Bizi Takip Edin

Amerika

Yapay zekada çalışanlar ile yöneticilerin mevzuat savaşı

Yayınlanma

Silikon Vadisi’ndeki yapay zeka mühendisleri ile milyarder yöneticiler arasında gevşek denetim ve sıkı mevzuat talepleri üzerinden yaşanan ayrışma derinleşiyor. İç mücadele, OpenAI çalışanlarının, şirketin kurucu ortağı Greg Brockman’ın fonladığı siyasi komiteye karşı mücadele eden bir oluşuma bağış yapmasıyla görünürlük kazandı.

Silikon Vadisi’ndeki teknoloji çalışanları, yapay zekanın gevşek kurallarla yönetilmesi için milyonlarca dolar harcayan şirket yöneticileriyle giderek daha fazla karşı karşıya geliyor.

Son dönemde yaşanan bu fikir ayrılığı, OpenAI çalışanları ile şirketin kurucu ortağı ve başkanı Greg Brockman arasında yeni bir siyasi bağış savaşına dönüştü.

Mevcut ve eski OpenAI çalışanlarından oluşan bir grup, Greg Brockman’ın kişisel bütçesinden fon sağladığı Leading the Future (LTF) adlı siyasi komiteye karşı mücadele yürüten Guardrails Alliance adlı süper PAC’e (siyasi aksiyon komitesi) 245 bin dolardan fazla bağışta bulundu.

OpenAI bünyesindeki bu siyasi cepheleşme ve diğer teknoloji firmalarındaki üst düzey ayrılıklar, yapay zekanın olası risklerine karşı nasıl bir duruş sergilenmesi gerektiği konusundaki bölünmenin yalnızca ülke genelinde değil, sektörün en büyük devlerinin kendi içinde de keskinleştiğini gösteriyor.

The Hill gazetesine konuşan Cornell Brooks Kamu Politikası Okulu Teknoloji Politikaları Enstitüsü Direktörü Sarah Kreps, OpenAI çalışanlarının Guardrails Alliance’a yaptığı bağışların, konunun sadece teknoloji sektörü ile dışarıdaki eleştirmenler arasında bir çekişme olmadığını kanıtladığını ifade etti.

Sektörün kendi içinde sorumlu yapay zeka politikalarının nasıl şekillenmesi gerektiğine dair ciddi bölünmeler yaşandığını belirten Kreps, çalışanların, şirketlerin, toplulukların ve yatırımcıların, yapay zekaya dair kendi vizyonlarını hayata geçirecek yetkilileri seçmek konusunda güçlü ve bazen çatışan çıkarlara sahip olduğunu dile getirdi.

“Milyarderlerin seçimleri satın almasına karşı” ittifak

Guardrails Alliance, kuruluşundan yaklaşık bir ay sonra, yapay zeka geliştirme süreçlerine daha sıkı denetimler getirilmesini savunan siyasi adayları destekleme sözüyle yola çıktığını duyurdu.

Geçen hafta yapılan açıklamada, mevcut ve eski sekiz OpenAI çalışanından toplam 248 bin dolar bağış alındığı bildirildi.

Kendisini yapay zeka sektörünün bu seçim döneminde yaptığı milyonlarca dolarlık lobi harcamalarına doğrudan bir panzehir olarak konumlandıran oluşum; velileri, sendikaları ve teknoloji çalışanlarını temsil ettiğini belirterek, yapay zeka milyarderlerinin seçimleri satın alma girişimlerini ifşa etmeyi amaçladığını ilan etti.

Oluşumun birincil hedefi, geçen yıl faaliyete geçen ve Brockman ile eşinin kişisel olarak 25 milyon dolar bağışta bulunduğu Leading the Future adlı süper PAC olarak öne çıkıyor.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, Brockman’ın bu kişisel bağışının şirketin resmi politikasını yansıtmadığını açıklasa da kendisinin başkanlık görevi ve diğer şirket yöneticilerinin geçmişte bu süper PAC ile anılan ilişkileri, bağışın kurumsal aidiyeti konusunda soru işaretlerine yol açtı.

OpenAI’da araştırma mühendisi olarak görev yapan Juan Felipe Cerón Uribe, Brockman’ın söz konusu komiteye yaptığı bağışları eleştirerek bu yapıların yapay zekayı denetimsiz bırakmak istediğini savundu.

OpenAI bünyesinde yapay zekanın toplumsal risklerini azaltmak için son dört yıldır çalışmalar yürüttüğünü belirten Cerón Uribe, özel şirketleri sorumlu geliştirmeden ötürü hesap verebilir kılacak yasal korumalar oluşturulmadığı takdirde, tüm bu araştırmaların boşa gitmesinden endişe duyduğunu aktardı.

Cerón Uribe, Guardrails Alliance’ın bu lobi faaliyetlerine karşı durmasından memnuniyet duyduğunu ve bağış yapma kararını kolaylıkla aldığını sözlerine ekledi.

Siyasi komiteye bağışta bulunan bir diğer OpenAI yapay zeka araştırmacısı Gabriel Wu da teknolojinin denetimsiz kalmasını sağlamak adına muazzam miktarda siyasi sermaye harcandığına dikkat çekti.

Eski OpenAI araştırma yöneticisi David Farhi ise Leading the Future oluşumunu doğrudan “OpenAI’ın süper PAC’i” olarak nitelendirerek, bu yapının henüz başlamadan tartışmaları sonlandırmayı amaçladığını ve böylece şirketin temel misyonuna karşı çalıştığını öne sürdü.

Silikon Vadisi merkezli Demokrat stratejist Cooper Teboe, teknolojiyi bizzat inşa eden ve bundan finansal olarak kazanç sağlayacak kişilerin tanıklıklarının, geçmişteki genel bağışlardan çok daha büyük bir siyasi ağırlık taşıyabileceğini belirtti.

Teboe, bu durumun şirket içindeki dengelerin kontrolden çıktığını ve tepe yöneticilerinin rekor düzeyde sermaye edinme arayışı içinde bu sorunları çözmeye yanaşmadığını gösterdiğini ifade etti.

Stratejist, teknolojiyi geliştiren insanların bundan korkarak yavaşlatılması için kendi paralarını harcamasının çok şey anlattığını vurguladı.

Leading the Future ise yapay zeka düzenlemelerine kategorik olarak karşı çıkmadıklarını savunarak, ulusal düzeyde sorumlu bir çerçevenin oluşturulmasına odaklanan net, olumlu ve proaktif bir gündemi desteklediklerini açıkladı.

OpenAI çalışanlarının karşıt oluşuma yaptığı bağışlar hakkında soru yöneltilen bir komite sözcüsü, ülke genelinde farklı kesimlerden karar alıcıları ve adayları destekleme konusundaki geçmişlerinden gurur duyduklarını belirtmekle yetindi.

Anthropic CEO’sundan yapay zeka düzenlemeleri için büyük bağış

Partilerde bölünme

ABD’li siyasiler federal düzeyde yapay zeka denetimi konusunda ortak bir zemin bulmakta zorlanırken, parti içi derin görüş ayrılıkları da süreci zorlaştırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump ve birçok Cumhuriyetçi yasa yapıcı eyalet düzeyindeki katı kurallara ve veri merkezi moratoryumlarına karşı çıkarken, Florida Valisi Ron DeSantis gibi bazı önde gelen Cumhuriyetçiler partiyi daha güçlü yasal denetimleri desteklemeye çağırıyor.

Demokratlar cephesinde ise teknolojinin çevresel ve ekonomik etkilerine odaklanan ilericiler ile düzenlemelere daha temkinli ve ölçülü yaklaşılmasını isteyen ılımlılar arasında görüş ayrılıkları yaşanıyor.

Akademisyen Sarah Kreps, çok büyük çıkarların söz konusu olduğu ve yapay zeka politikasının yönünün henüz netleşmediği bu dönemde, meselenin siyasi harcamalar için giderek daha güçlü bir çekim merkezine dönüştüğünü kaydetti.

Kreps, geçmişte çalışan protestolarının genellikle yöneticilere yazılan endişe mektupları veya bireysel aday bağışları şeklinde olduğunu, ancak bugün çalışanların doğrudan kendi şirket liderlerinin savunduğu politikalara karşı alternatif yönetim vizyonlarını finanse ettiğini belirtti.

Daha sıkı kuralları savunan adayları destekleyen bir diğer siyasi komite olan Public First’ün kurucu ortağı Brad Carson da Brockman ile çalışanları arasındaki bu ayrışmayı kendi tezlerini savunmak için bir fırsat olarak gördü.

Carson, OpenAI çalışanları ile şirketin küresel ilişkiler ekibi arasındaki mesafenin çok derin olduğunu ve çalışanların seslerini yükseltmesinden memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Carson ve Public First, bu yılın başlarında New York 12. Kongre Bölgesi’ndeki Demokrat ön seçimlerinde Leading the Future ile milyonlarca dolarlık bir bağış mücadelesine girişmişti.

Demokrat stratejist Teboe, tepe yöneticiler ile emeğini ortaya koyan çalışanlar arasındaki bu finansal harcama uçurumunun, genel siyasetteki yönetici sınıfa karşı duyulan memnuniyetsizliğin küçük bir modeli olduğunu savundu.

Google DeepMind bünyesinde askeri sözleşme istifası

Çalışanların tepkileri yalnızca bağışlarla sınırlı kalmıyor. Bağış haberlerinin gündeme geldiği gün, Google DeepMind bünyesinde çalışan bir araştırmacı, şirketin Pentagon ile yaptığı işbirliği nedeniyle istifa ettiğini duyurdu.

Google DeepMind’da iki yılı aşkın süredir yapay zeka güvenliği alanında uzman araştırmacı olarak görev yapan Alex Turner, yayınladığı yazıda, Google’ın savunma departmanına gizli çalışmalar için yapay zeka modelleri sağlama konusunda anlaşmaya varmasının ardından bu kararı aldığını açıkladı.

Pentagon’un, güvenlik önlemleri konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle yapay zeka firması Anthropic’i gizli devlet işlerinden men etmesinden yaklaşık iki ay sonra Google’ın, askeri birimin modelleri “yasaya uygun her türlü hükümet amacı” için kullanmasına izin verdiği belirtildi.

Sürecin geçmişinde Anthropic, geliştirdiği yapay zekanın insan denetimi olmaksızın kitlesel gözetleme veya otonom silahlarda kullanılabileceği yönünde endişelerini dile getirmiş, Pentagon ise teknolojiyi yasal çerçevedeki her amaç için kullanma konusunda ısrarcı olmuştu.

İstifa eden araştırmacı Alex Turner, Google’ın katil robotlar veya kitlesel yapay zeka casusluğuna karşı hiçbir kısıtlama getirmeksizin anlaşmayı imzaladığını ve şirketin sözleşme sınırlamalarının OpenAI’ın Pentagon ile yaptığı bağımsız anlaşmadan bile daha zayıf kaldığını savundu.

Turner, bu koşullar altında vicdanen Google’da kalmasının mümkün olmadığını belirterek görevinden ayrıldığını kaydetti.

Amerika

ABD Senatosu’ndaki “YOLO grubu” Trump’ın atama kararlarını zora sokuyor

Yayınlanma

ABD Senatosunda haziran ayındaki ön seçimleri kaybeden veya emeklilik kararı alan Cumhuriyetçi senatörlerin oluşturduğu “YOLO grubu” (Yalnızca Bir Kez Yaşarsın), önümüzdeki haftalarda Trump yönetiminin üst düzey adaylarının kaderini belirleyecek. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri Direktörlüğüne aday gösterilen Erica Schwartz ile Adalet Bakanı adayı Todd Blanche, komisyon oturumlarında kendi partilerinden senatörlerin sert sorularıyla karşılaştı.

ABD’de Donald Trump yönetiminin en çok tartışılan bazı adayları, önümüzdeki haftalarda Senato komisyonlarında yapılacak kritik oylamalarda görev sürelerinin sonuna gelen Cumhuriyetçi senatörlerin bağımsızlık ve denetim iradesini test edecek.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) direktör adayı Erica Schwartz ile Adalet Bakanı adayı Todd Blanche, geride kalan hafta düzenlenen onay oturumlarında soğuk bir kabulle karşılaştı.

Bu direnç, kendi partilerinde gayriresmi olarak “YOLO (Yalnızca bir kez yaşarsın) grubu” diye adlandırılan senatörlerden geldi.

Grubun üyeleri arasında haziran ayındaki ön seçimlerde Başkan Trump’ın desteklediği rakiplerine kaybeden Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Bill Cassidy ile geçen yıl emekli olacağını duyuran Senatör Thom Tillis yer alıyor.

Komisyonlardaki dengeler açısından kritik öneme sahip bu isimlerden Cassidy, Schwartz’ın adaylığını inceleyen komisyonun başkanlığını yürütürken; Cornyn ve Tillis ise Blanche’ın adaylığını karara bağlayacak komisyonda kararsız oyları elinde tutuyor.

Kabine düzeyindeki diğer iki aday olan Çalışma Bakanı adayı Keith Sonderling ve Ulusal İstihbarat Direktörü adayı Jay Clayton da geçen hafta komisyonların önüne çıktı. Bu isimlerin adaylıklarının da önümüzdeki günlerde oylanması bekleniyor.

Seçim yenilgileri ve emeklilik kararları sonrası daha özgürce konuşmaya başlayan senatörler, Trump ile Senato Cumhuriyetçileri arasında yaz başında tırmanan gerilimin ardından ilk kez bu kadar çok sayıda önemli adayı sorguluyor.

Cassidy, Cornyn ve Tillis; Trump’ın tartışmalı adımlarına karşı bir barikat oluşturan ılımlı Cumhuriyetçi Senatörler Lisa Murkowski ve Susan Collins ile ortak hareket ediyor.

“Sadece emir alan bir direktör istemiyoruz”

Geçmişte yönetimin sağlık politikalarına eleştiriler yönelten ancak geçen yıl aşı karşıtı söylemlerine yönelik endişelerine rağmen Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr.’ın onaylanması yönünde oy veren Senatör Cassidy, tıp doktoru kimliğiyle bu kez daha seçici davranıyor.

Eski bir cerrah yardımcısı ve hekim olan Schwartz, CDC liderliği için ana akım bir isim olarak görülse de Cassidy’nin, adayın aşı güvenliği konusunda Trump veya Kennedy’ye boyun eğmeyip bağımsız kalacağına dair verdiği yanıtlardan tatmin olmadığı görüldü.

Oturum esnasında tepkisini dile getiren Cassidy, “CDC direktörü olup sadece emirleri yerine getirebilirsiniz. Ancak bizim, aşılara olan inancı sarsan çılgınca ve aptalca iddialara karşı gerçekten dik duracak bir CDC direktörüne ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

Demokratların tamamının beklendiği gibi aşı kararına karşı oy kullanması durumunda, komisyondan tek bir Cumhuriyetçi üyenin “hayır” oyu vermesi Schwartz’ın adaylığının genel kurula sunulmasını engellemeye yetiyor. Cassidy ise oyunun yönüne dair henüz renk vermedi.

Benzer şekilde, Adalet Bakanı adayı Todd Blanche için Yargı Komisyonunda düzenlenen iki günlük oturumlar da Cornyn ve Tillis’i ikna etmekte yetersiz kaldı. Blanche’ın adaylığının komisyonda bloke edilmesi için de yine tek bir Cumhuriyetçi üyenin ret oyu yeterli bulunuyor.

“Mağdur fonu” tartışması

Trump’ın eski kişisel avukatı olan Blanche, Demokratların sert muhalefetinin yanı sıra kendi partisinden de ciddi çekincelerle karşı karşıya.

Cornyn ve Tillis, Blanche’ın vekil adalet bakanı olarak son aylardaki bazı uygulamalarından rahatsızlık duyduklarını belirtti. İki senatör, Blanche’a verecekleri desteğin, devlet mekanizmalarının kendilerine karşı “silah olarak kullanıldığını” iddia eden kişilere yönelik kurulması planlanan yasal savunma fonunun tamamen iptal edilmesine bağlı olduğunu vurguluyor.

Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında büyük tartışma yaratan bu fon projesi, mayıs ayında göçmenlik yasası fon paketinin geçmesini de engellemişti.

Blanche, söz konusu fon projesinin “bittiğini” ve yeniden canlandırılamayacağını söylese de bu güvenceyi henüz yazılı olarak sunmadı. Senatör Cornyn, Blanche’ın bu konudaki sözlü açıklamalarının ikna edici olmadığını belirterek çarşamba günü oturum çıkışında gazetecilere, “Argüman bu fonun öldüğü yönündeydi ancak kendisi aslında ölmediğini doğrulamış oldu” dedi ve oyuna dair kararını henüz vermediğini ekledi.

Blanche’ın adaylığına genel olarak olumlu bakan Tillis ise duruşmayı, Adalet Bakanlığının Jeffrey Epstein dosyalarını ele alış biçimini sorgulamak için kullandı.

Tillis, Blanche’ın bakanlıktan randevu talep eden ancak yanıt alamayan bazı Epstein kurbanlarıyla görüşmemesi halinde adaylığına onay vermeyeceğini beyan etti.

Bu uyarının ardından Blanche, perşembe öğleden sonra kurbanlarla bir araya gelse de görüşme mağdurları memnun etmedi. Kurbanlardan Annie Farmer, yaptığı açıklamada Blanche’ı “hırpalayıcı, tepeden bakan ve kasıtlı olarak net yanıtlar vermekten kaçınan” biri olarak tanımladı.

Blanche ise mağdurlara, kamuoyu önünde yaptığı gibi adalet arayışları için FBI’a başvurmalarını tavsiye ettiğini söyledi.

Tillis, Blanche’a bu görüşmeyi gerçekleştirdiği için teşekkür etmekle birlikte, iki hafta içinde yapılması planlanan oylamadaki tavrını açıklamadı.

Seçim güvenliği çıkmazı

Ulusal İstihbarat Direktörü adayı Jay Clayton’ın önünde ise daha az engelli bir yol uzanıyor. Ancak ABD istihbarat servislerinin yabancı tehditleri yurt dışında izlemesine olanak tanıyan gözetleme yasasının (FISA) Clayton yönetiminde yeniden yürürlüğe girip girmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Geçen ay süresi dolan yasanın uzatılması çabaları, Trump’ın istihbarat topluluğunun başına geçici olarak Bill Pulte’u atamasıyla Senatoda kesintiye uğramıştı.

Pulte, Federal Konut Finansmanı Ajansı direktörüyken Trump’ın siyasi rakiplerini soruşturmak için konut kredisi kayıtlarını kullandığı iddiaları nedeniyle hem Demokratlar hem de bazı Cumhuriyetçiler arasında tartışmalı bir figür olarak görülüyor.

Senatörler, New York’ta eski Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro gibi profili yüksek sanıkları ve terör zanlılarını yargılamış olan Clayton’a karşı daha sıcak yaklaşıyor.

Ancak Trump yönetiminin seçim güvenliği odaklı ajandası, Clayton’ın varlığına rağmen FISA yasasının yenilenmesini zorlaştırabilir.

Oturumda Demokrat senatörler, Clayton’ı 2020 başkanlık seçimlerini Trump’ın değil Joe Biden’ın kazandığını açıkça kabul etmediği için eleştirdi. Eski Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard’ın, Georgia eyaletinin Fulton ilçesindeki seçim ofislerine düzenlenen FBI baskınlarında yer alması da tartışma konusu oldu.

Clayton bu baskınlar hakkında detaylı bilgisi olmadığını iddia edince Senato İstihbarat Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Mark Warner duruma tepki göstererek, “Size güveniyorum ve sizi tanıyorum; fakat Direktör Gabbard’ın Fulton’daki yerel seçim faaliyetlerine müdahalesinden ve bunun yarattığı büyük endişeden haberiniz olmadığını düşünmek inandırıcılık sınırlarını zorluyor” dedi.

İstihbarat Komisyonu, pazartesi akşamı Clayton’ın adaylığını oylayacak. FISA konusu oturumda doğrudan gündeme gelmemiş olsa da senatörler, Pulte’un yerine Clayton’ın getirilmesinin yasanın uzatılması sürecini yeniden başlatabileceğine dair umut taşıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Amerikan bankaları kâr rekorları kırdı

Yayınlanma

ABD’deki en büyük beş banka, yapay zeka patlaması ve İran ile savaşın yol açtığı piyasa dalgalanmaları sayesinde rekor kâr rakamları açıkladı.

JPMorgan, Bank of America, Goldman Sachs, Wells Fargo ve Citigroup geçen hafta açıklanan verilere göre ikinci çeyrekte toplam 49 milyar dolarlık kâr elde ettiler.

SpaceX’in 85 milyar dolarlık halka arzı, iyimser perakende yatırımcıları akın akın çekti ve işin içinde olan bankalara yaklaşık 500 milyon dolar kazandırdı.

Hürmüz Boğazı’nın tekrar tekrar açılıp kapanması etrafındaki piyasa dalgalanmaları ve yapay zekanın ya daha parlak bir geleceği ya da dünyanın sonunu temsil ettiği yönündeki tartışmalar da bankaların gelirlerini artırdı.

Birleşme ve satın almaların yoğun olduğu dönemlerde yatırım bankacılığından elde edilen çok daha yüksek ücretler ile altyapılarını geliştiren yapay zeka şirketleriyle yapılan anlaşmalardan gelen gelirler de arttı.

Öte yandan JPMorgan Chase CEO’su Jamie Dimon, bankanın kazanç açıklamasında heyecanı biraz dizginledi.

Dimon, ABD ekonomisinin “dayanıklılığını” överek iş koşullarının neredeyse “olabileceği en iyi durumda” olduğunu belirtse de, aynı zamanda uyarıda bulundu:

“Jeopolitik gerilimler ve savaşlar, inatçı enflasyon, büyük küresel mali açıklar ve yüksek varlık fiyatları dahil olmak üzere birçok risk, tektonik plakalar gibi yüzeyin altında kayıyor.”

Dimon, “Bu güçlerin nihayetinde nasıl sonuçlanacağını öngöremiyoruz,” diye ekledi.

Goldman Sachs’ın kazanç açıklamasında ise CEO David Solomon, yapay zeka altyapı yatırımları nedeniyle bankacılık sektörünün “yapay zeka sermaye harcamaları süper döngüsünün ortasında” olduğunu belirtti.

Ayrıca yakında gerçekleşecek yapay zeka halka arzları da var: Anthropic’in halka arzı Goldman ve Morgan Stanley tarafından yönetilecek; OpenAI ise hangi bankaların sürece dahil olacağına henüz karar vermiş değil.

Okumaya Devam Et

Amerika

AIPAC, İsrail yardımında fire veren Demokratları sildi

Yayınlanma

ABD’deki en güçlü İsrail lobisi AIPAC, bu hafta İsrail’e yönelik askeri yardımın kesilmesi yönünde oy kullanan Temsilciler Meclisi üyesi 10’dan fazla Demokrat vekilin internet sitesindeki bağış butonlarını kaldırdı. Siyasi eylem komitesi portalında “İsrail’in yanında duranlar” listesinde yer alan Kongre üyelerine yönelik çevrimiçi destek kanalları cuma günü itibarıyla kapatıldı.

Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesinin (AIPAC) seçim finansmanı kanadı, bu hafta İsrail’e yönelik askeri yardımın kesilmesi yönünde oy kullanan Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat vekillere yönelik internet üzerinden yapılan bağışları sınırlandırdı.

Bu hamle, Demokrat Parti ile nüfuzlu İsrail lobisi arasında var olan görüş ayrılıklarının son halkasını oluşturdu.

Cuma günü öğleden sonra itibarıyla AIPAC siyasi eylem komitesinin internet portalında, “İsrail’in yanında duran” mevcut Kongre üyelerinin listelendiği sayfada yer alan 10’dan fazla Demokrat vekilin yanındaki bağış butonları kaldırıldı.

Portalda bağış butonları devre dışı bırakılan isimler arasında Temsilciler Meclisindeki iki numaralı Demokrat konumundaki Massachusetts Temsilcisi Katherine Clark, parti yönetiminde yer alan bir diğer isim olan Colorado Temsilcisi Joe Neguse ve oylamanın ardından AIPAC fonlarını reddettiğini açıklayan New York Temsilcisi Pat Ryan da yer alıyor.

AIPAC Sözcüsü Deryn Sousa konuya dair Politico’ya yaptığı açıklamada, “AIPAC üyeleri, ilkeli bir duruş sergileyen temsilcilerine derinden minnettardır ve bu duruşu sergilemeyenlerden ötürü hayal kırıklığı yaşamaktadır” ifadelerini kullandı.

Yaşanan bu gelişme, AIPAC ile Temsilciler Meclisi Demokratları arasındaki siyasi ilişkilerde yaşanan büyük eksen kaymasının yeni bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.

Kongre ara seçimleri öncesinde, sol kanatta yer alan çok sayıda ilerici aday, AIPAC’ten mali destek almalarını eleştirdikleri rakiplerini ön seçimlerde mağlup etmişti. Bu durum, Demokratlar arasında İsrail yanlısı lobiyle ilişki kurmanın siyasi açıdan zarar verici olduğu kanaatini güçlendirdi.

İnternet Arşivi (Internet Archive) verilerine göre, söz konusu bağış butonları en son 6 Temmuz tarihinde aktif olarak görünüyordu.

O dönemde portalda eski Meclis Başkanı California Temsilcisi Nancy Pelosi’ye yönelik övgü dolu ifadeler de yer alıyordu. Portalda 6 Temmuz’da yer alan ve Pelosi’nin yeniden aday olmayacağını hatırlatan notun altında, “Kongre Üyesi Pelosi’ye, ABD-İsrail ilişkilerine verdiği destekten ötürü teşekkür ederiz” ifadesi yazılıydı.

Cuma günü itibarıyla bu teşekkür yazısının yanı sıra Pelosi’nin California’dan meslektaşı olan Demokrat Temsilci Julia Brownley’e yönelik teşekkür ifadesinin de siteden kaldırıldığı görüldü.

Çarşamba günü, 100’den fazla Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi, Dışişleri Bakanlığı bütçe tasarısına eklenmesi öngörülen ve ABD’nin İsrail’e yönelik askeri yardımını kesmeyi amaçlayan bir değişiklik önergesine lehte oy kullanmıştı. Bu da partinin Yahudi devletine yönelik bir dönem sarsılmaz olarak görülen desteğinde büyük bir kırılma olarak kayda geçti.

Önergeye destek veren vekillerin büyük bir kısmı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’deki savaşı yürütme biçimine yönelik rahatsızlıklarını gerekçe gösterdi.

Değişiklik önergesi, aralarında Azınlık Lideri New York Temsilcisi Hakeem Jeffries’in de olduğu 98 Demokrat vekilin karşı oy kullanmasıyla reddedildi.

Demokrat Temsilci Pat Ryan, çarşamba günü X hesabından yaptığı paylaşımda, AIPAC gibi grupların gelecekteki seçim kampanyalarına destek vermemesini beklediğini belirterek “Açıkçası onların desteğini zaten istemiyorum” dedi.

Ryan, paylaşımında ayrıca “Yozlaşmış ve giderek daha tehlikeli hale gelen Netanyahu rejimine karşı durmayı reddeden katı yaklaşımların siyasetimizde yeri yoktur” ifadesine yer verdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English