Asya
Güney Kore-ABD İlişkilerinde Yeni Dönem: “Pragmatik Diplomasi” ve Stratejik Bağımlılık

Güney Kore’nin 14. Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung, Washington’daki ilk resmi zirvesi kapsamında ABD-Güney Kore ittifakının geleceğine dair kapsamlı bir vizyon sundu. Soğuk Savaş döneminden bu yana bölgesel güvenlik mimarisinin temel taşlarından biri olan Kore-ABD ilişkileri, günümüzde yalnızca askeri caydırıcılık ekseninde değil; teknoloji, ekonomi, enerji ve kültürel diplomasi alanlarında da yeni bir boyut kazanıyor.
Başkan Lee’nin CSIS’te yaptığı konuşma, “pragmatik diplomasi” anlayışıyla şekillenen çok katmanlı bir stratejinin işaretlerini taşıyor. Lee, bir yandan Kuzey Kore’nin artan nükleer kapasitesi ve Çin’in yükselen etkisi karşısında ABD ile güvenlik iş birliğini derinleştirme hedefini ortaya koyarken, diğer yandan Güney Kore’yi ileri teknoloji, savunma sanayi ve kültürel yumuşak güç alanlarında küresel bir aktör olarak konumlandırıyor.
Bu yeni yaklaşım, ABD-Güney Kore ittifakını klasik “askeri bağımlılık” çerçevesinin ötesine taşıyarak; Asya-Pasifik bölgesinde çok kutuplu rekabet, Kuzey Kore’nin nükleer tehditleri, Çin’in ekonomik baskıları ve Japonya ile üçlü iş birliği gibi alanlarda yeniden tanımlıyor. Başkan Lee’nin konuşması, Kore diplomasisinin önümüzdeki dönemde hem Washington’un beklentilerine uyumlu, hem de Seul’ün ulusal çıkarlarını merkeze alan esnek bir strateji izleyeceğinin sinyallerini verdi..
Stratejik Vizyon: “Altın Çağ” İttifakı
Lee’ye göre, bu yeni dönem yalnızca güvenlik odaklı geleneksel bir ittifak anlayışını aşarak, çok katmanlı bir stratejik ortaklığı hedeflediğini kaydetti:
“Geleceğe yönelik, kapsamlı ve stratejik bir ittifak; güvenlik, ekonomi ve ileri teknoloji olmak üzere üç temel sütuna sağlam bir şekilde dayanmaktadır. Pragmatizm ve halkımız için ulusal çıkarlar üzerine kurulu bu demir gibi sağlam ittifak, parlak bir şekilde parlayacaktır.”
Lee’nin yaklaşımı, Güney Kore’yi ABD’nin güvenlik, ekonomi, teknoloji ve kültür alanlarındaki birinci sınıf ortağı haline getirmeyi amaçlıyor. Bu stratejik dönüşümün merkezinde, Lee’nin sıkça vurguladığı “pragmatik diplomasi” anlayışı bulunuyor. Lee, bu yeni diplomasi anlayışını şöyle tanımladı:
“Krizleri fırsata çevirmek ve yeni bir kalkınma için temel oluşturmak her zamankinden daha acil. İhtiyacımız olan en iyi yaklaşım, hızla değişen küresel meselelere stratejik bir anlayış ve esnek düşünceyle yanıt vermektir; bu da ulusal çıkarlara odaklanan pragmatik bir diplomasi olarak adlandırılabilir.”
Bu perspektifle Lee, ABD ile ilişkileri yalnızca güvenlik ekseninde değil, ileri teknoloji, enerji, yarı iletkenler, gemi inşası ve kültürel yumuşak güç alanlarında da derinleştirmeyi hedefliyor. Özellikle ABD’nin Kore’ye yönelik savunma taahhütlerinin altını çizerken, Güney Kore’nin de daha bağımsız ve öncü bir güvenlik rolü üstleneceğinin mesajını verdi:
“ABD’nin Kore Cumhuriyeti’ne yönelik savunma taahhüdü ve ortak savunma duruşumuz sarsılmaz ve kesinliğini korumaktadır. Aynı zamanda Kore, Kore Yarımadası’nda güvenliğin sağlanmasında daha öncü bir rol üstlenecektir.”
Bu sözler, Soğuk Savaş’tan bu yana süregelen “askeri bağımlılık” eksenli ittifak anlayışını dönüştürerek, Güney Kore’yi Asya-Pasifik güvenlik mimarisinde ABD’nin eşit düzeyde stratejik ortağı konumuna yükseltmeyi öngörüyor.
Bir diğer anlamda Lee Jae Myung’in “altın çağ” vizyonu, Güney Kore’yi yalnızca ABD’nin savunma müttefiki olmaktan çıkarıp, çok boyutlu bir küresel aktör haline getirme iddiasını da yansıtıyor.
Güvenlik İttifakı: Bağımsız Caydırıcılık ve ABD ile Stratejik Dayanışma
Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmenin, beklentilerinin üzerinde geçtiğini vurgulayan Lee, iki ülke arasında güvenlik garantilerinin bir kez daha teyit edildiğini söyledi:
“Başkan Trump ile yaptığımız zirve toplantısında, ikili ittifakımızı değişen güvenlik ortamına uygun olarak daha karşılıklı ve geleceğe yönelik hale getirme ve modernize etme konusunda anlaştık.”
Lee’nin açıklamalarında dikkat çeken en önemli başlıklardan biri, Güney Kore’nin savunma kapasitesini güçlendirme kararlılığı oldu. Özellikle savunma bütçesinin artırılması, akıllı ordu konseptine geçiş ve ileri teknolojiye sahip savunma sanayi yatırımlarının genişletilmesi konularında somut bir irade ortaya koydu:
“Öncelikle, Kore ordusunu gelecekteki savaşlarda üstünlük sağlayacak akıllı bir orduya dönüştürmek için kullanılacak savunma bütçemizi artıracağız. Bu bütçeyi, son teknoloji ve askeri teçhizat edinmek için kullanacağız.”
Lee ayrıca, ABD’nin Kore Cumhuriyeti’ne yönelik savunma taahhüdünü yeniden teyit ederek, bu iş birliğinin iki ülkenin ortak güvenliği açısından taşıdığı öneme dikkat çekti:
“ABD’nin Kore Cumhuriyeti’ne yönelik savunma taahhüdü ve ortak savunma duruşumuz sarsılmaz ve kesinliğini korumaktadır. Aynı zamanda Kore, Kore Yarımadası’nda güvenliğin sağlanmasında daha öncü bir rol üstlenecektir.”
Bu söylem, Güney Kore’nin ABD’ye güvenmeye devam ettiğini, ancak aynı zamanda kendi askeri kapasitesini yükselterek daha bağımsız bir caydırıcılık oluşturmaya yöneldiğinin bir işareti olarak görülebilir. Başkan Lee, Kore’nin artan sorumluluk üstlenme iradesini vurgulayarak, Washington’a da örtülü bir mesaj gönderdi;
“Bir zamanlar Amerikan yardımlarından yararlanan Kore, bugün ABD’deki en büyük sıfırdan yatırım yapan ülke haline geldi. Artık sadece korunan değil, yükü paylaşan bir müttefikiz.”
Kısacası Lee’nin güvenlik stratejisi, ABD’nin Kore’deki 28.500 askeri ve 200.000 Amerikan vatandaşının güvenliği üzerinden şekillenen ortak çıkarları korurken, aynı zamanda Güney Kore’nin kendi caydırıcılık kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Bu strateji, “biz sizin yükünüzü azaltacağız” mesajını Washington’a açıkça veriyor.
Ekonomi ve Teknoloji Alanında İttifaklık
Başkan Lee Jae Myung’in çerçevesi, ittifakı güvenliğin ötesine taşıyıp ileri teknoloji ve ekonomi ekseninde derinleştirmeyi amaçlıyor. Bu yaklaşım, düşünce kuruluşlarının son analizleriyle de örtüşüyor. Carnegie Endowment raporu, Güney Kore’nin ABD için “kritik teknolojilerde kanat adam” (critical-technology wingman) rolüne uygun olduğunu ve iki ülkenin birlikte “politika ve üretim zinciri derinleştirmesi” gerekliliği vurguluyordu.
Güney Kore, LNG/dualfuel gibi yüksek değerli gemi tiplerinde uzmanlaşarak teknoloji üstünlüğünü sürdürüyor. Sektör verileri Güney Kore’nin özellikle LNG taşıyıcılarında yüksek pay ve değer yarattığını; Güney Kore denizcilik kayıtlarında LNG segmentinin değerin yaklaşık %52’sini oluşturduğunu gösteriyor. Ayrıca CSIS’in çalışması, ABD ile donanma bakımı/onarımı ve modernizasyonunda kurumsal işbirliği altyapısının oluştuğunu (ör. HD Hyundai’nin ABD Donanması ile MSRA anlaşması; Hanwha Ocean’ın USNS gemilerine MRO işleri) ayrıntılı biçimde belgeliyor.
2024’te Kore’nin toplam ihracatı 683,8 milyar dolar ile tarihî bir zirveye ulaştı; bunun 141,9 milyar doları yarı iletkenlerden geldi ve toplam ihracat içindeki payı %21 seviyesine yükseldi. Bu rakamlar, ABD ile ileri teknoloji bağlarını derinleştirmek için güçlü bir ekonomik temel sağlıyor.
Başkan Lee, CSIS konuşmasında bu bağı şöyle ele alıyor:
“Güney Kore ve ABD, güvenlik ve ekonominin birleştiği günümüzün zorluklarıyla, farklı ülkelerin iş birliği yapıp karşılıklı fayda sağlayan bir büyüme elde ettiği ileri teknoloji ittifakı aracılığıyla kapsamlı bir şekilde başa çıkacak.”
Brookings ve CSIS raporları, ABD’nin CHIPS yasası ve ihracat kontrolleri sonrası yarı iletken ekosistemini yeniden kurguladığını; bu bağlamda ABD-Güney Kore teknoloji ittifakının ortak Ar-Ge, işgücü politikaları ve tedarik zinciri güvenliği eksenlerinde çok katmanlı bir entegrasyona ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. “Kamu yatırımları benzeri görülmemiş düzeyde… üretim, Ar-Ge ve işgücü programlarına yöneliyor.” (Brookings Institution, 2024)
Öte yandan Lee’nin konuşmasında vurguladığı “gümrük vergisi anlaşması”, KORUS Serbest Ticaret Anlaşması’nın ötesinde, yeni nesil teknoloji fasıl ve uygulamalarının önünü açmayı hedefliyor. USTR verilerine göre, 2024’te ABD-Güney Kore mal ticareti toplamı 197 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2025 yazında yapılan tarife indirimleri ve bağlantılı yatırım paketleri, iki ülke arasındaki ileri teknoloji ortaklığını derinleştiren bir politika köprüsü işlevi için önemli bir nokta olarak görülebilir:
“Ülkelerimizin imzaladığı gümrük vergisi anlaşması, iki ülke arasındaki ileri teknoloji iş birliğini güçlendirmek için bir basamak taşı görevi görecektir. Dünyanın en güçlü yetenekleriyle donatılmış olan K-gemi inşa endüstrisi, ABD gemi inşa endüstrisinde bir rönesans yaratacak ve karşılıklı refah için yeni bir tarihi dönüm noktası oluşturacaktır.”
Kültürel ve Kimliksel Mesajlar
Güney Kore, küresel sahnede yalnızca güvenlik ve ekonomi değil, kültürel diplomasi ekseninde de güçlü bir strateji izliyor. K‑Pop, diziler, edebiyat ve yemek gibi unsurlar, ülkenin marka algısını dönüştürerek “soft power” (yumuşak güç) stratejisinin merkezi haline geldi.
California Univetsitesi’nden Tara Shafie yaptığı bir araştırmada, K‑Pop sanatçılarının “kamu diplomasisinde etkin araç” olarak kullanılabileceğine dikkat çekiyor. Shafie’ye göre, hükümet bu sanatçıları “kamusal diplomasi elçileri” olarak destekleyerek geleneksel diplomasi araçlarının ötesine geçiriyor. Shafie raporunda, “K-Pop endüstrisinin birleşik ekonomik ve kültürel gücü, günümüzde yumuşak gücün en önemli örneklerinden biri haline getiriyor.” ifadelerine yer verirken, söz konusu veriler bu söylemin doğruluğunu artırıyor.
Başkan Lee Jae Myung, konuşmasında, Güney Kore’nin yalnızca güvenlik ve ekonomi ekseninde değil, kültür ve demokrasi alanlarında da küresel bir yumuşak güç merkezi haline geldiği çıkışını yaparak bu konuyu gündeme taşıdı. Lee, Kore kültürünün dünya çapında yükselen etkisini, demokrasinin barışçıl deneyimiyle ilişkilendirerek şu sözleri kullandı:
“Kore kültürel bir güç merkezi olarak kendini kanıtladı, ancak bunun yakında yalnızca kültürel başarılarla değil, demokrasinin örnek bir modeli olarak da bilineceğine inanıyorum. Güney Kore-ABD ittifakının en güçlü temeli, halklarımızın paylaştığı güven ve dostluktur. Halklarımız birbirlerinin hayatlarını daha müreffeh hale getiriyor ve bu dostluk, ittifakımızı parlak bir geleceğe taşıyor.”
Lee’nin konuşmasında öne çıkan bir diğer unsur, Kore’nin demokratik kazanımlarını kültürel soft power stratejisinin bir parçası olarak sunmasıydı. Kore’nin, darbe ve sıkıyönetim gibi krizlerden “tek damla kan dökmeden” çıkma deneyimi, Lee’ye göre, Kore kültürünü dünyada benzersiz kılan unsurlardan biri olarak öne çıkarıldı:
“Kore halkı, tek bir damla kan dökmeden krizi aşmayı başardı. Protestocular şarkı söyleyerek ve dans ederek demokrasi mücadelesi verdi. İşte bu, demokrasinin ve halk gücünün en üstün biçimidir.”
Lee, Kore kültürünün yalnızca bölgesel değil, küresel bir diplomasi aracı haline geldiğini belirterek Amerikan yumuşak güç araçlarıyla entegresinin altını çizdi. Netflix, K-Pop ve Kore mutfağı örneklerini kullanarak, Kore’nin halklar arası bağları güçlendiren bir “kültürel köprü” oluşturduğunu şöyle özetledi;
“Artık Kore ve ABD’deki gençler, Netflix’te dünya çapında yayınlanan ‘K-Pop Demon Hunters’ın müziklerini dinlerken güçlü bir bağ hissediyor. Tıpkı hamburger ve pizzanın artık yalnızca Amerika’ya özgü olmaması gibi, kimbap ve ramyun da artık sadece Kore’ye özgü değil.” Bu ifade, Kore’nin ABD ile kültürel entegrasyonu derinleştirme stratejisinin altını çiziyor. Kore dizileri, popüler müzik ve gastronomi, iki ülke halkı arasındaki ilişkileri güçlendiren soft power unsurları olarak sunuluyor.
Resmî Kore hükümet verilerine göre:
Kültürel içerik ihracatı (müzik, diziler, oyunlar, film) 2024’te 9,85 milyar dolar seviyesine ulaştı.
Bu rakamın 2030’a kadar 36 milyar dolar seviyesine çıkarılması hedefleniyor.
Brand Finance Global Soft Power Index 2025’e göre Güney Kore, kültür ve miras alanında 9. sırada yer alırken, eğlence ve sanat başlığında 7. sıraya yükseldi.
Lee’nin tüm bu söylemleri Güney Kore’yi sadece “teknoloji ve güvenlik aktörü” değil, kültürel bir merkez olarak da konumlandırıyor. ABD ile sadece güvenlik değil; kültürel hegemonya ve kimlik paylaşımı üzerinden de yakınlaşmayı hedeflendiği görülüyor.
Çin, Kuzey Kore ve Japonya Üzerine İnce Dengeler
Başkan Lee, Güney Kore’nin dış politikasını ABD-Çin rekabeti, Kuzey Kore’nin artan nükleer kapasitesi ve Japonya ile üçlü iş birliği ekseninde ele aldı. Lee’nin mesajları, Seul’ün çok kutuplu Asya-Pasifik dengelerinde esnek ama net bir strateji izlediğini gösterdi. Lee, kendisine yönelik “Çin’e ekonomik bağımlılık” eleştirilerini doğrudan yanıtladı ve geleneksel güvenlik-ekonomi ayrışmasının artık sürdürülemez olduğunu açıkça belirterek;
“Artık güvenlikte ABD, ekonomide Çin modeli sürdürülemez. ABD’nin ihracat kontrolleri ve küresel tedarik zincirindeki yeniden yapılanmasına uyum sağlayacağız.” dedi.
Bununla birlikte, Kore’nin coğrafi zorunlulukları gereği Çin ile köprüleri tamamen atmayacağını da vurgulayan Lee şöyle devam etti;
“ABD’nin politikasına aykırı hareket edemeyiz, ancak coğrafi yakınlığımız nedeniyle Çin’le zorunlu bağlarımızı yönetmeye odaklanacağız.”
Bu yaklaşım, Seul’ün Washington’a stratejik uyum mesajı verirken, Pekin ile iletişim kanallarını açık tutmayı hedeflediğini gösteriyor. Böylece Güney Kore, ABD merkezli güvenlik ekseninde kalmak isterken, Çin ile ekonomik çatışmadan kaçınan bir denge politikası izliyor.
Kuzey Kore Sorunu: Caydırıcılık + Diyalog
Kuzey Kore’nin hızla artan nükleer kapasitesine ilişkin Lee, dikkat çeken sayısal veriler sundu. Bu açıklamalar, hem Washington’da aciliyet algısını artırmayı hem de Güney Kore’nin stratejik kararlılığını göstermeyi amaçlıyor. Aslında Lee, güçlü caydırıcılık vurgusu yaptı, ancak sadece baskının yetmeyeceğini, diyalog kanallarının açık kalması gerektiğini belirtti. Washington’a “daha sert ortak politika” çağrısı yaparken, Pekin ve Moskova ile köprüleri atmaktan kaçınan tavırlar sergiledi.
“Kuzey Kore yılda 10 ila 20 nükleer silah üretebilecek kapasiteye sahip. Kıtalararası balistik füze geliştirme süreci son aşamaya geldi ve son dört yılda nükleer kapasitesi yaklaşık 2,5 kat arttı. Kuzey Kore’ye karşı güçlü bir caydırıcılık sağlamalıyız, ancak sorunu sadece baskıyla çözemeyiz. Durumu daha da kötüleştirmemek için diyalog kanallarını da açık tutmalıyız.”
Japonya ile Üçlü İş Birliği: Hint-Pasifik Stratejik Kuşağı
Lee, ABD’ye gelmeden önce Japonya’ya yaptığı ziyareti özellikle vurguladı ve üçlü ittifakın önemini tekrarladı. Kore-ABD-Japonya üçlü iş birliğini Kuzey Kore tehdidi, Çin’in artan etkisi ve Hint-Pasifik güvenlik stratejisi bağlamında şöyle değerlendirdi:
“Başkan Trump’ın da sürekli vurguladığı gibi, Kore, ABD ve Japonya arasındaki üçlü iş birliği kritik önemde. Bu üç ülke, Kuzey Kore’nin nükleer ve füze tehditlerine birlikte karşılık verecek ve Hint-Pasifik bölgesinde barış ve refahı sağlama çabalarını güçlendirecek.”
Bu açıklama, Seul yönetimi Güney Kore’nin Hint-Pasifik stratejik kuşağında Japonya ile Washington eksenli bir bloklaşmayı güçlendirdiğini gösteriyor. Böylece Seul, hem Kuzey Kore’nin tehditlerine hem de Çin’in bölgesel yükselişine karşı üçlü bir caydırıcılık hattı inşa etme isteğini öne sürdü.
Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee, Japonya ile ilişkilerin ‘yeniden tanımlanması’ çağrısında bulundu
Asya
Hindistan’da Hamamböceği hareketi büyüyor: Muhalefet lideri Rahul Gandhi’ye gözaltı

Hindistan’da “Hamamböceği protestoları” büyüyor. Polis, Başbakan Modi’nin konutu önünde oturma eylemi yapan muhalefet lideri Rahul Gandhi’yi gözaltına aldı, siyasi gerilim yükseldi.
Hindistan’ın ana muhalefet lideri Rahul Gandhi ile kız kardeşi Priyanka Gandhi Vadra, salı günü Başbakan Narendra Modi’nin konutu önünde düzenledikleri protesto sırasında polis tarafından kısa süreliğine gözaltına alındı. Gelişme, eğitim sistemindeki aksaklıkları protesto eden öğrencilerin pazartesi günü gerçekleştirdiği büyük gösterinin ardından ülkedeki siyasi gerilimi daha da artırdı.
Gandhi kardeşler ile diğer Kongre Partisi liderleri ve milletvekilleri, bir önceki gün düzenlenen protestoların ardından başbakanın istifasını talep etmek üzere Modi’nin resmi konutu önünde toplandı. Pazartesi günkü gösterilerde polis, binlerce protestocuya defalarca göz yaşartıcı gazla müdahale etmiş ve bazı göstericileri coplarla dövmüştü.
Rahul Gandhi, X hesabından şu paylaşımı yaptı:
“Modi-ji, her türlü baskıyı dene, bütün gücünü kullan. Öğrenciler için verilen bu adalet mücadelesi artık durmayacak.”
Kongre Partisinden bir kaynak, Gandhi ile parti stratejisti ve kampanya sorumlusu olan kız kardeşinin farklı noktalarda gözaltına alındığını söyledi. Başbakanın konutu önünden uzaklaştırılan muhalefet milletvekillerinin ise başkentin başka bölgelerinde tutulduğu belirtildi.
Gandhi ile müzakere etmek üzere görevlendirilen hükümet bakanı Jitendra Singh, muhalefet liderini samimiyetsizlikle suçladı. Singh, hükümetin eğitim sistemine ilişkin şikâyetleri parlamentoda görüşmeye hazır olduğunu, ancak Kongre Partisi liderlerinin bunun yerine Modi’nin istifasını talep ettiğini söyledi.
Singh, “Rahul Gandhi’nin davranışları demokrasi ilkeleriyle bağdaşmıyor” dedi.
Kritik öneme sahip ulusal tıp fakültesi giriş sınavlarındaki soru sızıntıları ve notlandırma usulsüzlükleri nedeniyle haftalardır biriken öfke, pazartesi günkü gösterilerle yeni bir boyuta ulaştı. Son yıllarda Hindistan’ın başkentinde düzenlenen en büyük protestolardan biri olan gösteri, kamuoyundaki tepkinin ciddi ölçüde arttığını ortaya koydu.
Modi, pazartesi günü parlamentonun yeni yasama döneminin açılışında yaptığı konuşmada protestolara değinmedi ve gösteriler hakkında şimdiye kadar kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmadı.
Yetkililer ise ulusal tıp fakültesi giriş sınavının sorularının sızdırılmasının ardından Modi hükümetinin hızlı ve kararlı biçimde harekete geçtiğini savundu. Bu kapsamda 13 kişinin gözaltına alındığı, daha sert yasaların çıkarıldığı ve sınavın başarıyla yeniden yapıldığı belirtildi.
Pazartesi günkü gösteriler, gençlerin öncülüğündeki “Hamamböceği” hareketinin liderleri tarafından düzenlendi. Hamamböceği Hareketi, mayıs ayında internette mizahi bir protesto girişimi olarak başlamış, kurucusu Abhijeet Dipke’nin ABD’deki yüksek lisans eğitiminden Hindistan’a dönmesinin ardından sokak gösterileri örgütlemişti.
Yüzlerce protestocu, salı gecesi parlamentoya yaklaşık iki kilometre uzaklıktaki resmi gösteri alanı Jantar Mantar’da kalmayı sürdürdü. Protestocular, Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan istifa edene kadar bölgeden ayrılmayacaklarını açıkladı.
Polisin öğrenci göstericileri tahta sopalar ve plastik coplarla dövdüğü, ayrıca defalarca göz yaşartıcı gaz kullandığı görüntüler sosyal medyada geniş çapta yayıldı. Görüntüler, polisin müdahale yöntemlerine yönelik kamuoyu tepkisini daha da büyüttü.
Bazı göstericiler, benzer bir polis müdahalesine karşı korunmak amacıyla salı günü protesto alanına gaz maskeleri ve kasklarla geldi.
Yeni Delhi merkezli CPR düşünce kuruluşunun eski başkanı Yamini Aiyar, pazartesi günkü protestonun önceki gösterilerden farklı olduğunu söyledi. Financial Times’a konuşan Aiyar’a göre eyleme, ülkenin dört bir yanından çok sayıda genç katıldı. Bunlar arasında geleneksel olarak Modi’nin Bharatiya Janata Partisini destekleyen kentli orta sınıfa mensup gençler de bulunuyordu.
Aiyar, “Sistemin başarısızlıkları artık onları doğrudan etkiliyor. Hükümetin temel seçmen kitlesi bundan etkileniyor. Dün düzenlenen protestonun önemli bir bölümü, hükümetin meşruiyetini sorguluyordu” dedi.
Asya
Yatırımcıların gözü, borsaya destek sinyalleri için Çin’in temmuz ayındaki Politbüro toplantısında

Devlet müdahalesinin piyasa duyarlılığını geçici olarak istikrara kavuşturmasının ardından yatırımcılar, borsanın yönüne ilişkin ipuçları bulmak için Çin’in üst düzey liderlerinin düzenleyeceği ekonomi politikası toplantısına odaklandı.
Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) temmuz ayı Politbüro toplantısının gelecek hafta başlaması bekleniyor. Devlet Başkanı Xi Jinping ile Çin’in en üst karar alma organındaki çalışma arkadaşları, toplantıda yılın ikinci yarısına ilişkin politika çizgisini belirleyecek. Son verilerin ekonomik toparlanmanın dengesiz ilerlediğini göstermesinin ardından, yatırımcıların büyümeyi destekleyecek yeni politikalara yönelik çağrıları da arttı.
Üst düzey toplantıda kullanılacak politika dili, kritik bir eşikte bulunan 15 trilyon dolarlık Çin ana kara hisse senedi piyasasının yönünü de etkileyebilir. Düzenleyici kurumların yatırımcı güvenini yeniden tesis etmeye yönelik müdahalelerinin ardından, büyümeyi canlandıracak politikaların nasıl devreye alınacağına ilişkin daha fazla netlik sağlanması, yatırımcıların belirsizlik ortamında portföylerini nasıl yeniden düzenleyecekleri üzerinde önemli sonuçlar doğurabilir.
Huajin Securities analisti Deng Lijun, South China Morning Post‘a yaptığı değerlendirmede, “Temmuz ayındaki Politbüro toplantısında politikalar konusunda olumlu bir ton benimsenebilir. Tüketim ve teknoloji sektörlerini desteklemek amacıyla politikaların yakın dönemde daha hızlı uygulanmasına tanık olabiliriz” dedi.
Morgan Stanley’nin geçen hafta yayımladığı rapora göre Politbüro toplantısında tüketime kıyasla teknolojik yeniliğe öncelik verilmesi muhtemel. Çin ile ABD arasındaki teknoloji rekabetinin yoğunlaşması nedeniyle devlet kaynaklarının yapay zekâ, kuantum bilişim ve ileri imalat alanlarına yönelmesi bekleniyor.
Raporda, tüketimin ise ikinci planda kalacağı belirtildi. Bunun nedeni olarak politika yapıcıların tüketimi, doğrudan kullanılabilecek bir politika aracı olmaktan çok sanayideki dönüşüm ve istihdamın bir sonucu olarak görmesi gösterildi.
Hisse senedi piyasasına güven vermeye yönelik son adım kapsamında Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu salı günü, piyasa katılımcılarının görüş ve önerilerini inceleyeceğini açıkladı. Kurum, piyasadaki temel sorunlara daha fazla odaklanacağını, riskleri önleyeceğini ve denetimi güçlendireceğini belirtti.
Komisyon ayrıca halka açık şirketlere temel rekabet güçlerini ve yatırımcı getirilerini artırma çağrısında bulundu. Aracı kuruluşlardan da ekonomik döngülere karşı daha hazırlıklı olmalarını istedi.
UBS Group’a göre ikinci çeyrek büyüme verilerinin beklentileri karşılamaması “piyasa açısından olumlu bir gelişme” oldu. Çünkü zayıf veriler, Politbüro toplantısından yeni teşvik politikalarının çıkma ihtimalini artırdı.
Çin’in ekonomisi geçen çeyrekte yüzde 4,3 büyüyerek 2022 sonundan bu yana en düşük büyüme hızını kaydetti. Perakende satışlar ve yatırımlar zayıf seyrederken, emlak piyasası da büyüme üzerinde baskı oluşturmaya devam etti.
Citigroup çarşamba günü yayımladığı raporda şu değerlendirmeye yer verdi:
“Ölçülü destek beklentimizi sürdürüyoruz: iç talep konusunda daha güçlü bir söylem, yılın ikinci yarısında mali kaynakların daha hızlı devreye alınması ve mevcut politikaların kullanılmasına yönelik vurgunun devam etmesi.”
Raporda ayrıca, “Tüketim konusunda odağın muhtemelen hizmet sektörüne yönelik arz taraflı önlemler üzerinde olacağını, doğrudan talep teşviklerinin ise büyük ölçüde gündemde yer almayacağını düşünüyoruz. Son dönemdeki piyasa oynaklığı nedeniyle sermaye piyasalarının yeniden politika yapıcıların öncelikleri arasına girmesi bekleniyor” denildi.
Teknoloji ağırlıklı Star Market 50 Endeksi, doğrudan devlet alımları ve piyasa duyarlılığını desteklemeye yönelik düzenleyici adımların etkisiyle bir gün önce yüzde 11 yükselmesinin ardından çarşamba günü yüzde 2,3 geriledi.
Asya
Moonshot halka arz öncesinde 50 milyar dolar değerleme hedefliyor

Çinli yapay zeka girişimi Moonshot AI, Hong Kong Borsası’nda planladığı halka arz öncesinde şirket değerlemesini 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Şirketin yakın zamanda 31,5 milyar dolar değerleme ile yeni bir finansman turunu tamamlamaya hazırlandığı ve hemen ardından yeni yatırım görüşmelerine başlayacağı belirtiliyor.
Çin merkezli yapay zeka şirketi Moonshot AI, Hong Kong Menkul Kıymetler Borsası’nda gerçekleştirmeyi planladığı halka arz (IPO) öncesindeki süreçte şirket değerlemesini 50 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, şirket bu doğrultuda bir halka arz öncesi finansman aşaması yürütmeyi planlıyor.
Kaynaklar, Moonshot’ın önümüzdeki birkaç gün içinde 31,5 milyar dolar değerleme üzerinden yürüttüğü mevcut yatırım turunu tamamlayacağını ifade etti.
Aktarılan bilgilere göre şirket, bu turun kapanmasının hemen ardından potansiyel yatırımcılarla yeni bir sermaye yatırımı için müzakerelere başlamayı tasarlıyor.
Yeni Kimi K3 modeli beklentileri artırıyor
Moonshot, bu süreçte temmuz ayının başlarında tanıttığı yeni yapay zeka modeli Kimi K3’ün başarısından yararlanmayı hedefliyor.
Şirket, Kimi K3’ün Anthropic firmasının en gelişmiş modeli Claude Fable 5 ile OpenAI tarafından geliştirilen GPT-5.6 dışındaki tüm rakiplerini geride bıraktığını iddia ediyor.
Söz konusu model, dünyanın en zengin isimleri arasında yer alan Elon Musk tarafından “etkileyici” olarak nitelendirildi. OpenAI Strateji Şefi Ding Ball ise açık kaynaklı bu modelin piyasaya sürülmesinin teknoloji dünyasını “tam teşekküllü bir yapay zeka komünizmine” yaklaştırdığı uyarısında bulundu.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Amerikan makamlarının Çin dahil olmak üzere denizaşırı ülkelerdeki açık kaynaklı modelleri yakından inceleyeceğini ve ABD şirketlerine ait fikri mülkiyet haklarının çalındığına dair bulgulara rastlanması halinde gerekli önlemleri alacaklarını bildirdi.
Altı ay içinde borsaya açılması bekleniyor
Moonshot, daha önce hissedarlarına Hong Kong Menkul Kıymetler Borsası’nda kotasyon alma niyetinde olduğunu bildirmişti. Bloomberg tarafından paylaşılan bilgilere göre şirketin önümüzdeki altı ay içinde halka arzını gerçekleştirmesi bekleniyor.
Google ve Meta’nın eski çalışanı Yang Zhilin tarafından 2023 yılının başında kurulan Moonshot, Çince adını kurucusunun sevdiği müzik grubu Pink Floyd’un albümüne atıfla “Dark Side of the Moon” (Ayın Karanlık Yüzü) ifadesinden alıyor. Girişim; Alibaba Group Holding bünyesindeki Qwen, MiniMax Group ve Z.AI ile birlikte Çin yapay zeka sektörünün öncüleri arasında kabul ediliyor.
Çin’de Moonshot’ın yanı sıra diğer büyük yapay zeka şirketleri de halka arz süreçlerine hazırlanıyor.
DeepSeek firmasının 2027 yılında halka açılmayı değerlendirdiği belirtilirken, araştırmacı Lee Kai-Fu tarafından kurulan 01.ai adlı girişimin borsa hisse senedi ihracının da aynı yıl içinde gerçekleşebileceği kaydediliyor.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?











