Bizi Takip Edin

Rusya

RT Genel Yayın Yönetmeni Simonyan: Bizi sansürlediler ama izleyicimiz iki katına çıktı

Yayınlanma

Batı ülkelerinin uyguladığı yoğun yaptırım ve sansür kararlarına rağmen küresel erişimini artırmaya devam eden Russia Today (RT) televizyonunun Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan, uğradığı suikast girişimlerini, kanserle mücadelesini ve Rusya’nın küresel enformasyon savaşındaki konumunu anlattı.

Gazetecilik kariyerine henüz 19 yaşında İkinci Çeçen Savaşı’nın ön cephelerinde imza attığı haberlerle başlayan Margarita Simonyan, uluslararası medyanın en çok konuşulan figürleri arasında yer alıyor.

Henüz 25 yaşındayken Russia Today (RT) ve Sputnik’in Genel Yayın Yönetmenliği görevine getirilen Simonyan, Batılı yayın organlarının küresel tekelini kırmayı hedefleyen yayın politikasıyla yirmi yılı aşkın süredir uluslararası kamuoyunun dikkatini çekiyor.

Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmaların başlamasının ardından Batılı hükümetler ve dijital platformlar tarafından kişisel olarak yaptırım listesine alınan, kanalı küresel ölçekte erişim engellerine maruz kalan ve bu süreçte üç kez suikast girişiminden kurtulan Simonyan, yaşadığı zorlu süreci ve RT’nin yeni dönem stratejilerini Çin merkezli Guancha yayın organına verdiği özel mülakatla değerlendirdi.

“Gözlerimin önünde çocuklar can verdi”

Kariyerinin ilk yıllarında karşılaştığı trajik olayların üzerinde bıraktığı derin izlere değinen Sputnik ve Russia Today (RT) Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan, Beslan rehine krizinde yaşadığı dehşeti şu sözlerle aktardı:

“O dönem meslekten uzaklaşmayı hiç düşünmedim ancak bu denli vahşi eylemlerin gerçekleştirildiği bölgelerden kaçıp uzaklaşma arzusu duyduğum anlar oldu. Yaşananların gerçek olduğuna inanmakta güçlük çekiyordum. Özellikle okul binasında meydana gelen o iki büyük patlamanın ardından çocukların panik içinde sağa sola kaçışmaya başladığı anı unutamıyorum. Bazı çocuklar oracıkta, yolun ortasında can verdi, bazıları ise bedenlerinden kanlar süzülürken koşmaya devam ediyordu. Bu, insan psikolojisinin sınırlarını zorlayan korkunç bir manzaraydı.”

Yaşadığı travmanın ardından ciddi bir bağışıklık sistemi hastalığına yakalandığını ve iyileşme sürecinin çok uzun sürdüğünü ifade eden Simonyan, “Eşimi dokuz ay boyunca komada kaldıktan sonra kaybettim, bir çocuğum ciddi bir hastalık geçirdi ve ben kendim de şu an kanser tedavisi görüyorum. Ne zaman kendime acımaya başlasam ya da derin bir umutsuzluğa kapılsam, aklıma hemen Beslan’da hayatı altüst olan o aileler geliyor. Orada can veren çocukların anne babaları ve hayatta kalıp engelli olarak yaşamak zorunda kalan evlatların gösterdiği o büyük dirayet, benim en zor anlarımda en büyük dayanağım oldu” dedi.

Beslan’daki ailelerle iletişimini koparmadığını vurgulayan Simonyan, “Kızlarından birini saldırıda kaybeden, diğer kızı ise ağır baş yaralanması sonucu yıllardır okuma yazmayı ve yürümeyi her gün yeniden öğrenmeye çalışan bir anneyle görüşüyorum. Bu insanlar yaşadıkları devasa acılara rağmen hala hayata gülümseyebiliyor. Bu, benim hayatım boyunca aldığım en büyük ve en anlamlı derslerden biridir” ifadelerini kullandı.

“Yönetici olarak atandığımda dehşete kapıldım”

Henüz 25 yaşındayken küresel ölçekte yayın yapması planlanan devasa bir medya ağının başına getirilmesinin kendisinde yarattığı hisleri samimiyetle paylaşan Simonyan, o günleri şu sözlerle anlattı:

“Beni bu göreve atayan insanların aklını kaçırmış olduğunu düşündüm ve büyük bir dehşete kapıldım. 25 yaşıma gireli henüz bir ay olmuştu. Rezil olmaktan, başarısızlığa uğramaktan o kadar çok korkuyordum ki benim için prestij kaybetmek ölümden daha korkunç bir senaryoydu. Bu tarifsiz kaygı yüzünden ilk birkaç yıl geceleri gözüme uyku girmedi, yılbaşı geceleri de dahil olmak üzere neredeyse aralıksız çalıştım. Zamanla işler yoluna girdi ve taşlar yerine oturdu.”

Kendisini bu göreve layık gören yetkililerin dil hakimiyetine ve mesleki geçmişine güvendiğini belirten Simonyan, “Eğitimimin bir kısmını ABD’de tamamladığım için İngilizce benim ikinci ana dilim gibidir. Ayrıca çok genç yaşlardan itibaren televizyon haberciliğinin her kademesinde çalıştım ve Kremlin muhabirliği yaptım. Ülkemizin sesini dünyaya nasıl duyurmamız gerektiğini, uluslararası politikada yaşanan gelişmeleri Batılı hedef kitleye hangi perspektiften aktaracağımızı iyi biliyordum. O dönemde küresel enformasyon alanında BBC ve CNN gibi devlerin mutlak bir hegemonyası vardı ve her iki kanal da İngiliz ve Amerikan kökenli olmalarına rağmen tamamen aynı gündemi, aynı kelimelerle servis ediyordu. Dünyada başka hiçbir şey olmuyormuş gibi tek taraflı bir yayıncılık yapıyorlardı. Biz bu tek sesliliği kırmak ve dünyada gerçekte neler yaşandığını göstermek için yola çıktık” şeklinde konuştu.

“Bize devlet propagandası diyenleri dinleyecek vaktim yok”

Yayın politikaları nedeniyle Batılı ülkeler tarafından sıklıkla “Kremlin’in propaganda aygıtı olmakla” suçlanmalarına tepki gösteren Simonyan, eleştirilere şu sözlerle yanıt verdi:

“Ben o çevrelerin eleştirilerini ciddiye almıyorum ve dinlemiyorum. ABD Dışişleri Bakanlığının devasa propaganda mekanizması mı bana devlet propagandası üzerine ders verecek? Onların ne söylediğini takip edecek vaktim dahi yok. Genç bir kadın olarak bu göreve geldiğimde pek çok önyargıyla ve şüpheyle karşılaştım. Ancak biz işimize baktık. Rusya’da popüler bir atasözünün de ifade ettiği gibi: Köpekler havlar ama kervan yürümeye devam eder.”

Muhabirlikten yöneticiliğe geçiş sürecinde edindiği tecrübeleri de aktaran Simonyan, “18 yaşında yerel bir televizyonda stajyer olarak başladığım bu sektörde, sahada çekim ekibinden bütçe yönetimine kadar her aşamada bizzat bulundum. Bizim meslekte ‘üç kişiyi başarıyla yönetebilen bir insan, yarın üç milyon insanı da yönetebilir’ anlayışı hakimdir. Benim için asıl zorlu ve yeni olan süreç, küresel televizyon yayıncılığının dağıtım mekanizmalarını çözmek ve uluslararası çalışanlarımızla ortak bir çalışma kültürü geliştirmek oldu. Farklı ülkelerden gelen meslektaşlarımızın iş disipliniyle Rus televizyonculuğunun dinamiklerini ortak bir paydada buluşturmayı başardık” dedi.

“Batı bizi yasakladıkça izleyicimiz daha çok arttı”

Ukrayna’daki askeri harekatın başlamasının ardından Batı dünyasında RT’ye uygulanan topyekun sansürün beklenenin aksine ters teptiğini öne süren Simonyan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Uygulanan tüm kısıtlamalar ve yaptırımlar bizim için olumlu bir kamçı görevi gördü. Batı dünyasında her platformda yasaklanınca daha esnek, adeta bir gerilla medya tarzında, karmaşık yöntemlerle çalışmaya başladık. Sonuç olarak izleyici kitlemiz daralmak bir yana, daha da büyüdü. Batılı politikacılar ve medya kuruluşları sürekli olarak ‘her türlü engeli koymamıza rağmen RT’nin küresel erişimini nasıl engelleyemiyoruz’ diye yakınıyor. Örneğin İtalya’da yaptığımız askeri belgeseller sinema salonlarında gizli gösterimlerle izleyiciyle buluşuyor ve büyük ilgi görüyor. Resmi verilere göre, 2025 yılındaki küresel internet trafiğimiz ve izlenme oranlarımız bir önceki yıla kıyasla tam iki katına çıktı.”

Uyguladıkları alternatif yöntemlerin ayrıntılarını güvenlik gerekçesiyle paylaşamayacağını belirten Simonyan, “Şu an kullandığımız yöntemleri açıkça anlatırsam Batılı istihbarat servisleri anında o kanalları da kapatmak için harekete geçer. ABD Merkez Karşı Casusluk Ofisi ve CIA her adımımızı yakından izliyor. Ancak bizim binlerce farklı kanaldan dünyaya ulaştığımızı henüz çözebilmiş değiller. İçerik ve yayın stratejimizde ise hiçbir değişiklik yapmadık; her koşulda yalnızca doğruları ve gerçekleri aktarmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Ölümden korkmuyorum, hayatımı vatanıma hizmete adadım”

Kendisine yönelik suikast tehditlerinin hayatının bir parçası haline geldiğini dile getiren Simonyan, vatanseverlik ve ölüm üzerine yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

“Şu ana kadar bana yönelik üç büyük suikast girişimi engellendi. Bunlardan birinde, içinde beş çocuk ve iki yaşlı kadının bulunduğu evimiz doğrudan insansız hava araçlarıyla hedef alındı. Beni doğrudan hedef alan suikast planlarının failleri şu an tutuklu ve yargı süreçleri devam ediyor. Ancak ben eski bir savaş muhabiriyim; hayatın her an son bulabileceği gerçeğine çok genç yaşta sahada alıştım. Anneme bu tehlikeleri yansıtmamak için çok uğraştım ama o bir şekilde öğrendi. Bana, ‘Eğer kızım vatanını korurken hayatını kaybederse, onunla gurur duyarım, o bir kahramandır’ dedi. Bu sözler benim için en büyük güç kaynağı oldu.”

İnançlı bir Hristiyan olduğunu ve hayattaki her şeyin Tanrı’nın iradesiyle gerçekleştiğine inandığını vurgulayan Simonyan, “İnsan sadece güzel yemekler yemek, pahalı ayakkabılar giymek ve dünyayı gezmek için mi yaşar? Bence hayatın asıl anlamı topluma ve devletine fayda sağlamaktır. Vatanımın bana duyduğu güvene layık olmak ve dünya düzeninin daha adil bir noktaya evrilmesine küçük de olsa bir katkıda bulunabilmek benim için en büyük onurdur. Eğer bu uğurda ölmem gerekiyorsa, bunu sükunetle karşılarım. Önemli olan ne zaman öleceğimiz değil, geride nasıl bir iz bırakarak göçüp gideceğimizdir” dedi.

“Çocuklarım gelecekte dünyaya Çin’in liderlik edeceğini biliyor”

Son dönemde kaleme aldığı bir makalede çocuklarının neden küçük yaşlardan itibaren Çince öğrendiğine açıklık getiren Simonyan, bu tercihin arkasındaki vizyonu şu sözlerle açıkladı:

“Çocuklarıma neden Çince öğrendiklerini sorduğumda bana doğrudan, ‘Çünkü biz büyüdüğümüz zaman dünyaya Çin liderlik edecek’ yanıtını veriyorlar. Bu analizlerinde tamamen haklılar. Çin, insanlık tarihinin en köklü ve en eski medeniyetine sahip. Kağıttan pusulaya kadar insanlık tarihini kökten değiştiren pek çok keşif Çin kültürünün bir ürünüdür. Ben şahsen Çin estetiğine, mimarisine, tasarım diline ve sanatına büyük bir hayranlık duyuyorum. Antik Yunan kültüründen çok daha önce Çin şehirlerinde yerleşik toplumsal kuralların ve düzenin bulunması bu medeniyetin büyüklüğünü kanıtlıyor.”

Çocuklarının şu an Çin’de bulunduğunu ve ülkeyi derinlemesine keşfetmeye devam ettiklerini belirten Simonyan, “Çin’in çok akıllıca kurgulanmış bir devlet sistemi, zengin bir coğrafyası ve muhteşem insanları var. Çocuklarımın ana dilleri gibi Çince konuşabilmelerini gıpta ile izliyorum. Ermeni kökenli dış görünüşlerine rağmen Çin’deki yerel halkla kusursuz bir Çince ile iletişim kurmaları beni son derece mutlu ediyor. Çin kültürü ve dili, Batı’nın içine düştüğü o rasyonellikten uzak çılgınlık sarmalına karşı çocuklarımı koruyacak en güçlü entelektüel kaledir” diyerek sözlerini tamamladı.

Rusya

Rusya’da kamu ihalelerinde kuralları esnetecek tasarıya kabine desteği

Yayınlanma

Rusya’da hükümet yasama komisyonu, kamu alımlarını ve ihale süreçlerini kolaylaştırmayı amaçlayan yasa tasarısı değişikliklerini onayladı. Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko ve Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin’in de aralarında yer aldığı parlamento üyelerince hazırlanan tasarı, teklif sorgulama limitlerinin artırılmasını ve ürün değişim kolaylıklarını içeriyor.

Rusya’da hükümetin yasama faaliyetleri komisyonu, 20 Temmuz’da yaptığı toplantıda, devlet ve belediye ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik mal, iş ve hizmet alımlarındaki sözleşme sistemini düzenleyen 44-Fiziki nolu kanunda kolaylıklar öngören değişiklik tasarısını onayladı.

Vedomosti gazetesine konuşan ve görüşmelere katılan bir kaynak ile hükümete yakın bir başka yetkili bu bilgiyi doğruladı.

Parlamanterler ve her iki meclisin başkanları Vyaçeslav Volodin ile Valentina Matviyenko tarafından hazırlanan belge, komisyon toplantısı sonucunda, ikinci okuma sürecine kadar üzerinde çalışılması şartıyla hükümet tarafından desteklendi.

Kaynaklar, mevcut itirazların tasarının esasına yönelik olmadığını belirtti.

Yasama faaliyetleri portalında yer alan bilgiye göre, belgenin 21 Temmuz’da Devlet Duması’nda ilk okumada ele alınması planlanıyor.

Yasa tasarısı, elektronik ortamda yapılan ihale teklif sorgulamalarında sözleşme başlangıç azami bedel limitinin 2027 yılı sonuna kadar 10 milyon rubleden 20 milyon rubleye çıkarılmasını öngörüyor.

Ayrıca küçük ve orta büyüklükteki işletmelerle (KOBİ) yapılan sözleşmelerde bu limitin 20 milyon rubleden 30 milyon rubleye yükseltilmesi planlanıyor. Böylece basitleştirilmiş ihale usullerinin kapsamına daha fazla sözleşme dahil edilecek.

Düzenleme ayrıca, tek tedarikçiden yapılan alımlar da dahil olmak üzere, ihale konusu malların benzer özelliklere sahip başka ürünlerle değiştirilmesine olanak tanıyor.

Rus ürünlerine yönelik koruyucu önlemlere uyulması kaydıyla, ürünün menşe ülkesinin değiştirilmesi de mümkün hale geliyor.

Tasarı, Rusya Maliye Bakanlığına sözleşme sistemi mevzuatının uygulanmasına ilişkin zorunlu açıklamalar yapma yetkisi veriyor ve ihale katılımcılarının çalışmalarında bu açıklamalara uymasını zorunlu kılıyor.

Sözleşme fiyatının, diğer esaslı koşullar korunarak en fazla yüzde 10 oranında değiştirilmesi konusunda hem alıcıya hem de yükleniciye daha geniş haklar tanıyan tasarı, belirli alım türlerinin yetkili kurumlarla koordinasyon sürelerinin de kısaltılmasını içeriyor.

Vedomosti’nin konuyla ilgili görüş talep ettiği Başbakan Yardımcısı Dmitri Grigorenko’nun ofisi ile Maliye Bakanlığı temsilcileri ise henüz dönüş yapmadı.

Maliye Bakanlığının 2025 yılı ihale izleme raporu verilerine göre, alımların en büyük kısmını yüzde 26 ile (24 bin 338 adet) bölgesel ve yüzde 66,8 ile (62 bin 475 adet) belediye düzeyindeki alımlar oluşturuyor. Federal düzeydeki alımlar ise toplam hacmin yalnızca yüzde 7,1’ine (6 bin 671 adet) karşılık geliyor.

Rusya Sanayi ve Ticaret Bakan Yardımcısı Aleksey Matuşanski’nin paylaştığı verilere göre, 2025 yılı sonuçları itibarıyla, kamu katılımı olan şirketlerin sözleşmelerini düzenleyen 44 ve 223 nolu kanunlar kapsamındaki toplam alım hacmi 6,1 trilyon ruble olarak gerçekleşti.

Bu tutarın 4,6 trilyon rublelik kısmını Rus üreticilerin ürünleri oluşturdu.

Yasa tasarısının getirdiği avantajlar ve riskler

Rusya Halk Sağlığı ve Kamu Yönetimi Akademisi (RANHiGS) Bölgesel Politika Merkezi Direktörü Vladimir Klimanov, mevcut devlet alım prosedürlerinin hızla değişen toplumsal koşullar karşısında aşırı katı kaldığını belirterek bu girişimin son derece gerekli olduğunu ifade etti.

Mevcut bilgi sisteminin yüklenicileri, geçmiş iş deneyimlerini ve ürün özelliklerini takip etmeye yeterli olduğunu kaydeden Klimanov, bu sayede prosedürlerin kolaylaştırılabileceğini aktardı.

Klimanov, bu değişiklik ihtiyacının, sorunların daha hızlı ve alışılagelmişin dışında çözülmesini gerektiren Ukrayna’daki savaş ile de bağlantılı olduğunu belirtti.

Birçok prosedür için başlangıç azami sözleşme bedellerinin mutlak değerler olarak belirlendiğine işaret eden Klimanov, birikmiş enflasyon koşullarında bu sınırların yükseltilmesinin ve belirli aralıklarla gözden geçirilmesinin mantıklı olduğunu vurguladı.

Kulik & Partners Law.Economics Kamu Alımları ve Zorunlu İhaleler Bölüm Başkanı Dmitri Pavlovski de limit artışının temel olarak değişen ekonomik koşullardan ve mal, iş ile hizmet maliyetlerindeki artıştan kaynaklandığı görüşüne katılıyor.

Pavlovski, gerekli güncellemeler yapılmadığı takdirde kolaylaştırılmış usullerle daha az alım yapılabileceğini, bunun da ihale sürelerini uzatarak hem alıcılar hem de piyasa oyuncuları üzerindeki idari yükü artıracağını ifade etti.

Kontur.Zakupki projesi uzmanı Yevgeniya Sergiyenko, önerilen değişikliklerin operasyonel yükü azaltmak ve alım süreçlerini hızlandırmak amacıyla getirildiğini söyledi.

Hız artışının yanı sıra bu normların alımların şeffaflığı ve nesnelliği açısından riskler barındırdığını dile getiren Sergiyenko, plansız denetimler ve yetki suistimallerine yönelik yaptırımlar dahil olmak üzere kontrolün sıkılaştırılması gerekebileceğini bildirdi.

Sergiyenko, kolaylaştırılmış usullerin kullanımına ilişkin şeffaf istatistiklere ihtiyaç duyulacağını ve tüm bunların idari yükün artmasına yol açma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti.

Diğer taraftan Sergiyenko, tasarıda öngörülen tek tip resmi açıklamaların, kanun ve ilgili mevzuat hükümlerinin farklı yorumlanması riskini azaltabileceğini ve alıcıların hata yapma ihtimalini düşürebileceğini sözlerine ekledi.

Rusya Devlet Sosyal Üniversitesi Rektör Danışmanı Konstantin Pozdnyakov, Devlet Duması’na sunulan tasarının, süreçlerde hız eksikliği yaşayan bölgesel alıcıların talepleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.

Elektronik teklif sorgulama sınırının 20 milion rubleye çıkarılmasının orta bütçeli alımları hızlandıracağını ifade eden Pozdnyakov, bu prosedürün tam kapsamlı ihaleler gerektirmediğini ve en düşük fiyatı veren tedarikçinin hızla belirlenmesine imkan tanıdığını açıkladı.

Pozdnyakov, KOBİ’lerle yapılan sözleşmelerde limitin 30 milyon rubleye yükseltilmesinin küçük şirketlerin daha büyük devlet projelerine erişmesini sağlayacağını ve bölgelerdeki rekabeti güçlendireceğini savundu.

Ayrıca, ihale konusu ürünlerin benzer özellikli mallarla değiştirilebilmesi imkanının, başlangıçta beyan edilen ürünün piyasadan çekilmesi durumunda sözleşmelerin iptal edilmesi problemini ortadan kaldıracağını ekledi.

Klimanov ise prosedürlerin kolaylaştırılmasının getirdiği risklere dikkat çekerek, bu durumun teslim edilen ürünlerin kalitesinde düşüşe veya teslimat sürelerinin uzamasına neden olabileceğini aktardı.

Alım kurallarının esnetilmesinin her zaman şeffaflık ve rekabetin korunması konularında soru işaretleri yarattığını belirten Pozdnyakov, ihale sisteminin etkinliğinin bürokratik engellerin sayısıyla değil, denetim kalitesiyle belirlendiğini, bu nedenle prosedürlerin serbestleştirilmesinin denetim organlarının izleme faaliyetlerinin güçlendirilmesiyle eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya hazine tahvili ihraçlarını durdurdu

Yayınlanma

Rusya Maliye Bakanlığı, bütçe açığının finansmanında kullandığı federal borç tahvili ihalelerini piyasadaki çöküş gerekçesiyle belirsiz bir süre için durdurduğunu açıkladı. Geleneksel olarak çarşamba günleri düzenlenen devlet tahvili ihraçları, piyasa durumunun istikrara kavuşmasına yardımcı olmak amacıyla askıya alındı.

Rusya Maliye Bakanlığı, bütçe açığını finanse etmek amacıyla kullandığı federal borç tahvili (OFZ) ihalelerini piyasadaki çöküş nedeniyle belirsiz bir süre için durdurma kararı aldı.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, geleneksel olarak çarşamba günleri gerçekleştirilen devlet tahvili ihraçlarının, “piyasa durumunun istikrara kavuşmasına yardımcı olmak amacıyla” sonlandırıldığı bildirildi.

Federal borç tahvili fiyatları haziran ayının ortasından bu yana hızla düşüş gösteriyor. RGBI endeksi 119 puan seviyesinden yılın en düşük seviyesi olan yaklaşık 110 puan seviyelerine gerilerken vadesi 10 yılı aşan uzun vadeli tahvillerin getirileri yıllık yüzde 16,5’in üzerine çıktı.

Bu süreçte gerçekleştirilen son dört ihale başarısızlıkla sonuçlandı. Maliye Bakanlığı 24 Haziran’daki ihraç işlemini iptal etti.

1 Temmuz’da tahvil satışı yapmayı deneyen bakanlık, talep edilen 110 milyar rublelik tutarın yalnızca yüzde 10’una karşılık gelen 10,3 milyar rublelik kısmı elden çıkarabildi.

8 Temmuz’daki ihaleyi yeniden iptal eden bakanlık, 15 Temmuz’daki ihraç girişimini ise kabul edilebilir fiyat seviyelerinde teklif gelmemesi nedeniyle geçersiz saydı.

Vektor Kapital analistlerinin verilerine göre Maliye Bakanlığı, haziran sonu itibarıyla 5,7 trilyon rubleye ulaşan bütçe açığını kapatabilmek için üçüncü çeyrekte borçlanma piyasasından 1,5 trilyon ruble kaynak sağlamayı hedefliyordu.

Ancak kurum şimdiye kadar net fiyatlarla yalnızca 8,8 milyar ruble borçlanabildi. İhalelerin ne zaman yeniden başlayacağına yönelik bilgi vermeyen Maliye Bakanlığı, sürecin tekrar başlamasına ilişkin kararın ayrıca duyurulacağını belirtti.

Rikom-Trast yatırım şirketinin kurumsal finansman direktörü Nikolay Leonenkov, Rus devlet tahvillerindeki çöküşün arkasındaki temel etkenin yükselen enflasyon ve Merkez Bankasının politika faizi indirimlerine ara vereceğine yönelik beklentiler olduğunu ifade etti.

RSHB Upravlenie Aktivami şirketinin kredi analizi ve makroekonomi bölüm başkanı Pavel Paevskiy ise piyasanın, federal bütçe açığının daha da genişlemesinden ve bu durumun piyasaya yeni federal borç tahvili arzı getirmesinden endişe duyduğunu aktardı.

Bloomberg’in verilerine göre Maliye Bakanlığı, planlananı 4-5 trilyon ruble aşacak olan askeri harcamaları karşılamak amacıyla bu yıl 2 ila 3 trilyon ruble düzeyinde ek borçlanmaya gitmeyi planlıyor.

Ajansın kaynakları, hükümetin kalan bütçe ihtiyacını sivil harcama kalemlerinde kesinti yaparak bulmaya çalışacağını belirtiyor.

Avrupa Politika Analiz Merkezi (CEPA) kıdemli uzmanı Aleksandr Kolyandr, Maliye Bakanlığının mevcut piyasa faizleriyle borçlanmak istemediğini, çünkü bu oranların “yüksek maliyetli” olduğunu kaydetti.

Kolyandr, bankaların devlete borç vermeye razı olduğu faiz oranını gösteren tahvil getirilerinin on yıllık borçlanmada yüzde 16 seviyesine yükseldiğini, bunun yüksek bir oran olduğunu ve Maliye Bakanlığının bu faiz seviyesinden borçlanmaya istekli görünmediğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rus e-ticaret devi Wildberries depolarına İHA saldırısı: Zarar devasa

Yayınlanma

Rusya’da Wildberries lojistik merkezlerine düzenlenen İHA saldırılarında 7 çalışan hayatını kaybetti, 40’tan fazla kişi yaralandı. Sektör uzmanları, 350 bin metrekarelik alanın kaybıyla toplam zararın 50 milyar rubleye ulaşabileceğini tahmin ediyor. Rusya Soruşturma Komitesinin terör soruşturması başlattığı olay sonrası şirket, hukuki muafiyete rağmen satıcılara destek sağlayacağını açıkladı.

Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine ait insansız hava araçlarının 18 Temmuz gecesi Rusya’nın birkaç bölgesine düzenlediği saldırılarda, ünlü e-ticaret platformu Wildberries’in lojistik merkezleri hedef alındı.

Moskova bölgesindeki Elektrostal ile Tambov bölgesindeki Kotovsk şehirlerinde yer alan depolarda ağır hasar meydana geldi. Kotovsk’taki tesiste 7 şirket çalışanı yaşamını yitirirken, 40’ı aşkın kişi yaralandı.

Rusya Federal Soruşturma Komitesi, yaşanan can kayıpları ve yıkımın ardından Rusya Ceza Kanunu’nun 205. maddesinde yer alan terör eylemi kapsamında cezai soruşturma başlattı.

Wildberries, her iki tesiste de çalışanların hızlıca tahliye edildiğini bildirdi. Kotovsk’taki depoda saldırı sonrası çıkan yangın kontrol altına alınarak açık alevler söndürüldü; Elektrostal’de ise itfaiye ekipleri ve acil durum servislerinin çalışmaları sürüyor.

Wildberries kurucusu Tatiana Kim, kişisel Telegram kanalında yaptığı paylaşımda yaşananları “dehşet verici bir gece” olarak nitelendirdi ve ölenlerin ailelerine taziyelerini iletti.

Şirket ayrıca Kotovsk ve Elektrostal depolarında görev yapan çalışanların ve yüklenicilerin yakınları için acil yardım hattı kurdu.

Şirket yetkilileri, tahliye esnasında bazı çalışanların iletişim imkanından yoksun kaldığını, bu nedenle yakınlarının destek ekibine internet sitesindeki sohbet paneli üzerinden ulaşabileceğini açıkladı.

Yapılan açıklamada, acil durum servisleriyle sürekli iletişim halinde kalındığı, çalışanlara ve ailelerine gerekli her türlü yardımın sağlandığı belirtildi.

Toplam hasar 50 milyar rubleye ulaşabilir

Vedomosti gazetesi için özel olarak hesaplama yapan iki gayrimenkul danışmanı, saldırılar sonucunda Wildberries’in yaklaşık 350 bin metrekarelik lojistik alanını kaybettiğini belirtiyor. Bu miktar, şirketin ülke genelindeki toplam depo kapasitesinin yaklaşık yüzde 7’sine denk düşüyor.

Sektör danışmanları, lojistik parkların kendi değerinin 20 milyar rubleyi aştığını, içindeki ekipmanlar ve ürün stokları da dahil edildiğinde toplam kaybın 50 milyar rubleye kadar çıkabileceğini öngörüyor.

Altyapının eski haline getirilmesinin ise bir ila iki yıl süreceği ifade ediliyor. Görüşlerine başvurulan Rusya’nın en büyük emlak brokerlerinin tamamı resmi açıklama yapmaktan kaçınırken, Wildberries temsilcisi ise olası zarar tahminlerine ilişkin yorum yapmayı reddetti.

“Vançugov ve Ortakları” şirketinin yönetici ortağı Aleksey Vançugov ile NF Group ortağı Konstantin Fomiçenko, kesin hasar boyutunun ancak teknik incelemelerin ardından netleşeceğini belirtiyor.

Aleksey Vançugov, tesisin İHA enkazı düşmesi gibi riskleri de kapsayacak şekilde sigortalanmış olması durumunda zararın bir kısmının tazmin edilebileceğini kaydediyor.

Uzmana göre en ciddi kayıp, depo binasındaki hasardan ziyade lojistik süreçlerin kesintiye uğramasından kaynaklanacak.

Şirketin kalan stokları diğer dağıtım merkezlerine taşıması muhtemelen iki ila dört hafta alacak. Bu süreç hizmet verimliliğini düşürebilir ve siparişlerin alıcılara teslimatında gecikmelere yol açabilir.

Vançugov, bu arka planda Wildberries’in lojistik giderlerinin önümüzdeki bir ay içinde en az iki katına çıkabileceğini tahmin ediyor.

Büyük pazaryerlerinin lojistik altyapısının bir dağıtım ağı prensibine göre kurulduğunu belirten Konstantin Fomiçenko ise bu sayede belirli merkezler geçici olarak devre dışı kalsa bile şirketin ürün akışını diğer tesislere hızla kaydırabileceğini vurguluyor.

Fomiçenko, bazı bölgelerde güzergah değişiklikleri gerekse de bu modelin teslimat sürelerindeki etkiyi asgari düzeyde tutmaya imkan tanıdığını ifade ediyor.

Satıcılara ait ürünlerin tazminat konusunun sadece pazaryeri sözleşmesiyle değil, Rusya Federasyonu Medeni Kanunu’nun 901. maddesi hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuatla da düzenlendiğini sözlerine ekleyen uzman, bu tür risklerin her büyük lojistik operatörü için geçerli olduğunu, kritik faktörün ise ağın olağan işleyişine ne kadar hızlı döneceği olduğunu belirtiyor.

Satıcılara yönelik yeni sevkiyat düzeni

Saldırının ardından Wildberries her iki tesisteki operasyonları askıya alarak buradaki ürünleri hasar tespit çalışmaları tamamlanana dek satıştan kaldırdı.

Şirket, satıcılar için çalışma şemasını revize etti. Kotovsk için planlanan teslimatların ceza uygulanmaksızın Ryazan ve Voronej’e; Elektrostal teslimatlarının ise ürün grubuna göre Ryazan, Vladimir, Tula ve Tver’e yönlendirilmesine izin verildi.

Hasar gören depolara daha önce tanımlanmış tüm sevkiyatların cezai yaptırım olmadan iptal edilebileceği aktarıldı. Bununla birlikte şirket, teslimatların başka lojistik merkezlerine yönlendirilmesi durumunda uygulanan ek lojistik ve depolama katsayılarını sıfırladı.

Rusya Ticaret ve Sanayi Odası Elektronik Ticaret Konseyi Başkanı Aleksey Fedorov, Wildberries bünyesindeki satıcılar için fiilen iki koruma mekanizmasının devrede olduğunu belirtiyor.

Bunlardan ilki, depodaki yangın, su baskını veya hırsızlık gibi durumlarda platformun kendi kusurundan kaynaklanan kayıplar için uyguladığı temel tazminat programı. Ancak pazaryerinin 1 Temmuz’da yayımlanan ve 7 Temmuz’da yürürlüğe giren güncel kullanıcı sözleşmesinde mücbir sebep hallerinin kapsamı ciddi ölçüde genişletildi.

Yeni düzenlemeyle birlikte silah ve insansız hava araçlarının kullanımı, savaş hali, olağanüstü hal ilanı ve diğer özel hukuki rejimlerin sonuçları mücbir sebep sayılıyor.

Bu gibi durumlarda platform, ürünlerin zarar görmesi veya kaybolması konusundaki sorumluluktan muaf tutuluyor. Eski sözleşmede bu yönde detaylı bir liste yer almıyordu.

Diğer yöntem ise Wildberries’in 2025 yılı sonunda SberStrahovaniye ile ortaklaşa başlattığı isteğe bağlı sigorta sistemi. Fedorov, bu programın depolama ve nakliye esnasındaki kayıpları kapsadığını ve mevcut durumu da karşılaması gerektiğini ifade ediyor.

Ancak SberStrahovaniye temsilcisi Vedomosti’ye yaptığı açıklamada, satıcılara sunulan sigorta ürününün İHA kaynaklı zararları kapsamadığını vurguladı. Poliçenin yalnızca nakliye sırasındaki hasar, ürün değişimi, kayıp veya teslimat noktalarındaki depolama gibi operasyonel riskleri teminat altına aldığı belirtildi.

Ayrıca alıcının ürünü teslim almaması veya iade etmesi durumunda, ürünün dağıtım merkezine geri gönderim maliyetlerinin de bu poliçeyle karşılandığı eklendi.

Buna rağmen Fedorov, devletin konuya müdahil olması ihtimali nedeniyle satıcılara ödeme yapılacağı görüşünü koruyor. Daha sonra açıklama yapan Tatiana Kim, ölen çalışanların ailelerine 2’şer milyon ruble, durumu ağır olan yaralılara ise 1’er milyon ruble ödeneceğini bildirdi.

Kim, zarar gören lojistik merkezlerindeki ürünler için satıcılara yönelik bir tazminat formülü üzerinde çalıştıklarını da aktardı.

Olağanüstü hal koşullarında kaybolan ürünler için ödeme yapma yükümlülükleri olmamasına karşın satıcılara finansal destek sunmaya hazır olduklarını ve ödeme sürecine dair detayların ilerleyen süreçte paylaşılacağını ekledi.

Alışveriş Dernekleri Federasyonu Başkanı Artem Sokolov ise tesis güvenliğinin güncel koşullar çerçevesinde ve ilgili kurumların katılımıyla çözülmesi gereken çok boyutlu bir konu olduğunu ifade ediyor.

Sokolov, mevcut gerçeklikte depoların güvenliğini sağlama meselesinin artık sadece pazaryerlerinin kendi sorumluluk sınırlarını aştığı değerlendirmesini yapıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English