Bizi Takip Edin

Diplomasi

Zelenskiy: ABD’nin garantisi olmadan ateşkes anlamsız

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ABD’den güvenlik garantileri olmadan ateşkese yanaşmayacağını belirterek, bu garantilerin Rusya’nın saldırganlığını önlemek için hayati önem taşıdığını ifade etti.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya’nın saldırılarını durdurabilecek güvenlik garantilerinin yalnızca ABD tarafından sağlanabileceğini belirtti.

Zelenskiy, ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump ile yemin töreninden hemen sonra bir görüşme yapmayı umduğunu ifade etti.

Zelenskiy, ABD’li podcast sunucusu Lex Friedman ile yaptığı röportajda “Sanıyorum, 25 Ocak’ta ya da başka bir gün, öncelikli olarak Trump ile masaya oturuyoruz. Savaşı nasıl durduracağımızı, Putin’i nasıl durduracağımızı konuşuyoruz,” dedi.

Friedman, Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir barış anlaşması imzalanması ihtimaline ilişkin sorular yöneltmişti.

Üç saatlik röportaj 5 Ocak Pazar günü YouTube’da yayımlandı.

Zelenskiy, Rusya liderinin savaşı sona erdirmeye yönelik ciddi müzakerelerle ilgilenmediğini vurguladı.

Ukrayna Devlet Başkanı’na göre, Putin’i yalnızca güç durdurabilir ve saldırıları sona erdirmesi için “zorlanması” gerekiyor.

“ABD olmadan güvenlik garantileri mümkün değil. Rus saldırganlığını önleyebilecek garantilerden bahsediyorum,” diyen Zelenskiy, Avrupa’daki müttefiklerin askerî açıdan Rusya’nın yeni bir saldırısına tek başına karşı koyamayacak kadar zayıf kalacağına işaret etti.

Zelenskiy, güvenlik garantileri olmadan ateşkesin Rusya’ya yeniden saldırıya hazırlanması için zaman kazandıracağını ifade etti.

“Putin’in kafasında işgal ettiği topraklarımızı tamamlama fikri var. Bu, onun hasta zihninde. Bu yüzden Putin’in iyi niyetini beklemeyin, onu savaşı durdurmaya zorlayın,” ifadelerini kullanan Ukrayna lideri, Trump ile “güç yoluyla barış” yaklaşımının savaşı sona erdirmek için etkili olduğuna inandıklarını da sözlerine ekledi.

Zelenskiy ayrıca, Ukraynalıların Trump’ın Moskova’yı savaşı durdurmaya zorlayabileceğini düşündüklerini belirterek ABD’nin NATO’dan çıkması hâlinde Rusya’nın Avrupa’da tırmanışı artıracağını dile getirdi.

“Eğer Trump bunu yaparsa (NATO’dan çıkarsa), Putin Avrupa’yı yok eder,” diyen Zelenskiy, Trump’ın daha önce Avrupa müttefiklerinin savunma harcamalarını artırmaması durumunda ABD’nin NATO’dan çekilebileceğini ima ettiğini hatırlattı.

Financial Times, aralık ayı sonunda Avrupa’daki yetkililere dayandırdığı bir haberinde, Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesinin ardından Ukrayna’ya askeri yardımı sürdürmeyi planladığını aktardı. Bu durumun, ABD’nin Avrupa’daki müttefiklerine ek destek sağlayacağını belirtildi.

Haberde, Trump’ın ateşkes sonrası Kiev’e silah tedarik edilmesini, “güç yoluyla barış” yaklaşımının bir parçası olarak gördüğü ifade edildi.

Diplomasi

Paşinyan, Ermenistan’ın aynı anda AB ve AEB üyesi olamayacağını söyledi

Yayınlanma

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin aynı anda hem Avrupa Birliği’ne (AB) hem de Avrasya Ekonomik Birliği’ne (AEB) üye olamayacağını belirterek, AB üyeliğine ilişkin referandumdan önce aday ülke statüsünün alınması gerektiğini söyledi. Paşinyan, Kırgızistan’da düzenlenen Avrasya Hükümetlerarası Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, aksi halde Ermenistan halkının mevcut olmayan bir seçenek üzerinden tercih yapmaya zorlanacağını savundu.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan yönetiminin aynı anda hem Avrasya Ekonomik Birliği’ne (AEB) hem de Avrupa Birliği’ne (AB) üye olmasının mümkün olmadığını kabul ettiğini söyledi.

Paşinyan, Kırgızistan’da düzenlenen Avrasya Hükümetlerarası Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, ülkesinin AB üyeliğine ilişkin sürecin belirli kurumsal aşamalardan geçmesi gerektiğini belirtti.

Sputnik Ermenistan’ın aktardığına göre Paşinyan, “Ermenistan AB’ye üye olmaya nitelik bakımından hazır hale geldiğinde bile bu, ülkemizin otomatik olarak AB üyesi olacağı anlamına gelmez. Bunun için hem AB üyesi ülkelerin hem de Ermenistan vatandaşlarının onayı gerekir” dedi.

Paşinyan, AB üyeliği konusunun ön hazırlık yapılmadan Ermenistan halkının kararına sunulamayacağını ifade etti. Buna göre önce Avrupa Birliği’ne resmi üyelik başvurusu yapılması, ardından aday ülke statüsünün alınması gerektiğini söyledi.

Ermenistan Başbakanı, bu aşamalar tamamlanmadan referandum yapılmasının anlamlı olmayacağını savunarak şöyle konuştu: “Bu, Ermenistan vatandaşlarını seçeneklerden biri gerçekte var olmayan alternatifler arasında tercih yapmaya zorlamak anlamına gelir. Bu, halka karşı saygısızlık olur ve meşru olmaz.”

Paşinyan ayrıca, AEB üyesi ülkelerin üçüncü ülkelerle yürüttüğü ilişkilerin sıfır toplamlı bir oyun olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

Bununla birlikte Ermenistan’ın AEB üyesi ülkelerle işbirliğini dış politika ve dış ekonomi alanındaki önceliklerinden biri olarak görmeye devam ettiğini vurgulayan Paşinyan, “Değerli dostlar, Ermenistan Cumhuriyeti için Avrasya Ekonomik Birliği üyesi devletlerle işbirliği dış politika ve dış ekonomi önceliklerinden biri olmayı sürdürüyor” dedi. Bu yaklaşımın yeni hükümet programına da yansıtılacağını ekledi.

Putin ve AEB liderlerinin açıklamaları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin mayıs ayında yaptığı açıklamada, Ermenistan’ın AB ile AEB arasında mümkün olan en kısa sürede tercih yapması gerektiğini söylemişti.

Putin, bu durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini belirtmiş, bunun yalnızca ekonomik bir mesele olduğunu vurgulamıştı. Erivan ise o dönemde Moskova ile “ayrılma” niyetinde olmadığını açıklamıştı.

Aynı ay Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Astana’da düzenlenen AEB zirvesinin ardından Ermenistan’a, Avrupa Birliği’ne katılım ile AEB üyeliği arasında tercih yapması için en kısa sürede ülke çapında referandum düzenleme çağrısında bulundu. Liderler ayrıca, Ermenistan’ın AB üyeliği yönündeki politikası nedeniyle AEB Anlaşması’nın ülke bakımından askıya alınmasının muhtemel sonuçlarına ilişkin bir raporun aralık ayına kadar hazırlanmasını istedi.

İhracat kısıtlamaları gündeme gelmişti

Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor) daha sonra Ermenistan’dan ithal edilen bazı ürünlere kısıtlama getirmeye başladı.

Önlemler çiçek, bazı sebzeler, meyveler, yemişler ve kuru meyvelerin sevkiyatını kapsadı. Kurum daha sonra Ermenistan menşeli alkollü içeceklerde kalite sorunları tespit edildiğini açıkladı. Rosselhoznadzor, 25 Temmuz’da ise Ermenistan’dan gelen süt ürünlerinin satışına izin vermedi.

Bunun üzerine Paşinyan, Ermenistan’ın ihracatına getirilen kısıtlamaların kısa sürede kaldırılmaması halinde bunun AEB’nin “sonunun başlangıcı” olacağını söylemiş ve yaşanan durumun birliğin tamamını etkilediğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Zalujnıy: Rusya, Batı silahlarının çoğuna karşı koymanın yolunu buldu

Yayınlanma

Ukrayna’nın Londra Büyükelçisi Valeriy Zalujnıy, NATO’nun askeri doktrinini ve standartlarını tamamen yenilemesi gerektiğini söyledi. Zalujnıy, Ukrayna’daki savaşın ittifakın mevcut yaklaşımlarını aşındırdığını ve Rusya’nın Batılı müttefiklerin sağladığı silahların neredeyse tamamına karşı koyma yöntemleri geliştirdiğini belirtti.

Ukrayna’nın Londra Büyükelçisi ve eski Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Valeriy Zalujnıy, NATO’nun askeri doktrinini ve standartlarını tamamen gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.

İnterfaks-Ukrayna’nın aktardığına göre Zalujnıy, Ukrayna’daki savaşın ittifakın mevcut yaklaşımlarının çağdaş koşullara artık karşılık vermediğini gösterdiğini belirtti.

Zalujnıy, Rusya’nın Ukrayna’nın Batılı müttefiklerinden aldığı silahların neredeyse tamamına karşı koyma yöntemleri bulduğunu savundu. Eski başkomutan, ittifakın temelden yeni bir askeri modele geçmesi gerektiğini ifade etti.

Zalujnıy, “Siyasi açıdan bakıldığında, eski dünyayı koruyan bir blok olarak NATO’ya yöneltilen çok sayıda soru var. Bilimsel ve teknolojik ilerleme yaşanıyor. Ukrayna 2026 yılında, NATO’nun envanterinde bulunan Tomahawk füzeleri, nükleer silahlar, uçak gemileri ve F-35’ler dışında, bütün silah türlerini kullandı. Kaynak tükendi. Rusya bunların tamamına karşı koyma yolu buldu” dedi.

Zalujnıy’ye göre sorun, ittifakın eski askeri kavramlara dayanmaya devam etmesi. Eski Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı, “NATO, İkinci Dünya Savaşı’nın sonundaki doktrinin içinde bulunuyor, biz ise teknolojik açıdan ilerideyiz” diye konuştu.

Zalujnıy, teknolojilerin gelişmesi ve devam eden savaşın Ukrayna ordusunu nitelik bakımından farklı bir düzeye taşıdığını söyledi.

Bu koşullarda NATO’nun yeni standartlara geçmekten ve temelden yeni bir askeri doktrin oluşturmaktan başka seçeneği olmadığını belirten Zalujnıy, ittifakın ancak bu dönüşümün ardından Ukrayna’nın üyeliğine hazır hale geleceğini ifade etti.

General ayrıca Avrupa’nın yeni bir kolektif güvenlik sistemine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Zalujnıy, “Daha önce de söylediğim gibi, büyük olasılıkla Avrupa’ya coğrafi olarak bağlı, tamamen yeni bir güç blokuna ihtiyacımız var. Tamamen yeni bir blok” dedi.

Zalujnıy birkaç gün önce, yıllardır süren vaatlere rağmen Ukrayna’nın NATO üyesi “hiçbir zaman” olmayacağını söylemişti.

İttifakın eski doktrinlerle hareket ettiğini belirten Zalujnıy, NATO’nun modern savaş yürütme düzeyine yaklaşmasının yaklaşık 12 yıl süreceğini de ifade etmişti.

Eski başkomutan bu nedenle Kiev’e, yalnızca Kuzey Atlantik İttifakı’na üyeliğe bel bağlamak yerine yeni oluşan Avrupa askeri ve siyasi ittifaklarına yönelmesini önermişti.

Bununla birlikte Zalujnıy, Ukrayna’nın Batı teknolojilerine, özellikle de füze savunması alanındaki teknolojilere hâlâ ihtiyaç duyduğunu belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Yayınlanma

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın cuma günü Suudi Arabistan’da ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Konu hakkında doğrudan bilgi sahibi iki bölgesel kaynak Reuters’a, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın cuma günü Suudi Arabistan’da ortak bir savunma anlaşması imzalayacağını söyledi.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, bölgesel güçlerin İran savaşı sırasında güvenlik bağlarını güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde Suudi Arabistan’ın liman kentinde bir araya gelecek.

Bölgesel güçler, ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı Körfez ülkelerini de içine çeken ve Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz üzerinden deniz taşımacılığını sekteye uğratan savaşın oluşturduğu koşullar altında güvenlik bağlarını güçlendirmeye çalışıyor.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Kızıldeniz kıyısındaki Cidde’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüşmesi bekleniyor.

Pakistan Başbakanı Şerif ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir, perşembeden cumartesiye kadar sürecek ziyaret için ülkeye gelirken, Türkiye Cumhurbaşkanlığına göre Erdoğan’ın cuma günü Suudi Arabistan’a gitmesi bekleniyor.

CNN-News18’e konuşan üst düzey bir Türk istihbarat kaynağı, ittifakın bütün temel şartlarının tamamen hazırlandığını, taraflara iletildiğini ve Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye liderleri tarafından kabul edildiğini doğruladı.

Pakistan ile Suudi Arabistan’ın geçen yıl karşılıklı savunma anlaşması imzalamasından bu yana, iki ülkenin Batı Asya ve Güney Asya’daki diğer ülkeleri de savunma blokuna dahil etmek istediği konuşuluyordu.

İttifak Suudi finansmanı, Türk teknolojisi ve Pakistan’ın nükleer kapasitesi üzerine kurulacak

CNN-News18’e göre Pakistan-Suudi Arabistan-Türkiye anlaşması, geçen yıl açıklanan Suudi Arabistan-Pakistan karşılıklı savunma anlaşmasının doğal bir genişlemesi niteliğinde.

Suudi Arabistan-Pakistan anlaşmasında olduğu gibi üçlü ittifak da entegre bir güvenlik ağı oluşturmak amacıyla her üye ülkenin farklı güçlü yönlerinden yararlanacak.

CNN-News18’e göre Suudi Arabistan mali gücü ve bölgesel nüfuzuyla katkıda bulunacak; Türkiye başta insansız hava araçları olmak üzere gelişmiş askeri teknoloji ve NATO standartlarındaki savunma sanayisi altyapısını sağlayacak; Pakistan ise nükleer kapasitesi ve savaş tecrübesine sahip ordusuyla katkı sunacak.

İttifak kapsamında ortak askeri tatbikatlar, teknoloji transferi, savunma sanayisi üretimi ve istihbarat paylaşımı gerçekleştirilecek.

Suudi Arabistan-Pakistan karşılıklı savunma anlaşması kapsamında Pakistan, zırhlı birlikler, topçu, piyade ve roket birlikleriyle desteklenen yaklaşık 25 bin askerin yanı sıra iki hava kuvvetleri filosu ve iki deniz filosunu Suudi Arabistan’a konuşlandırmayı kabul etmişti. Bu konuşlandırmanın, 10 milyar dolarlık Suudi yatırımı karşılığında krallığın güvenliğine katkı sağlamak, ortak operasyonlar yürütmek ve Suudi güçlerini eğitmek amacıyla yapıldığı belirtilmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English