Avrupa
Starmer, giderayak savunma bütçesini artırıyor

Görevinden istifa edeceğini açıklayan İngiltere Başbakanı Keir Starmer, savunma harcamalarına en az 1 milyar sterlin düzeyinde ek kaynak aktarmayı planlıyor. Bu adımın, Starmer’ın siyasi mirasını güçlendirme çabası olduğu belirtilirken, hükümet içindeki bütçe anlaşmazlıkları nedeniyle Savunma Bakanı John Healey görevinden ayrılmıştı.
Görevinden istifa edeceğini açıklayan İngiltere Başbakanı Keir Starmer, savunma sektörüne en az 1 milyar sterlin düzeyinde ek bütçe sağlama taahhüdünde bulunuyor.
Financial Times gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu adım Starmer’ın başbakanlık makamındaki siyasi mirasını pekiştirme gayretinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Kaynaklar, Başbakan Starmer’ın daha önce yayımlanması pek çok kez ertelenen savunma sektörü yatırım planını 30 Haziran Salı günü kamuoyuna sunmayı hedeflediğini aktarıyor.
Silahlı kuvvetlerin önümüzdeki dört yıllık süreçteki toplam finansman hacminin, daha önce öngörülen seviyenin yaklaşık 14,5 milyar ila 15 milyar sterlin üzerine çıkması bekleniyor.
Starmer liderliğindeki hükümet daha önce savunma ihtiyaçları için 13,5 milyar sterlinlik ek kaynak sağlamayı teklif etmişti.
Ancak eski Savunma Bakanı John Healey bu miktarı yetersiz bularak başbakanın önerisine karşı çıkmış ve haziran ayında görevinden istifa etmişti.
Healey, savunma bütçesinde 18 milyar sterlinlik artış yapılması yönünde ısrarcı olmuştu. Görevinden ayrılan eski bakan, istifa açıklamasında hükümet başkanına, askeri harcamaların 2030 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 3’ü seviyesine ulaştırılması yönünde taahhüt vermesi çağrısında bulunmuştu.
Healey, başbakanın mevcut planının bu oranı yalnızca yüzde 2,68 seviyesinde tuttuğunu belirtmişti.
Gelişmelerin ardından Savunma Bakanlığı görevine getirilen Dan Jarvis, kaynakların aktardığına göre bütçe planını yeniden şekillendirerek bazı zorlu kararlara imza attı.
Jarvis’in hazırladığı yeni programda, ordunun savaşa hazırlık durumuna ve tüm askeri birimlerde insansız kara araçları dahil otonom teknolojilerin yaygınlaştırılmasına, görevden ayrılan Healey’nin önerilerine kıyasla daha fazla öncelik verildiği ifade ediliyor.
Hükümet bünyesindeki bir yetkili, son dakikada yaşanabilecek olası aksaklıklar karşısında nihai sınırın, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesinin hemen öncesine denk gelen 6 Temmuz olacağını bildirdi.
Financial Times, Starmer üzerindeki baskının kaynağı olarak, başta ABD Başkanı Donald Trump olmak üzere müttefik ülkelere İngiltere’nin savunma alanına ciddi yatırımlar yaptığını gösterme yükümlülüğünü işaret ediyor.
Haberde yer alan iddialara göre Starmer, başbakanlık yetkilerini en güçlü halefi olarak görülen Andy Burnham’a 20 Temmuz gibi yakın bir tarihte devredebilir.
Sürece aşina kaynaklar, Burnham’ın devlet işleyişine dair bilgilendirilmeye başlandığını kaydediyor.
Kaynaklar ayrıca, Burnham’ın harcama planının NATO zirvesinden önce onaylanması ve konunun ertelenmemesi yönündeki argümanları özel görüşmelerde haklı bulduğunu ifade ediyor.
Buna karşın kaynaklardan biri, göreve gelecek yeni başbakanın daha yoğun bir baskıyla karşı karşıya kalabileceğini ve bu durumun savunma finansmanının yeniden değerlendirilmesine yol açabileceğini dışlamıyor.
İlgili kaynak, askeri liderliğin pozisyonuna dair, “Askeri kanat, hiç yoktan iyidir yaklaşımını benimsemiş durumda ancak yeni Başbakan Andy Burnham ile bu konuyu her halükarda tekrar müzakere etmek zorunda kalacağız” değerlendirmesinde bulunuyor.
Keir Starmer, kendi partisinden gelen baskıların ardından haziran ayında istifa edeceğini açıklamıştı.
Starmer, İngiliz hükümetinin liderliğini yaklaşık iki yıldır yürütüyordu.
Avrupa
Finlandiya, NATO nükleer tatbikatında karargah subaylarıyla yer alacak

Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerindeki yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını açıkladı. Karargah subaylarıyla temsil edilecek olan Finlandiya, tatbikatın belirli bir ülkeyi hedef almadığını bildirdi.
Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerinde düzenleyeceği yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını duyurdu.
Bakanlığın açıklamasına göre Finlandiya, bu yılki tatbikatta karargah subaylarıyla temsil edilecek. Savunma Bakanı Antti Häkkänen, bu katılım biçiminin ülkenin ulusal hedeflerine en uygun model olduğunu ifade etti.
Häkkänen, “Nükleer caydırıcılık tatbikatı, NATO’nun nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini, emniyetini ve etkinliğini sağlamayı amaçlıyor. Nükleer caydırıcılık, Finlandiya dahil olmak üzere tüm ittifakın korunmasındaki en üst düzey güvencedir” değerlendirmesinde bulundu.
Steadfast Noon tatbikatı, gerçek nükleer silahların kullanımı veya nakli söz konusu olmadan icra ediliyor.
İttifak üyesi ülkeler tatbikata farklı biçimlerde iştirak edebiliyor; bu çerçevede NATO’nun nükleer operasyonlarına destek amacıyla konvansiyonel askeri unsurlar da görevlendirilebiliyor.
Finlandiya Savunma Bakanlığı, söz konusu tatbikatın mevcut uluslararası konjonktürle bağlantılı olmadığını ve belirli bir ülkeyi hedef almadığını kaydetti.
Finlandiya daha önce de Fransa’nın Avrupa’da nükleer caydırıcılığı güçlendirmeye yönelik sunduğu girişime dahil olma kararı almıştı.
Häkkänen, bu işbirliğinin Finlandiya ve Avrupa’nın güvenliğini pekiştirmeyi amaçladığını aktardı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Mart 2026’da gündeme getirilen girişime Finlandiya dahil 10 ülke katıldı.
Fransa’nın nükleer doktrininin müzakere edilmesini, ortak tatbikatları ve stratejik hava kuvvetlerine ait bazı unsurların ortak ülkelerde geçici konuşlanmasını içeren girişim, NATO’nun nükleer caydırıcılığının yerini almıyor ve ittifaktaki gibi ortak savunma taahhüdü taşımıyor. Fransız nükleer silahları ve kullanımına dair kararlar Paris yönetiminin kontrolünde kalmaya devam ediyor.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada, Avrupa “nükleer şemsiyesinin” güçlendirilmesinin Rusya açısından stratejik tehdit oluşturduğunu savunmuştu. Kremlin, stratejik istikrar görüşmelerinde Avrupa’daki nükleer işbirliğinin genişlemesinin hesaba katılması gerektiğini vurgulamıştı.
Rusya Dışişleri Bakanlığının özel yetkili elçisi Andrey Belousov da ABD, İngiltere ve Fransa’nın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı gözetmeksizin nükleer kapasitelerini artırdığını öne sürmüştü.
Avrupa
Söder, Berlin’de “sol koalisyon”u finansal akışların kesilmesi ile tehdit etti

CSU lideri Markus Söder, Berlin’deki sol koalisyon gerçekten hayata geçerse önemli mali karşı önlemler alacağını açıkladı.
Bild gazetesine konuşan Bavyera Başbakanı, “Bizim için durum açık: Böyle bir koalisyona ek finansman sağlanmamalı. Bu nedenle Başkent Anlaşması durdurulmalı,” dedi.
Bu sert açıklamasıyla, bir kez daha federal-eyalet mali dengeleme sistemini hedef alan Söder şöyle devam etti:
“Berlin’in vatandaşların korunması konusunda önemli meseleleri ele almadan bırakması ve aynı zamanda diğer eyaletlerin karşılayamayacağı şüpheli yardımlar için milyarlarca harcaması kabul edilemez. Buna bir son verilmeli.”
Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde Sol Parti’nin seçim zaferi sonrasında Söder, devam eden koalisyon görüşmelerini de sert bir şekilde eleştirdi.
CSU lideri, başkentte öncelikle SPD ve Yeşiller’i hedef aldı ve onları “demokratik değerlere ihanet etmek” ile suçladı.
Berlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Söder şöyle devam etti:
“Berlin’de bir Kırmızı-Yeşil-Kırmızı [Sol-Yeşiller-SPD] koalisyonu, tabuların tam anlamıyla ihlali olur. Bu Sol Parti üyeleriyle birlikte, ülkemizin savaş sonrası tarihinde ilk kez, kısmen antisemitik ve polise karşı eleştirel bir parti bir eyalet hükümetine liderlik edecek. Berlin SPD’si ve Yeşiller’in buna razı olması utanç verici. Antisemitizm konusunda taviz verilemez, yarı yürekli tavizler de. Bu, demokrasimizin temel değerlerine ihanettir.”
Bavyera Başbakanı, potansiyel koalisyon ortaklarını, “partizan siyasi çıkarlar uğruna iç güvenlikle ilgili temel meseleleri ve temel toplumsal uzlaşmayı bir kenara itmek” ile suçladı:
“Antisemitizm, kamulaştırma konusundaki sosyalist fanteziler, suç aşiretleriyle bağlantılar ve polis memurlarını organize suçla eşdeğer gören bir gençlik örgütü: Bunların hiçbiri, Berlin’deki SPD ve Yeşiller için bir koalisyonun önünde engel teşkil etmiyor gibi görünüyor. Böylece Kırmızı ve Yeşil, bir ‘Kızıl Cephe’ için basamak görevi görecek.”
Avrupa
Makam aracı teklifi iptal edilen AfD’li başkan kasımda yaya kalabilir

BMW, Almanya’da Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen ilk AfD’li siyasetçi Tobias Rausch için sunduğu makam aracı teklifini geri çekti. Şirket teklifini Rausch’un seçildiği gün iptal ederken, mevcut aracın süresi kasımda dolacak olan meclis yönetimi henüz diğer Alman üreticilerden teklif alamadı.
Alman otomotiv üreticisi BMW, Almanya için Alternatif (AfD) partisinden Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen Tobias Rausch için hazırlanan makam aracı kiralama teklifini geri çekti.
Die Zeit gazetesinin parlamento yönetimine dayandırdığı habere göre, otomobil üreticisinin genel merkezi teklifi, Rausch’un eyalet meclisi başkanı seçildiği 6 Ekim’de iptal etti. Rausch, bir eyalet parlamentosuna başkanlık eden ilk AfD’li siyasetçi oldu.
Eyalet parlamentosu başkanının şoförlü bir makam aracı kullanma hakkı yer alıyor. Rausch halihazırda selefinden devraldığı BMW 7 serisi aracı kullanıyor. Mevcut aracın kiralama süresi kasım ayında sona eriyor.
Parlamento yönetimi bu tarihe kadar yeni bir tedarikçi bulamazsa Rausch makam aracından yoksun kalacak.
Eyalet parlamentosu idaresi, Rausch’un makam aracı ihtiyacı için tanınmış Alman üreticiler arasından yalnızca BMW’nin teklif sunduğunu aktardı. Mercedes ve Audi markalarından bu süreçte herhangi bir teklif gelmedi.
İş dünyasından AfD politikalarına tepki
AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de düzenlenen seçimlerin ardından mecliste grup kurdu.
Eyalet seçimleri tarihindeki en yüksek oy oranına ulaşan parti, yüzde 43,8 oy alarak 83 sandalyeli mecliste 39 üyelik kazandı.
AfD, salt çoğunluk için gereken sandalye sayısının 3 altında kaldı. Seçimlerde Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yüzde 17,2, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 9,3 oy elde etti.
BMW Yönetim Kurulu Üyesi Milan Nedeljkovic, daha önce Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği mülkiyette, sağ popülizm ve milliyetçiliği “dünya ticaretiyle yaşayan, dışa açık bir ekonomi merkezi için zehir” olarak nitelendirmişti.
Alman Sanayi Federasyonu (BDI) da Rausch’un seçildiği gün yayımladığı değerlendirmede, AfD’nin eyalette yönetime gelmesi ihtimaline karşı uyarılarda bulundu.
BDI Başkanı Tanja Gönner, partinin bölgenin ekonomik başarısını oluşturan ilkeleri desteklemediğini, dolayısıyla olası bir AfD iktidarında ekonomik canlanma beklenemeyeceğini kaydetti.
Gönner, AfD’nin iş dünyasını temsil eden bir parti olmadığını belirterek ekonominin dışa açıklığa, küresel ticarete, ihracat olanaklarına ve yurt dışından nitelikli iş gücü çekilmesine dayandığını ifade etti.
Her yatırımcının yurt dışından sağlanan uzman personele ihtiyaç duyduğunu aktaran Gönner, “Bu kişiler burada hoş karşılanmadıklarını hissederse bu durum bölgenin tercih edilmemesi için derhal bir gerekçeye dönüşür” değerlendirmesinde bulundu.
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş1 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı
Dünya Basını1 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Diplomasi1 hafta önceTürkiye ve BM Karadeniz’de ateşkes için masaya dönüyor









