Bizi Takip Edin

Avrupa

Avrupalı askeri yetkililer gizli nükleer savunma sistemi kurmayı tartışıyor

Yayınlanma

Bloomberg’in haberine göre Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana ilk kez Avrupa ülkeleri, ABD’nin güvenlik garantilerine duyulan güvenin azalması üzerine kendi nükleer savunma sistemlerini kurma olasılığını ele alıyor. Askeri düzeyde yürütülen gizli görüşmelerin, kabinelerden dahi saklandığı belirtiliyor.

Bloomberg’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Avrupa ülkeleri Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana ilk kez kendi nükleer savunma sistemlerini kurmayı tartışıyor.

Görüşmelerin askeri yetkililer arasında özel bir seviyede yürütüldüğü, bu nedenle sürecin ayrıntılarından bakanların dahi haberdar olmayabileceği kaydedildi.

Söz konusu hareketliliğin temelinde, ABD’nin artık güvenilir bir müttefik olarak görülmemesi yatıyor.

Halihazırda Avrupa ülkeleri arasında nükleer silaha sahip tek devletler İngiltere ve Fransa olarak öne çıkıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un bu ay düzenlenecek Münih Güvenlik Konferansı’nda yapacağı konuşmada, ülkesi adına Avrupa’nın geri kalanına nükleer koruma teklif edeceği ifade ediliyor.

Ancak Macron’un programına vakıf diğer kaynaklar, bu açıklamanın danışmanlarla yapılacak istişarelerin ardından ileri bir tarihte Fransa’da gerçekleşebileceğini belirtiyor.

Nükleer kapasite inşası yüksek maliyet ve siyasi riskler barındırıyor

Bazı Avrupa ülkelerinin nükleer silah üretimi için gerekli tüm bileşenleri elde etme seçeneğini değerlendirdiği ancak bu sürecin nükleer enerji santralleri, karmaşık ve pahalı zenginleştirme santrifüjleri gerektirdiği vurgulanıyor.

Konuya aşina bir kaynak, bu adımın aynı zamanda Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nı ihlal etmeye yönelik siyasi bir kararlılık gerektirdiğine işaret etti.

Belçika Başbakanı Bart De Wever konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu çok karmaşık bir mesele; zira Fransız nükleer caydırıcılığı, NATO’nun sunduğu gibi gerçek bir nükleer şemsiye değil. Nükleer silah söz konusu olduğunda devasa harcamalardan bahsediyoruz” diye konuştu.

ABD’nin nükleer şemsiyesi ve Avrupa’daki mevcut cephanelik

Kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’nın güvenlik alanındaki özerkliğinden bahsederken hiçbir zaman “nükleer şemsiye” ifadesini kullanmadığını, sadece konvansiyonel savunma güçlerine değindiğini kaydediyor.

Washington yönetiminin özel görüşmelerde de bu konuyu gündeme getirmediği belirtiliyor.

Günümüzde Avrupa’daki nükleer şemsiyeyi ABD sağlıyor. Atom Bilimci Bülteni’nin 2023 verilerine göre Avrupa’da, ABD envanterindeki tek stratejik olmayan nükleer silah türü olan yaklaşık 100 adet B61 nükleer bombası bulunuyor.

Bu bombalar, Washington’ın ikili anlaşmalar imzaladığı beş ülkedeki altı hava üssünde konuşlandırılmış durumda.

Fransa ve İngiltere’nin kapasitesi Rusya ve ABD’nin gerisinde kalıyor

İngiltere ve Fransa, ABD’den farklı olarak nükleer üçlünün tüm bileşenlerine sahip değil. Londra sadece deniz bileşenine dayanırken, Paris deniz ve hava unsurlarını kullanıyor. Her iki ülkenin cephaneliği de ABD’ninkinden oldukça küçük bir ölçekte bulunuyor.

Verilere göre Washington’ın 3 bin 700 nükleer başlığına karşılık, Paris 290, Londra ise 225 başlığa sahip.

Bloomberg’in verilerine göre Fransa ve İngiltere’nin toplamda yaklaşık 400 adet kullanıma hazır savaş başlığı bulunurken, ABD’nin bin 670 başlığı mevcut.

Rusya ve ABD, dünya genelindeki nükleer silahların yüzde 90’ından fazlasına sahip olarak bu alanda liderliği sürdürüyor.

Ocak 2025 verileri itibarıyla Rusya’nın 4 bin 309, ABD’nin ise 3 bin 700 savaş başlığı bulunuyor.

Stratejik tartışmalar ve uluslararası tepkiler

Macron, 2025 yılı mart ayı başında Fransa’nın nükleer silahlarıyla müttefiklerini korumasına ilişkin “stratejik tartışma” başlattığını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise bu ifadeleri “nükleer şantaj notaları” olarak niteleyerek, Paris’in tüm Avrupa’nın nükleer hamisi olma tutkusu taşıdığını belirtti ve Moskova’nın bu durumu savunma planlamasında dikkate alacağını bildirdi.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ocak ayında yaptığı açıklamada Avrupa’nın ABD desteği olmadan kendisini savunamayacağını belirterek Avrupa ordusu fikrine karşı çıkmıştı.

Rutte’nin NATO içindeki Avrupa sütununu “boş sözler” olarak nitelendirmesi, özellikle Fransa’da tepkiyle karşılanmıştı.

Diğer yandan, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth ve bazı Batılı medya organları, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma planlarını gündeme getirmişti.

Avrupa

Kuzey Akım sanığı sabotaj sırasında Ukrayna istihbaratına çalıştığını söyledi

Yayınlanma

Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarına düzenlenen sabotaja ilişkin davada İtalya’da tutuklu bulunan Ukraynalı Sergey Kuznetsov’un, saldırı döneminde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nde görev yaptığı ve Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) için çalıştığı bildirildi. Almanya Başsavcılığının Stern dergisinin ulaştığı iddianamesine dayanan haberde, Kuznetsov’un eşiyle yaptığı ve dinlemeye takılan telefon görüşmelerinde komutanı olarak bahsettiği Roman Çervinski ile iletişim kurmak istediği kaydedildi.

Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarına yönelik sabotaj soruşturmasında sanık konumunda yer alan Ukrayna vatandaşı Sergey Kuznetsov’un, patlamaların gerçekleştiği dönemde Ukrayna ordusunda görev yaptığını ve Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) bünyesinde çalıştığını söylediği aktarıldı.

Almanya Başsavcılığının, Stern dergisinin eline geçen iddianamesine dayandırılan haber N-tv tarafından yayımlandı.

Söz konusu ifadelerin, Kuznetsov’un İtalya’da gözaltında bulunduğu sırada eşiyle yaptığı telefon görüşmelerinin dinlenmesiyle elde edildiği ifade edildi.

Yayınlanan bilgilere göre Kuznetsov, eşiyle gerçekleştirdiği konuşmalarda ülkesi ve devlet başkanı tarafından yalnız bırakıldığını düşündüğünü dile getirdi. Kuznetsov’un ayrıca komutanı olarak adlandırdığı Roman isimli bir kişiyle temas kurmak istediği kaydedildi.

Soruşturma makamları, metinde adı geçen kişinin Ukrayna istihbarat birimlerinin eski çalışanı Roman Çervinski olabileceğini değerlendiriyor.

Çervinski, Kuznetsov’un yakalanmasının ardından yaptığı açıklamada, boru hatlarına düzenlenen patlamalar sırasında sanığın kendi komutası altında olduğunu beyan etmişti.

Almanya Başsavcılığı tarafından hazırlanan belgede, 26 Eylül 2022 tarihinde gerçekleşen hat patlamalarında Ukrayna devlet kurumlarının olası dahiliyetine işaret eden çeşitli verilerin yer aldığı belirtildi.

Birkaç hafta önce hazırlandığı bildirilen iddianamenin henüz mahkeme tarafından resmi olarak onaylanmadığı aktarıldı.

Yayımlanan haberde, soruşturma mercilerinin elinde Kuznetsov aleyhine doğrudan deliller yerine yalnızca dolaylı kanıtlar yer aldığı vurgulanırken, bu iddianamenin Alman adli makamları tarafından boru hattı sabotajına ilişkin sunulan ilk resmi suçlama olduğu kaydedildi.

Die Zeit ve Sueddeutsche Zeitung gazeteleri, 1 Temmuz tarihinde Alman savcılığının Sergey Kuznetsov’a karşı resmi suçlamada bulunduğunu yazmıştı.

Sanığa, sivil enerji altyapısına saldırmak, sabotaj grubunu sevk etmek ve boru hatlarına yönelik eylemin gerçekleştirildiği değerlendirilen Andromeda isimli yatı komuta etmek suçlamaları yöneltilmişti.

Almanya Federal Mahkemesinin verilerine göre sabotajın, bir istihbarat operasyonu kapsamında yabancı bir devlet adına yürütülmüş olma ihtimali üzerinde duruluyor.

Ukrayna vatandaşı Kuznetsov, geçtiğimiz yılın ağustos ayında İtalya’da yakalanmıştı.

The Wall Street Journal gazetesi, sanığın Ukrayna Silahlı Kuvvetleri ile SBU bünyesinde görev aldığını ve eylemi düzenleyen ekibi yönettiğini yazmıştı. İtalya’daki mahkeme, ekim ayında Kuznetsov’un Almanya’ya iade edilmesine karar vermişti.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) yaşanan patlamaları uluslararası terör eylemi kategorisinde değerlendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kuzey Akım hatlarının işlevsiz kalmasının bazı aktörlerin çıkarına olduğunu belirterek patlamalardan Anglo-Saksonları sorumlu tutmuştu.

Putin, eylemin Ukraynalı sabotajcılar tarafından gerçekleştirildiğine dair iddiaları bütünüyle asılsız olarak nitelemişti.

Kiev yönetimi de daha önce yapılan açıklamalarda Kuzey Akım boru hatlarına düzenlenen saldırıyla herhangi bir bağlantısı bulunmadığını bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Zelenskiy protestoların ardından Sırskiy’yi görevden aldı

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, günlerdir süren sokak protestolarının ardından Genelkurmay Başkanı Aleksandr Sırskiy’yi görevden alarak yerine Mihaylo Drapatıy’ı atadı. Görevden alma kararı, popüler siyasetçi Mihaylo Fedorov’un savunma bakanlığından alınmasıyla başlayan ve protestolara dönüşen askeri yönetim anlaşmazlığının ardından geldi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, göstericilerin günlerdir süren baskısının ardından Genelkurmay Başkanı Aleksandr Sırskiy’yi görevden aldı.

Zelenskiy, Telegram kanalı üzerinden yaptığı açıklamada, yeni Genelkurmay Başkanı’nın Mihaylo Drapatıy olacağını duyurdu.

Zelenskiy, geçen hafta popüler siyasetçi Mihaylo Fedorov’u Savunma Bakanı görevinden aldıktan sonra, 2024 yılından bu yana görevde olan komutana yönelik eleştirilere rağmen başlangıçta Sırskiy’yi makamında tutmuştu.

Henüz 35 yaşında olan Fedorov, görevden alınmasının ardından Sovyet döneminde yetişmiş olan Sırskiy ile aralarındaki anlaşmazlığı kamuoyuna taşıdı. İkili arasındaki görüş ayrılığı esas olarak savaşın yürütülmesine ilişkin yöntem tartışmasından kaynaklanıyordu.

Fedorov, özellikle Batı’da da takdir toplayan Ukrayna insansız hava araçlarının Rus hedeflerine yönelik operasyonlarını savunuyordu.

Devlet Başkanı Zelenskiy, görevden ayrılan generale hizmetleri için teşekkür etti ve askeri başarılarını takdir etti.

X platformunda paylaşımda bulunan Zelenskiy, Fedorov’un görevden alınmasına karşı devam eden protestolar nedeniyle günlerdir askeri yetkililerle görüşmeler yürüttüğünü bildirdi.

Ukrayna askeri komutasında idari kriz

Cumartesi günü yayınladığı günlük video mesajında sokak eylemlerine değinen Zelenskiy, halkın ne söylediğini duyduğunu ifade etti.

Hem Fedorov hem de Sırskiy ile uzun görüşmeler yaptığını belirten Zelenskiy’nin sözcüsü Dmitriy Litvin, salı akşamı Fedorov ile bir görüşme daha gerçekleştirildiğini aktardı. Fedorov’un üstleneceği yeni role ilişkin başlangıçta bir bilgi verilmedi.

Gösteriler devam ediyor

Ukrayna’nın başkenti Kiev’de ve diğer şehirlerde çoğunluğu gençlerden oluşan binlerce kişi, Fedorov’un görevden alınmasını protesto etmek amacıyla altı gün boyunca gösteri yaptı.

Göstericiler Fedorov’un göreve iade edilmesini isterken, temel talepleri Genelkurmay Başkanı Sırskiy’nin görevden ayrılması yönündeydi. Askeri çevrelerden ise Sırskiy’ye açık destek açıklamaları geldi.

Fedorov’un boşalttığı Savunma Bakanlığı koltuğunu cuma günü vekaleten istihbaratçı Yevheniy Hmara devraldı. Zelenskiy’nin, Hmara’nın adaylığını parlamentoya sunması ve milletvekillerinin onayını alması gerekiyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İngiltere ve Almanya askeri ortaklıkta yeni döneme giriyor

Yayınlanma

İngiltere ve Almanya, Rusya’ya karşı ortak savunma adımları kapsamında 2034 yılına kadar 2 bin kilometre menzilli yeni bir silah sistemi geliştirmeyi planlıyor. Gizli yürütülen Deep Precision Strike programı kapsamında hayata geçirilecek 35 milyar avro bütçeli projede, seyir füzesi ve hipersonik füze seçenekleri değerlendiriliyor.

İngiltere ve Almanya, savunma alanındaki ortaklıklarında yeni bir döneme adım atıyor. İngiliz The Telegraph ve Alman Die Welt gazetelerinin savunma kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Londra yönetimi, Soğuk Savaş döneminden kalan “pasif ve yetersiz Almanya” algısını geride bırakarak, Berlin’i Rusya’ya karşı koyma sürecinde hayati bir ortak olarak değerlendirmeye başladı.

İngiltere’de Başbakanlık görevine gelen Andy Burnham döneminde iki ülke arasındaki askeri ilişkilerin daha da hız kazanması öngörülüyor.

İngiliz askeri kaynaklarından biri, Londra’nın uzun yıllardır Berlin’in savunma alanında üstlenmesini istediği ancak siyasi nedenlerle mümkün olmayan bu rolün artık gerçeğe dönüştüğünü ve ilişkilerde tamamen yeni bir başlangıç yapıldığını ifade etti.

35 milyar avroluk gizli füze projesi

İki ülkenin askeri ortaklığının en önemli adımı, “Deep Precision Strike” (DPS) adlı gizli füze programı oldu. Yaklaşık 35 milyar avro bütçesi bulunan bu amiral gemisi proje kapsamında, 2034 yılına kadar 2 bin kilometre menzilli bir füze geliştirilmesi hedefleniyor.

Çalışmalarda şu anda iki farklı alternatif üzerinde duruluyor. Bu seçeneklerden birincisini alçaktan uçan bir seyir füzesi, ikincisini ise ses hızının beş katını aşabilen bir hipersonik füze modeli oluşturuyor.

Mayıs ayında Financial Times gazetesi, Fransa’nın da İngiltere ve Almanya tarafından yürütülen uzun menzilli füze programına dahil olmak istediğini yazmıştı.

Ancak Die Welt gazetesinin analizine göre, Berlin ile Londra arasındaki DPS projesi, Avrupa savunmasında geleneksel olarak öne çıkan Almanya-Fransa ortaklığından bir kopuşu temsil edebilir.

Fransa ile ortak projeler sekteye uğradı

Almanya ile Fransa’nın haziran ayında sonlandırıldığını duyurduğu ortak savaş uçağı projesi FCAS’ın başarısızlıkla sonuçlanmasının arkasında, Berlin yönetiminin duyduğu memnuniyetsizlikler yer alıyor.

Alman tarafı, Paris’in projeyi öncelikle Almanya’nın finansal kaynaklarını kullanmak amacıyla tasarladığını ve askeri teknolojileri eşit düzeyde paylaşmaya yanaşmadığını savunuyor.

Gazetede yer alan değerlendirmelere göre, Fransız yetkililerin süreçteki yaklaşımları da iki ülke arasındaki ortaklığı zayıflatan unsurlardan biri oldu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English