Bizi Takip Edin

Asya

Sınırdaki saldırılar Pakistan-İran enerji işbirliğine zarar veriyor

Yayınlanma

Analistler, İran’ın Pakistan sınırına yönelik saldırılar sebebiyle, Pakistan’ın İran’dan enerji ithal ederek “felç edici döviz krizini hafifletme girişiminin” tehlikede olabileceğini söylüyor.

İran’ın Pakistan sınırına yakın bir kasabası olan Saravan’da 21 Mayıs’ta “Ceyşu’l Adl” isimli örgütle çıkan çatışmada beş İranlı sınır muhafızı öldürüldü.

Olay, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında yatırım çeken güney Pakistan’ın liman merkezi Gwadar’a İran elektriği sağlayacak 100 megavatlık bir iletim hattının açılışını yapmak üzere bir sınır köyünde bir araya gelmesinden günler sonra meydana geldi.

İran dışişleri bakanlığı, liderlerin on yıl içindeki ilk bire bir görüşmesinin ardından olayı “terör saldırısı” olarak nitelendirerek, “Tahran ile İslamabad arasındaki işbirliğine ve dostane ilişkilere zarar verme girişimi” olduğunu söyledi.

Nikkei Asia’ya konuşan Washington merkezli Orta Doğu Enstitüsü’nde İran Programı’nın kurucu direktörü Alex Vatanka, “Bu saldırı, İran ile Pakistan arasındaki olası enerji anlaşmaları için büyük bir bozgun olabilir. Güvensizlik ortamında ekonomik işbirliği yapamazsınız” dedi.

Sınır muhafızı olayından birkaç gün sonra başka bir aşırılık yanlısı grup Pakistan’ın kuzeybatısında, Afganistan sınırına yakın bir doğal gaz ve petrol üretim tesisine baskın düzenleyerek dört polis ve iki özel korumayı öldürdü.

Yerel para ve ulaşım faktörü

Ancak sınır muhafız saldırısı, Nisan ayında %36’lık rekor seviyeye ulaşan yükselen enflasyon ve azalan döviz rezervleriyle kesintiye uğrayan bir ekonomik krizle boğuşan İslamabad için özellikle kötü bir zamanda geldi.

Pakistan’ın foreks seviyeleri yaklaşık 4,3 milyar dolara düştü, bu sadece yaklaşık bir aylık ithalatı karşılamaya yetiyor ve ülke bu ay ödenmesi gereken 3,7 milyar dolarlık denizaşırı borçla karşı karşıya.

İslamabad, İran’la gelecekteki enerji anlaşmalarına güveniyor çünkü azalan ABD doları arzı yerine yerel para biriminde ödeme yapabiliyor, daha düşük maliyetlerin yanı sıra ulaşım kolaylığı da önemli bir faktör.

Nikkei Asia’ya konuşan, Varşova’daki Savaş Araştırmaları Akademisi’nden İran uzmanı Przemyslaw Lesinski, sınır muhafızları saldırısına atıfta bulunarak, “Bu tür olaylar durdurulmadan Pakistan ile İran arasındaki enerji işbirliği mümkün olmayacak” dedi.

Medyaya konuşma yetkisi olmadığı için isminin açıklanmasını istemeyen Pakistanlı bir hükümet yetkilisi, Nikkei Asia’ya İslamabad’ın İran’dan petrol ithalatını yerel para birimi cinsinden ödeyebilmek için resmileştirmek istediğini söyledi. Ancak ABD’nin İran’a yaptırımları nedeniyle, İslamabad Washington’la bir anlaşmaya varamadığı takdirde Tahran’la bu konuda resmi anlaşmayı geciktirebilir. Yetkili, “Pakistan’ın bu düzenlemenin devam etmesi için ABD’nin onayına ihtiyacı olacak” dedi.

Tahran sınır ötesi boru hattı için bastırıyor

Ayrıca, çok sayıda Pakistanlı hükümet yetkilisi Nikkei’ye, İslamabad ve Tahran’ın Pakistan’a günde 750 milyon fit küp İran doğal gazı veya ihtiyacının yaklaşık %20’sini sağlayabilecek bir sınır ötesi boru hattı projesini yeniden başlatmak için görüşmelerde bulunduğunu söyledi.

2.700 kilometrelik hattın inşaatı, İran’ın boru hattının bir kısmını sınırın kendi tarafında inşa etmesiyle on yıl önce başladı. Ancak proje, Pakistan tarafında ABD yaptırımlarından etkilenebileceği endişesiyle askıya alındı.

Tahran, Pakistan’a boru hattının bir kısmını gelecek yıla kadar kendi topraklarında inşa etmesini, aksi takdirde tahkim mahkemesinde milyarlarca dolarlık olası bir cezayla karşı karşıya kalacağını söyledi.

Yerel basında çıkan haberlere göre Pakistan, Washington’dan İran’dan gaz ithal ettiği için karşılaşabileceği tüm yaptırımlardan muafiyet istedi. Ancak henüz kamuoyuna açıklanmış bir karar yok.

Lesinski, “İran’la nükleer müzakereler duvara tosladığı için Pakistan’ın ABD’yi bir muafiyet sağlamaya ikna etmesi çok zor olacak” dedi.

Asya

Bangladeş’te konfeksiyon işçilerinin ücret isyanı

Yayınlanma

Bangladeş’teki konfeksiyon sektöründe çalışan işçiler, daha yüksek ücret için sokağa çıktı ve birçok bölgede polisle çatışmalar yaşandı.

Pazar günü başkent Dakka başta olmak üzere sanayi havzalarında eyleme giden işçilere birçok noktada polis saldırdı.

Konfeksiyon fabrikaları pazartesi günü yeniden açıldı fakat Dakka, kentteki kenar mahalle Gazipur ve çevresindeki sanayi merkezlerinde, daha yüksek ücret talep eden işçilerle polis arasında yeni çatışmalar çıktı.

Polis, protestocuların kendilerine tuğla ve taş attığı iddiasıyla, pazartesi günü başkentte yolları kapatmaya çalışan hazır giyim işçilerini dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandığını açıkladı.

Başkentin dış mahalleleri olan Aşulia ve Gazipur’da işçiler ana otoyolları kapatmaya çalıştı. Polis, Aşulia’da göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı; Gazipur’da Bangladeş Sınır Muhafızları personelini görevlendirildi.

Hazır giyim sektörü, Bangladeş ekonomisinin belkemiği

Hazır giyim sektörü, Bangladeş’in ihracat gelirlerinin %80’inden fazlasını oluşturuyor. Sektörde yaklaşık 4 milyon işçi çalışıyor ve ülkenin iktisadi üretiminin yaklaşık %10’unu oluşturuyor.

Son dönemdeki eylemler, yaklaşık 500 civarında fabrikayı kepenk indirmeye zorlayarak önemli üretim merkezlerindeki faaliyetleri aksattı ve Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci giyim ihracatçısı olan ve H&M, Zara, Walmart ve Primark gibi küresel markaların başlıca tedarikçisi konumundaki Bangladeş’te ihracat sevkiyatları ve alıcıların güveni konusunda endişeleri artırdı.

Bangladeşli işçiler, aylık asgari ücretin 12.500 takadan 30.000 takaya (243 dolar) çıkmasını talep ediyorlar.

İşçi Mahin Hossain, “Yaşam maliyeti gelirlerimizin çok ötesine çıktı. Kirayı ödedikten sonra yemek, çocuklarımızın eğitimi ve diğer temel ihtiyaçlar için geriye çok az para kalıyor. Birçoğu ailelerini geçindirmeyi neredeyse imkânsız buluyor,” dedi.

Bangladeş Tekstil ve Sanayi İşçileri Federasyonu Genel Sekreteri ve ücret kurulundaki işçi temsilcisi Babul Akhter, “Bangladeş, dünyadaki en düşük tekstil sektörü ücretlerinden birine sahip. “Fabrika sahipleri işçilere uygun ücret ödeyemiyorsa, uluslararası alıcılarla daha iyi fiyatlar için pazarlık etmeliler. Düşük ücretli işçilerin sırtından bir iş kuramazlar,” dedi.

Hükümet, “asgari ücret kurulu” oluşturdu

Hükümet, yaşam maliyetlerinden kaynaklanan artan baskı ve süregelen enflasyonu yansıtan bu talebi değerlendirmek üzere pazar günü altı üyeden oluşan bir asgari ücret kurulu kurdu. 

Çalışma ve İstihdam Bakanı Ariful Haque Choudhury, ücret kurulunun işçi temsilcileri ve sektör liderleriyle yapılan görüşmelerin ardından oluşturulduğunu belirterek, işçileri işe dönmeye çağırdı.

Altı üyeden oluşan ücret kurulu, işçi ve işveren temsilcilerinden ikişer kişi ile bir hükümet temsilcisi ve tarafsız bir üyeden oluşuyor.

Kurul, hazır giyim sektöründeki ücretleri gözden geçirmek ve revize edilmiş ücret oranları önermekle görevlendirildi.

Çalışma ve İstihdam Bakanı Ariful Haque Choudhury, uzun süren aksaklıkların ihracat sevkiyatlarını ve uluslararası alıcılardan gelecek ödemeleri geciktirebileceği ve bu durumun hem üreticiler hem de işçiler için daha fazla zorluk yaratabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Sektör, artan üretim maliyetleri, dönemsel gaz ve elektrik kesintileri ve Orta Doğu’daki gerginliklere bağlı enerji piyasalarındaki belirsizlik dahil olmak üzere giderek artan zorluklarla karşı karşıya.

Patronlardan “çalışmayana ücret yok” tehdidi

Öte yandan işçilerin 30.000 taka asgari ücret talebine atıfta bulunan Üreticiler Birliği Birinci Başkan Yardımcısı Salim Rahman, “Bu mümkün değil. Böyle bir talebin ne mantıksal ne de matematiksel bir dayanağı yok,” iddiasında bulundu.

Rahman, böylesine keskin bir ücret artışının, halihazırda dar kâr marjlarıyla faaliyet gösteren ve rakip ülkelerden gelen yoğun rekabetle karşı karşıya kalan üreticiler üzerinde ek bir yük oluşturacağını savundu.

Konfeksiyon patronlarının birliği BGMEA Başkanı Mahmud Hasan Khan, işçilerin hükümetin ücret kurulunun incelemesini yapmasına izin vermesi gerektiğini söyledi.

Khan, “Günün ilerleyen saatlerinde protestolar çıkarsa ve fabrikaları kapatmak zorunda kalırsak, ‘çalışma yoksa ücret de yok’ hükmünü uygulamaktan başka seçeneğimiz kalmayacaktır,” diyerek tehdit savurdu.

İçişleri Bakanı Salahuddin Ahmed, hazır giyim sektörü liderleriyle yaptığı toplantının ardından, şiddeti kışkırtanlara karşı sert önlemler alınacağı konusunda uyarıda bulundu.

Ahmed, “İşçi protestoları kisvesi altında işçilerin çıkarlarına aykırı hareket eden ve ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalışanlara karşı sert önlemler alınacaktır,” dedi.

Cemaat-i İslami lideri işçi isyanını “dış komplo”ya bağladı

Öte yandan muhalefet lideri ve Cemaat-i İslami genel başkanı Shafiqur Rahman bugün, “komplocular ve fırsatçıların kargaşayı körükleyerek hazır giyim sektörünü yok etmeye çalıştıklarını” iddia etti.

Rahmen, Facebook sayfasında paylaştığı bir gönderide, “Komplocular ve fırsatçılar, durumu körükleyerek hazır giyim sektörünü yok etmeye çalışıyor gibi görünüyor. Hükümet bu konuda kararlı bir tutum sergilemeli,” dedi.

Shafiqur, giyim sektöründeki kargaşanın devam ettiğini ve farklı bölgelerde sanayi tesislerine yönelik vandalizm ve kundaklama olaylarının bildirildiğini söyledi:

“Ne işverenler ne de işçiler, sanayi tesislerini tahrip ederek haklarını elde edemezler. Hiçbir işçinin bu tür eylemlere karışmayacağına inanıyoruz.”

Yaklaşık 600 fabrikanın halihazırda kapatıldığına değinen Cemaat-i İslami lideri, kış sezonu öncesinde hazır giyim sektörünün geleceğini baltalamaya yönelik köklü bir komplo olasılığının göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Muhalefet lideri, fabrika sahipleri ve işçiler dahil olmak üzere tüm paydaşları “samimi ve uyanık olmaya” çağırdı.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin Komünist Partisi’nden ‘demir şapkalı prenslere’ tasfiye uyarısı

Yayınlanma

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi, teşkilat içinde yetkilerin kötüye kullanılmasını ve hizipleşmeyi hedef alan kapsamlı bir disiplin kararları paketi açıkladı. Yayımlanan metinde tek adam yönetimine ve otoriter aile reisi modeline izin verilmeyeceği belirtilirken, kripto para ve blokzincir destekli yeni nesil yolsuzluklara karşı tavizsiz mücadele yürütüleceği vurgulandı.

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi, teşkilat içi disiplini sıkılaştırmayı hedefleyen kapsamlı bir kararlar bütünü yayımladı.

Açıklamada, partinin zaferden zafere ilerleyebilmesinin temel nedeni olarak komünizmin yüce idealini benimsemesi, gerçeği savunması ve hataları düzeltme cesaretini göstermesi işaret edildi.

Dünyanın yeni bir çalkantı ve dönüşüm dönemine girdiğini belirten Merkez Komitesi, dış ortamda belirsizliklerin ve öngörülemeyen faktörlerin tırmandığını kaydetti.

Metinde, partinin halka önderlik ederek ülkenin egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını koruma görevinin daha da zorlaştığı vurgulandı.

Ülke içindeki kalkınma dengesizliği ve yetersizliği sorunlarının belirginliğini koruduğuna dikkat çekilen açıklamada; nüfus yapısının, toplumsal grupların ve çıkar dengelerinin sürekli değiştiği aktarıldı.

Parti kadrolarının yapısında köklü dönüşümler yaşandığına işaret eden Merkez Komitesi, Reform ve Dışa Açılma döneminden sonra doğan üyelerin oranının giderek arttığını, bu durumun ise eğitim ve yönetim alanında yeni gereklilikler doğurduğunu bildirdi.

Kadro yapısındaki ideolojik aşınmaya karşı uyarı yapıldı

Açıklamada, az sayıda parti üyesi ve kadro ile hatta üst düzey kadrolar arasında bile parti bilinci zayıflayan, idealleri ve inançları sarsılan veya bunları bütünüyle kaybeden kişilerin yer aldığı tespiti paylaşıldı.

Bu kişilerin halkla bağlarının zayıfladığı, başarı anlayışlarında sapmalar görüldüğü; biçimcilik, bürokratizm, hazcılık ve savurganlık eğilimlerinin ise ciddi boyutlara ulaştığı kaydedildi.

Kadro yapısındaki mücadele ruhunun yetersiz kaldığı belirtilen metinde, bazı kadroların sorumluluk almadığı, görevlerini yerine getirmediği, disiplin ve kurallara uymadığı, yetkilerini kişisel çıkarları için kullanarak yozlaştığı ve ahlaki çöküş yaşadığı bildirildi.

Merkez Komitesi, tüm parti üyelerinin ve kadroların sadık, dürüst ve sorumluluk sahibi olmasının, komünistlerin siyasi karakterini her zaman korumasının sağlanması gerektiğini vurguladı.

Kararda, parti mensuplarının Marksizme inancının, komünizme bağlılığının ve Çin’e özgü sosyalizme güveninin samimi, kararlı ve derin biçimde güçlendirilmesi istendi.

Parti içi hizipleşmeye ‘Yedi İzin Verilmeyen Davranış’ yasağı geldi

Merkez Komitesi, teşkilat hiyerarşisini ve birliğini sarsan tutumlara karşı “Yedi İzin Verilmeyen Davranış” başlığı altındaki yasakları kesin bir dille ilan etti.

Buna göre akraba ve yakın çevreyi kayırma, muhalifleri dışlama, küçük gruplar ve klikler oluşturma ile anonim ihbarlarla iftira atma ve söylenti yayma eylemleri kesinlikle yasaklandı.

Aynı kapsamda destek ve oy satın alma, makam vaat ederek bağlılık kazanma, kendi başına hareket etme, görünüşte uyumlu davranıp gerçekte karşı çıkma, aşırı güç biriktirme ve Merkez Komitesi hakkında uygunsuz değerlendirmeler yapma yasak listesinde yer aldı.

Metinde ayrıca düşüncede liberalizm, siyasette fırsatçılık, örgütlenmede hizipçilik, çalışmada dar bölgecilik ve sorumlulukların yerine getirilmesinde aşırı hoşgörülü davranma anlayışlarına karşı kararlılıkla mücadele edilmesi talimatı verildi.

Marksist öğrenme geleneğinin güçlendirilmesi çağrısı yapılan açıklamada; üyelerin ve kadroların kendi bölgelerinin, kurumlarının, birimlerinin koşulları ile kişisel düşünce ve çalışma deneyimlerini dikkate alarak teorik eğitimi derinleştirmesi gerektiği aktarıldı.

Tek adam yönetimine ve aile reisi modeline sınır çizildi

Yayımlanan kararlarda, parti içi karar alma mekanizmalarında demokratik yöntemlerin zorunlu kılınması gerektiği vurgulandı.

Parti komitesi veya parti grubu sekreterlerinin farklı görüşleri dikkatle dinlemesi ve azınlıkta kalan görüşlere doğru yaklaşması gerektiği kaydedildi.

Yönetim mekanizmalarında tek kişinin karar verdiği yönetim anlayışına ve otoriter aile reisi modeline izin verilmeyeceği kesin bir dille belirtildi.

Alt kademelerden birinci sorumlu yöneticinin kişisel otoritesini her koşulda korumalarının istenemeyeceği kurala bağlandı.

Partiye sadık olmayan, görünüşte bağlılık gösterip gerçekte karşı çıkan ve yetkilerini kişisel menfaatleri uğruna kullanan kişilerin ise kararlılıkla tasfiye edileceği bildirildi.

Özel sektörde ve yeni meslek gruplarında teşkilatlanma kararı alındı

Parti inşasının toplumun farklı katmanlarına yayılacağını duyuran Merkez Komitesi; özel mülkiyete dayalı işletmelerde, karma mülkiyetli yapılarda, özel okullarda ve özel hastanelerde teşkilatlanma yürütüleceğini açıkladı.

Aynı çerçevede yeni istihdam gruplarında parti inşasının güçlendirileceği, gençler, sanayi işçileri, çiftçiler ve aydınlar arasından yeni parti üyeleri kazanılmasına ağırlık verileceği kaydedildi.

Bürokrasinin hantallaşmasını önlemek amacıyla toplantıların, resmi belgelerin ve raporların sayısının azaltılması kararlaştırıldı.

Çalışma düzeninde kısa, somut ve yenilikçi bir anlayışın benimsenmesi; toplantıların ve yazılı metinlerin niteliğinin artırılması istendi.

Yolsuzlukla mücadele yeni teknolojileri kapsayacak biçimde genişletildi

Yolsuzlukla mücadelede “kaplanlar” olarak adlandırılan üst düzey failler, “sinekler” ve “karıncalar” olarak nitelenen taban düzeyindeki şüpheliler ile yurt dışına kaçan kişilerin kararlılıkla takip edileceği bildirildi.

Süreçte bir an bile duraksanmayacağı ve yarım adım dahi geri atılmayacağı belirtilirken, teşkilat içinde “demir şapkalı prensler” veya “dokunulmazlık belgesi” sahibi ayrıcalıklı kişilerin barınmasına izin verilmeyeceği ilan edildi.

Mücadelenin dijital alana da taşındığı metinde; internet, sanal para birimleri, sınır ötesi fon hareketleri ve blokzincir teknolojileri kullanılarak yürütülen yolsuzluk faaliyetlerine kararlılıkla karşı çıkılacağı aktarıldı.

Metinde son olarak “üst düzey bağlantı kurmak ve nüfuzlu kişilerin kapısını çalmak”, “ilkelerden çok ilişkilerin önemli olması”, “resmi mühürden çok kişisel talimatın geçerli olması” ve çıkar sağlanmadan iş yapılmaması gibi düzensizliklerin kökten temizleneceği kaydedildi.

Merkez Komitesi, tüm etnik gruplardan Çin halkının sosyalist modern bir ülkenin kapsamlı inşası ve Çin ulusunun büyük yeniden doğuşunun Çin’e özgü modernleşmeyle ilerletilmesi için kesintisiz mücadeleye yönlendirileceğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Asya

Pakistan rafinerilerinin çeyreklik kârı yüzde 1860 arttı

Yayınlanma

Pakistan’ın en büyük dört rafinerisi, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamaların kâr marjlarını genişletmesiyle çeyreklik toplam net kârını yüzde 1860 artışla 57 milyar rupinin üzerine çıkardı. Uzmanlar jeopolitik kriz kaynaklı bu rekor gelirin uzun sürmeyeceği ve tesis modernizasyonlarını karşılamaya yetmeyeceği uyarısında bulunuyor.

Nikkei Asia’nın aktardığı verilere göre, Pakistan’ın en büyük petrol rafinerisi şirketlerinin eylülde sona eren son çeyrekteki toplam kârı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1860’tan fazla arttı.

Pakistan Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem gören dört rafinerinin tamamı ilgili çeyrekte net kârlarında belirgin bir artış bildirdi.

Şirketlerin toplam kârı geçen yılın aynı döneminde 2,9 milyar Pakistan rupisi seviyesindeyken, bu dönemde 57 milyar Pakistan rupisini (yaklaşık 206 milyon dolar) aştı.

Dönemin kâr lideri, 18,65 milyar Pakistan rupisi kazanç sağlayan Attock rafinerisi oldu.

Pakistan Refinery 13,97 milyar rupilik kârla ikinci sırada yer aldı.

Listeyi 12,88 milyar rupi kâr açıklayan Cnergyico Pk ile 11,57 milyar rupi kâr elde eden National Refinery izledi.

Cnergyico Pk geçen yılın aynı çeyreğinde net zarar açıkladığı için şirketin yüzdesel artış oranı hesaplanamazken, borsada işlem gören diğer üç rafineride kâr artışı yüzde 1000 barajını aştı.

Haberde bu sıçramanın, küresel pazardaki tedarik aksamaları ve dünya piyasasında yükselen fiyatlar sebebiyle rafineri kâr marjlarının genişlemesinden kaynaklandığı kaydedildi.

Piyasadaki akaryakıt sıkıntısının, ABD ile İran arasındaki savaşın başlaması ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından yaşanan fiyat artışlarıyla tetiklendiği belirtildi.

Buna karşılık uzmanlar, elde edilen yüksek kârların muhtemelen kısa ömürlü olacağını ve tesislerin maliyetli modernizasyonu için şirketlere yeterli finansmanı sağlayamayacağını savunuyor.

Rafineri marjı, ham petrol maliyeti ile bu petrolden elde edilen benzin, motorin, gaz yağı ve fuel oil gibi petrol ürünlerinin toplam piyasa değeri arasındaki farkı ifade ediyor.

JS Global Capital Hisse Senedi Araştırma Bölümü Başkanı Wakas Ghani, “Ham petrol ve petrol ürünleri arzındaki jeopolitik aksamalar, ürün fiyatlarının ham petrol maliyetinden daha hızlı artmasına yol açtı; bu da rafineri marjlarını genişleterek kârlılığı artırdı.” dedi.

Ghani, yüksek kârın jeopolitik koşullara dayandığına ve bu tablonun uzun vadeli bir eğilim olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti.

ABD ve İsrail, İran’a karşı askeri operasyonunu 28 Şubat’ta başlattı.

Washington ile Tahran yönetimi haziran ayında çatışmaların durdurulması ve boğazın yeniden ulaşıma açılması yönünde bir mutabakat muhtırası imzaladı, ancak bir süre sonra karşılıklı saldırılar yeniden başladı.

The Wall Street Journal’ın aktardığına göre, ABD’li petrol şirketleri aylardır uyarısını yaptıkları küresel akaryakıt krizinin eylül ayı itibarıyla başladığını duyurdu.

Haberde, dünyadaki ticari yakıt stoklarının altı aydan uzun süredir eridiği ve stratejik petrol rezervlerini devreye sokma imkanlarının da sınırlı kaldığı vurgulandı.

Bu arada Reuters, OPEC+ koalisyonunun aralık ayında mevcut petrol üretim seviyesini koruma konusunda anlaştığını aktardı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English