Bizi Takip Edin

Diplomasi

Xi, Avrupa ve NATO ile artan gerilim karşısında Macaristan ve Sırbistan’a güveniyor

Yayınlanma

Çin geçtiğimiz ekim ayında Kuşak ve Yol Forumu’nda yabancı liderleri ağırladığında, Sırp ve Macar liderler konuk listesindeki tek iki Avrupalı isimdi.

Altı ay sonra her iki isim de Devlet Başkanı Xi Jinping’in Fransa’yı da kapsayan Avrupa ziyareti programında yer alıyor. Çin lideri Fransa’nın ardından Belgrad’a vardı.

Ziyaret, artan ticari gerilimler ve Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Avrupa Birliği ile artan sürtüşmelerin ortasında gerçekleşiyor.

Macaristan’ın blok içinden, Sırbistan’ın ise blok dışından olmak üzere Brüksel ile gerilimleri olan iki dost ülkenin ziyaret için seçilmesi analistler tarafından “güvenli” bir tercih olarak görülüyor.

Bu gözlemcilerden bazıları turun Çin’e Avrupa’da nasıl görüldüğünü ölçme fırsatı sunmasının yanı sıra kurulan bağları sağlamlaştıracağını ve Batı ile ilişkilerinde süregelen bir yarayı vurgulayarak çok kutuplu dünya vizyonunu ortaya koyacağını düşünüyor.

Xi’nin Sırbistan ziyaretinin, NATO’nun Kosova’ya müdahalesi sırasında Belgrad’daki Çin Büyükelçiliğinin ölümcül bir şekilde bombalanmasının 25. yıldönümüne denk gelmesi dikkat çekici.

ABD’ye açık mesaj

Sırbistan merkezli BFPE for a Responsible Society adlı vakfın program koordinatörü Stefan Vladisavljev, “Ziyaretler Çin ve Avrupa arasındaki çağdaş ilişkilerde kesinlikle bir dönüm noktası olacak” dedi.

South China Morning Post’a konuşan Vladisavljev, yıldönümü zamanlamasının hem Çin’deki hem de Sırbistan’daki izleyicilere bir mesaj göndereceğini söyledi.

Vladisavljev, “Bu ortak mağduriyet anı, her iki ülkede de çok belirgin olan sembolizmin yaratılmasında önemli bir rol oynadı – Batı’yı düşman olarak sunma ihtiyacı” dedi.

Vladisavljev uzun vadede bunun “bir tarafta Çin ve Sırbistan, diğer tarafta NATO etrafında toplanan ülkeler arasında mesafe yarattığını” ancak şimdilik asıl odak noktasının iç sahne olduğunu söyledi.

Renmin Üniversitesi’nde Avrupa çalışmaları uzmanı olan Wang Yiwei, anma töreninin NATO’nun genişlemesinin olumsuz etkilerine odaklanacağını, ancak Washington ile gerilimin azalması ışığında ABD’nin ana hedef olmasını beklemediğini söyledi.

Wang, “Çok kutuplu bir dünyanın kurulması ve uluslararası ilişkilerin demokratikleşmesi, bence bunlar Çin’in iletmek istediği mesajlar” dedi ve ekledi: “Avrupalılar Avrupa’nın güvenliği ve düzeni için daha fazla sorumluluk üstlenmelidir, aksi takdirde mağdur olacaklardır. “

Xi en son 2016 yılında Sırbistan’ı ziyaret ettiğinde – 32 yıl sonra bir Çin devlet başkanının ülkeye yaptığı ilk ziyaretti – ilk halka açık etkinliği bombalamanın gerçekleştiği yerde “ABD liderliğindeki NATO güçleri” tarafından gerçekleştirilen “barbarca” saldırının kurbanlarına saygılarını sunmak oldu.

Amerikan füzeleri binada bulunan üç Çinli gazeteciyi öldürmüş ve 20 diplomatı yaralamıştı. ABD bombardımanın bir kaza olduğunda ısrar ederek hatalı haritaları suçladı ve Çin’den özür diledi. Pekin bunu kabul edilemez bularak reddetti ve olay, Çin’deki Amerikan elçiliğinin kuşatılması da dahil olmak üzere ülke çapında ABD ve NATO karşıtı yaygın protestolara yol açtı.

Xi: Asla unutmayacağız

Yaşanan travma bugün de yankılanmaya devam ediyor. Salı günü Sırp gazetesi Politika’da yayınlanan imzalı bir makalede Xi, NATO’nun elçiliği “alçakça” bombaladığını ve üç gazetecinin (Shao Yunhuan, Xu Xinghu ve eşi Zhu Ying) öldüğünü söyledi.

“Bunu asla unutmamalıyız. Çin halkı barışa değer vermektedir, ancak böylesi trajik bir tarihin tekerrür etmesine asla izin vermeyeceğiz. Yurttaşlarımızın kanıyla yoğrulan Çin-Sırbistan dostluğu, Çin ve Sırp halklarının ortak hafızasında kalacak ve büyük adımlarla ilerlememiz için bize ilham verecektir” diye yazdı.

ABD, İngiltere ve Avustralya arasındaki AUKUS güvenlik anlaşmasının Japonya’yı de içine alarak genişleme hamlesi Çin’in tepkisini çekiyor ve Pekin bu hareketin bölgede kendisine karşı NATO benzeri bir blok oluşturacağı uyarısında bulunuyor.

Pekin ayrıca transatlantik grubun doğuya doğru genişlemesinin Ukrayna savaşını körüklediğini söyleyerek Belgrad elçiliğinin bombalanmasını emsal olarak gösterdi.

Çin-Sırbistan ‘dostluğunu’ pekiştirme

Xi’nin Sırbistan gezisinde Avrupa’nın en büyüklerinden biri olan ve eski büyükelçiliğin yerine inşa edilen Çin Kültür Merkezi’nin açılışını kutlaması ve gezinin Pekin ile Belgrad arasındaki yakın ilişkiyi vurgulaması bekleniyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı Xi’nin Sırp mevkidaşı Aleksandar Vučić ile görüşmesinde iki taraf arasındaki ilişkilerin geliştirilmesini ele alacağını açıkladı.

Pekin, Sırbistan’ı Pakistan ve Kamboçya gibi sadece sınırlı sayıda en güvendiği ülkeye verdiği bir unvan olan “sağlam dost” olarak nitelendiriyor.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne göre Çin, 2020-2023 yılları arasında Rusya’nın ardından Sırbistan’ın en büyük ikinci silah tedarikçisi oldu.

Sırbistan şu anda FK-3 karadan havaya savunma sistemi ve CH-92A savaş uçağı kullanan tek Avrupa ülkesi ve ayrıca orta menzilli füzeler ve nakliye uçakları da tedarik edildi.

Vladisavljev, Ukrayna müdahalesinin ardından Sırbistan’da Rusya ile yakın ilişkileri teşvik etmenin daha az popüler hale geldiğini ve Çin’in doldurabileceği bir boşluk bıraktığını söyledi.

“Sırbistan [gezi için] güvenli bir seçim,” dedi ve ekledi: “Çin Devlet Başkanı’nın sıcak bir şekilde karşılanacağı dost bir ülkeye ziyaret olması bekleniyor.”

İki tarafın “elde edilen kilometre taşlarını kutlamasının” beklendiğini, aynı zamanda yeni bir ortak proje açıklamalarının da beklendiğini söyledi.

Ayrıca Vučić’in Xi’nin son yılların en yüksek profilli ziyaretlerinden biri olarak tanımladığı ziyaretini iç politikada çok ihtiyaç duyulan bir “kazanım” elde etmek için kullanmasını bekliyor.

Xi’ye göre bunun nedeni “başta Kosova ile ilişkilerden kaynaklananlar olmak üzere kayıp olarak görülen bazı senaryoların gelişmesi”.

Son aylarda Kosova’da etnik Arnavutlar ve Sırplar arasında yaşanan çatışmalar nedeniyle tansiyon yükseliyor. Ekim ayında NATO, Belgrad’ın “yalan” olarak nitelendirdiği Sırbistan’ın sınıra güç yığdığına dair haberlerin ardından daha fazla asker konuşlandırdı.

Bu arada Sırbistan, Kosova’nın bağımsızlığının tanınması anlamına geleceği endişesiyle Avrupa Konseyi gibi uluslararası kurumlara katılması için Avrupa çapında verilen geniş desteğe karşı koymaya çalışıyor.

Diğer yandan iki ülke arasındaki ekonomik bağlar da güçlü; Sırbistan’ın resmi rakamlarına göre Çin, Almanya’nın ardından Sırbistan’ın en büyük ikinci ticaret ortağı.

İki ülke sadece aylar süren müzakerelerin ardından geçen yıl bir serbest ticaret anlaşması imzaladı ve Çin artık ülkenin ana yabancı yatırım kaynağı.

Demiryolu öncelikli

Belgrad, Kuşak ve Yol Girişimine katılan ilk Avrupa ülkelerinden biri oldu ve küresel altyapı geliştirme stratejisi için önemli bir merkez ve Avrupa’ya açılan bir kapı haline geldi.

Bunun sonucunda ortaya çıkan en yüksek profilli yatırımlardan bazıları, Hebei merkezli HBIS Group tarafından satın alındıktan altı ay sonra kâra geçmeye başlayan Smederevo’daki daha önce zarar eden bir çelik fabrikası ve Belgrad ile Macaristan’ın başkenti Budapeşte arasındaki amiral gemisi demiryolu bağlantısı.

Renmin Üniversitesi’nden Wang, demiryolunun Xi’nin Avrupa turu için bir öncelik olacağını söyledi.

“Macaristan-Sırbistan demiryolu Avrupa’nın altyapısı için büyük bir destek” dedi ve ekledi: “Gelecekte Çin ve Avrupa arasında yatırım, üretim ve yerelleştirme alanlarındaki işbirliğinin de güçlendirilmesi gerekiyor.”

Macaristan Çin’e desteği önemli

Xi’nin Avrupa turunun son durağı çarşamba ve cuma günleri arasında ziyaret edeceği Macaristan. Bu onun devlet başkanı olarak ilk ziyareti olacak.

AB ve NATO’nun Pekin’e karşı daha sert bir tutum benimsemesiyle birlikte, Macaristan’ın her iki grubun da üyesi olarak verdiği destek Çin için giderek daha önemli hale geldi.

Çin’in üst düzey diplomatı Wang Yi geçtiğimiz hafta Macaristan’ı temmuz ayında AB dönem başkanlığını devraldıktan sonra Çin’e karşı “akılcı ve dostane bir bakış açısı” geliştirmeye çağırdı.

Tsinghua Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler profesörü olan Shi Zhiqin, AB’nin Çin algısının değiştiğini söyledi.

“Eğer her şey güvenliği vurgularsa, yani aşırı derecede güvenlikleştirilir ve siyasallaştırılırsa, o zaman işbirliği için pek çok fırsat kaybedilir ve bu da günümüzün küreselleşme eğilimine uygun değildir” dedi.

AB bir bütün olarak Çin ile ilişkilerini “riskten arındırmaya” ve ekonomik tedarik zinciri bağımlılıklarını azaltmaya çalışırken, Başbakan Viktor Orban yönetimindeki Macaristan özellikle elektrikli araç ve batarya üretimi sektörlerinde daha fazla yatırım çekmek için çabalarını iki katına çıkardı.

Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Pekin’e yaptığı son ziyaretin ardından, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki demiryolu projelerine daha fazla fon sağlanacağını ve Çin devlet firması Fiberhome Telecom Tech’in ülkede optik kablo üretimi için bir üs kurmak üzere 22 milyon ABD doları tutarında bir yatırım yapacağını açıkladı.

Xi, turun Sırbistan ve Macaristan ile mevcut ilişkileri “derinleştirmesini” ve gelecekte “daha da iyi” bir işbirliğiyle sonuçlanmasını beklediğini söyledi.

Bu hafta başında Xi, Çin’in Paris ile diplomatik bağlar kurmasının sırasıyla 60. yıldönümünü kutlamak üzere Fransa’daydı.

Ancak uzmanlar bu sembolizmin ötesinde tüm ziyaretin Avrupa’daki “Çin algısını” değiştirmek için bir fırsat olabileceği görüşünde.

Diplomasi

Singapur’da Filistin bayrağı açan Massive Attack üyelerine süresiz giriş yasağı verildi

Yayınlanma

Singapur yönetimi, 29 Temmuz’daki konserlerinde Filistin bayrağı açan ve slogan atan İngiliz müzik grubu Massive Attack üyeleri Robert Del Naja ile Grant Marshall’a ülkeye giriş ve sahne alma yasağı getirdi. Grup üyeleri, gözaltına alındıklarını, sorgulandıklarını ve pasaportlarına el konulduğunu açıklayarak karara tepki gösterdi.

İngiliz müzik grubu Massive Attack, Singapur’daki konserinde Filistin’e destek mesajları vermesinin ardından ülke makamlarının kendilerine yönelik tutumu karşısında şaşkınlığa uğradıklarını ve hayal kırıklığı yaşadıklarını açıkladı.

Grubun iki üyesi Robert Del Naja ile Grant Marshall, 29 Temmuz’daki konserde sahnede Filistin bayrağı açtı ve izleyicilerle birlikte “Özgür Filistin” sloganı attı.

Singapur polisi önce olay hakkında soruşturma başlattı, ardından Del Naja ve Marshall’ın ülkeye yeniden girişinin ve burada sahne almalarının süresiz olarak yasaklandığını duyurdu.

Massive Attack, pazar günü Instagram’da yayımladığı açıklamada üyelerinin polis tarafından gözaltına alındığını, birbirlerinden ayrıldığını ve ayrı ayrı sorgulandığını bildirdi. Gruba göre bazı üyelerin otel odaları arandı ve pasaportlarına geçici olarak el konuldu. Massive Attack, yaşananları “gerçeküstü bir deneyim” olarak nitelendirerek Singapur makamlarının tutumundan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Singapur polisi, 31 Temmuz’da yayımladığı ilk açıklamada konser sırasında Filistin bayrağı açılmasıyla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurmuştu. Polis ve yerel medya, soruşturmanın “lisans koşullarının ihlal edilmiş olabileceği” gerekçesiyle yürütüldüğünü bildirmişti.

Singapur yasalarına göre yabancı ülkelere ait bayrak ve diğer ulusal sembollerin izin veya muafiyet olmaksızın halka açık alanlarda sergilenmesi yasaklanıyor.

Polis sözcüsü, daha sonra BBC’ye yaptığı açıklamada Del Naja ve Marshall’ın Singapur’a yeniden girmelerine ve ülkede sahne almalarına izin verilmeyeceğini söyledi. İki müzisyene, yabancı bayrakların kamusal alanda sergilenmesini kısıtlayan ve halka açık etkinliklerde siyasi ifadeleri düzenleyen iki yasa kapsamındaki olası ihlaller nedeniyle “sert uyarı” verildi.

Massive Attack, konser başlamadan önce ve konserin sonunda salondaki izleyicilerin büyük bölümünün kendiliğinden “Özgür Filistin” sloganları attığını belirtti. Grubun açıklamasında, “Muhtemelen bu kendiliğinden ifadenin tek başına hükümetlerinin sansür yasalarını ihlal edebileceğinin farkındaydılar. Ancak bu onları caydırmadı” ifadelerine yer verildi.

Massive Attack, Singapur’un yasak kararına doğrudan değinmedi ancak “157 ülkenin tanıdığı egemen bir devletin bayrağını yalnızca havaya kaldırmanın herhangi bir yasayı ihlal edebileceğini düşünmediklerini” bildirdi. Grup üyeleri, Singapur’daki hayranlarıyla birlikte bu plansız dayanışma mesajını vermekten gurur duyduklarını söyledi. Açıklamada, izleyicilerin “Filistin halkıyla dayanışma göstermek için açıkça ahlaki bir sorumluluk hissettiği” kaydedildi.

Massive Attack’ın Instagram paylaşımı 146 bin kullanıcı tarafından beğenildi ve grubun hayranlarından çok sayıda destek mesajı aldı. Singapurlu bir Instagram kullanıcısı, “Singapur’da çoğumuz ne söylediğimize ne kadar yüksek sesle söylediğimize ve ne zaman susmanın daha güvenli olduğuna dikkat etmeyi öğrenerek büyüdük. Filistin’in yanında durduğunuz ve ahlaki tutarlılığın hâlâ sahnenin merkezinde yer alabileceğini gösterdiğiniz için teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.

Konseri izleyen Singapurlu içerik üreticisi Crystal Lim-Lange ise konunun “karmaşık” olduğunu belirtti. Lim-Lange, “Sanatçıların sahne aldıkları ülkelerin yasalarına saygı göstermeleri gerektiğine inanıyorum” dedi. Bununla birlikte sanatın tarih boyunca düşüncelere meydan okuduğunu, toplumu yansıttığını ve zorlu tartışmaları tetiklediğini vurgulayan Lim-Lange, “Sanatı siyasetten ayırmaya çalışmak hiçbir zaman kolay olmadı” değerlendirmesinde bulundu.

Filistin bayrağı, İsrail’in Gazze’de Filistinlilere yönelik saldırıları ve Singapur’daki kayda değer Müslüman nüfus nedeniyle ülkede hassas bir konu olarak değerlendiriliyor. Singapur yönetimi, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarıyla ilgili kitlesel açıklamalara ve sembollere karşı tutum izliyor. Çok kültürlü ülkenin yetkilileri, bu yaklaşımın etnik, dini ve toplumsal uyumun korunması için gerekli olduğunu savunuyor.

Singapur İçişleri Bakanlığı, 2023’te yayımladığı duyuruda yabancı ülkelere ait ulusal semboller de dâhil olmak üzere Filistin ve İsrail’deki gelişmelerle bağlantılı eşyaların sergilenmemesi veya giyilmemesi uyarısında bulunmuştu. Bakanlığın açıklamasında, “Devam eden İsrail-Hamas çatışması güçlü duygular uyandıran bir meseledir. Artan hassasiyetler göz önüne alındığında, çatışmayla bağlantılı unsurların kamuya açık alanlarda sergilenmemesini ve giyilmemesini tavsiye ediyoruz” ifadeleri kullanılmıştı.

Singapur makamları, bu yılın başında Filistin’e destek amacıyla izinsiz yürüyüş düzenleyen bazı kişilere de para cezası verdi.

Massive Attack, Gazze savaşı dahil çeşitli konulardaki siyasi tutumunu açıkça dile getirmesiyle tanınıyor. Robert Del Naja, bu yılın başında Londra’daki bir protesto sırasında yasaklı Palestine Action örgütüne destek verdiği şüphesiyle gözaltına alınmıştı. 61 yaşındaki müzisyen, üzerinde “Soykırıma karşıyım, Palestine Action’ı destekliyorum” yazılı bir pankartla yüzlerce göstericinin katıldığı oturma eyleminde yer almıştı.

Massive Attack konseri, Filistin’le dayanışma gösterilmesi nedeniyle hukuki işlem başlatılan ilk olay niteliği taşımıyor. Gazze’deki saldırıların Ekim 2023’te başlamasından bu yana Filistin’e destek eylemleri geniş çaplı kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı.

ABD’de yetkililer ve üniversite yönetimleri, Gazze’yle dayanışma gösterilerine gözaltılar, uzaklaştırma kararları ve öğrencilerle öğretim üyelerine yönelik ceza davalarıyla karşılık verdi. Federal yetkililer ise Filistin yanlısı eylemleri hedef alan soruşturmalar açmak ve üniversitelere sağlanan fonları kesmekle tehdit etti.

İngiltere hükümeti, terörle mücadele yasaları ile kamu düzenine ilişkin yetkileri kullanarak bazı grupları yasakladı, gösterilere katı koşullar getirdi ve Filistin’e destek açıklamalarında bulunan binlerce protestocu, aktivist ve akademisyeni gözaltına aldı.

Fransa’da İçişleri Bakanlığının talimatları doğrultusunda Filistin yanlısı gösteriler ülke genelinde defalarca yasaklandı. Polis, toplanan grupları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı, çok sayıda kişiye para cezası verildi. Savcılıklar da eylemleri düzenleyenler ve katılımcılar hakkında ceza davaları açtı.

İsrail’in destekçilerinden Almanya’da ise eyalet makamları, yaygın Filistin yanlısı sloganları suç kapsamında değerlendirdi. Gösteriler yasaklandı, yüzlerce kişi gözaltına alındı veya para cezasına çarptırıldı. Dayanışma eylemlerine katılan yabancı aktivistler hakkında sınır dışı ve diğer göçmenlik işlemleri de uygulandı.

Dünya turnesini sürdüren Massive Attack, Asya ayağının tamamlanmasının ardından gelecek hafta Avustralya’da konserler verecek.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Infantino üzerindeki baskı artıyor

Yayınlanma

Avrupa ülkeleri, FIFA’nın Gianni Infantino liderliğinde bir dönemini daha destekleyen mektupları toplu olarak geri çekerek ona yönelik baskıyı artırmayı planlıyor.

Infantino’nun başkanlığı, Dünya Kupası’nın bazı bölümlerini satmaya yönelik özel sektör destekli planının çöküşünün ardından ciddi tehlike altında.

Bu plan, UEFA üye federasyonlarının gelecekteki FIFA müsabakalarını boykot etme tehdidinde bulunmasıyla büyük ölçüde suya düştü.

The Guardian’a göre ortam hâlâ gergin ve Avrupa genelinde onun görevinden bir an önce uzaklaştırılmasını isteyen yaygın bir istek var.

Şu anda çok sayıda ulusal futbol federasyonu, Infantino’nun istifasını hızlandırmak amacıyla ona verdikleri desteği resmen geri çekmeyi tartışıyor ve önümüzdeki günlerde bu konuyla ilgili açıklamalar yapılması bekleniyor.

Geçen haftaki krizin patlak vermesinden önce, Almanya, Romanya, Norveç, Danimarka ve İsveç hariç UEFA’nın 55 üyesinin tamamı, Mart 2027’de Infantino’nun adaylığını destekleyen mektuplar yazmıştı.

Hatta İsviçreli başkanın dördüncü dönemine başlaması ise kaçınılmaz bir gerçek olarak görülüyordu.

Eşzamanlı bir geri çekilme gündeme getirilmiş olsa da, üye federasyonların desteğini tek tek geri çekme olasılığı da bulunuyor.

Böyle bir hareket, fiilen bir güvensizlik oyu anlamına gelir ve Infantino’nun istifası yönündeki baskıyı artırır.

Örneğin İngiltere Futbol Federasyonu (FA), Gianni Infantino’nun FIFA başkanlığına yeniden seçilmesine verdiği desteği resmen geri çekecek.

FA, daha önce Infantino’ya destek vermiş olmasına rağmen, artık onun dördüncü dönem başkanlığı için destek vermediğini teyit eden bir mektubu FIFA’ya gönderecek.

FA, daha önce Infantino’nun arkasında saf tutmuştu. Infantino, kasım ayında Birleşik Krallık’ın 2035 Kadınlar Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacağını teyit edecek olağanüstü FIFA kongresine başkanlık edecek.

Cumartesi günü FA, “FIFA’nın liderlik ve yönetişim yapısının kapsamlı ve titiz bir şekilde gözden geçirilmesi” çağrısında bulunmuştu.

Bu hamle, Galler Futbol Federasyonu’nun Infantino’nun adaylığından desteğini çekmesinin ardından geldi.

Galler futbolu ve temsilcileri, Infantino’ya karşı çıkma çabalarında kilit bir rol oynadılar.

Geçen Perşembe günü üye federasyonların katıldığı bir toplantıda, UEFA başkan yardımcısı ve eski Galler milli futbolcusu Laura McAllister, Infantino’nun FFE planını rafa kaldırmaması halinde FIFA turnuvalarına Avrupa öncülüğünde bir boykot uygulanmasını savundu.

Bu, planı fiilen uygulanamaz hale getiren ortak bir mutabakata yol açtı.

Finlandiya Futbol Federasyonu, geçen hafta desteğini çeken ilk ülke olmuştu.

FIFA, mektubunu geri çekmek isteyen her ülke tarafından bilgilendirilmek zorunda. Diğer konfederasyonlardaki ülkelerle görüşmeler devam ediyor.

“FIFA Forward Enterprise” önerisinin başarısız olmasına rağmen, Asya Futbol Konfederasyonu’ndaki (AFC) bazı ülkeler hafta sonu Infantino’ya açıkça destek verdi.

Avrupa futbol camiasındaki kaynaklar, bu federasyonların Infantino’nun karşı karşıya olduğu muhalefetin boyutundan tam olarak haberdar olup olmadıklarını sorguluyor.

Cumartesi günü finansal açıdan güçlü Katar’ın Infantino’ya destek vermesinin ardından, pazar günü daha küçük Asya federasyonları olan Sri Lanka ve Kuveyt de kamuoyu önünde desteklerini açıkladı. 

Fakat AFC nadiren toplu olarak oy kullanır ve Infantino’dan memnun olmayan bazı federasyonların Avrupalıların safına katılma ihtimali de bulunuyor.

FIFA’nın 211 üyesinden 200’den fazlası Infantino’ya destek mektupları sunmuştu. O dönemde görev süresinin tehlike altında görünmemesine rağmen, FIFA’nın tereddüt edenler üzerinde yoğun baskı uyguladığı anlaşılıyor.

Birçoğu, başkanlığı konusunda özel olarak endişelerini dile getirmesine rağmen onu desteklemişti.

Infantino’nun yerine geçecek bir aday belirleme çabaları hız kazanıyor. Seçim için öne sürülecek herhangi bir adayın, Avrupa dışında, özellikle Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Konfederasyonu (CONCACAF) tarafından önemli düzeyde destek alması gerekecek.

Uygun bir adayın etrafında hızla birleşmek, Infantino’yu konumunun savunulamaz olduğuna ikna etmenin anahtarı olabilir.

Infantino görevde kalmaya kararlı görünüyor ve desteğini sürdürmek için dünyanın dört bir yanındaki üye federasyonlara baskı uyguladığı düşünülüyor.

Bununla birlikte, hem Afrika Futbol Konfederasyonu hem de Güney Amerika Konfederasyonu (Conmebol) Infantino’ya tam destek veriyor.

Bu durum, UEFA üyeleri FIFA’da yeni bir liderlik arayışındayken Asya ve Kuzey Amerika’yı kritik mücadele alanları haline getiriyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Alman Sanayi Federasyonu’nun ‘Çin Şoku 2.0’ uyarısına Çin’de yanıt: Kendi sorunlarınızı dışsallaştırmayın

Yayınlanma

Alman Sanayi Federasyonu (BDI), Çin’le ilişkilerde giderek büyüyen sorunların Alman sanayisini tüm sektörlerde ağır biçimde etkilediğini ve ülkenin bir “Çin Şoku 2.0” yaşadığını bildirildi. Çinli bir uzman ise Almanya’nın kendi sorunlarıyla yüzleşmesi ve rekabet gücünü artırması gerektiğini belirterek, iç yapısal sorunları dışsallaştırmanın gerçek bir çözüm sağlamayacağını ve Çin ile Almanya arasında kazan-kazan esasına dayalı işbirliğini de geliştirmeyeceğini söyledi.

Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi pazartesi günü yayımladığı haberde, BDI İcra Kurulu Başkanı Tanja Gönner’in Alman Basın Ajansı’na yaptığı açıklamada, federasyonun rakip olarak Çin’le ilgili giderek artan sorunlar gördüğünü söylediğini aktardı.

Gönner, Çin’in “kritik ham maddelerde bağımlılık, önemli ölçüde düşük değerlenmiş para birimi ve devlet kaynaklı kapasite fazlası” gibi unsurlar üzerinden sanayi üzerinde büyük bir etki yarattığını ileri sürdü. Gönner’e göre bunlara, Çin’in kilit teknolojilerde küresel pazar lideri olma hedefi de ekleniyor.

Fudan Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü bünyesindeki Çin-Avrupa İlişkileri Merkezi Direktörü Jian Junbo, pazartesi günü Global Times’a yaptığı açıklamada, “Geçtiğimiz 20 yıl boyunca Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin otomotiv ve makine gibi sektörlerdeki şirketleri, Çin’in açık pazarından, eksiksiz tedarik zincirlerinden ve nispeten düşük maliyetlerinden yararlanarak kâr elde etti,” dedi.

Jian, Çin’in sanayisini geliştirmesi ve elektrikli araçlar ile fotovoltaik gibi alanlarda rekabet gücü kazanmasının ardından Almanya dahil Avrupa ülkelerinin normal piyasa rekabetini “şok” ve “tehdit” olarak tanımlamaya başladığını kaydetti.

Çin Uluslararası Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Akademisi araştırmacısı Zhou Mi ise pazartesi günü Global Times’a verdiği demeçte, “Çin, kritik ham maddeler alanında kesintisiz yatırım ve araştırma-geliştirme faaliyetlerini sürdürdü. Çin’in teknolojik avantajları ve kurallara uygun ihracat kontrolleri birer engel teşkil etmiyor. Bu konuyu abartarak Çin’e kendi yönetim sistemlerinden vazgeçmesi için baskı yapmak makul değildir,” ifadelerini kullandı.

Zhou, döviz kurlarının esas olarak piyasa ve ekonomik temeller tarafından belirlendiğine işaret ederek, “para biriminin düşük değerlendiği” iddiasının daha da dayanaksız olduğunu savundu.

Zhou’ya göre Çin, “kapasite fazlası” meselesine ilişkin birçok kez açıklama yaptı ve konuyu sistematik biçimde izah eden bir beyaz kitap yayımladı: “Sözde kapasite fazlası hükümet tarafından yaratılmış değil. Belirli dönemlerde ve özel piyasa koşullarında arz ile talep arasında geçici bir dengesizlik ortaya çıkabilir. Ancak bu tür dengesizliklerle ticari engeller oluşturarak veya tehditlere başvurarak değil, bilgi paylaşımını güçlendirerek ve şeffaflığı artırarak birlikte mücadele edilmesi gerekiyor.”

BDI, 2019’un başında yayımladığı bir politika belgesinde Almanya’nın Çin politikasının yeniden yönlendirilmesi çağrısında bulunmuştu. Belgede, piyasa ekonomisinin “daha dayanıklı” hale getirilmesi gerektiği belirtilmişti. Çin bir ortak olarak tanımlanmakla birlikte, giderek daha fazla sistemik bir rakip olarak da görülmeye başlanmıştı. FAZ’ın aktardığına göre Alman hükümetinin 2023 tarihli Çin Stratejisi’nde Çin, ortak, rakip ve sistemik hasım olarak tanımlandı.

Jian, Almanya’nın önde gelen sektörlerinde giderek artan bir baskıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Ancak uzmana göre Alman sanayisinin rekabet gücündeki göreli gerilemenin temel nedeni; yüksek enerji maliyetleri, aşırı düzenlemeler ve inovasyonu pratik sonuçlara dönüştürmedeki düşük verimlilik gibi iç yapısal sorunlarda yatıyor.

Jian, “Bu iç yapısal sorunları dışsallaştırmak, sorunların gerçek anlamda çözülmesine yardımcı olmaz,” dedi.

FAZ’ın haberinde Gönner, Avrupa’nın Çin karşısında daha iddialı olması gerektiğini, ancak kendisini Çin’den tamamen soyutlamaması gerektiğini söyledi.

Gönner, “Kendimizi nasıl savunabileceğimizi değerlendirirken aynı zamanda birçok alanda kurallara dayalı düzeni korumaya çalışmalıyız,” ifadelerini kullandı.

Bloomberg geçen hafta, Almanya’nın Çin’in tedarik zincirindeki kırılganlıkları tespit etmeye çalıştığını ve olası bir Almanya-Çin ticaret savaşında bu bilgileri baskı aracı olarak kullanmayı planladığını bildirmişti.

Jian, Almanya’nın çok taraflılığı ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarını savunduğunu iddia ederken tek taraflı ticaret araçlarına başvurmaya çalıştığını söyledi. Uzman, bunun uzun vadede yalnızca Alman sanayisinin içinin boşalmasını hızlandıracağını belirtti. Çünkü gerçekten rekabetçi şirketler, kaynakların dünya genelinde en uygun şekilde dağıtılabileceği yerleri aramaya devam edecek.

Çin’deki Alman Ticaret Odasının inovasyon raporuna göre, otomotiv sektöründeki şirketlerin yüzde 81’i, araştırma-geliştirme çalışmalarını Çin’de yerelleştirmelerinin son iki yıldaki gelişim hızlarını artırdığını belirtti. Şirketlerin yüzde 79’u Çin’de yerelleştirilen araştırma-geliştirme faaliyetlerinin Almanya’ya kıyasla maliyetlerini azalttığını söylerken, yüzde 70’i Çin’deki inovasyon ortaklıklarının ek maliyet tasarrufu sağladığını ifade etti.

Jian, Çin-Almanya ilişkilerinin uzun süredir kapsamlı stratejik ortaklık çerçevesinde karşılıklı fayda ve kazan-kazan esasına dayalı işbirliği üzerine kurulduğunu, iki ülke arasındaki rekabetin ise piyasa ekonomisinin olağan bir unsuru olduğunu belirtti.

Jian’a göre kilit nokta, ikili rekabeti bir tehdit olarak görmek ve sorunları daha da karmaşık hale getirecek tek taraflı, hedefe yönelik tedbirlere başvurmak yerine, rekabete akılcı ve nesnel bir tutumla yaklaşmak.

Alman otomotiv sektörünün Çin korkusu büyüyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English