Amerika
Trump geçici bütçe tasarısını imzaladı

ABD Başkanı Trump, federal hükümetin kapanmasını en az 11 Aralık tarihine kadar önleyecek geçici bütçe tasarısını imzalayarak yasalaştırdı. Karar, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde kamu kurumlarının finansmanını güvenceye alırken Kongre tatil dönemi öncesinde yeni bir bütçe müzakeresi takvimiyle karşı karşıya kaldı. Tasarı, Temsilciler Meclisi ve Senato’dan ezici çoğunlukla geçse de bazı Cumhuriyetçilerin itirazlarına yol açtı.
ABD Başkanı Donald Trump, federal kurumların kapanmasını en az 11 Aralık tarihine kadar geçici olarak önlemeye yönelik Kongre girişimini onaylayarak geçici bütçe yasa tasarısını çarşamba günü imzaladı.
Trump, “2027 Yılı Sürekli Bütçe ve Uzatmalar Yasası”nı imzalayarak federal kurumların kasım ayındaki ara seçimler boyunca ve aralık ayına kadar finanse edilmesini güvence altına aldı.
Tasarı, parlamenterlerin 30 Eylül bütçe son tarihinden haftalar önce harekete geçmesiyle Senato’da 6’ya karşı 90, Temsilciler Meclisi’nde ise 48’e karşı 370 gibi ezici çoğunluklarla kabul edildi.
Hükümetin 11 Aralık tarihine kadar finanse edilmesiyle Kongre, federal kurumları Noel’den günler önce finanse etmek için son ana kadar beklendiği iki yıl öncesinin ardından bir tatil dönemi bütçe mücadelesiyle daha karşı karşıya bulunuyor.
Geçen sonbaharda federal hükümet, Demokrat parlamenterlerin süresi dolan Uygun Bakım Yasası prim sübvansiyonlarının uzatılmasını talep etmesi üzerine 43 gün süren rekor bir kapanma yaşamıştı.
Şubat ayından mayıs ayına kadar olan 76 günlük dönemde ise İç Güvenlik Bakanlığı tahsis edilmiş fonlardan mahrum kaldı.
Bu kesinti, Minneapolis’teki operasyonlar sırasında federal görevlilerin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Renee Good ve Alex Pretti’nin ölümleri üzerine Demokratların, Trump yönetiminin göçmenlere yönelik kolluk taktiklerinde reform talep etmesiyle başladı.
Her iki kapanma süreci de seyahatlerde geniş çaplı aksamalara yol açtı; 2025 sonbaharındaki kriz sırasında hava trafik kontrolörleri ile Ulaştırma Güvenlik İdaresi (TSA) görevlileri maaş alamadı, TSA görevlileri İç Güvenlik Bakanlığı bütçesinin kesintiye uğradığı dönemde de maaş ödemelerinden mahrum kaldı.
Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson, kendi partisinin tüm üyelerinden tasarıya destek alamadı; bu durum gelecekte bir kapanmanın önlenmesinde yaşanabilecek olası zorluklara işaret ediyor.
Temsilciler Meclisi’ndeki 19 Cumhuriyetçi milletvekili, sarhoş edici kenevir ürünlerine yönelik yasağın kısa vadeli ertelenmesi de dahil olmak üzere Senato tarafından eklenen maddelere yönelik itirazları nedeniyle hükümetin finanse edilmesine karşı oy kullandı.
Tasarı lehinde oy kullanan Temsilciler Meclisi Tahsisatlar Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Tom Cole ise ara seçimler öncesinde bir kapanmanın önlenmesinin öncelik taşıdığını savundu.
Temsilciler Meclisi’nin tasarıyı salı günü kabul etmesinden hemen önce genel kurulda konuşan Cole, “Geçici bütçe tasarısını buradan geçirdiğimizde Senato’ya ulaştığında değişeceğini biliyorduk. Bu değişikliklerin bazılarına gerçekten katılıyorum, bazılarına katılmıyorum” dedi.
Cole konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Ancak bunlar, seçim sürecini atlatmak için ihtiyacımız olan zamanı ve umarım seçimlerin sonrasında ciddi müzakerelere başlamak için gereken zamanı satın aldığımız gerçeğinin özünü değiştirmiyor.”
Temsilciler Meclisi’ndeki dördüncü kıdemli Demokrat olan California Milletvekili Ted Lieu, grubunun büyük çoğunluğuyla birlikte tasarıyı destekledi.
Fakat hükümetin bu ayın sonuna kadar finanse edildiğine dikkat çeken Lieu, Kongre’nin bu süreyi daha uzun vadeli bir paket üzerinde çalışmak için kullanması gerektiğini savundu.
Lieu salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Önümüzde koskoca bir ay daha vardı ve Temsilciler Meclisi’ni, Senato’yu ve Beyaz Saray’ı kontrol eden Cumhuriyetçiler temelde beyaz teslimiyet bayrağını sallayarak ‘Nasıl yöneteceğimizi bilmiyoruz, bütçe tahsisat yasalarını nasıl geçireceğimizi bilmiyoruz’ diyorlar.”
Lieu, “Bu, federal hükümetimizi yönetmenin iyi bir yolu değil. Ancak önümüze gelecek tek seçenek bu, bu yüzden lehte oy kullanacağım” ifadelerini kullandı.
Amerika
El-Sayed, Rogers’ı yenerek Michigan Senato seçimlerini kazandı

Demokrat Abdul El-Sayed, Michigan Senato yarışında Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers’ı yenerek üst meclise seçilen ilk Müslüman Amerikalı oldu.
Hekim olan ve daha önce Detroit ile Wayne County’de sağlık departmanlarının başında görev yapmış El-Sayed, Trump’ın 2024’te az farkla kazandığı bu kritik eyalette, Başkan’ın desteklediği eski kongre üyesi Rogers’ı geride bıraktı.
Çarşamba sabahı erken saatlerde yapılan sayımlara göre, El-Sayed oyların yüzde 50’sinin biraz üzerinde bir oran elde ederken, Rogers yüzde 47’nin üzerinde oy aldı.
El-Sayed’in seçim kampanyası, Michiganlılar için sağlık hizmetleri ve yaşam maliyeti sorunlarına odaklanmıştı.
Bu yaz yapılan Demokrat ön seçimlerinde El-Sayed’e yenilen Demokrat Temsilci Haley Stevens, emekliye ayrılan Senatör Gary Peters’ın (Demokrat) Senato koltuğu için yapılan seçimden sadece birkaç gün önce Rogers’a sürpriz bir destek açıklaması yaparak Demokratları öfkelendirmişti.
Üst düzey Demokratlar bu “ihaneti” sert bir dille kınadı ve Stevens’ın ekibi istifa etti.
Temsilciler Meclisi’ndeki Demokrat üye, bu hamlesinin “nefrete” ve El-Sayed’in sol görüşlü yayıncı Hasan Piker ile olan bağlarına bir tepki olduğunu söyledi.
Stevens, daha önce Rogers’ı, Başka Trump’ın “tehlikeli gündeminin” “onay makinesi” olarak nitelendirmişti.
El-Sayed, Stevens’ın şok edici açıklamasını umursamadı ve desteğin açıklanmasından sadece dört saat sonra 1,2 milyon dolar bağış topladığını bildirdi.
Trump’ın eyaleti kendi lehine çevirmesine rağmen 2024 Senato seçimlerini Senatör Elissa Slotkin’e (Demokrat) karşı kıl payı kaybeden Rogers, Demokrat adayı bir “aşırılıkçı” olarak göstermeye çalıştı.
Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, ara seçimlerden önceki günlerde kilit eyaletlere yönelik son yoğun ziyaret turunun bir parçası olarak Michigan’ı ziyaret etmişti.
Trump, El-Sayed’e karşı hücumda bulunarak Demokrat adayı “şiddet yanlısı bir terörist” olarak nitelendirdi ve ona ikinci adı olan “Muhammed” ile hitap etti.
El-Sayed ise yanıt olarak, “Adımı nasıl telaffuz ettiği umurumda değil. Tam adımı hatırlaması bile umurumda değil. Çünkü Kasım’dan sonra bana ‘senatör’ diye hitap etmeye devam edebilir. Senin için Senatör Muhammed olacağım, dostum,” dedi.
El-Sayed, tepkiler üzerine kampanyasını Piker’dan uzaklaştırmak için adımlar atmıştı. Bu arada, Demokrat aday, bu çekişmeli seçim yarışında eski Başkan Barack Obama, eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris ve diğer önemli Demokrat isimlerden destek topladı.
Amerika
Venezuela, ELN’yi bombaladı

Venezuela silahlı kuvvetlerinin cuma günü Apure Eyaleti’nin Pedro Camejo bölgesinde Kolombiya Ulusal Kurtuluş Ordusu’na (ELN) ait bir kampa saldırdığı bildirildi.
Stratfor’a ait jeopolitik ve istihbarat platformu RANE Worldview’e göre, askeri operasyon ABD istihbarat desteğine dayanıyordu.
Yerel STK Fundaredes, operasyonda insansız hava araçları ve savaş helikopterlerinin kullanıldığını ve 19 kişinin hayatını kaybettiğini, bunlardan 10’unun eyalet başkenti San Fernando’daki adli tıp polisi tarafından kimliklerinin tespit edildiğini belirtti.
Fundaredes’in Apure direktörü Javier García, ELN’nin bu bölgeyi uyuşturucu depolama ve lojistik merkezi olarak kullandığını iddia etti.
Sağcı haber portalı Infobae’ye göre saldırı, ELN’ye ait “kamufle edilmiş uyuşturucu taşıma uçaklarını” da hedef aldı.
Pazar günü Fundaredes, devlet ait boksit madenciliği ve işleme şirketi BAUXILUM’un faaliyet alanlarına yakın Bolívar Eyaleti’nin Cedeño belediyesinde insansız hava araçlarının da dahil olduğu “silahlı çatışmalar” olduğunu bildirdi.
Fundaredes’e göre, yerel madenciler bölgeden ayrılmaya zorlandı ve faaliyetler geçici olarak askıya alındı. Fakat STK, saldırıları kimin gerçekleştirdiğini belirtmedi.
Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, Kolombiya’daki artan “çatışmaların” olası etkilerini “önlemek” amacıyla ülkenin ordusu ve güvenlik güçlerinin Kolombiya ile olan 2.200 kilometrelik sınır boyunca konuşlandırıldığını belirtti.
Cabello, “Bize ait olmayan hiçbir çatışmayı istemiyoruz,” dedi ama ELN’ye yönelik bir operasyon yapıldığına dair haberlere değinmedi.
İçişleri Bakanı ayrıca, Venezuela’nın iç işlerine yönelik her türlü yabancı müdahaleyi reddetti.
Ne var ki, herkese açık uçuş radarı, son günlerde Venezuela topraklarında ABD askeri varlıklarının bulunduğunu doğruladı.
Buna, sınır bölgeleri üzerinde uçarken görülen keşif uçakları da dahil.
3 Ocak’ta ABD’nin düzenlediği saldırı ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılmasından bu yana, Güney Komutanlığı Komutanı General Francis Donovan ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine dahil olmak üzere üst düzey ABD’li askeri yetkililer bu Venezuela’yı ziyaret etti.
Haziran ayında ABD güçleri, Bolívar Eyaleti’nde bir hava saldırısı gerçekleştirdi ve bu saldırıda Tren de Aragua çetesinin lideri olduğu iddia edilen Héctor “Niño” Guerrero’yu yargısız şekilde infaz ettiklerini iddia etti.
Washington, Caracas’a “işbirliği” için teşekkür ederken, Venezuela hükümeti ise bir “ortak operasyon” yapıldığını bildiren bir açıklama yayınladı.
Trump yönetimi, Kolombiyalı silahlı gruba yönelik olduğu bildirilen saldırılar hakkında herhangi bir yorumda bulunmadı.
Eylül ayında Kolombiya’ya yaptığı ziyaret sırasında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ELN’nin ve silahsızlandırılmış Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri’nin (FARC) muhalif fraksiyonlarının varlığını, Venezuela yetkilileri tarafından “ele alınması gereken” bir sorun olarak gündeme getirmişti.
Ağustos ayında göreve gelen sağcı Kolombiya Başkanı Abelardo de la Espriella, ELN’ye karşı çok sayıda hava saldırısı, güvenlik operasyonları ve Venezuela sınırındaki önemli bir kasaba olan Cúcuta’nın askeri kontrol altına alınmasını içeren “toplu bir saldırı” başlattı.
Ayrıca, uluslararası suç ve göçle mücadeleyi açık hedef olarak belirleyen, Washington’un liderliğinde ve finansmanında oluşturulan “Amerika Kalkanı” adlı bölgesel ittifaka da katıldı.
İsyancı grup ise direneceğini söyledi ve ABD’nin bölgeye müdahalesini kınadı.
ELN, Kolombiya devletine karşı on yıllardır süren bir isyanı sürdüren, Kolombiya’daki en uzun süredir faal olan gerilla grubu.
Örgüt, Chávez ve Maduro yönetimindeki Bolivarcı hükümetle mesafeli bir ilişki sürdürmüş, her iki ülkenin de kontrolü dışında kalan geniş güneybatı sınırında faaliyet göstermiş ve zaman zaman Kolombiyalı paramiliter güçlere ve FARC unsurlarına karşı Venezuela makamlarıyla işbirliği yapmıştı.
Maduro hükümeti, eski Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun ELN ile bir barış anlaşması müzakere etme çabalarını desteklemişti ve Caracas’ta çok sayıda müzakere turu düzenlenmişti. Fakat her iki tarafın da saldırıları devam etti ve görüşmeler sonuçsuz kaldı.
Venezuela yetkilileri, sınırın kendi tarafında Kolombiyalı silahlı grupların sürekli varlığa sahip olduğu iddialarını defalarca yalanladı.
2021 yılında Venezuela ordusu, Apure Eyaleti’nde muhalif FARC unsurlarına karşı bir operasyon başlatmış; haftalarca süren çatışmalar sonucunda onlarca kişi hayatını kaybetmiş ve binlerce sivil yerinden edilmişti.
Venezuela Analysis’e göre ELN’nin bu operasyona yardım ettiği yönünde yaygın söylentiler vardı.
Amerika
Trump: İsrail’e yaptığımız yardımı durduracağız

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir anlaşma yaptığını ve bu yılın ardından Washington’un İsrail’e sağladığı yıllık 4 milyar dolarlık finansmanı durduracağını söyledi.
Öte yandan Başkan, Orta Doğu’daki bu yakın müttefikine silah satışına devam edeceğini açıkladı.
ABD’li seçmenlerin ara seçimler için sandık başına gittiği sırada yapılan bu sürpriz açıklamada, Trump bu hamleyi kısmen, solcu Demokratların İsrail’e askeri yardım desteği konusunda Cumhuriyetçilere karşı kullandıkları “kötü bir tartışma konusu”nu ortadan kaldırmak amacıyla attığını belirtti.
Trump, Fox News’in “Fox & Friends” programında, İsrail’in artık bu fonlara ihtiyaç duymadığını ve bazı Demokratlar ile sol görüşlü politikacıların, ABD’nin İsrail’e sağladığı mali desteği Cumhuriyetçileri eleştirmek için kullandığını söyledi.
Başkan, solun ABD’nin sağladığı fonu “adaletsizliğin bir işareti” olarak kullandığını ve kendisinin “kolay bir hedef” olarak nitelendirdiği bu unsuru ortadan kaldırmak istediğini söyledi.
Washington’un fonu durdurduğunu neden söylediğini açıklarken özellikle Michigan’daki Demokrat aday Abdul El-Sayed’den bahsetti.
Trump, “Çünkü (İsrail’in) buna ihtiyacı yok ve ihtiyaçları yokken neden El-Sayed gibi delilerin saldırılarına maruz kalalım ki?. Bu kötü bir tartışma konusu,” dedi.
Kamuoyu yoklamaları, ABD halkının İsrail’e yönelik genel desteğinin, büyük ölçüde Gazze savaşı nedeniyle azaldığını gösteriyor.
Trump şöyle konuştu:
“İsrail’e yapılan ödemelere gelince, Bibi Netanyahu ile İsrail’e yılda 4 milyar dolar vereceğimiz konusunda bir anlaşma yapmıştık ve aylar önce bunu durduracağımıza dair bir anlaşma yaptık. Bu yılın sonuna kadar İsrail’e ödeme yapmayacağımız konusunda zaten anlaştık. Artık İsrail’in ihtiyacı olursa ona yardım edeceğiz.”
Trump, İsrail’e her yıl 3,8 milyar dolarlık askeri yardım sağlayan Mutabakat Zaptı’nın geçerlilik süresinin Eylül 2028’e kadar devam edeceği göz önüne alındığında, yıl sonunda bu fonun nasıl durdurulacağına dair ayrıntılara girmedi veya açıklama yapmadı.
Fakat Trump, on yıllardır iki partinin de üzerinde uzlaştığı sağlam bir konu olan İsrail’e yapılan yardımın, bazı seçmenler nezdinde kendisi için siyasi bir yük haline geldiğini kabul ediyor gibi görünüyordu.
Analistler, bu açıklamanın seçim günü stratejisi olarak zamanlandığını öne sürdü.
Washington’un İsrail’e sağladığı yardımın 2028’den sonra nasıl şekilleneceğine dair tartışmalar sürerken, Netanyahu da ABD yardımının zamanla azalmasını beklediğini daha önce belirtmişti.
Bununla birlikte Trump, her iki ülke de ortak saldırı düzenledikten sekiz aydan fazla bir süre sonra hâlâ İran ile çatışma halinde olsalar da, ABD-İsrail ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası oluşturacak konuda kararını vermiş gibi görünüyordu.
27 Ekim’de yapılan seçimlerin ardından İsrail’in gelecekteki liderliği belirsizliğe büründü. Bu seçimlerde, ABD’li Cumhuriyetçilerle sıkı bir ittifak kuran Netanyahu, iktidar çoğunluğunu kaybetmesine rağmen rakiplerinin kendisini koltuğundan indirecek net bir yol bulmasını engelledi. Seçim sonuçları, yeni hükümetin kurulması konusunda uzun sürmesi beklenen müzakerelere zemin hazırladı.
Ne var ki, rakip bloğun lideri Gadi Eisenkot, X’te şöyle yazdı:
“Güvenlik kurumlarının ve İsrail vatandaşlarının stratejik ilişki çerçevesindeki bir değişikliği medyadan öğreniyor olması, Binyamin Netanyahu’nun davranışlarının ne kadar ciddi bir tehlike oluşturduğunu ortaya koyuyor. Artık ona güvenemeyiz ve onu görevden almalıyız.”
Netanyahu, Ekim ayında bir İsrail televizyon kanalına verdiği röportajda şöyle demişti:
“Eğer benim iki kez sağladığım şeyi, yani savunma bütçesi için on milyarlarca dolarlık Amerikan yardımını almaya devam edeceğimizi düşünüyorsanız, kendinizi hazırlayın ve bunun gerçekleşmeyeceği gerçeğine alışın; çünkü Amerika değişti.”
İsrail’in Gazze’yi işgalinin ardından, ABD’de İsrail’e yönelik kamuoyu desteği, özellikle Demokratlar arasında azaldı.
Haziran ayında yapılan bir Quinnipiac Üniversitesi anketine göre, seçmenlerin %48’i ve Demokratların %66’sı ABD’nin İsrail’e fazla destek verdiğini düşünüyor.
Bu oranlar, sorunun ilk kez 2017’de sorulduğu zamanki sırasıyla %16 ve %20’lik oranlara kıyasla artış gösterdi.
Trump’ın “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) hareketinin bazı üyeleri de İsrail’e karşı giderek daha eleştirel bir tutum sergilemeye başladı.
Bu figürler, yabancı müdahalelerden kaçınacağına dair vaatlerle seçim kampanyası yürüten başkanı, İran’ın kolayca yenilebileceğine inandırarak yanılttığı iddiasında bulunuyorlar.
Anketler, çoğu Amerikalının bu savaşa karşı olduğunu gösteriyor; bu savaş, ABD’deki benzin fiyatlarını artırmış ve Trump’ın destek oranlarını düşürdü.
Bazı ABD’li İsrail destekçileri Trump’a kararını yeniden gözden geçirmesini ve bunun yerine yardımı kademeli olarak kesmesini tavsiye ederken, Kaliforniya’dan “ilerici” bir Demokrat olan Temsilci Ro Khanna, X platformunda, partisinin Kongre’de çoğunluğu kazanması halinde “İsrail’e sıfır yardım” politikasının gündeminde yer alacağını belirtti.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Asya1 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Asya2 hafta önceÇinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu










