Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya’da bütçe açığı haziranda 5,7 trilyon rubleye geriledi

Yayınlanma

Rusya’da federal bütçe açığı 2026’nın ilk yarısında 5,7 trilyon rubleye inse de yıl başından bu yana hâlâ yüksek seviyesini korudu. Uzmanlar, harcama artışındaki yavaşlama, vergi gelirlerindeki yükseliş ve hazirandaki güçlü petrol gelirlerinin açığın daralmasına katkı sağladığını, ancak yıl sonunda açığın resmi hedefi aşmasının beklendiğini belirtiyor.

Rusya Maliye Bakanlığı’nın 9 Temmuz’da yayımladığı ön bütçe gerçekleşme verilerine göre federal bütçe açığı, Ocak Haziran 2026 döneminde 5,7 trilyon rubleye, yani GSYH’nin yüzde 2,5’ine geriledi. Böylece yıl başından bu yana ilk kez bütçe açığında düşüş görüldü. Haziranda gelirlerle giderler arasındaki fark önceki aya göre yüzde 5, yaklaşık 279 milyar ruble azaldı. Buna karşın açık, geçen yılın aynı döneminin 2,3 trilyon ruble üzerinde ve 2026 yılı için öngörülen 3,78 trilyon rublelik hedefin yaklaşık yüzde 50 üzerinde bulunuyor.

Makroekonomik Analiz ve Kısa Vadeli Tahmin Merkezi (TsMAKP) uzmanı Emil Ablayev, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, bütçe açığındaki gerilemenin, yılın başında öne çekilen avans harcamalarının etkisinin kademeli olarak zayıflamasından kaynaklandığını belirtti.

Haziranda bütçe harcamaları 3,56 trilyon rubleye yükselerek yüzde 17,13 arttı. İlk altı ayda toplam harcama 24,35 trilyon rubleye ulaşırken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,1 artış kaydetti.

Maliye Bakanlığı da harcamalardaki hızlı seyrin, sözleşmelerin erken imzalanması ve bazı kalemlerde avans ödemeleri yapılmasından kaynaklandığını yineledi.

Bütçe gelirleri ise harcamalara kıyasla daha sınırlı arttı. İlk yarıda toplam gelirler yıllık bazda yüzde 5,8 yükselerek 18,6 trilyon rubleye çıktı. Haziran ayında ise gelirler yüzde 25,85 artışla 3,82 trilyon rubleye ulaştı.

Rusya Merkez Bankası yeni bütçeyi ekimde değerlendirecek

Petrol dışı vergi gelirleri hızlandı

Ablayev, bütçe açığının daralmasında petrol dışı gelirlerdeki ivmelenmenin de etkili olduğunu söyledi. Ocak Mayıs döneminde yıllık artış yüzde 12’nin biraz üzerindeyken, Ocak Haziran döneminde yüzde 16,3’e yükseldi. Petrol dışı gelirler ilk yarıda 14,96 trilyon rubleye ulaştı. Haziran ayında ise bu gelirler yıllık bazda yüzde 26,75 artarak 3,1 trilyon ruble oldu.

Freedom Global Baş Analisti Natalya Milçakova’ya göre bu artışta, 1 Ocak’tan itibaren KDV oranındaki yükseliş ile yüksek gelir grubuna uygulanan gelir vergisi ve kurumlar vergisindeki önceki artışlar etkili oldu. İlk altı ayda KDV gelirleri yüzde 22,6 artışla 8,58 trilyon rubleye çıktı.

Ablayev, KDV’nin iç talep, tüketim ve ithalata en hızlı tepki veren vergi kalemi olduğunu, bu nedenle artışın iç talebin sürdüğüne işaret ettiğini belirtti.

Vergi tahsilatındaki iyileşme ile kayıt dışılığın azalmasının da bu tabloyu desteklediğini ifade eden Ablayev, 2025’in ikinci çeyreğinde rublenin güçlü seyretmesi nedeniyle ithalata bağlı KDV gelirlerinin yıllık bazda daha sınırlı olumsuz etki yarattığını kaydetti.

Uzmanlara göre yılın ikinci yarısında petrol dışı gelirlerin seyri, tüketici talebindeki yavaşlama, ithalat, ruble kuru ve petrol dışı ihracatçıların vergi performansına bağlı olacak.

NRA Derecelendirme Servisi Genel Müdürü Sergey Klisenko, petrol dışı gelir artışının ilk yarıdaki yüzde 16 seviyesinden yüzde 12 ila 14 aralığına gerileyebileceğini, ancak bunun 2026 hedeflerinin yakalanması hatta aşılması için yeterli olacağını öngördü.

Rafinerilere yönelik saldırılar Rusya bütçesinde kayba yol açtı

Petrol gelirleri haziranda toparlandı

Klisenko’ya göre hazirandaki bütçe fazlası yaklaşık 280 milyar ruble oldu ve bunun büyük bölümü petrol ve doğal gaz gelirlerindeki güçlü performanstan kaynaklandı.

Bu gelirler, Ocak Şubat ortalamasının yaklaşık yüzde 65 üzerine çıktı. Uzman, artışı büyük ölçüde mayıs ayında Rus petrol fiyatlarının yüksek seyretmesine bağladı.

Petrol ve doğal gaz gelirleri haziranda mayısa göre 4,7 milyar ruble artarak 683,6 milyar rubleye yükseldi. Ancak ilk yarı toplamı 3,66 trilyon rublede kaldı ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22,7 geriledi.

Ablayev, ilk yarıdaki düşüşün temel nedenlerinin güçlü ruble, vergi tahsilatındaki gecikmeli etkiler ve gelirlerin yapısı olduğunu söyledi.

Klisenko ise bütçe hesaplamalarında dolar kurunun ortalama 92,2 ruble öngörülmesine karşın ilk yarıda ortalamanın 77,2 rublede kalmasının bütçeyi 1,5 ila 2 trilyon ruble petrol ve gaz gelirinden mahrum bıraktığını hesapladı.

ABD ile İran arasındaki çatışma ve ardından Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının etkisiyle ilkbaharda yükselen petrol ve doğal gaz fiyatları yaz aylarında yeniden geriledi.

Rusya Ekonomi Bakanlığı verilerine göre Urals petrolünün ortalama fiyatı şubatta varil başına 44,59 dolar iken nisanda 94,87 dolara çıktı, mayısta 86,52 dolara ve haziranda 63,52 dolara geriledi.

Ablayev, temmuz ayında ikinci çeyreğe ait ek gelir vergisinin bütçeye yansımasıyla petrol ve doğal gaz gelirlerinde belirgin iyileşme görülebileceğini söyledi. Bununla birlikte yıl sonu performansının petrol iskontosu, Rus petrolüne talep, ruble kuru ve iç akaryakıt piyasasındaki gelişmelere bağlı olacağını, rafineri sübvansiyonlarının ve dengeleme ödemelerinin artmasının gelirleri sınırlayabileceğini belirtti. Uzman, yıl sonunda petrol ve doğal gaz gelirlerinin 2025’in üzerinde ancak bütçe hedeflerinin altında kalmasını bekliyor.

Rusya Sayıştayı: Bölgesel bütçe açığı ikiye katlandı

Uzmanlar yıl sonu açığının hedefi aşmasını bekliyor

Ablayev, bütçe gerçekleşmelerinin hâlâ baskı altında olduğunu, harcamaların geçen yılın belirgin üzerinde seyrettiğini ve bütçe açığının ilk tahminleri aştığını söyledi. Uzman, yıl sonunda açığın GSYH’nin yüzde 3 ila 3,5’ine, yani yaklaşık 6,5 ila 7,5 trilyon rubleye ulaşabileceğini, bunun da bütçe kuralından sapma ve daha fazla borçlanma gerektireceğini belirtti.

VTB Grubu Baş Ekonomisti Rodion Latıpov ise planlanan 3,8 trilyon rublelik açığın aşılmasının temel nedeninin, güçlü ruble nedeniyle petrol ve gaz gelirlerinde yaklaşık 1,5 trilyon rublelik eksiklik ve harcamalardaki olası sapmalar olacağını öngördü. Latıpov, harcamalardaki olası ek artışlar hariç tutulduğunda yıl sonu açığının yaklaşık 5 trilyon ruble olmasını bekliyor.

Milçakova, bütçe açığının yıl sonunda büyük olasılıkla GSYH’nin yüzde 2,5’i düzeyinde kalacağını, bunun başlıca nedenlerinin zayıf petrol ve gaz gelirleri ile özellikle akaryakıt krizi nedeniyle artması beklenen kamu harcamaları, rafineri sübvansiyonları ve dengeleme ödemeleri olduğunu söyledi.

Klisenko ise açığın GSYH’nin yüzde 2,5 ila 3’üne, yani yaklaşık 6 ila 7 trilyon rubleye ulaşacağını tahmin etti.

Ablayev, yüksek bütçe açığının iç talebi destekleyerek enflasyonun hızlı biçimde yavaşlamasını zorlaştırdığını, ancak dengeleme ödemeleri gibi bazı uygulamaların özellikle akaryakıt piyasasında fiyat baskısını sınırladığını belirtti.

Klisenko, bütçe açığının GSYH’nin yüzde 1,6’sından yüzde 2,5’ine çıkmasının kritik olmadığını ve enflasyona etkisinin 1 puanı aşmadığını ifade etti.

Latıpov ise bütçenin para arzı ve toplam nominal talep üzerindeki etkisinin federal bütçe açığından değil, kamu yönetimine yönelik net alacaklardaki değişimden ölçülmesinin daha doğru olacağını söyledi.

Bu göstergenin yıl başından bu yana yaklaşık 3 trilyon ruble arttığını ve bunun biriken bütçe açığından belirgin biçimde düşük kaldığını vurguladı.

Rusya’nın deniz yoluyla petrol ihracatında yeni rekor

Rusya

Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Yayınlanma

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.

Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.

Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.

Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.

Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.

Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.

Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.

Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor

Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.

Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.

Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.

Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.

Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.

Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.

Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.

Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.

Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.

Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.

Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.

Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.

Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.

Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.

Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.

Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.

Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.

Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.

Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:

“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.

Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.

Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor

Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.

20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.

The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.

Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.

Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.

Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak

Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.

Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.

Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.

ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Yayınlanma

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.

Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.

Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.

Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir

Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.

Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.

Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.

Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.

Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor

Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.

Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.

Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.

Göçmen işçiler haklarını kaybedecek

Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.

Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.

Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.

Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.

Süreç Astana’daki zirvede başladı

Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.

Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.

Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.

Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”

Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.

Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.

Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.

Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.

Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English