Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın ilk başkanlık emirleri: DSÖ, Küba, TikTok ve daha niceleri

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, görevdeki ilk gününe eşi benzeri görülmemiş bir “yürütme gücü gösterisi” ile gird.

Yeni başkan, doğuştan vatandaşlık hakkını sona erdirmekten, federal çalışanları ofise geri dönmeye zorlamaya, Tik Tok’a erteleme vermeden Küba’yı tekrar ‘terörün sponsoru ülkeler’ listesine dahil etmeye kadar birçok kararname imzaladı.

ABD’yi Paris iklim anlaşmasından çeken emri bir kez daha imzalayan Trump, aralarında kolluk kuvvetlerine saldırı ve “kışkırtıcı komplo” suçlarından hüküm giyenlerin de bulunduğu 1.500’den fazla 6 Ocak 2021 Kongre baskını isyancısının cezalarını affetti ya da hafifletti.

Federal hükümetin göçmenlere yönelik muamelesini elden geçiren bir emrin yanı sıra, ülkeyi Dünya Sağlık Örgütünden (DSÖ) çeken bir dizi emri imzalarken Oval Ofis’te gazetecilerin düzinelerce sorusunu yanıtlamak için 45 dakika harcadı.

Trump Oval Ofis’e geri dönüşüyle ilgili olarak, “Ne harika bir duygu. Yaşadığım en güzel duygulardan biri,” dedi.

Göçle mücadele ve sınır güvenliği en büyük yeri kaplıyor

Trump, en belirleyici gündemi olan göçmenlik konusunda birkaç kararname imzaladı. Belgesiz göçmenlerin çocuklarını 14. Anayasa Değişikliği kapsamında tanınan doğuştan vatandaşlık hakkının dışında bırakacak bir eylem olan doğuştan vatandaşlığı sona erdirmek için harekete geçti.

Göçmenlik grupları ve sivil haklar örgütleri pazartesi gecesi yasal itirazlarını sonuçlandırarak Trump’ı ilk uzun yargı savaşlarından birine çekmeye hazırlar.

Trump ayrıca göç yetkililerini arttırdı, güney sınırında ulusal acil durum ilan etti, göçmenlerin mahkeme duruşmalarını beklerken şartlı tahliye edilmelerine izin veren “yakala ve bırak” politikalarını sona erdirmek için harekete geçti, sınır duvarının inşasına yeniden başladı ve ilk döneminden kalma bir politika olan ve sığınmacıların davalarının işleme konması için Meksika’da beklemelerini gerektiren “Meksika’da Kal” politikasını yeniden canlandırmak için harekete geçti.

Başkan ayrıca “ordunun ABD’nin toprak bütünlüğünün korunmasındaki rolünü netleştirmek” için bir emir yayınladı.

Trump ilgili kurumları, güvenli olduğundan endişe duyulan ülkelerin vatandaşlarının girişinin askıya alınması için tavsiyelerde bulunmaya yönlendirdi ve mültecilerin yeniden yerleştirilmesini en az dört ay süreyle askıya aldı.

Ayrıca sığınma hakkını daha da kısıtlamak, bir dizi uyuşturucu kartelini yabancı terör örgütü olarak tanımlamak ve başsavcıya kolluk kuvvetlerinin öldürülmesi ve kayıtsız göçmenler tarafından işlenen ölümcül suçlar için idam cezası talep etme talimatı vermek için harekete geçti.

Trump yemin töreni konuşmasının tam metni: ABD’nin kutsal misyonu geri döndü

DEI’ye ve ‘trans’ programlarına karşı savaş

İç cepheye odaklanan bir başka emir de, hükümet genelinde işe alım uygulamalarında ve topluluk programlarında DEI’yi (çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık) teşvik eden programları hedefliyor.

Trump ayrıca transseksüel ve ‘non-binary’ bireyleri tanıyan programları geri almak için geniş bir emir imzaladı.

Trump yönetimi ayrıca, genç trans bireyleri kimliklerini reddetmeye ikna etmeyi amaçlayan bir uygulama olan “dönüşüm terapisi” üzerindeki kısıtlamaları da kaldırmaya çalışacak.

Latin Amerika ve Küba’ya ‘maksimum baskı’ başlıyor

Trump yönetimi, Başkan Joe Biden’ın görev süresinin sonuna doğru verdiği erteleme kararını tersine çevirerek Küba’yı hızla ABD hükümetinin “terörizmin devlet destekçileri” listesine geri aldı.

Donald Trump’ın, Biden yönetiminin adadaki siyasi tutukluların serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşmanın parçası olarak Küba’ya uzattığı zeytin dalını iptal etme sözü vermesi nedeniyle, Trump’ın bu açıklamayı yapması bekleniyordu.

Trump’ın bu adımı, yönetiminin Küba’ya karşı, görevdeki ilk döneminin bir özelliği olan düşmanca tavrını sürdüreceğine işaret ediyor.

Yeni Dışişleri Bakanı Marco Rubio, onay oturumu sırasında yönetimin Küba’nın terör listesinden çıkarılmasını geri almayı ve adaya diğer kısıtlamaları yeniden getirmeyi planladığını söylemişti.

Beyaz Saray pazartesi günü ayrıca ilk Trump yönetimi sırasında oluşturulan “kısıtlı kuruluşlar” listesini de yeniledi. Birçoğu Küba hükümetine bağlı olan bu Kübalı kuruluşlar, ABD yasaları uyarınca belirli finansal işlemlerden men ediliyor.

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel bir Facebook paylaşımında bu hareketleri “küstahlık ve gerçeği hiçe sayma” olarak nitelendirdi ve “Halkımızın meşru ve asil davası galip gelecek ve biz bir kez daha başaracağız,” dedi.

Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez Parrilla da meydan okudu ve “Zarar verecek ama halkımızın kesin kararlılığını bastıramayacak,” dedi.

Trump yönetiminin, Biden yönetiminin Helms-Burton Yasasının, Kübalı sürgünlerin Küba Devrimi sırasında el konulan mülk ve varlıklar için Havana’ya karşı dava açmalarına izin vermek üzere tasarlanan fakat o zamandan beri çoğunlukla çok uluslu şirketler tarafından kullanılan Başlık III’ü askıya alma kararını tersine çevirmemesi dikkat çekici.

Bir dizi kararnameyi imzaladıktan sonra Oval Ofis’te konuşan Trump’a, Latin Amerika ve Brezilya ile ilişkiler soruldu ve başkan da ilişkilerin “harika olması gerektiğini” söyledi.

Öte yandan Trump, “Onların bize ihtiyacı bizim onlara ihtiyacımızdan çok daha fazla. Bizim onlara ihtiyacımız yok. Onların bize ihtiyacı var. Herkesin bize ihtiyacı var,” dedi.

Sembolik ‘Amerikan milliyetçiliği’ emirleri

Trump’ın yeni basın sekreteri tarafından sosyal medyada duyurulan ve Meksika Körfezinin adını “Amerika Körfezi” olarak değiştirmeyi ve eski Başkan Barack Obama’nın 2015 yılında Alaska’daki yerli gruplarına saygı göstergesi olarak Denali adını verdiği Alaska’nın en yüksek zirvesine McKinley Dağı adını geri vermeyi içeren iki hamle de dahil olmak üzere, Trump’ın hamlelerinin çoğu dikkat çekmeyi ve kendi tabanına hitap etmeyi amaçlıyor gibi görünüyor.

Trump’ın kapsamlı başkanlık emirlerinden hangilerinin anında etki yaratacağı, hangilerinin tamamen sembolik olduğu ve Kongre ya da mahkemelerin etkilerini sınırlayıp sınırlayamayacağı henüz bilinmiyor.

ABD saatiyle 21.00 itibariyle Trump düzinelerce başkanlık emrini imzalamıştı.

Öte yandan ilk gün yayınlanan bazı emirlerin, yeni başkanın müttefiklerinin Yemin Günü öncesinde vaat ettikleri “gök gürültülü günlerin” gerisinde kaldığı anlaşılıyor.

Gümrük vergisi konusunda şimdilik ‘dağ fare doğurdu’

Örneğin yakın zamanda ithalata yüzde 100’e varan gümrük vergileri getirme sözü vermesine rağmen Trump, yabancı ülkelere herhangi bir yeni gümrük vergisi getirmeden sadece federal kurumları ticaret açıklarını ve adil olmayan ticaret ve döviz uygulamalarını araştırmaya ve ele almaya yönlendiren bir emir yayınladı.

Emir, Çin’in yanı sıra Kanada ve Meksika’yı da değerlendirmeye tabi tutuyor ama pek çok ülkenin korktuğu gibi tüm ülkeler için geçerli bir temel tarife ya da belirli ticaret ortaklarına gümrük vergisi getirmiyor.

Bu durum, Trump’ın kasım ayında yasadışı göçü ve ABD’ye fentanil akışını engellemek amacıyla göreve geldiği ilk gün Meksika ve Kanada’ya yüzde 25 gümrük vergisi uygulama vaadiyle çelişiyor.

Bu kararın, Trump’ın seçim kampanyası sırasında ana hatlarını çizdiği, tüm ithalatlara yüzde 10 ila 20 gümrük vergisi, Çin’den ithal edilen mallara yüzde 60 veya daha yüksek gümrük vergisi uygulanması ve gelir vergisinin gümrük vergileriyle değiştirilmesini de içeren “şahin” gümrük tarifesi politikasının destekçilerini kızdırması muhtemel.

Pazartesi günü erken saatlerde Kongre Binası Rotunda’da konuşan Trump, “rekor düzeydeki enflasyonu yenme ve maliyetleri ve fiyatları hızla düşürme” sözü verdi fakat çevre düzenlemelerini geri almak ve fosil yakıt çıkarımını artırmak dışında yönetiminin bunu nasıl başaracağı konusunda ayrıntı vermedi.

Trump ayrıca Panama hükümetinin uluslararası hukuka göre mümkün olmadığını söylediği Panama Kanalını “geri alma” sözü verdi.

Amerika

Beyaz Saray basın yasağını kaldırdı: CNN ve Politico yerleşkede

Yayınlanma

ABD’de federal mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı üzerine, Donald Trump’ın erişimini engellediği CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri Beyaz Saray’a yeniden kabul edildi. Yargıç Timothy Kelly, gazetecilerin savunma hakkı verilmeden kartlarının iptal edildiğine hükmetti. Kararın hemen ardından yaşanan kısa süreli giriş krizini avukatların acil başvurusu çözdü.

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Beyaz Saray’a girişlerini yasakladığı CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri, federal mahkeme kararının ardından perşembe günü yerleşkeye yeniden girdi.

CNN televizyonunun haberine göre Yargıç Timothy Kelly, medya kuruluşlarının açtığı davada çarşamba gecesi acil duruşma düzenledi.

Trump’ın göreve getirdiği Yargıç Kelly, yönetimin yasak kararını kaldırmasına ve gazetecilerin basın kartlarının derhal iade edilmesine hükmetti.

Medya kuruluşları, Trump yönetiminin getirdiği yasağın anayasal güvence altındaki adil yargılanma ve ifade özgürlüğü haklarını ihlal ettiğini savundu.

Kararında davacıların iddialarına değinen Kelly, “Davalı taraf, davacıların kalıcı basın kartları iptal edilmeden önce kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığını ve dinlenme fırsatı tanınmadığını inkar etmiyor” dedi.

Yargıç kararına rağmen muhabirler ve foto muhabirleri perşembe sabahının ilk saatlerinde içeri alınmadı.

Üç medya kuruluşunun avukatı Theodore Boutrous, yönetimin mahkeme kararını açıkça ihlal ettiğini belirterek Yargıç Kelly’ye acil dilekçe verdi.

Boutrous başvurusunda, “Zaman daralıyor. CNN bu akşam Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Beyaz Saray ziyaretinde televizyon havuzunu yönetmek üzere görevlendirilmiş durumda” ifadesini kullandı.

Pentagon’un medya kısıtlamalarına siyasi tepki büyüyor

Hukuki temasların ardından Beyaz Saray basın operasyonları direktörü mahkemeye resmi bir bilgilendirme sundu.

Bilgilendirme yazısında, erişimin yeniden sağlanmasına ilişkin talimatın yerel saatle 07.10’da ulaştığı, işlemlerin 07.25’te başladığı ve Gizli Servis’in saat 09.07’de kartları sisteme tanımladığı aktarıldı. Basın ekibi el konulan kartları saat 09.55’te Gizli Servis’e teslim etti; kartlar öğleden hemen sonra ilgili muhabirlere dağıtıldı.

Donald Trump, geçen hafta bu kuruluşları “yalan haber” üretmekle suçlayarak yerleşkeye girişlerini durdurmuştu.

ABD Adalet Bakanlığı ise söz konusu haberlerin ulusal güvenliği tehlikeye attığını öne sürdü. Basın özgürlüğü örgütleri ve siyasi analistler karara tepki gösterdi.

Yargıç Kelly’nin verdiği geçici karar 14 gün boyunca geçerliliğini koruyor. Trump yönetiminin karara itiraz edip etmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Beyaz Saray ve Trump mahkeme kararı hakkında resmi bir açıklama yapmadı.

Trump bu haftanın başlarında sosyal medyada paylaştığı mesajda, temyize gitme olasılığına değinerek şu ifadelere yer vermişti:

“Neredeyse kesinlikle, her zaman olduğu gibi temyize gideceğiz. Çünkü sadece olumsuz yazan, kaynağı belirsiz sahte ve karalayıcı haberlerle ulusal güvenliğimizi ihlal eden yalan haber çalışanları ve yayınları, dünyanın en önemli makamına girme hakkına sahip olmamalıdır.”

Medya kuruluşları, Pentagon’un yeni kurallarını imzalamayı reddediyor

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, büyümede G7 ülkelerinin çok önünde

Yayınlanma

ABD ekonomisinin, iç politikalarının dünyanın büyük bir kısmında sıkıntılara yol açması nedeniyle, bu yıl diğer tüm büyük gelişmiş ekonomilerden çok daha hızlı büyümesi bekleniyor.

Axios’a göre küresel ekonomi, arka arkaya gelen şoklara karşı şaşırtıcı derecede dirençli olduğunu kanıtladı.

ABD, bu genel tablo içinde öne çıkıyor. Yapay zeka yatırımlarındaki patlama, ülkenin diğer ekonomilere kıyasla çok daha hızlı büyümesine yardımcı oluyor.

Fakat bu istisnai durumun bir bedeli var: Daha kalıcı bir enflasyon ve bunu dizginlemek için faiz oranlarının daha uzun süre yüksek seviyelerde kalması gerekebilir.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), ABD ekonomisinin bu yıl %2,2 oranında büyüyeceğini öngörüyor.

Bu oran, Avro bölgesi, Almanya ve Birleşik Krallık için tahmin edilen büyüme hızının yaklaşık iki katı. Japonya’da (%0,8) ve Kanada’da (%0,9) büyümenin daha da zayıf olması bekleniyor.

Bu büyüme farkının önümüzdeki yıl da devam etmesi bekleniyor. 2027’de ABD’nin büyüme oranının %2,1 olarak gerçekleşirken, dünyanın geri kalanındaki diğer büyük gelişmiş ekonomilerin çoğunda büyüme oranının yaklaşık %1 seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor.

OECD, Haziran ayından bu yana ABD konusunda daha iyimser bir tavır sergilemeye başladı ve 2026 yılı için büyüme tahminini 0,2 puan, 2027 yılı için ise 0,3 puan yukarı çekti.

Bu durum, genel olarak küresel ekonomi, Avro bölgesi, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya için gelecek yılın büyüme tahminlerinin aşağıya doğru revize edilmesiyle tezat oluşturuyor.

OECD baş ekonomisti Stefano Scarpetta bu sabah gazetecilere şunları söyledi:

“En büyük risk hâlâ Orta Doğu’daki çatışmanın gidişatı ve bunun enerji piyasası üzerindeki etkisidir. Fakat bir dizi başka risk de bulunuyor, bunlardan bazıları Haziran ayı tahminlerine kıyasla biraz daha belirgin hale gelmiş görünüyor.”

Scarpetta, devlet tahvili getirilerindeki artışa, yapay zeka yatırım patlamasının beraberinde getirdiği risklere ve aşırı hava koşullarının gıda fiyatlarını yukarı çekme olasılığına dikkat çekti.

OECD’ye göre, yapay zeka (AI) alanındaki patlama, ABD ekonomisine diğer birçok ekonomide bulunmayan güçlü bir şok emici sağladı.

Yapay zeka yatırımları ve üretimindeki hızlı büyüme, Orta Doğu’daki çatışmanın yol açtığı iktisadi darbeyi “kısmen dengeledi.”

Veri merkezi ve teknoloji harcamaları, ABD’nin büyümesini doğrudan destekledi.

Enflasyon görünümü ise birkaç ay öncesine kıyasla daha inatçı bir hal alıyor.

OECD, ABD’deki genel enflasyonun bu yılki %3,6 seviyesinden gelecek yıl %2,6’ya düşmesini bekliyor.

Fakat 2027 yılına ilişkin bu tahmin, Haziran ayında öngördüğü rakamdan yarım puan daha yüksek.

ABD’de çekirdek enflasyonun bu yıl %3,3 olacağı tahmin ediliyor. Bu oran, önde gelen gelişmiş ekonomiler arasında en yüksek oranlardan biri ve gelecek yıl %2,5’e gerileyeceği öngörülüyor.

Bu inatçı seyir, OECD’nin bu yıl Federal Rezerv’in bir faiz artışı daha yapmasını ve faiz oranlarının 2027 sonuna kadar %4–%4,25 aralığında kalmasını beklemesinin nedenini açıklıyor.

Öte yandan ABD’deki büyümeyi hızlandıran yapay zeka patlaması, kendi makroekonomik olumsuz etkilerini de beraberinde getirmeye başlıyor.

OECD’ye göre, uzun vadeli borçlanma maliyetleri çoğu büyük bu ekonomide en az 15 yılın en yüksek seviyesinde.

Örgüt, yapay zeka şirketlerinin yoğun borçlanmasının getiri oranlarını yukarı çekmeye katkıda bulunduğunu, bunun da ekonomi genelinde maliyetleri artırabileceğini ve yapay zeka kârlarının beklentileri karşılayamaması durumunda piyasaları savunmasız bırakabileceğini savunuyor.

Amerika, küresel iktisadi ortamın daha zorlu hale gelmesine katkıda bulundu.

Kendi ekonomisi şu ana kadar diğer ülkelerin neredeyse tamamından daha iyi bir performans sergilese de bu dayanıklılık, ortadan kaldırılması hâlâ zor olan bir enflasyon sorunuyla birlikte geliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Altman ve Amodei, BMGK’ya seslendi

Yayınlanma

OpenAI’den Sam Altman ve Anthropic’ten Dario Amodei, çarşamba günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yapay zeka güvenliği konusunda ayrı ayrı brifingler verdi.

Altman, BMGK’ya yaptığı açıklamada, “Önümüzde bir seçim var. Yapay zeka, ya yaratıcılık ve keşiflerin yeni bir Rönesansı gibi olabilir ya da kargaşa ve karışıklığın hakim olduğu yeni bir sanayi devrimi gibi olabilir,” dedi.

Altman ve Amodei, şirketlerinin ürünlerinin güvenliği konusunda giderek artan bir incelemeyle karşı karşıya kalırken konuşma yaptı.

Yapay zeka konusundaki kamuoyu endişesi, bu ayın başlarında Anthropic araştırmacılarının, bu teknolojinin on yıl içinde insanlığı yok edebileceği yönündeki uyarıları üzerine arttı.

Altman ve Amodei de dahil olmak üzere yapay zeka şirketlerinin liderleri, o zamandan beri yapay zeka alanındaki ilerlemenin yavaşlatılması ve teknolojinin güvenlik standartları konusunda daha fazla uluslararası işbirliği yapılması çağrısında bulunuyorlar.

BMGK’da yaklaşık 10 dakika konuşan Altman, yapay zekanın üretkenliğe sağladığı faydaları vurgularken, aynı zamanda bu teknolojinin kötüye kullanılma olasılığına da dikkat çekti.

OpenAI CEO’su, hükümetlerin bir araya gelerek, insanların bu teknolojiyi “kendilerine dayatılan bir şey” olarak algıladıkları bir gelecek yerine, yapay zekanın “demokratik kurumlar tarafından yönlendirildiği” bir gelecek inşa etmelerini savundu.

Altman şöyle konuştu:

“Yapay zekanın demokratik olması için, en önemli kararlar yalnızca San Francisco’daki laboratuvarlar tarafından alınamaz. Bu kararlar, demokratik süreçler aracılığıyla ve hizmet ettikleri halka karşı sorumlu hükümetler tarafından şekillendirilmelidir.”

OpenAI CEO’sunun konuşması, şirketinin bazı lobi faaliyetleriyle ve şirket başkanı Greg Brockman’ın ABD’deki siyasi eylem komitesiyle (PAC) tezat oluşturuyor.

Yapay zeka yanlısı “Leading the Future PAC”, yapay zeka sektörüne yönelik daha sıkı regülasyonları destekleyen adayları hedef alarak 100 milyon dolardan fazla kaynak topladı ve milyonlarca dolar harcadı.

Altman’ın konuşması, Anthropic araştırmacılarının yapay zekanın varoluşsal riskine ilişkin bazı endişelerine de değindi ve konseyi “kıyametçiliğe” kapılmamaları konusunda uyardı.

Altman, güvenlik tartışmasında bunun yerine üç ilkeye dayandırılması gereken bir “orta yol” olduğunu savundu: Yapay zeka sistemleri insan kontrolü altında kalmalı; yapay zeka, doktorların hastaları tedavi etmesine yardımcı olmaktan girişimcileri desteklemeye kadar insanlara fayda sağlamalı; ve teknoloji “insanları bireysel olarak güçlendirmeli.”

Video görüşmesi yoluyla konseye hitap eden Amodei, 12 Eylül tarihli bir blog yazısında dile getirdiği ve küresel işbirliğinin artırılması ile yapay zekanın denetlenmesi çağrısında bulunduğu birçok noktayı tekrarladı.

Amodei, yapay zekanın biyolojik silah geliştirmede kullanılmasının yasaklanması ve yeni yapay zeka modellerinin test edilmesine yönelik küresel standartlar dahil olmak üzere çeşitli uluslararası anlaşma biçimlerini savundu.

Altman, konuşmasında bu ay manşetlere taşınan varoluşsal risk uyarılarına değinmekten kaçınırken, Amodei, geliştiricilerin yapay zeka üzerindeki kontrolünü kaybetmesi konusundaki endişelerini yineledi ve aynı zamanda şirketini güvenlik konusunda sektör lideri olarak tanıttı.

Amodei, “Kötü yönetilirse, yapay zekanın insanlık için bir risk oluşturabileceğine bile inanıyorum. Anthropic olarak, bu riskleri önleme konusunda sektördeki en iyi sicile sahip olduğumuza inanıyoruz,” dedi.

OpenAI’nin ezeli rakibi Anthropic’teki araştırmacıların, bu teknolojinin birkaç yıl içinde insanlığı yok edebileceği uyarısında bulunmasının ardından, yapay zeka düzenlemeleri siyasi gündemde ön plana çıktı.

Bu endişeler, yapay zeka topluluğunun bazı kesimlerinde sıkça dile getirilen bir konu. Bu kesimler, teknolojinin biyolojik silahların geliştirilmesine yardımcı olmaktan finansal bir felakete yol açmaya kadar çeşitli nedenlerle yıkıma yol açabileceğinden korkuyor.

Daha önce Amodei, yapay zeka geliştirme sürecinin yavaşlatılması çağrısında bulunmuş ve bu çağrı OpenAI, Google ve Elon Musk tarafından desteklenmişti.

Hem Amodei hem de Altman, uzun süredir kendilerini yapay zekanın koruyucuları olarak konumlandırıyor ve teknolojinin kamuoyunda nasıl algılanacağını şekillendirmeye çalışıyor.

Şirketleri de yapay zeka yarışında liderlik için rekabet halinde: Her ikisi de, şirketlerin değerini 1,5 trilyon doların üzerine çıkaracak ve potansiyel olarak rekor kıracak halka arzları hedefliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English