Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

Xi, Avrupa ve NATO ile artan gerilim karşısında Macaristan ve Sırbistan’a güveniyor

Yayınlanma

Çin geçtiğimiz ekim ayında Kuşak ve Yol Forumu’nda yabancı liderleri ağırladığında, Sırp ve Macar liderler konuk listesindeki tek iki Avrupalı isimdi.

Altı ay sonra her iki isim de Devlet Başkanı Xi Jinping’in Fransa’yı da kapsayan Avrupa ziyareti programında yer alıyor. Çin lideri Fransa’nın ardından Belgrad’a vardı.

Ziyaret, artan ticari gerilimler ve Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Avrupa Birliği ile artan sürtüşmelerin ortasında gerçekleşiyor.

Macaristan’ın blok içinden, Sırbistan’ın ise blok dışından olmak üzere Brüksel ile gerilimleri olan iki dost ülkenin ziyaret için seçilmesi analistler tarafından “güvenli” bir tercih olarak görülüyor.

Bu gözlemcilerden bazıları turun Çin’e Avrupa’da nasıl görüldüğünü ölçme fırsatı sunmasının yanı sıra kurulan bağları sağlamlaştıracağını ve Batı ile ilişkilerinde süregelen bir yarayı vurgulayarak çok kutuplu dünya vizyonunu ortaya koyacağını düşünüyor.

Xi’nin Sırbistan ziyaretinin, NATO’nun Kosova’ya müdahalesi sırasında Belgrad’daki Çin Büyükelçiliğinin ölümcül bir şekilde bombalanmasının 25. yıldönümüne denk gelmesi dikkat çekici.

ABD’ye açık mesaj

Sırbistan merkezli BFPE for a Responsible Society adlı vakfın program koordinatörü Stefan Vladisavljev, “Ziyaretler Çin ve Avrupa arasındaki çağdaş ilişkilerde kesinlikle bir dönüm noktası olacak” dedi.

South China Morning Post’a konuşan Vladisavljev, yıldönümü zamanlamasının hem Çin’deki hem de Sırbistan’daki izleyicilere bir mesaj göndereceğini söyledi.

Vladisavljev, “Bu ortak mağduriyet anı, her iki ülkede de çok belirgin olan sembolizmin yaratılmasında önemli bir rol oynadı – Batı’yı düşman olarak sunma ihtiyacı” dedi.

Vladisavljev uzun vadede bunun “bir tarafta Çin ve Sırbistan, diğer tarafta NATO etrafında toplanan ülkeler arasında mesafe yarattığını” ancak şimdilik asıl odak noktasının iç sahne olduğunu söyledi.

Renmin Üniversitesi’nde Avrupa çalışmaları uzmanı olan Wang Yiwei, anma töreninin NATO’nun genişlemesinin olumsuz etkilerine odaklanacağını, ancak Washington ile gerilimin azalması ışığında ABD’nin ana hedef olmasını beklemediğini söyledi.

Wang, “Çok kutuplu bir dünyanın kurulması ve uluslararası ilişkilerin demokratikleşmesi, bence bunlar Çin’in iletmek istediği mesajlar” dedi ve ekledi: “Avrupalılar Avrupa’nın güvenliği ve düzeni için daha fazla sorumluluk üstlenmelidir, aksi takdirde mağdur olacaklardır. “

Xi en son 2016 yılında Sırbistan’ı ziyaret ettiğinde – 32 yıl sonra bir Çin devlet başkanının ülkeye yaptığı ilk ziyaretti – ilk halka açık etkinliği bombalamanın gerçekleştiği yerde “ABD liderliğindeki NATO güçleri” tarafından gerçekleştirilen “barbarca” saldırının kurbanlarına saygılarını sunmak oldu.

Amerikan füzeleri binada bulunan üç Çinli gazeteciyi öldürmüş ve 20 diplomatı yaralamıştı. ABD bombardımanın bir kaza olduğunda ısrar ederek hatalı haritaları suçladı ve Çin’den özür diledi. Pekin bunu kabul edilemez bularak reddetti ve olay, Çin’deki Amerikan elçiliğinin kuşatılması da dahil olmak üzere ülke çapında ABD ve NATO karşıtı yaygın protestolara yol açtı.

Xi: Asla unutmayacağız

Yaşanan travma bugün de yankılanmaya devam ediyor. Salı günü Sırp gazetesi Politika’da yayınlanan imzalı bir makalede Xi, NATO’nun elçiliği “alçakça” bombaladığını ve üç gazetecinin (Shao Yunhuan, Xu Xinghu ve eşi Zhu Ying) öldüğünü söyledi.

“Bunu asla unutmamalıyız. Çin halkı barışa değer vermektedir, ancak böylesi trajik bir tarihin tekerrür etmesine asla izin vermeyeceğiz. Yurttaşlarımızın kanıyla yoğrulan Çin-Sırbistan dostluğu, Çin ve Sırp halklarının ortak hafızasında kalacak ve büyük adımlarla ilerlememiz için bize ilham verecektir” diye yazdı.

ABD, İngiltere ve Avustralya arasındaki AUKUS güvenlik anlaşmasının Japonya’yı de içine alarak genişleme hamlesi Çin’in tepkisini çekiyor ve Pekin bu hareketin bölgede kendisine karşı NATO benzeri bir blok oluşturacağı uyarısında bulunuyor.

Pekin ayrıca transatlantik grubun doğuya doğru genişlemesinin Ukrayna savaşını körüklediğini söyleyerek Belgrad elçiliğinin bombalanmasını emsal olarak gösterdi.

Çin-Sırbistan ‘dostluğunu’ pekiştirme

Xi’nin Sırbistan gezisinde Avrupa’nın en büyüklerinden biri olan ve eski büyükelçiliğin yerine inşa edilen Çin Kültür Merkezi’nin açılışını kutlaması ve gezinin Pekin ile Belgrad arasındaki yakın ilişkiyi vurgulaması bekleniyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı Xi’nin Sırp mevkidaşı Aleksandar Vučić ile görüşmesinde iki taraf arasındaki ilişkilerin geliştirilmesini ele alacağını açıkladı.

Pekin, Sırbistan’ı Pakistan ve Kamboçya gibi sadece sınırlı sayıda en güvendiği ülkeye verdiği bir unvan olan “sağlam dost” olarak nitelendiriyor.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne göre Çin, 2020-2023 yılları arasında Rusya’nın ardından Sırbistan’ın en büyük ikinci silah tedarikçisi oldu.

Sırbistan şu anda FK-3 karadan havaya savunma sistemi ve CH-92A savaş uçağı kullanan tek Avrupa ülkesi ve ayrıca orta menzilli füzeler ve nakliye uçakları da tedarik edildi.

Vladisavljev, Ukrayna müdahalesinin ardından Sırbistan’da Rusya ile yakın ilişkileri teşvik etmenin daha az popüler hale geldiğini ve Çin’in doldurabileceği bir boşluk bıraktığını söyledi.

“Sırbistan [gezi için] güvenli bir seçim,” dedi ve ekledi: “Çin Devlet Başkanı’nın sıcak bir şekilde karşılanacağı dost bir ülkeye ziyaret olması bekleniyor.”

İki tarafın “elde edilen kilometre taşlarını kutlamasının” beklendiğini, aynı zamanda yeni bir ortak proje açıklamalarının da beklendiğini söyledi.

Ayrıca Vučić’in Xi’nin son yılların en yüksek profilli ziyaretlerinden biri olarak tanımladığı ziyaretini iç politikada çok ihtiyaç duyulan bir “kazanım” elde etmek için kullanmasını bekliyor.

Xi’ye göre bunun nedeni “başta Kosova ile ilişkilerden kaynaklananlar olmak üzere kayıp olarak görülen bazı senaryoların gelişmesi”.

Son aylarda Kosova’da etnik Arnavutlar ve Sırplar arasında yaşanan çatışmalar nedeniyle tansiyon yükseliyor. Ekim ayında NATO, Belgrad’ın “yalan” olarak nitelendirdiği Sırbistan’ın sınıra güç yığdığına dair haberlerin ardından daha fazla asker konuşlandırdı.

Bu arada Sırbistan, Kosova’nın bağımsızlığının tanınması anlamına geleceği endişesiyle Avrupa Konseyi gibi uluslararası kurumlara katılması için Avrupa çapında verilen geniş desteğe karşı koymaya çalışıyor.

Diğer yandan iki ülke arasındaki ekonomik bağlar da güçlü; Sırbistan’ın resmi rakamlarına göre Çin, Almanya’nın ardından Sırbistan’ın en büyük ikinci ticaret ortağı.

İki ülke sadece aylar süren müzakerelerin ardından geçen yıl bir serbest ticaret anlaşması imzaladı ve Çin artık ülkenin ana yabancı yatırım kaynağı.

Demiryolu öncelikli

Belgrad, Kuşak ve Yol Girişimine katılan ilk Avrupa ülkelerinden biri oldu ve küresel altyapı geliştirme stratejisi için önemli bir merkez ve Avrupa’ya açılan bir kapı haline geldi.

Bunun sonucunda ortaya çıkan en yüksek profilli yatırımlardan bazıları, Hebei merkezli HBIS Group tarafından satın alındıktan altı ay sonra kâra geçmeye başlayan Smederevo’daki daha önce zarar eden bir çelik fabrikası ve Belgrad ile Macaristan’ın başkenti Budapeşte arasındaki amiral gemisi demiryolu bağlantısı.

Renmin Üniversitesi’nden Wang, demiryolunun Xi’nin Avrupa turu için bir öncelik olacağını söyledi.

“Macaristan-Sırbistan demiryolu Avrupa’nın altyapısı için büyük bir destek” dedi ve ekledi: “Gelecekte Çin ve Avrupa arasında yatırım, üretim ve yerelleştirme alanlarındaki işbirliğinin de güçlendirilmesi gerekiyor.”

Macaristan Çin’e desteği önemli

Xi’nin Avrupa turunun son durağı çarşamba ve cuma günleri arasında ziyaret edeceği Macaristan. Bu onun devlet başkanı olarak ilk ziyareti olacak.

AB ve NATO’nun Pekin’e karşı daha sert bir tutum benimsemesiyle birlikte, Macaristan’ın her iki grubun da üyesi olarak verdiği destek Çin için giderek daha önemli hale geldi.

Çin’in üst düzey diplomatı Wang Yi geçtiğimiz hafta Macaristan’ı temmuz ayında AB dönem başkanlığını devraldıktan sonra Çin’e karşı “akılcı ve dostane bir bakış açısı” geliştirmeye çağırdı.

Tsinghua Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler profesörü olan Shi Zhiqin, AB’nin Çin algısının değiştiğini söyledi.

“Eğer her şey güvenliği vurgularsa, yani aşırı derecede güvenlikleştirilir ve siyasallaştırılırsa, o zaman işbirliği için pek çok fırsat kaybedilir ve bu da günümüzün küreselleşme eğilimine uygun değildir” dedi.

AB bir bütün olarak Çin ile ilişkilerini “riskten arındırmaya” ve ekonomik tedarik zinciri bağımlılıklarını azaltmaya çalışırken, Başbakan Viktor Orban yönetimindeki Macaristan özellikle elektrikli araç ve batarya üretimi sektörlerinde daha fazla yatırım çekmek için çabalarını iki katına çıkardı.

Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Pekin’e yaptığı son ziyaretin ardından, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki demiryolu projelerine daha fazla fon sağlanacağını ve Çin devlet firması Fiberhome Telecom Tech’in ülkede optik kablo üretimi için bir üs kurmak üzere 22 milyon ABD doları tutarında bir yatırım yapacağını açıkladı.

Xi, turun Sırbistan ve Macaristan ile mevcut ilişkileri “derinleştirmesini” ve gelecekte “daha da iyi” bir işbirliğiyle sonuçlanmasını beklediğini söyledi.

Bu hafta başında Xi, Çin’in Paris ile diplomatik bağlar kurmasının sırasıyla 60. yıldönümünü kutlamak üzere Fransa’daydı.

Ancak uzmanlar bu sembolizmin ötesinde tüm ziyaretin Avrupa’daki “Çin algısını” değiştirmek için bir fırsat olabileceği görüşünde.

DİPLOMASİ

İsrail, UAD kararından sonra yasadışı yerleşimlere sert yaptırımlar bekliyor

Yayınlanma

İsrail’e destek veren bazı ülkeler, Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) geçen Cuma Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki işgali hukuksuz olarak nitelendiren görüş bildirmesinin ardından, önümüzdeki birkaç gün içinde yasadışı yerleşim girişiminde bulunan kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımlarını sertleştirmeyi planlıyor.

Haaretz’de yer alan habere göre üst düzey İsrailli yetkililer, aralarında ABD, İngiltere, Fransa ve Kanada’nın da bulunduğu, halihazırda yaptırım uygulayan ülkelerin yeni yaptırımlar getireceğine inandıklarını söyledi. Şimdiye kadar harekete geçmeyen diğer ülkelerin de kendi yaptırımlarını uygulamaya koymaları bekleniyor.

Habere göre yeni yaptırımlarda sadece UAD’nin kararı değil, aynı zamanda Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Savunma Bakanlığı görevindeyken Batı Şeria yerleşimlerini etkin bir şekilde ilhak etmeyi amaçlayan önlem ve açıklamaların da etkisi var.

Konuyla ilgili görüşmelere katılan üst düzey bir yetkili Haaretz’e yaptığı açıklamada “Bu konuda harekete geçen tüm ülkeler şimdi, son aylarda gördüklerimizden daha ağır olacak ek adımlar atmayı planlıyor. Önümüzdeki yaptırımlar öncekilerden daha acı verici olacak” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden’ın, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun koalisyonundaki iki aşırı sağcı partinin liderleri olan Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’e yönelik yaptırımları değerlendirdiği iddia edilmişti.

İddia ile ilgili Haaretz’e konuşan ABD’li bir yetkili “Böyle bir karar alınmadı ama ilgili yerlerde konuşuluyor. Geçmişte Beyaz Saray bu fikre kararlılıkla karşı çıkıyordu ama bugün aksini söyleyen etkili kişiler var” dedi.

Aynı durum, kısa bir süre önce Gazze Şeridi’ne insani yardım taşıyan kamyonları engelleyen Tzav 9 örgütüne karşı yaptırım kararı alan AB için de geçerli. AB, UAD kararının ardından şimdi daha ciddi tedbirler almayı değerlendiriyor.

AB’nin Avrupa Dış Eylem Servisi Yaptırımlar Bölümü, İsrailli insan hakları avukatı Eitay Mack’a gönderdiği bir mektupta üst düzey İsrailli yetkililerle ilgili bilgileri incelediklerini söyledi ancak herhangi bir isim vermedi.

Haaretz’e konuşan üst düzey bir Avrupalı diplomat, ABD’nin Smotrich ve Ben-Gvir’e yaptırım uygulaması halinde “AB’nin bu konuda geride kalmayacağını” söyledi.

İngiltere Dışişleri Bakanı geçen hafta ülkeyi ziyareti sırasında görüştüğü İsrailli liderleri, Smotrich’in Batı Şeria politikalarının yerleşim hareketiyle bağlantılı kişi ve kuruluşlara karşı daha fazla yaptırım uygulanmasına yol açacağı konusunda uyardı.

Öte yandan İsrail’in Doğu Asya’daki en büyük dostlarından biri olan Japonya hükümeti, önümüzdeki birkaç gün içinde İsrail’de Filistinlilere karşı şiddet uygulayan bir dizi aşırı sağcıya karşı yaptırım kararı almayı planlıyor. Haaretz’e konuşan İsrailli yetkili, “Japonya örneği önemli, çünkü bir eğilimi gösteriyor- şimdiye kadar İsrail’e bu tür bir baskı uygulamakta rol almayan ülkeler bile artık partiye katılıyor” uyarısında bulundu.

Hükümet, Cumhuriyetçi aday Donald Trump’ın ABD başkanlık seçimlerini kazanması halinde, ABD yaptırımlarının çoğunu ya da tamamını tersine çevireceğini umuyor. Ancak Trump seçimi kazansa bile Biden yönetimi altı ay daha görevde kalacak ve bu süre zarfında ek yaptırımlar uygulayabilecek.

Dahası, Trump yönetimi Biden yaptırımlarını tersine çevirmek için harekete geçse bile AB ve üye ülkelerin ya da İngiltere’nin kararlarını etkilemesi beklenmiyor.

UAD geçen hafta cuma BM Genel Kurulu’nun talebi üzerine İsrail’in Filistin’i işgali, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki ilhak uygulamaları, Doğu Kudüs’ün statüsünü değiştirme çabaları, apartheid ve ayrımcı uygulamaların hukuka aykırılığı, bunların başta İsrail olmak üzere tüm devletler ve uluslararası kuruluşlar açısından doğuracağı sonuçlar hakkındaki kanaatini açıklamıştı.

İsrail’in Filistin topraklarındaki ilhak uygulamalarının “hukuka aykırı” olduğunu ifade eden UAD İsrail’in bir an önce, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki işgaline son vermesi gerektiğini söyledi.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

Macaristan ve Slovakya’dan Ukrayna’ya Lukoil tepkisi

Yayınlanma

Ukrayna yönetimi, Rus enerji şirketi Lukoil’i yaptırım listesine alınca sevkiyatların durmasına neden oldu.

Slovakya Başbakanı Robert Fico 20 Temmuz Cumartesi günü Ukraynalı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde karara tepki göstererek, Slovakya’nın Ukrayna-Rusya ilişkilerinin “rehinesi” olmayacağını söyledi.

Slovakya ve Macaristan, Ukrayna’nın geçen ay Rus enerji şirketinin kaynaklarının kendi toprakları üzerinden geçişine yasak getirmesinin ardından bu hafta kilit tedarikçi Lukoil’den petrol almayı durdurduklarını açıkladı.

Slovakya için bu durum, Macar petrol ve gaz grubu MOL’un sahibi olduğu Slovnaft rafinerisi için bazı tedariklerde kayıp anlamına geliyordu.

Slovakya hükümetinden cumartesi günü yapılan açıklamada Fico’nun Ukrayna Başbakanı Denis Şmıhal ile telefonda görüştüğü ve Slovakya’nın “Ukrayna-Rusya ilişkilerinin rehinesi olma” niyetinde olmadığını söylediği belirtildi.

Hükümet, Slovnaft’ın işlemek için ihtiyaç duyulandan %40 daha az petrol alacağını, bunun da Slovak pazarlarını vuracağını ve Slovnaft’tan Ukrayna’ya giden dizel tedarikinin durmasına yol açabileceğini söyledi.

Fico’nun ofisinden yapılan açıklamada, “Lukoil’in yaptırım listesine dahil edilmesi, Rusya Federasyonu’na değil ama esas olarak bazı (Avrupa Birliği) üye ülkelerine zarar veren anlamsız yaptırımların bir başka örneğidir ve bu kabul edilemez,” denildi.

AB halihazırda Rus ham petrolüne yaptırım uygularken, Slovakya gibi bazı ülkeler alternatif kaynaklara geçişte daha fazla zamana sahip olmak için muafiyetlere sahip.

Macaristan ve Slovakya AB’den arabuluculuk istedi

Macaristan Dışişleri Bakanı Péter Szijjártó 22 Temmuz Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Kiev’in Rus Lukoil grubunu yaptırım listesine alarak iki ülkeye petrol sevkiyatını durdurmasının ardından Macaristan ve Slovakya’nın Avrupa Komisyonu’ndan Ukrayna ile istişare prosedürüne aracılık etmesini istediklerini söyledi.

Slovakya ve Macaristan geçen hafta Ukrayna üzerinden Lukoil’den petrol alımını durdurduklarını açıkladıktan sonra Kiev üzerindeki baskıyı artırdılar.

Szijjártó, Macaristan’ın Rus gruptan yılda 2 milyon metrik ton petrol aldığını ve bunun toplam petrol ithalatının yaklaşık üçte biri olduğunu söyledi.

Szijjártó Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “Dün Ukrayna Dışişleri Bakanı ile görüştüm. Her petrol transferine izin verdiklerini söyledi ama bu doğru değil,” dedi.

İki ülkenin Avrupa Komisyonu ile bir istişare süreci başlattığını belirten Szijjártó, Komisyon’un yanıt vermek için üç günü olduğunu da sözlerine ekledi.

Szijjártó, istişare sürecinin sonuç vermemesi halinde Macaristan ve Slovakya’nın konuyu kendi seçtikleri uluslararası bir mahkemeye götüreceklerini söyledi.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Azerbaycan ile AB arasında “kısa vadeli sözleşme” gerilimi

Yayınlanma

Azerbaycan, AB’yi, ülkesinden bloğa yakıt ihracatını artırmasını istemesine rağmen sadece kısa vadeli gaz anlaşmaları yaparak ülkesine bir “itfaiyeci” gibi davranmakla suçladı.

Azerbaycan’ın AB Büyükelçisi Vaqif Sadiqov Financial Times’a (FT) yaptığı açıklamada, Bakü’nün Hazar Denizi’ndeki gaz üretimini artırmak ve AB’nin ek talebini karşılamak için gerekli finansmanı sağlamak amacıyla uzun vadeli sözleşmelerin kesinliğine ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Sadiqov, “Sadece üç ila altı aylığına gaz gönderen bir itfaiyeci olamayız. Hazar Denizi’nin derinliklerinde sondaj yapmak üzere finansman için bankalara gidebilmemiz için sözleşmelere ihtiyacımız var,” dedi.

2022 yılında Brüksel ve Bakü, Azerbaycan’ın AB’ye yıllık gaz ihracatını 2027 yılına kadar geçen yılki 11,8 milyar metreküp seviyesinden 20 milyar metreküpe çıkarmak için bir anlaşma imzaladı. 

Avrupa Komisyonu ile hedefe nasıl ulaşılacağı konusunda “derin tartışmalar” yapılmasına rağmen Sadiqov, AB operatörlerinin, bloğun fosil yakıt tüketimini azaltma ve 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşma çabası nedeniyle uzun sözleşmeler imzalamaya isteksiz olduklarını söyledi.

AB yetkilileri, ticari anlaşmaları yapmanın ulusal hükümetlerden ziyade şirketlere bağlı olduğunu söyleüyor. Daha önce bloğun en büyük tedarikçisi olan Rusya’nın, AB’nin Ukrayna’ya verdiği desteğe misilleme olarak gaz akışını kademeli olarak kesmeye başlamasından bu yana yeni doğal gaz kaynakları bulmak AB için kritik hale geldi.

Büyük ölçüde petrol ve doğalgaz gelirlerine dayanan Azerbaycan, bu yıl kasım ayında BM’nin yıllık COP iklim zirvesine ev sahipliği yapacak.

Bazı diplomatlar ve müzakereciler, ülkenin fosil yakıtlardan nasıl uzaklaşılacağı sorusunu ele alma konusunda isteksiz olduğu yönündeki endişelerini özel olarak dile getirdiler.

Azerbaycan hükümetinin rakamlarına göre ocak ve haziran ayları arasında Azerbaycan AB ülkelerine toplam üretiminin yaklaşık dörtte biri olan 6,4 milyar metreküp gaz ihraç etti. Son üç yılda Azerbaycan AB’ye gaz akışını yüzde 12 oranında artırdı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev geçen hafta Avrupalı liderlerin katıldığı bir zirvede AB’ye ihracatın bu yıl 13 milyar metreküpe ulaşacağını söyledi.

Aliyev daha önce ülkenin fosil yakıt rezervlerini “tanrıların bir armağanı” olarak nitelendirmişti.

2027 hedefine ulaşmak için Azerbaycan ve Avrupa arasındaki Güney Gaz Koridoru’ndaki (SGC) boru hatlarının da genişletilmesi gerekecek.

Brüksel, 2021 yılında AB bütçesinin fosil yakıt altyapısına harcanmasını engelleyen kural değişiklikleri nedeniyle projeyi finanse edemiyor.

Avrupa Yatırım Bankası da benzer kısıtlamalara sahip. Bir AB yetkilisi, “Azerbaycan’a çok ilginç bir pazar sunuyoruz ama bunu finanse edemeyiz,” dedi.

Güney Gaz Koridoru şirketi, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) potansiyel desteğiyle bir yatırım planı üzerinde çalışıyor. Fakat EBRD, projenin finanse edilebilmesi için 2015 Paris iklim anlaşmasının hedefleriyle uyumlu olması gerektiğini söyledi. 

Azerbaycan’ın devlete ait enerji şirketi Socar, 2025’ten itibaren gaz arzını artırmak için Brüksel ve AB ülkeleriyle “çoklu görüşmeler” yaptığını söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English