Amerika
Senato ve Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçiler Trump’a direniyor

Ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Partili kongre üyelerinin kritik konularda seslerini yükseltmesiyle, ABD Başkanı Donald Trump ile Kongre arasındaki gerilim tırmanıyor. Trump’ın ön seçimlerde kendisine karşı çıkan parti üyelerini yenilgiye uğratma başarısına rağmen, Senato ve Temsilciler Meclisinde Beyaz Saray’ın gündemine direnen Cumhuriyetçilerin sayısı artıyor.
Ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Partili kongre üyelerinin bir dizi kritik konuda seslerini giderek daha fazla yükseltmesiyle, Başkan Donald Trump ile Kongre arasındaki gerilim tırmanıyor.
Trump’ın, parti içi ön seçimlerde kendisine karşı çıkan Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerini yenilgiye uğratma yönündeki başarısına rağmen, Senato veya Temsilciler Meclisinde başkana direnen Cumhuriyetçilerin örnekleri birikmeye devam ediyor.
Temsilciler Meclisindeki dört Cumhuriyetçi üye, başkanı İran’daki savaşı sonlandırmaya zorlamayı amaçlayan bir savaş yetkileri tasarısını geçirmek için diğer üyelerle birlikte hareket etti.
Senatoda ise altı Cumhuriyetçi senatör, Kongre resmi olarak yetki vermediği sürece Trump’ın yapmayı planladığı Beyaz Saray balo salonunun inşaatını engellemeye yönelik bir önergede Demokratlarla birlikte oy kullandı.
Aynı şekilde altı Cumhuriyetçi senatör, Demokratlarla bir araya gelerek Senatör Bill Cassidy tarafından sunulan ve Trump’ın tartışmalı 1,8 milyar dolarlık “silahsızlandırma karşıtı” fonu yeniden hayata geçirmesini engellemeyi amaçlayan bir değişiklik önergesini destekledi.
Her iki partiden üyelerin “örtülü ödenek” olarak nitelendirdiği bu fonun, 6 Ocak’ta polise karşı işlenen suçlardan hüküm giymiş kişiler de dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para dağıtmak için kullanılabileceği belirtiliyor.
Cumhuriyetçiler ayrıca Trump’ın Federal Konut Finansmanı Ajansı Direktörü Bill Pulte’yi ulusal istihbarat başkan vekili olarak atama kararına da açıkça karşı çıkıyor. Üç Cumhuriyetçi senatör, Pulte’nin bu görevde bulunmasını engelleyecek bir düzenleme için oy kullandı.
Bu tepkilerin bir kısmı, ön seçimlerde Trump destekli adaylar karşısında yenilgiye uğrayan ancak halen Temsilciler Meclisi ve Senatoda görev yapmaya devam eden üyelerden geliyor. Tasarı lehine oy kullanan Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Massie ile birlikte Senatör Cassidy de Trump’ın ön seçimlerde hedef aldığı isimler arasında yer alıyor. Görevdeki son aylarını geçiren bu yasayapıcıların, Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis ve Temsilci John Cornyn ile birlikte, başkanın gündemine karşı çıkma konusunda kendilerini daha cesur hissettikleri görülüyor.
Trump’ın ilk yönetiminde yasama ilişkileri direktörü olarak görev yapan Marc Short konuya ilişkin olarak, “Temsilciler Meclisindeki çoğunluk sınırı zaten oldukça dardı. Ancak şimdi Tillis, Cassidy ve Cornyn’i karşı karşıya aldığınızda ve buna Lisa Murkowski ile Susan Collins gibi isimlerle olan mevcut dinamikleri de eklediğinizde, bu yıl Senatoda herhangi bir yasanın geçirilmesi konusunda çok daha büyük bir zorluk yaratıyorsunuz” değerlendirmesinde bulundu.
Geçen yaz devasa vergi indirimi yasası konusunda Trump ile karşı karşıya gelen Tillis, yeniden seçim yarışına girmiyor. Cornyn ise mayıs ayındaki ön seçimlerde Trump tarafından desteklenen Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a mağlup olmuştu. Çeşitli konularda Trump’a karşı sık sık oy kullanan isimlerden Collins, Trump’ın başkanlık seçimlerinde defalarca kaybettiği bir eyalette bu yıl yeniden seçim yarışına girerken, Murkowski’nin görev süresi 2028 yılına kadar devam ediyor.
Bu durum, Adalet Bakan Vekili Todd Blanche’ın adaylığının Senatodan geçip geçmeyeceği konusundaki belirsizliği de artırıyor. Blanche’ın adaylığını değerlendirecek olan Senato Adalet Komisyonu’ndaki Cumhuriyetçi üyeler arasında Tillis ve Cornyn de bulunuyor.
Utah Senatörü John Curtis, silahsızlandırma karşıtı fonun varlığını sürdürmesi halinde Blanche’ın adaylığının engellenebileceği uyarısında bulundu. Curtis gazetecilere verdiği demeçte, “Geçirmemiz gereken pek çok önemli yasa var. Blanche’ın vaatlerini yerine getirmediğini hissedersek, önümüzde bekletebileceğimiz adaylığı duruyor” ifadelerini kullandı.
Tillis ise 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınını kınamadığı sürece Blanche’ın adaylığını desteklemeyeceğini bildirdi. Trump, cuma günü Tillis’in bu açıklamaları sorulduğunda, senatörü “herkese karşı çıkarak sorun çıkarmaya çalışan bir kaybeden” olarak nitelendirdi.
Senato Çoğunluk Lideri John Thune ise perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada Blanche’ın adaylığının kesin olmadığını ima etti.
Thune, “Bildiğiniz gibi üyelerimizin çoğu, başkanın bu tür kilit pozisyonlarda görmek istediği kişilere karşı oldukça saygılı davranıyor. Kendisi zaten bu görevde bulunuyor ve açık bir deneyimi var, bu durum ona yardımcı olacaktır. Ancak bugünlerde hiçbir şeyin kesin veya garanti olmadığı bir ortamdayız” dedi.
The Hill gazetesine konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi, vekillerle çalışırken her zaman karşılıklı bir uzlaşı sürecinin olduğunu ancak başkan ve Cumhuriyetçi kongre üyelerinin yakın bir uyum içinde kalmaya devam ettiğini belirtti.
Yetkili; “Büyük, Güzel Yasa”, Laken Riley Yasası, ABD Stabil Kripto Paraları Ulusal İnovasyon Kılavuz Yasası ve 9 milyar dolarlık bütçe kesintisi paketinin kabul edilmesini bu uyuma örnek gösterdi.
Beyaz Saray Sözcüsü Abigail Jackson ise Trump’ın kongre üyeleriyle ilişkilerine yönelik soruları, bunların medya ve Demokratlar tarafından körüklenen “var olmayan bölünmeler” olduğunu belirterek reddetti.
Jackson, “Başkan Trump, Temsilciler Meclisi ve Senatoda Cumhuriyetçi çoğunluğun korunmasına kararlıdır. Beyaz Saray ve Başkan Trump, Amerikan halkına verilen birçok önemli sözü yerine getirmek için Kongre ve Senatodaki Cumhuriyetçilerle yakın çalışmaktan memnuniyet duymaktadır” dedi.
Ancak zorlu yeniden seçim yarışlarıyla karşı karşıya olan kongre üyeleri için siyasi hesaplar, yönetimi ne zaman destekleyecekleri veya ne zaman karşı çıkacakları konusundaki kararlarında güçlü bir etken oluşturuyor.
Balo salonu inşaatını engelleme önerisini destekleyen altı Cumhuriyetçi senatörden üçü; Collins, Alaska Senatörü Dan Sullivan ve Ohio Senatörü Jon Husted, kasım ayında zorlu yeniden seçim kampanyaları yürütüyor.
Collins, Husted ve Sullivan ayrıca silahsızlandırma karşıtı fonun engellenmesi için Demokratlarla birlikte oy kullandı. Ancak bu yasa tasarısı, ön seçimini Trump destekli rakibine karşı kaybeden Cassidy tarafından sunulmuştu.
Yeniden seçilmek için yarışmayan ve yönetime yönelik eleştirilerini artıran Tillis de her iki yasa tasarısında Demokratlarla birlikte hareket etti.
Benzer bir durum Temsilciler Meclisindeki savaş yetkileri oylamasında da yaşandı. Oldukça rekabetçi bölgelerde seçim yarışına giren Cumhuriyetçi üyeler Brian Fitzpatrick ve Tom Barrett, Demokratlarla birlikte oy kullanan dört Cumhuriyetçi arasında yer aldı.
The Hill gazetesine konuşan ve ismi belirtilmeyen bir Cumhuriyetçi stratejist, “Bunun onlar için tamamen kabul edilebilir ve oldukça iyi bir görünüm olduğunu düşünüyorum. Trump yönetimine karşı durmaya ihtiyaçları var” değerlendirmesini yaptı.
Massie’nin Demokratlarla birlikte oy kullanması ise şaşırtıcı bulunmadı. Savaş yetkileri tasarılarına mükerrer defalar kabul oyu veren Massie, Trump destekli bir rakibe karşı ön seçimi kaybetmeden önce de partisine karşı çıkmaktan kaçınmıyordu.
Karara kabul oyu veren Ohio Temsilcisi Warren Davidson ise Massie kadar sesini yükseltmese de ABD’nin denizaşırı çatışmalara dahil olması konusunda defalarca uyarılarda bulunmuştu.
Senatoda Demokratlarla ortak hareket eden Cumhuriyetçiler arasında bazı şaşırtıcı isimler de yer aldı.
Cumhuriyetçi eğilimli Florida’da yeniden seçim yarışında olan Senatör Ashley Moody, Demokrat Senatör Chris Coons’un, polise saldıran 6 Ocak eylemcilerinin kamu fonlarından ödeme almasını engellemeyi öngören değişiklik önergesini destekledi.
Fitzpatrick gibi isimlerin başkana düzenli olarak karşı çıkması, bizzat Trump’tan gelebilecek tepkiler dahil olmak üzere bazı riskleri beraberinde getiriyor.
Trump geçen ay Fitzpatrick’i hedef alarak, Cumhuriyetçi üyenin “Trump’a karşı oy kullanmayı sevdiğini” söylemiş ve “Bunun neyle sonuçlanacağını bilirsiniz. Sonu iyi bitmez” uyarısında bulunmuştu.
Ancak Cumhuriyetçi stratejist, bu tür açıklamaların Fitzpatrick’in kendi seçim bölgesinde aslında lehine işleyebileceğini savunarak, “Bunun onun için yararlı olduğunu düşünüyorum. Başkandan tepki alması, seçmenlerinin gözünde işini doğru yaptığı anlamına geliyor” dedi.
Amerika
ABD’de Rus dizeli krizi: Demokratlar sevkiyatın yasa dışı olduğunu savunuyor

ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım merkezine ev sahipliği yapan New Jersey’nin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan gelen dizel yakıtın limanlara girişini engelleme tehdidinde bulundu. ABD Hazine Bakanlığının verdiği geçici lisansla 140 bin tonluk ilk yakıt sevkiyatı yola çıkarken, üç tankerin ara seçimlerden sonra ülkeye ulaşması bekleniyor.
ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım ve ithalat merkezine ev sahipliği yapan New Jersey eyaletinin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan yapılan dizel yakıt ithalatını engelleme tehdidinde bulundu.
Financial Times gazetesine konuşan Sherrill, Rusya ile varılan dizel anlaşmasını yasa dışı olarak nitelendirdi.
Sherrill, “ABD Başkanı Donald Trump benzin, dizel yakıt fiyatlarını veya maliyetleri düşürmek için hiçbir adım atmıyor. Şu anda dizelin New Jersey limanına ulaşmasını nasıl engelleyebileceğimize dair seçenekleri değerlendiriyorum” dedi.
New York ve New Jersey Limanı, ABD’nin doğu kıyısında petrol ürünlerinin ithalatı, depolanması ve dağıtımı açısından ana merkez konumunda.
Altyapının büyük kısmı ise New Jersey eyaleti sınırlarında yer alıyor. Boru hatları ve dağıtım ağının yanı sıra Bayonne ve Linden’deki büyük yakıt depolama terminalleri başlıca tesisleri oluşturuyor.
Gazetenin aktardığına göre dizel taşıyan tankerler yüklerini genellikle Bayonne, Linden, Carteret, Perth Amboy, Port Reading ve Sewaren’deki özel petrol terminallerine boşaltıyor.
Financial Times, üç tankerin ara seçimlerin ardından ABD’ye ulaşmasının beklendiğini yazdı. 140 bin tonluk bu yakıt sevkiyatı, ABD makamlarının anlaşma kapsamında izin verdiği ilk parti oldu.
Buna karşın Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Trump’a anlaşmayı iptal etme çağrısı yaptı.
ABD Hazine Bakanlığı, Rus yakıtıyla işlem yapılmasına geçici izin veren genel bir lisans yayımlamıştı.
Demokratlar ise Kongre’nin 2022 yılında Rus petrolü ithalatını sonlandıran ve Rus enerji kaynaklarının ülkeye girişine tam yasak getiren yasayı kabul ettiğini hatırlatarak, bakanlığın verdiği belgenin hukuki geçerliliği olmadığını savunuyor.
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Jamie Raskin, bu hafta petrol şirketlerini Rus dizel yakıtı ithal etmeleri halinde 1 milyon dolara varan para cezaları ve 20 yıla kadar hapis dahil çeşitli yaptırımlarla tehdit etti.
Rusya’ya yönelik ağır yaptırım tasarılarının ortak hazırlayıcılarından Demokrat Senatör Richard Blumenthal ise deniz taşımacılığı şirketlerinden Rus dizeli taşıyan tankerleri geri çağırmalarını talep etti.
Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis’in “Rusların Başkan Trump’ı istedikleri gibi yönlendirdiği” yönündeki sözlerine ise Başkan Yardımcısı JD Vance yanıt verdi.
Vance, “Sizi temin ederim ki hiç kimse ABD Başkanı’nı istediği gibi yönlendiremez. Kendisi durumu son derece gerçekçi biçimde değerlendiriyor” ifadelerini kullandı.
Kremlin geçen hafta Washington ile varılan mutabakat kapsamındaki sevkiyatların başladığını ve süreceğini duyurmuştu.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak da ülkesinin ihracata ayrılan dizel yakıttan ABD’ye istenilen her miktarda sevkiyat yapmaya hazır olduğunu belirtmişti.
Novak, 27 Ekim’de üç dizel tankerinin Rus limanlarından ayrıldığını, dördüncü tankerin ise 28 Ekim’de yola çıkmasının beklendiğini açıkladı.
Amerika
ABD ekonomisinde beklenmedik büyüme

Yatırımlardaki patlama ve dayanıklı tüketici harcamaları sayesinde ABD ekonomisi, üçüncü çeyrekte yıllık bazda %3,4 oranında büyüdü.
İktisadi büyüme, analistlerin beklentilerinin üzerinde gerçekleşti ve önceki iki çeyrekteki %2,5 ve %2,2’lik büyüme oranlarına kıyasla keskin bir ivme kazandı.
Tüketici harcamalarındaki yıllık büyüme, geçen çeyrekte %3,8’e ulaşarak 2024’ten bu yana en hızlı artışını kaydetti.
İşletme yatırımları %12,7 oranında sıçradı ve GSYİH artışının yarısından fazlasını oluşturdu.
Yapay zeka yatırımları, GSYİH’yi iten başlıca faktörlerden biri oldu: Ekipman alımları, yapay zeka alanında faaliyet gösteren hiper ölçekli şirketlerin veri merkezi teknolojisine yaptığı büyük harcamalar da dahil olmak üzere, %20,9 gibi muazzam bir oranda yükseldi.
Paradoksal olarak, yapay zeka altyapısının geliştirilmesi de bunlardan biriydi. Bunun nedeni, bilgisayar çipleri gibi birçok yapay zeka donanımı alımının yurtdışında gerçekleştirilmiş olmasıydı.
Bu durum, ABD’nin ticaret dengesini ithalata doğru kaydırarak (ithalat, GSYİH’dan düşülür) büyümeyi yavaşlattı.
Ayrıca, artan mortgage faiz oranları konut inşaatını da olumsuz etkiledi.
İşsizlik oranı düşük seviyelerde seyretse de, geçen ay enflasyon gelir artışlarını geride bıraktı.
Federal Rezerv’in tercih ettiği enflasyon göstergesine göre, Eylül ayında fiyat artışları hem aylık hem de yıllık bazda hızlandı.
Bu artış, merkez bankasının %2’lik yıllık enflasyon hedefinin oldukça üzerinde seyretti ve faiz oranlarının yükseltilmesi yönündeki görüşleri güçlendirdi.
Yüksek fiyatların Amerikan hane halkı bütçelerini zorlayabileceğine işaret eden bir gelişme olarak, vergi sonrası tasarruf oranı geçen ay %3,8’e geriledi. Bu, 2022’den bu yana kaydedilen en düşük seviye.
Ayrıca otomobil, mobilya ve elektronik eşya gibi ürünlerin satışlarında durgunluk yaşandı.
Birçok iktisatçı, hisse senedi portföylerindeki kazançlardan (ki bunlar büyük ölçüde yapay zeka patlamasına bağlı) cesaret alan daha varlıklı Amerikalıların tüketimi ayakta tuttuğunu düşünüyor.
Amerika
Venezuela’nın yeni Dışişleri Bakanı, eski muhalif Oliver Blanco oldu

Venezuela’nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez, muhalefetin eski danışmanlarından Oliver Blanco’yu dışişleri bakanı olarak atadı.
Blanco, devlet başkanlığı uluslararası ilişkiler direktörlüğüne atanan Félix Plasencia’nın yerine geçecek. Görev süresi sona eren Plasencia, Birleşik Krallık’ta tutulan Venezuela’ya ait altınların geri alınması için yürütülecek görevi yönetecek.
Rodríguez, “Oliver Blanco’yu Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olarak atamaya karar verdim. Bu güçlendirilmiş ekibin, tüm ülkelerle işbirliği ve dostluk alanlarında Venezuela’nın değişim sürecinde ve jeopolitik toparlanmasında ilerlemeye devam etmesini umuyorum,” dedi.
Geçici Devlet Başkanı, Blanco’nun “Venezuela’ya hizmet etmek üzere bu önemli sorumluluğu üstlenebilecek hazırlığına, kararlılığına ve yeteneğine güvendiğini” söyledi.
Yeni Dışişleri Bakanı Blanco, Venezuela Merkez Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler lisans derecesine ve Metropolitan Üniversitesi’nden Siyaset ve Kamu Yönetimi alanında yüksek lisans derecesine sahip.
Daha önceki görevinde Avrupa ve Kuzey Amerika’dan sorumluydu; bu görev alanı, Venezuela’nın son dönemdeki dış ilişkilerini şekillendiren yaptırımlar ve varlık anlaşmazlıklarında en aktif rol oynayan bazı hükümetleri de kapsamaktaydı.
Rodríguez, Dışişleri Bakanlığı ve Başsavcılıktan, İngiltere Merkez Bankası’nda tutulan Venezuela altınlarını geri almak için resmi prosedürleri başlatmalarını istedi.
Bu değerli metal, Venezuela’nın meşru hükümeti konusunda rakip iddiaların yer aldığı bir hukuki mücadelenin merkezinde yer alıyor.
Londra mahkemeleri, rezervleri hangi otoritenin kontrol ettiği konusunda karar vermeye çalışıyor.
Öte yandan kabinedeki değişiklikler bundan ibaret değil. Marynna Saatdjian, Blanco’nun bıraktığı görevi devralarak Avrupa ve Kuzey Amerika’dan Sorumlu Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Şimdiye kadar Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Saúl Ameliach ise Uluslararası Ticaret Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Rodriguez, bu atamaları Venezuela’nın diplomatik kadrosunu güçlendirmeye yönelik daha geniş çaplı bir çabanın parçası olarak değerlendirdi.
Geçici Başkan, hükümetin ulusal egemenliği savunurken tüm ülkelerle işbirliği ve dostluğu sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.
Altın anlaşmazlığı göz önüne alındığında, bu diplomatik değişiklik özel bir önem taşıyor. Venezuela, varlıkların Venezuela halkına ait olduğunu ve sosyal programlar ile ekonomik toparlanma için gerekli olduğunu savunarak, yıllardır Londra’da tutulan rezervlerinin serbest bırakılmasını talep ediyor.
Plasencia’yı doğrudan Birleşik Krallık’a göndererek hükümet, bu konuyu daha da yoğun bir şekilde gündeme getirme niyetinde olduğunu gösteriyor.
Şu anda yaklaşık 4 milyar ABD doları değerinde olan altın rezervlerine uygulanan dondurma kararı, Birleşik Krallık’ın Nicolás Maduro’nun 2018’deki yeniden seçilmesini tanımayı reddetmesine dayanıyor.
Bir yıl sonra, muhalefet lideri Juan Guaidó, İngiliz yetkililerden Venezuela hükümetinin bu altına erişmesini engellemelerini resmen talep etti.
Çarşamba günü yapılan kabine toplantısında Rodríguez, devam eden dondurma kararını “hırsızlık” olarak nitelendirdi:
“Bu bir alay konusu, ancak amacın Venezuela’nın altın rezervlerini gayrimeşru bir şekilde ele geçirmek olduğu ortada. Artık mazeret istemiyoruz. Muhalefet grupları tarafından açılan mantıksız dava bile, onu açanların kendisi tarafından geri çekildi.”
Rodríguez, bu talebinden “vazgeçmeyeceğini” ekledi ve altının iadesini sağlamak için “Venezuela’nın siyasi kesimleri arasında bir mutabakat olduğunu” hatırlattı.
Venezuela hükümeti ile feshedilmiş 2015 Ulusal Meclisi’ni temsil eden bir muhalefet kesimi, ABD destekli bir diyalog süreci yürütüyor.
21 Ekim’de heyetler, Londra ile görüşmek ve rezervlerin iadesini talep etmek üzere bir ortak komisyon kurulması konusunda anlaştı.
Taraflar, fonların deprem sonrası yeniden inşa çalışmalarına ayrılacağını duyurdu; ancak Rodríguez, bu fonları kamu hizmetlerini ve elektrik şebekesini güçlendirmek için de kullanacağına söz verdi.
Geçici lider, daha önce Kral III. Charles’a bir mektup yazarak altının serbest bırakılmasını talep etmişti. Eylül ayında Londra ve Karakas da benzer şekilde diplomatik bir yakınlaşma sürecine girmiş ve her iki tarafın da kendi misyonlarına büyükelçiler atama planlarını açıklamıştı.
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi6 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi1 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını1 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Amerika2 hafta önceMilenyum kuşağı tarihin en büyük nostalji dalgasını başlattı









