Diplomasi
Trump yönetimi, Ukrayna’ya silah sevkiyatının faturasını AB’ye kesmeyi planlıyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetimi, Avrupa Birliği’nden Ukrayna’ya yapılan ABD’nin silahı sevkiyatlarının maliyetini karşılamasını talep etmeye hazırlanıyor. Bu konunun, Münih Güvenlik Konferansı’nda ele alınması bekleniyor.
Reuters haber ajansının konuya vakıf iki kaynağa dayandırdığı haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Avrupa’daki müttefiklerinden Ukrayna için ABD’den silahı satın almalarını talep etmeye hazırlanıyor.
Kaynaklar, Ukrayna Özel Temsilcisi Keith Kellogg’un bu konuyu 14-16 Şubat tarihlerinde düzenlenecek olan Münih Güvenlik Konferansı’nda Avrupalı ülkelerle görüşeceğini belirtti.
Ajansın görüştüğü kaynaklar, bu adımın Trump yönetiminin Ukrayna’ya silah tedarikini sürdürme ancak mali yükü azaltma arayışının bir parçası olduğunu vurguladı.
Kellogg, söz konusu planın varlığını ne doğruladı ne de yalanladı. Kellogg, “ABD, Amerikan yapımı silahları satmak ister çünkü bu, [Amerikan] ekonomisini güçlendirir. Pek çok seçenek var. Şu anda her şey değerlendiriliyor,” ifadesini kullandı.
Trump’ın Özel Temsilcisi, Ukrayna’nın hâlihazırda Başkan Joe Biden döneminde onaylanan silah sevkiyatlarını almaya devam ettiğini de sözlerine ekledi.
Kellogg, “Önümüzdeki 24 saat içinde bir şeyi değiştirmek gerekmeyebilir,” diye konuştu.
Daha önce Trump, ABD’nin Ukrayna’ya 200 milyar dolar değerinde silah sağladığını belirtmişti. Bu harcamaların Avrupa Birliği tarafından telafi edilmesini talep edeceğini ifade etmişti.
Ayrıca Washington’ın Kiev ile Ukrayna’nın Amerikan yardımını nadir toprak elementleri karşılığında alacağı bir anlaşma yapabileceğini de dile getirmişti.
Trump, “Onlara 500 milyar dolar değerinde nadir toprak elementi karşılığı istediğimi söyledim ve onlar da bunu yapmayı kabul ettiler,” demişti.
Reuters‘in kaynaklarına göre, Trump’ın 20 Ocak’taki göreve başlama töreninin ardından ABD’nin Ukrayna’ya askeri yardımı askıya alınmış ve şubat ayının ilk günlerinde yeniden başlatılmıştı.
Kaynaklar, Beyaz Saray’ın başlangıçta Ukrayna’ya yönelik her türlü desteği kesme fikrinden vazgeçtiğini belirtti. Fakat Beyaz Saray çalışanları arasında, Amerikan stoklarından ne kadar askeri yardım sağlanması gerektiği konusunda hâlâ anlaşmazlıklar bulunuyor.
Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, Rusya’nın tam ölçekli işgalinin başlangıcından 2025’e kadar ABD, Kiev’e 66 milyar dolar tutarında askeri yardım sağladı ve 2014’ten bu yana yapılan yardımın toplamı yaklaşık 70 milyar dolara ulaştı.
Zelenskiy ise Ukrayna’nın aldığı silahların değerini yaklaşık 76 milyar dolar olarak tahmin ediyor.
Trump yönetimi, Ukrayna’ya savaş sonrası güvenlik garantileri için Avrupa’yı işaret etti
Diplomasi
ABD Kongre üyeleri Vatikan’da Papa ile görüştü

Bir ABD Temsilciler Meclisi heyeti, yapay zeka konusunu görüşmek üzere Vatikan’da Papa XIV. Leo’nun da yer aldığı yetkililerle görüştü.
POLITICO’da yer alan habere göre heyette dokuz Kongre üyesi yer aldı. Ziyaret, Temsilciler Meclisi Çin Komünist Partisi Özel Komitesi tarafından koordine edildi.
Komite üyesi Cumhuriyetçi Temsilci Dan Newhouse ve panelin en üst düzey Demokrat üyesi Kaliforniya Temsilcisi Ro Khanna, geziye öncülük etti.
Ziyaretin doğrulandığı bir röportajda Khanna, tartışma konularının arasında din özgürlüğü, yapay zekanın iktisadi ve jeopolitik riskleri ile daha geniş kapsamlı etik ve varoluşsal etkilerin yer aldığını söyledi.
Görüşmeler, “insan onuru ve eşitlik” olmak üzere iki temel ilke üzerine odaklandı:
“İnsan onuru, insanların sağlık, mali durum, bireysel özgürlük ve kamu hizmetlerini ilgilendiren tüm önemli kararların sorumluluğunu üstlenmeleri gerektiği anlamına gelir.”
Silikon Vadisi’nden gelen Demokrat siyasetçi, bu bağlamda eşitliğin, otomasyonun kitlesel işsizliğe yol açmasını önlemek ve yapay zekanın insanları sosyal hizmetlerden dışlamak için kullanılamayacağından emin olmak anlamına geldiğini belirtti.
Khanna, bunun aynı zamanda “birkaç milyarderin veriler ve algoritmalar hakkında kararlar alabileceği” bir güç yoğunlaşmasına karşı koruma sağlamak anlamına da geldiğini ifade etti.
Vatikan, toplantı hakkındaki yorum talebine yanıt vermedi. Fakat Papa Leo, bu teknolojiye özel bir ilgi göstermiş ve mayıs ayında yayınladığı bir genelgede, yapay zeka geliştikçe ülkelere “insanlığı korumaları” çağrısı yapmış; etik koruma önlemleri alınmazsa bu teknolojinin eşitsizliği derinleştirebileceği, sosyal dokuyu yıpratabileceği ve ahlaki sorumluluğu aşındırabileceği uyarısında bulunmuştu.
Bu arada Kongre, onlarca yapay zeka tasarısı sundu ve birkaç oturum düzenledi fakat bu teknolojiyi düzenleyecek kapsamlı bir federal çerçeve üzerinde anlaşmaya varamadı.
Papa, daha önce en son teknoloji yapay zeka geliştirme konusunda küresel yarışı sert ifadelerle ele almıştı.
ABD, Çin ve diğer güçler üstünlük için rekabet ederken, Papa, “giderek daha güçlü teknolojiler geliştirme ya da bunlar üzerinde kontrol sağlama yönündeki insanlıktan uzak hırs”a karşı uyarıda bulunmuş ve teknolojik üstünlüğü korumaya ya da ele geçirmeye çalışan “karşıt emperyalizmler” arasındaki bir rekabet tanımlamıştı.
Khanna, POLITICO’ya verdiği demeçte, şirketleri insan işgücü istihdamına teşvik etmek amacıyla otonom yapay zeka ajanlarının kullanımına vergi getirecek bir yasa tasarısı sunmayı planladığını söyledi.
Grup ayrıca, yapay zekanın insan ölüm oranı üzerindeki etkilerini ve insan bilgisinin sınırlarını da tartıştı.
Toplantıların ardından, Khanna, OpenAI, Anthropic, Meta, Google, Microsoft, Apple, Nvidia ve Amazon’un üst düzey yöneticilerine mektuplar göndererek, teknolojilerini insan onuru ve eşitlik ilkeleriyle nasıl uyumlu hale getirmeyi planladıklarını sordu.
Bir OpenAI sözcüsü, POLITICO’ya, yapay zeka şirketinin güvenliğe olan bağlılığını ve teknolojiden elde edilen faydaların adil bir şekilde dağıtılmasını sağlama taahhüdünü özetleyen önceki politika belgelerine işaret etti. Diğer şirketler ise yorum taleplerine yanıt vermedi.
Kongre üyeleri, Çin’in artan küresel etkisini tartışmak üzere Berlin’e gittiler; ardından Vatikan ziyaretleri sırasında ve birkaç gün sonra İtalyan hükümet yetkilileriyle yaptıkları toplantılarda bu konuyu ele aldılar.
Khanna ve Newhouse’un yanı sıra, Temsilciler Diana DeGette (Demokrat), Buddy Carter (Cumhuriyetçi), John Rutherford (Cumhuriyetçi), Randy Feenstra (Cumhuriyetçi), Shontel Brown (Demokrat), Jill Tokuda (Demokrat) ve Raja Krishnamoorthi (Demokrat) de tartışmalara katıldı.
Diplomasi
ABD’den Japonya’ya “Kuril” desteği

ABD’nin Tokyo Büyükelçisi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ziyaret ettiği Kuril adaları üzerindeki Japonya’nın egemenliğini tanıdıklarını belirtti.
George Glass, X platformunda yaptığı paylaşımda, “ABD, en önemli müttefikine verdiği desteği ve Kuzey Toprakları üzerindeki Japonya’nın egemenliğini tanıma konusundaki tutumunda sarsılmazdır,” dedi.
“Kuzey Toprakları”, Putin’in perşembe günü ilk kez ziyaret ettiği Kuril Adaları’nın Japonca adı.
Glass şöyle devam etti:
“ABD-Japonya İttifakı’nın Hint-Pasifik bölgesinde refahı artırmaya adanmış olduğu bir dönemde, barış ve istikrarı zedeleyen her türlü eyleme şiddetle karşı çıkıyoruz.”
Rusya-Japonya ilişkileri, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda 1945 yılında Sovyetler Birliği tarafından ele geçirilen bu adalar nedeniyle uzun süredir gergin.
Putin’in ziyareti, 2010’da Dmitri Medvedev’den bu yana bir Rus liderin yaptığı ilk ziyaret oldu.
Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi, “Kuzey Toprakları, hem tarihsel olarak hem de uluslararası hukuk açısından Japonya topraklarının ayrılmaz bir parçasıdır,” dedi.
Japonya Dışişleri Bakanlığı, Rusya büyükelçisini çağırdı.
Rusya’nın Japonya Büyükelçiliği, büyükelçinin adaların “Rusya Federasyonu’nun ayrılmaz bir parçası” olduğunu ve Putin’in buraya yaptığı gezinin “yabancı devletlerle tartışılacak bir konu” olmadığını belirttiğini açıkladı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sözcüsü Shirin Yaseen, “Bu, üye devletler arasındaki ikili bir mesele,” dedi.
Diplomasi
5 AB ülkesi Uganda ile “geri dönüş” anlaşması istiyor

Beş AB ülkesi, AB’de sığınma başvurusu reddedilen kişiler için bir mülteci geri dönüş merkezi açmak üzere Uganda ile görüşmeleri sürdürüyor.
Öte yandan Avrupa Komisyonu bu sürece dahil olmadığını duyurdu.
“Bu merkezlerle ilgili görüşmelere dahil değiliz,” diyen Komisyon sözcüsü Guillaume Mercier, Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, Almanya, Avusturya, Hollanda, Danimarka ve Yunanistan’ın öncülüğündeki bir girişim kapsamında Uganda ile yürütülen görüşmelerin ileri bir aşamada olduğu yönündeki haberlere değindi.
AB’nin geri dönüş yönetmeliği, bloğun AB dışında “geri dönüş merkezleri” kurulması konusunda müzakere etmesine izin verse de, tüm AB ülkeleri bu merkezleri desteklemiyor.
Fransa ve İspanya başlıca muhalifler arasında yer alıyor.
Uganda konusunda ise beş ülke, Kampala’daki yetkililerle ikili müzakereler yürütüyor.
Yeni AB kuralları kapsamında göçmenlere ‘geri dönüş merkezleri’ yolda
Beş ülkenin göç bakanları ise müzakerelerdeki ilerlemeyi değerlendirmek üzere 4 Eylül’de Kopenhag’da bir araya gelecek.
Tartışılan önerinin kapsamı, geçen yıl Kampala ile Hollanda hükümeti arasında imzalanan bir Mutabakat Zaptı’na benziyor gibi görünüyor.
Yetkililer, planın AB ülkelerinde sığınma başvuruları halihazırda reddedilmiş olan 10.000’e kadar göçmeni barındıracak bir merkez kurulması olduğunu belirttiler.
Yetkililer, birçok göçmenin Uganda’da kalmak yerine menşe ülkelerine gönüllü olarak dönmeyi tercih edeceğini umuyorlar.
Merkez, başlangıçta bir pilot program olarak faaliyet gösterecek ve ilk vardıkları ülkelerde sığınma başvuruları halihazırda reddedilmiş 5.000 ila 10.000 göçmeni barındıracak.
Plan, kabul merkezlerinde sorun çıkaran yetişkin erkeklerin seçilmesini öngörüyor ve çocukları kapsamıyor.
Teknik ekiplerin, son görüşmeler için ay sonuna kadar Afrika’ya gitmeleri bekleniyor.
Ruanda hâlâ başlıca alternatif seçenek olarak öne çıkarken, daha önce değerlendirilen Kenya’nın seçenekler arasından çıkarılmış olduğu görülüyor.
Diplomasi2 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını2 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Görüş2 hafta önceAteş altındaki Mısır: Dimyat saldırısı küresel enerji piyasaları için ne anlama geliyor?
Ortadoğu4 gün önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio yapay zeka balonu ve küresel borç krizini değerlendirdi
Dünya Basını3 gün önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Asya1 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Dünya Basını1 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil








