Diplomasi
Medvedev’den Polonya’ya uyarı: Devletinizi kaybetme riskiyle karşı karşıyasınız

Şu anda Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcılığı görevini yürüten eski Başbakan Dmitriy Medvedev, Rossiyskaya Gazeta‘da yayımlanan makalesinde NATO üyesi Polonya’ya sert uyarılarda bulundu.
Medvedev, Rusya-Polonya ilişkileri üzerine kaleme aldığı, ‘Rusya ve Polonya: 4 Kasım Notları’ başlıklı ve 8 bin kelimelik uzun makalede Polonya’yı ‘tehlikeli bir düşman’ olarak nitelendirerek Varşova’nın mevcut tutumunu sürdürmesi halinde ciddi sonuçların ortaya çıkacağını ima etti.
Medvedev, “Polonya’ya tam manasıyla tarihsel bir düşman gibi davranacağız,” diyerek uzlaşma potansiyeli olmadığı takdirde Moskova’nın tutumunun kesin ve inatçı olacağını vurguladı. Yetkili, Polonya’ya hırslarının korkunç sonuçlara yol açtığı tarihsel örnekleri hatırlattı.
Medvedev, “Tarih, zorba Polonyalıları birden fazla kez acımasızca yargılamıştır: Rövanşist planlar ne kadar iddialı olursa olsun, başarısızlıkları Polonya devletinin bütünüyle ölümüne yol açabilir,” ifadelerini kullandı.
Putin, ‘Stalin’in Polonyalılara hediyesini’ anımsatmıştı
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de bu yılın temmuz ayının başlarında Polonya’nın batı toprakları hakkında tartışmalı açıklamalarda bulunmuş ve bu toprakları ‘Stalin’in Polonyalılara hediyesi’ olarak nitelendirmişti. Putin, ayrıca Polonya’nın Ukrayna’nın batı topraklarına yönelik sözde niyetlerini ima etti ve ‘yayılmacı planlara’ karşı uyarmıştı.
Polonya’dan tepki: Rusya liderleri yıllardır nefreti körüklüyor
Öte yandan Medvedev’in söz konusu makalesine Varşova’dan ilk tepki, Polonya Özel Kuvvetler Servisi Sözcüsü Stanislaw Zaryn’den geldi. Zaryn, PAP haber ajansına yaptığı açıklamada Rus liderlerin uzun yıllardır Polonya’ya karşı nefreti körüklediğini belirtti.
Medvedev’in makalesinin Polonya ve NATO’ya karşı nefret ve tehditlerle dolu olduğunu ve Krelmin’in propagandasının tipik bir örneği olduğunu kaydeden Zaryn, Medvedev’in ‘Polonya’ya karşı yayılan temel yalanları yinelediğini’ savundu.
Kilka słów komentarza o ost. ataku propagandowym D. Miedwiediewa na Polskę, a także szerszym kontekście. Kreml próbuje wymusić na Zachodzie zgodę na reset i wznowienie relacji. Polska mu w tym przeszkadza, więc jest – i będzie – atakowana.https://t.co/OAFkNOkYQR
— Stanisław Żaryn (@StZaryn) November 3, 2023
Rusya’nın Ukrayna’da devam eden saldırıları Moskova ile Varşova arasındaki ilişkileri daha da gerdi. Polonya, geçen yıl şubat ayında çatışmaların başlamasından bu yana Kiev’e devasa hacimlerde silah ve yaklaşık 4,5 milyar dolar değerinde mali ve insani yardım sağladı.
Diplomasi
Belarus, Polonya’ya terör şüphesiyle ilgili istihbarat aktardı

Belarus Dışişleri Bakanlığı, Polonya’daki bir aktivistin çocuklarını hedef alan terör saldırısı hazırlığına ilişkin Varşova’ya bilgi aktardığını duyurdu. Minsk yönetimi, Belarus’ta hüküm giyen bir şahsın intikam amacıyla bu eylemi planladığını bildirerek iki ülke kolluk kuvvetleri arasında veri paylaşımına hazır olduğunu kaydetti.
Belarus Dışişleri Bakanlığı, Polonya’nın Minsk Maslahatgüzarı Krzysztof Ozanna ile yapılan görüşmede, Polonya topraklarında gerçekleşme ihtimali bulunan bir terör eylemine dair verilerin Polonya tarafına iletildiğini duyurdu.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “Belarus Cumhuriyeti Ceza Kanunu’nun çok sayıda maddesinden hüküm giyen, Polonya’da bulunan ve yakın zamanda Polonya makamlarınca ek koruma statüsü ile ikamet hakkı iptal edilen bir şahıs tarafından terör eylemi hazırlanıyor” ifadesi yer aldı.
Dışişleri Bakanlığı, planlanan saldırının ana hedefinin Polonya’da ikamet eden Belarus vatandaşı bir kadın aktivistin reşit olmayan çocukları olduğunu kaydetti.
Saldırı gerekçesinin, söz konusu kişinin Polonya’daki statüsünü koruması adına yeterli çabayı göstermeyen kadına yönelik bir intikam arayışıyla bağlantılı olduğu bildirildi.
Belarus tarafı, bilginin ülke kolluk kuvvetlerinden Dışişleri Bakanlığına ulaştığını ve suçla mücadele kapsamındaki işbirliği mutabakatları çerçevesinde Varşova’ya aktarıldığını bildirdi.
Açıklamada, iki ülkenin emniyet birimleri arasındaki temas hatları üzerinden konuya ilişkin yeni veriler elde edildikçe paylaşımın sürdürülmesine hazır olunduğu vurgulandı.
Güvenlik birimleri düzeyindeki temaslar çerçevesinde Belarus ve Polonya özel servisleri, kasım ayında Polonya makamlarınca demiryolu altyapısına yönelik sabotajlara karışmakla suçlanan Ukrayna vatandaşlarının yerini tespit etmek üzere ortak çalışmalar yürüttü.
Bu soruşturmanın gerekçesini, 16 Kasım’da Varşova-Lublin demiryolu hattında meydana gelen hasarlar oluşturdu. Varşova’dan yaklaşık 100 kilometre uzaklıktaki Mikas yerleşimi yakınlarında yer alan hatta bir patlayıcının infilak etmesi sonucu raylar zarar gördü.
Aynı güzergâhtaki Pulawy bölgesinde ise katener hattının hasar alması nedeniyle 475 yolcu taşıyan bir tren durmak zorunda kaldı. Olayda yaralanan olmadı.
Hadisenin ardından Polonya makamları, Ukrayna vatandaşı Vladimir B. hakkında demiryolu altyapısına yönelik sabotajlara yardım ettiği gerekçesiyle iddianame düzenledi.
Soruşturma dosyasına göre sanık, saldırıların hazırlanması ve düzenlenmesine yönelik lojistik desteği Aleksandr K. ve Yevgeniy İ. isimli diğer iki sanıkla birlikte sağladı.
Diplomasi
Trump, Suudi Arabistan’ın “İbrahim Anlaşmaları”na katılmasını istedi

ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan’la imzalanan nükleer anlaşmanın, “İbrahim Anlaşmaları”na Suudi Arabistan’ın katılması şartına “tamamen bağlı” olduğunu söyledi.
Biden ve Trump yönetimleri daha önce Suudi Arabistan’ı İsrail ile ilişkilerini normalleştirmeye teşvik etmek için bir sivil nükleer anlaşma yapmayı düşünmüştü.
Fakat 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı operasyonunun ardından yaşananlar ve bunu izleyen savaş, konuyu karmaşıklaştırdı.
Suudi Arabistan, Filistin devletinin kurulmasına yönelik inandırıcı bir yol bulunmadıkça anlaşmaları imzalamayı daha önce reddetmişti.
Trump, ayrıntıları hâlâ belirsiz olan anlaşmanın onaylanacağını ama Suudi Arabistan’ın “son derece saygın ve başarılı İbrahim Anlaşmaları’na katılmasına tamamen bağlı olduğunu” yazdı.
Başkan, “ABD, sivil (zenginleştirilmemiş) nükleer tesislere karşı değildir,” diye devam etti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bu fikri hemen destekledi ve ofisinden yaptığı açıklamada, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının “barış çemberini genişletme imkânı yarattığını” belirtti.
Açıklamada, “Başkan Trump’ın da söylediği gibi, Suudi Arabistan’ın İbrahim Anlaşmaları’na katılması, Orta Doğu’da barış için tarihi bir adım olacaktır,” denildi.
Çarşamba günü açıklanan anlaşma, ABD’nin nükleer güvenlik önlemleri için bir çerçeve oluşturuyor.
Fakat Wall Street Journal’ın daha önce bildirdiği üzere, anlaşmada Suudi Arabistan’ın “altın standart” olarak kabul edilen zenginleştirme yapmama taahhüdüne imza atmaması ya da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın kapsamlı denetimlerine izin verilmesi konusunda bir mutabakat bulunmuyor.
Birleşik Arap Emirlikleri ile 2009 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın şartları arasında yer alan bu güvenlik önlemlerinin atlanması, çarşamba günü Kongre’deki bazı kararlı nükleer silahların yayılmasını önleme savunucularını endişelendirdi.
Bu kişiler, anlaşmanın ileride Suudi Arabistan’ın kendi ülkesinde uranyum zenginleştirmesine kapı açabileceğini belirttiler.
Diğerleri ise anlaşmanın İran’ı nükleer silah geliştirmeye itebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Fakat Enerji Bakanı Chris Wright, çarşamba günkü açıklamada, “Emin olun ki bu anlaşmalar, dünyanın en iyi nükleer teknolojisi ve bilim insanlarına dayanırken, nükleer güvenlik ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konusunda en yüksek standartları koruyor,” dedi.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD’nin “dünyanın hiçbir ülkesiyle, nükleer silahların yayılma riskine yol açacak herhangi bir anlaşmaya varmayacağını” vurguladı.
Washington ile Riyad arasında on yıl süren gidip gelen müzakerelerin ardından varılan bu anlaşmanın, Amerikan özel şirketlerine milyarlarca dolarlık gelir getirmesi bekleniyor.
Diplomasi
ABD, CIA hedeflerine vurulan darbelerde Rusya izini araştırıyor

ABD istihbarat birimleri, İran’ın Ortadoğu’daki CIA tesislerine yönelik insansız hava aracı saldırılarındaki hassasiyet artışında Moskova’nın rolü olup olmadığını incelemeye aldı. Reuters’a konuşan soruşturmaya vakıf kaynaklar, Rusya’nın Tahran’a hedefleme verisi veya teknoloji sağlamış olabileceği ihtimalinin araştırıldığını bildirdi.
ABD istihbarat servisleri, İran’a ait insansız hava araçlarının Ortadoğu’daki Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) tesislerine düzenlediği saldırılarda Rusya’nın muhtemel dahiliyetini ele alıyor.
Soruşturmanın seyrine vakıf dört kaynağın Reuters haber ajansına aktardığına göre Amerikan yetkilileri, Moskova’nın saldırıların isabet oranını artıracak hedefleme verilerini veya teknolojilerini Tahran yönetimine tedarik edip etmediğini araştırıyor.
Amerikalı istihbarat yetkililerinin, Rusya’nın söz konusu CIA hedeflerine yönelik saldırılardaki olası rolüne dair henüz nihai bir sonuca varmadığı vurgulanıyor.
Beyaz Saray konuya ilişkin bilgi taleplerini CIA’ye yönlendirirken, teşkilat açıklama yapmaktan kaçındı. İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği ile Suudi Arabistan makamları da iletilen soruları yanıtsız bıraktı.
Rusya ile İran, 2025 yılının ocak ayında siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında işbirliğinin geliştirilmesini öngören Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması’na imza attı. Bununla birlikte söz konusu metin, taraflara karşılıklı askeri yardım yükümlülüğü getirmediği gibi bir tarafın dahil olduğu bir çatışmaya diğer tarafın otomatik katılımını da şart koşmuyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, mart ayında yaptığı açıklamada, ülkesinin yürürlükteki askeri-teknik işbirliği anlaşması çerçevesinde İran’a askeri ürün tedarik ettiğini doğrulamış, ancak Tahran’a istihbarat verisi aktarıldığı yönündeki iddiaları kesin bir dille reddetmişti.
Ortadoğu’daki Amerikan askeri üslerinin konumlarının gizli bir bilgi olmadığını dile getiren Lavrov, bölgedeki tesislerin koordinatlarının herkes tarafından bilindiğini belirterek İran’ın bu noktaları hedef almasının şaşırtıcı olmadığını kaydetti.
Bölgedeki ABD üslerinin uydu verileri de dahil olmak üzere İran hakkında istihbarat toplamak amacıyla kullanıldığını vurgulayan Lavrov, bu tesislere yönelik saldırıların Washington’ın kendi eylemlerinin bir sonucu olduğunu savundu. Lavrov, Amerikalıların personellerinin büyük bölümünü bu üslerden tahliye etmesinin de yaşanacakları önceden bildiklerini gösterdiğini dile getirdi.
ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff, aynı ay içinde yaptığı açıklamada, Moskova’dan İran’a istihbarat verisi aktarmamasını talep ettiğini bildirdi.
Witkoff, bu görüşmeden iki gün sonra yaptığı değerlendirmede ise Rus tarafının kendisine veri transferi yapılmadığına dair güvence verdiğini ve bu beyanlara güvenilebileceğini kaydetti.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise İran’a istihbarat aktarıldığına dair iddiaları “bilgi sızdırması ve dezenformasyon” olarak niteledi. Peskov, ABD’li resmi yetkililerin de ellerinde bu iddiaları doğrulayacak bir bilgi bulunmadığını bizzat açıkladıklarını hatırlattı.
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Avrupa1 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Ortadoğu2 hafta önceİran Dışişleri: Hakan Fidan’ın karşılaştırması hayret verici ve yanlıştır
Görüş1 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Rusya1 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Amerika2 hafta önceLindsey Graham’a muhtaç olan sistem
Asya2 hafta önceÇin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu











