Diplomasi
Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor

Meksika ve Kolombiya’nın en büyük uyuşturucu kartellerinin, Ukrayna’daki Uluslararası Lejyon’a sızarak İHA eğitimi aldığı ortaya çıktı. The Telegraph gazetesinin istihbarat kaynaklarına dayandırdığı habere göre, kartel üyelerinin amacı savaş sahasında öğrendikleri drone teknolojilerini kendi ülkelerindeki çatışmalarda kullanmak.
Meksika ve Kolombiya’nın en güçlü uyuşturucu kartellerine bağlı üyelerin, Ukrayna’nın Uluslararası Lejyonu’na katılarak insansız hava aracı (İHA) eğitimi aldığı bildirildi.
The Telegraph gazetesinin Ukrayna ve Latin Amerika istihbarat kaynaklarına dayandırdığı habere göre, bu kişilerin temel amacı, savaş alanında edindikleri drone teknolojisi bilgisini kendi ülkelerindeki çatışmalara taşımak.
Habere göre, Meksika istihbarat birimleri temmuz ayında Kiev yönetimine bir uyarı göndererek Los Zetas karteli üyelerinin Ukrayna’daki yabancı savaşçılar arasına sızdığını bildirdi. Bu kişilerin, hedefe yönlendirilen patlayıcı yüklü ve ilk kişi görüşü (FPV) sunan drone’ların kullanımı konusunda uzmanlaşmak istedikleri belirtildi.
Ukrayna cephesinde sıkça kullanılan bu teknoloji, operatörlerin kameralar aracılığıyla hedefi doğrudan vurmasına imkân tanıyor.
Meksika istihbaratı Kiev’i temmuz ayında uyardı
Uyarı, “Aguila 7” (Kartal 7) kod adını kullanan bir yabancı gönüllünün kimliğinin tespit edilmesiyle geldi. The Telegraph, eski bir Meksika özel kuvvetler askeri olan bu kişinin daha sonra Los Zetas üyesi olarak tanımlandığını ve Ukrayna’ya özellikle drone savaşı eğitimi almak için gönderildiğini yazdı.
Aguila 7’nin, batı Ukrayna’da bulunan ve “drone’lar için Top Gun okulu” olarak nitelendirilen “Kill House Academy” adlı bir tesiste eğitim aldığı kaydedildi.
Fransız Intelligence Online sitesine konuşan bir Kiev güvenlik yetkilisi, Ukrayna’nın “FPV taktiklerinin küresel ölçekte yayılması için bir platform haline geldiğini” söyledi.
Aynı yetkili, “Bazıları 400 dolarlık bir drone ile nasıl cinayet işleneceğini öğreniyor, sonra da bu bilgiyi en yüksek teklifi verene satıyor” diye konuştu.
Meksika istihbaratı, Ukrayna’ya sızanlar arasında Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri’nin (FARC) en az üç eski üyesini de tespit etti.
Geçmişte kokain kaçakçılığına karıştığı bilinen bu kişilerin, Ukrayna’nın Uluslararası Lejyonu’ndaki gevşek denetimlerden faydalanarak askeri eğitime erişim sağladığı vurgulandı.
Lejyon’daki zayıf denetimler sızmalara yol açıyor
Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy tarafından savaşın ilk günlerinde kurulan Uluslararası Lejyon, binlerce yabancı gönüllüyü bünyesine çekti. Bu gönüllüler arasında çok sayıda Latin Amerikalı da bulunuyor.
Çoğunluğunu ABD ordusunda eğitim almış eski Kolombiyalı asker veya polislerin oluşturduğu bu kişileri Ukrayna’ya çeken en önemli etkenin, 3 bin dolara varan aylık maaşlar olduğu belirtildi. Bu rakam, Kolombiya’daki ortalama gelirlerin oldukça üzerinde.
Bununla birlikte The Telegraph, zayıf güvenlik taramalarının lejyonu sızmalara karşı savunmasız bıraktığını yazdı.
Haberde, uyuşturucu kaçakçılığından hüküm giymiş bir Finlandiya vatandaşının bile orduya katılabildiğine dikkat çekildi.
Güvenlik analistleri, Meksikalı ve Kolombiyalı kartellerin son yıllarda askeri drone teknolojisine ilgisinin arttığını belirtiyor.
Özel istihbarat şirketi Sibylline’dan Latin Amerika uzmanı Alexander Marciniak, kartellerin “drone’ları birbirlerine ve güvenlik güçlerine karşı saldırı veya gözetleme amacıyla kullanabileceğini, ayrıca kaçakçılık faaliyetlerinden de yararlanabileceğini” ifade etti.
Karteller Meksika’da drone kullanımını artırdı
Meksika’da silahlı drone kullanımı 2020 yılında birkaç vaka ile sınırlıyken, 2023’te ayda 40’ı aşan saldırı bildirildi.
Özellikle ülkenin batısındaki Michoacán eyaletinde kartellerin patlayıcı yüklü drone’lar, kara mayınları ve “narkotank” olarak bilinen zırhlı araçlar kullandığı biliniyor.
Haziran ayında sekiz Meksikalı askerin hayatını kaybettiği bir yol kenarı bombalı saldırısının ardından 11 Kolombiyalı gözaltına alınmıştı.
Bazı suç örgütlerinin, özellikle Jalisco Yeni Nesil Karteli’nin (CJNG), üzerinde “Operadores Droneros” (Drone Operatörleri) yazan rozetler taşıyan özel drone birimleri kurduğu da gelen bilgiler arasında.
Sosyal medyada yayılan videolarda, kartel üyelerinin Ukrayna’da geliştirilen ve fiber optik bağlantıyla elektronik karıştırma önlemlerini aşabilen FPV drone’lara benzer modelleri sergilediği görülüyor.
“Savaş teknolojisi suç örgütlerine yayılıyor”
Yabancı savaşçılara destek sağlayan “Protect a Volunteer” adlı insani yardım kuruluşunun direktörü Rachel Jamison, gazeteye yaptığı açıklamada, “Pek çok Kolombiyalı ve Meksikalı gönüllü eski kolluk görevlisi olduğu için kartel mensuplarını tanıyabiliyor” dedi.
Jamison, bilinen çete üyelerinin Avrupa’ya girişte zorluk yaşadığını ancak sızma girişimlerinin yaşandığını doğruladı.
Uzmanlar, Ukrayna’daki savaş teknolojisinin dünya genelindeki suç örgütlerine yayılmasının küresel güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Yabancı gönüllüler yalnızca gelişmiş silahlara değil, aynı zamanda internet üzerinden paylaşılan el yapımı drone üretim tekniklerine de kolayca erişim sağlıyor.
Öte yandan Washington yönetimi, Latin Amerika’da organize suçla mücadeledeki baskısını artırıyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Meksika kartellerinin “narko-terörist” olarak sınıflandırılması gerektiğini söylemesinin ardından, ABD ordusunun Karayipler’de uyuşturucu taşıdığından şüphelenilen teknelere drone saldırıları düzenlediği bildirildi.
Kolombiyalı eski askerlerin Sudan ve Yemen gibi çatışma bölgelerinde savaştığı, hatta 2021’de Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moïse suikastında rol aldığı iddiaları üzerine Kolombiya parlamentosu, vatandaşlarının paralı asker olarak yurtdışında görev yapmasını yasaklamayı tartışıyor.
Diplomasi
Ukrayna yardım grubunda ABD dönemi bitiyor: Komuta devredilecek

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden güvenlik yardım grubunun liderliğinden çekilme kararı aldı. Almanya’nın Wiesbaden kentinde konuşlu grubun komutası başka bir NATO üyesi ülkeye devredilecek. Devir sürecinin bir yıla kadar sürebileceği açıklanırken yetkililer Ukrayna’ya verilen desteğin kesintisiz süreceğini vurguladı.
ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden Ukrayna Güvenlik Yardım Grubunun (SAG-U) liderliğini bırakma kararı aldı.
Politico gazetesi, ABD’li bir yetkiliye ve ABD Savunma Bakanlığının planlarına vakıf üç kişiye dayandırdığı haberinde, gruba başka bir NATO üyesi ülkenin liderlik edeceğini duyurdu.
Liderliği hangi ülkenin üstleneceği henüz açıklanmadı.
Yönetim değişiminin bir yıla kadar sürebileceği belirtilirken, kaynaklar Ukrayna’ya desteğin birinci öncelik olmayı sürdürdüğünü ve grubun çalışmalarının kesintiye uğramayacağını vurguladı.
Pentagon yetkilileri, SAG-U’nun en başından beri geçici bir yapı olarak tasarlandığını açıkladı. Bakanlık, liderlik devrinin ittifak içinde yükün yeniden paylaşılması hedefinin bir parçası olduğunu ve ABD’nin yeni savunma stratejisiyle uyum taşıdığını belirtti.
Bir NATO yetkilisi de konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Komutanlığın Avrupalı veya Kanadalı bir subaya devredilmesi, müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlendiğinin bir başka kanıtı olacaktır” dedi.
Komuta devredildikten sonra ABD Avrupa Komutanlığı, gruptaki varlığını Amerikalı bir komutan yardımcısı üzerinden sürdürecek.
2024 yazında Washington’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde kurulan SAG-U’nun karargahı Almanya’nın Wiesbaden kentinde bulunuyor.
Gruba 2024 yılının ortasından bu yana liderlik eden Korgeneral Curtis Buzzard pazartesi günü görevinden ayrılıyor.
Buzzard’ın yerine geçecek olan Korgeneral Guillaume Beaurpere, ABD’nin gruptaki doğrudan rolünü kademeli olarak küçültme sürecini yönetecek.
NATO müttefikleri komuta devrini genel olarak destekledi ve Avrupa’nın rolünün artmasının mantıklı bir adım olduğunu kaydetti.
Ukraynalı yetkililer de bu kararın “ABD’deki siyasi dalgalanmalardan kaynaklanabilecek riskleri azalttığını ve Ukrayna’nın çıkarına olacak şekilde askeri lojistiği kolaylaştırdığını” savundu.
Buna karşın Politico’ya konuşan kaynaklar, NATO’nun karmaşık bürokratik yapısı nedeniyle cephe hattına yapılan sevkiyatların yavaşlamasından endişe duyulduğunu bildirdi.
Ukraynalı bir yetkili de müttefiklerden hiçbirinin “ABD’nin uydu istihbaratı, hedef gösterme ve ağır nakliye havacılığı alanındaki lojistik kabiliyetlerinin yerini dolduramayacağını” vurguladı.
Alınan karar, Beyaz Saray’ın Avrupa’daki askeri varlığını kademeli olarak azaltma ve NATO bünyesindeki liderlik makamlarını müttefiklere devretme politikasıyla örtüşüyor.
ABD, şubat ayında yaptığı açıklamayla Norfolk’taki Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanlığının denetimini İngiltere’ye, Napoli’deki komutanlığı İtalya’ya, Hollanda’daki Brunssum Müşterek Kuvvet Komutanlığını ise Almanya ve Polonya’ya devredeceğini duyurmuştu.
Diplomasi
Financial Times: İran, ABD karşısında inisiyatifi ele geçirdi

İngiliz Financial Times gazetesinde yer alan analizde İran’ın, ABD hedeflerine yönelik önleyici saldırılar düzenleyerek ve çatışmayı Mısır dahil yeni bölgelere yayarak savaştaki inisiyatifi ele geçirdiği belirtildi. Analistler, altı aydır süren gerilimin ardından Washington’ın artık Tahran’ın belirlediği tempoda savaşmak zorunda kaldığını vurguluyor.
ABD ile Donald Trump yönetimi altında altı aydır süren savaşın ardından İran sahada üstünlüğü ele geçirdi. Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre göre Washington, giderek daha fazla oranda Tahran’ın dikte ettiği tempoda savaşmak zorunda kalıyor.
İran ve bölgedeki müttefikleri, Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını aksatarak, Suriye’ye darbeler indirerek ve Mısır’a insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlediği şüphesiyle çatışma alanını genişletti.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi analisti Ellie Geranmayeh, Tahran’ın bu saldırıları Amerikalılara bir mesaj olarak kullandığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bu savaşı ABD ve İsrail başlatmış olsa da, nasıl biteceğine karar veren taraf onlar olmayacak.”
Geranmayeh, İran’ın İsrail ve ABD ile tam ölçekli çatışmalara dönülmesini giderek daha kaçınılmaz gördüğünü söyledi.
Eski İsrail askeri istihbarat analisti Danny Citrinowicz de bu görüşe katılarak şunları kaydetti: “İran’da Amerikalılarla müzakerelerin faydasız olduğuna dair bir uzlaşı var. Teslim olmaya niyetleri yok ve kendilerine saldırılması halinde herkesin ödeyeceği bedeli gösteriyorlar.”
Johns Hopkins Üniversitesi’nden İran stratejik düşünce uzmanı Vali Nasr, Tahran’ın gerilimi tırmandırmadaki nihai amacının “Amerika’nın davranışlarını kontrol etmek ve ABD’yi seçeneklerini yeniden hesaplamaya zorlamak” olduğunu ekledi.
Nasr, “Bu bölgesel bir savaş olacak ve ABD’nin savaş alanlarını seçme lüksü bulunmayacak” dedi.
Eski üst düzey Pentagon görevlisi Dana Stroul da benzer bir düşünceyi dile getirerek, “İranlılar, bölgeyi ya boyun eğip ABD ile bağlarını koparmaya ya da Washington’a baskı yapmaya zorlamak amacıyla çatışmayı seçici bir şekilde büyütüyor” diye konuştu.
İran, savaşın devam etmesinin ABD ve tüm Ortadoğu için maliyetli olacağını vurgulamak amacıyla taarruza geçme kararı aldı.
Saldırılarını Kuveyt ve Bahreyn’e kadar genişleten İran, ABD’yi Basra Körfezi’ndeki savunmasız üslerden Ürdün, İsrail ve diğer ülkelere asker kaydırmaya mecbur bıraktı. Ürdün’de yüzlerce aktivist, Amerikan birliklerinin çekilmesini talep eden açık bir mektuba imza attı.
Analistler, Tahran’ın, rakiplerinin uzun bir mücadele için yeterli siyasi iradeye sahip olmadığını düşünerek uzun süreli bir savaşa oynadığına dikkat çekiyor. Ancak uzmanlara göre, ülkedeki ekonomik durumun kötüleşmesiyle birlikte Tahran’ın bu özgüveni zayıflayabilir.
Haziran ayında ABD, İran ve İsrail bir ateşkes memorandumu imzaladı ancak sadece birkaç hafta sonra çatışmalar yeniden başladı.
ABD Başkanı Donald Trump, 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, anlaşmanın ana parametreleri üzerinde uzlaşmaya varılması ve diğer Ortadoğu ülkelerinin talebi üzerine İran’a yönelik yeni saldırılardan kaçınma kararı aldığını duyurdu.
Trump, ABD ile İran arasındaki barış anlaşmasının Hürmüz Boğazı ve nükleer programı kapsayacağını ifade etti. Daha önce CBS News kanalı, ABD ve İsrail’in İran’ın enerji altyapısına yönelik geniş çaplı saldırılar planladığını bildirmişti.
Axios’un kaynakları da bu bilgiyi doğrulayarak, bu saldırılarda haftalar sonra ilk kez İsrail ordusunun görev alabileceğini detaylandırdı.
Ayrıca The Wall Street Journal gazetesi de daha önce Trump’ın devasa bir saldırı hazırlanması yönünde emir verdiğini yazmıştı.
Diplomasi
UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Avrupa futbolunun yönetim organı olan UEFA, FIFA’nın ticari faaliyetlerinin bir kısmını özelleştirmeye yönelik öneriyi kabul etmesi halinde, oybirliğiyle Dünya Kupası’nı boykot etme kararı aldı.
FIFA salı günü, ticari faaliyetlerini özel bir kuruluşa devretmeyi öngören bir öneri yayınladı.
Bu öneride, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi Josh Kushner’ın CEO’su olduğu Thrive Capital’in baş yatırımcı olarak adı geçti.
UEFA, yaptığı açıklamada, “Dünya Kupası bir yatırım ürünü olarak değerlendirilemez. Hiçbir kısmı asla özel yatırımcılara devredilmemelidir. Dünya Kupası satılık değildir,” demişti.
Teklifin kabul edilmesi için FIFA’nın 211 üye federasyonunun çoğunluğunun desteği gerekiyor.
Fakat teklif Avrupa genelinde yoğun eleştirilere maruz kaldı. UEFA, yalnızca 55 üye federasyondan oluşuyor.
Açıklamada, “FIFA Dünya Kupası futbola aittir. Her zaman da öyle kalacaktır. Avrupa’nın söz hakkı olduğu sürece, Dünya Kupası asla satılık olmayacaktır,” denildi.
Avrupa Birliği Spor Komiseri Glenn Micallef, X’te yaptığı açıklamada, “UEFA’nın bu açıklamasını memnuniyetle karşılıyorum ve tutumunu tam olarak destekliyorum,” dedi ve “Avrupa futbol federasyonlarının yönetişim konusunda öncülük etmesinden gurur duyduğunu” ekledi.
Çarşamba günü komisyon üyesi, “rekabet hukuku hususları” gerekçesiyle FIFA’nın önerisini soruşturma tehdidinde bulunmuştu.
Kadınlar U-20 Dünya Kupası eylül ayında düzenlenecek ve FIFA planlarından vazgeçmezse, bu turnuva Avrupa futbol federasyonlarının boykotu sonuna kadar sürdürme kararlılığının ilk sınavı olabilir.
Kadınlar ve erkekler U-17 Dünya Kupaları da 2026’nın ilerleyen aylarında düzenlenecek.
En son 2023’te İspanya’nın kazandığı tam kadro Kadınlar Dünya Kupası ise 2027’de Brezilya’da gerçekleştirilecek.
POLITICO Çarşamba günü yayınladığı haberde, Avrupa futbolunun yönetim organındaki bir dizi üst düzey yetkilinin, mevcut görev süresi gelecek yıl sona erecek olan FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya karşı Katarlı Nasır el-Halifi’yi aday çıkarmayı planladığını bildirmişti.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü











