Bizi Takip Edin

Avrupa

Rheinmetall, dünyanın en büyük ikinci silah şirketi olma peşinde

Yayınlanma

Alman silah tekeli Rheinmetall, savunma sanayisinin birçok yeni alanına sistematik olarak genişliyor ve dünyanın en büyük üç savunma şirketinden biri olmayı planlıyor.

Geleneksel olarak tank, topçu ve mühimmat üreten şirket, artık drone ve uydu üretim pazarlarına da giriyor.

German Foreign Policy’de yer alan analize göre Rheinmetall böylece, gelecekteki savaşların savaş alanları için sadece silah ve mühimmat üretmekle kalmayıp, savaş alanlarının üzerinde uçan insansız hava araçları ve savaşı ve çevresini keşfeden uydular da üreten bir şirket haline geliyor.

Rheinmetall’in 2020 yılında silah satışları sadece 3,7 milyar avro iken, sivil otomotiv bölümünün elden çıkarılmasının ardından 2030 yılına kadar toplam satışların 50 milyar avroya çıkması bekleniyor.

Mevcut rakamlara göre, bu durum şirketi, 2024 yılında 55,5 milyar avro savunma satışı gerçekleştiren ABD’li dev Lockheed Martin’in ardından, küresel savunma şirketleri arasında ikinci sıraya yerleştirecek. Avrupa’da ise Rheinmetal

Avrupa’nın en büyük mühimmat üreticisi

Rheinmetall, mühimmat üretiminin satışlarının en büyük payını oluşturmasını ve 2030 yılına kadar 14 ila 16 milyar avroya ulaşmasını bekliyor.

Düsseldorf merkezli silah üreticisi, kısmen 2023 yazında tamamlanan İspanyol rakibi Expal’ın satın alınması sayesinde, halihazırda Avrupa’nın en büyük mühimmat üreticisi.

Rheinmetall, 2022 yılında yaklaşık 60.000 adet 120 mm tank mühimmatı üretirken, 2027 için şimdiden 240.000 adet üretim planlanıyor. 155 mm kalibreli topçu mühimmatı için ise grup, 2022’de 70.000 mermi olan üretimi 2027’de 1,1 milyon mermiye, 2030’da ise 1,5 milyon mermiye çıkarmayı hedefliyor.

Hava savunması için orta kalibreli mühimmat üretimi, 2022’ye kıyasla 2030’a kadar dört katına çıkarılacak ve 4 milyon mermiye ulaşacak. CEO Armin Papperger’in ağustos sonunda yeni fabrikanın açılışında yaptığı açıklamayagöre bunu başarmak için Rheinmetall, Unterlüß’teki fabrikasını Avrupa’nın, hatta dünyanın en büyük mühimmat fabrikası haline getirmek için genişletiyor.

Şirketin önemli bir müşterisi, 2023 yılında sadece tank mühimmatı tedariki için çerçeve anlaşmasını yaklaşık 4 milyar avroya çıkaran Alman Silahlı Kuvvetleri. Rheinmetall, Litvanya, Letonya, Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerde bir dizi yeni mühimmat ve barut fabrikası inşa ediyor.

Alman hükümetine “Rheinmetall’i kayırıyorsunuz” eleştirisi

Tank üretiminde çeşitlenme

Rheinmetall, 2030 yılında 13 ila 15 milyar avro arasında bir rakamla, savaş aracı işinde ikinci en yüksek kısmi satış rakamına ulaşmayı hedefliyor.

Grup, Rheinmetall’in öncelikle yivsiz top ürettiği Leopard savaş tankı ve GTK Boxer tekerlekli zırhlı araç dahil olmak üzere, uzun süredir kullanımda olan çok sayıda tankın yapımında yer alıyor.

Rheinmetall, gelecekte özellikle Lynx piyade savaş aracı ve Panther ana muharebe tankına odaklanıyor. KF41 Lynx 2018 yılında tanıtılmıştı; Macaristan ve İtalya şu ana kadar bu araç için kesin sipariş verdi. CEO Papperger, en azından ABD silahlı kuvvetlerinin devam eden seçim sürecinde galip gelirse, 6.000’den fazla Lynx piyade savaş aracı satmayı umuyor.

Rheinmetall ayrıca, Leopard’ın olası halefi olarak lanse edilen KF51 Panther ana muharebe tankına da odaklanıyor. Bu tank, hiçbir ilerleme kaydetmeyen Alman-Fransız MGCS (Ana Kara Muharebe Sistemi) muharebe tankı projesine rakip.

Rheinmetall, KF51 Panther için şimdiden kesin satın alma taahhütleri aldı: biri Macaristan’dan, diğeri ise İtalya’dan. Burada Rheinmetall, Leonardo ile ortaklık yapıyor.

İtalya’da Rheinmetall, İtalyan savunma grubu Leonardo ile bir ortak girişimde tedarikçi olarak faaliyet gösteriyor.

SPOCK uyduları: Dijitalleşme atağı

Rheinmetall, uydu işini de içeren dijitalleşme iş segmentinde 8 ila 10 milyar avroluk ek satış bekliyor. Düsseldorf merkezli tank üreticisi, bu pazara tamamen sıfırdan giriyor.

Bunun arka planında, Rheinmetall tarafından geleneksel olarak üretilen silah sistemlerinin savaş alanında dijital olarak ağa bağlanması yatıyor. Buna keşif uyduları ile ağ bağlantısı da dahil.

Rheinmetall, bunları üretmek için, SAR (Synthetic Aperture Radar) teknolojisine sahip uyduların üretiminde uluslararası lider olarak kabul edilen Fin startup Iceye ile bir ortak girişim kurdu.

SAR uyduları kullanıldığında, mikrodalgalar yayılıyor ve yankıları ölçülerek, gece veya kötü hava koşullarında bile yerdeki olayların yüksek çözünürlüklü görüntüleri oluşturuluyor.

Rheinmetall, Neuss tesisinde üretim yapacak olan ortak girişimde yüzde 60 hisseye sahipken, Iceye yüzde 40 hisseye sahip. İlk plan, Litvanya’daki Alman Silahlı Kuvvetleri’nin “Panzer Tugayı 45” birimi için yaklaşık 1,76 milyar avroya uydu üretmek.

Keşif sistemi SPOCK (sürekli operasyonel izleme için uzay sistemi) olarak adlandırılacak. Rakip firmalar, sözleşmenin ihale süreci olmaksızın verilmiş olmasından memnun değildi ki bu, Rheinmetall için açık bir avantajdı.

Alman Rheinmetall, savaş dronu geliştirmek için ABD’li yazılım şirketi ile güç birliğine gidiyor

Kamikaze insansız hava araçları

Rheinmetall, 2030 yılına kadar hava savunma segmentinde 3 ila 4 milyar avroluk ek satış hedefliyor. Bu da şirket için nispeten yeni bir alan.

Temmuz ayında Rheinmetall, ABD’li savunma devi Lockheed Martin ile işbirliği yaparak, Kuzey Ren-Vestfalya’nın Weeze kentinde, ABD’nin F-35 savaş uçağı için gövde parçaları üreten bir fabrika açtı. Bu, havacılık endüstrisine atılan ilk adım oldu.

Grup ayrıca, drone üretiminde uzmanlık kazanmak için çeşitli dış şirketlerle de çalışıyor. Örneğin, 2011 yılında kurulan ve drone üretiminde uzmanlaşmış İsrailli şirket UVision ile işbirliği yapıyor ve bu şirketle birlikte öncelikle Hero kamikaze drone’ları üretiyor.

Kısa bir süre önce, bu ortak girişim, bir NATO ülkesine milyonlarca avro tutarında Hero drone’ları tedarik etmek için bir sipariş aldı.

Düsseldorf merkezli grup, 2024 yılında ABD’li startup Anduril ile drone savunması için bir işbirliği anlaşması imzaladı ve bu yıl bunu drone üretimini de kapsayacak şekilde genişletti. Anduril, dünyanın en büyük askeri startup’ı olarak kabul ediliyor.

Rheinmetall ayrıca, İsviçre’de kurulmuş ve şu anda ABD’de bulunan drone uzmanı Auterion ile de çalışıyor. Haberlere göre Rheinmetall şu anda Baltık ülkelerinde bir drone fabrikası kurmayı planlıyor.

Denizcilik alanında da yeni hedefler

Yeni denizcilik bölümünün de 2030 yılına kadar yaklaşık 5 milyar avro ciro yapması bekleniyor.

Bu bölüm, Bremen’deki Lürssen tersanesinin denizcilik bölümü olan Naval Vessels Lürssen’in (NVL) satın alınmasıyla oluşturulacak ve satın alma işleminin 2026’nın başlarında tamamlanması bekleniyor.

Rheinmetall, bunun tank yapımıyla belirli bir sinerji yaratmasını, ama her şeyden önce son derece maliyetli savaş gemisi yapımı pazarına girmesini umuyor. CEO Papperger, “Gelecekte, karada, denizde, havada ve uzayda önemli bir oyuncu olacağız. Rheinmetall böylece etki alanları arası bir sistem merkezine dönüşüyor,” dedi.

NVL öncelik olarak korvetler inşa edegeldi; şirket şu anda Hamburg’da (Blohm + Voss, Norderwerft), Wolgast’ta (Peene-Werft) ve Wilhelmshaven’da (Neue Jadewerft) dört tersaneye sahip. 

Haberlere göre, yakında NVL tarafından değil, Rheinmetall’in denizcilik bölümü tarafından üretilecek olan korvetler, Rheinmetall’in şu anda ABD’li Lockheed Martin şirketi ile işbirliği içinde geliştirmekte olduğu yeni silahlarla donatılabilir.

Rheinmetall, “Mevcut çatışma durumu, askeri uygulama yeteneklerinin denizcilik sektöründe de giderek daha önemli hale geldiğini gösteriyor,” diyor.

Rheinmetall, gemi inşaatına da el atıyor

Transatlantik yönelim Rheinmetall için kritik

Rheinmetall, Alman savunma sanayisinde açık bir transatlantik yönelime sahip şirketlerden biri. Hissedarları arasında ABD’den tanınmış finans şirketleri bulunuyor fakat bunların hiçbiri hisselerin yüzde onluk eşiğine yaklaşmıyor.

Rheinmetall’in mevcut bilgilerine göre, en büyük tek yatırımcı %7,0 hisseye sahip BlackRock. Bunu Bank of America (%4,64), Morgan Stanley (%4,37), Goldman Sachs (%4,06) ve İsviçre’den UBS Group (%3,83) izliyor.

Fakat daha da önemlisi, Rheinmetall’in dünyanın en büyük silah alıcısı olan ABD silahlı kuvvetlerinden yoğun bir şekilde sipariş almaya çalışması ve Lockheed Martin dahil olmak üzere ABD şirketleriyle oldukça yakın işbirliği içinde olması.

Öte yandan Rheinmetall, “ITAR’sız” olarak etiketlenen silah sistemleri de üretiyor. Bu sistemler, ABD bileşenleri kullanılmadan üretilen ve bu nedenle ABD Uluslararası Silah Ticareti Yönetmeliklerine tabi olmayan sistemler.

Iceye tarafından üretilen SAR uyduları –gelecekte Rheinmetall ile de işbirliği içinde– “ITAR’sız” ve dolayısıyla ABD’nin etkisinden bağımsız.

Avrupa

Airbus ve Leonardo, SpaceX’e rakip olacak bir Avrupa uzay şirketi istiyor

Yayınlanma

Airbus ve Leonardo’nun CEO’ları, Elon Musk’ın SpaceX’i gibi küresel rakiplerle rekabet edebilmek için konsolidasyonun hayati önem taşıdığını öne sürdü.

İki CEO, Thales ile planladıkları Avrupa çapındaki uzay sektörü birleşmesinin Brüksel tarafından onaylanması için baskı yapıyorlar.

Leonardo’nun kısa süre önce atanan CEO’su Lorenzo Mariani, FT’ye verdiği demeçte şunları söyledi:

“İşbirliği olmadan, Avrupa endüstrileri asla kritik kütleye ulaşamayacak ve sadece Amerikan şirketlerine değil, piyasaya yeni giren diğer birçok oyuncuya da alternatif olarak gerçek anlamda dünya çapında liderler olma kapasitesine sahip olamayacak.”

Avrupalı havacılık grubu ile Fransız ve İtalyan şirketler arasında, kod adı Bromo olan ve geçen yıl ekim ayında imzalanan anlaşma, uydu üretiminden uzay sistemleri ve hizmetlerine kadar uzanan faaliyetleri bir araya getirecek.

Anlaşma, Avrupa uydu pazarındaki rekabeti azaltabileceğinden endişe duyan Almanya’nın OHB ve İspanya’nın Indra Space gibi diğer Avrupalı oyuncuların eleştirilerine maruz kaldı.

Rheinmetall, Alman ordusuna Starlink benzeri bir hizmet sağlayacak

Bu yorumlar, şirketlerin Avrupa rekabet otoritelerine resmi başvuruda bulunmaya çok yakın oldukları bir dönemde geldi.

Birliğin antitröst denetleyicisi olan Avrupa Komisyonu, küresel pazarda rekabet edebilmek için kurumsal ölçeğin faydalarına daha fazla vurgu yapabilen yeni birleşme kılavuzlarını kısa süre önce yayınladı.

Bu uzay sektöründeki birleşme, Brüksel’de yeni birleşme politikasının ilk test vakalarından biri olarak görülüyor.

Avrupa hükümetleri, keşif, istihbarat ve iletişim amaçlı uydu filoları kurarak ABD’ye olan bağımlılıklarını sona erdirmeye çalıştıklarından, Brüksel uzay sektöründe Avrupa’nın egemenliğinin artırılmasına da daha fazla önem veriyor.

Avrupa Uzay Komiseri Andrius Kubilius, geçen ay birleşmeyi destekleyen açıklamalarda bulundu.

Önerilen birleşme, Avrupa uzay endüstrisinin ABD’li ve Çinli rakiplerinden gelen artan baskıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleşiyor.

Avrupalı uydu üreticileri, SpaceX’in Starlink projesinin hızlı genişlemesinin yol açtığı uydu talebindeki devrime uyum sağlamakta zorlanıyor.

Mariani ve Airbus CEO’su Guillaume Faury, rekabet gücünü korumanın tek yolunun ölçek olduğunu savundu.

Faury, Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “Yetkinliklerimiz, becerilerimiz ve teknolojilerimiz var fakat ölçek konusunda yetersiz kalıyoruz,” dedi.

Airbus CEO’su, ABD ve Çin’deki yatırım seviyelerinin çok daha yüksek olduğuna ve şirketlerin SpaceX dahil “çok büyük rakiplerin bulunduğu küresel bir pazarla” karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.

Faury, konsolidasyon olmazsa Avrupa’nın “Şampiyonlar Ligi’nden alt liglere” düşme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Almanya’da SpaceX paniği

Bu siyasi sinyaller, her iki yöneticiyi de Brüksel’den düzenleyici onay almayı başarma konusunda iyimser kılıyor.

Mariani şöyle konuştu:

“Sonuç konusunda iyimserim çünkü bence herkes bunun, Avrupa’nın uzaydaki varlığı ve önemi açısından hayati bir adım olduğunu biliyor. Uzay, büyüyen ve çok hızlı gelişen bir sektör. ABD’de… [ve] dünya çapında ilginç gelişmeler gördük. Avrupa’nın yapabileceği en az şey, gerçekten güçlerini birleştirmek.”

Brüksel ziyareti sırasında Faury, “Bromo’da başarılı olmanın stratejik önemine dair iyi bir anlayış olduğunu” vurguladı; özellikle de uzay segmentinin giderek daha fazla askeri ve savunma niteliği kazanması, bu alanda konsolidasyona ihtiyaç duyulması ve tipik olarak Avrupa’nın egemenliğinin söz konusu olması nedeniyle.

OHB, birleşmeye itiraz etmek için yasal işlem başlatabileceği konusunda uyarıda bulunmuştu.

Pazartesi günü büyüme hedeflerini finanse etmek üzere 510 milyon avroya kadar kaynak yaratmak amacıyla yeni hisse ihraç edeceğini duyuran Alman uydu üreticisi, anlaşmanın piyasa gücünün aşırı derecede tek elde toplanmasına yol açabileceğini savunuyor.

Mariani ise, özellikle sektöre yönelik kamu ve özel yatırımların artmasıyla birlikte, daha güçlü bir Avrupa liderinin daha geniş bir ekosisteme fayda sağlayacağını düşünüyor:

“Tüm tedarik zincirini geliştirmenin tek yolu, bu lideri oluşturmaktır. Bu lideri oluşturursak, Avrupa tedarik zinciri de desteklenecek ve korunacaktır. Aksi takdirde, tedarik zincirini koruyamayız.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Ukrayna için AB üyelik müzakerelerinde büyük engeller

Yayınlanma

İngiliz gazetesi The Telegraph, gelecekteki sınırlarının belirsizliği ve yüksek yeniden inşa maliyetleri nedeniyle Ukrayna’yı AB’ye üyelik sürecindeki en karmaşık aday ülke olarak tanımladı. Brüksel yönetimi resmi katılım müzakerelerini başlatmış olsa da üye ülkelerin hukukun üstünlüğü ve yolsuzlukla mücadele gibi alanlardaki endişeleri nedeniyle hızlandırılmış üyelik seçeneğine karşı çıkıyor.

The Telegraph gazetesinde yayımlanan analize göre, Avrupa Birliği (AB) üyeliğine aday ülkeler arasında Ukrayna, en fazla zorluk ve karmaşa yaratan ülke olarak öne çıkıyor.

Gazete, bu durumun temel nedenlerinden biri olarak ülkenin gelecekteki sınırlarına ilişkin belirsizliği gösteriyor.

Buna karşın AB, Kiev ile resmi katılım müzakerelerinin başlatılmasına onay vererek bunu tarihi nitelikte bir adım olarak tanımladı.

Ancak The Telegraph, Brüksel’in Ukrayna için hızlandırılmış bir üyelik sürecini kesin bir dille reddettiğini hatırlattı.

Daha önce prosedürün kolaylaştırılması yönünde tartışmalar yürütülmüş olsa da üye ülkelerin çoğunluğu mevcut kurallarda herhangi bir istisna tanınmasına karşı çıktı.

Gazeteye konuşan Avrupalı bir diplomat, hızlandırılmış üyelik gibi bir adımın, yeni devletlerin birliğe ancak tüm yükümlülükleri yerine getirdikten sonra kabul edilebileceği yönündeki temel ilkeyi yıkacağını belirtti.

Diplomat, üye ülkelerin Ukrayna ile ilgili hukukun üstünlüğü, yolsuzlukla mücadele ve oligarkların nüfuzu gibi konularda endişelerinin devam ettiğini kaydetti.

The Telegraph’ın aktardığı bilgilere göre, yaşanan zorluklar sadece devam eden çatışmalarla sınırlı kalmıyor. Ukrayna, AB’ye katılım başvurusunda bulunan en büyük aday ülkelerden biri konumunda.

Ülkenin birliğe katılması, AB içindeki oy dengelerini değiştirebileceği gibi, tarımsal destek kurallarının yeniden gözden geçirilmesini ve savaş sonrası yaklaşık 445 milyar sterlin olarak tahmin edilen yeniden inşa maliyetlerinin karşılanması için ciddi miktarda harcama yapılmasını gerektirebilir.

Diğer taraftan, Ukrayna’nın üyeliği için AB üyesi 27 ülkenin tamamının oy birliği gerekiyor. Müzakerelerin tamamlanmasının ardından her üye ülkenin anlaşmayı onaylaması şart koşuluyor.

Macaristan da dahil olmak üzere bazı ülkelerde bu konunun referanduma götürülebileceği belirtiliyor.

Üye ülkeler arasında görüş ayrılıkları

Ukrayna, AB’ye resmi üyelik başvurusunu 2022 yılında yapmış ve aynı yılın haziran ayında AB liderleri tarafından ülkeye adaylık statüsü verilmişti.

Aynı dönemde benzer bir statü Moldova’ya da tanınmıştı. Haziran 2024’te ise AB, Kiev ile katılım müzakerelerini resmen başlattı.

Altı tematik kümede toplanan 33 müzakere başlığından oluşan bu süreçte aday ülkenin, mevzuatını Avrupa müktesebatıyla uyumlu hale getirmesi, gerekli reformları uygulaması ve tüm üye devletlerin onayını alması gerekiyor.

Brüksel, yakın zamana kadar Ukrayna ve Moldova’nın üyelik başvurularını paralel olarak yürütüyordu. Ancak Euronews’in haziran ayında aktardığı habere göre AB, ilk müzakere kümesinin açılmasının ardından iki ülkenin müzakere süreçlerini birbirinden ayırmaya hazırlanıyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, müzakerelerin başlamasıyla birlikte her ülkenin kendi yükümlülüklerini yerine getirmekten sorumlu olduğunu ve sürecin ilerlemesinin reform sonuçlarına bağlı kalacağını ifade etti.

Ukrayna’nın üyeliği konusu, AB içinde fikir ayrılıklarına yol açmaya devam ediyor. Macaristan, müzakerelerin hızlandırılmasına defalarca karşı çıkmış ve Kiev’e destek niteliğindeki belgeleri engellemişti.

Politico’nun haberine göre Budapeşte, haziran ayında Ukrayna ve Moldova’nın başvurularının ilerlemesi için gerekli olan Avrupa Konseyi mektubunu desteklemeyi reddeden tek AB ülkesi oldu.

Rusya ise AB’yi askeri değil ekonomik bir birlik olarak gördüğü için Ukrayna’nın üyeliğine karşı çıkmadığını defalarca açıkladı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Şubat 2025’te yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın AB’ye olası üyeliğini bu ülkenin egemen hakkı olarak değerlendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de daha sonra yaptığı açıklamada, AB’ye katılma kararının Ukrayna’nın meşru seçimi olduğunu belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB ülkelerinden Özbekistan, Ruanda ve Uganda’da göçmen merkezleri kurma hazırlığı

Yayınlanma

Avrupa Birliği üyesi bir grup ülke, sığınma talebi reddedilen kişileri göndermek amacıyla Özbekistan, Ruanda ve Uganda ile ortaklık kurma seçeneklerini değerlendiriyor. Birliğin sığınmacıların sınır dışı merkezlerini blok dışına taşıma girişimine Danimarka, Avusturya, Yunanistan, Almanya ve Hollanda öncülük ediyor.

Avrupa Birliği (AB) üyesi bir grup ülke, sığınma talebi reddedilen kişileri göndermek amacıyla Özbekistan ve Ruanda gibi ülkelerde merkezler kurma olasılığını değerlendiriyor.

Politico’ya konuşan üç Avrupalı diplomat, söz konusu planın detaylarını paylaştı. Haziran ayında yazılan ve gazetenin ulaştığı mektuba göre, 27 AB üyesi ülkenin yarısından fazlası, birlik sınırları dışında bu tür merkezlerin kurulması için hızlı adımlar atılması çağrısında bulundu. Birlik içinde hazırlıkların bu yıl içinde tamamlanması hedefleniyor.

Bu adım, AB üyesi ülkelerin hükümetlerine, birlik sınırları içinde kalma hakkı reddedilen göçmenler için sınır dışı merkezleri kurma yetkisi veren yasanın kabul edilmesinin ardından gündeme geldi.

İlgili düzenlemeye göre, hükümetlerin bu önlemleri bağımsız olarak ve ancak hedef ülkelerin insan hakları ile uluslararası hukuk normlarına uyması şartıyla hayata geçirmesi gerekiyor.

Girişime Danimarka, Avusturya, Yunanistan, Almanya ve Hollanda öncülük ediyor.

Daha önce Politico kaynakları, olası ortaklar arasında Özbekistan’ın yanı sıra Kazakistan’ın da adını anmıştı ancak Kazakistan son değerlendirmelerde yer almadı.

Konuyla ilgilenen gruptaki ülkelerden birine mensup üst düzey bir Avrupalı yetkili, üzerinde durulan bir diğer ülkenin ise Uganda olduğunu belirtti.

Yetkili; Mısır ve Libya gibi birliğe coğrafi olarak yakın olan devletlerin, göçmen kaçakçılığı riskine yönelik endişeler nedeniyle değerlendirme dışı bırakıldığını aktardı.

Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, AB’deki yasa onaylanmadan önce yaptığı açıklamada, “Hedefimiz, bu yapıların kurulmasına yönelik ilk anlaşmaları 2026 yılında imzalamak ve buraların 2027 yılı itibarıyla faaliyete geçmesini sağlamaktır” ifadelerini kullanmıştı.

Yurt dışı göçmen merkezleri planının öncülerinden olan Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ise Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, bu merkezlerin kurulması için Avrupa Komisyonundan finansman sağlama çalışmalarının sürdüğünü belirtti.

Frederiksen, projenin Avrupa Komisyonu desteğiyle bir “gönüllüler koalisyonu” grubu tarafından yürütüldüğünü kaydederek şu ifadeleri kullandı:

“2026-2027 yıllarında, Avrupa dışında ilk geri gönderme merkezini göreceğiz. Bunu önümüzdeki bir yıl içinde başarabileceğimizi düşünüyorum.”

Politico, Avrupa Komisyonunun bu müzakereleri doğrudan kendisinin yürütmediğine dikkat çekti.

AB, küresel altyapı programı Global Gateway kapsamında Ruanda’yı aktif olarak destekliyor ve bu ülkeye yüz milyonlarca avro fon sağlıyor.

Bu doğrultuda, 2023 yılında Ruanda için 900 milyon avroluk bir yatırım planı açıklanmıştı. Birlik ayrıca Özbekistan’a da 119 milyon avro tutarında hibe desteği tahsis etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English