Diplomasi
Ukrayna Paris’te imzalanan güvenlik deklarasyonunun tam metnini yayımladı

Ukrayna Devlet Başkanlığı, Paris’te “gönüllüler koalisyonu” liderleri ve ABD ile imzalanan güvenlik garantileri deklarasyonunun tam metnini kamuoyuyla paylaştı. Belge, ateşkesin izlenmesi, çok uluslu güçlerin konuşlandırılması ve Ukrayna ordusuna uzun vadeli destek sağlanmasını içeren beş temel bileşenden oluşuyor.
“Gönüllüler koalisyonu” liderleri, Ukrayna ve ABD, dün Paris’te “Ukrayna’da Kalıcı ve Uzun Vadeli Barış İçin Güvenilir Güvenlik Garantileri” başlıklı bir deklarasyon imzaladı.
Belgenin tam metni, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin resmi internet sitesinde yayımlandı.
Forbes dergisinin aktardığı metinde, Ukrayna’nın egemenliğinin ve uzun vadeli barışın sağlanmasının “barış anlaşmasının ayrılmaz bir parçası olması gerektiği” vurgulandı. Herhangi bir çözümün “Ukrayna için güvenilir güvenlik garantileriyle desteklenmesi gerektiği” belirtildi.
Liderler, ateşkesin sağlanmasının ardından devreye girecek garantiler kapsamında yükümlülük üstlenmeye hazır olduklarını bildirdi. Yayımlanan belgeye göre bu garantiler beş bileşenden oluşuyor:
Ateşkes izleme ve doğrulama mekanizması
Deklarasyonun ilk maddesi, ABD tarafından önerilen ateşkes izleme ve doğrulama mekanizmasına katılımı içeriyor. Belgede, “Ateşkesin gözetilmesi için ‘gönüllüler koalisyonu’ üyelerinin katkılarını da içeren sürekli ve güvenilir bir izleme sistemi kurulacak. Her türlü ihlali incelemek, sorumluluğu belirlemek ve düzeltici tedbirleri tespit etmek amacıyla kurulacak Özel Komisyon’da koalisyon temsil edilecektir” ifadeleri yer aldı.
Ukrayna ordusuna destek
İkinci madde, Ukrayna ordusunun desteklenmesine odaklanıyor. Koalisyon, “ilk savunma ve caydırıcılık hattı” olmaya devam eden Ukrayna ordusunun sürdürülebilir muharebe yeteneğini korumak için kritik öneme sahip uzun vadeli askeri yardım ve silah sağlamayı sürdürme konusunda anlaştı.
Bu desteğin kapsamı şu şekilde sıralandı:
“Uzun vadeli savunma paketleri; silah alımlarının finansmanına destek; Ukrayna ordusunun finansmanı için Ukrayna ile devlet bütçesi konularında işbirliğinin sürdürülmesi; gelecekteki bir silahlı saldırı durumunda ek yardımın süratle sağlanması için savunma stoklarına erişim; savunma yapılarının inşasında Ukrayna’ya pratik ve teknik destek.”
Çok uluslu güçlerin konuşlandırılması
Belgenin üçüncü maddesi, Ukrayna ordusunun toparlanmasını desteklemek ve caydırıcılığı sağlamak amacıyla koalisyon üyesi ülkelerin katkılarıyla oluşturulacak “Ukrayna için çok uluslu güçleri” tanımlıyor.
Metinde şu ifadelere yer verildi:
“Hava sahasında, denizde ve karada güvenliğin sağlanması ve Ukrayna ordusunun yeniden inşasına yönelik tedbirlerin hazırlanması için koordineli bir askeri planlama yürütülmüştür. Bu tedbirlerin, çatışmaların güvenilir bir şekilde durdurulmasının ardından Ukrayna’nın talebi üzerine sıkı bir şekilde uygulanması gerektiğini teyit ettik. Bu unsurlar, Avrupalı olmayan koalisyon üyelerinin katılımı ve ABD’nin önerilen desteğiyle birlikte Avrupa liderliğinde yürütülecektir.”
Gelecekteki saldırılara karşı taahhüt
Dördüncü madde, Rusya tarafından gelecekte gerçekleştirilebilecek bir silahlı saldırı durumunda Ukrayna’nın barışı yeniden tesis etmesine destek olma yükümlülüğünü içeriyor.
Liderler, “Rusya’nın gelecekteki bir saldırısı” durumunda Ukrayna’ya yardım sağlanması ve barış ile güvenliğin yeniden tesis edilmesine yönelik yaklaşımlarını belirleyen taahhütleri nihai hale getirme konusunda anlaştı. Belgede, “Bu taahhütler askeri kabiliyetlerin kullanımını, istihbarat ve lojistik desteği, diplomatik girişimleri ve ek yaptırımların uygulanmasını içerebilir” denildi.
Savunma işbirliğinin derinleştirilmesi
Beşinci ve son madde, Ukrayna ile savunma alanında uzun vadeli işbirliğinin derinleştirilmesini öngörüyor. Taraflar, eğitim, savunma sanayiinde ortak üretim (özellikle ilgili Avrupa araçlarının kullanımıyla) ve istihbarat alanındaki işbirliği dahil olmak üzere, Ukrayna ile savunma alanında karşılıklı yarar sağlayan işbirliğini geliştirmeye ve derinleştirmeye devam etme kararı aldı.
Belgede ayrıca tarafların, Paris’teki koalisyon operasyonel karargahında ABD-Ukrayna-Koalisyon koordinasyon grubu oluşturmaya karar verdiği kaydedildi.
Diplomasi
Paşinyan’ın partisi Avrupa Halk Partisi yolunda

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, lideri olduğu Sivil Sözleşme partisinin Avrupa’nın en büyük merkez sağ grubu olan Avrupa Halk Partisi’ne (EPP) katılımı için görüşmeler yürütüyor. Euractiv’in haberine göre katılım sürecinin bu yıl içinde değerlendirilmesi bekleniyor.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, liderliğini yaptığı Sivil Sözleşme partisinin, Avrupa’nın en büyük merkez sağ siyasi oluşumu olan Avrupa Halk Partisi’ne (EPP) katılımı konusunu müzakere ediyor.
Euractiv portalının haberine göre, Paşinyan EPP’ye katılma niyetini ilgili mercilere iletti. Haberde, katılım konusundaki nihai kararın henüz alınmadığı ancak meselenin bu yıl içinde değerlendirilebileceği kaydedildi.
Ermenistan iktidar partisinin yanı sıra Macaristan’dan Tisza, Danimarka’dan Liberal İttifak, Çekya’dan STAN ve Karadağ’ın iktidar hareketi olan Şimdi Avrupa Hareketi de EPP bünyesine dahil olabilecek yapılar arasında yer alıyor.
Sivil Sözleşme partisi, 7 Haziran’da Ermenistan’da düzenlenen parlamento seçimlerinden galibiyetle ayrılmıştı. Merkezi Seçim Komisyonu verilerine göre, oyların yüzde 49,81’ini alan Paşinyan’ın partisi, hükümeti tek başına kurma yetkisini elde etti.
Seçimlerin ardından açıklama yapan Paşinyan, halkın “devletleşme, bağımsızlık ve barış” rotasını desteklediğini ifade etti.
Seçim sonuçları hem Ermenistan muhalefeti hem de Moskova tarafından eleştirildi. Ermenistan İttifakı lideri ve eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan, yetkilileri muhalefet üzerinde baskı kurmak ve idari kaynakları kullanmakla suçlayarak seçim sonuçlarına itiraz edeceğini duyurdu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı da kampanya sürecindeki ihlallere dikkat çekti. Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova, seçimlerin muhalif güçler ve Ermeni Apostolik Kilisesi üzerindeki baskı gölgesinde gerçekleştiğini belirtti.
AGİT gözlem heyeti ise yayımladığı ön raporda, seçim kampanyasının çatışmacı bir karakter taşıdığını bildirdi. Gözlemciler, Paşinyan’ın muhalif adayları açıkça soruşturmalarla ve şirketlerinin kamulaştırılmasıyla tehdit ettiğini not etti.
Erivan dış politikada AB ve Avrasya arasında denge arıyor
Ermenistan’da 2025 yılında, ülkenin Avrupa Birliği’ne katılım arzusunu yasallaştıran bir düzenleme kabul edilmiş, Paşinyan ise cumhuriyetin AB’nin tam haklı bir üyesi olmak istediğini dile getirmişti.
Rus yetkililer, AB üyeliğinin Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliği ile bağdaşmadığını defaatle vurguladı. Erivan ise karşılıklı çıkarların tanınmasına dayalı “dengeli bir dış politika” yürüttüğünü savunuyor.
Paşinyan, Ermenistan’ın Rusya’nın çıkarlarına zarar verme amacının “olmadığını ve olmayacağını”, ilişkilerin kaçınılmaz dönüşümüne rağmen Moskova ile bağları derinleştirme niyetinde olduklarını kaydetmişti.
28–29 Mayıs tarihlerinde Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde, katılımcı ülkeler Ermenistan’ın topluluktaki geleceğine ilişkin bir bildiri kabul ederek bunu Ermenistan Başbakan Yardımcısı Mger Grigoryan’a iletti.
Zirve sonunda dört AEB ülkesinin liderleri, Ermenistan’ı AB ile AEB arasındaki seçimini yapmak üzere en kısa sürede referanduma gitmeye çağırdı.
Paşinyan ise gazetecilere yaptığı açıklamada, organizasyondaki tüm kararların konsensüsle alınması nedeniyle Ermenistan’ın AEB üyeliğinden çıkarılmayacağını ifade etti.
Diplomasi
BP yatırımcıları Manifold’un görevden alınmasına tepkili

Britanyalı enerji devi BP’nin en büyük hissedarları, Yönetim Kurulu Başkanı Albert Manifold’un atanmasından bir yıl sonra görevden alınmasıyla ilgili derin endişelerini dile getirdi. Financial Times’ın haberine göre yatırımcılar, şeffaf bir açıklama yapılmamasının şirket içinde kriz ve yapılandırma planlarına karşı direnç işareti olduğundan korkuyor.
Britanyalı petrol devi BP’nin en büyük hissedarları, Yönetim Kurulu Başkanı Albert Manifold’un ani bir kararla görevden alınması nedeniyle derin endişe taşıdıklarını ifade etti.
Financial Times’ın (FT) haberine göre, şirketin en önemli yatırımcıları, bu ayrılığın nedenlerine dair yönetimden açıklama bekliyor.
Haberde, Manifold’un BP’nin yapısını basitleştirmeyi, yönetim kurulu kompozisyonunu yeniden gözden geçirmeyi ve maliyetleri düşürmeyi planladığı hatırlatıldı.
BP’nin geçici yönetim kurulu başkanı Ian Tyler, kurulun mevcut stratejiyi tam olarak desteklediğini ve uygulamaya devam etme niyetinde olduğunu belirtse de görevden alma kararı şirket içindeki çalışma ortamına dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Yatırımcılar, fesih kararına ilişkin net bir gerekçe sunulmamasının bir kriz belirtisi olabileceğini değerlendiriyor. Bu durumun, şirketin yeniden yapılandırma planlarının iç direnç nedeniyle sekteye uğrayabileceği yönündeki kaygıları artırdığı kaydedildi.
Hissedarlar ayrıca, Manifold’un gidişinin, mevcut düzenin bozulmasını istemeyen ve lideri saf dışı bırakmaya çalışan “bürokrasi” tarafından tetiklenmiş olabileceğinden çekiniyor.
FT’ye konuşan bir hissedar konuya ilişkin, “İnsanlar onu dışarı mı atmaya çalıştı? Bu durum bizi ve diğer pek çok kişiyi endişelendiriyor” ifadelerini kullandı.
BP yönetimi etik ve yönetişim standartlarını gerekçe gösterdi
BP, Mayıs ayı sonunda yönetim kurulu başkanını, atanmasının üzerinden henüz bir yıl geçmeden görevden almıştı. Yönetim kurulu, olası ihlallere dair ayrıntı vermeden kararı oy birliğiyle almıştı.
Reuters’ın konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde ise Manifold’un iş arkadaşlarına karşı agresif tavırlar sergilediği ve kurulun “sistematik kabul edilemez davranış olgusunu tespit etmeye yetecek bilgiye ulaştığı” bildirilmişti.
Şirket tarafı, feshin “önemli kurumsal yönetişim standartları, denetim ve etik ilkelerine ilişkin ciddi endişelerin” yönetim kuruluna iletilmesinin ardından gerçekleştiğini duyurdu.
Albert Manifold ise bu değerlendirmelere katılmadığını belirterek, “hiçbir açıklama yapılmadan” görevden alındığını söyledi. Ayrılığının ardından yaptığı açıklamada Manifold, şirketteki “aşırı harcama” kültürünü de eleştirdi.
Geçtiğimiz yılın sonunda Financial Times, Aralık ayında görevinden ayrılan BP CEO’su Murray Auchincloss’un istifası öncesinde, iş modelinde radikal bir değişim konusunda ısrar eden Manifold ile defalarca karşı karşıya geldiğini yazmıştı.
Diplomasi
Azak Denizi’ndeki saldırıda iki denizcinin daha naaşı bulundu

Azak Denizi’nde yük gemilerine düzenlenen insansız hava aracı saldırısında hayatını kaybeden Azerbaycan vatandaşı denizcilerin naaşlarına ulaşılırken, 19 mürettebatın tahliye süreci tamamlandı. Azerbaycan Dışişleri, saldırıda ölen dört vatandaşının kimliklerinin belirlendiğini ve cenazelerin kısa süre içinde ülkeye gönderileceğini duyurdu.
Azak Denizi’nde sivil gemilere yönelik düzenlenen saldırının ardından, hayatını kaybeden Azerbaycan vatandaşı iki denizcinin daha naaşına ulaşıldı.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, son bulgularla birlikte saldırıda yaşamını yitiren dört Azerbaycan vatandaşının tamamının naaşlarının bulunduğu bildirildi.
Bakanlık, kimlikleri tespit edilen denizcilerin 1969 doğumlu Gismet Aliyev ve 1981 doğumlu Fuad Orujov olduğunu açıkladı.
Hayatını kaybedenlerin naaşlarının, gerekli resmi prosedürlerin tamamlanmasının ardından önümüzdeki günlerde Azerbaycan’a nakledileceği belirtildi.
Cenazelere, nakil sürecinde Yeysk şehrine gelen iki refakatçinin eşlik edeceği kaydedildi.
Saldırıdan kurtulan diğer Azerbaycan vatandaşlarının durumuyla ilgili de bilgi paylaşan bakanlık, 19 vatandaşın halihazırda yola çıktığını duyurdu.
Tahliye edilen bu grubun 9 Haziran günü öğle saatlerinde Azerbaycan’a varması bekleniyor.
Saldırıya uğrayan gemilerde 25 Azerbaycan vatandaşı vardı
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nın daha önce paylaştığı verilere göre, 5 Haziran gecesi Azak Denizi’nde Taganrog yakınlarında seyreden Natra ve Zircon adlı yabancı bandıralı iki kargo gemisi insansız hava araçlarının hedefi oldu. Saldırı sırasında gemilerde toplam 25 Azerbaycan vatandaşının görev yaptığı açıklandı.
Rusya makamlarından Azerbaycan’a iletilen ilk bilgilerde, saldırı sonucunda beş kişinin hayatını kaybettiği ve üç kişinin yaralandığı belirtilmişti.
Yaralanan denizcilerin Yeysk şehir hastanesinde tedavi altına alındığı ifade edildi. Azerbaycan tarafı, daha sonra yaptığı güncellemede hayatını kaybeden beş denizciden birinin Rusya vatandaşı olduğunun tespit edildiğini bildirdi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, hayatını kaybeden Azerbaycanlı denizcilerin ailelerine ve yakınlarına taziye dileklerini iletti.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Moskova’nın Karadeniz ve Akdeniz havzalarında sivil gemilere yönelik hava ve deniz dronlarıyla düzenlenen saldırıların arkasında kimlerin olduğuna dair bilgi sahibi olduğunu ifade etti.
Görüş1 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş1 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Dünya Basını1 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş2 hafta önceBüyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim
Dünya Basını2 hafta önceKomünizme karşı siper olarak Siyonizm
Görüş7 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Diplomasi6 gün önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Rusya2 hafta önceFSB Direktörü: Batı, BDT ülkelerine yapay zeka kullanarak renkli devrim planlıyor









