Bizi Takip Edin

Amerika

Senatodaki Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi Başkanı Johnson’a karşı sabrını yitiriyor

Yayınlanma

ABD Senatosundaki Cumhuriyetçiler, İç Güvenlik Bakanlığının (DHS) finansman krizine yönelik hazırlanan tasarıyı Temsilciler Meclisi genel kuruluna sunmayan Meclis Başkanı Mike Johnson’a yönelik tepkilerini artırıyor. Beyaz Saray Bütçe Direktörü Russ Vought, ödenek yetersizliği nedeniyle federal çalışanların istifa eşiğinde olduğunu belirterek bakanlığın “parçalanma” riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

ABD Senatosundaki Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın, İç Güvenlik Bakanlığının (DHS) büyük bölümünü finanse etmeyi öngören ve Senatodan geçen tasarıyı genel kurula getirmeme kararı karşısında giderek artan bir hüsran yaşıyor.

Cumhuriyetçi senatörler, kısmi hükümet kapanmasından etkilenen federal çalışanların maaşlarının ödenmesi konusunda Beyaz Saray’ın elindeki esnekliğin yakında tükeneceğinden endişe ediyor.

Cumhuriyetçi senatörler, durumu daha fazla germemek adına Johnson’ı ve Senatodan geçen DHS finansman tasarısını engelleyen muhafazakar Meclis üyelerini kamuoyu önünde doğrudan eleştirmekten kaçınıyor.

Ancak Kongre’nin kısa sürede harekete geçmemesi halinde, aralarında Ulaştırma Güvenliği İdaresi (TSA), Sahil Güvenlik ve diğer kritik kurumların da bulunduğu İç Güvenlik Bakanlığı çalışanlarına ödeme yapabilme imkanının yakında son bulacağı uyarısında bulunuyorlar.

Senatör Murkowski’den acil eylem çağrısı

Cumhuriyetçi Senatör Lisa Murkowski, Senatonun Paskalya öncesinde oy birliğiyle kabul ettiği ve DHS’nin büyük kısmını finanse eden paketin Temsilciler Meclisi tarafından derhal işleme alınmasını istediğini belirtti.

Murkowski, bu paketin İç Güvenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) veya Sınır Devriyesi birimlerini kapsamadığını hatırlatarak, “İşleri hızlıca ilerletmeye çalışırken bu yöntemin daha mantıklı olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Murkowski, senatörlerin İç Güvenlik finansmanı konusundaki iki aylık kördüğümü sona erdirecek hızlı bir çözüm olarak gördükleri bu paketin Temsilciler Meclisinde oylamaya sunulmamasının, Cumhuriyetçi senatörler arasında biriken bir öfkeye yol açtığını kabul etti.

Senatör, “Bunu, kısmi hükümet kapanmasını sona erdirmenin en basit, en hızlı ve en hedef odaklı yolu olarak görüyorduk” dedi.

İsminin açıklanmasını istemeyen Cumhuriyetçi bir senatör, partili senatörlerin öncelikle ICE için finansman içeren İç Güvenlik ödenek tasarısını defalarca engelleyen Demokratları suçladığını ifade etti.

Bununla birlikte aynı senatör, Johnson’ın Senatodan geçen uzlaşma tasarısını hızlandırmayı reddetmesinin mevcut kötü durumu daha da vahim hale getirdiğini kaydetti.

Söz konusu senatör, Johnson’ın Paskalya tatili öncesinde Senato Çoğunluk Lideri John Thune ile vardığı düşünülen anlaşmadan geri adım attığını ileri sürdü.

Senatör, “Liderlik düzeyinde pek çok konuda anlaşmalarımız, en azından kavramsal mutabakatlarımız var. Bunların arkasında neden duramadığımızı anlamıyorum; bu durum oldukça sinir bozucu” şeklinde konuştu.

Cumhuriyetçi senatörler, Mart ayı sonunda Demokratlarla, DHS’nin büyük bölümünü finanse etmek ve ardından ICE ile Sınır Devriyesi için bütçe uzlaşma süreci yoluyla ek fon sağlamak üzere bir anlaşmaya varmıştı.

Bu yöntemle Demokratların “filibuster” engelinin aşılması planlanmıştı. Senato kanadından bir yetkili, geçen ay tasarıyı ilerletmek için onay vermeden önce Johnson ve Başkan Trump’ın tasarıyı destekleyeceğine dair kendilerine bilgi verildiğini aktardı.

Demokratlar ise federal memurların özel mülklere girmeden önce yargı kararı alması zorunluluğu ve maske takmalarının yasaklanması gibi kapsamlı göçmenlik infaz reformları yapılmadığı sürece ICE ve Sınır Devriyesi birimlerine fon sağlamayı reddediyor.

Johnson’ın bütçe uzlaşması şartı

Temsilciler Meclisi Başkanı Johnson ise Çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçi senatörler ICE ve Sınır Devriyesi birimlerini önümüzdeki üç buçuk yıl boyunca finanse edecek bütçe uzlaşma tasarısını kabul etmeden, DHS’yi kısmen finanse edecek Senato tasarısını ilerletmeyeceğini bildirdi.

Temsilciler Meclisindeki muhafazakarlar, İç Güvenlik Bakanlığı fonlarını diğer departmanlardan ayırmayı kabul eden Cumhuriyetçi senatörlere tepki göstererek, bu kararın Demokratlara ICE konusundaki çekişmede daha fazla koz verdiğini savunuyor.

Temsilciler Meclisi Özgürlük Grubu’nun önde gelen üyelerinden Chip Roy, “Senatonun hata yapmaya devam ettiğini ve bu hataların bedelini her gün ödediğimizi düşünüyorum” dedi.

Roy, DHS’nin izole edilmemesi gerektiğini belirterek, “Şimdi ise burada ICE ve Sınır Devriyesi birimlerini yalnızlaştırmış durumdayız. Eğer Senato, hepimizin her şeye oy vereceğimizi varsayarak bu şekilde devam edebileceğini düşünüyorsa, bence bu bir hatadır” diye ekledi.

Temsilciler Meclisi Üyesi Ben Cline ise muhafazakarların, ICE ve Sınır Devriyesi finansmanının Trump’ın ikinci döneminin geri kalanı için belirsiz olduğu bir ortamda kısmi bütçe tasarısını geçirmeye sıcak bakmadıklarını ifade etti.

Cline, “Önce sınırlı bir bütçe uzlaşma tasarısını ele alabilirsek, o zaman Senatodan geçen finansman tasarısı konusunda kendimizi daha rahat hissederiz. O zamana kadar her şeyi tek bir tasarıda ele almak daha mantıklı” değerlendirmesinde bulundu.

“Bakanlık parçalanıyor” uyarısı

Cumhuriyetçi senatör liderlerinin öngördüğü “sınırlı” bütçe uzlaşma tasarısı, ICE ve Sınır Devriyesi birimlerini üç buçuk yıl boyunca finanse etmeyi hedefliyor ve maliyetinin 65 ila 70 milyar dolar arasında olacağı tahmin ediliyor.

Fakat bütçe uzlaşma prosedürüyle bir tasarıyı geçirmek bir ay daha sürebilir.

Beyaz Saray Bütçe Direktörü Russ Vought, Perşembe günü senatörleri uyararak, 14 Şubat’tan bu yana ödenek sağlanamadığı için İç Güvenlik Bakanlığının “parçalanmakta” olduğunu bildirdi.

Vought, Bütçe Komisyonu oturumunda yaptığı konuşmada, İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin ile birlikte federal çalışanların toplu halde istifa etmesini önlemek için çabaladıklarını kaydetti.

Vought, “İç Güvenlik Bakanlığının tamamı için hiç para kalmadı. Şu an itibarıyla bakanlık parçalanıyor; çünkü bakan ve ben, insanların istifa edip yeni kariyerlere atılmasını engellemek için maaş çeklerini geçici olarak fonlamanın yollarını bulmaya çalışıyoruz” dedi.

Bütçe direktörü, Kongre’nin iki aydır süren bütçe krizine son vermemesi halinde personel seviyelerinin çökebileceği uyarısını yineledi.

Senato İç Güvenlik Tahsisat Alt Komisyonu Başkanı Senatör Katie Britt de Vought’un ifadelerine katılarak, krizin çözümü için Kongre’nin mümkün olan en kısa sürede harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.

Britt, Vought’un tanıklığıyla ilgili olarak, “Zaman çok kritik. İçinde bulunduğumuz süreçten kesinlikle memnun değilim ancak mevcut durum bu ve ileriye dönük bir yol bulmak zorundayız” dedi.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English