Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump’ın Bagram Üssü’nü geri alma planına Afganistan ve Çin’den tepki

Yayınlanma

Donald Trump, “Çin tehdidi”ne işaret ederek Afganistan’daki Bagram hava üssünün ABD’nin kontrolüne geri verilmesi gerektiğini söyledi. Bu hamle, ABD’nin dört yıl önce çekildiği bu ülkedeki varlığını yeniden tesis etmeyi amaçlıyor. Afganistan ise bu talebi reddetti. Çin Dışişleri de bu kararın Trump’a değil, Afganistan’a ait olduğunu söyledi.

İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer’ın yanında duran ABD başkanı, daha önce ortaya attığı ancak giderek daha fazla ön plana çıkan planı için şimdiye kadarki en yüksek profilli açıklamasını yaptı.

Trump, ortak basın toplantısında, üssün stratejik konumuna atıfta bulunarak, “O üssü geri istiyoruz” dedi. “Çin’in nükleer silahlarını ürettiği yerden bir saat uzaklıkta” diye vurguladı.

Trump’ın bu açıklaması, Washington ve Pekin’in ekim ayında iki liderin bir araya gelmesine zemin hazırlayabilecek ticaret müzakerelerini sürdürürken geldi.

Afganistan ise, Trump’ın ABD ordusunun ülkeye geri dönmesi ve Bagram hava üssünü geri alması yönündeki çağrısını reddetti.

Dışişleri Bakanlığı yetkilisi cuma günü sosyal medyada Kabil’in müzakereye hazır olduğunu açıkladı, ancak ABD’nin Orta Asya ülkesinde yeniden askeri varlık kurmasına izin verilmeyeceğini vurguladı.

Bagram’ın ABD’nin kontrolüne geri dönmesi için, Amerika’nın Ağustos 2021’de Afganistan’dan tamamen çekilmesinden bu yana ülkeyi yöneten Taliban hükümeti ile müzakereler yapılması gerekecek.

Trump’ın rehine meseleleri elçisi Adam Boehler ve 2018’den 2021’e kadar ABD’nin Taliban ile müzakerelerini yürüten baş müzakereci Zalmay Khalilzad, son aylarda Kabil’e birçok kez seyahat etti.

Bu hafta, esir takası müzakereleri yapmak üzere Taliban dışişleri bakanı Amir Khan Mutaqi ile görüşmek için Afganistan’ın başkentine gittiler.

Taliban dışişleri bakanlığı, görüşmelerin “Afganistan’daki yatırım fırsatları ve diğer olasılıkları” da kapsadığını belirterek, “artık ilişkileri normal haline getirmek için iyi bir fırsat sunulduğunu” ekledi.

Ancak Trump’ın Bagram’ın mülkiyetini geri almak için gerçek bir planı olup olmadığı belli değil.

Bir Demokratik Senato danışmanı perşembe günü, Capitol Hill’deki yetkililerin bahardan beri Trump’ın üsse olan ilgisiyle ilgili “söylentiler” duyduklarını söyledi.

Danışman, “Savunma Bakanlığı’nda bu fikri bilen kimse yok ve bu konuda Kongre’ye kesinlikle herhangi bir brifing verilmemiştir” diye ekledi.

Pentagon, planla ilgili soruları Beyaz Saray’a yönlendirdi, ancak Beyaz Saray yorum taleplerine yanıt vermedi.

CIA’de eski Çin ordusu uzmanı olan ve şu anda Georgetown Üniversitesi’nde görev yapan Dennis Wilder, Trump’ın neredeyse kesin olarak kastettiği Çin’deki tesisin, Pekin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin çölünde bulunan uzun süredir faaliyet gösteren nükleer test sahası Lop Nur olduğunu söyledi.

Financial Times’a konuşan Wilder, “Lop Nur’dan Bagram’a uçuş mesafesi 2.000 km ve modern bir Çin jet avcı uçağı bu mesafeyi bir saatte kat edebilir” dedi.

Ancak Wilder, Halk Kurtuluş Ordusu’nun Çin’in batısında hiçbir zaman nükleer silah üretmediğini, silah üretim tesislerinin ülkenin merkezinde olduğunu belirtti.

Çin cuma günü, Bagram Hava Üssü’nde ABD’nin varlığını yeniden tesis etme kararının Afganistan ve halkına bırakılması gerektiğini belirterek, Başkan Donald Trump’ın Washington’un Çin’e yakınlığı nedeniyle bu stratejik tesisi geri almaya çalıştığı yönündeki açıklamalarına yanıt verdi.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Lin Jian, Trump’ın açıklamalarına ilişkin bir soruya yanıt verirken, Çin’in Afganistan’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyduğunu söyledi.

Lin, Afganistan’ın geleceğinin Afgan halkının elinde olması gerektiğini söyledi. “Bölgesel gerilimleri tırmandırmanın destek kazanmayacağını vurguluyoruz. İlgili tarafların bölgesel istikrar için yapıcı bir rol oynamasını umuyoruz”, dedi.

Şubat ayında ikinci döneminin ilk kabine toplantısında Trump, Afganistan’dan asker çekme planının Bagram’ın kontrolünü elinde tutmayı ve orada küçük bir güç konuşlandırmayı içerdiğini söyledi.

Trump, “Dünyanın en büyük hava üslerinden biri olan Bagram Hava Üssü’nü elimizde tutacağız” dedi ve üssün “çok ağır beton ve çelikten yapılmış, en büyük ve en güçlü pistlerden biri” olduğunu ekledi.

Trump, ilk döneminde Afganistan’dan çekilme konusunda bir anlaşmaya varmıştı, ancak 2021’de dönemin başkanı Joe Biden bu planları devraldı. Taliban güçlerinin beklenenden daha hızlı ilerleyerek başkent Kabil’i ele geçirmesinin ardından Afgan hükümeti çöktüğü için askeri çekilme özellikle kaotik bir şekilde gerçekleşmiş ve Biden yönetimi yoğun eleştirilere maruz kalmış, toplamda ABD’nin Afganistan işgalinin de “başarısızlıkla” sonuçlandığı açıklanmıştı.

Diplomasi

AB’nin LNG ithalatının yüzde 60’ından fazlası ABD’den

Yayınlanma

ABD, şu anda Avrupa’nın toplam LNG ithalatının yaklaşık %60’ını oluşturuyor ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın.

Bu rakam, Katar ve BAE’den gelen tedarikin kesilmesine yol açan Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından nisan ayında yaklaşık %64’e ulaşarak zirveye çıkmıştı.

Bu oran, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana %20 artmıştı. Avrupa ayrıca Ukrayna savaşından sonra Rus boru hattı gazını ABD’den sevk edilen LNG ile ikame etmeye zorlanmıştı.

Ayrıca, ABD, LNG ve boru hattı gazı dahil olmak üzere toplam AB doğalgaz ithalatının %26’sını oluşturuyor ve bu alanda Norveç’ten sonra ikinci sırada yer alıyor.

Avrupa, kış öncesi depolama tanklarını doldurmak için de ABD’den gelen gaza ihtiyaç duyuyor; bu da söz konusu bağımlılığın önümüzdeki aylarda daha da derinleşeceği anlamına geliyor.

LNG’nin en büyük avantajı, gazın yaklaşık eksi 160 santigrat dereceye kadar aşırı soğutulduktan sonra sıvıya dönüşmesi ve tıpkı petrol gibi tankerlere yüklenip dünyanın dört bir yanına sevk edilebilmesi. Bu da boru hatlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyır ve böylece Amerikan LNG’si Avrupa kıyılarına ulaşıyor. 

Bloomberg’e göre büyük emtia piyasalarında, toplam alımların %30 ila %40’undan fazlasını tek bir kaynağa bağlamak yaygın değil; %60’tan fazlasını tek bir tedarikçiye bağlamak ise son derece nadir.

Avrupa’nın tek bir kaynağa bu kadar bağımlı olduğu durumlar yalnızca bazı “niş” piyasalarda (örneğin nadir toprak elementleri, galyum veya tungsten gibi ikincil metaller) görülüyor.

Avrupalı yetkililer, bir süredir kapalı kapılar ardında ABD’den gelenLNG konusunda endişe duyuyorlardı.

Bu endişe, 28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasından hemen önce, özel görüşmelerden kamuoyu tartışmalarına taşındı.

AB’nin rekabetten sorumlu baş yetkilisi Teresa Ribera, ocak ayında “Rus gazına güvenemeyeceğimizi ve Amerikan gazına fazla bağımlı olmamaya dikkat etmemiz gerektiğini biliyoruz,” demişti.

Birkaç gün sonra, AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen daha da açık sözlü oldu ve “Bir bağımlılığı başka bir bağımlılıkla değiştirme riskiyle karşı karşıyayız,” dedi.

Öte yandan iktisadi açıdan bakıldığında, akışları hükümetler değil, piyasa belirliyor.

New York’taki Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde gaz uzmanı olan Anne-Sophie Corbeau, “ABD’den Avrupa’ya LNG geliyorsa, bunun nedeni İktisat 101’dir: Fiyat açısından bakıldığında, bu Amerikan üreticiler için en iyi varış noktasıdır,” diyor.

Bloomberg yazarına göre ideal olarak, Avrupa’nın ABD’den gelen LNG’nin payını daha güvenli seviyelere, kesinlikle %50’nin altına indirmesi gerekiyor. 

Fakat mevcut piyasa ve siyasi dinamikler göz önüne alındığında, tam tersinin gerçekleşme riski bulunuyor.

Avrupa, Trump’a daha fazla Amerikan malı satın alacağına söz verdi; 2027’den itibaren Rus LNG’sini yasaklıyor ve Katar ile BAE’den gelecek tedarikler hâlâ belirsiz görünüyor.

Bölge dikkatli davranmazsa, çok da uzak olmayan bir gelecekte LNG ihtiyacının %75’inden fazlasını ABD’ye bağımlı hale gelebilir.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Yayınlanma

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.

Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.

Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.

Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.

Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.

“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.

Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.

Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.

Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.

Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.

Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.

Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.

Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.

Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.

Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

Yayınlanma

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.

Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.

Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.

Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.

Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.

Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.

Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.

Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.

Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.

AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.

Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.

Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.

Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.

Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.

Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.

Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English