Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya makroekonomik tahminlerini güncelledi, bütçe açığı beklentisi arttı

Yayınlanma

Rusya İktisadi Kalkınma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı, 2025 yılına ilişkin makroekonomik tahminlerini güncelledi. Enflasyon beklentisi artırılırken, petrol fiyatı ve dolar kuru tahminleri düşürüldü; bu durum bütçe açığı öngörüsünün üç katına çıkmasına yol açtı. Maliye Bakanı Anton Siluanov, tüm sosyal ve savunma harcamalarının planlandığı gibi yerine getirileceğini belirtti.

Rusya İktisadi Kalkınma Bakanlığı, nisan ayı makroekonomik tahminlerinde bazı göstergeleri daha ihtiyatlı bir seviyeye çekerken, Maliye Bakanlığı’nın beklediği bütçe açığı ise önemli ölçüde arttı.

İktisadi Kalkınma Bakanlığı’nın 2025 yılı için enflasyon tahmini, eylül ayındaki yüzde 4,5 seviyesinden yüzde 7,6’ya yükseltildi.

Rus Ural petrolünün varil fiyatı tahmini 69,7 dolardan 56 dolara düşürülürken, dolar/ruble kuru tahmini ise 96,5 rubleden 94,3 rubleye indirildi.

Sıkı para politikası koşullarının (politika faizi yüzde 21) devam etmesine rağmen, Rusya’nın bu yılki GSYİH büyüme tahmini yüzde 2,5 olarak değişmedi.

Petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle Maliye Bakanlığı, bütçenin petrol ve doğalgaz gelirleri tahminini düşürerek bütçe açığını 3 kat artırdı.

Bu yıl toplam kamu gelirlerinin, sonbaharda bütçe hazırlanırken planlanan 40,3 trilyon ruble yerine 38,5 trilyon ruble olacağı öngörülüyor.

Bütçe açığının ise sonbahardaki 1,17 trilyon ruble (GSYİH’nin yüzde 0,5’i) yerine 3,79 trilyon rubleye (tahmini GSYİH’nin yüzde 1,7’si) çıkması bekleniyor.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, petrol fiyatı tahminindeki yaklaşık yüzde 20’lik düşüş nedeniyle bütçe 2025 yılında ek petrol ve doğalgaz geliri elde edemeyecek. Başlangıçta bu gelirin 1,8 trilyon ruble olması bekleniyordu.

Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan güncellenmiş parametrelere göre, 2025 yılında federal bütçenin toplam harcamaları 42,3 trilyon ruble olacak.

Bu rakam, bütçe hazırlanırken planlanandan 829 milyar ruble daha fazla. Bu artış, bütçe kanununda belirtilen rakamdan 829 milyar ruble daha fazla olması beklenen 30,19 trilyon ruble seviyesindeki ek petrol dışı gelirlerle tamamen finanse edilecek.

Maliye Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan materyallerde, petrol dışı gelirlerdeki artışın “bazı vergilerin ve vergi dışı ödemelerin girişindeki artıştan” kaynaklandığı belirtildi.

Maliye Bakanı Anton Siluanov, bakanlığın açıklamasında yer alan ifadelerinde bütçe önceliklerinin değişmediğini vurguladı.

Siluanov, “Vatandaşlara sosyal destek, devletin savunma ve güvenliğinin mali olarak sağlanması, özel operasyon katılımcılarının ailelerine destek ve ülkenin teknolojik liderliğinin güvence altına alınması önceliklerimiz olmaya devam ediyor. Ulusal kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesi de dahil olmak üzere bütçede planlanan her şey, dış koşullar ve faktörlerden bağımsız olarak yerine getirilecektir,” dedi.

Maliye Bakanlığı, 2025 bütçesindeki değişikliklerin haziran ayı sonuna kadar parlamento tarafından kabul edilmesini bekliyor. Bakanlık, 2026–2028 bütçesinin hazırlanmasının ardından bu yıla ilişkin tahminini güncelleyecek.

Ekonomistler, makroekonomik tahminlerdeki değişikliğin genel olarak teknik ve düzenli bir nitelik taşıdığını ve Rusya ekonomisi ile vatandaşları üzerinde önemli bir etkisinin olmayacağını belirtiyor.

Sovcombank Baş Analisti Mihail Vasilyev, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, İktisadi Kalkınma Bakanlığı’nın her ilkbahar ve sonbaharda yeni verilere göre makroekonomik tahminini güncellediğini, ardından Maliye Bakanlığı’nın da bakanlığın yeni tahminine ve bütçe kuralına uygun olarak bütçe parametrelerini güncellediğini kaydetti.

Vasilyev, enflasyon tahmininin genel beklentilerle uyumlu olduğunu, Rusya Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyonunu yüzde 7 ila 8 olarak tahmin ettiğini, piyasa beklentisinin ise yüzde 7 civarında bulunduğunu söyledi.

Finam Makroekonomik Analiz Departmanı Başkanı Olga Belenkaya ise, daha yüksek enflasyonun daha sıkı bir para politikasına işaret ettiğini belirtti.

Siluanov’un daha önce belirttiği gibi, Rusya’nın 2025 federal bütçesi ve 2025–2027 planlama dönemi, 2025’te Merkez Bankası’nın ortalama politika faizinin yüzde 15,1 olacağı varsayımıyla hazırlanmıştı.

Ancak faiz oranı altı aydır yüzde 21 seviyesinde bulunuyor ve Merkez Bankası yıl ortalamasının yüzde 19,5–21,5 aralığında olacağını tahmin ediyor.

Belenkaya, daha sıkı para politikası nedeniyle ekonomik büyümedeki yavaşlamanın, geçen yıl eylül ayında bu yılki bütçe planlanırken öngörülenden daha hızlı olacağına dikkat çekti.

Bu durum, yatırım büyümesi, maaşlar, perakende ticaret cirosu ve nüfusa yönelik ücretli hizmetler tahminlerini de kapsıyor.

Ekonomist, ayrıca daha yüksek politika faizi ve enflasyon seviyesinin, bütçenin sübvansiyonlu konut kredileri ve enflasyona bağlı ödemelerin endekslenmesi için ek harcamalarına yansıdığını da sözlerine ekledi.

Vasilyev, bu yılki petrol fiyatı tahminindeki düşüşün, ticaret savaşları nedeniyle küresel ekonomideki kötüleşmeyi ve OPEC+ ittifakının petrol üretimini aylık olarak artırma yönündeki yeni politikasını yansıttığını söyledi.

14 Mayıs’ta gün içinde Brent petrolünün temmuz vadeli kontratları Londra ICE Futures borsasında yüzde 0,3 düşüşle varil başına 66,42 dolara gerilemişti.

WTI petrolünün haziran vadeli kontratları ise NYMEX borsasında yüzde 0,36 düşüşle 63,44 dolardan işlem görüyordu.

Vasilyev, küresel standartlara göre bunun oldukça küçük bir bütçe açığı olduğunu ve son yıllarda Rusya için normal kabul edildiğini de ekledi.

Karşılaştırma yapmak gerekirse, geçen yıl bütçe açığı GSYİH’nin yüzde 1,7’si, 2023’te yüzde 1,9’u ve 2022’de yüzde 2,1’i seviyesindeydi.

PSB Analitik ve Uzmanlık Merkezi Yönetici Uzmanı Denis Popov, devlet maliyesindeki durumun objektif bir şekilde yansıtılmasının, Rusya hükümetinin bütçenin gelir tarafını güçlendirme (öncelikle vergi ve harçların tahsilat verimliliğini artırarak) ve bütçe harcamalarını finanse etme çabalarını pekiştirmesi gerektiğini belirtti.

Popov, ayrıca hükümetin Merkez Bankası ile birlikte, ekonominin aşırı soğuma tehdidini ortadan kaldırarak Rusya ekonomisinin “yumuşak inişini” sağlamak için politikalarını zamanında ayarlayabileceğini de ekledi.

Vasilyev, bütçe açığındaki artışın bütçe kuralına uygun olarak yapıldığını hatırlatarak, eksik kalan petrol ve doğalgaz gelirlerinin Varlık Fonu kaynaklarıyla telafi edileceğini, ek petrol dışı gelirlerin ise harcamalara yönlendirileceğini belirtti.

VTB Grubu Baş Ekonomisti Rodion Latıpov, bu yılki bütçenin varil başına 60 dolar petrol fiyatında yapısal olarak dengeli olduğunu ve toplam açığın büyük ölçüde bu fiyattan sapmayla belirleneceğini dile getirdi. Eksik petrol ve doğalgaz gelirlerinin finansman kaynağı, yeterli likit varlığa sahip olan Varlık Fonu olacak.

Mayıs ayı başında Siluanov, Maliye Bakanlığı’nın yıl sonunda Varlık Fonu’ndan 447 milyar ruble kullanmayı planladığını söylemiş ve “Ek borçlanma hacmi veya petrol dışı gelirlerdeki artışın üzerinde harcama artışı öngörmüyoruz,” demişti.

Ayrıca Maliye Bakanlığı, şu anda hükümetin incelemesinde olan özelleştirme programını ek gelir kaynağı olarak değerlendirmiyor.

Siluanov, bakanlığın önerilerinin desteklenmesi hâlinde, hisse ve pay satışlarından elde edilecek fonların bu şirketlerin gelişimine yönlendirilmesinin planlandığını belirtti.

Siluanov, harcamalardaki artışa ve petrol ve doğalgaz gelirlerindeki azalmaya rağmen Maliye Bakanlığı’nın bu yıl hazinenin gelir tarafını desteklemek için “olağan dışı” mali önlemlere başvurmayı planlamadığını vurguladı.

Bakan, iş dünyasının bu tür vergi kararlarına genellikle olumsuz yaklaştığını ve bunların ancak müzakere edildikten sonra ve mali yılın başından itibaren uygulanmasını talep ettiğini ekledi. “Bu yıl bu tür kararları değerlendirmiyoruz,” diye altını çizdi.

Vasilyev, gerekirse Maliye Bakanlığı’nın yıl sonunda borçlanma programını daha da artırabileceğini ve bunu 2024 ve 2022 yıllarında olduğu gibi bankalar arasında popüler olan değişken kuponlu tahviller ihraç ederek gerçekleştirebileceğini belirtti.

Maliye Bakanlığı’nın bu yılki devlet tahvili ihraç planı 4,8 trilyon ruble. Yıl başından bu yana bakanlık 1,7 trilyon ruble tutarında devlet tahvili ihraç etti, bu da yıllık planın yüzde 36’sına denk geliyor.

Rusya ekonomisi, 2022’den bu yana ilk kez ilk çeyreği daralmayla tamamladı

Rusya

Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.

Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.

Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.

Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.

Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.

Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.

İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.

Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.

Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.

Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.

Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.

Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.

Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.

Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.

Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.

Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.

Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.

Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.

Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.

Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.

Okumaya Devam Et

Rusya

Bir komplonun anatomisi

Yayınlanma

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.


Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?

Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026

Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.

Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.

Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.

Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.

Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).

İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.

Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.

Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.

2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.

Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.

Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.

Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.

İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.

Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.

İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Yayınlanma

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.

Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.

FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.

FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.

Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.

Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.

Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.

Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.

Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.

Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.

Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English