özellikle enerji alanında hiç kimse yeni bir soğuk savaşla ilgilenmeyecektir. Bu durum ne Avrupa’nın ne de Moskova’nın çıkarınadır” diye ekledi.
Magyar ayrıca, Macaristan’ın Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerinin başlamasını ancak bu ülkedeki Macar azınlığın haklarının iade edilmesinden sonra destekleyeceğini açıkladı.
Macaristan Başbakanı, “Tek bir şartın yerine getirilmesi gerekiyor: Ukrayna’daki Macar azınlık temel haklarına yeniden kavuşmalıdır. Ukrayna bunu taahhüt ettiği an Macaristan müzakerelerin başlamasına engel olmayacaktır” dedi ve tarafların uzmanlar düzeyinde bir anlaşmaya yakın olduğunu sözlerine ekledi.
Magyar, Avrupa Birliği fonlarından dondurulan 16 milyar avronun alınabilmesi için reformları içeren yeni eylem planının önümüzdeki iki hafta içinde sunulacağını da bildirdi.
Avrupa
Polonya doğu sınırında uçuş kısıtlaması getirdi

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı, ülkenin doğu sınırında 10 Haziran ile 9 Eylül tarihleri arasında uçuş kısıtlamaları uygulanacağını duyurdu. Belarus ve Ukrayna sınırındaki özel bir bölgeyi kapsayan kısıtlamalar, yaklaşık 3 kilometre yüksekliğe kadar olan uçuşlar için geçerli olacak.
Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı, ülkenin doğu sınırındaki hava sahasında 10 Haziran ile 9 Eylül tarihleri arasında uçuş kısıtlamaları uygulanacağını açıkladı.
Alınan karara göre kısıtlamalar, Belarus ve Ukrayna sınırına yakın özel bir bölgede yürürlükte olacak. Belirlenen kısıtlamaların yaklaşık 3 kilometre yüksekliğe kadar olan uçuşları kapsayacağı, bu irtifanın üzerinde seyreden yolcu uçaklarının ise yeni düzenlemeden etkilenmeyeceği belirtildi.
Uygulama kapsamında, kısıtlama getirilen bölgede gece saatlerinde uçuşlar tamamen yasaklanacak. Bu yasağın dışındaki istisnaların yalnızca askeri havacılık unsurları ile önceden koordine edilmiş belirli uçuşlar için geçerli olacağı aktarıldı. Gündüz saatlerinde ise askeri uçaklar, ambulans uçaklar, arama kurtarma ekipleri ve bazı insansız hava araçlarının uçuş yapmasına izin verilecek.
Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı yetkilileri, söz konusu tedbirlerin devlet güvenliğini sağlamak amacıyla alındığını bildirdi. Kısıtlama bölgesinin, Polonya’nın doğu sınırından yaklaşık 20 ila 50 kilometre mesafedeki alanı kapsayacağı kaydedildi.
Ajans ayrıca, kuralların ihlal edilmesi durumunda bu durumun ülkenin havacılık kanunlarının ihlali olarak kabul edileceği uyarısında bulundu.
Polonya, Ukrayna topraklarındaki patlamalar nedeniyle son bir ay içinde birkaç kez savaş uçaklarını havaya kaldırmıştı.
Bununla birlikte Polonya Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, gerçekleştirilen son önleme uçuşundan önce Polonya hava sahasına yönelik herhangi bir ihlalin tespit edilmediği bilgisi verilmişti.
Rusya Savunma Bakanlığı ise 2 Haziran tarihinde bir açıklama yaparak, Ukrayna’nın savunma sanayisi tesislerine, yakıt altyapısına ve askeri havaalanlarına yönelik kitlesel bir saldırı düzenlendiğini bildirmişti.
Avrupa
Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.
Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.
Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.
Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.
Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.
Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.
Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.
Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.
Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.
Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Ortadoğu1 hafta önceİddia: İran, zenginleştirilmiş uranyumu Çin’e göndermeye razı oldu












