Diplomasi
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın planladığı savunma anlaşmasının kapsamı ne?

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik artan tehditlerinin Orta Doğu’yu yeniden kaos tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığı bir dönemde, bölgenin önemli askeri güçleri Türkiye ve Pakistan, Suudi Arabistan ile üçlü bir savunma ortaklığı planladıklarını açıkladı.
Perşembe günü yapılan bu açıklama, İran’ın komşularının, ABD Başkanı Donald Trump’ın İslam Cumhuriyeti’nin ticaret ortaklarına yüzde 25 tarife uygulanacağını duyurmasının ardından oluşan belirsizliği beklediği bir döneme denk geldi. Bu önlem, bölge genelinde tedarik zincirlerini sekteye uğratma tehdidi taşıyor.
Pakistan Savunma Üretimi Bakanı Raza Hayat Harraj, perşembe günü Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, önerilen üçlü anlaşmanın “halihazırda gündemde olan bir şey” olduğunu söyledi.
Harraj, bunun nükleer silahlara sahip Pakistan ile Suudi Arabistan arasında eylül ayında, İsrail savaş uçaklarının Katar’daki Hamas müzakerecilerini bombalamasından kısa süre sonra imzalanan karşılıklı savunma anlaşmasından ayrı olduğunu belirterek, önerilen anlaşmanın çatışma halinde birbirlerinin yardımına koşmayı öngören NATO benzeri taahhütler içermesinin muhtemel olmadığını ifade etti.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, perşembe günü Ankara’da düzenlediği basın toplantısında, bölge ülkeleriyle müzakerelerin geçen yılın başından bu yana sürdüğünü doğruladı.
Henüz bir anlaşmaya varılmamış olsa da Fidan, önerilen güvenlik mekanizmasının, “birbirlerinden emin olabildikleri takdirde” sorunlarını çözebilecek “tüm bölge ülkeleri” için ortak bir platform işlevi göreceğini söyledi.
Fidan, Ankara’nın dar kapsamlı bir pakt yerine daha geniş bir bölgesel güvenlik çerçevesini tercih ettiğini belirtti.
“Şu anda toplantılar ve görüşmeler var, ancak imzalanmış bir anlaşma yok” diyen Fidan, bölgedeki istikrarsızlığın “dış hegemonyalar, savaşlar ve terörizm” tarafından körüklendiğini ifade etti. Fidan, kalıcı güvenlik için bölge ülkelerinin “birbirinden emin olması” gerektiğini vurguladı ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dar ittifaklar yerine kapsayıcı bir güvenlik platformunu tercih ettiğini hatırlattı.
Uzmanlar, bu paktın Washington’un giderek daha düzensiz ve öngörülemez davranışlarına yönelik endişeleri yansıttığını, bunun da bölgenin kırılgan güç dengesini ve enerji, petrokimya ve gıda ticaretini bozma tehdidi oluşturduğunu belirtiyor.
King’s College London’da savunma çalışmaları doçenti olan Andreas Krieg, stratejik olarak bunun “Körfez, Anadolu ve Güney Asya’yı birbirine bağlayan daha kendi kendine yeterli bir güvenlik geometrisine” işaret edeceğini söyledi.
Risk analisti Krieg, This Week In Asia’ya yaptığı değerlendirmede, üçlü bir anlaşmanın ayrıca “İran’a yönelik caydırıcılık söylemlerini güçlendireceğini ve Riyad’ın Batı dışındaki ortaklarını çeşitlendirmesine yardımcı olacağını” ifade etti.
Krieg, böyle bir düzenlemenin büyük olasılıkla “karşılıklı savunma maddesinden ziyade bir iş birliği ve kapasite geliştirme paketi” niteliğinde olacağını öngördü — çünkü herhangi bir karşılıklı savunma maddesi hukuki ve parlamenter denetime takılacak ve “Washington’dan ve dolaylı olarak İsrail’den dış baskı davet edecektir”.
Farklı öncelikler
Ancak Krieg, ortak siyasi niyetin operasyonel olarak anlamlı bir çerçeveye dönüştürülmesinin zor olacağını, çünkü üç ülkenin de “örtüşen çıkarları olmakla birlikte farklı tehdit öncelikleri ve risk toleransları” bulunduğunu söyledi.
Riyad hava ve füze savunmasına, deniz güvenliğine ve İran’a odaklanırken; Ankara’nın öncelikleri Suriye, Doğu Akdeniz ve NATO ilişkisi tarafından şekillendiriliyor. Öte yandan İslamabad, Hindistan, İran ve iç terörle mücadele gereklilikleri arasında sürekli denge kurmak zorunda.
Bir diğer sürtüşme noktası ise istihbarat paylaşımı ile komuta-kontrol yapıları. Krieg, “Ortaklar hassas veriler, angajman kuralları ve kimin hangi sistemlere erişeceği konusunda temkinli olacaktır” dedi.
“Savunma sanayi siyaseti de önemlidir,” diye ekledi; çünkü ortak üretim, telafi yükümlülükleri, fiyatlandırma ve teknoloji transferi “anlaşmaların sık sık tıkandığı alanlardır”.
Tarife tedirginliği
İran’ın tüm komşuları gibi bu üç ülke de Trump’ın pazartesi günü açıkladığı tarifelerin olası sonuçlarından endişe ediyor.
Salı günü Abu Dabi’de düzenlenen bir konferansta, Birleşik Arap Emirlikleri Dış Ticaret Bakanı Thani el-Zeyoudi, söz konusu verginin İran’dan Emirlikler’e yapılan tarım ürünleri ve diğer malların tedarikini etkileyebileceğini söyledi.
İran, BAE’nin ikinci en büyük ticaret ortağı. Gelişen işlenmiş gıda sanayisi için hammadde olarak büyük miktarda İran menşeli ürün ithal ediyor.
Zeyoudi, Abu Dabi’nin tarifelerin “tüketici fiyatlarını ve alternatif ürünler için ne kadar ödeme yapıldığını nasıl etkileyeceğini” incelediğini söyledi.
Pakistan’da ise İran’dan domates gibi temel gıda ithalatı, mevsimsel arz açıklarının enflasyonist etkisini yumuşatıyor. Hindistan’la birlikte Pakistan, İran mutfağının belkemiğini oluşturan basmati pirincinin de başlıca üreticilerinden biri.
Buna karşılık bu üç ülkenin tamamı, şiddetli protestolara sahne olan 90 milyonluk tüketiciye sahip İran için bir ithalat can damarı işlevi görüyor.
Cenevre’deki Küresel Yönetişim Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olan Farzan Sabet’e göre, İran’ın ticaret yapabilme kapasitesinin etkilenmesi durumunda ülkenin para birimi riyal, yakın dönemdeki protestoları tetikleyen “rekor düşük seviyelerin bile daha altına” çökebilir.
Sabet, salı günü sosyal medyada yaptığı paylaşımlarda bunun “muazzam bir enflasyon artışına” yol açabileceğini söyledi.
‘Tarifeler uygulanamaz’
Bu tür baskılar karşısında analistler, İran’ın başlıca ticaret ortaklarının hem ekonomik nedenlerle hem de İran’ın uzun süreli ABD hava saldırılarıyla istikrarsızlaştırılması ihtimaline duyulan rahatsızlık nedeniyle tarifelere karşı çıkmasını bekliyor.
Londra merkezli düşünce kuruluşu Bourse and Bazaar Foundation’ın CEO’su Esfandyar Batmanghelidj, “İran ekonomisini ayakta tutmak 2021’den bu yana BAE için stratejik bir öncelik olmuştur” dedi.
Batmanghelidj, salı günü sosyal medyada, tarifelerin “ne uygulanabilir ne de kayda değer” göründüğünü ve “herkesin bir hafta içinde bunu unutacağını” söyleyerek, “Bu tarifeler bu hesabı değiştirmeyecek” ifadelerini kullandı.
King’s College London’da savunma çalışmaları öğretim görevlisi olan Türk politika uzmanı Bill Park da yeni ABD tarifesinin “gerçekten uygulanacağından ya da uzun süre devam edeceğinden” şüphe duyduğunu belirtti.
Park, This Week In Asia’ya verdiği demeçte, “Ne zaman ve nasıl uygulanacakları biraz muğlak. Bu, Trump’ın yine ağzına geleni söylemesi” dedi.
Türkiye ve İran geçen ay ikili ticareti artırma ve 2015 tarihli tercihli ticaret anlaşmalarını canlandırma isteklerini açıklamıştı. Ayrıca İran gazının Türkiye’ye ihracatını uzatan uzun vadeli bir anlaşma da imzalamışlardı.
Park, “Her ikisi de ticareti genişletmeye kararlı, ancak gerçekte iki ülke arasındaki ticaret kısmen yaptırımların etkisi, kısmen de İran’ın ekonomik işlevsizliği nedeniyle dalgalanmıştır” dedi.
Park’a göre Türkiye ve İran “muhtemelen geçici yollar bulacaktır” — Tahran’ın diğer komşuları da öyle.
Çinli silah ihracatçıları Pakistan-Suudi JF-17 görüşmelerinin büyük kazananı olabilir
Diplomasi
Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.
Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.
Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.
Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.
Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.
“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.
Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.
Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.
Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.
Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.
Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.
Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.
Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.
Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.
Diplomasi
Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.
Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.
Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.
Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.
Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.
Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.
Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.
Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.
Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.
AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.
Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.
Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.
Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.
Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.
Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.
Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4











