Amerika
Peter Thiel, AI destekli “paralel yargı” kurmak istiyor

Palantir’in kurucusu Peter Thiel tarafından fonlanan yeni bir startup, geleneksel yargı sistemini devre dışı bırakarak AI destekli bir “paralel yargı” kurmayı hedefliyor.
coda’da yer alan habere göre, Thiel tarafından finanse edilen ve 10 yıl önceki “Gawker davası”nda kendisiyle yakın işbirliği içinde çalışan Aron D’Souza’nın kurucu ortağı olduğu yeni girişimin adı “Objection.ai.”
2012’de Hulk Hogan, “seks kasedini yayınlayan Gawker’ı mahremiyet ihlali nedeniyle dava etmişti. Gawker, videonun haber değeri taşıdığını savunmuş fakat Florida’daki jüri, yayınlanmasının haber değeri taşımadığına ve mahremiyet ihlali oluşturduğuna hükmetmişti.
Thiel, 2007 yılında eşcinsel olduğunu kamuoyuna açıklayan Gawker’a karşı Hogan’ın davasına gizlice finansal destek sağladı. Mart 2016’da bir jüri, Hogan’a 115 milyon dolarlık tazminat ve 25 milyon dolarlık cezai tazminat ödenmesine hükmetti; bu tutar daha sonra toplam 140 milyon dolara yükseltildi. Nihayetinde Gawker iflas etti.
Şirket, “medyadaki açıklamalara itiraz etmenin hızlı ve uygun maliyetli bir yolunu” vaat ediyor. Şirketin söylediğine göre “herkes itirazda bulunabilir.” Açıklamasına göre bu itirazlar, CIA, FBI ve İngiliz istihbarat teşkilatlarından işe alınan bir ekip tarafından yürütülecek bir soruşturmayı tetikleyecek.
Trump’ın Silikon Vadisi’ndeki adamı Thiel’in antidemokratik distopyası
Hedef alınan medya kuruluşları ve muhabirler yanıt verme fırsatına sahip olacak ve sonuçlar bir AI modeline aktarılacak, bu model de bir karar verecek.
Şikayetçi ve hedef alınan tarafın, potansiyel sonuçları belirtilmemiş olan bağlayıcı bir tahkim sürecini kabul etmeleri isteniyor.
Finansal detaylar belirsiz fakat şirket, sürecin yaklaşık 2.000 dolara mal olacağını belirtti. Bu, bir kriz iletişimi uzmanının avukatlık ücretinden çok daha düşük bir rakam.
Şirketin ilk dava listesinde şunlar yer alıyor:
- Thiel’in yakın arkadaşı, eski PayPal COO’su ve Donald Trump’ın eski “Yapay Zeka ve Kripto Sorumlusu” David Sacks’ın Beyaz Saray’daki konumunu Silikon Vadisi’ndeki bağlantılarının yararına nasıl kullandığını haber yaptığı için New York Times’a yöneltilen itirazlar;
- Wall Street Journal’a, Donald Trump’ın Jeffrey Epstein’ın doğum günü defterine katkıda bulunması ile ilgili ifşaatları nedeniyle (bu dava yakın zamanda bir federal yargıç tarafından reddedildi) yapılan itirazlar;
- İngiliz muhabir Hannah Broughton’a, Amazon çalışanlarına bir meslektaşları depo zemininde ölü yatarken çalışmaya devam etmeleri söylendiği iddialarıyla ilgili olarak İngiliz tabloid gazete Mirror’da yayınlanan bir derleme haberi nedeniyle yapılan itirazlar.
Birkaç sosyal medya provokatörü (Candace Owens) ve politikacı (Bernie Sanders) listeyi tamamlıyor, fakat coda’ya göre toplam etki tartışılmaz: “Thiel’in düşmanlığı başından beri gazetecilikle ilgiliydi.”
Teknoloji milyarderi Peter Thiel’in sızdırılan gizli ‘Deccal’ dersleri
Nitekim, Objection.ai ekibi bu konuda net. D’Souza şirketin web sitesinde şöyle yazıyor:
“Gawker tek örnek değildi. O, tıklama, öfke ve algoritmik yaygınlaştırma çağında gerçeklikle yüzleşen ilk büyük medya şirketiydi. O günden bu yana, aynı yapısal başarısızlık her yere yayıldı.
“Peter Thiel ve ben… sadece Gawker’a karşı savaşmadık. Birisi bunları uygulamaya istekli olursa, gerçeklerin hâlâ önem taşıdığını gösterdik.”
Gawker tarafından yayınlanan Hulk Hogan’a ait seks kaseti hakkındaki ilk dava telif hakkı ihlaliyle ilgiliydi; şirketi iflasa sürükleyen 140 milyon dolarlık nihai tazminat kararı ise mahremiyetin ihlali ve kasıtlı olarak manevi zarar verme suçlamalarına dayalıydı.
Thiel ile birlikte finansman sağlayan isim, yatırımcı ve The Network State [Ağ Devleti] kitabının yazarı Balaji Srinivasan.
Bu kitapta, ulus devletin yerini “ulusal bilinç duygusu”na sahip sosyal ağların alacağı anlatılıyor.
Peter Thiel’in yatırım şirketi, Nijerya’da “şehir devleti” kuruyor
Srinivasan, bir zamanlar aşırı sağcı teorisyen Curtis Yarvin’e eleştirel haberlerle başa çıkma konusunda gönderdiği bir e-postada Objection.ai modelinin ilk versiyonunu ana hatlarıyla açıklamış ve şöyle demişti:
“İşler kızışırsa, Karanlık Aydınlanma takipçilerini tek bir savunmasız, düşmanca muhabirin üzerine salıp, *onların* reklamverenlerine/arkadaşlarına/bağlantılarına düşmanca haberler göndererek onları ifşa etmek ve alt üst etmek ilginç olabilir.”
coda’ya göre bu kişiler, Gawker davası kararının etkisinin sınırlarını çok iyi biliyorlar. Karar, şirketi iflasa sürükledi; bu, Thiel için kişisel bir zafer olsa da, davanın belki de en önemsiz sonucu.
Daha sistemik bir düzeyde ise, karar medya sigortacılarının ve haber odası hukuk danışmanlarının “kalbine korku saldı” ve dikkatleri, potansiyel bir tehdit olarak üçüncü taraf dava finansmanına çevirdi.
Sınırsız kaynaklara sahip kişiler, hoşlarına gitmeyen haber kuruluşlarına karşı davalar açabilselerdi, anayasal korumalar savunmanın muazzam maliyeti ve karmaşıklığı karşısında hiçbir şansa sahip olamazdı. Şimdi ise bu etkileri kat kat artırmak için yapay zeka destekli bir yol buldular.
Amerika
Florida’da ön seçimleri “Demokratik Sosyalist” Nixon kazandı

“Demokratik Sosyalist” Angie Nixon, Florida Demokrat Partisinin Senato adayı olmak üzere yapılan ön seçimleri beklenmedik bir şekilde kazandı.
Nixon, çarşamba günü erken saatlerde Demokrat Parti’nin adaylığını garantiledi.
Nixon, 2019’daki Kongre azil süreci sırasında Başkan aleyhine ifade verdikten sonra Donald Trump tarafından Ulusal Güvenlik Konseyi’nden kovulan Alex Vindman’ı mağlup etti.
Nixon’ın 12 puanlık zaferi, siyasi kuruluşa karşı seçmenlerin hoşnutsuzluğunu kampanya malzemesi haline getirerek Minnesota, New York ve Colorado’da ön seçim zaferleri elde eden Demokratların “ilerici” kanadına en son moral desteği oldu:
“Birlikte, milyonlarca dolara karşı mücadele ettik . . . Harcama oranımız 16’ya 1 aleyhimizeydi ama kazandık.”
Nixon zafer konuşmasında ve “Washington DC’deki yaygın yolsuzluğa” karşı mücadele çağrısında bulundu.
Nixon, “Dünyaya, örgütlü insanların neler başarabileceğini gösterdik. Ve dünyaya Florida halkının neyi temsil ettiğini gösterdik: Herkes için Medicare, evrensel çocuk bakımı, gerçekten uygun fiyatlı konutlar, tam olarak finanse edilen kamu eğitimi ve anlamsız savaşın sona ermesi,” diye ekledi.
Öte yandan diğer “ilerici” adaylar, Florida’daki ayrı ön seçimlerde başarısız oldu. Elijah Manley ve Oliver Larkin, kongre seçim bölgelerindeki oylamalarda sırasıyla görevdeki Debbie Wasserman Schultz ve Jared Moskowitz’e karşı ağır bir yenilgiye uğradı.
Demokrat Parti’nin “sol” kanadı, Wisconsin dahil olmak üzere diğer ön seçimlerde de yenilgiler yaşadı.
Wisconsin’de “ılımlı” bir isim olan David Crowley, Demokratların vali adayı olmak için girdiği çekişmeli yarışta bir demokratik sosyalisti beklenmedik bir şekilde mağlup etti.
Salı günü Florida’daki Cumhuriyetçi ön seçimler de yakından takip ediliyordu. Trump’ın desteklediği aday Byron Donalds, “aşırı sağcı” James Fishback dahil olmak üzere diğer adayları geride bıraktı.
Donalds, görev süresi dolan Cumhuriyetçi vali Ron DeSantis’in yerine geçecek kişiyi belirleyecek yarışta, eski bir Cumhuriyetçi olan Demokrat David Jolly ile karşı karşıya gelecek.
Amerika
Trump yönetimi UCM Başkanı Tomoko Akane’ye yaptırım kararı aldı

ABD’de Donald Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi Başkanı Tomoko Akane ve Kıdemli Duruşma Avukatı Abdoulaye Seye hakkında yaptırım kararı aldı. Beyaz Saray, mahkemenin ABD egemenliğini tehdit etme kabiliyetini yitirene kadar sistematik olarak dağıtılmasını hedefleyen ilave adımlar atılacağını duyurdu. Karara Hollanda ve Japonya tepki gösterirken, ABD’li insan hakları örgütleri de yönetime karşı dava açtı.
Donald Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) üst düzey isimlerine yönelik yaptırım kararı aldı. Yaptırımların hedefinde mahkemenin Japon başkanı Tomoko Akane ile Senegalli kıdemli duruşma avukatı Abdoulaye Seye yer alıyor.
Beyaz Saray ayrıca mahkemeye karşı ek adımlar atılacağı tehdidinde bulundu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio yaptığı açıklamada, bu adımların amacının “UCM’nin Amerikan egemenliğini tehdit etme kabiliyetini bütünüyle yitirene kadar sistematik olarak dağıtılması” olduğunu kaydetti.
ABD, kurulduğu 2002 yılından bu yana 21 kişiyi gözaltına alan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rusya Çocuk Hakları Komiseri Mariya Lvova-Belova’nın da aralarında bulunduğu 60 kişi hakkında tutuklama emri çıkaran UCM’nin tarafı konumunda bulunmuyor.
Göreve gelen ABD başkanlarının yönetimleri, UCM’nin Amerikalılara yönelik dava yürütme yetkisine istikrarlı şekilde karşı çıksa da mahkemeye karşı yaptırım savaşını yalnızca Trump başlattı.
Trump, ilk başkanlık döneminde de Amerikalıların Afganistan’da savaş suçları işlediği yönündeki iddiaları soruşturması nedeniyle UCM başsavcısına ve yardımcılarından birine yaptırım uygulamıştı.
UCM’nin 2024 yılında İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki eylemleri gerekçesiyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarması, Trump cephesinden gelen saldırıları daha da artırdı.
Rubio konuya ilişkin açıklamasında, “Bu mahkeme, yetkilerini kötü niyetle suistimal eden, görev sınırlarını aşan, yozlaşmış ve telafisi imkansız biçimde siyasallaşmış ulusüstü bir mahkemedir” ifadelerini kullandı.
Kısa süre önce hakimlik görevine aday gösterilen Abdoulaye Seye, İsrail-Filistin dosyası üzerinde çalışıyordu.
Geçtiğimiz hafta ABD’deki dört insan hakları örgütü, Trump yönetiminin UCM’ye karşı yürüttüğü seferberlik nedeniyle dava açtı. Kuruluşlar, uygulanan yaptırımların “dünya genelinde ağır uluslararası suçların mağdurları için adalete erişimi” kısıtladığını savundu.
Merkezi Lahey’de bulunan UCM’ye ev sahipliği yapan Hollanda’nın Dışişleri Bakanı Tom Berendsen, Washington’ın son kararını kınadı. Berendsen yaptığı açıklamada, “Uluslararası mahkemeler ve ceza mahkemeleri yetkilerini serbestçe kullanabilmelidir” dedi.
UCM’nin en büyük mali destekçisi konumundaki Japonya da benzer bir açıklama yaptı. Japonya Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin yaptırım kararını “son derece esef verici” olarak nitelendirdi ve ülkenin uluslararası toplumda hukukun üstünlüğünü güçlendirme kararlılığını sürdürdüğünü vurguladı.
Amerika
Venezuela hükümeti muhalefetle müzakerelerde Maduro’yu masaya getirmedi

Venezuela hükümetinin ABD destekli muhalefetle yürüttüğü müzakerelerde, Washington tarafından alıkonulan eski Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun serbest bırakılmasını talep etmediği bildirildi. Financial Times’ın haberine göre Karakas yönetimi, ABD’de ‘narkoterörizm’ suçlamasıyla tutuklu bulunan eski liderini tamamen gözden çıkardı.
Venezuela hükümeti, ABD desteğiyle muhalefetle yürüttüğü müzakerelerde Washington tarafından ‘narkoterörizm’ suçlamasıyla tutuklanan eski Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun serbest bırakılmasına yönelik herhangi bir talepte bulunmadı.
Financial Times (FT) gazetesinin ‘Venezuela, Maduro’yu Amerikan Hapishanesinde Kaderine Terk Etti’ başlıklı haberine göre Karakas yönetimi, görüşmeler boyunca eski liderin tutukluluk haline tek bir kez bile değinmedi.
Müzakere sürecine katılan bir muhalefet temsilcisi gazeteye yaptığı değerlendirmede, “Maduro ve eşi Cilia Flores müzakere masasında kesinlikle mevcut değil. Onlar tarihten silindi” ifadelerini kullandı.
Müzakereler 6 Ağustos’ta başladı. ABD, muhalefetin başmüzakerecisi olarak Ulusal Meclis eski Başkanı Dinorah Figuera’yı belirledi. Venezuela hükümeti heyetine ise parlamento başkanı Jorge Rodriguez liderlik ediyor. Rodriguez’in kız kardeşi Delcy Rodriguez, Maduro’nun ABD operasyonuyla alıkonulmasından bu yana Venezuela’nın devlet başkanlığı görevini vekaleten yürütüyor.
Müzakerelerin 12 Ağustos’ta sona eren ilk turunun ardından taraflar, Yüksek Adalet Mahkemesi yargıçlarının atanmasına yönelik yeni bir mekanizmayı da içeren yargı reformu konusunda ön mutabakata vardıklarını açıkladı.
Heyetler ayrıca İngiltere Merkez Bankasında dondurulan altın rezervlerinin geri getirilerek depremden etkilenenlere yardım amacıyla kullanılması için ortak çalışma yürütme konusunda uzlaştı.
Görüşmelerde, Venezuela’da 2024 devlet başkanlığı seçimlerinde muhalefetin ortak adayı olan ancak adaylığı o dönem hükümet tarafından engellenen Maria Corina Machado yer almıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Maduro’nun kaçırılmasının ardından ocak ayında Machado’yu Beyaz Saray’da ağırlamıştı.
Fakat Trump, halk desteğinin yetersizliği nedeniyle ülkeyi yönetmekte zorlanacağını savunarak Machado’nun iktidarı devralma niyetini desteklemediğini ifade etmişti.
Amerikan güçleri ocak ayında düzenledikleri askeri operasyonla Maduro ve eşi Cilia Flores’i Venezuela’dan çıkararak ABD’ye götürdü. Çifte ABD’de resmi olarak ‘narkoterörizm’ suçlaması yöneltildi. O dönemde Devlet Başkan Vekili Delcy Rodriguez, Maduro ile eşinin ülkeden kaçırılmasını ‘alçakça bir saldırı’ olarak nitelemiş; kardeşi Jorge Rodriguez ise eski devlet başkanı serbest bırakılana kadar ‘rahat durmayacaklarını’ ilan etmişti.
Buna karşın FT, ABD destekli Rodriguez yönetiminin müzakerelerde eski Venezuela liderinin serbest bırakılması talebini dahi gündeme getirmeyerek muhalefeti şaşırttığını aktardı.
Venezuelalı analist Edward Rodriguez ise sürece ilişkin değerlendirmesinde, “Maduro’nun kaderi çoktan belirlendi. Olayların kendi seyrinde ilerlemesine izin verecekler ve bu süreçte tek bir önceliğe, yani kendi hayatta kalma mücadelelerine odaklanacaklar” dedi.
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak
Diplomasi1 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı











