Bizi Takip Edin

Avrupa

Ukrayna hükümetinde revizyon: Başbakan Sviridenko istifa etti

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, yeni siyasi stratejinin uygulanması amacıyla kabinede kapsamlı bir revizyona gidileceğini ve yakında yeni bir başbakanın göreve başlayacağını duyurdu. Yaklaşık bir yıl önce başbakanlık koltuğuna oturan Yuliya Sviridenko, görevinden ayrıldığını teyit etti. Yeni hükümetin odaklanacağı öncelikli alanları belirleyen Zelenskiy, aday olarak öne çıkan isimlerle bir araya geldi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, hükümette kapsamlı yapısal değişikliklere gidileceğini ve yakın zamanda ülkede yeni bir başbakanın göreve başlayacağını duyurdu.

Ukrayna lideri, bu açıklamasının ardından geçen iki buçuk saat içinde, başbakanlık görevi için Yuliya Sviridenko’nun yerine geçebileceği belirtilen adaylarla bir dizi görüşme gerçekleştirdi.

“Siyasi strateji değişiyor”

Zelenskiy, bakanlar kurulunun yapısının değişeceğini ve görevinden ayrılacak olan Sviridenko’ya yeni bir görev verileceğini Telegram kanalı üzerinden paylaştığı mesajla bildirdi.

Ülkenin siyasi stratejisinde yeniliğe gittiğini ifade eden Ukrayna lideri, bundan böyle öncelikli her bir dış politika yöneliminden, liderler düzeyinde varılan mutabakatları hayata geçirebilecek ve Ukrayna halkının beklentilerini karşılayabilecek nitelikte, geniş deneyime sahip belirli bir kişinin sorumlu olacağını kaydetti.

Bu açıklamadan yaklaşık bir saat sonra Sviridenko, sosyal medya üzerinden yayımladığı mesajla Ukrayna Başbakanlığı görevinden ayrıldığını doğruladı.

Devlet başkanına çalışmalarına yönelik verdiği yüksek değer için teşekkür eden Sviridenko, Zelenskiy ile gelecekte atılacak adımları ele aldıklarını ifade etti.

Sviridenko, Ukrayna hükümetindeki kariyerine 2019 yılında Ekonomi Bakan Yardımcısı olarak başladı. 2020 ile 2021 yılları arasında devlet başkanlığı ofisinde başkan yardımcısı olarak görev yürüten Sviridenko, Donbass konusundaki müzakerelerde yer aldı.

Kasım 2021 tarihinden itibaren Başbakan Birinci Yardımcısı olarak ekonomi yönetimini üstlenen Sviridenko, 2025 yılının bahar aylarında Ukrayna adına ABD ile kaynak anlaşmasına imza attı.

Zelenskiy, Temmuz 2025 tarihinde Sviridenko’ya hükümete başkanlık etmesini önerdi ve Ukrayna parlamentosu Verhovna Rada, 17 Temmuz 2025 günü yapılan oylamada Sviridenko’nun adaylığını 262 oyla kabul etti.

Sviridenko’dan önce ise Mart 2020 tarihinden itibaren kabineye başkanlık eden Denis Şmıgal, şu anda Enerji Bakanlığı görevini yürütüyor.

Yeni kabinenin öncelikli hedefleri belirlendi

Zelenskiy, yenilenen hükümet için belirlenen ana çalışma yönelimleri arasında ABD ile ilişkileri, özellikle de Patriot sistemlerinin üretimi için lisans anlaşmalarını ve güvenlik alanındaki işbirliğini öncelikli konular olarak sıraladı.

Avrupa antibalistiki projesi, Avrupa Birliği’ne üyelik süreci, başta Polonya ile Macaristan olmak üzere komşu devletlerle ilişkiler, Ortadoğu, Körfez ülkeleri ve Çin ile işbirliğinin yanı sıra uluslararası kuruluşlarla yürütülen ilişkiler de bu hedefler arasında yer alıyor.

Ukrayna lideri ayrıca cephe hattındaki ve sınır bölgelerindeki çalışmaların güçlendirilmesi, silah tedarikinin artırılması, kış hazırlıklarının tamamlanması, devlet şirketlerinin dönüşümünün hızlandırılması ve Ukrayna’nın yeniden inşası konusunda ortaklarla varılan anlaşmaların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sviridenko’nun ardından başbakanlık koltuğuna kim geçebilir?

Ukrayna hükümetindeki son büyük değişiklik bir yıl önce yapıldı ve Sviridenko, Temmuz 2025 tarihinde başbakanlık görevini üstlendi.

Ukrayna yasalarına göre, yeni başbakan adayının Verhovna Rada’daki çoğunluk grubu tarafından önerilmesi gerekiyor.

Göreve gelen başbakan, ardından kabine üyelerinin büyük kısmını onaylaması için parlamentonun takdirine sunuyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’daki tek meşru gücün Verhovna Rada olduğunu ifade etmişti. Putin’in değerlendirmesine göre, barış görüşmelerine katılabilecek tek yetkili mercii Ukrayna parlamentosu başkanı iken Zelenskiy’nin meşruiyetinin bulunmaması sebebiyle herhangi bir belgeye imza atma yetkisi yok.

Ukrainska Pravda gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, başbakanlık görevi için değerlendirilen olası adaylar arasında şu isimler yer alıyor:

  • Naftogaz Yönetim Kurulu Başkanı ve Ukrnafta Direktörü Sergiy Koretskiy,
  • Enerji Bakanı Denis Şmıgal,
  • Savunma Bakanı Mihail Fedorov,
  • Harkiv Belediye Başkanı İgor Terehov.

Zelenskiy, gün içinde bu yetkililerin tamamının yanı sıra Ukrayna İçişleri Bakanı İgor Klimenko ile de bir araya geldiğini açıkladı.

RBC-Ukraina’nın konuya vakıf kaynakları, devlet başkanının hükümeti yenileme kararının birçok kişi için açık bir sürpriz olduğunu ifade etti. Yayına bilgi veren kaynaklar da başbakanlık için Koretskiy’nin adını zikretti.

Bloomberg’e konuşan kaynaklar da Şmıgal ile birlikte Koretskiy’nin ismini işaret etti. Ajans, hem Koretskiy hem de Şmıgal’in enerji sektöründe geniş bir deneyime sahip olduğunu, bu durumun Sviridenko’nun yerine aday gösterilmelerini kısmen açıkladığını aktardı.

Öte yandan, Verhovna Rada milletvekili Yaroslav Jeleznyak, başbakanın istifasına yönelik oylamanın 13 veya 14 Temmuz tarihlerinde yapılabileceğini bildirdi.

Jeleznyak, bu oylamanın ardından tüm hükümetin geçici olarak görev yürüteceğini ve başbakan yardımcısı sıfatıyla Şmıgal’in hükümete geçici olarak başkanlık edeceğini ifade etti.

Jeleznyak’ın aktardığı bilgilere göre Sviridenko, Ukrayna’nın yeni ABD büyükelçisi olacak. Financial Times gazetesi de iki kaynağa dayandırdığı haberinde, görevden ayrılan başbakanın bu göreve getirileceğini yazdı.

Zelenskiy, Sviridenko’ya kilit bir ortakla yürütülen ilişkilerde yeni ve önemli bir yönelimin başına geçmesini önerdiğini dile getirdi, ancak bu görevin hangi ülkeye veya kuruluşa yönelik olacağına dair detay paylaşmadı.

Daha sonra İnterfaks-Ukraina ajansının kaynaklara dayandırarak geçtiği haberde, şu anda Ukrayna’nın ABD Büyükelçisi olarak görev yapan Olga Stefanişina’nın kişisel sebeplerle diplomatik görevini sonlandırmak istediği aktarıldı.

Stefanişina bu görevde bir yıldan az süre kalmış ve Zelenskiy, kendisinin atanmasına ilişkin kararnameyi Ağustos 2025 tarihinde imzalamıştı.

Avrupa

Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki’den UPA bayrağını yasaklama sözü

Yayınlanma

Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, Volin Katliamı kurbanlarını anma gününde yaptığı açıklamada, Ukrayna İsyan Ordusu (UPA) bayrağının Polonya sınırları içinde yasaklanması için elinden gelen her şeyi yapacağını duyurdu. Radruż köyündeki anma töreninde konuşan Nawrocki, bu bayrağın geçmişte Polonyalı kadın ve çocukları katleden Ukraynalı milliyetçilerin ideolojisini temsil ettiğini vurguladı.

Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, Ukrayna İsyan Ordusu (UPA) bayrağının Polonya topraklarında yasaklanması için elinden gelen her şeyi yapacağını taahhüt etti. Nawrocki, bu açıklamayı Volin Katliamı kurbanlarını anma günü vesilesiyle düzenlenen törende yaptı.

Katledilenlerin anısına yapılan anıta çelenk bırakan Nawrocki, yaklaşık 20 dakika süren bir konuşma gerçekleştirdi.

Rzeczpospolita gazetesinin aktardığına göre, Radruż köyündeki anma etkinliklerinde konuşan Nawrocki, “Bu bayrağın Polonya’da bulunmaması için her şeyi yapacağım. Polonya parlamentosunun bu konuda bir yasayı kabul edeceğine inanıyorum. Çünkü bu bayrak, Nazilerin kendi değerlerini tanımlamak için kullandığı ‘Kan ve Toprak’ sloganını simgeliyor. Geçmişte Polonyalı kadınları ve çocukları katleden Ukraynalı milliyetçilerin tüm ideolojisi bu bayrakta saklıydı ve bugün de bu anlamı taşımaktadır” dedi.

Cumhurbaşkanı Nawrocki, faşizmle suçladığı tarafın Ukrayna halkı olmadığını, “Bandera ideolojisi” olduğunu sözlerine ekledi. Nawrocki’ye göre bu ideoloji yalnızca Polonya’da değil, birleşik Avrupa’da da tamamen ortadan kalkmalıdır. Cumhurbaşkanı, 21. yüzyılda kırmızı-siyah renklerden medet umulmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi.

Ukrayna Milliyetçileri Örgütünün (OUN) ideolojik temelinde suç işlemenin bir eylem yöntemi olarak sunulduğunu hatırlatan Nawrocki, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Soykırımı yüceltmek, yeni soykırımların gerçekleştirilmesini teşvik etmektir. Uzlaşıyı hiçbir zaman hafıza kaybıyla karıştırmayalım. Dünün ölümü, yarının ölümünden daha mı az önemlidir?”

Polonya muhalefetinden Ukrayna’nın AB üyeliğine engel girişimi

Diplomatik ilişkilerde unvan krizi

Haziran ayında Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin bir birliğine UPA kahramanlarının adının verilmesi iki ülke arasında gerilime neden oldu. Bu gelişmenin ardından Cumhurbaşkanı Nawrocki, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’i Polonya’nın en yüksek devlet nişanı olan Beyaz Kartal Nişanı’ndan mahrum etti. Bunun üzerine Ukrayna lideri nişanı Varşova’ya posta yoluyla iade etti.

Zelenskiy’nin ardından Ukrayna’nın Polonya Büyükelçisi Vasil Bodnar, Dışişleri Bakanı Andriy Sibiga, Zelenskiy’nin Ofis Başkanı Kirilo Budanov ile eski Ukrayna cumhurbaşkanları Leonid Kuçma ve Petro Poroşenko’nun da aralarında yer aldığı çok sayıda Ukraynalı siyasetçi Polonya devlet nişanlarını geri verdi.

Son olarak 9 Temmuz’da Polonyalı Avrupa Parlamentosu Milletvekili Ewa Zajączkowska-Hernik, Avrupa Parlamentosundaki konuşması esnasında Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyeliğini protesto etmek amacıyla UPA bayrağını yırttı.

Volin Katliamı’nın tarihi arka planı

Volin Katliamı, İkinci Dünya Savaşı sırasında, 1943-1944 yıllarında Batı Ukrayna’da etnik Polonyalıların Ukraynalı milliyetçiler tarafından kitleler halinde öldürülmesini kapsayan olayların genel adıdır. Şiddetin en üst noktaya ulaştığı tarih ise “kanlı pazar” olarak bilinen 11 Temmuz 1943 oldu.

UPA, kuruculuğunu Stepan Bandera’nın üstlendiği OUN’un silahlı kanadı olarak faaliyet gösterdi. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Alman ordusuyla işbirliği yapan örgüt, Sovyet yönetimine karşı savaştı ve faaliyetlerini ağırlıklı olarak Batı Ukrayna topraklarında yürüttü.

OUN-UPA birlikleri, 1942-1943 yıllarında Volin bölgesindeki etnik Polonyalıları kitlesel olarak katletti. Polonyalı tarihçiler, Volin Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin sayısının 50 bin ile 100 bin arasında olduğunu tahmin ediyor. Polonya parlamentosunun alt kanadı Sejm, 2016 yılında bu olayları soykırım olarak tanıdı ve 11 Temmuz gününü anma günü ilan etti.

The Economist: Polonya ve Ukrayna gerilimi Rusya’ya yarıyor

Okumaya Devam Et

Avrupa

NATO kaynakları Rusya’nın saldırı hazırlığı yaptığına dair iz görmüyor

Yayınlanma

NATO bünyesinde Rusya ile olası bir çatışmaya hazırlık çağrıları sıklıkla dile getirilirken, ittifakın üst düzey yönetiminde Moskova’nın bir saldırı planladığına dair hiçbir işaret görülmediği belirtildi. The Times gazetesinin üst düzey bir NATO kaynağına dayandırdığı haberde, Rusya ile çatışma söyleminin üye ülkelerin savunma harcamalarını artırmak amacıyla kullanıldığı aktarıldı.

The Times gazetesinin üst düzey bir NATO kaynağına dayandırdığı haberine göre, ittifakın askeri ve siyasi liderliği, Rusya’nın 2030 yılında Baltık ülkelerine yönelik olası bir saldırı hazırlığı içinde olduğuna dair herhangi bir kanıt görmüyor.

Gazeteye açıklama yapan üst düzey kaynak, “Rusya’nın NATO ile herhangi bir çatışmaya girmekle ilgilendiğine dair kesinlikle hiçbir işaret görmüyorum” ifadesini kullandı. Yetkili ayrıca, ittifak bünyesindeki bazı görevlilerin yaptığı gibi olası bir çatışmanın tarihine ilişkin spekülasyonlarda bulunma niyetinde olmadığını da sözlerine ekledi.

The Times, NATO ile Rusya arasında 2030 yılında açık bir askeri çatışma başlayabileceğine yönelik söylemlerin, öncelikle ittifak üyesi ülkelerin kaynaklarını harekete geçirmek için kullanıldığına dikkat çekti. Haberde, bu retoriğin üyeleri 2035 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5’i oranında belirlenen savunma harcaması hedefine ulaşmaya teşvik etmek amacı taşıdığı belirtildi. Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargahı (SHAPE) Sözcüsü Martin O’Donnell, Ankara’daki NATO zirvesinin kulisinde gazeteye yaptığı açıklamada, müttefiklerin üzerinde uzlaşılan kapasiteleri şimdiden geliştirmek için bir “fırsat penceresine” sahip olduğunu ifade etti.

NATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Avrupa’nın askerileşmesi sürecinin, ulusal güvenliği garanti altına almak adına Rusya’nın ek önlemler almasını gerektireceğini belirtmişti.

Gelişmelerin askeri sahaya yansımaları sürerken, Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, 9 Temmuz’da yaptığı açıklamada NATO yönetiminin Baltık ülkelerinin hava sahasını koruma misyonunun yetkisini devriyeden muharebe mandatına dönüştürdüğünü bildirdi.

Bu karardan bir gün önce, Ankara’daki NATO zirvesine katılan liderler ortak bildiride “Rusya’nın Avrupa-Atlantik güvenliği ve istikrarına yönelik oluşturduğu uzun vadeli tehdide” işaret etmişti.

NATO daha önce de Rusya ile olası bir çatışmaya ilişkin endişelerini defalarca dile getirmişti. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, üye ülkelere Rusya’dan gelen tehditler konusunda “saf olmamaları” ve savunma harcamalarını artırmaları çağrısında bulunmuştu. Almanya Kara Kuvvetleri Komutanı Christian Freuding de 12 Haziran’da yaptığı açıklamada, ülkesinin 2029 yılına kadar veya daha erken bir tarihte “Rusya’nın saldırısına hazır olması gerektiğini” savunarak, “Savaşa hazır olmalıyız” ifadesini kullanmıştı.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Gruşko ise 22 Haziran’da İzvestiya gazetesine verdiği mülakatta, NATO ve Avrupa Birliği’nin 2030 yılı eşiğinde Rusya ile askeri bir çatışmaya hazırlandığını iddia etti. Gruşko, askeri açıdan NATO ile AB arasında Moskova’ya yönelik agresif emeller noktasında artık çok az fark kaldığını ve ana hedeflerinin Rusya’ya stratejik bir yenilgi yaşatmak olduğunu kaydetti.

Moskova yönetimi, Avrupa’ya saldırmak gibi bir niyetinin olmadığını defalarca vurguladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ittifakla savaşmak için ne jeopolitik, ne ekonomik, ne de askeri bir neden bulunmadığını açıklamıştı. Bununla birlikte Putin, “tüm NATO ülkelerinin Rusya ile fiilen savaştığını” da ifade etmişti.

Geçen yıl NATO ülkelerinin temsilcileri, 2035 yılına kadar askeri harcamaları GSYİH’nin yüzde 5’i seviyesine çıkarma hedefinde mutabık kaldıkları bir bildiriyi onaylamıştı. Bu hedef doğrultusunda harcamaların yüzde 3,5’inin doğrudan askeri bütçeye, yüzde 1,5’inin ise siber güvenlik ve karayollarının modernizasyonu yoluyla dolaylı olarak savunmaya aktarılması öngörülüyor.

ABD’nin NATO serzenişlerinin kısa tarihi

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB’den Çin’e karşı “dayanıklılık fonu” hamlesi

Yayınlanma

Avrupa Birliği, Çin ile olan ticari bağımlılığı azaltmak ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmek amacıyla yeni bir finansal mekanizma hazırlıyor. Bloomberg’in aktardığına göre “dayanıklılık fonu” olarak nitelendirilen bu adım, olası ticari misillemelere karşı Avrupalı şirketlere koruma sağlamayı hedefliyor.

Avrupa Birliği, Çin ile yaşanan ticari dengesizliği gidermek ve kritik sektörlerde Pekin’e olan bağımlılığı azaltmak amacıyla “dayanıklılık fonu” adıyla yeni bir finansal mekanizma üzerinde çalışıyor.

Bloomberg’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre bu mekanizma, Avrupalı şirketlerin tedarik zincirlerini çeşitlendirmelerine destek sağlamayı amaçlıyor.

Diğer yandan projenin, Çin’den gelebilecek olası ticari misillemelere karşı bir güvenlik kalkanı işlevi görmesi öngörülüyor.

Mevcut verilere göre Avrupa Birliği’nin Çin ile olan ticaret açığı 360 milyar avroyu aşmış durumda. Bu açık, birlik üyesi tüm ülkelerin ekonomilerini doğrudan olumsuz etkiliyor.

Üye ülkeler arasında bu alanda en yüksek dış ticaret açığı veren ülke ise Almanya olarak öne çıkıyor.

Bununla birlikte Çin; Avrupa’nın savunma ve otomotiv sanayisi için hayati önem taşıyan nadir toprak elementleri, kritik mineraller ve mikroçipler gibi stratejik kaynakların kontrolünü elinde tutuyor.

Bloomberg’e bilgi veren kaynaklar, Brüksel’in yeni stratejisinin şu başlıkları kapsayacağını ifade ediyor:

  • Çin’in Avrupa’dan yaptığı ithalatı artırması yönünde teşvik edilmesi,
  • Alternatif tedarikçilerin bulunması için yeni mekanizmalar geliştirilmesi,
  • Çin’in devlet sübvansiyonlarına yönelik soruşturmaların daha aktif yürütülmesi,
  • Pekin’den gelecek olası ekonomik baskılara karşı tarifeli ve tarifesiz yaptırımların devreye sokulması.

Bununla birlikte, planlanan yeni fon için gereken mali kaynağın net miktarı henüz belirlenmedi.

Tasarının hayata geçirilmesi sürecinde, AB genelinde uygulanan bütçe tasarrufları ve sıkılaştırma politikaları nedeniyle ciddi finansman zorluklarının yaşanabileceği de belirtiliyor.

Müzakerelerde hedef ekim ayı

Brüksel ve Pekin, yürütülen müzakerelerde somut bir ilerleme kaydedilmesi için ekim ayını hedef olarak belirledi. Bu kapsamda, AB Komisyonunun ticaretten sorumlu üyesi Maros Sefcovic’in ekim ayında Çin’e resmi bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyor.

Bu ziyaretten elde edilecek sonuçlar, Brüksel’de düzenlenecek AB Liderler Zirvesi’nin ana gündem maddelerinden birini oluşturacak.

Geçtiğimiz haziran ayında Financial Times gazetesi, Çin’in AB temsilcileriyle planlanan iki önemli diplomatik görüşmeyi gerekçe göstermeden iptal ettiğini yazmıştı.

Analizlerde, Pekin’in bu tür diplomatik iptalleri genellikle siyasi memnuniyetsizliğini göstermek amacıyla bir taktik olarak kullandığı ifade ediliyor.

Diğer yandan Politico dergisi de AB’nin Çin’e karşı korumacı tedbirleri artırmayı planladığını daha önce sayfalarına taşımıştı. Üzerinde çalışılan seçenekler arasında, ucuz ithalat akınına karşı “özel koruma önlemleri” uygulanacak yeni sektörlerin belirlenmesi yer alıyor.

AB yönetimi, ithalatın yerli sanayiye verdiği zararı analiz ederek gümrük kotası uygulamayı değerlendiriyor. Brüksel, benzer koruma tedbirlerini daha önce çelik ve demir alaşımları ithalatında da devreye sokmuştu.

Avrupa Birliği, mart ayında otomotiv, metalurji ve yeşil teknolojiler gibi stratejik sektörlerde devlet desteği almak isteyen şirketlere belirli oranda yerli parça kullanma zorunluluğu getiren “Avrupa’da Üretildi” yasa tasarısını açıklamıştı.

Bu gelişmenin ardından Pekin yönetimi, Çinli şirketlerin çıkarlarının zedelenmesi durumunda Brüksel’e karşı gerekli karşılığın verileceği konusunda uyarılarda bulunmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English