Avrupa
Rheinmetall, dünyanın en büyük ikinci silah şirketi olma peşinde

Alman silah tekeli Rheinmetall, savunma sanayisinin birçok yeni alanına sistematik olarak genişliyor ve dünyanın en büyük üç savunma şirketinden biri olmayı planlıyor.
Geleneksel olarak tank, topçu ve mühimmat üreten şirket, artık drone ve uydu üretim pazarlarına da giriyor.
German Foreign Policy’de yer alan analize göre Rheinmetall böylece, gelecekteki savaşların savaş alanları için sadece silah ve mühimmat üretmekle kalmayıp, savaş alanlarının üzerinde uçan insansız hava araçları ve savaşı ve çevresini keşfeden uydular da üreten bir şirket haline geliyor.
Rheinmetall’in 2020 yılında silah satışları sadece 3,7 milyar avro iken, sivil otomotiv bölümünün elden çıkarılmasının ardından 2030 yılına kadar toplam satışların 50 milyar avroya çıkması bekleniyor.
Mevcut rakamlara göre, bu durum şirketi, 2024 yılında 55,5 milyar avro savunma satışı gerçekleştiren ABD’li dev Lockheed Martin’in ardından, küresel savunma şirketleri arasında ikinci sıraya yerleştirecek. Avrupa’da ise Rheinmetal
Avrupa’nın en büyük mühimmat üreticisi
Rheinmetall, mühimmat üretiminin satışlarının en büyük payını oluşturmasını ve 2030 yılına kadar 14 ila 16 milyar avroya ulaşmasını bekliyor.
Düsseldorf merkezli silah üreticisi, kısmen 2023 yazında tamamlanan İspanyol rakibi Expal’ın satın alınması sayesinde, halihazırda Avrupa’nın en büyük mühimmat üreticisi.
Rheinmetall, 2022 yılında yaklaşık 60.000 adet 120 mm tank mühimmatı üretirken, 2027 için şimdiden 240.000 adet üretim planlanıyor. 155 mm kalibreli topçu mühimmatı için ise grup, 2022’de 70.000 mermi olan üretimi 2027’de 1,1 milyon mermiye, 2030’da ise 1,5 milyon mermiye çıkarmayı hedefliyor.
Hava savunması için orta kalibreli mühimmat üretimi, 2022’ye kıyasla 2030’a kadar dört katına çıkarılacak ve 4 milyon mermiye ulaşacak. CEO Armin Papperger’in ağustos sonunda yeni fabrikanın açılışında yaptığı açıklamayagöre bunu başarmak için Rheinmetall, Unterlüß’teki fabrikasını Avrupa’nın, hatta dünyanın en büyük mühimmat fabrikası haline getirmek için genişletiyor.
Şirketin önemli bir müşterisi, 2023 yılında sadece tank mühimmatı tedariki için çerçeve anlaşmasını yaklaşık 4 milyar avroya çıkaran Alman Silahlı Kuvvetleri. Rheinmetall, Litvanya, Letonya, Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerde bir dizi yeni mühimmat ve barut fabrikası inşa ediyor.
Tank üretiminde çeşitlenme
Rheinmetall, 2030 yılında 13 ila 15 milyar avro arasında bir rakamla, savaş aracı işinde ikinci en yüksek kısmi satış rakamına ulaşmayı hedefliyor.
Grup, Rheinmetall’in öncelikle yivsiz top ürettiği Leopard savaş tankı ve GTK Boxer tekerlekli zırhlı araç dahil olmak üzere, uzun süredir kullanımda olan çok sayıda tankın yapımında yer alıyor.
Rheinmetall, gelecekte özellikle Lynx piyade savaş aracı ve Panther ana muharebe tankına odaklanıyor. KF41 Lynx 2018 yılında tanıtılmıştı; Macaristan ve İtalya şu ana kadar bu araç için kesin sipariş verdi. CEO Papperger, en azından ABD silahlı kuvvetlerinin devam eden seçim sürecinde galip gelirse, 6.000’den fazla Lynx piyade savaş aracı satmayı umuyor.
Rheinmetall ayrıca, Leopard’ın olası halefi olarak lanse edilen KF51 Panther ana muharebe tankına da odaklanıyor. Bu tank, hiçbir ilerleme kaydetmeyen Alman-Fransız MGCS (Ana Kara Muharebe Sistemi) muharebe tankı projesine rakip.
Rheinmetall, KF51 Panther için şimdiden kesin satın alma taahhütleri aldı: biri Macaristan’dan, diğeri ise İtalya’dan. Burada Rheinmetall, Leonardo ile ortaklık yapıyor.
İtalya’da Rheinmetall, İtalyan savunma grubu Leonardo ile bir ortak girişimde tedarikçi olarak faaliyet gösteriyor.
SPOCK uyduları: Dijitalleşme atağı
Rheinmetall, uydu işini de içeren dijitalleşme iş segmentinde 8 ila 10 milyar avroluk ek satış bekliyor. Düsseldorf merkezli tank üreticisi, bu pazara tamamen sıfırdan giriyor.
Bunun arka planında, Rheinmetall tarafından geleneksel olarak üretilen silah sistemlerinin savaş alanında dijital olarak ağa bağlanması yatıyor. Buna keşif uyduları ile ağ bağlantısı da dahil.
Rheinmetall, bunları üretmek için, SAR (Synthetic Aperture Radar) teknolojisine sahip uyduların üretiminde uluslararası lider olarak kabul edilen Fin startup Iceye ile bir ortak girişim kurdu.
SAR uyduları kullanıldığında, mikrodalgalar yayılıyor ve yankıları ölçülerek, gece veya kötü hava koşullarında bile yerdeki olayların yüksek çözünürlüklü görüntüleri oluşturuluyor.
Rheinmetall, Neuss tesisinde üretim yapacak olan ortak girişimde yüzde 60 hisseye sahipken, Iceye yüzde 40 hisseye sahip. İlk plan, Litvanya’daki Alman Silahlı Kuvvetleri’nin “Panzer Tugayı 45” birimi için yaklaşık 1,76 milyar avroya uydu üretmek.
Keşif sistemi SPOCK (sürekli operasyonel izleme için uzay sistemi) olarak adlandırılacak. Rakip firmalar, sözleşmenin ihale süreci olmaksızın verilmiş olmasından memnun değildi ki bu, Rheinmetall için açık bir avantajdı.
Alman Rheinmetall, savaş dronu geliştirmek için ABD’li yazılım şirketi ile güç birliğine gidiyor
Kamikaze insansız hava araçları
Rheinmetall, 2030 yılına kadar hava savunma segmentinde 3 ila 4 milyar avroluk ek satış hedefliyor. Bu da şirket için nispeten yeni bir alan.
Temmuz ayında Rheinmetall, ABD’li savunma devi Lockheed Martin ile işbirliği yaparak, Kuzey Ren-Vestfalya’nın Weeze kentinde, ABD’nin F-35 savaş uçağı için gövde parçaları üreten bir fabrika açtı. Bu, havacılık endüstrisine atılan ilk adım oldu.
Grup ayrıca, drone üretiminde uzmanlık kazanmak için çeşitli dış şirketlerle de çalışıyor. Örneğin, 2011 yılında kurulan ve drone üretiminde uzmanlaşmış İsrailli şirket UVision ile işbirliği yapıyor ve bu şirketle birlikte öncelikle Hero kamikaze drone’ları üretiyor.
Kısa bir süre önce, bu ortak girişim, bir NATO ülkesine milyonlarca avro tutarında Hero drone’ları tedarik etmek için bir sipariş aldı.
Düsseldorf merkezli grup, 2024 yılında ABD’li startup Anduril ile drone savunması için bir işbirliği anlaşması imzaladı ve bu yıl bunu drone üretimini de kapsayacak şekilde genişletti. Anduril, dünyanın en büyük askeri startup’ı olarak kabul ediliyor.
Rheinmetall ayrıca, İsviçre’de kurulmuş ve şu anda ABD’de bulunan drone uzmanı Auterion ile de çalışıyor. Haberlere göre Rheinmetall şu anda Baltık ülkelerinde bir drone fabrikası kurmayı planlıyor.
Denizcilik alanında da yeni hedefler
Yeni denizcilik bölümünün de 2030 yılına kadar yaklaşık 5 milyar avro ciro yapması bekleniyor.
Bu bölüm, Bremen’deki Lürssen tersanesinin denizcilik bölümü olan Naval Vessels Lürssen’in (NVL) satın alınmasıyla oluşturulacak ve satın alma işleminin 2026’nın başlarında tamamlanması bekleniyor.
Rheinmetall, bunun tank yapımıyla belirli bir sinerji yaratmasını, ama her şeyden önce son derece maliyetli savaş gemisi yapımı pazarına girmesini umuyor. CEO Papperger, “Gelecekte, karada, denizde, havada ve uzayda önemli bir oyuncu olacağız. Rheinmetall böylece etki alanları arası bir sistem merkezine dönüşüyor,” dedi.
NVL öncelik olarak korvetler inşa edegeldi; şirket şu anda Hamburg’da (Blohm + Voss, Norderwerft), Wolgast’ta (Peene-Werft) ve Wilhelmshaven’da (Neue Jadewerft) dört tersaneye sahip.
Haberlere göre, yakında NVL tarafından değil, Rheinmetall’in denizcilik bölümü tarafından üretilecek olan korvetler, Rheinmetall’in şu anda ABD’li Lockheed Martin şirketi ile işbirliği içinde geliştirmekte olduğu yeni silahlarla donatılabilir.
Rheinmetall, “Mevcut çatışma durumu, askeri uygulama yeteneklerinin denizcilik sektöründe de giderek daha önemli hale geldiğini gösteriyor,” diyor.
Transatlantik yönelim Rheinmetall için kritik
Rheinmetall, Alman savunma sanayisinde açık bir transatlantik yönelime sahip şirketlerden biri. Hissedarları arasında ABD’den tanınmış finans şirketleri bulunuyor fakat bunların hiçbiri hisselerin yüzde onluk eşiğine yaklaşmıyor.
Rheinmetall’in mevcut bilgilerine göre, en büyük tek yatırımcı %7,0 hisseye sahip BlackRock. Bunu Bank of America (%4,64), Morgan Stanley (%4,37), Goldman Sachs (%4,06) ve İsviçre’den UBS Group (%3,83) izliyor.
Fakat daha da önemlisi, Rheinmetall’in dünyanın en büyük silah alıcısı olan ABD silahlı kuvvetlerinden yoğun bir şekilde sipariş almaya çalışması ve Lockheed Martin dahil olmak üzere ABD şirketleriyle oldukça yakın işbirliği içinde olması.
Öte yandan Rheinmetall, “ITAR’sız” olarak etiketlenen silah sistemleri de üretiyor. Bu sistemler, ABD bileşenleri kullanılmadan üretilen ve bu nedenle ABD Uluslararası Silah Ticareti Yönetmeliklerine tabi olmayan sistemler.
Iceye tarafından üretilen SAR uyduları –gelecekte Rheinmetall ile de işbirliği içinde– “ITAR’sız” ve dolayısıyla ABD’nin etkisinden bağımsız.
Avrupa
Burnham, küçük göçmen teknelerine karşı “tavizsiz” olacak

Andy Burnham, on binlerce göçmenin İspanya’nın Ceuta bölgesine girmesinin ardından küçük tekneyle geçişlerin önlenmesinde “tavizsiz” olacağına söz verdi.
Britanya Başbakanı, insan kaçakçılığı çeteleriyle mücadele için mültecilere yönelik “güvenli güzergâhlar”ın gerekli olduğunu savundu.
Dover’a yaptığı ziyaret sırasında konuşan Burnham, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’ten, geçen hafta İspanya’nın Kuzey Afrika’daki Ceuta bölgesine giren tahmini 50.000 kişinin yaklaşık %98’inin şu anda Fas’a geri gönderildiğine dair güvence aldığını söyledi.
Ne var ki, bu durum acil sorunu “büyük ölçüde” çözmüş olsa da, “Elbette Schengen bölgesi ve bu bölgeyle olan ilişkilerimiz konusunda daha geniş kapsamlı bir mesele var,” diyen Başbakan, bu konularda AB ile “düzenli bir diyalog içinde olmak istediğini” ekledi.
Güvenli güzergâhların gerekliliğini vurgulayarak bu konudaki tartışmanın tonunu değiştirmek isteyip istemediği sorulduğunda, Birleşik Krallık’ın “bu konuyu siyasi malzeme olarak kullanmak yerine sorunu ele alması” ve halkı rahatlatacak değişiklikler yapması gerektiğini söyledi:
“Halk, sınırın kontrolsüz gibi görünmesinden hoşlanmıyor. Bu kontrolü yeniden sağlamamız gerekiyor, fakat aynı zamanda gerçekten desteğe ihtiyacı olan kişilere de destek sunmamız gerekiyor. Mesele, yaklaşımı tamamen değiştirmekle ilgili ve bu konuya yönelik çok farklı bir yaklaşımın temel taşlarını yavaş ama emin adımlarla yerine koyuyoruz.”
Geçen çarşamba, bu yılın şu ana kadar Manş Denizi’ni küçük teknelerle geçenler açısından en yoğun gün oldu ve 752 kişi Birleşik Krallık’a ulaştı.
Resmi geçici rakamlara göre, bu yılın başından bu yana 14.526 kişi Birleşik Krallık’a giriş yaptı.
Bu rakam, geçen yılın aynı döneminde kaydedilen sayının (25.436) %43 altında ve 2024’ün aynı dönemine (16.903) kıyasla %14 daha düşük.
“İlerleme kaydediliyor ancak rehavete kapılmıyoruz,” diyen Burnham, organize göç suçlarıyla mücadele eden Ulusal Suç Ajansı memurlarının sayısının 2025 yılının başından bu yana 376’dan neredeyse 800’e çıkarak iki katından fazla arttığını belirtti.
İspanya’ya göç dalgası, İtalya’da “Schengen” tepkisini yükseltti
Pazar günü açıklanan son rakamlara göre, Burnham’ın başbakan olmasından bu yana 2.000’den fazla kişi küçük teknelerle Manş Denizi’ni geçti.
İçişleri Bakanlığı verilerine göre cumartesi günü dört tekneyle 326 kişi geldi; böylece 20 Temmuz’da Keir Starmer’ın yerine geçmesinden bu yana bu sayı 2.057’ye ulaştı.
Geçen yılın aynı döneminde ise 1.962 geçiş gerçekleşmişti.
Stratford’daki Ulusal Suç Ajansı genel merkezine yaptığı ayrı bir ziyarette İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, küçük tekneyle geçişlerin önlenmesine yönelik hükümetin çalışmalarının “meyvesini vermeye” başladığını söyledi.
Bakan, süresiz oturma izni almaya hak kazanma süresini beş yıldan 10 yıla çıkarmak da dahil olmak üzere önerilen göçmenlik önlemleri konusunda İşçi Partisi saflarında şiddetli bir muhalefetle karşı karşıya kaldı.
Fakat Mahmood, “Manş Denizi’nde insanları teknelere çeken itici faktörleri ele almak için” reformun gerekli olduğunu belirterek, “Hesaplamayı değiştirmek istiyorum. Öncelikle tekneye binip binmeme konusunda fikirlerini değiştirmelerini istiyorum,” dedi.
Mahmood, on binlerce kişinin sığınma başvuruları işleme alınmadan Fas’a geri gönderildiği Ceuta’ya yönelik akına İspanya’nın verdiği yanıtın kopyalanması yönündeki çağrıları reddetti.
Bu, Fas ile İspanya’nın kara sınırı paylaşması ve aralarında bir anlaşma olması nedeniyle mümkün olmuştu.
Mahmood, insan kaçakçılığı ve Manş Denizi’nin ortak sularının durumu “birçok açıdan daha karmaşık” hale getirdiğini söyledi.
Ceuta’ya ulaşmaya çalışırken en az 72 kişi hayatını kaybetti; bunlardan bazıları boğulurken, diğerleri sınır çitine tırmanmaya çalışırken ezilerek öldü.
Sánchez, bu büyük akını “İspanya’nın toprak bütünlüğüne bir ihlal” olarak nitelendirdi.
Perşembe gününden itibaren sadece 24 saat içinde gerçekleşen bu insan akını, 85.000 nüfuslu şehri alt üst etti, Madrid için bir siyasi kriz tetikledi ve bazı AB ülkelerinden öfkeli tepkilere yol açtı.
Bu tepkiler arasında İspanya’nın Schengen serbest dolaşım bölgesinden askıya alınması çağrıları da yer aldı.
Cumartesi günü İspanyol polisi, başkalarının sınırı aşmasını önlemek için Fas sınırı açıklarında 500 metre uzunluğunda bir yüzen bariyer kurdu.
Fakat İspanya’nın sol hükümeti, İspanya’da yaşayan yaklaşık 500.000 göçmeni yasallaştırma planına zaten öfkeli olan sağ ve merkez sağ yönetimlerin ve muhalefetin baskısı altında kalmaya devam ediyor.
AB bakanları salı günü acil görüşmeler düzenlemeye karar verdiler. 22 AB ülkesinin liderleri, kontrolsüz sınır geçişlerinin daha da artmasını önleme gereğini gerekçe göstererek acil bir müdahale talep ettiler.
Zirve, Cumartesi günü AB üye devletlerini temsil eden yetkililer ile Frontex sınır ajansı uzmanlarının katıldığı “ciddi” bir toplantı sırasında çağrıldı.
AB liderleri, blok içindeki bölünmeleri gidermeye ve göç konusunda tek bir yaklaşımı yeniden tesis etmeye çalışıyor.
Avrupa
Daimler: Savunma yatırımları olumlu yan etkiler yaratacak

Daimler Truck’ın CEO’su, savunma sektörüne daha fazla yatırım yapmanın şirketin faaliyetleri için olumlu yan etkiler yaratacağını belirtti.
CEO Karin Rådström, Financial Times’a (FT) verdiği mülakatta, otonom sürüş alanındaki yenilikler ve daha hızlı geliştirme döngüleri gibi konularda kamyon üreticisinin savunma sektöründeki ortaklarından ders alabileceğini söyledi:
“Savunma sektöründe şu anda pek çok yenilik yaşandığını görüyoruz ve bunların sivil sektöre de fayda sağlayacağına inanıyoruz.”
Alman otomotiv şirketleri, büyüme sağlamak ve bazı durumlarda araçlarına olan talebin düşmesi nedeniyle atıl kalan fabrikalarını doldurmak için giderek daha fazla silah sektörüne yöneliyor.
Daimler Truck, haziran ayında savunma ürün yelpazesini genişletmek, daha geniş bir askeri araç yelpazesi geliştirmek ve Avrupa dışına açılmak için yüzlerce milyon avro düzeyinde bir yatırım yaptığını açıklamıştı.
Şirket ayrıca, savunma sektöründen elde ettiği geliri 2028 yılına kadar 1 milyar avroya çıkarma hedefini açıkladı.
Bu, 2025 olarak belirlenen önceki hedeften iki yıl daha erken bir tarih.
Daimler Truck, geçen yıl endüstriyel faaliyetlerinde 45,9 milyar avro satış gerçekleştirdi ama ABD’nin uyguladığı yüksek gümrük vergileri ve Kuzey Amerika pazarındaki yavaşlama nedeniyle kârında düşüş yaşadı.
Rådström, şirketin savunma iş kolunun “beklediğimizden daha hızlı” geliştiğini ve savunma sektörünün geleneksel iş kollarından daha hızlı büyüdüğünü söyledi.
CEO, Daimler Truck’ın, daha küçük hacimlerde üretime alışkın geleneksel savunma sektöründeki oyuncularından daha hızlı bir şekilde üretimi ölçeklendirme kapasitesine sahip olduğunu belirtti:
“Gerçek anlamda endüstriyelleşme kapasitemiz var çünkü, bildiğiniz gibi, şu anda tüm savunma bakanlıklarının ihtiyacı olan şey daha fazla kapasite ve bunu oldukça hızlı bir şekilde elde etmek.”
Ordular, savaş alanında güvenliği artırmak için otonom kamyonları kullanmayı planlıyor.
Rådström, otonom teknolojiye sahip kamyonların çalıştırılması için daha az askeri personele ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
İşgücü talebinin azalması, yeni asker bulmanın zor olduğu uzun süren çatışmalarda da bir avantaj oluşturuyor ve işgücünün diğer alanlarda görevlendirilmesine olanak tanıyor.
Rådström, yüksek riskli çatışma bölgelerinde araçları kullanma ihtiyacının, uzaktan kumandalı sürüşün benimsenmesini ve birkaç kamyonun sürücüsü olan bir öncü aracın arkasında otonom olarak ilerlediği “konvoy sürüşü” gibi yeni özelliklerin geliştirilmesini teşvik ettiğini belirtti.
Aynı teknolojiler sivil alanda da farklı kullanım senaryolarıyla uygulanabilir. CEO, “Savunma amaçlı otonom projelerimizden edindiğimiz deneyimlerin bir kısmı, sivil alanda da geçerli,” dedi.
Kamyon taşımacılığı şirketlerinin maliyetlerinin yüzde 40’ını işgücü oluşturduğundan, otonom teknolojinin lojistik sektörünün kârlılığına katkı sağlayacağını belirtti.
“Maliyetin yüzde 40’ını ortadan kaldırabilir ve kamyonları bütün gece, 24 saat boyunca çalıştırmaya başlayabilirseniz, bu çok büyük bir avantajdır,” diyen Rådström, otonom yeteneklerin eklenmesinin sektörün karşı karşıya olduğu “en büyük değişim” olduğunu da ekledi.
Rådström’e göre şirket, önümüzdeki yıl ABD’deki belirli bölgelerde otonom sürüş yapabilen kamyonların teslimatına başlamayı hedefliyor ve “büyük çaplı piyasaya sürülme” ise 2028 için planlanıyor.
Alman kamyon grubu, otomotiv sektöründeki daha uzun geliştirme sürecine kıyasla, savunma alanındaki startup’ların yeni teknolojileri uygulamaya koyma hızından da ders alabilir.
Savaş alanı, yeni otonom teknolojiler için bir test ortamı oluşturuyor ve bu da yazılım ve donanımın hızlı bir şekilde geliştirilmesine olanak tanıyor, dedi.
Rådström, “Bu döngü, savunma sektöründe şu anda bizim normal iş yapma şeklimize kıyasla çok daha hızlı ilerliyor,” diye ekledi.
Avrupa
Romanya, nükleer santral soğutması için Tuna’da kontrollü patlama düzenledi

Romanya Deniz Kuvvetleri, soğutma işlemine yardımcı olmak amacıyla büyük miktarda suyu Eski Tuna Nehrine ve Cernavodă nükleer santraline yönlendirmek için kontrollü bir patlama gerçekleştirdi.
Adevărul gazetesi, bugün su akışını engelleyen büyük bir kayayı yerinden kaldırmak için yaklaşık 180 kg patlayıcı kullanıldığını bildirdi.
Savunma Bakanı Vekili Radu Miruță, operasyonu bir başarı olarak nitelendirerek, bunun santralin soğutulmasına ve nehirdeki su taşınmasına yardımcı olacağını söyledi.
Aşırı hava koşullarının devam etmesi nedeniyle Cernavodă santralinin bir noktada faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kalabileceğini ancak santralin bir gün daha çalışmasının, patlatma maliyetinden daha değerli olduğunu belirtti.
Romanya ve Macaristan’ın karşı karşıya olduğu zorluk hakkında bir fikir vermek gerekirse, Tuna Nehri’nin su debisi Romanya’da saniyede 1.500 metreküpe düştü.
Bu rakam, temmuz ayı ortalamasının üçte birinden daha az.
Reuters’ın haberine göre, Avrupa’nın başlıca nehirlerinde kaydedilen rekor düzeyde düşük su seviyeleri, mal taşımacılığını kısıtladı, elektrik üretimini düşürdü ve şirket kârlarını azalttı.
Bu durum, kavurucu sıcaklıkların ve düzensiz yağışların iktsadi ilişkin endişeleri artırdı.
Rotterdam’ın hareketli limanından Sırbistan’daki hidroelektrik santrallerine kadar, su yolları tahıl ve petrol gibi malların taşınmasında ya da milyonlarca insanın evlerini serinletmeye çalıştığı bu dönemde çok ihtiyaç duyulan elektriğin üretilmesinde giderek daha az güvenilir bir yol haline geldi.
Emtia veri ve analiz şirketi Kpler’de enerji analisti olarak görev yapan Alessandro Armenia şunları söyledi:
“Bu durum, geçmişte gördüğümüz gibi tek bir bölgeyi değil, tüm Avrupa’yı etkiliyor. Mevcut dinamikler göz önüne alındığında, bu durum ya elektrik kesintileriyle karşılaşacağımız ya da çok daha fazla yatırım yapmamız gerektiği anlamına geliyor.”
Sırbistan’ın en büyük hidroelektrik santrali olan Djerdap 1’de üretim kapasitenin %20’sine düştü, santralin üretim müdürü Davor Maljoković, bir zamanlar geniş olan yanındaki nakliye kanalının daralarak kum ve çakıl yataklarını ortaya çıkardığını belirtti.
Su eksikliği ayrıca Sırbistan’ın Kostolac kömür santrallerindeki soğutma sistemlerini de aksattı, bu da santralleri üretimi azaltmaya zorladı.
Romanya’nın devlet nükleer enerji üreticisi Nuclearelectrica da aynı nedenden ötürü bu hafta başında iki reaktöründen birini kapatmak zorunda kaldı.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi5 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Avrupa7 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı












