Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya’da çelik üretimi son 15 yılın en düşük seviyesine geriledi

Yayınlanma

Batı yaptırımları, ekonomik yavaşlama ve yüksek kredi faizleri Rusya demir çelik sektörünü 2000’li yıllardan bu yana en büyük krize sürükledi. Ülkede çelik üretimi 2025 yılında 67 milyon tona gerileyerek son 15 yılın en düşük seviyesini gördü.

Batı yaptırımları, ekonomik yavaşlama ve yüksek borçlanma maliyetleri, Rus demir çelik sektörünü 2000’li yıllardan bu yana görülen en derin krize sürükledi.

RBK gazetesinin Korporatsiya Çermet verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’nın çelik üretimi 2025 yılı sonu itibarıyla 67 milyon tona gerileyerek son 15 yılın en düşük seviyesine indi. Çelik üreticilerinin üretimi, savaş öncesi dönem olan 2021 yılına kıyasla yüzde 12 oranında, yani yılda 9 million ton azaldı.

Sektördeki daralma 2026 yılının ilk çeyreğinde de hızlanarak devam etti. Savunma sanayisi fabrikalarından gelen siparişlere rağmen, çelik üretimi söz konusu dönemde yüzde 10,4 oranında düşerek 15,6 milyon tona geriledi.

Promışlenno-Metallurgiçeskiy Holding (PMH) Kıdemli Başkan Yardımcısı Aleksey Parşukov, RBC’ye yaptığı değerlendirmede çelik piyasasının iki temel faktörün baskısı altında olduğunu belirtti.

Parşukov, “Birincisi; inşaat, makine imalatı, petrol-doğalgaz sektörü, gemi yapımı, tarım makineleri ve demiryolu vagonu üretimi gibi yoğun metal kullanan sektörlerde yurt içi talebin azalmasıdır. İkincisi ise ihracat pazarlarının büyük bölümünün kapanmış olmasıdır” ifadelerini kullandı.

İhracat pazarlarındaki daralma üretimi vurdu

Rusya’nın iç çelik tüketimi geçen yıl yüzde 14, 2026’nın ilk çeyreğinde ise yüzde 15 oranında azaldı. Parşukov; Avrupa Birliği ülkeleri, İngiltere, ABD, Kanada, Japonya ve diğer bazı devletlerin yaptırımlar nedeniyle Rus metalini almayı durdurduğunu aktardı. Üreticiler ihracatın bir kısmını Türkiye, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri ve Çin’e yönlendirse de Rusya’nın yurt dışına çelik satışı 2021-2024 yılları arasında üçte bir oranında, yani 10 milyon ton azaldı.

Sektördeki daralma şirket bilançolarına da doğrudan yansıdı. Büyük demir çelik şirketlerinin neredeyse tamamının son mali yılda gelir ve kârlarında düşüş kaydettiğini belirten Parşukov’un aktardığı verilere göre, Magnitogorsk Demir Çelik İşletmesi (MMK) 2025 yılında 14,9 milyar ruble net zarar açıkladı.

Severstal şirketinin kârı 5 kat azalırken, nakit akışı negatife döndü ve şirketin hesaplarındaki nakit girişi, çıkışlardan 30,5 milyar ruble daha az gerçekleşti.

Mali dengesini korumaya çalışan Severstal, bakım ve onarım bütçesini yüzde 15, sermaye yatırımlarını ise yüzde 24 oranında düşürürken, çalışan maaşlarında endekslemeye gitmedi ve Çerepovets’teki pelet üretim tesisine yönelik stratejik projesini askıya aldı.

MMK ise kapasite kullanım oranını yüzde 60’a düşürdü, yatırımlarını neredeyse tamamen durdurdu ve yönetim personelinin yüzde 10’unu işten çıkaracağını duyurdu.

Sektör borç sarmalında

Rusya ekonomisinin en büyük sanayi kollarından biri olan ve yaklaşık 700 bin kişiye istihdam sağlayan demir çelik sektörü, yüze yakın tek sanayili kent (monograd) için hayati önem taşıyor.

Stratejik Araştırmalar Merkezi analistlerine göre sektör şu anda “hayatta kalma mücadelesi” veriyor. Metal üreticileri geçen yıl cari açıklarını kapatmak ve işletme sermayesi dengesini korumak amacıyla bankalardan ağırlıklı olarak kısa vadeli olmak üzere 2,7 trilyon ruble tutarında kredi kullandı.

Rusya Merkez Bankası verileri de metal üreticilerinin sorunlu borç stokunun 600 milyar ruble arttığını gösteriyor.

BCS analisti Kirill Çuyko, sektördeki krizin yıllarca sürebileceğini ve devlet desteği olmaksızın 2000’li yılların başındaki durumun tekrarlanabileceğini ifade etti.

Demir çelik üreticileri geçen yıl Maliye Bakanlığından vergi yükünün hafifletilmesini talep etmiş ancak bu talep reddedilmişti. Astra Portföy Yönetimi Yatırım Direktörü Dmitriy Polevoy da bütçede herkese yardım edecek kaynak bulunmadığına dikkat çekti.

Finam analisti Yaroslav Kabakov ise Ukrayna’daki çatışmanın sona ermesinin sektöre yardımcı olabileceğini belirtti.

Kabakov, “Bölgelerin ve altyapının yeniden inşası ihtiyacı, metal ürünlerine yönelik büyük bir ek talep yaratacaktır. Bu durum, metal üreticilerinin hisselerinde yüzde bazında değil, katbekat bir artışı tetikleyebilir. Ancak bu potansiyel katalizör zaman geçtikçe daha ileri bir tarihe öteleniyor” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya

Hindistan’da el konulan tankerdeki Rus denizciler ülkelerine dönüyor

Yayınlanma

Hindistan’da mali anlaşmazlıklar nedeniyle alıkonulan Unity tankerinde aylardır mahsur kalan yedi denizci, bir Rus diplomatın gözetiminde karaya çıkarıldı. Odişa Yüksek Mahkemesi, armatörün maaşlarını ödemediği ve erzak temin etmediği 23 kişilik mürettebatı resmi olarak terk edilmiş denizciler kabul etti.

Hindistan’da el konulan Unity isimli tankerde aylardır mahsur kalan mürettebatın ilk grubu ülkelerine dönüyor.

Rusya’nın Kalküta Başkonsolosluğu, gemi sahibine yönelik mali talepler sebebiyle aylardır evlerine gidemeyen denizcilerden yedisinin 31 Ekim’de Rusya’ya uçacağını duyurdu.

Başkonsolosluk, RBK haber kuruluşuna yaptığı açıklamada, “Gemi personelinin 31 Ekim’de ülkelerine uçuşu planlandı” bilgisini verdi.

Diplomatik misyonun verdiği bilgilere göre denizciler, bir Rus diplomatın gözetiminde 29 Ekim’de gemiden ayrıldı. Aralarında altı Rusya ve bir Mısır vatandaşının yer aldığı yedi kişilik grup, şu anda Orissa eyaletinin başkenti Bhubaneşvar’da kalıyor ve her iki ülke vatandaşı da kendi evlerine dönmek üzere yola çıkıyor.

Paradip Limanı İdaresine atıfta bulunan konsolosluk, gemide kalan diğer 16 mürettebat üyesinin tahliyesinin, gemiye yeni bir ekip temin edilmesinin ardından kasım ayının ilk yarısında gerçekleşeceğini bildirdi.

Mürettebattan bir denizcinin yakını ise RBK’ya yaptığı açıklamada, ilk grubun karaya ayak bastığını, dönüş güzergahı planlamasının sürdüğünü ve Rusya’ya varışın 1 Kasım’da beklendiğini aktardı.

Denizci yakını, “Kalan personelin de gelecek hafta gönderilmesi planlanıyor” dedi.

Kamerun bayraklı Unity tankeri, 11 Mayıs’tan bu yana Hindistan’ın Paradip Limanı açıklarında adli makamların denetiminde tutuluyor.

Gemi, yük boşaltma işlemlerini tamamlamasının hemen ardından armatör şirkete yönelik mali alacaklar nedeniyle alıkonulmuştu. Rus diplomatik temsilciliği, Hindistan makamlarının personelin ayrılışını yeni bir mürettebatın getirilmesi şartına bağladığını aktarmıştı.

Odişa Yüksek Mahkemesi, 8 Ekim’de aldığı kararla 23 kişilik mürettebatın ülkelerine gönderilmesini ve tankere yedek ekip sağlanmasını hükme bağladı.

Mahkeme kararında, gemi sahibinin maaşları ödememesi, zaruri erzak tedarik etmemesi ve vardiya değişimi ile geri dönüş imkanlarını sağlamaması gerekçesiyle kaptan ve personeli “terk edilmiş denizciler” statüsünde kabul etti.

Mürettebat yakınları, yaklaşan fırtına tehdidi sebebiyle tankerin daha sonra kıyıya yakın bir noktaya çekildiğini belirtti. Gemi daha önce, 25 Eylül’deki şiddetli fırtınada demir tarayarak motorları çalışmaksızın denizde sürüklenmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya parlamentosu, madencilik sektörüne aşırı kazanç vergisi öngören yasayı kabul etti

Yayınlanma

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma, madencilik ve metalürji şirketlerinden aşırı kazanç vergisi alınmasını öngören yasa tasarısını ilk okumada kabul etti. Maliye Bakanlığı 2027-2029 döneminde geçerli olacak yüzde 20 ila yüzde 30 oranındaki bu vergiden 683 milyar ruble gelir bekliyor.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Devlet Duması, madencilik ve metalürji şirketlerine yönelik aşırı kazanç vergisini içeren yasa tasarısını ilk okumada kabul etti.

Devlet Dumasının internet sitesindeki yasa tasarısı kartında yer alan bilgiye göre düzenleme, meclisin 2027 yılı federal bütçesi ile 2028 ve 2029 planlama dönemine ilişkin bütçe tasarısını ilk okumada onaylamasının hemen peşinden geldi.

Rusya Maliye Bakanlığının 2027-2029 bütçe paketiyle hükümete sunduğu tasarı, katı maden işletmecilerinden üç yıl boyunca ek gelir vergisi tahsil edilmesini öngörüyor.

Düzenlemeye göre madencilik şirketlerine uygulanacak vergi oranı katı madenlerin büyük bölümü için yüzde 30, altın üreticileri için ise yüzde 20 seviyesinde belirlendi.

Çıkarılan hammaddenin ortalama küresel piyasa fiyatının, 2025 yılı temel ağırlıklı ortalama fiyatını aşması durumunda ortaya çıkan ek değer verginin konusunu oluşturacak.

Vergi matrahının doğması için hammadde ortalama fiyatının 2026 yılında en az yüzde 10 artış kaydetmesi gerekiyor.

Sonraki dönemlerde ise temel fiyat kademeli endekslenecek; baz fiyat 2027 yılı vergi hesabında 2025 göstergesine kıyasla yüzde 10, 2028 yılı hesabında ise yüzde 21 oranında artırılacak.

Yasa tasarısı, ödenecek aşırı kazanç vergisi tutarını maden çıkarma vergisi düşüldükten sonra hesaplanan tahmini hasılatın yüzde 15’i ile sınırlandırıyor.

Maliye Bakanlığının hesaplamalarına göre bu yeni verginin bütçeye üç yılda toplam 683 milyar ruble gelir getirmesi planlanıyor.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliğinin projeksiyonları ise aynı makroekonomik varsayımlar altında toplam vergi tahsilatının yaklaşık 1,1 trilyon rubleye ulaşabileceğini ve bakanlık tahminini 1,6 kat aşacağını gösteriyor.

Maliye Bakanlığı uzlaşma açıkladı ancak iş dünyası kararı nihai görmüyor

Maliye Bakanı Anton Siluanov, 5 Ekim Pazartesi günü yaptığı açıklamada aşırı kazanç vergisi üzerinde iş dünyasıyla ortak bir paydada buluştuklarını duyurdu.

Federasyon Konseyindeki parlamento oturumunda konuşan Siluanov, yasa tasarısını hazırlarken girişimcilerin endişelerini dikkate aldıklarını ve ani fiyat dalgalanmalarının etkisini yumuşatacak bir mekanizma kurduklarını belirtti.

Siluanov meclis kürsüsünden yaptığı değerlendirmede, “Çok iyi bir çalışma yürüttük, iş dünyasıyla bir araya geldik ve aşırı kazanç vergisi konusunda uzlaşmaya vardık. Fiyatlarında ani sıçrama yaşayanların bu dalgalanmalarını törpüleyecek bir formül geliştirdik” dedi.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği Başkanı ve İş Dünyası Ombudsmanı Aleksandr Şohin ise RBK’ya yaptığı açıklamada Maliye Bakanlığının uzlaşma ilan etmesine rağmen konunun henüz nihai bir zemine oturmadığını vurguladı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya ve Afrika sivil gemilere el konulmasına karşı birleşti

Yayınlanma

Moskova’daki zirveyi tamamlayan Rusya ve Afrika ülkeleri, sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasını deniz ticaretinin siyasi baskı aracına dönüştürülmesi olarak niteledi. Liderler 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne aykırı müdahalelere karşı ortak tutum alırken, Rusya Devlet Başkanı Putin ticaret gemilerine el konulması halinde dünyanın herhangi bir yerinde aynıyla karşılık vereceklerini kaydetti.

Rusya ile Afrika ülkeleri, Moskova’da sona eren Rusya-Afrika Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde, Afrika kıtası bayraklı olanlar dahil sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasına, ele geçirilmesine veya tutuklanmasına karşı ortak tavır aldı.

Zirve belgesinde taraflar, seyrüsefer güvenliği ile deniz çevresinin korunmasına ilişkin bütün şartları karşılayan sivil gemilere yönelik bu tür adımların uluslararası hukuka ve 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kurallarına aykırı olduğu durumlarda ortak bir duruş sergileyeceklerini kaydetti.

Belgede, “1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi dahil olmak üzere uluslararası hukuk normlarına uymayan durumlarda, Afrika Kıtası devletlerinin bayraklarını taşıyan ve seyrüsefer güvenliği ile deniz çevresinin korunmasına ilişkin tüm gereklilikleri karşılayanlar da dahil olmak üzere, sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasına, ele geçirilmesine veya tutuklanmasına tutarlı bir şekilde karşı çıkılacaktır” hükmü yer aldı.

Taraflar ayrıca, ticari seferler yürüten gemileri hedef alan bu tür eylemlerin deniz ticaretini bir “ekonomik ve siyasi baskı aracı” haline getirdiğinin altını çizme konusunda mutabakata vardı.

Batılı ülkeler son dönemde Rusya ile bağlantılı tankerlerin alıkonulduğuna ilişkin çok sayıda adım attı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, haziran ayında uluslararası yaptırımlar altında olan Tagor adlı tankerin alıkonulduğunu duyurdu.

Fransa mart ayında da Akdeniz’de Rusya’dan yola çıkan Mozambik bayraklı Deyna tankerini durdurdu.

Fransız makamları, söz konusu tankerin Rusya’nın gölge filosuna ait olduğunu değerlendiriyor.

ABD ise yılın başında Rus bayraklı Marinera tankerini yaptırımları ihlal ettiği gerekçesiyle alıkoydu.

Rusya Ulaştırma Bakanlığı, Marinera vakasına ilişkin değerlendirmesinde Amerikan güçlerinin karasuları dışındaki tankere yönelik adımlarının uluslararası hukuku çiğnediğini vurguladı.

Putin ticari gemilere müdahalelere aynıyla karşılık verileceğini açıkladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ağustos ayında Yujno-Sahalinsk’te Pasifik Filosu komutanlığıyla gerçekleştirdiği toplantıda, Batılı ülkelerin Rus ticaret gemilerini ele geçirmesi halinde aynıyla karşılık vereceklerini söyledi.

Bazı ülkelerin uluslararası hukuku çiğneyerek Rus gemilerinin hareketini kısıtlamaya çalıştığını belirten Putin, bu ülkelerin “son dönemde gemilerimizi ele geçirme ve bizden yağmalanan malları satma fikrini geliştirdiklerini” ifade etti.

Putin toplantıda, “Eğer bu durum uygulamaya geçerse, aynıyla karşılık vermek zorunda kalacağız. Üstelik bu yanıtı gemilerimize baskınların planlandığı sularda vermek zorunda da değiliz. Kendi uygun ve gerekli gördüğümüz yerde, herhangi bir noktada veririz” dedi.

Rusya Devlet Başkanı daha önce tankerlerin ele geçirilmesine karşı “korsanlarla mücadele eder gibi” hareket edilmesini teklif etmişti.

Putin konuya ilişkin yaklaşımını, “Deniz hukuku çerçevesinde, dikkatli ancak kararlı” hareket etmek gerektiği sözleriyle özetledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English