Bizi Takip Edin

Asya

Çin, beyaz kitabını yayımladı: ‘Tek taraflılık ve korumacılık ilişkilere zarar veriyor’

Yayınlanma

Çin hükümeti, ABD ile ekonomik ve ticari ilişkilere dair tutumunu açıklayan beyaz kitabını yayımladı. Belgede, ilişkilerin karşılıklı yarara dayandığı vurgulanırken, ABD’nin Faz 1 Ticaret Anlaşması’ndaki yükümlülüklerini yerine getirmediği ve tek taraflı korumacı politikalarla küresel ticarete zarar verdiği kaydedildi. Pekin, farklılıkların eşit düzeyde diyalog ve işbirliği ile çözülmesi gerektiğini belirtti.

Çin Devlet Konseyi Enformasyon Dairesi, dün “Çin-ABD Ekonomik ve Ticari İlişkilerine İlişkin Belirli Konularda Çin’in Tutumu” başlıklı kapsamlı bir beyaz kitap yayımlayarak, Washington ile süregelen ticari anlaşmazlıklara ilişkin resmi pozisyonunu ortaya koydu.

Beyaz kitapta, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin doğası, Faz 1 Ticaret Anlaşması’nın uygulanması, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına uyum ve ABD’nin tek taraflı politikaları gibi konular ele alındı.

Pekin yönetimi, beyaz kitabın giriş bölümünde, Çin ve ABD’nin sırasıyla dünyanın en büyük gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeleri olduğunu belirterek, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin hem ikili hem de küresel istikrar ve kalkınma açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Diplomatik ilişkilerin kurulduğu 1979’dan bu yana ikili ticaret hacminin 2,5 milyar dolardan 2024’te yaklaşık 688,3 milyar dolara yükseldiği hatırlatıldı.

ABD gümrük vergilerini neye göre hesaplıyor? Çin’in misillemesi nasıl etkileyecek?

‘İlişkiler karşılıklı yarar ve kazan-kazan temelinde’

Beyaz kitapta, Çin-ABD ekonomik ve ticari ilişkilerinin temelinde “karşılıklı yarar ve kazan-kazan” anlayışının yattığı ifade edildi.

İki ülkenin birbirleri için önemli ticari ortaklar olduğu, mal ve hizmet ticaretinin hızla arttığı belirtildi.

Çin’in, ABD’nin en büyük mal ihracat pazarı ve ikinci en büyük ithalat kaynağı olduğu; ABD’nin ise Çin’in üçüncü en büyük ihracat pazarı ve ikinci en büyük ithalat kaynağı konumunda bulunduğu kaydedildi.

Pekin, ticaret fazlası peşinde koşmadığını, ticaret dengesinin ABD ekonomisinin yapısal sorunları ile iki ülkenin karşılaştırmalı üstünlükleri ve uluslararası iş bölümünün bir sonucu olduğunu öne sürdü.

Mal ticareti, hizmet ticareti ve yatırımlar yoluyla yerel satışlar birlikte değerlendirildiğinde, iki ülkenin elde ettiği ekonomik faydaların kabaca dengeli olduğu bilgisi verildi.

Ayrıca, Çin’in ithalatı artırmak için Uluslararası İthalat Fuarı (CIIE) gibi platformlar aracılığıyla aktif adımlar attığı belirtildi.

Jeffrey Sachs, ABD’nin Çin’e yönelik ‘kapasite fazlası’ iddialarını reddetti: ‘kesinlikle yanlış’

Faz 1 anlaşması: Çin riayet etti, ABD terk etti

Beyaz kitapta, 15 Ocak 2020’de imzalanan Faz 1 Ticaret Anlaşması’na  geniş yer verildi.

Çin tarafının, Kovid-19 salgını, tedarik zinciri aksaklıkları ve küresel ekonomik durgunluk gibi zorluklara rağmen anlaşmadaki yükümlülüklerini titizlikle yerine getirdiği savunuldu.

Bu kapsamda fikri mülkiyet korumasının güçlendirildiği, tarım ve gıda ürünleri ile finansal hizmetler sektörlerinde pazar erişiminin artırıldığı ve zorla teknoloji transferinin yasaklandığı ifade edildi.

Buna karşılık, ABD tarafının anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğine işaret edildi.

Beyaz kitaba göre Washington, anlaşmanın ruhuna aykırı olarak ihracat kontrollerini sıkılaştırdı, Çinli şirketlere yönelik yaptırımları artırdı ve yatırım kısıtlamaları getirdi.

Özellikle teknoloji transferi konusunda ABD’nin, TikTok örneğinde olduğu gibi, “ulusal güvenlik” bahanesiyle şirketleri satışa zorladığı ve yatırım işbirliğini engellediği öne sürüldü.

Tarım alanında ABD’nin, Çin’in kuş gribinden arî bölge statüsünü tanımadığı ve pestisitler konusunda işbirliği taleplerine yanıt vermediği belirtildi.

Finansal hizmetler ve döviz kuru konularında da ABD’nin kısıtlayıcı ve ayrımcı uygulamalarda bulunduğu iddia edildi.

Hazine Bakanı Bessent, Trump’ı tarifeler konusunda ‘odaklanmaya’ çağırıyor

‘Çin DTÖ kurallarına bağlı, ABD ihlal ediyor’

Bunun yanı sıra Pekin, 2001’de DTÖ’ye katılmasından bu yana serbest ticaret ilkesine bağlı kaldığını ve DTÖ kurallarına titizlikle uyduğunu vurguladı.

Bu süreçte 2 bin 300’den fazla merkezi yasa, yönetmelik ve kural ile 190 binden fazla yerel düzenlemenin gözden geçirilip revize edildiği belirtildi.

Gümrük vergisi oranlarının DTÖ taahhütleri doğrultusunda düşürüldüğü ve hatta son yıllarda tek taraflı olarak daha da indirildiği ifade edildi.

Sübvansiyonların DTÖ kuralları çerçevesinde ve makul sınırlar içinde verildiği, ilgili bildirimlerin zamanında yapıldığı savunuldu.

Beyaz kitapta, Çin’in “kapasite fazlası” yarattığı ve sübvansiyonlar gibi “piyasa dışı ekonomik davranışlarla” uluslararası piyasaları bozduğu yönündeki suçlamaların “mantıksız ve gerçek dışı” olduğu belirtildi.

Bu tür iddiaların ticaret korumacılığı olduğu ve küresel tedarik zincirlerine zarar vereceği vurgulandı.

Diğer yandan Çin’in iş ortamını sürekli iyileştirdiği, yabancı yatırımlar için pazar erişimini genişlettiği ve yerli-yabancı tüm işletmelere eşit davrandığına dikkat çekildi.

BlackRock CEO’su Fink: ABD ekonomisi biz konuşurken zayıflıyor

‘Washington, ‘ulusal güvenlik’ kavramını keyfi olarak genişletiyor’

Beyaz kitabın önemli bir bölümü, ABD’nin tek taraflı ve korumacı politikalarının eleştirisine ayrıldı. Washington’un “ulusal güvenlik” kavramını keyfi olarak genişlettiği, ihracat kontrollerini siyasi bir silah olarak kullandığı (özellikle yarı iletken ve yapay zekâ alanlarında) ve DTÖ kurallarını açıkça ihlal eden Madde 301 ve Madde 232 gümrük vergileri uyguladığı belirtildi.

Bölüm 301 vergilerinin DTÖ paneli tarafından kurallara aykırı bulunduğuna dikkat çekildi. Bu tarifelerin, ABD’nin ticaret açığını çözmediği, aksine Amerikalı ithalatçılar ve tüketiciler üzerindeki maliyeti artırdığı kaydedildi.

Benzer şekilde, çelik ve alüminyum ürünlerine uygulanan Madde 232 tarifelerinin de “ulusal güvenlik” gerekçesiyle değil, diğer ülkelere müzakerelerde baskı yapmak amacıyla kullanıldığı ifade edildi.

ABD’nin Çin’in Daimi Normal Ticari İlişkiler (PNTR) statüsünü kaldırma girişimlerinin DTÖ kurallarını ihlal ettiği ve ikili ilişkilere ciddi zarar vereceği uyarısı yapıldı.

Fentanil konusunun gümrük vergilerini artırmak için bir bahane olarak kullanılmasının temelsiz olduğu ve sorunu çözmeyeceği belirtildi.

Son olarak, ABD’nin uygulamaya koyduğu “karşılıklı gümrük vergilerinin” hem ABD ekonomisine hem de küresel ticarete zarar vereceğine işaret edildi.

Çin’den ABD’ye: Zorbalığa boyun eğmeyeceğiz

‘Ticaret savaşlarının kazananı olmaz ve korumacılık çıkmaz sokaktır’

Beyaz kitabın sonuç bölümünde, Çin ve ABD’nin dünyanın en büyük iki ekonomisi olduğu ve aralarındaki işbirliğinin küresel barış ve kalkınma için kritik önem taşıdığı tekrarlandı.

İki ülke arasında farklılıkların olmasının doğal olduğu, ancak bunların çatışma yerine eşit düzeyde diyalog ve karşılıklı yarar sağlayan işbirliği yoluyla çözülmesi gerektiği vurgulandı.

Pekin, “Ticaret savaşlarının kazananı olmaz ve korumacılık çıkmaz sokaktır,” ifadelerini kullanarak, ABD tarafını Çin ile aynı yönde hareket etmeye, karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan işbirliği ilkeleri doğrultusunda hareket etmeye çağırdı.

İki ülkenin endişelerini diyalog yoluyla ele alarak ikili ekonomik ve ticari ilişkilerin sağlıklı, istikrarlı ve sürdürülebilir gelişimini ortaklaşa teşvik edebileceği belirtildi.

Asya

Nepal’in rapçi başbakanı Himalaya felaketiyle sınanıyor

Yayınlanma

Nepal’in Başbakanı Balendra Shah, Genç Z kuşağı ayaklanmasıyla iktidara taşındıktan sonra yıkıma uğrayan ülkesini yeniden inşa etmek zorunda.

Geçen hafta yaşanan yıkıcı sel felaketinin ardından Nepal’in müdahale süreci, bu yılın başına kadar ulusal düzeyde hiçbir görev üstlenmemiş 36 yaşındaki bir rapçinin ellerinde.

Popüler bir müzisyen ve başkent Katmandu’nun belediye başkanı olan Balendra Shah, gençlerin öncülük ettiği bir ayaklanmanın desteğiyle mart ayında iktidara geldi. Şimdi ise 1000’den fazla kişinin hayatını kaybettiği, uzak köylerin yok olduğu ve Çin sınırı boyunca büyük bir yıkım yaratan dev felaketin ardından Himalaya ülkesini yeniden ayağa kaldırma göreviyle karşı karşıya.

Shah, pazartesi günü Facebook hesabından yaptığı açıklamada, “Buradaki herkes Nepal hükümetinin arama, kurtarma, tedavi, yardım faaliyetleri ve vatandaşların güvenli şekilde yönetimi konusunda kararlı ve aktif biçimde çalıştığının farkında” ifadelerini kullandı.

Başbakan, yaklaşık 21 bin güvenlik personelini görevlendirdi. Ekipler, zorlu hava koşullarına ve engebeli araziye rağmen helikopterlerle yaklaşık 12 bin kişiyi kurtardı. Shah ve kabine üyeleri ayrıca yaklaşık 600 dolar değerindeki bir aylık maaşlarını başbakanlık afet yardım fonuna bağışlama sözü verdi. Söz konusu fon şu ana kadar 41 milyon dolardan fazla bağış topladı.

Katmandu merkezli düşünce kuruluşu Policy Entrepreneurs’dan Anurag Acharya, “Hükümet hızlı biçimde harekete geçti ve Nepal’in sınırlı kapasitesi göz önüne alındığında müdahale gerçekten iyi oldu” dedi.

Financial Times’a konuşan Acharya, Shah’a yönelik beklentilerin “fazla büyük bir yük haline getirilmemesi” gerektiği konusunda uyardı.

“Kurtarma ve yardım çalışmaları buzdağının sadece görünen kısmı” diyen Acharya, “Asıl büyük sınav, toplulukların yeniden yerleştirilmesi ve yeniden inşa süreci olacak” ifadelerini kullandı.

Binlerce kişi hâlâ kayıp, turizm sektörü tehdit altında

Shah’ın karşı karşıya olduğu görev son derece büyük. Aralarında 583 yabancının da bulunduğu yaklaşık 4 bin kişi hâlâ kayıp. Bu durum hükümet üzerindeki baskıyı artırırken, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 7’sini oluşturan turizm sektörü açısından da risk oluşturuyor.

Birleşmiş Milletler’in Nepal koordinatörü Lila Pieters Yahia, yaklaşık 10 bin hanenin acil yardıma ihtiyaç duyduğunu, onlarca köprünün ve 40 kilometrelik yolun tahrip edildiğini açıkladı. Elektrik kesintileri ise ülke genelinde yaygın durumda.

Shah, toprak kaymasının meydana gelmesinden bir gün sonra, perşembe günü kısa bir ziyaretle afet bölgesine gitti. Ancak felaketin üzerinden yaklaşık bir hafta geçmesine rağmen halka seslenmedi ve genel olarak medyadan uzak durdu. Kamuoyuna yönelik iletişimini çoğunlukla günde bir kez yaptığı Facebook paylaşımlarıyla sınırlı tuttu.

Bu arada kurtarma ekipleri, Tibet sınırı yakınlarındaki daha ulaşılması zor bölgelere ulaştıkça can kaybı artıyor. Dik dağlar, derin vadiler ve çamurla dolan nehirler çalışmaları yavaşlatıyor. Kurtarma ekipleri şimdiden ceset torbası ve kurbanların muhafaza edilmesi için soğuk depolama alanı eksikliğiyle karşı karşıya.

Nepal yabancı yardımı önce reddetti

Nepal, arama-kurtarma operasyonları için başlangıçta yabancı yardımı kabul etmeyi reddetti. Yalnızca yardım malzemeleri ve bağışları kabul eden hükümet, teknik açıdan zorlu kurtarma çalışmalarını kendi imkanlarıyla yürütmeye çalıştı. Çin ise sınırın diğer tarafında kendi kurtarma operasyonunu başlattı.

Bu karar, Nepal’in 2015 depremindeki deneyiminin ardından alındı. Yaklaşık 9 bin kişinin hayatını kaybettiği deprem sonrası hükümet yabancı kurtarma ekiplerini kabul etmiş ancak koordinasyon büyük bir kaosa dönüşmüştü. Bir ABD askeri helikopteri düşmüş, kazada altı ABD deniz piyadesi ve iki Nepalli asker hayatını kaybetmişti.

Shah hükümeti hafta sonu geri adım atarak Hindistan ve Çin’den gelen teknik ekiplerin Nepalli kurtarma görevlilerine sahada destek vermesine izin verdi.

Uluslararası Kriz Grubu’nun Katmandu’daki kıdemli danışmanı Ashish Pradhan, “Bir tür gerçek zamanlı öğrenme süreci yaşıyorlar. En azından eski yöntemlerine takılıp kalmıyorlar” dedi.

Rapçi başbakandan ekonomik reform sözü

Eğitimini yapısal mühendislik alanında alan ve kendi müziğinde Nepal’in siyasi düzenini sert biçimde eleştiren Shah, yolsuzluk, ekonomik durgunluk ve genç işsizliğiyle boğuşan ekonomiyi yeniden canlandırma sözü verdi.

Ancak eleştirmenler, eski yönetime yönelik halk öfkesini kullanarak iktidarı kendi yakın çevresinde merkezileştirmekle suçluyor.

Eski bir maliye bakanı, reddettiği kara para aklama suçlamaları nedeniyle tutuklandı. Shah’ın görevden uzaklaştırdığı selefi ise bu soruşturmayı “siyasi bir gösteri” olarak nitelendirdi.

Uluslararası Kriz Grubu’ndan Pradhan, “İnsanlar farklı bir siyaset anlayışı vaat ederek gelen bu hükümete ve Shah’a şüpheyle yaklaşsa da ona bir şans vermeye hazır” dedi.

Ancak Pradhan, “Bunun gerçekte ne anlama geldiğini insanlar henüz tam olarak değerlendirmiş değil” diye ekledi.

Nisan ayında Katmandu’daki nehir kıyılarında yaşayan gecekondu sakinlerinin zorla tahliye edilmesi de protestolara yol açtı. Bu gelişme, bazı kişilerin Shah’ın “en yoksul ve ihtiyaç sahibi kesimlerin çıkarlarını gerçekten önemseyip önemsemediğini” sorgulamasına neden oldu.

Yeniden inşa maliyeti milyarlarca doları bulabilir

Shah’ın partisi, Nepal ekonomisini beş yıl içinde ikiye katlayarak 100 milyar dolara çıkarma gibi iddialı bir hedef belirledi.

Ancak üst düzey ekonomi yetkilileri, felaketin yol açtığı yeniden inşa maliyetleri ve ekonomik kayıpların 4 ila 5 milyar dolar arasında olacağını tahmin ediyor.

Bu rakam, Katmandu’daki kıdemli bir uluslararası bağışçı yetkilisine göre, 2015 depremindeki 7 milyar dolarlık fiziksel hasardan daha düşük.

Ancak yetkili, halihazırda yüzde 3 civarında büyüyen Nepal ekonomisi üzerindeki kayıpların “önemli” olacağını belirtti.

Shah hükümetinin “çok büyük miktarda finansmana ihtiyaç duyacağını” söyledi.

Yıkım, Nepal’in Çin ile olan en önemli ticaret bağlantılarından birini de kesti. Bu güzergâhtan yılda 2,7 milyar dolarlık ithalat gerçekleştiriliyor.

İş dünyası temsilcileri, İran savaşı nedeniyle zaten zayıflayan turizmin, sellerin Himalaya yürüyüşçüleri ve hacılar tarafından kullanılan güzergâhları kesintiye uğratmasıyla daha fazla zarar görebileceğinden endişe ediyor.

Nepal, felaketin insani ve ekonomik maliyetleriyle mücadele ederken Shah’ın yalnızca geçim kaynaklarını yeniden inşa etmesi değil, aynı zamanda genç destekçilerini harekete geçiren reform çizgisini koruması gerekecek.

Okumaya Devam Et

Asya

Türk Bombom oyuncuları, 16 yıl aradan sonra yeniden Dünya Şampiyonası’nda

Yayınlanma

Türk Bombom oyuncuları, 16 yıl aradan sonra yeniden Dünya Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil etti. Çin’de düzenlenen 2026 Bombom Dünya Şampiyonası’nda iki Türk takımı ilk 16’ya kalırken, serinin resmi mobil oyunu DDTank GO da oyuncularla buluştu.

Türk DDTank oyuncuları, 16 yıl aradan sonra yeniden 2026 DDTank Dünya Şampiyonası sahnesine çıktı.

Bombom’un Türkiye’de yayımlanmaya başladığı dönemde düzenlenen Türkiye elemelerinde başarılı olan oyuncular, Türkiye’yi temsilen Çin’e gitmiş ve farklı ülke ve bölgelerden gelen oyuncularla dünya şampiyonluğu için mücadele etmişti.

Aradan geçen 16 yılın ardından bu kez DDTank GO ile Türk oyuncular yeniden uluslararası turnuvada yer aldı.

Bombom’un resmi mobil oyunu DDTank GO’nun yayımlanmasının ardından düzenlenen elemelerde öne çıkan 4 Türk oyuncu, Türkiye’yi temsil etmek üzere Çin’e gitti.

Türk oyuncular, 29-30 Ağustos 2026 tarihlerinde DDTank’ın orijinal geliştiricisi 7Road tarafından düzenlenen resmi uluslararası organizasyon 2026 DDTank Dünya Şampiyonası’nda mücadele etti.

Böylece Türkiye, 16 yıl sonra Bombom’un dünya şampiyonası sahnesinde yeniden temsil edildi.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore, yapay zekâ patlamasından yararlanmak için rekor bütçe artışı açıkladı

Yayınlanma

Güney Kore hükümeti harcama planıyla, bellek çiplerinden elde edilen gelir patlamasını büyüme döngüsünü hızlandıracak yeni teknoloji yatırımlarına yönlendirmeyi amaçlıyor.

Güney Kore, yapay zekâ kaynaklı yarı iletken patlamasından doğan vergi gelirlerini yeniden yapay zekâya ve diğer geleceğin sektörlerine aktarmayı planladığını açıkladı. Devlet Başkanı Lee Jae Myung böylece ülke tarihindeki en büyük bütçe artışını başlattı.

Lee hükümeti salı günü, bir önceki yıla göre yüzde 12,8 artışla 820,9 trilyon wonluk (598 milyar dolar) 2027 bütçesini açıkladı. Bütçe kapsamında, büyük ölçüde Samsung Electronics ve SK Hynix gibi çip üreticilerinden gelen hızla yükselen vergi gelirleriyle finanse edilecek, vakıf fonu benzeri 162,3 trilyon wonluk bir “Geleceğe Yanıt Fonu” da yer alıyor.

Bu rakam, Seul’ün küresel mali krize karşı harcamalarını yüzde 10,6 artırdığı 2009’dan bu yana bütçedeki ilk çift haneli artış anlamına geliyor.

Bütçe Bakanı Park Hong-geun, hükümetin kamu harcamalarının ekonomik büyümeyi harekete geçirecek bir “ilk su” işlevi gördüğü, büyümenin de buna karşılık kamu maliyesini güçlendirdiği “büyüme öncülüğünde erdemli bir döngü” hedeflediğini söyledi.

Güney Kore, küresel yapay zekâ patlaması sayesinde ekonomik açıdan oldukça elverişli bir dönemden geçiyor. Yapay zekâ sektörü, ülkenin bellek çiplerine yönelik talepte büyük bir patlama yaratırken, en büyük çip üreticilerinin kârlarını artırdı ve ülke piyasalarında baş döndürücü yükselişlere yol açtı. Bu gelirlerin bir bölümü, yarı iletken sektöründeki çalışanlara verilen yüksek ikramiyeler yoluyla çalışanlara da yansımaya başladı.

Yeni bütçede çip sektörüne 2,6 trilyon won (1,9 milyar dolar) ayrılacak. Veri merkezleri ve robotik sektörüne de finansman sağlanacak. Nükleer enerjili denizaltı programı da dahil olmak üzere stratejik silahlara ise 3,4 trilyon won (2,5 milyar dolar) tahsis edilecek. “Geleceğe Yanıt Fonu” gelecek yıl ilk aşamada 45,4 trilyon wonluk (33,1 milyar dolar) kaynak kullanmaya başlayacak.

Seul ayrıca özellikle gençler ve ailelere yönelik sosyal harcamaları artıracak ve Seul metropol alanının dışındaki ekonomik sıkıntı yaşayan bölgelere daha fazla kaynak ayıracak. Lee, ülkenin düşen doğum oranı nedeniyle kriz yaşayan bölgesel üniversitelere yapılan yatırımları artırma sözü verdi.

Bütçe Bakanlığı, 2027 yılı için devlet gelirlerinin 880,8 trilyon wonla rekor seviyeye ulaşacağını ve planlanan harcamaları yaklaşık 60 trilyon won aşacağını öngördü. Kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranının ise 2026’daki yüzde 51,6 seviyesinden gelecek yıl yüzde 48,3’e gerilemesi bekleniyor.

Standard Chartered’ın Seul’deki araştırma biriminin başkanı Chong Hoon Park, Financial Times’a, “Kore’nin borç seviyesi diğer gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında görece düşük olduğu için, demografik kriz gibi yapısal sorunlarla mücadele etmek amacıyla potansiyel büyümeyi artırmaya çalışmak kötü bir fikir olmayacaktır” dedi.

Kamu harcamalarındaki bu hızlı artış, merkez bankasının kısmen çip sektöründeki patlamanın tetiklediği enflasyonist baskıyı yatıştırmak amacıyla para politikasını sıkılaştırdığı bir döneme denk geliyor. Kore Merkez Bankası (BoK) geçen hafta politika faizini üst üste ikinci kez artırarak yüzde 3’e çıkardı.

Lee salı günü, daha yüksek faiz oranlarının “kaçınılmaz” olduğunu söyledi ancak “maliye politikasının, yüksek faizlerin kırılgan gruplar üzerindeki yükünü en aza indirmek ve büyüme potansiyelinin zarar görmemesini sağlamak amacıyla dikkatle ayarlanmış bir rol oynaması gerektiğini” de sözlerine ekledi.

BoK ayrıca büyüme tahminlerini 2026 için yüzde 3,3’e, 2027 için ise yüzde 2,9’a yükseltti.

Ancak bazı analistler, enflasyonun BoK’un hedefinin üzerinde seyrettiği, Seul’de konut fiyatlarının yüksek olduğu ve hanehalkı borçlarının arttığı bir ortamda bu ölçekte geniş kapsamlı bir mali genişlemenin ne kadar doğru olduğunu sorguladı.

Seul Üniversitesi Vergilendirme Profesörü Kim Woo-chul, “Ekonomi şu anda yalnızca sıcak değil; kaynıyor. Bu ölçekte bir mali genişleme mevcut koşullarda kesinlikle uygun değil” dedi.

Myongji Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Shin Yul ise, “Yarı iletken sektöründeki bu patlamanın ne kadar süreceğini kimse bilmiyor” ifadelerini kullandı.

Lee aynı zamanda gerileyen halk desteğini yeniden yükseltmeye çalışıyor. Pazartesi günü yayımlanan bir ankete göre Lee’nin görev onayı oranı, temmuz ayının ikinci haftasındaki yüzde 48,9 seviyesinden yüzde 38,9’a geriledi.

Üst düzey politika danışmanı Kim Yong-beom da hafta sonu yapılan ve yeni maliye ve savunma bakanlarının göreve getirildiği kabine değişikliğinin ardından salı günü istifa etti.

Bütçe tasarısının parlamentonun onayından geçmesi gerekiyor. Lee’nin Demokratik Partisi, 300 sandalyeli Ulusal Meclis’te 161 sandalyeye sahip olduğu için diğer partilerin desteğine ihtiyaç duymadan bütçeyi geçirebilecek çoğunluğa sahip.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English