Rusya
Rusya istihbaratı: Britanya, yaptırım için ‘çevre felaketi’ tezgâhlayacak

Rusya Dış İstihbarat Teşkilatı (SVR), Britanya’nın Rus petrolü taşıyan bir tankeri batırmayı planladığını duyurdu. SVR’ye göre Londra’nın amacı, bir çevre felaketi yaratarak Washington’ı Rusya’dan enerji kaynağı alan ülkelere karşı en sert ikincil yaptırımları uygulamaya zorlamak. Sabotaj operasyonunun, NATO müttefiklerinin desteğiyle Ukrayna tarafından gerçekleştirilmesinin planlandığı öne sürüldü.
Rusya Dış İstihbarat Teşkilatı (SVR), Britanya’nın Rus petrolü taşıyan tanker filosuna karşı büyük bir sabotaj hazırlığında olduğunu bildirdi.
SVR’nin açıklamasına göre, Londra’nın temel hedefi, Washington’ı Rusya’nın enerji kaynaklarını satın alan ülkelere yönelik mümkün olan en sert ikincil yaptırımları uygulamaya mecbur bırakmak. Bu faaliyetin başlangıcının ise “bir veya daha fazla tankerle ilgili ses getirecek bir olayla” verilmesi planlanıyor.
SVR, olayların gelişebileceği iki muhtemel senaryo üzerinde duruyor. İlk senaryo, “istenmeyen” bir tankerin “deniz yollarının dar geçitlerinden birinde” kaza yapmasının organize edilmesini içeriyor.
Britanya’ya göre, petrol sızıntısı ve geçiş yolunun kapanması, NATO’ya gemileri güvenlik standartlarına uygunluk açısından denetleme gerekçesi sunacak.
İkinci senaryoya göre ise Londra, “Rusya’ya dost bir ülkenin limanında” enerji kaynaklarının boşaltılması sırasında bir tankeri ateşe vermeye çalışacak.
Çıkacak yangının, alıcı ülkenin ulaşım altyapısına ciddi zarar vermesi ve diğer gemilerde arızalara yol açarak uluslararası bir soruşturma başlatılmasını gerektirmesi hedefleniyor.
Her iki senaryo da Rus petrolü ithal eden ülkelerin “trajedinin dolaylı failleri” olarak gösterilmesini öngörüyor. Bu durumun, ABD’nin bu ülkelere yönelik “mümkün olan en sert ikincil yaptırımların” uygulanması teklifini sunmasına olanak tanıyacağı belirtiliyor.
Sabotajın organizasyonu için Londra’nın NATO’daki müttefiklerini de sürece dahil etmeyi planladığı, operasyonun faillerinin ise Ukraynalılar olacağı iddia ediliyor.
Hindistan, Trump’ın tehditleri üzerine Rusya petrolüne ambargoya hazırlanıyor
Batı’nın ‘gölge filo’ ile mücadelesi
Geçen ayın başında Financial Times gazetesi, Britanyalı yetkililerin Manş Denizi’nde her ay 40’tan fazla tankeri denetlediğini yazmıştı. Habere göre, gemilerin bekletilme nedeni, Batı yaptırımlarını delerek Rus petrolü taşıdıkları yönündeki şüphelerdi. Gazetenin verilerine göre, Ekim 2024’ten Haziran 2025’e kadar 343 tanker alıkonuldu.
Ancak Moskova’nın gölge filosuna ulaşmaya çalışan tek NATO üyesi Londra değil. Mayıs ayında Estonya, uluslararası sularda Gabon bayraklı Jaguar adlı tankeri durdurmaya çalışmıştı. Hindistan’ın Sikka limanından yola çıkıp Rusya’ya giden gemi; devriye botları, bir helikopter, bir uçak ve Polonya Hava Kuvvetlerine ait MiG-29 savaş uçakları tarafından takip edilmişti.
Tallinn, gemiyi Estonya makamlarının alıkoyma işlemi yapabileceği bir deniz sahasına yönlendirmeye çalıştı. Fakat mürettebat, provokasyonlara boyun eğmeyerek rotasını korudu. Baltık ülkesinin komuta kademesi, mürettebatı gemiye çarpma tehdidinde bulunmuş ve helikopterle gemiye asker indirmeye çalışmıştı. Son dönemde AB de tankerlere yönelik çok sayıda yaptırım uyguluyor.
“Amaçları şüpheli”
Vzglyad gazetesine konuşan ekonomist İvan Lizan, “SVR tarafından sıralanan senaryoların her ikisi de bence eşit derecede tehlikeli. Teorik olarak Londra, tankerlerden birinin ambarına mayın döşeyip onu Malta açıklarında bir yerde patlatabilir. Daha önce benzer operasyonlar gördük. Örneğin, Leningrad Oblastı’nda Batı güçleri tarafından amonyak taşıyan bir gemiye terör saldırısı düzenlenmişti,” diye anımsattı.
Lizan, “Ekolojik açıdan bu tür eylemlerin sonuçları feci olabilir ancak siyasi mantıklılığı pek çok soru işareti barındırıyor. İngilizler neyi başarmaya çalışıyor? Çin ve Hindistan’ı Rus enerji kaynaklarından vazgeçmeye mi zorlamak istiyorlar? Bu işe yaramaz. Bizim petrolümüzün alımı bu ülkelerin ekonomileri için hayati önem taşıyor,” ifadelerini kullandı.
Söz konusu uzmana göre AB, bu alanda Moskova ile işbirliğini zaten kendisi sonlandırdığı için Brüksel’in ek bir teşvike ihtiyacı yok.
Lizan, “İkincil yaptırımlar için gerekçe yaratmak da şüpheli bir girişim. Sorun, kısıtlamaları organize etme iradesinde değil, bu kısıtlamaların başlatılma yaklaşımında yatıyor,” diye açıkladı.
Lizan, “Zira ABD ve müttefikleri yıllardır yaptırımlarla ‘herkes tarafından kabul edilen’ kötüleri cezalandırdı. Washington, ‘korkunç’ Moskova imajını kolektif Batı’daki sıradan insanlara satmayı başardı. Bu yüzden bize karşı kısıtlamalar getirilmesi en azından doğal ve mantıklı görünüyor. Ancak Çin ve Hindistan şu anda askeri ihtilaflara katılmıyor. Onların tek suçu Rus petrolü satın almaları. Oysa bu devletlerin her birinin nüfusu bir milyarı aşıyor. Dolayısıyla, devasa miktarda enerji kaynağına temel ihtiyaçları var,” diye belirtti.
Lizan, “Hiç kimse onlara Moskova ile aynı miktarda ve aynı fiyatta enerji sağlayamaz. Dolayısıyla Batı, Pekin ve Yeni Delhi’yi sadece kendi ulusal çıkarlarını sağladıkları için cezalandırmak niyetinde. Bu, gerçeğe dönüşmesi halinde ABD’ye yönelik uluslararası güveni önemli ölçüde sarsacak bir saçmalık. Ancak bu kadar derin konulara girmesek bile, Çin’e yönelik ikincil yaptırımlar Washington’ı Pekin ile gelecekteki ticaret anlaşmaları yapma imkânından tamamen mahrum bırakacaktır. Bu, Moskova’yı yaralamak gibi hayali bir şans uğruna Donald Trump’ın göze almaya hazır olmadığı aşırı yüksek bir risk,” diye vurguladı.
Lizan, “Rusya’nın ise ideal koşullarda Londra’nın planlarının uygulayıcılarını yakalayıp onlardan sabotaj organizasyonunun tüm yapısı hakkında bilgi alması gerekirdi. Ancak SVR raporunun yayımlanmasından sonra Britanya’nın bu planı hayata geçirmeye hazır olacağını sanmıyorum,” diye ekledi.
“Riskler son derece yüksek”
Rusya hükümetine bağlı Finans Üniversitesi ve Ulusal Enerji Güvenliği Fonu (FNEB) uzmanı İgor Yuşkov ise Britanya’nın planlarının hayata geçirilmesinin Rusya için ekonomik risklerini “son derece yüksek” olarak değerlendiriyor.
Yuşkov, “Londra, Moskova ile ticaretin uluslararası toplum için neden tehlike taşıdığına dair somut bir örneğe ihtiyaç duyuyor,” diye açıkladı.
Yuşkov, “Çevrenin kirletilmesi bu bağlamda farklı devletlerin tutumları üzerinde baskı kurmak için oldukça işlevsel bir araç. Bu nedenle SVR’nin bildirdiği patlamalar oldukça muhtemel. Ayrıca son zamanlarda bazı yerli limanlarımızda benzer olaylar yaşandı. Endişelenmemiz gereken şeyler var. Özellikle Kuzey Akım hatlarının patlatılmasından sonra bu alanda aşırı paranoyadan bahsetmek akıllıca olmaz. Ek bir güvenlik sistemi getirilmesi ve tanker denetim tedbirlerinin güçlendirilmesi tamamen haklı eylemlerdir,” değerlendirmesinde bulundu.
“Trump’ın zayıflığı Londra’nın işine yarayabilir”
Öte yandan siyaset bilimci Dmitriy Drobnitskiy, Estonya’nın daha önce Rus petrolünün taşınmasıyla mücadele etmeye çalıştığını hatırlatarak, “Fakat Moskova, Tallinn’e bu tür ‘manevraların’ iyi sonuçlanmayacağını net bir şekilde gösterdi. Şimdi ise Batı, oyuna daha büyük bir balık sürmeye karar verdi. Britanya, tarihsel olarak dünya genelinde sabotajlar gerçekleştirme konusunda uzmanlaşmıştır,” dedi.
Drobnitskiy, “Elbette Londra’nın planları cüretkâr olarak nitelendirilebilir. Eğer bu bilgi mart veya nisan aylarında ortaya çıksaydı, Donald Trump’ın İngiliz kraliyetinin küstahlığına öfkeleneceğini düşünüyorum. Muhtemelen Keir Starmer ile bizzat konuşmaya ve onu tanker patlatma organizasyonundan vazgeçirmeye çalışırdı. Ancak o zamanlar Beyaz Saray’ın başkanı zirvedeydi. Bugün ise ABD’de onu canı isteyen herkes ‘ısırıyor’. Başkanlığının ilk aylarındaki şevkini kaybetti ve bu, Ukrayna’daki ihtilafa ilişkin tutumunda açıkça görülüyor. Her hafta bu tutumu, önceki ABD yönetiminin siyasetine daha fazla benziyor,” diye belirtti.
Uzman, “Trump, Moskova’ya baskı yapmaya yöneliyor, bu da Londra’nın planlarının işe yarayabileceği anlamına geliyor. Dahası, sabotaj Britanya’nın diğer Avrupa güçleriyle diyaloğunu da bozmayacaktır. Batı bugün son derece şekilsiz bir durumda: Washington ve Brüksel kampı içindeki ihtilaflar yapay olarak yatışıyor. Eski Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’un ofisinin dinlendiği haberi, Kuzey Akım hatlarının patlatılması… Bu olaylardan herhangi biri on yıl önce yaşansaydı, pek çok siyasetçinin boğulacağı devasa bir ihtilafa dönüşme riski taşırdı. Ama bugün böyle bir yankı yok,” diye ekledi.
Ayrıca Drobnitskiy, “Bu yüzden Londra’nın elleri fazlasıyla serbest. Dahası, Rusya ile diyalogda sert bir çizgi taraftarı olan Amerikalı yetkililer, muhtemelen Britanya’nın planlarından haberdar edildi. Trump’ı uyarmaya ise gerek yok: Sonbaharda Kongre’nin sadakatini kaybetme riskiyle karşı karşıya, bu da fiilen onun iktidarını çökertecektir,” diye konuştu.
Rusya hükümetine bağlı Finans Üniversitesi’nde araştırmacı ve FNEB’in önde gelen uzmanlarından Stanislav Mitrahoviç ise Batılı ülkelerin uzun zamandır Rusya’nın enerji kaynaklarını taşımak için kullandığı tankerleri “karalamaya” çalıştığını söyledi.
Mitrahoviç, “Her yola başvuruyorlar: Gemilerin kayıtlı olduğu yerleri eleştiriyorlar, sigortalarında ‘hatalar’ buluyorlar. Ancak bu tür şeyler tüm dünyayı işbirliğinden vazgeçmeye ikna edemediği için İngilizler dikkat çekici bir sabotaj düzenlemeye karar verdi. Fakat yerli şirketler ve nakliyatçılar da ‘dünkü çocuk değil’. Moskova’nın, hasımlarının planının gerçekleşmesini önleyecek bir yol bulacağından eminim,” diyerek sözlerini tamamladı.
Financial Times: Witkoff Moskova’dan eli boş dönerse Trump küplere binecek
Rusya
Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.
Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.
Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.
Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.
Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.
Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.
İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.
Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.
Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.
Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.
Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.
Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.
Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.
Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.
Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.
Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.
Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.
Rusya
Bir komplonun anatomisi

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.
Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?
Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026
Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.
Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.
Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.
Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.
Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).
İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.
Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.
Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.
2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.
Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.
Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.
Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.
İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.
Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.
İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.
Rusya
FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.
Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.
FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.
Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.
Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.
Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.
Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.
Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.
Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.
Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek








