Amerika
Dünya Kupası için ABD’ye giden spor insanlarına vize ve arama eziyeti

Dünya Kupası’nda görev alacak Afrikalı ve Ortadoğulu hakemler ve futbolculara ABD yönetiminin çıkardığı zorluklar gündem oluyor.
Son olarak Somali’den bir Dünya Kupası hakemi ABD’ye giriş izni alamadı. ABD Gümrük ve Sınır Koruma Dairesi (CBP) pazartesi günü yaptığı açıklamada, Omar Artan’ın hafta sonu İstanbul’dan kalkan bir uçakla Miami’ye indiği sırada geri çevrildiğini belirtti.
CBP, hakemin neden ülkeye girişine izin verilmediğini açıklamadı fakat Somali, Başkan Donald Trump tarafından ek incelemeye tabi tutulacak veya seyahat yasağına tabi olacak yaklaşık 40 ülke arasında yer alıyor.
CBP, “İncelemenin ardından, FIFA Dünya Kupası hakemi olan yolcunun, güvenlik incelemesi nedeniyle ülkeye girişine izin verilemeyeceği kararlaştırıldı ve ülkeye girişi reddedildi,” dedi.
FIFA, Artan’ın girişinin engellenmesi yönündeki ABD kararından haberdar olduğunu doğruladı ve “statüsünün şu anda değişmeyeceğini” belirtti:
“Önceki FIFA etkinliklerinde olduğu gibi, vizeyi kimin alacağına ve kimin ülkeye kabul edileceğine nihai olarak ev sahibi hükümet karar verir.”
Bu, bir Dünya Kupası hakeminin ABD göçmenlik yetkilileri tarafından ülkeye girişinin engellendiği bilinen ilk vaka olsa da, daha önce de birkaç oyuncu ve teknik ekip üyesi ile çok sayıda taraftar ülkeye girişte sorun yaşamıştı.
Dışişleri Bakanlığı, Dünya Kupası’na katılanlara vize sağlanması çabalarını desteklemek için Beyaz Saray, İç Güvenlik Bakanlığı ve FIFA ile işbirliği içinde olduğunu ama aynı zamanda ABD yasalarını ve yönetim politikalarını da uygulamak zorunda olduğunu belirtti.
Bakanlık yaptığı açıklamada, “Yönetim, vize sürecinin yürütülmesinde ABD yasalarını ve ulusal güvenlik ile kamu güvenliği konusundaki en yüksek standartları uygulamaktan asla vazgeçmeyecektir,” dedi.
Sakatlıklar nedeniyle hakemliğe yönelen eski bir futbolcu olan Artan, ülkesinden Dünya Kupası’nda görev alan ilk kişi olacaktı.
Artan, turnuva öncesinde Al Jazeera’ya verdiği röportajda, ülkesinde karşılaştığı zorluklardan bahsetti. “Vazgeçemezsiniz. Dünya Kupası gibi bir yere gitmek istiyorsanız mücadele etmelisiniz,” demişti.
Somali, Trump’ın Aralık 2025’te “terör” riskini gerekçe göstererek vatandaşlarının ABD’ye girişini fiilen yasakladığı 12 ülkeden biri.
Trump, Doğu Afrika ülkesine karşı defalarca açıkça düşmanca tavır sergilemiş, ülkenin “koktuğunu” söylemiş ve buradan gelen insanları “çöp” olarak nitelendirmişti.
Yönetim ayrıca ülkedeki binlerce Somali vatandaşının geçici vizesini iptal etti ve Minnesota’daki Somali diasporası mensuplarını dolandırıcılıkla suçladı.
Ayrıca Senegal milli takımının oyuncuları San Antonio’daki havaalanı pistinde doğrudan ayrıntılı çanta aramalarına tabi tutulması da tepki çekti.
Bunun yanı sıra, Özbekistan milli takımının oyuncularının da New York’taki antrenman tesislerine vardıklarında uyuşturucu tespit köpekleri ve metal dedektörü kontrolleriyle karşılaştığı bildirildi.
Kontrollerle ilgili görüntüler ve videolar sosyal medyada hızla yayıldı ve futbolseverler arasında öfkeye neden oldu.
Birçok kişi, Amerikan yetkilileri, dünyanın en büyük spor etkinliklerinden birine gelen misafirler yerine uluslararası futbolcuları “suçlu gibi” muamele etmekle suçladı.
Iraklı forvet Aymen Hüseyin’in Chicago O’Hare Havalimanı’nda yedi saat boyunca alıkonulduğu yönündeki haberlerin ortaya çıkmasıyla tartışma daha da alevlendi.
Irak milli takımının fotoğrafçısının ise yaklaşık on saat süren bir güvenlik kontrolünden geçtikten sonra ülkeye girişine izin verilmediği bildirildi.
Amerika
Trump, NBA finallerinde yuhalandı

ABD Başkanı Donald Trump, New York’taki Madison Square Garden’da yapılan NBA finallerinin üçüncü maçında ulusal marş sırasında yuhalandı.
Trump, New York Knicks ile San Antonio Spurs arasındaki maça dostu, bağışçısı ve New York Knicks’in sahibi James Dolan tarafından davet edilmişti.
Maç öncesinde ulusal marş söylenirken dev ekranda Trump’ın görüntüsü gösterilince salonun dört bir yanından yuhalama ve ıslık sesleri yükseldi.
Başkanın görüntüsü sekiz saniyeden biraz fazla bir süre ekranda kaldı ve bu süre boyunca yüzünde bir gülümsemeyle selam duruşunu sürdürdü.
Birkaç saniye sonra, video ekranında sıraya dizilmiş Knicks oyuncularının görüntüsü gösterildi ve yuhalamalar alkışlara dönüştü.
Başkan ise yuhalanmalardan etkilenmemiş göründü. Maçtan sonra Washington’a dönmek üzere Air Force One’a binmeden önce gazetecilere, “Sanırım çoğunlukla tezahürat vardı. Ses çok yüksekti ve ortam son derece coşkulu idi,” dedi.
Maçı merkez sahanın üzerindeki sahibi locasından izlerken, Gizli Servis görevlileri her iki yanındaki süitleri de işgal etmişti.
Locada ayrıca Dolan, İçişleri Bakanı Doug Burgum, Ulaştırma Bakanı Sean Duffy ve Trump’ın torunu Kai de bulunuyordu.
Trump’ın ziyareti nedeniyle güvenlik önlemleri en yüksek seviyeye çıkarılırken, bir New York klasiği olan Garden’ın dışındaki “maç izleme partisi” de iptal edildi.
Maçın başlamasına saatler kala, taraftarlar Madison Square Garden çevresinde artırılmış güvenlik önlemleriyle karşılaştı.
Arena, 3 metrelik bir çitle çevrilmişti; bilet sahiplerine en az iki saat önceden gelmeleri tavsiye edildi ve çanta sokmama konusunda katı bir politika uygulandı.
Öğle saatlerinde, onlarca taraftar takım mağazasına girmek için Gizli Servis ajanlarının görev yaptığı metal dedektörlerden geçmek üzere sıraya girmişti.
Saat 16.00 civarında yetkililer, stadyum çevresindeki birkaç bloğu kapatarak NYPD Komiseri Jessica Tisch’in “kapatılmış bölge” olarak tanımladığı bir alan oluşturdu.
Kısıtlamalar, Batı 30. ve Batı 35. Caddeler ile Altıncı ve Sekizinci Bulvarlar arasındaki bölgeyi kapsıyordu; polis kontrol noktaları, erişimi bilet sahipleri, tren yolcuları, yetki belgesi olan personel ve giriş için geçerli bir nedeni olan diğer kişilerle sınırlandırdı.
San Antonio Spurs’un yıldız oyuncularından De’Aaron Fox, pazartesi sabahı erken saatlerde Madison Square Garden’a vardıktan sonra saha kenarından basın mensuplarına oyuncuların yaşadıklarını anlattı.
Fox, salona girişin “TSA [Ulaştırma Güvenlik İdaresi] tarafından güvenlik kontrolünden geçmek gibi” olduğunu söyledi.
Fox Trump’ın maçı izlemesini eleştirerek şöyle devam etti:
“Başkanın burada olması, diğer herkes için rahatsızlık yaratıyor. Güvenlik önlemleri açıkça daha sıkı. Eşyalarımızı erken göndermek zorundayız, otobüslerimiz de biraz daha erken geliyor sanırım. … Ne kadar az eşya getirirseniz o kadar iyi. Açıkçası, TSA’da olduğu gibi güvenlik kontrolünden geçiyoruz. Maç yapacak olanlar için biraz rahatsız edici. Ne yaparsınız, durum bu.”
Trump’ın katılımı, şehrin en önde gelen iki siyasi figürünü de aynı çatı altında bir araya getirdi. New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani de etkinlikte yer aldı. Mamdani, günün erken saatlerinde gazetecilere, Madison Square Garden’dan yaklaşık 1.000 dolara sadece ayakta izleme bileti aldığını söyledi.
Pazartesi günü Madison Square Garden’da bulunan diğer tanınmış isimler arasında Knicks taraftarları Spike Lee, Timothée Chalamet, Ben Stiller, Jon Stewart ve Tracy Morgan da vardı.
Amerikan basketbolunun en yaldızlı takımlarından olan New York Knicks, en son yine 1999 yılında yine Spurs ile final oynamıştı.
San Antonio’daki maçları kazanarak 2-0 öne geçen Knicks, evindeki ilk maçı kaybetti.
Öte yandan Trump’ın yuhalandığı maçtaki bilet fiyatları görülmedik seviyelerdeydi. Pazartesi gecesi Garden’da oynanan 3. maçtaki en ucuz koltuklar yaklaşık 8.800 dolara satılıyordu.
Seri 3-0’a değil, 2-1’e geldiği için Garden’da yapılacak 4. maçın bilet fiyatları kısmen düştü. ticketdata.com verilerine göre, son üç gün içinde, Knicks’in 3. maçtaki yenilgisinin ardından en düşük bilet fiyatları 5.535 dolara düştü.
Amerika
Anket: Amerikalıların demokrasiye olan inancı zayıflıyor

AP-NORC tarafından yapılan yeni anket, ABD’nin 250. kuruluş yıl dönümü öncesinde Amerikalıların demokrasiyi ulusal kimliğin merkezi bir unsuru olarak görme eğiliminin azaldığını ortaya koydu. Araştırma, demokratik bir hükümetin ülke kimliği için taşıdığı öneme dair halk nezdindeki algının son beş yılda belirgin şekilde gerilediğini gösteriyor.
The Associated Press-NORC Center for Public Affairs Research (AP-NORC) tarafından yapılan yeni ankete göre, ABD’nin 250. kuruluş yıl dönümü yaklaşırken demokrasinin ülke kimliği için merkezi bir öneme sahip olduğunu söyleyen Amerikalıların sayısı azalıyor.
Söz konusu ankete katılanların yüzde 66’sı, “ulus olarak ABD kimliği” söz konusu olduğunda “demokratik yollarla seçilmiş bir hükümetin” ya “son derece önemli” ya da “çok önemli” olduğunu ifade etti.
Verilere göre, katılımcıların yüzde 20’si demokratik yollarla seçilmiş bir hükümetin ülke kimliği açısından “biraz önemli” olduğunu belirtti. Yüzde 13’lük bir kesim ise demokratik bir hükümetin ABD kimliğiyle ilişkili olarak “hiç önemli değil” veya “pek önemli değil” olduğu yönünde görüş bildirdi. Katılımcıların yüzde 1’i ise soruyu yanıtlamayı reddetti veya cevapsız bıraktı.
İki yıl önce yapılan çalışmada, katılımcıların yüzde 76’sı demokratik yollarla seçilmiş bir hükümeti ülke kimliği için son derece veya çok önemli olarak görüyordu.
Bu veriler, 2024 ile 2026 yılları arasında 10 puanlık bir düşüş yaşandığını ortaya koydu. 2021 yılında ise katılımcıların yüzde 80’i demokratik yollarla seçilmiş bir hükümet hakkında aynı görüşü paylaşıyordu.
Ülkenin dünyadaki konumuna dair algı zayıflıyor
Anket ayrıca katılımcıların ülkelerine yönelik genel bakış açılarında da bir gerileme olduğunu kaydetti. Ankete katılanların yüzde 44’ü ABD’yi “diğer bazı ülkelerle birlikte dünyanın en büyük ülkelerinden biri” olarak tanımladı. 2024 yılında yapılan araştırmada katılımcıların yüzde 51’i ülkeleri hakkında aynı değerlendirmede bulunmuştu.
AP-NORC anketi, birçok Amerikalının demokrasi ve özgürlük gibi değerleri kutlamasının beklendiği 4 Temmuz’daki 250. yıl dönümü törenlerinden kısa bir süre önce yayımlandı.
Quinnipiac Üniversitesi tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen bir başka anket de Amerikalıların yarısından fazlasının, ülkelerindeki demokrasi sisteminin düzgün çalışmadığını düşündüğünü ortaya koymuştu.
AP-NORC anketi, 16-20 Nisan tarihleri arasında 2 bin 596 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırmanın örneklem hata payı artı veya eksi 2,6 yüzde puan olarak bildirildi.
Amerika
‘Demokratik sosyalist’ Lewis-George Washington belediye yarışında farkı açtı

Washington D.C. belediye başkanlığı seçimi için yapılan yeni ankette, demokratik sosyalist Belediye Meclis Üyesi Janeese Lewis-George, rakibi Kenyan McDuffie’nin 11 puan önünde yer alıyor. Mevcut Belediye Başkanı Muriel Bowser’ın aday olmadığı yarışta, Lewis-George’un konut maliyeti ve dürüstlük gibi başlıklarda güçlü destek aldığı görülüyor.
ABD’nin başkentinde yaşayan seçmenlerin, son anket verilerine göre yeni belediye başkanı olarak demokratik sosyalist kimliğiyle tanınan Belediye Meclis Üyesi Janeese Lewis-George’a yöneldiği görülüyor.
Altı yıldır belediye meclis üyeliği görevini yürüten Lewis-George, Washington Post-Schar School tarafından yapılan ankette, eski Belediye Meclisi Üyesi Kenyan McDuffie’nin çift haneli farkla önünde yer alıyor.
Anket sonuçlarına göre Lewis-George, muhtemel seçmenler arasında yüzde 36 oranında destek bulurken, Demokrat rakibi McDuffie yüzde 25 seviyesinde kalıyor.
Her iki aday da mesleki olarak avukatlık geçmişine sahip olmalarının yanı sıra Washington doğumlu, Howard Üniversitesi mezunu ve yerel topluluklarla güçlü bağları bulunan isimler olarak dikkat çekiyor.
Mevcut Belediye Başkanı Muriel Bowser, eski Başkan Donald Trump ile yaşadığı bir dizi kamuoyu önündeki gerginliğin ardından yeniden aday olmama kararı almıştı.
Bowser, kendi yerine gelecek ismi belirleyecek olan yarışta henüz herhangi bir adayı desteklediğini açıklamadı.
Lewis-George ve McDuffie’nin liderlik ettiği geniş aday yelpazesinde ayrıca Vincent B. Orange, Gary Goodweather, Rini Sampath, Ernest Johnson ve Hope Solomon da yer alıyor. Ancak Post-Schar anketi, muhtemel seçmenlerin yüzde 5’inden daha azının bu beş ismi ilk tercihi olarak sıraladığını ortaya koydu.
Seçmen desteği şehre dair temel konularda bölünüyor
Anket verilerine göre Lewis-George ve McDuffie arasındaki seçmen desteği, şehri ilgilendiren temel meselelerde belirgin farklılıklar gösteriyor.
Lewis-George, konutun ödenebilirliği konusunda yüzde 44’e karşı yüzde 29 ile McDuffie’nin önünde yer alıyor.
Yaşam maliyeti konusunda Lewis-George yüzde 41, McDuffie ise yüzde 29 destek alırken; devlet okulları meselesinde Lewis-George yüzde 40, McDuffie yüzde 30 seviyesinde bulunuyor.
Buna karşılık McDuffie, ikinci Trump yönetiminin odak noktalarından biri olan suç ve kamu güvenliği konusunda Lewis-George’un 8 puan önünde seyrediyor.
Eski belediye meclis üyesi ayrıca, D.C. ile Beyaz Saray arasındaki ilişkilerde 3 puan, şehrin ekonomisini yönetme becerisinde ise 1 puanlık bir avantaja sahip görünüyor.
Karakter özelliklerine bakıldığında ise anket, Lewis-George’un “dürüstlük” konusunda 20 puanlık bir üstünlük kurduğunu, McDuffie’nin ise “deneyim” başlığında 9 puan önde olduğunu gösteriyor.
Başkent sakinleri, seçimler için oylarını gelecek hafta kullanacak. Bu seçim aynı zamanda şehirde ilk kez sıralı tercihli oylama sisteminin uygulanacağı oylama olacak.
27 Mayıs ile 1 Haziran tarihleri arasında 836 muhtemel Demokrat ön seçim seçmeniyle gerçekleştirilen Washington Post-Schar School anketinin hata payı artı veya eksi 3,7 puan olarak açıklandı.
Görüş7 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Dünya Basını1 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş1 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Görüş2 hafta önceBüyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim
Dünya Basını2 hafta önceKomünizme karşı siper olarak Siyonizm
Görüş6 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Diplomasi5 gün önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Asya2 hafta önceQUAD ülkeleri kritik mineral ortaklığını başlatıyor










