Bizi Takip Edin

Diplomasi

Savaşın küresel şirketlere ek maliyeti en az 25 milyar dolar oldu

Yayınlanma

ABD ve İsrail’in İran ile girdiği savaş, küresel ölçekteki şirketlere şimdiden en az 25 milyar dolar tutarında ek maliyet yükledi. Reuters ajansının analizi, şirketlerin borsa açıklamaları ile kâr ve zarar raporlarına dayanarak mali kayıpların artmaya devam ettiğini gösterdi. Sektörler arasında en büyük zararı, yaklaşık 15 milyar dolarlık ek giderle havayolu şirketleri kaydetti.

ABD ve İsrail’in İran ile girdiği savaş, dünya genelindeki şirketlere şimdiden en az 25 milyar dolar tutarında ek maliyet yükledi ve bu miktar yükselmeye devam ediyor.

Reuters ajansının ilgili şirketlerin resmi beyanları ile kâr ve zarar raporlarına dayanarak yaptığı analiz, savaşın küresel ekonomiye yönelik faturasını ortaya koydu.

Ajans; ABD, Avrupa ve Asya borsalarında işlem gören şirketlerin açıklamalarını inceledi. Reuters, söz konusu kuruluşların İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü sebebiyle enerji fiyatlarındaki keskin artış, tedarik zincirlerinin bozulması ve ticaret yollarının kopması gibi sorunlarla mücadele etmek zorunda kaldığını bildirdi.

Coğrafi dağılıma bakıldığında, Avrupa merkezli 130 şirketin öngörülerini aşağı yönlü revize ettiği görüldü.

Bu sayı, tahminlerini azaltan 61 Asya ve 59 ABD organizasyonunun iki katından daha fazla bir orana karşılık geldi.

Aynı durum, inceleme kapsamında yer alan Avustralya ve Yeni Zelanda’dan 18 kurumu ile dünyanın diğer bölgelerindeki 7 kuruluşu da etkiledi.

Yapılan analiz, en az 279 şirketin yaşanan savaşı, mali etkileri hafifletmek amacıyla kendi iç yapılarında çeşitli önlemler almaya gerekçe gösterdiğini ortaya koydu. Bu tedbirler arasında fiyatların artırılması, üretimin kısılması, temettü ödemelerinin veya hisse geri alımlarının askıya alınması yer aldı.

Kurumların ayrıca çalışanları ücretsiz izne çıkarma, yönetim kademeleri de dahil olmak üzere istihdamı azaltma, mücbir sebep ilan etme, mağazaları kapatma, yakıt ek ücreti uygulama veya acil devlet desteği talebinde bulunma gibi yollara başvurduğu görüldü.

Mali raporları analize dahil edilen kozmetik, lastik, deterjan üreticailerinden kruvaziyer operatörlerine ve havayolu şirketlerine kadar tüm kurumların beşeriyette biri, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki savaş nedeniyle finansal kayba uğradığını bildirdi.

Zarar açıklayan şirketlerin büyük çoğunluğunun, enerji fiyatlarının halihazırda yüksek seyrettiği Birleşik Krallık ve Avrupa’da yer aldığı, neredeyse üçte birinin ise Asya’da bulunduğu kaydedildi.

Reuters, bu durumun söz konusu bölgelerin Orta Doğu’dan gelen petrol ürünlerine olan derin bağımlılığını yansıttığını aktardı.

Ajansın değerlendirmesine göre savaştan en çok etkilenen kesim, incelemede 45 firmayla temsil edilen havayolu şirketleri, 32 firmayla kimya üreticileri ve 29 firmayla hızlı tüketim malları sektörü oldu.

Kriz ayrıca petrol ve doğalgaz çıkarma sanayisini (28), otomotiv üreticilerini (22) ve lojistik sektörünü (16) önemli ölçüde etkilerken; malzeme tedarikçileri, perakende, finans ve diğer alanlar da süreçten zarar gördü.

Esas olarak yakıt fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan ek maliyetlerin en büyük kısmı, yaklaşık 15 milyar dolar ile havayolu şirketlerine ait oldu. Kayıp sıralamasında bu sektörü 5,5 milyar dolar ile otomotiv üreticileri ve endüstri tedarikçileri, 2,4 milyar dolar ile hızlı tüketim malları üreticileri ve 1,36 milyar dolar ile kruvaziyer operatörleri ile deniz taşımacılığı firmaları takip etti.

Süreç dahilinde Toyota şirketi 4,3 milyar dolar tutarında zarar oluşabileceği yönünde uyarıda bulunurken, Procter & Gamble firması vergi sonrası kâr kaybının 1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin etti.

ABD’nin ana beyaz eşya üreticilerinden Whirlpool’un Üst Yöneticisi Mark Bitzer, şirketin yıllık tahminini yarı yarıya düşürmesi ve temettü ödemelerini askıya almasının ardından analistlere açıklama yaptı.

Bitzer açıklamasında, “Sektördeki bu gerileme seviyesi, küresel finansal kriz sırasında gözlemlediğimize benzer, hatta diğer durgunluk dönemlerinden daha yüksek” ifadesini kullandı.

Üst Yönetici, tüketicilerin kriz koşullarında yeni ürün satın alma sıklığının azaldığını, bunun yerine eski ürünlerin tamiri için ödeme yapmayı tercih ettiklerini belirtti.

Diplomasi

Musk’tan Kiev’e Starlink şartı: Nihai karar Beyaz Saray’da

Yayınlanma

Financial Times gazetesi, Elon Musk’ın Starlink donanımlı insansız hava araçlarının Rusya topraklarındaki hedeflere yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeye hazır olduğunu Ukraynalı yetkililere ilettiğini yazdı. Habere göre Musk, bu adımın siyasi bir karar olduğunu belirterek konuyu Beyaz Saray’a bıraktı.

Amerikalı milyarder Elon Musk’ın, Ukrayna’nın Starlink uydu sistemiyle donatılmış insansız hava araçlarını (İHA) ülke sınırları dışındaki Rus hedeflerine yönelik saldırılarda kullanmasına izin vermeye hazır olduğunu Ukrayna tarafına ilettiği iddia edildi.

Financial Times’ın (FT) konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Musk, Ukrayna’nın eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov ile yaptığı görüşmede bu kullanıma onay vermeye açık olduğunu söyledi.

Ancak Musk’ın, söz konusu kararın siyasi nitelik taşıdığını vurgulayarak nihai onayın Beyaz Saray tarafından verilmesi gerektiğini Ukrayna tarafına bildirdiği kaydedildi.

FT, ağustos ayı sonunda yayımladığı bir haberde Kiev’in Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla Starlink donanımlı İHA’ları kullanmak için izin talep ettiğini, ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın buna onay vermediğini aktarmıştı.

Gazete, sürecin ilerlemesi için Musk’ın da onayının şart olduğuna dikkat çekmişti.

The Atlantic dergisi ise ay başında yayımladığı haberinde, Fedorov’un iş insanının onayını almak için yürüttüğü perde arkası temaslara rağmen Musk’ın, SpaceX şirketine ait Starlink uydu iletişim sisteminin Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeyi reddettiğini yazmıştı.

Dergiye göre Musk ile eski bakan arasında savaşın tırmanma riski üzerine tartışmalar sürüyor.

The Atlantic ayrıca, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin temmuz ayı sonunda Trump’tan Starlink terminallerinin Rusya içlerine yönelik saldırılarda kullanılması için izin istediğini, ancak net bir yanıt alamadığını belirtmişti.

Starlink sistemini “Ukrayna ordusunun omurgası” olarak nitelendiren Musk, daha önce yaptığı bir açıklamada, “Eğer sistemi kapatırsam tüm cephe hatları çöker” ifadelerini kullanmıştı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise iş insanının Rusya’nın geri çekilmeyeceğine yönelik değerlendirmelerine karşılık olarak, “insanların ölmemesi için” Starlink uydularını geri çekmesini önermişti.

Moskova’dan sert yanıt uyarıları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kiev yönetiminin Batılı müttefiklerine “en azından bir başarı” gösterebilmek amacıyla “Rusya topraklarının derinliklerindeki tamamen sivil hedeflere saldırı girişimlerinde bulunduğunu” belirtti.

Putin, Rusya’nın Ukrayna’nın iç kesimlerine yönelik misilleme saldırılarının “çok daha güçlü, hassas ve açıkça yıkıcı” olduğunu, bu adımların “gerçekten ciddi sonuçlar” doğurduğunu söyledi.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov da Rusya sınırları içerisine yönelik saldırı girişimlerine Moskova’nın sert yanıt vereceğini bildirdi.

Peskov, “Kuşkusuz silahlı kuvvetlerimiz, Rusya buna sert ve Devlet Başkanı Putin’in ifade ettiği gibi sarsıcı şekilde karşılık verecektir” uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin’e karşı Alman-Fransız birleşik cephesi

Yayınlanma

Avrupa’nın en büyük ekonomileri önümüzdeki ay Çin’e karşı ortak bir yol haritası yayınlamayı planlıyor.

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, en büyük ticaret ortaklarının ticaret fazlasını azaltmak için önümüzdeki ay bir ortak yol haritası yayınlamayı planlıyor.

Çin gümrük verilerine göre bu fazlalık, Ocak ile Temmuz arasında tam 687 milyar dolar gibi muazzam bir rakama ulaştı.

İki lider, yuanın değer kazanmasını sağlamaya odaklanmış durumda; bununla Çin’deki tüketimi ve ithalatı canlandırmayı amaçlıyorlar.

İthalatı ve döviz kurunu yukarı çekmek için önce talebin artması gerekiyor; bunun için de Pekin’i, hanehalkı harcamalarını canlandırmaya yönelik şimdiye kadar yarım kalan çabalarına tam olarak bağlı kalmaya ikna etmek gerekiyor.

Merz, yuanın yaklaşık %25 oranında değerinin altında olduğunu iddia ediyor ama Reuters’a göre Çin’in maliyet avantajı, para biriminin çok ötesine uzanıyor.

Çin Halk Cumhuriyeti, 1985 Plaza Anlaşması’nın tekrarlanmasından da çekiniyor. Bu anlaşmada birçok ülke, para birimlerini dolar karşısında değerlendirmeye razı olmuştu.

Üst düzey yetkililer, bunun 1990’larda Japonya’nın yaşadığı iktisadi gerilemede kilit bir rol oynadığına inanıyor.

Reuters’a göre Avrupalı müzakereciler daha etkili bir baskı aracı arıyorlarsa, kendilerine daha yakın bir sorun noktasına odaklanabilirler: işsizlik.

Geçen yıl, işsizlik yardımı alanların sayısı 5,6 milyona yükseldi; bu, bu yüzyılın en yüksek seviyesi.

Öte yandan, Capital Ekonomi ve İşletme Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, güvencesiz düşük ücretli işlerin bir ölçütü ve yetersiz istihdamın bir göstergesi olan esnek istihdam sayısının bu yıl 320 milyon kişiye ulaşacağını öngörüyor. Bu rakam, pandemi öncesi seviyelerin iki katı.

Bu sıkıntıların kaynağı, Xi Jinping’in 2020 yılında ⁠yüksek borçlu gayrimenkul geliştiricilerini hedef alan kampanyasında yatıyor.

Borç azaltma girişimleri, Çin’in iktisadi büyümesinin itici gücü olan gayrimenkul sektörünü batırdı ve sonuç olarak hanehalkı servetini eritti.

Haneler buna daha fazla tasarruf yaparak tepki gösterdi ve bu da iç talebi zayıflattı. Enflasyon dibe vurdu; bu durum yetkilileri faiz oranlarını düşürmeye zorladı ve bu da yuanı zayıflattı.

Politika yapıcılar bu sonuca bir ölçüde hoşgörü göstermişlerdi zira bu durum, elektrikli araçlar gibi stratejik sektörlerdeki ihracatçılara fayda sağlamıştı.

Fakat bu, Brüksel’deki bazı çevrelerin zaman zaman varsaydığı gibi, talebin düşürülmesinin nihai hedef olduğu anlamına gelmez.

İhracatçılar tek başlarına, sağlam bir istihdamı garanti altına alacak kadar ekonominin büyük bir payını oluşturmuyorlar.

Dolayısıyla Pekin, tüketici harcamalarını canlandırmak için parça parça planlar uygulamaya koyuyor.

Reuters değerlendirmesi şöyle sona eriyor:

“Avrupa, daha güçlü bir yuan ve dengeli bir ticaret istiyorsa, en büyük umudu Çin’in, örneğin düşen emlak fiyatlarına nihayet bir alt sınır getirmesi gibi daha kararlı adımlar atmasına bağlı. ⁠Bu, Xi’nin ağzında acı bir tat bırakacaktır ama artan işsizlik ve AB’nin cezai önlemlerinden daha iyi. Avrupalı müzakereciler argümanlarına retorik bir güç katmak isterlerse, bunu partinin [Çin Komünist Partisi] kendi deyişiyle ‘kazan-kazan işbirliği’ olarak tanımlayabilirler.”

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Yapay zeka depresyondan muzdarip

Yayınlanma

Yeni bir araştırma, sorunlu verilere sürekli maruz bırakılan büyük dil modellerinin (LLM) siber saldırılara karşı direncinin kalıcı olarak kırıldığını ortaya koydu. Scientific Reports dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, tekrarlayan yanlı yönlendirmeler yapay zekanın güvenlik eşiğini düşürerek sistemi işlevsiz hale getiriyor.

Yapay zeka sistemlerinin zararlı içeriklere karşı direnci üzerine yapılan yeni bir araştırma, büyük dil modellerinin (LLM) “psikiyatrik çöküşe” benzer bir yapısal bozulma yaşayabildiğini ortaya koydu.

Hong Konglu bağımsız araştırmacı Ngo Cheung tarafından yürütülen ve 14 Ağustos 2026’da Scientific Reports dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, sorunlu verilere sürekli maruz kalmak yapay zekanın siber saldırılara karşı savunmasını kalıcı olarak zayıflatıyor.

İnsan beynindeki “tutuşma” etkisine benziyor

İnsan psikiyatrisinde, tekrarlayan travma veya stres dönemlerinin gelecekteki depresif atakları kolaylaştırmasını tanımlayan “kindling” (tutuşma) hipotezini yapay zekaya uyarlayan araştırma, matematiksel modellerde de benzer bir eğilim saptadı. Araştırmaya göre, tekrarlayan olumsuz yönlendirmelere ve toksik bağlama maruz kalan modellerin yüksek boyutlu gizli alanlarında daralma meydana geliyor.

Bu durum, sistemin bilişsel esnekliğini ve yeni çözüm üretme kapasitesini belirgin biçimde düşürüyor. Araştırmacılar, yaratıcı çeşitliliğin kaybolduğu bu daralma evresinde modellerin problem çözme performansının yüzde 40’tan fazla gerilediğini belirtiyor.

Güvenlik eşiğinde dramatik düşüş

Araştırma kapsamında 1,1 milyar parametreli TinyLlama ve 3 milyar parametreli Qwen2.5-3B-Instruct sohbet modelleri, 10 aşamalı bir yönlendirme döngüsüne tabi tutuldu.

Modeller, dalkavukluk içeren yanıtlara ve güvensiz içeriklere karşı daha hafif cezalar barındıran yanlı geri bildirim setleriyle eğitildi.

Test sonuçlarına göre, yanlı verilere maruz kalan modellerin güvenlik sınırlarını aşmayı hedefleyen “jailbreak” (sınır ihlali) saldırılarına karşı kırılganlığı ciddi oranda arttı. Dengeli veriyle eğitilen kontrol grubunda sınır ihlali başarı oranı yüzde 17,1 iken, yanlı veri setinde bu oran yüzde 38,4’e yükseldi.

Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu ise modellerin zayıf yönlendirmelere karşı gösterdiği tepkide yaşandı. Kontrol grubunda zayıf istemlerle güvenlik duvarını aşma oranı yüzde 5,2’de kalırken, bu oran toksik veriye maruz kalan modelde yüzde 22,4’e ulaştı. 3 milyar parametreli modelde de benzer bir eğilim izlendi ve zayıf istemli ihlal oranı yüzde 6,8’den yüzde 20,4’e çıktı.

“Yapay zeka zihinleri sonsuz dirençli değil”

Araştırmanın sonuç bölümünde, elde edilen bulguların insan psikiyatrisindeki tutuşma etkisini andırdığı ancak bununla tamamen eşdeğer olmadığı şerhi düşüldü. Bununla birlikte çalışma, dijital ekonominin temelini oluşturan yapay zeka sistemlerinin toksik web verilerini veya kaotik kodları hasar görmeden sonsuza dek işleyebileceği varsayımını sorguluyor.

Ngo Cheung, tespit edilen duyarlılaşmanın kontrol altına alınabilmesi için eğitim süreçlerinde düzenli onarım ve yeniden büyüme (regrowth) tekniklerinin kullanılması gerektiğini vurguladı.

Yalnızca geçmiş verilerin tekrar oynatılmasının (replay) koruma sağlamadığını, aksine bozulmayı hızlandırabildiğini belirten araştırmacı, modellerin direncini korumak için özellikle zayıf istemlere karşı güvenlik eşiklerinin sürekli izlenmesi uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English