Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya ekonomisinde resesyon ve bankacılık krizi sinyalleri güçleniyor

Yayınlanma

Rusya Makroekonomik Analiz ve Kısa Vadeli Tahmin Merkezi (TsMAKP), Ocak 2026 verilerine dayanan raporunda, ülkede daha önce öngörülen sistemik bankacılık krizinin resmen başladığını duyurdu. Raporda, reel döviz kurundaki aşırı değerlenme ve yüksek faiz oranlarının bileşimiyle ekonominin Temmuz 2026’ya kadar resesyona girmesinin “yüksek olasılık” olduğu vurgulanıyor.

Rusya Makroekonomik Analiz ve Kısa Vadeli Tahmin Merkezi (TsMAKP), Ocak 2026 itibarıyla elde edilen verilere dayanarak hazırladığı raporunda, Rusya finans sistemine ilişkin kritik bulguları paylaştı.

Raporda, finansal istikrara yönelik risklerin artık birer ihtimal olmaktan çıkıp gerçekleşmiş gerçeklere dönüştüğü vurgulandı.

Uzmanlar, “Sistemimiz tarafından daha önce tahmin edilen sistemik bankacılık krizi, artık bu olaya ilişkin resmi kriterlere göre tescil edilmiş durumdadır (bir süre önce de kötü borçlar krizi kriterlere göre tescil edilmişti)” değerlendirmesinde bulundu.

Raporda yer alan verilere göre, mevcut krizin ölçeği şimdilik “orta seviyeli” olarak tanımlanıyor.

Bankacılık sisteminin toplam varlıklarının ve toplam kredi portföyünün yüzde 10’undan biraz fazlasının sorunlu olduğu kaydedilirken, belirli alanlarda durumun daha vahim olduğu belirtiliyor.

TsMAKP uzmanları, “Bazı alanlarda hasarın derinliği daha fazla olabilir; örneğin KOBİ kredilerinde bu oran ortalama yüzde 19 seviyesindedir” ifadelerini kullandı.

Ekonomik resesyon sinyalleri beş aydır güçleniyor

Finansal krizin yanı sıra reel ekonomi üzerinde de ciddi baskıların arttığı gözlemleniyor. TsMAKP’nin erken uyarı sistemi, Rusya ekonomisinin fiziksel GSYH hacminde negatif büyüme olarak tanımlanan bir resesyona girme ihtimalini güçlü bir şekilde işaret ediyor.

Raporda, “Sistem, son beş aydır ve her ay daha yüksek sesle, ekonomik resesyonun meydana geleceğini öngörüyor” denildi.

Ancak merkez, bu sinyallerin mutlak bir kaçınılmazlık olarak görülmemesi gerektiğinin altını çiziyor.

Raporda, “Sistemdeki yüksek resesyon olasılığı sinyalinin bu olayın kader olduğunu anlamına gelmediği unutulmamalıdır. İlgili modeller hem teknik hem de yapısal tahmin hatalarına izin vermektedir” uyarısı yapıldı.

Yapısal hataların, modellerin ülkeler arası tarihsel verilere göre kalibre edilmesinden ve mevcut yerel ile zamansal benzersiz koşulları tam olarak dikkate almamasından kaynaklanabileceği ifade edildi.

Rublenin aşırı değerlenmesi ve yüksek faiz kıskacı

Analistler, risklerin tetiklenmesindeki temel faktörlerin değişimine dikkat çekiyor.

Raporda, “Risklerin öncü göstergelerinin davranış analizi yoluyla bu sinyallerin nedenleri incelendiğinde, faiz oranlarının dinamikleri gibi istikrarsızlaştırıcı bir faktörün yerini ruble döviz kurunun dinamikleri faktörünün aldığı görülmektedir” tespiti yapıldı.

Özellikle ulusal paranın reel anlamda aşırı değer kazanması, yerli üreticiler ve ihracatçılar üzerinde yıkıcı bir baskı oluşturuyor. Raporda bu durum şu sözlerle açıklandı:

“Rublenin reel anlamda yıllık yüzde 25 gibi ekstrem düzeyde güçlenmesi, hala yüksek olan (yavaş yavaş düşse de) faiz oranlarıyla birleşerek yerli iş dünyası için son derece sert parasal koşullar yaratmaktadır.”

Bu tablo karşısında, kurumsal segmentte, özellikle de petrol-gaz ve maden-metalürji şirketlerine verilen kredilerde kredi portföy kalitesinde keskin bir bozulma kaydedildiği aktarıldı.

Mevduat sahiplerinin “kaçış” riski yüksek seyrediyor

Erken uyarı sistemi, bankacılık sistemindeki likidite dengelerini bozabilecek bir diğer risk faktörü olan “mevduat sahibi kaçışı” (bank run) etkisine dair de uyarılarda bulunuyor.

Raporda, “Erken uyarı sistemi ayrıca mevduat sahibi kaçışı etkisinin ortaya çıkmasına dair yüksek riskler kaydetmektedir” denildi.

Şu an için bu durumun kitlesel bir harekete dönüşmemesinin nedeni, krizin “örtülü” doğasına bağlanıyor. Uzmanlar, “Banka krizinin gizli doğası nedeniyle bu etki henüz ortaya çıkmamıştır. Ancak kriz süreçlerinin derinleşmesi durumunda bu riskler yüzeye çıkabilir” değerlendirmesinde bulundu.

TsMAKP, bankacılık krizinin mevcut aşamasında mevduatların büyük kamu bankalarında yoğunlaşmasının, banka iflaslarını ve paniği önleyen bir faktör olduğunu da ekledi.

Sistemik kredi riskleri ve devlet desteğinin rolü

Kredi piyasalarındaki bozulma, 2023 ve 2024 yıllarındaki hızlı borç artışının ve ardından 2024 sonundaki sert faiz artışlarının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Raporda, “Borç dışı sektörün borç hacmindeki hızlı artış ve ardından gelen faiz yükselişleri, bankacılık sisteminin genel varlık ve kredi portföy kalitesinin daha da bozulmasını önceden belirlemiştir” denildi.

Sorunlu kredilerin (IV-V kategorisindeki sallar) toplam portföy içindeki payı Haziran 2025’te yüzde 6,9’a ulaşarak bir önceki yıla göre 1 puanlık artış göstermişti.

Fakat yapılandırmalar dahil edildiğinde durum daha ciddi görünüyor. Raporda, “Merkez Bankası verilerine dayanarak, riskli yapılandırmaları ve IV-V kategori kredileri içeren sorunlu kredilerin payı üçüncü çeyrek sonunda yüzde 9,9 olarak tahmin edilmektedir” bilgisi verildi.

Rusya Merkez Bankası’nın KOBİ’lere yönelik destek önlemlerini Aralık 2025’te uzatması ve bankalara borç yapılandırma tavsiyesinde bulunması, bu oranın daha da yükselmesini frenleyen bir unsur olarak görülüyor.

Raporda, “Büyük ihtimalle gelecek ayların istatistikleri bu payın istikrara kavuştuğunu gösterecektir. Rusya Merkez Bankası’nın yapılandırmaları teşvik eden politikası buna katkı sağlayacaktır” denildi.

Resesyonun süresi ve çıkış senaryoları

Ekonomik aktivitedeki yavaşlama, küresel etkiler ve içsel dengesizliklerle birleşerek resesyonun uzun sürebileceği endişesini doğuruyor.

Raporda, “Giriş göstergesinin (SOI) değeri Kasım ayında kritik eşik olan 0,18’in üzerinde kalarak 0,44 seviyesine ulaşmıştır. Böylece sistem, Rusya ekonomisinin Temmuz 2026’ya kadar yüksek olasılıkla resesyona gireceği sinyalini vermeye devam etmiştir” ifadeleri yer aldı.

Resesyondan çıkış göstergeleri de benzer şekilde karamsar bir tablo çiziyor. Çıkış göstergesinin 0,35 olan kritik eşiğin çok altında, 0,05 seviyesinde kaldığı belirtildi.

TsMAKP raporunda, “Gösterge, üst üste üçüncü ay boyunca yaklaşan resesyonun bir yıldan fazla sürebilecek uzun süreli bir karakter taşıyabileceği sinyalini vermektedir” tespiti yapıldı.

ABD ekonomisindeki beklenen yavaşlama ve Rusya’nın cari işlemler dengesindeki düşüş, bu karamsar beklentiyi destekleyen dış faktörler olarak sıralandı.

Döviz piyasasında ruble üzerindeki baskı tersine dönüyor

Döviz piyasası tarafında ise ruble üzerindeki baskı, tarihsel kriz dönemlerinin aksine, paranın değer kazanması yönünde seyrediyor.

Döviz baskı endeksinin (EMP) Aralık başında -0,44 seviyesinde kalarak negatif bölgede olduğu belirtildi.

Raporda, “Bu durum, piyasa baskısının rublenin güçlenmesi yönünde devam ettiğini göstermektedir. Sistemik döviz riski göstergesi ise sıfır seviyesinde kalarak kritik düzeyden maksimum uzaklıktadır” bilgisi paylaşıldı.

Sonuç olarak, TsMAKP’ye göre gelecek bir yıl içinde geleneksel bir döviz krizi (paranın sert değer kaybı) yaşanma olasılığı oldukça düşük değerlendiriliyor.

Rusya

Rus sermayedarlardan Merkez Bankasına faiz uyarısı

Yayınlanma

Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği Başkanı Aleksandr Şohin, Merkez Bankasının gösterge faiz oranını mevcut seviyede tutmasının ekonomideki olumsuz faktörlerin birikmesi nedeniyle sonbaharda şirket iflaslarına yol açabileceğini bildirdi. Şohin, pahalı krediler yüzünden yerli firmaların yatırım programlarını kestiğini, ekipman kurulumunu tamamlayan ithal ikameci projelerin siparişsiz kaldığını ve yabancı rakiplerin ucuz finansman avantajıyla piyasada fiyat düşürdüğünü belirtti.

Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği (RSPP) Başkanı Aleksandr Şohin, Rusya Merkez Bankasının gösterge faiz oranını mevcut seviyede tutmaya devam etmesi durumunda, ekonomide biriken olumsuz etkenlerin etkisiyle işletmelerin sonbaharda bir iflas dalgasıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısını yaptı.

Forbes dergisinin aktardığı habere göre Şohin, biriken olumsuz faktörlerin “sonbahar iflasları” riski oluşturduğunu dile getirdi.

RSPP değerlendirmesine göre yüksek faiz ortamında en hassas durumda yer alan kesimi ithal ikameci projeler oluşturuyor.

Birçok şirketin ekipman alımı ve montaj süreçlerini tamamladığını belirten Şohin, bu işletmelerin artık finansman eksikliğiyle değil, ürettikleri nihai ürünlere yönelik sipariş yetersizliğiyle mücadele ettiğini kaydetti.

Şohin, sipariş daralmasının temel nedeni olarak Rus şirketlerinin yüksek kredi maliyetleri yüzünden yatırım programlarını kısmasını gösterdi. Yabancı rakiplerin daha ucuz finansmana ve devlet desteklerine erişebildiğine dikkati çeken RSPP Başkanı, bu durumun yabancı firmalara pazarda fiyat düşürme olanağı sağladığını, Rus üreticilerin dış pazarlara çıkış imkânlarını ise sınırladığını ifade etti.

Şohin, bu koşullar altında en aktif şirketlerin bile satış yapamama ve yatırımlarını geri döndürememe riski taşıdığını aktardı.

Ayrıca istatistiklere yansıyan yatırım harcamalarındaki artışa da değinen Şohin, bu yükselişin ekonomide gerçek bir canlanmaya işaret etmediğini savundu.

Rusya Merkez Bankası ucuz krediyle büyüme tezini reddetti

“Erken gevşeme stagflasyona yol açabilir”

Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulunun gösterge faiz oranını görüşeceği bir sonraki toplantı 24 Temmuz’da düzenlenecek. Düzenleyici kurum, haziran ayındaki bir önceki toplantısında para politikasındaki gevşeme hızını yavaşlatarak politika faizini 0,25 puanlık indirimle yıllık yüzde 14,25 seviyesine çekmişti.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından yaptığı açıklamada faiz oranını daha da düşürmek için alan olduğunu, ancak bunun zamanlaması ile hızının ekonomik koşulların seyrine bağlı kalacağını duyurdu.

Nabiullina, enflasyonist baskıların sürdüğü bir ortamda para politikasında erken bir gevşemeye gidilmesinin olumsuz sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Merkez Bankası Başkanı, böyle bir adımın ekonomiyi durgunluk, yüksek işsizlik ve hızlı fiyat artışlarının aynı anda yaşandığı stagflasyon sürecine sokma riski taşıdığı konusunda uyarı yaptı.

Devlet Duması ve Kremlin’den faiz mesajı

Faiz kararı öncesinde açıklamada bulunan Devlet Duması Finansal Piyasalar Komisyonu Başkanı Anatoliy Aksakov, Merkez Bankasının faiz oranını 0,25 puan daha düşürmesini umduğunu kaydetti.

Aksakov, buna karşın düzenleyici kurumun faiz oranını sabit tutma olasılığını da göz ardı etmedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise ülkedeki makroekonomik göstergelerin politika faizinde indirime gidilmesi gerektiğine işaret ettiğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya, yabancı yatırımcıların opsiyon haklarını feshediyor

Yayınlanma

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma, ülkeden ayrılan yabancı yatırımcıların sattıkları Rus varlıklarını geri satın alma haklarını ellerinden alan yasayı üçüncü okumada kabul etti. Düzenleme, 22 Şubat 2022 tarihinden sonra dost olmayan ülkelerden yatırımcılarla yapılan ve geri alım opsiyonu içeren anlaşmaları kapsıyor.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma, Kommersant gazetesinin aktardığına göre, giden yabancı yatırımcıların ülkeden ayrıldıktan sonra sattıkları Rus varlıklarını geri satın alma haklarını ellerinden alan yasayı üçüncü okumada kabul etti.

Düzenleme, 22 Şubat 2022 tarihinden sonra dost olmayan ülkelerin yatırımcılarıyla yapılan anlaşmaları doğrudan kapsıyor.

Kabul edilen yeni mevzuat çerçevesinde, söz konusu varlığın yeni sahibi veya ilgili bakanlık, hükümet komisyonu iznini alarak Moskova Bölgesi Tahkim Mahkemesine başvurma yetkisine sahip oluyor.

Bu başvuruyla birlikte yabancı yatırımcının geri alım opsiyonunu yürürlüğe koyma hakkının feshedilmesi talep edilebilecek.

Mahkemenin yabancı yatırımcının geri alım hakkını iptal edebilmesi için belirlenen gerekçelerden en az birinin bulunması yeterli görülecek.

Bu gerekçeler arasında, yatırımcının Rusya’daki faaliyetlerini durdurduğuna dair kamuoyuna açık beyanlarda bulunması, Rus ordusunu itibarsızlaştırması, satış bedelinin piyasa değerinden yüzde 25’ten fazla farklılık göstermesi veya yeni mülk sahibinin satın alımın ardından işletmeye yatırım yapmış olması yer alıyor.

Mahkeme kararının yürürlüğe girmesini takip eden bir yıl süresince yabancı yatırımcı tazminat talebinde bulunma hakkına sahip olacak.

Ödenecek tazminatın miktarını mahkeme belirleyecek. Ancak yatırımcının terörizmin veya ekstremist faaliyetlerin finansmanı sebebiyle hukuki sorumluluğa çekilmiş olması durumunda ödeme yapılması reddedilecek.

Financial Times gazetesinin verilerine göre, yasa tasarısı Rusya’daki eski McDonald’s restoranlarını işleten Vkusno i Toçka zincirinin sahipleri tarafından aktif biçimde desteklendi.

Gazete, belgenin hazırlanma sürecine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bizzat katıldığını bildirdi. Putin, hükümete geri alım haklarının uygulanabilirliğini sınırlandıracak öneriler hazırlama talimatı vermişti.

Leges Bureau yönetici ortağı Maria Spiridonova, mevzuatın halihazırda eski yabancı işletmelerde üretimi geliştiren Rus şirketlerini korumayı amaçladığı değerlendirmesinde bulundu.

Hukukçu Yevgeniya Sabitova ise geri alım sınırlandırmalarının kurumsal hakları etkilediğine işaret ederek, yasadaki muğlak ifadelerin hukuki belirsizlik yaratabileceğini ve dava süreçlerine yol açabileceğini kaydetti.

Geri alma opsiyonu, 2022 yılından sonra yabancı şirketlerin Rusya’daki işlerini satmasına ilişkin anlaşmaların en az yüzde 20’sinde yer aldı. McDonald’s ve Renault şirketleri de satış süreçlerinde bu mekanizmaya yer vermişti.

AK&M ajansının verilerine göre, yabancı şirketler 2022 yılında Rusya’da toplam değeri 16,31 milyar dolar olan 109 satış anlaşması imzaladı. 2023 yılında 11,14 milyar dolar değerinde 97 anlaşma, 2024 yılında ise 3,38 milyar dolar tutarında 58 anlaşma akdedildi.

Ajans, 2025 yılının ilk çeyreğinde ise toplam hacmi 420 milyon dolar olan dokuz işlem kaydetti. Tutulan istatistiklere yalnızca kamuoyuna açıklanan ve değeri 1 milyon doların üzerinde bulunan anlaşmalar dahil edildi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya’da kamu ihalelerinde kuralları esnetecek tasarıya kabine desteği

Yayınlanma

Rusya’da hükümet yasama komisyonu, kamu alımlarını ve ihale süreçlerini kolaylaştırmayı amaçlayan yasa tasarısı değişikliklerini onayladı. Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko ve Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin’in de aralarında yer aldığı parlamento üyelerince hazırlanan tasarı, teklif sorgulama limitlerinin artırılmasını ve ürün değişim kolaylıklarını içeriyor.

Rusya’da hükümetin yasama faaliyetleri komisyonu, 20 Temmuz’da yaptığı toplantıda, devlet ve belediye ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik mal, iş ve hizmet alımlarındaki sözleşme sistemini düzenleyen 44-Fiziki nolu kanunda kolaylıklar öngören değişiklik tasarısını onayladı.

Vedomosti gazetesine konuşan ve görüşmelere katılan bir kaynak ile hükümete yakın bir başka yetkili bu bilgiyi doğruladı.

Parlamanterler ve her iki meclisin başkanları Vyaçeslav Volodin ile Valentina Matviyenko tarafından hazırlanan belge, komisyon toplantısı sonucunda, ikinci okuma sürecine kadar üzerinde çalışılması şartıyla hükümet tarafından desteklendi.

Kaynaklar, mevcut itirazların tasarının esasına yönelik olmadığını belirtti.

Yasama faaliyetleri portalında yer alan bilgiye göre, belgenin 21 Temmuz’da Devlet Duması’nda ilk okumada ele alınması planlanıyor.

Yasa tasarısı, elektronik ortamda yapılan ihale teklif sorgulamalarında sözleşme başlangıç azami bedel limitinin 2027 yılı sonuna kadar 10 milyon rubleden 20 milyon rubleye çıkarılmasını öngörüyor.

Ayrıca küçük ve orta büyüklükteki işletmelerle (KOBİ) yapılan sözleşmelerde bu limitin 20 milyon rubleden 30 milyon rubleye yükseltilmesi planlanıyor. Böylece basitleştirilmiş ihale usullerinin kapsamına daha fazla sözleşme dahil edilecek.

Düzenleme ayrıca, tek tedarikçiden yapılan alımlar da dahil olmak üzere, ihale konusu malların benzer özelliklere sahip başka ürünlerle değiştirilmesine olanak tanıyor.

Rus ürünlerine yönelik koruyucu önlemlere uyulması kaydıyla, ürünün menşe ülkesinin değiştirilmesi de mümkün hale geliyor.

Tasarı, Rusya Maliye Bakanlığına sözleşme sistemi mevzuatının uygulanmasına ilişkin zorunlu açıklamalar yapma yetkisi veriyor ve ihale katılımcılarının çalışmalarında bu açıklamalara uymasını zorunlu kılıyor.

Sözleşme fiyatının, diğer esaslı koşullar korunarak en fazla yüzde 10 oranında değiştirilmesi konusunda hem alıcıya hem de yükleniciye daha geniş haklar tanıyan tasarı, belirli alım türlerinin yetkili kurumlarla koordinasyon sürelerinin de kısaltılmasını içeriyor.

Vedomosti’nin konuyla ilgili görüş talep ettiği Başbakan Yardımcısı Dmitri Grigorenko’nun ofisi ile Maliye Bakanlığı temsilcileri ise henüz dönüş yapmadı.

Maliye Bakanlığının 2025 yılı ihale izleme raporu verilerine göre, alımların en büyük kısmını yüzde 26 ile (24 bin 338 adet) bölgesel ve yüzde 66,8 ile (62 bin 475 adet) belediye düzeyindeki alımlar oluşturuyor. Federal düzeydeki alımlar ise toplam hacmin yalnızca yüzde 7,1’ine (6 bin 671 adet) karşılık geliyor.

Rusya Sanayi ve Ticaret Bakan Yardımcısı Aleksey Matuşanski’nin paylaştığı verilere göre, 2025 yılı sonuçları itibarıyla, kamu katılımı olan şirketlerin sözleşmelerini düzenleyen 44 ve 223 nolu kanunlar kapsamındaki toplam alım hacmi 6,1 trilyon ruble olarak gerçekleşti.

Bu tutarın 4,6 trilyon rublelik kısmını Rus üreticilerin ürünleri oluşturdu.

Yasa tasarısının getirdiği avantajlar ve riskler

Rusya Halk Sağlığı ve Kamu Yönetimi Akademisi (RANHiGS) Bölgesel Politika Merkezi Direktörü Vladimir Klimanov, mevcut devlet alım prosedürlerinin hızla değişen toplumsal koşullar karşısında aşırı katı kaldığını belirterek bu girişimin son derece gerekli olduğunu ifade etti.

Mevcut bilgi sisteminin yüklenicileri, geçmiş iş deneyimlerini ve ürün özelliklerini takip etmeye yeterli olduğunu kaydeden Klimanov, bu sayede prosedürlerin kolaylaştırılabileceğini aktardı.

Klimanov, bu değişiklik ihtiyacının, sorunların daha hızlı ve alışılagelmişin dışında çözülmesini gerektiren Ukrayna’daki savaş ile de bağlantılı olduğunu belirtti.

Birçok prosedür için başlangıç azami sözleşme bedellerinin mutlak değerler olarak belirlendiğine işaret eden Klimanov, birikmiş enflasyon koşullarında bu sınırların yükseltilmesinin ve belirli aralıklarla gözden geçirilmesinin mantıklı olduğunu vurguladı.

Kulik & Partners Law.Economics Kamu Alımları ve Zorunlu İhaleler Bölüm Başkanı Dmitri Pavlovski de limit artışının temel olarak değişen ekonomik koşullardan ve mal, iş ile hizmet maliyetlerindeki artıştan kaynaklandığı görüşüne katılıyor.

Pavlovski, gerekli güncellemeler yapılmadığı takdirde kolaylaştırılmış usullerle daha az alım yapılabileceğini, bunun da ihale sürelerini uzatarak hem alıcılar hem de piyasa oyuncuları üzerindeki idari yükü artıracağını ifade etti.

Kontur.Zakupki projesi uzmanı Yevgeniya Sergiyenko, önerilen değişikliklerin operasyonel yükü azaltmak ve alım süreçlerini hızlandırmak amacıyla getirildiğini söyledi.

Hız artışının yanı sıra bu normların alımların şeffaflığı ve nesnelliği açısından riskler barındırdığını dile getiren Sergiyenko, plansız denetimler ve yetki suistimallerine yönelik yaptırımlar dahil olmak üzere kontrolün sıkılaştırılması gerekebileceğini bildirdi.

Sergiyenko, kolaylaştırılmış usullerin kullanımına ilişkin şeffaf istatistiklere ihtiyaç duyulacağını ve tüm bunların idari yükün artmasına yol açma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti.

Diğer taraftan Sergiyenko, tasarıda öngörülen tek tip resmi açıklamaların, kanun ve ilgili mevzuat hükümlerinin farklı yorumlanması riskini azaltabileceğini ve alıcıların hata yapma ihtimalini düşürebileceğini sözlerine ekledi.

Rusya Devlet Sosyal Üniversitesi Rektör Danışmanı Konstantin Pozdnyakov, Devlet Duması’na sunulan tasarının, süreçlerde hız eksikliği yaşayan bölgesel alıcıların talepleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.

Elektronik teklif sorgulama sınırının 20 milion rubleye çıkarılmasının orta bütçeli alımları hızlandıracağını ifade eden Pozdnyakov, bu prosedürün tam kapsamlı ihaleler gerektirmediğini ve en düşük fiyatı veren tedarikçinin hızla belirlenmesine imkan tanıdığını açıkladı.

Pozdnyakov, KOBİ’lerle yapılan sözleşmelerde limitin 30 milyon rubleye yükseltilmesinin küçük şirketlerin daha büyük devlet projelerine erişmesini sağlayacağını ve bölgelerdeki rekabeti güçlendireceğini savundu.

Ayrıca, ihale konusu ürünlerin benzer özellikli mallarla değiştirilebilmesi imkanının, başlangıçta beyan edilen ürünün piyasadan çekilmesi durumunda sözleşmelerin iptal edilmesi problemini ortadan kaldıracağını ekledi.

Klimanov ise prosedürlerin kolaylaştırılmasının getirdiği risklere dikkat çekerek, bu durumun teslim edilen ürünlerin kalitesinde düşüşe veya teslimat sürelerinin uzamasına neden olabileceğini aktardı.

Alım kurallarının esnetilmesinin her zaman şeffaflık ve rekabetin korunması konularında soru işaretleri yarattığını belirten Pozdnyakov, ihale sisteminin etkinliğinin bürokratik engellerin sayısıyla değil, denetim kalitesiyle belirlendiğini, bu nedenle prosedürlerin serbestleştirilmesinin denetim organlarının izleme faaliyetlerinin güçlendirilmesiyle eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English