Asya
Çin, beyaz kitabını yayımladı: ‘Tek taraflılık ve korumacılık ilişkilere zarar veriyor’

Çin hükümeti, ABD ile ekonomik ve ticari ilişkilere dair tutumunu açıklayan beyaz kitabını yayımladı. Belgede, ilişkilerin karşılıklı yarara dayandığı vurgulanırken, ABD’nin Faz 1 Ticaret Anlaşması’ndaki yükümlülüklerini yerine getirmediği ve tek taraflı korumacı politikalarla küresel ticarete zarar verdiği kaydedildi. Pekin, farklılıkların eşit düzeyde diyalog ve işbirliği ile çözülmesi gerektiğini belirtti.
Çin Devlet Konseyi Enformasyon Dairesi, dün “Çin-ABD Ekonomik ve Ticari İlişkilerine İlişkin Belirli Konularda Çin’in Tutumu” başlıklı kapsamlı bir beyaz kitap yayımlayarak, Washington ile süregelen ticari anlaşmazlıklara ilişkin resmi pozisyonunu ortaya koydu.
Beyaz kitapta, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin doğası, Faz 1 Ticaret Anlaşması’nın uygulanması, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına uyum ve ABD’nin tek taraflı politikaları gibi konular ele alındı.
Pekin yönetimi, beyaz kitabın giriş bölümünde, Çin ve ABD’nin sırasıyla dünyanın en büyük gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeleri olduğunu belirterek, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin hem ikili hem de küresel istikrar ve kalkınma açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Diplomatik ilişkilerin kurulduğu 1979’dan bu yana ikili ticaret hacminin 2,5 milyar dolardan 2024’te yaklaşık 688,3 milyar dolara yükseldiği hatırlatıldı.
ABD gümrük vergilerini neye göre hesaplıyor? Çin’in misillemesi nasıl etkileyecek?
‘İlişkiler karşılıklı yarar ve kazan-kazan temelinde’
Beyaz kitapta, Çin-ABD ekonomik ve ticari ilişkilerinin temelinde “karşılıklı yarar ve kazan-kazan” anlayışının yattığı ifade edildi.
İki ülkenin birbirleri için önemli ticari ortaklar olduğu, mal ve hizmet ticaretinin hızla arttığı belirtildi.
Çin’in, ABD’nin en büyük mal ihracat pazarı ve ikinci en büyük ithalat kaynağı olduğu; ABD’nin ise Çin’in üçüncü en büyük ihracat pazarı ve ikinci en büyük ithalat kaynağı konumunda bulunduğu kaydedildi.
Pekin, ticaret fazlası peşinde koşmadığını, ticaret dengesinin ABD ekonomisinin yapısal sorunları ile iki ülkenin karşılaştırmalı üstünlükleri ve uluslararası iş bölümünün bir sonucu olduğunu öne sürdü.
Mal ticareti, hizmet ticareti ve yatırımlar yoluyla yerel satışlar birlikte değerlendirildiğinde, iki ülkenin elde ettiği ekonomik faydaların kabaca dengeli olduğu bilgisi verildi.
Ayrıca, Çin’in ithalatı artırmak için Uluslararası İthalat Fuarı (CIIE) gibi platformlar aracılığıyla aktif adımlar attığı belirtildi.
Jeffrey Sachs, ABD’nin Çin’e yönelik ‘kapasite fazlası’ iddialarını reddetti: ‘kesinlikle yanlış’
Faz 1 anlaşması: Çin riayet etti, ABD terk etti
Beyaz kitapta, 15 Ocak 2020’de imzalanan Faz 1 Ticaret Anlaşması’na geniş yer verildi.
Çin tarafının, Kovid-19 salgını, tedarik zinciri aksaklıkları ve küresel ekonomik durgunluk gibi zorluklara rağmen anlaşmadaki yükümlülüklerini titizlikle yerine getirdiği savunuldu.
Bu kapsamda fikri mülkiyet korumasının güçlendirildiği, tarım ve gıda ürünleri ile finansal hizmetler sektörlerinde pazar erişiminin artırıldığı ve zorla teknoloji transferinin yasaklandığı ifade edildi.
Buna karşılık, ABD tarafının anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğine işaret edildi.
Beyaz kitaba göre Washington, anlaşmanın ruhuna aykırı olarak ihracat kontrollerini sıkılaştırdı, Çinli şirketlere yönelik yaptırımları artırdı ve yatırım kısıtlamaları getirdi.
Özellikle teknoloji transferi konusunda ABD’nin, TikTok örneğinde olduğu gibi, “ulusal güvenlik” bahanesiyle şirketleri satışa zorladığı ve yatırım işbirliğini engellediği öne sürüldü.
Tarım alanında ABD’nin, Çin’in kuş gribinden arî bölge statüsünü tanımadığı ve pestisitler konusunda işbirliği taleplerine yanıt vermediği belirtildi.
Finansal hizmetler ve döviz kuru konularında da ABD’nin kısıtlayıcı ve ayrımcı uygulamalarda bulunduğu iddia edildi.
Hazine Bakanı Bessent, Trump’ı tarifeler konusunda ‘odaklanmaya’ çağırıyor
‘Çin DTÖ kurallarına bağlı, ABD ihlal ediyor’
Bunun yanı sıra Pekin, 2001’de DTÖ’ye katılmasından bu yana serbest ticaret ilkesine bağlı kaldığını ve DTÖ kurallarına titizlikle uyduğunu vurguladı.
Bu süreçte 2 bin 300’den fazla merkezi yasa, yönetmelik ve kural ile 190 binden fazla yerel düzenlemenin gözden geçirilip revize edildiği belirtildi.
Gümrük vergisi oranlarının DTÖ taahhütleri doğrultusunda düşürüldüğü ve hatta son yıllarda tek taraflı olarak daha da indirildiği ifade edildi.
Sübvansiyonların DTÖ kuralları çerçevesinde ve makul sınırlar içinde verildiği, ilgili bildirimlerin zamanında yapıldığı savunuldu.
Beyaz kitapta, Çin’in “kapasite fazlası” yarattığı ve sübvansiyonlar gibi “piyasa dışı ekonomik davranışlarla” uluslararası piyasaları bozduğu yönündeki suçlamaların “mantıksız ve gerçek dışı” olduğu belirtildi.
Bu tür iddiaların ticaret korumacılığı olduğu ve küresel tedarik zincirlerine zarar vereceği vurgulandı.
Diğer yandan Çin’in iş ortamını sürekli iyileştirdiği, yabancı yatırımlar için pazar erişimini genişlettiği ve yerli-yabancı tüm işletmelere eşit davrandığına dikkat çekildi.
BlackRock CEO’su Fink: ABD ekonomisi biz konuşurken zayıflıyor
‘Washington, ‘ulusal güvenlik’ kavramını keyfi olarak genişletiyor’
Beyaz kitabın önemli bir bölümü, ABD’nin tek taraflı ve korumacı politikalarının eleştirisine ayrıldı. Washington’un “ulusal güvenlik” kavramını keyfi olarak genişlettiği, ihracat kontrollerini siyasi bir silah olarak kullandığı (özellikle yarı iletken ve yapay zekâ alanlarında) ve DTÖ kurallarını açıkça ihlal eden Madde 301 ve Madde 232 gümrük vergileri uyguladığı belirtildi.
Bölüm 301 vergilerinin DTÖ paneli tarafından kurallara aykırı bulunduğuna dikkat çekildi. Bu tarifelerin, ABD’nin ticaret açığını çözmediği, aksine Amerikalı ithalatçılar ve tüketiciler üzerindeki maliyeti artırdığı kaydedildi.
Benzer şekilde, çelik ve alüminyum ürünlerine uygulanan Madde 232 tarifelerinin de “ulusal güvenlik” gerekçesiyle değil, diğer ülkelere müzakerelerde baskı yapmak amacıyla kullanıldığı ifade edildi.
ABD’nin Çin’in Daimi Normal Ticari İlişkiler (PNTR) statüsünü kaldırma girişimlerinin DTÖ kurallarını ihlal ettiği ve ikili ilişkilere ciddi zarar vereceği uyarısı yapıldı.
Fentanil konusunun gümrük vergilerini artırmak için bir bahane olarak kullanılmasının temelsiz olduğu ve sorunu çözmeyeceği belirtildi.
Son olarak, ABD’nin uygulamaya koyduğu “karşılıklı gümrük vergilerinin” hem ABD ekonomisine hem de küresel ticarete zarar vereceğine işaret edildi.
‘Ticaret savaşlarının kazananı olmaz ve korumacılık çıkmaz sokaktır’
Beyaz kitabın sonuç bölümünde, Çin ve ABD’nin dünyanın en büyük iki ekonomisi olduğu ve aralarındaki işbirliğinin küresel barış ve kalkınma için kritik önem taşıdığı tekrarlandı.
İki ülke arasında farklılıkların olmasının doğal olduğu, ancak bunların çatışma yerine eşit düzeyde diyalog ve karşılıklı yarar sağlayan işbirliği yoluyla çözülmesi gerektiği vurgulandı.
Pekin, “Ticaret savaşlarının kazananı olmaz ve korumacılık çıkmaz sokaktır,” ifadelerini kullanarak, ABD tarafını Çin ile aynı yönde hareket etmeye, karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan işbirliği ilkeleri doğrultusunda hareket etmeye çağırdı.
İki ülkenin endişelerini diyalog yoluyla ele alarak ikili ekonomik ve ticari ilişkilerin sağlıklı, istikrarlı ve sürdürülebilir gelişimini ortaklaşa teşvik edebileceği belirtildi.
Asya
Çin yapay zekada yetenek sunumundan üretim altyapısını açmaya geçiyor

Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, büyük dil modellerinde bilgi işlem maliyetlerini ve güç tüketimini düşürmek amacıyla geliştirdiği DeepInfer çıkarım altyapısını açık kaynak olarak kullanıma sundu. Sistem çatısı altındaki tek bir küme günde 155 trilyon belirteç işlerken, hem NVIDIA hem de Huawei donanımlarında çalışabiliyor.
Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, geniş ölçekli çıkarım süreçlerinde işlem gücü maliyetlerini ve enerji tüketimini azaltmak amacıyla geliştirdiği kurum içi çıkarım altyapısı DeepInfer’ı açık kaynak olarak paylaştı.
Salı günü WeChat hesabı üzerinden yapılan açıklamaya göre bu adım, yazılım geliştiricilerin ve işletmelerin yüksek hacimli yapay zeka operasyonlarında veri işleme hızını artırmalarını ve gecikme sürelerini düşürmelerini hedefliyor.
İsmi belirtilmeyen Çinli bir uzman, Global Times gazetesine verdiği demeçte, açık kaynaklı modellerden açık kaynaklı çıkarım altyapılarına geçişin önemli bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi.
Uzmana göre Çinli teknoloji şirketleri “yetenekleri erişime açma” aşamasından “üretkenliği erişime açma” evresine geçiyor; bu da kurulum maliyetlerini düşürerek öncü modellerin sağlık, eğitim ve üretim gibi alanlarda pratik uygulamalara dönüşmesini kolaylaştırıyor.
DeepSeek, model eğitiminin yapay zekanın öğrenme süreci, çıkarımın ise bu bilginin insanlar için somut bir faydaya dönüştüğü aşama olduğunu belirtti.
Günümüzde geleneksel sınırları aşan devasa kullanıcı talepleri karşısında çıkarım altyapıları geniş bilgi işlem kümelerini koordine edip yönetirken, bu sistemlerin verimliliği doğrudan yapay zeka hizmetlerinin elektrik tüketimini ve işlem maliyetini belirliyor.
DeepInfer, yüksek performanslı çekirdekleri derinlemesine optimize edilmiş çıkarım motoruyla bir araya getiriyor.
Dağıtık çıkarım, tahmine dayalı kod çözme ve yapılandırılmış çıktı gibi özellikleri destekleyen sistem, hem NVIDIA hem de Huawei Ascend donanımları üzerinde çalışıyor.
Girişim, DeepInfer üzerinde inşa ettiği mimariyle DeepSeek V4.1 Flash modeli için yüksek işlem hacmine sahip ve düşük gecikmeli çıkarım hizmetlerini devreye aldı. Sistemdeki tek bir küme şu anda günde 155 trilyon belirteç (token) işliyor.
Şirket ayrıca ana akım büyük dil modeli arayüz protokolleri ile model belirteç dizileri arasında hızlı ve hatasız dönüşüm sağlayan üretim sınıfı deepseek-recipe bileşenini de açık kaynak haline getirdi.
Bu bileşenin işlem mantığı doğrudan resmi DeepSeek API mimarisiyle bütünüyle uyumlu çalışıyor ve üçüncü taraf kurulumların resmi sistemle tamamen aynı biçimde işlemesini sağlıyor.
DeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Teknoloji ve Strateji Araştırma Enstitüsü Başkan Yardımcısı Chen Jing, Global Times gazetesine yaptığı açıklamada, DeepSeek’in modelleri geniş ölçekte sunma konusundaki mühendislik deneyimini paylaştığını ifade etti. Chen, bu adımın diğer geliştiricilerin yetenekleri daha düşük maliyet, daha yüksek hız ve istikrarlı bir deneyimle sunmalarına katkı verdiğini belirtti.
Daha önce büyük dil modellerini de açık kaynak olarak paylaşan şirketin attığı adımı değerlendiren Chen, “Daha önce paylaşılan ‘beyin’di; bu kez paylaşılan ise ‘montaj hattı, güç kaynağı ve kullanım kılavuzu’ oldu” dedi.
Uzman, açık kaynaklı modellerin küresel çapta yeniden üretim ve araştırma yapma eşiğini düşürdüğünü, açık kaynaklı çıkarım altyapısının ise kurulum maliyetlerini, enerji kullanımını ve gecikmeyi azaltarak süreci bir adım ileri taşıdığını kaydetti.
Çin’in geliştirdiği açık kaynaklı modeller, küresel yapay zeka inovasyon ekosisteminde belirleyici bir yer ediniyor.
Hugging Face raporuna göre Çin merkezli Moonshot AI’ın Kimi, Zhipu’nun GLM ve Alibaba’nın Qwen serisi modelleri, zeka endeksinde dünya genelinde ilk yedi arasına girerken ABD’deki kapalı kaynaklı öncü sistemlerle aradaki farkı istikrarlı biçimde kapatıyor.
Raporda, Çin’de aylık olarak yayımlanan modellerin parametre tavanının 754 milyar ile 2,78 trilyon arasında değiştiği belirtiliyor.
Kimi K3, sahip olduğu 2,78 trilyon parametreyle dünyanın en büyük açık kaynaklı modeli haline gelirken hem zeka hem de kodlama endeksinde küresel düzeyde ilk sırada yer alıyor.
Çin yönetimi, teknolojik liderlik yarışının ötesinde, yapay zekanın sunduğu kalkınma kazanımlarını paylaşmayı ve teknolojinin daha geniş kitleler ile işletmeler tarafından yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla kullanılmasını hedeflediğini vurguluyor.
DeepSeek de yayımladığı metnin sonunda hedeflerini özetlerken, “Tamamen açık kaynaklı modeller, operatör kütüphaneleri ve çıkarım altyapılarıyla, yakın gelecekte dünya çapındaki yapay zeka hizmetlerinin kapsam ve kalitesinde eşi görülmemiş bir genişleme görmeyi; bu hizmetlerin daha adil, şeffaf ve güvenilir hale gelmesini bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.
Yatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor
Asya
Japonya konut spekülasyonunu önlemek için kısa vadeli satışları kısıtlayacak

Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti, büyük kentlerde artan konut fiyatlarını dizginlemek amacıyla mülklerin kısa vadeli alım satımına yönelik sınırlamaları gündemine aldı. Tokyo’da ortalama daire fiyatı yıllık yüzde 18,5 artışla 137,84 milyon yene çıkarken yıllık ortalama geliri 6,78 milyon yende kalan kent sakinleri için mülk edinmek zorlaştı.
Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP), Tokyo başta olmak üzere büyük kentlerde hızla yükselen konut fiyatlarını dizginlemek için mülklerin kısa vadeli alım satımına sınırlama getirmeyi planlıyor.
Başbakan Sanae Takaichi liderliğindeki parti, önümüzdeki yılın nisan ayında yapılacak yerel seçimler öncesinde çalışan kesime yönelik desteği temel gündem maddesi yapmayı hedefliyor.
LDP’nin konut ve arsa politikaları araştırma komisyonu, konuyu ele almak üzere çarşamba günü toplandı.
Nikkei Asia gazetesinin haberine göre Komisyon Başkanı ve LDP Milletvekili Midori Matsushima, toplantının açılışında “Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni inşa edilen dairelerin fiyatları son on yılda ikiye katlandı. Bu konutlarda oturmak isteyen insanların ev alabilmesini sağlayacak önlemler üzerinde çalışmalıyız” dedi.
Başkentte ev sahibi olmak geniş kesimler için neredeyse imkansız hale geldi. Gayrimenkul İktisat Enstitüsü verilerine göre, Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni bir dairenin ortalama satış fiyatı 2025 mali yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 18,5 artarak 137,84 milyon yene (yaklaşık 872 bin dolar) ulaştı.
Çalışma Bakanlığı istatistikleri ise başkentte tam zamanlı çalışan bir kişinin ortalama yıllık gelirinin 2025 mali yılında 6,78 milyon yen seviyesinde kaldığını gösteriyor. Gelir ile konut fiyatları arasındaki bu uçurum, siyasetin önceliklerini de doğrudan etkiliyor.
LDP, şubat ayındaki Temsilciler Meclisi seçim kampanyasında Tokyo metropolü ve diğer bölgelerdeki spekülatif işlemleri dizginleme taahhüdü vermişti. Parti bünyesinde yabancılara yönelik politikalar üzerine çalışan bir proje ekibi de bu ayın başlarında hükümete konut fiyatlarındaki artışa karşı acil vergi düzenlemeleri getirilmesi çağrısı yapan bir tavsiye metni sundu.
Mevcut mevzuatta, satın alındıktan sonra beş yıl içinde elden çıkarılan konutlardan elde edilen kazançlar “kısa vadeli sermaye kazancı” sayılıyor. Bu gelirler, gelir vergisi ve yerel ikamet vergisi dahil olmak üzere yüzde 40’a yakın oranda vergilendiriliyor.
Beş yıldan uzun süre elde tutulan gayrimenkullere uygulanan yaklaşık yüzde 20’lik “uzun vadeli sermaye kazancı” vergisinin iki katı olan bu oran, bazı parti üyelerine göre spekülasyonu engellemeye yetmiyor. Düzenlemenin sertleştirilmesi talepleri, LDP’nin koalisyon ortağı Japonya İnovasyon Partisi ile aralık ayında hazırlayacağı yıllık vergi reformu çerçevesinde ele alınabilir.
İktidar kanadı, yerel meclis üyelerinin görev süresinin dolacağı Tokyo’nun 22 bölgesi dahil birçok kent merkezinde nisan ayında sandık başına gidecek seçmenlerin karşısına somut bir konut vaadiyle çıkmak istiyor.
Üst düzey bir LDP yetkilisi, “Genellikle ev alma aşamasına gelmiş çocuklu aileleri desteklememiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Muhalefet partileri de yalnızca ev almayı planlayanları değil, artan konut fiyatları nedeniyle kiralık evlere yönelen ve kiraların tırmanmasından etkilenen kesimleri hedefleyen alternatif öneriler hazırlıyor.
Yabancı alıcı sınırlamaları yerine vergi adımları öne çıkıyor
Konut krizine çözüm arayan birçok ülke yabancı alıcılara doğrudan kısıtlamalar getirdi. Güney Kore’de Devlet Başkanı Lee Jae Myung’un gerileyen kamuoyu desteğinde gayrimenkul politikaları önemli rol oynadı.
Seul yönetimi, Ağustos 2025’te yabancıların başkent ve çevresinden konut almasını izne bağladı; ayrıca alıcılara bu evlerde en az iki yıl ikamet etme zorunluluğu getirdi.
Kanada ve Avustralya yabancıların konut alımına geçici yasaklar koyarken, Singapur yabancı alıcılardan yüzde 60 oranında ek damga vergisi tahsil ediyor.
Japonya’da da yabancı yatırımcıların gayrimenkul piyasasındaki rolü şubat seçimlerinde tartışma konusu oldu. Doğrudan yabancıları hedef alan kısıtlamaların uluslararası ticaret ve hizmet anlaşmalarıyla çelişebileceği değerlendiriliyor.
Hükümet bu nedenle alıcıların uyruğuna göre kısıtlama getirmek yerine, kısa vadeli el değiştirmeler gibi spekülatif gayrimenkul işlemlerine yönelik vergi tedbirlerini tartışıyor.
Sert piyasa tedbirlerinin bölgesel bankaları sarsmasından endişe ediliyor
Fiyatları aşağı çekmeye yönelik sert adımların ülke ekonomisine zarar verebileceğine dair kaygılar da dile getiriliyor.
LDP’nin kıdemli bir vergi yetkilisi, arsa fiyatlarındaki sert bir düşüşün yerel finans kuruluşlarını zayıflatabileceğini belirterek “Bölgesel bankalar üzerindeki etkileri değerlendirmeliyiz” uyarısı yaptı.
Gayrimenkul sektörü, Japon bankalarının toplam kredi hacminin yaklaşık yüzde 18’ini oluşturuyor. Bu oran, Japonya’nın 1980’lerin ortasından sonuna kadar yaşadığı balon ekonomisi dönemindeki yüzde 10’luk seviyenin oldukça üzerinde seyrediyor.
Bazı bölgesel bankaların toplam kredi dağıtımında gayrimenkulün payı neredeyse yarıya yaklaşıyor.
Finansal Hizmetler Kurumunun Mart 2025 verilerine göre, bölgesel bankaların gayrimenkul sektörüne verdiği kredilerin yaklaşık dörtte biri doğrudan Tokyo’nun beş merkez bölgesinde toplanmış durumda.
Takaichi hükümetinin yüksek kamuoyu desteğinde, borsa endekslerindeki artışın da katkısıyla yükselen varlık değerleri etkili oldu. Piyasayı soğutacak gayrimenkul adımlarının hisse senedi fiyatlarını gerileterek hükümetin desteğini zedeleyebileceği öne sürülüyor.
LDP araştırma komisyonunun kıdemli bir yetkilisi, fiyat artışlarını kontrol altına almaya dönük adımların kapsamı ve zamanlaması konusunda karar vericilerin dikkatli davranması gerektiğini vurguladı.
Asya
“Öldü” demişlerdi: Kore lideri Kim Jong-un, ailesiyle sergide görüntülendi

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, komaya girdiği ve Çin’de tedavi gördüğü yönündeki iddiaların ardından eşi ve kızıyla bir sergide görüntülendi. Devlet medyası fotoğrafları paylaşırken, Pyongyang yönetimi Seul’ün tıbbi yardım teklifini siyasi provokasyon olarak nitelendirerek geri çevirdi.
Kuzey Kore devlet medyası, ülke lideri Kim Jong-un’un sağlık sorunları yaşadığı yönündeki haberlerin ardından yeni fotoğraflarını yayımladı.
Kore Merkezi Haber Ajansı’nın aktardığına göre Kim Jong-un, 19 Ekim’de hafif sanayi işletmelerinin düzenlediği giyim ve ayakkabı sergisini gezdi.
Yayımlanan fotoğraflarda Kuzey Kore lideri, sergilenen ürünleri eşi Ri Sol-ju ve kızı Kim Ju-ae ile birlikte inceliyor.

İngiliz basını koma ve tedavi iddialarını gündeme getirdi
Fotoğrafların paylaşılması öncesinde, yalan haberleriyle malul İngiliz tabloid gazetesi The Sun, doğrulanmamış bilgilere dayandırarak Kim Jong-un’un beyin kanaması geçirdiğini öne sürdü.
Gazete, liderin komaya girdiğini ve tedavi amacıyla Çin’e götürüldüğünü yazdı.
Haberde ayrıca Kim Jong-un’un ölümü halinde iktidarın, 13 yaşındaki kızı Kim Ju-ae ülkeyi yönetecek yaşa gelene kadar geçici olarak kız kardeşi Kim Yo-jong’a geçebileceği savunuldu.

Füze denemeleri ve insani yardım gerilimi sürüyor
Fotoğrafların paylaşıldığı dönemde Pyongyang yönetiminin askeri faaliyetleri de devam ediyor. Kuzey Kore, 14 Ekim’de Japon Denizi sularında denizaltıdan fırlatılan iki tip stratejik seyir füzesini test etti.
Diğer yandan Kore İşçi Partisi Merkez Komitesi Daire Başkanı Kim Yo-jong, Seul yönetiminin insani yardım kapsamında göndermeyi planladığı tıbbi malzemeleri kabul etmeyeceklerini açıkladı.
Kim Yo-jong, Seul’ün insani yardım planlarını siyasi provokasyon ve egemenlik ihlali olarak nitelendirdi.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Görüş2 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Diplomasi2 hafta önceİtalyan gazeteci ve yazar Thomas Fazi: Avrupa, II. Dünya Savaşı’ndan beri ABD işgali altında
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek










