Diplomasi
Quebec, ABD ve Çin’e karşı Avrupa ile ilişkilerini güçlendirecek

Quebec ve Avrupa, ABD ve Çin ile artan gerginliklere karşılık, iktisadi bağlarını derinleştirecek ve ortak tedarik zincirlerinin dayanıklılığını güçlendirecek.
Quebec Uluslararası İlişkiler ve Frankofoni Bakanı Christopher Skeete, Euractiv’e verdiği demeçte, ABD’nin gümrük vergileri ve Çin’in stratejik öneme sahip mineraller üzerindeki ihracat kısıtlamalarının, Kanada’nın mineral zengini eyaleti Quebec’i derin tarihi, sosyal ve kültürel bağları olduğu bir kıta olan Avrupa ile ilişkilerini daha da geliştirmeye yönelttiğini söyledi.
Kuzey Amerika’daki tek Fransızca konuşan çoğunluğa sahip bölge olan Quebec’in Avrupa ile “ortak değerler, ortak dünya görüşü [ve] ortak bir kader” paylaştığını belirten Skeete, sözlerine şöyle devam etti:
“Şu anda bu alana daha fazla ağırlık veriyoruz ve daha ileriye gitmeyi, daha fazlasını başarmayı umuyoruz. Tarihsel olarak tek müşterimiz olan ABD’ye bağlı olmanın getirdiği bazı riskleri azaltmanın bir yolu olarak, Avrupa ile daha derin bir ilişki kurmaya inanıyoruz.”
Bu açıklamalar, geçtiğimiz yıl boyunca Kanada ile Avrupa arasındaki ilişkilerin ısınmasıyla birlikte geldi.
ABD’nin gümrük vergileri eyalet ekonomisini vurdu
ABD Başkanı Donald Trump’ın geniş kapsamlı gümrük vergileri, NATO’ya karşı ikircikli tutumu ve Kanada ile Grönland’ı ilhak etme tehditleri, iktisadi ve savunma işbirliğini güçlendirme çabalarını hızlandırdı.
İmalat ağırlıklı bir ekonomiye sahip olan Quebec, bu jeopolitik çalkantıdan özellikle ağır bir darbe aldı.
Trump’ın gümrük vergileri, eyaletin ihracata bağımlı endüstrilerini, özellikle de alüminyum eritme tesislerini sert bir şekilde vurdu. Quebec’in ihracatının %70’inden fazlası ABD’ye yapılıyor.
İktisadi konularda yetkisini Kanada federal hükümetiyle paylaşan eyalet, aynı zamanda çok sayıda modern teknolojide kullanılan ve üretimi Çin’in hakimiyetinde olan kritik minerallerin tedarikindeki aksaklıklara karşı son derece savunmasız.
Maden zengini Quebec, “riskten arındırma” için kritik önemde
Fakat maden kaynakları açısından zengin bu bölge, Brüksel tarafından stratejik açıdan kritik olarak değerlendirilen lityum, grafit ve diğer birçok elementi giderek daha fazla üretiyor.
Skeete, “Avrupa’nın daha egemen olmasına yardımcı olabiliriz, aynı zamanda Asya tedarik zincirlerine olan bağımlılığını da azaltabiliriz,” diyerek, eyaletin hem madencilik hem de arıtma kapasitesini artırmayı hedeflediğini ekledi.
Pekin’in dünyadaki kritik mineral tedarikindeki hakimiyetini kırmanın zor olup olmayacağı sorulduğunda Skeete şöyle yanıt verdi:
“Bu, zor olup olmadığına dair bir soru değil. Bence bu ahlaki bir zorunluluk. Bence başka seçeneğimiz yok.”
Skeete ayrıca, Quebec’in Avrupa’nın savunma sektörünü güçlendirme kapasitesini vurguladı ve Montreal merkezli bir şirketin, AB’nin 150 milyar avroluk ‘SAFE’ kredi programı kapsamında şu ana kadar sözleşme imzalayan tek Kanadalı firma olduğunu belirtti:
“Kesinlikle ikinci bir SAFE programı istiyoruz. Değişen dünyanın sunduğu bu fırsatı, ekonomilerimizi derinlemesine entegre etmek için hemen değerlendirmezsek, bence çok büyük bir fırsatı kaçırmış oluruz.”
Quebec, “transatlantik” ilişkilere öncelik verecek
16 Haziran 2026 tarihinde, Québec Hükümeti “Değişime uğrayan bir dünyada güvenilir bir Québec” başlıklı yeni uluslararası politikasını açıklamıştı.
Québec Başbakanı Christine Fréchette ve Skeete tarafından sunulan bu politika, 2017 yılından bu yana yapılan ilk büyük güncelleme niteliğinde ve Québec’in uluslararası ilişkilere yaklaşımında önemli bir dönüşüme işaret ediyor.
ABD ile yaşanan ticaret gerilimleri, Ukrayna’daki savaş ve yapay zekanın (AI) hızlı gelişimi gibi küresel belirsizliklerin yaşandığı bir ortamda, Québec, “ulusal çıkarlar” perspektifinden hareketle uluslararası stratejisini ve önceliklerini yeniden tanımlıyor.
Bunun işletmeler ve yatırımcılar için önemli etkileri bulunuyor: 2025 rakamlarına göre Québec ekonomisi, yıllık 600 milyar Kanada doları (yaklaşık 427,6 milyar ABD doları) üzerinde GSYİH ve yaklaşık 180 milyar Kanada doları (yaklaşık 128,3 milyar ABD doları) tutarında ihracat yaratıyor.
Uluslararası ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla Québec, üç temel odak alanı belirledi: ticari ilişkilerin çeşitlendirilmesi, Québec’in çıkarları doğrultusunda diplomatik çabaların yenilenmesi ve Québec’in kimliğinin yurtdışında daha güçlü bir şekilde ortaya konması.
Bu öncelikler aracılığıyla açıklanan yeni politika belgesi, hükümetin ana yönelimlerini belirliyor ve işletmeler ile yatırımcılar için altı temel hususu ortaya koyuyor:
- Köşe taşı olarak ulusal çıkar
- İşletmelerin faaliyet alanlarının çeşitlendirilmesi
- Doğal kaynaklar ve kritik mineraller: Stratejik bir varlık
- Stratejik ortak olarak Avrupa
- İktisadi Frankofoni ve bilim diplomasisi
- Gelişmekte olan piyasalar
Yeni politika bu kapsamda, özellikle Avrupa’ya (Kapsamlı Ekonomi ve Ticaret Anlaşması – CETA pazarları dahil), Hint-Pasifik bölgesine, Afrika’ya, Orta Doğu’ya ve Latin Amerika’ya odaklanarak ticaret ve yatırım ilişkilerinin daha fazla çeşitlendirilmesini öngörüyor.
İş dünyası için bu stratejik yönelim net bir mesaj veriyor: ABD dışındaki pazarlar, ticaret heyetleri, uluslararası ortaklıklar ve hedef odaklı iktisadi girişimler dahil olmak üzere artan devlet desteğinden yararlanacak.
Québec, gelişmekte olan pazarları ticaret çeşitlendirme stratejisinin temel bir ayağı olarak tanımlıyor.
Yalnızca Hint-Pasifik bölgesi, küresel iktisadi fırsatların üçte ikisini temsil ediyor ve giderek artan bir şekilde iktisadi ve jeopolitik etkinin önemli bir merkezi olarak görülüyor.
Québec, enerji, savunma, karbonsuzlaşma ve inovasyon gibi alanlarda stratejik ortaklar olan Japonya ve Güney Kore’ye özel önem verirken, ortak çıkar alanlarında Hindistan ve Çin ile ilişkilerinde pragmatik bir yaklaşım benimsiyor.
Bu bağlamda, Kanada ve Çin’in Ocak 2026’da stratejik bir ortaklık duyurmuştu.
Birleşik Krallık ile kritik mineral anlaşması
Quebec, savunma sanayisi için kritik ve stratejik mineralleri güvence altına almak amacıyla geçen aralık ayında Birleşik Krallık ile bir anlaşma imzaladı.
Anlaşma, mevcut jeopolitik ortamda Quebec’i güvenilir bir ortak olarak konumlandırmayı amaçlıyor.
Batı ülkeleri, kritik ve stratejik minerallerin küresel pazarının büyük bir kısmını kontrol eden Çin’e olan bağımlılıklarını azaltmak için ortaklar arıyor.
Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık, Rusya tehdidine yanıt olarak savunma harcamalarını artıracaklarını duyurdu ve bu sektörün büyük miktarda kritik minerallere ihtiyacı bulunuyor.
Skeete, o dönem The Canadian Press ile yaptığı röportajda, AB tarafından gerekli görülen 40 kritik mineralden en az 10’unun Quebec topraklarında bulunduğunu belirtmişti.
2024 yılında Birleşik Krallık, 5 milyar doları aşan ikili ticaret hacmiyle Quebec’in dördüncü en büyük Avrupa ticaret ortağıydı.
Quebec’in Birleşik Krallık’a yaptığı ihracat son beş yılda yüzde 41 artarak, bu ülkeyi eyaletin Avrupa’daki ikinci, dünya çapında ise altıncı en büyük müşterisi haline getirdi.
Diplomasi
Ermenistan’da balık üreticileri ihracat krizi nedeniyle ayakta

Ermenistan’daki balık üreticileri, Rusya pazarının kapanması ve AB pazarına ihracatın henüz fiilen mümkün olmaması nedeniyle hükümet binası önünde protesto düzenledi. Ellerinde kalan 15 bin ton canlı balık ve Rusya sınırından dönen ürünler için vize başvurusunda bulunan üreticiler, acil destek talep ediyor.
Ermenistan’da faaliyet gösteren balık üreticileri, Rusya pazarının tamamen kapanması ve yeni açıldığı duyurulan Avrupa Birliği (AB) pazarına fiilen ihracat yapılamaması gerekçesiyle başkent Erivan’daki hükümet binası önünde protesto gösterisi başlattı.
Taleplerini iletmek üzere başbakan yardımcılarından biriyle görüşmek isteyen üreticiler, sektörün büyük bir çıkmaza girdiğini belirtiyor.
Ermenistan Balıkçılık Birliği Başkanı Gor Grigoryan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AB pazarının kendileri için şu aşamada ulaşılamaz olduğunu kaydetti.
Grigoryan, “Elimizde şu anda 15 bin ton canlı balık stoğu var ve bu hacmin Avrupa pazarında eritilmesi gerçekçi değil. Ayrıca Rusya sınırından geri çevrilen ve soğuk hava depolarında bekletilen ürünlerimiz bulunuyor” dedi.
Yeni pazarlara açılma adımlarını olumlu bulduklarını ancak bu pazarlarda kalıcı olana kadar ayakta kalabilmek için devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını belirten Grigoryan, Avrupa’daki tüketicilerin Ermenistan balığını hazırda beklemediğini ve bunun için titiz bir çalışma yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Grigoryan, bazı balıkçılık işletmelerinin 2025 yılında AB pazarına ihracat yapabilmek amacıyla başvuru gerçekleştirdiğini, fakat şu ana kadar herhangi bir tescil veya onay işleminin yapılmadığını aktardı.
Ermeni ihracatçıların uzun yıllar boyunca yaptıkları pazar analizleri sonucunda Rusya yönüne odaklandıklarını belirten birlik başkanı, bu ana rotanın artık tamamen kapalı olduğunu hatırlattı.
Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor), haziran ayı başında Ermenistan’dan yapılan balık ve balık ürünleri ithalatına yönelik sertifikasyon işlemlerini geçici olarak askıya almış, 26 Haziran itibarıyla da kısıtlamaları sektörün tamamını kapsayacak şekilde genişletmişti.
Rusya Tüm Balıkçılık İşletmeleri, Girişimcileri ve İhracatçıları Birliği Başkanı German Zverev, Ermenistan’ın Rusya için önemli bir alabalık tedarikçisi olduğunu ancak bu kısıtlamaların Rusya içinde bir arz sıkıntısı yaratmayacağını belirtmişti. Zverev, Erivan için ise Rusya pazarının hayati önem taşıdığına dikkat çekmişti.
Buna karşın Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB pazarının Ermeni balıklarına açıldığını ve Ermeni şirketlerin tarihte ilk kez AB ülkelerine balık ile balık ürünleri gönderme hakkı elde ettiğini duyurmuştu.
Ermenistan, son yıllarda AB ile yakınlaşma politikasını sürdürüyor. Ülke parlamentosu 2025 yılında Avrupa entegrasyon sürecini başlatan yasayı kabul etmiş olsa da hükümet yetkilileri, üyeliğin ülke ekonomisi için taşıdığı önem nedeniyle Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) şu aşamada çıkmayı planlamadıklarını defalarca yineledi. Başbakan Nikol Paşinyan ise AB üyeliğini stratejik bir hedef olarak tanımlamaya devam ediyor.
Ermenistan’ın Batı ile entegrasyon adımlarının hız kazanması, Moskova ile ilişkilerde soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan tarafının AB ile AEB arasında bir an önce net bir seçim yapması gerektiğini belirterek, bu durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini ifade etmişti.
Mayıs ayında ise AEB üyesi Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Ermenistan’a AB ile birlik arasında seçim yapacağı bir referandumu gecikmeden düzenlemesi çağrısında bulunmuştu.
Rusya, son aylarda balık ürünlerinin yanı sıra Ermenistan’dan ithal edilen taze sebze, meyve, çiçek ve alkollü içecekler gibi diğer ürün gruplarına da çeşitli kısıtlamalar getirdi.
Rosselhoznadzor Başkanı Sergey Dankvert, bu kararların arkasında siyasi nedenler bulunmadığını, sorunun Ermenistan’daki üretim süreçlerindeki yapısal aksaklıklardan kaynaklandığını savundu.
Dankvert, ülkede çok sayıda küçük üretici bulunmasına rağmen etkin bir kooperatifleşme ve iç denetim mekanizmasının bulunmadığını işaret etti.
Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın attığı bu adımları “ekonomik baskı” olarak nitelendirerek, Ermenistan için bir destek paketi hazırladıklarını ve Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini kolaylaştıracak önlemler üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Reuters’ın aktardığı resmi istatistiklere göre, 2025 yılında Ermenistan’ın dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile gerçekleştirilirken, Avrupa Birliği’nin payı yüzde 11 civarında kaldı.
Diplomasi
Panama ile Çin denizcilik anlaşmasını yeniliyor

Panama, Çin limanlarında kendi bandırasını taşıyan gemilere gümrük tarifelerinde öncelik ve bürokratik kolaylık sağlayan deniz taşımacılığı anlaşmasını yenilemek üzere Pekin yönetimiyle uzlaştı. Panama Dışişleri Bakanlığının resmi açıklamasıyla duyurulan gelişme, Panama Kanalı’ndaki iki limanın işletme hakkına sahip Hong Kong merkezli bir şirketin imtiyaz sözleşmesinin iptal edilmesinin ardından yaşanan gerilimi takip ediyor.
Panama hükümeti, Çin limanlarında Panama bandıralı gemilere çeşitli avantajlar sunan deniz taşımacılığı anlaşmasının yenilenmesi konusunda Çin yönetimiyle mutabakata varıldığını açıkladı.
Söz konusu uzlaşı, Panama Kanalı bünyesindeki iki limanın işletme imtiyazına sahip olan Hong Kong merkezli bir şirketin sözleşmesinin iptal edilmesini takiben, Panama bandıralı gemilerin Çin limanlarında daha sıkı denetimlerle karşı karşıya kaldığı yönündeki şikayetlerin ardından geldi.
Panama Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, geçen hafta Pekin’de gerçekleştirilen müzakerelerin ardından iki ülkenin “uzlaşıya vardığı” ve anlaşmanın “yenilenme prosedürlerinin başlatılacağı” ifade edildi.
Bu yıl süresi dolacak olan mevcut anlaşma, Çin limanlarında Panama bayrağı taşıyan gemilere yönelik gümrük tarifelerinde tercihli kolaylıklar ve daha sade bürokratik kurallar sunuyor.
Yerel basında çıkan haberlere göre, 2026 yılında yaklaşık 500 Panama gemisi Çin limanlarında denetlenmek üzere alıkonulmuştu.
Ancak Dışişleri Bakan Vekili Carlos Hoyos pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu denetim sayılarının artık “tarihi seviyelere” geri döndüğünü belirtti.
Çin’in Panama gemilerine yönelik denetimleri sıkılaştırması, Orta Amerika ülkesindeki bir mahkemenin, kanal bünyesindeki iki terminali işleten Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketinin iştiraki Panama Ports Company’nin sözleşmesini iptal etme kararının ardından yoğunlaşmıştı.
Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, Panama Kanalı’nın Çin tarafından yönetildiği argümanıyla bu kritik su yolu üzerinde kontrol sağlama girişimlerinde bulunmuştu.
Buna karşın Panama Kanalı, Panama hükümetinden özerk olan bağımsız bir devlet kurumu tarafından idare ediliyor.
Diplomasi
Ukrayna askeri komutasında idari kriz

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete dönmeyi reddetmesi üzerine askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya kaldı. Financial Times’ın batılı yetkililere dayandırdığı habere göre, Kiev’e destek veren ülkeler orduda acilen istikrar sağlanmasını ve güvenilir isimlerin göreve getirilmesini talep ediyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete geri dönmeyi kabul etmemesiyle birlikte askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya.
Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu durum Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’nin geleceğine yönelik karar alma sürecini daha da zorlaştırıyor.
Ukrayna’ya destek veren batılı ortaklar, Zelenskiy yönetimine silahlı kuvvetlerle ilgili sorunları bir an önce çözüme kavuşturma çağrısı yaptı. Gazeteye konuşan batılı bir yetkili, “Biz sizin ana finansörünüzüz ve bize istikrar gerekiyor. Tanıdığımız, güvendiğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.
Protestolar 16 şehre yayıldı
Fedorov’a destek amacıyla 16 Temmuz Perşembe günü Kiev’de başlayan protestolar en az 16 şehre yayıldı. Yaşanan bu süreç, Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Sırskiy ile ilgili kararsızlığını derinleştirdi.
FT, bu düzeyde bir askeri yöneticinin görevden alınmasının devletin savunma kabiliyetine zarar verme riski taşıdığını, ancak değişim taleplerinin yanıtsız bırakılmasının da Zelenskiy’nin halk desteğini daha fazla düşürebileceğini belirtiyor.
Ayrıca, Rusya ile yaşanan silahlı çatışma döneminde kariyer basamaklarını tırmanan genç subayların üst kademelerde görev alma talebi her geçen gün artıyor.
Gazeteye konuşan kaynaklar, bu yeni nesil komutanların muharebe sahasının değişen gerçeklerini ve yeni teknolojileri daha iyi kavradığını aktarıyor.
Zelenskiy’nin Fedorov’a geniş yetkiler sunmak istediği, ancak eski bakanın sadece Savunma Bakanlığı görevine dönmeye sıcak baktığı ifade ediliyor.
Ukrayna lideri, Fedorov’a doğrudan devlet başkanına bağlı çalışabileceği, savunmada inovasyon ve askeri reform süreçlerini denetleyebileceği Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi (SNHB) bünyesinde bir pozisyon önerdi.
Bu formüle göre Fedorov, Savunma Bakanlığı ve ordunun idari yapısı dışında kalarak savunma teknolojileri programlarını yönetebilecek, uzun menzilli silah üretimini artırma çabalarını koordine edebilecek ve askeri sanayiye yabancı yatırım çekme görevini üstlenebilecekti.
Kaynaklar, Zelenskiy’nin Fedorov ile hafta sonu görüştüğünü ve istifasından bu yana kendisiyle neredeyse her gün temas halinde olduğunu belirtiyor. Devlet başkanının sunduğu diğer alternatif görevlerin tamamı da Fedorov tarafından geri çevrildi.
Sırskiy ve Fedorov arasındaki doktrin ayrılığı
Eski Savunma Bakanı Fedorov geçen hafta görevinden ayrılmış, yerine bu yılın başından beri Ukrayna Güvenlik Servisini (SBU) yöneten Yevgeniy Hmara atanmıştı.
İstifasının ardından Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i yolsuzluk ve “stratejik öngörüsüzlükle” suçlayarak görevden alınması çağrısı yapmıştı. Fedorov ayrıca, genelkurmay başkanının Zelenskiy’e bir “ültimatom” vererek kendisinin görevden alınmasını talep ettiğini öne sürmüştü.
FT’nin analizine göre iki isim arasında ciddi bir askeri doktrin ayrılığı bulunuyor. Sırskiy ordunun “mümkün olduğunca uzun süre mevzilerini koruması ve daha fazla insanı seferber etmesi” gerektiği yönündeki yaklaşıma dayanırken, Fedorov askeri yapıda teknolojik inovasyonların uygulanmasını, robotik sistemlerin ve insansız hava araçlarının kullanımına öncelik verilmesini ve ordunun genel bir reform sürecinden geçirilmesini savunuyordu.
Ukrayna merkezli Insider.ua internet sitesi ve gazeteci Vitaliy Glagola, 20 Temmuz’da devlet başkanlığı ofisi ile savunma bakanlığındaki kaynaklarına dayanarak Sırskiy’nin o gün görevden alınacağını iddia etmişti.
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise daha sonra yaptığı açıklamada generalin görevden alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve Sırskiy’nin görevine devam ettiğini duyurmuştu.
Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?
Görüş1 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?











