Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya’da dev şirketler işten çıkarma ve tasarruf dönemine girdi

Yayınlanma

Rusal’ın kurucusu Oleg Deripaska, rublenin aşırı değerlenmesinin Rusya pazarında rekabet gücünü düşürdüğünü belirterek 3 milyon istihdamın risk altında olduğu uyarısında bulundu. Metalürji devi Severstal ve kamu bankası VEB.RF’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kurum, ekonomik daralma nedeniyle personel azaltma ve yatırım kısıntısı kararı aldı.

Alüminyum devi Rusal’ın kurucusu Oleg Deripaska, Rus rublesinin değer kazanmasının iş gücü piyasası üzerinde yarattığı büyük risklere dikkat çekti.

Dolar karşısında 72 seviyesine kadar yükselerek son üç yılın zirvesine ulaşan ve ocak ayından bu yana yüzde 8,6 oranında değer kazanan rublenin mevcut durumunu değerlendiren Deripaska, bu süreci “anlamsız bir ısrar” olarak nitelendirdi.

Deripaska, iş dünyasının rublenin dolar karşısındaki artışını hayretle izlediğini ifade ederek, bu durumun Rus şirketlerinin rekabet gücünün azalmasına, bütçede 6 trilyon ruble kayba, yüz binlerce işletmenin zarar etmesine ve 3 milyon istihdamın tehdit altına girmesine neden olduğunu belirtti.

Japonya, Güney Kore veya Çin gibi büyük ihracat ekonomilerinin hiçbirinin ulusal para birimlerine benzer bir uygulama yapmadığını savunan milyarder, 17 Mart’ta yaptığı önceki açıklamada dolar kurunun 105 rubleden aşağı olmaması gerektiğini önermişti.

Deripaska o dönemde, rublenin zayıflatılması durumunda krizin büyük kayıplar verilmeden atlatılacağını ve küresel ekonominin yüksek enerji fiyatları nedeniyle zorlanacağını ifade etmişti.

Gelirlerdeki düşüş, Rus şirketlerini harcamalarını optimize etmeye zorladı. Geçtiğimiz hafta düzenlenen St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nda konuşan Severstal’in sahibi Aleksey Mordaşov, metalürji sektöründeki kriz nedeniyle personel alımını durdurduklarını ve işten çıkarmaları değerlendirdiklerini açıkladı.

Mordaşov, şirketin 2026 yılı yatırım programını yüzde 24 oranında azalttıklarını ve gelecek yıl harcamaları daha da kısmayı planladıklarını bildirdi.

Şirketin negatif nakit akışıyla karşı karşıya olduğunu itiraf eden Mordaşov, karlılığın radikal şekilde düştüğünü ve yatırımlara kazandıklarından daha fazla harcama yaptıklarını kaydetti.

İşten çıkarma dalgası sadece metalürji sektörüyle sınırlı kalmadı. VEB.RF Başkanı İgor Şuvalov, kurumun 2027 yılında bütçe kesintisine gideceğini ve çalışanların yüzde 15’ini işten çıkarmayı planladıklarını duyurdu.

Şuvalov, bu kararın ekonomideki “kredi soğuması” koşullarında alındığını belirtti. Bankacılık sektöründe de benzer bir tablo hakimken, Sberbank personelinin yüzde 20’sini, diğer 13 banka ise çalışanlarının yüzde 40’ına varan kısmını işten çıkardı.

Get Experts tarafından paylaşılan verilere göre, geçtiğimiz yıl Rus şirketlerinin yüzde 25’i kötüleşen ekonomik durum nedeniyle çalışan sayısında azaltmaya gitti.

Personel azaltımı gerçekleştiren kurumlar arasında Yandex, VTB, Birleşik Şekerlemeciler, VK, MTS ve KamAZ gibi önde gelen şirketler bulunuyor.

Rusya

Rusya Enerji Bakanlığı yakıt sıkıntısı için kriz masası kurdu

Yayınlanma

Rusya Enerji Bakanlığı, Ukrayna’nın Rus enerji altyapısına yönelik saldırılarının ardından yakıt ve enerji sektörünün istikrarlı işleyişini sağlamak amacıyla sektörel bir kriz merkezi oluşturdu. Bakanlık, son dönemde artan hava saldırılarının bazı güney bölgelerinde yakıt tedarikinde geçici sorunlara yol açtığını açıkladı. Yakıt sıkıntıları Kırım’ın ardından Krasnodar ve Rostov bölgelerinde de hissedilmeye başladı.

Rusya Enerji Bakanlığı, Ukrayna ordusunun Rusya’nın yakıt ve enerji altyapısına yönelik saldırılarının artması üzerine yakıt ve enerji sektörünün istikrarlı işleyişini desteklemek amacıyla sektörel bir kriz merkezi oluşturduğunu duyurdu.

Bakanlığın Telegram üzerinden yayımladığı açıklamada, “Son dönemde yakıt ve enerji sektörü işletmeleri düşmanın hava saldırılarındaki artışla karşı karşıya kaldı. Bu durum bazı güney bölgelerinde yakıt tedarikinde geçici zorluklara yol açıyor” denildi.

Sürekli faaliyet gösterecek merkezin bünyesinde Rusya’nın en büyük enerji şirketlerinin yer aldığı belirtildi.

Mayıs ayının sonunda Rusya Federasyonu’na bağlı Kırım’da, Ukrayna’nın yarımadaya uzanan kara koridoru niteliğindeki R-280 Novorossiya yoluna ve Rus petrol işleme tesislerine düzenlediği saldırılar nedeniyle AI-95 ve AI-92 benzin satışına sınırlamalar getirildi.

Başlangıçta yetkililer, akaryakıt satışını kişi başına 20 litreyle sınırlandırdı ve kupon uygulaması başlattı. Ancak durumun kötüleşmeye devam etmesi üzerine Kırım lideri Sergey Aksyonov, 4 Haziran’da nakit karşılığı serbest benzin satışının tamamen durdurulduğunu açıkladı.

Benzer önlemler Sivastopol’da da yürürlüğe girdi. Daha sonra yakıtla ilgili sorunlar komşu bölgelere de yayılmaya başladı.

Krasnodar Krayı yönetimi 8 Haziran’da, uzun vadeli sözleşmeler yerine küçük ölçekli toptan alımlarla yakıt temin eden akaryakıt istasyonlarında benzin sıkıntısı yaşandığını bildirdi.

Bölgede bu şekilde faaliyet gösteren 500’den fazla istasyon bulunduğu, bunların bir kısmının yakıtsız kaldığı aktarıldı.

Yetkililer, talepteki keskin artış nedeniyle sevkiyatların ihtiyacı karşılayamaması sonucu bazı zincir istasyonlarda da münferit aksaklıklar görüldüğünü belirtti.

Benzer sorunların Rostov Oblastı’nda da ortaya çıkabileceği uyarısında bulunan Sanayi ve Enerji’den sorumlu Vali Yardımcısı İgor Sorokin, büyük akaryakıt zincirlerinin normal çalışmayı sürdürdüğünü ancak “küçük akaryakıt istasyonlarında yerel düzeyde zorluklar yaşanabileceğini” söyledi.

Sorokin, bunun nedenleri arasında bazı rafinerilerde plan dışı bakım çalışmaları nedeniyle üretimin azalmasını ve demiryolu altyapısı üzerindeki yüksek yükü gösterdi.

Bloomberg’in verilerine göre Rus petrol rafinerileri, 2026 yılının ocak-mayıs döneminde 38 kez saldırıya uğradı. Bunların 16’sı mayıs ayında gerçekleşti ve bu sayı savaşın başlangıcından bu yana kaydedilen en yüksek aylık seviye oldu.

Bloomberg ayrıca, bu gelişmelerin ardından Rusya’daki petrol işleme hacminin 2009’dan bu yana görülen en düşük düzeye gerilediğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Alman parlamenterler Moskova’da temaslarda bulundu

Yayınlanma

Rusya Bilimler Akademisi Avrupa Enstitüsünde bir araya gelen Alman Avrupa Parlamentosu üyeleri ve Rus uzmanlar, Rusya ile Avrupa Birliği arasındaki diyaloğun yeniden başlatılması için bir uzmanlar grubu kurulmasını ele aldı. Sivil toplum ve uzmanlar düzeyindeki bu girişimlerin yanı sıra Avrupa genelinde de Rusya ile doğrudan temas kurulmasına yönelik diplomatik hareketlilik artış gösteriyor.

Rusya Bilimler Akademisi Avrupa Enstitüsünde 8 Haziran günü, Alman Sahra Wagenknecht İttifakı – Akıl ve Adalet İçin (BSW) partisine mensup Avrupa Parlamentosu üyeleri Ruth Firmenich ve Michael von der Schulenburg ile toplantı gerçekleştirildi.

Avrupalı parlamenterler, gerçekleştirdikleri ziyaretin amacını, geçen yıl Nazi Almanyası’na karşı kazanılan Zafer’in 80. yıl dönümü vesilesiyle Rusya’ya yaptıkları seyahat sırasında başlattıkları diyaloğu sürdürmek olarak açıkladı.

Rusya Bilimler Akademisi Avrupa Enstitüsü Alman Araştırmaları Merkezi Başkanı Vladislav Belov, Avrupalı parlamenterlerle yapılan görüşmenin ardından RBK medya kuruluşuna açıklamalarda bulundu.

Belov, konuk parlamenterlerin, Avrupa ile Rusya arasında yapıcı diyaloğun yeniden tesis edilmesinin yolunu açabilecek bir uzmanlar topluluğu oluşturulmasını önerdiklerini bildirdi.

Belov yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Meslektaşlarımızın temel mesajı, Almanya’da devlet düzeyinde şu an için her şeyin oldukça zor olduğu yönündedir. Siyasetçilerin ve medyanın Rusya’ya karşı sergilediği katı tutumun yanı sıra, toplumda da Rus karşıtı duyguların oluşması buna eklenmektedir. Bu şartlar altında meslektaşlarımız, hükümet dışındaki temas imkanlarının araştırılmasını önermektedir. Buna, Almanya’daki toplumun kabul edebileceği ve somut adımlar sunabilecek uzmanlar düzeyindeki temaslar da dahildir. Diğer bir deyişle, bu süreçte de kendi Kirill Dmitriyev’imize ihtiyaç duyulmaktadır.”

Belov, sonraki aşamada ise bu uzman tartışmalarından elde edilecek birikimlerin doğrudan hükümet yapılarına nasıl aktarılacağının anlaşılması gerektiğini belirtti.

Belov, “Dolayısıyla önümüzde, bu çatışmadan çıkış yollarını ve bunun sonuçlarını tartışmak üzere alt düzey mekanizmaları harekete geçirmek gibi son derece karmaşık bir görev bulunuyor. Üstelik burada kapalı platformlardan değil, tam anlamıyla açık bir diyalogdan bahsediyoruz” dedi.

Firmenich ve von der Schulenburg, Rusya seyahatleri öncesinde ortak bir bildiri yayımladı. Parlamenterler bildiride, “öncelikle Avrupa Birliği ve Almanya’ya zarar veren ekonomik savaşa ve gerilimi daha da tırmandırmaya bel bağlamak yerine”, Rusya ile sivil toplum düzeyinde yeni müzakere formatlarının geliştirilmesine acil ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Temsilciler, Moskova’daki temasları kapsamında ayrıca Rusya Cumhurbaşkanlığı İdaresi ve Devlet Duması temsilcileriyle de görüşmeler gerçekleştirmeyi planlıyor.

Diğer taraftan, 7 Haziran akşamı Londra’da Avrupa Üçlüsü (E3) liderleri ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski arasında istişareler gerçekleştirildi.

Görüşmelerin ardından Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Federal Almanya Cumhuriyeti Başbakanı Friedrich Merz ortak bir bildiri yayımladı. Liderler yayımladıkları bildiride, Ukrayna krizinin çözümü bağlamında Rusya ile doğrudan diyaloğun yeniden kurulmasına dolaylı olarak destek verdi.

Avrupa’da Rusya ile diyaloğun yeniden tesis edilmesi gerektiğine dair tartışmalar, mayıs ayı başında ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin odağını İran’a karşı savaşa kaydırmasıyla eş zamanlı olarak hareketlendi.

Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Antonio Costa, Rusya ile müzakere sürecine hazırlık yapılması konusunda Avrupalı liderlerle istişareler yürüttüğünü açıkladı. Yaklaşık aynı dönemde Batı basınında, AB’nin Rusya Özel Temsilciliği görevi için olası adayların isimleri yer almaya başladı.

Geçtiğimiz hafta ise eski Federal Almanya Başbakanı Gerhard Schröder Moskova’ya özel bir ziyaret gerçekleştirdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önce Schröder’i Avrupa tarafı için tercih edilen bir müzakereci olarak nitelendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, gazetecilere yaptığı açıklamada, Schröder ile baş başa formatta “dostane bir görüşme” gerçekleştirdiklerini doğruladı ancak Putin ve Schröder arasındaki görüşmede Rusya ile AB arasındaki müzakere perspektiflerinin ele alınıp alınmadığına dair soruya yanıt vermekten kaçındı.

Daha önce Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Moskova ile olan yakın bağlarını gerekçe göstererek Schröder’in Rusya ile yürütülecek müzakerelerde arabulucu olması seçeneğini reddetmişti. Almanya Başbakanı Merz ise konuya ilişkin olarak, “Avrupalıların kendilerine arabulucular dayatılmasına izin vermeyeceğini” ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rus petrolü, Hindistan pazarında yeniden indirimle satılıyor

Yayınlanma

Bloomberg’in Argus Media verilerine dayandırdığı habere göre Rus petrolü Ural, uluslararası fiyatlara kıyasla iki ayı aşkın süredir ilk kez Hindistan pazarında indirimle işlem görmeye başladı. Brent petrol fiyatının varil başına 100 doların altına yerleşmesi ve piyasadaki gerilimin azalmasıyla birlikte, mayıs ayı sonunda Ural petrolünün varil başına iskontosu 3,90 dolar olarak kaydedildi.

Bloomberg’in Argus Media verilerine dayandırdığı haberine göre Rusya’nın Ural markalı petrolü, uluslararası fiyatlarla karşılaştırıldığında iki ayı aşkın süredir ilk kez Hindistan’da indirimli fiyatla işlem görmeye başladı.

Ajansın aktardığı bilgilere göre, geçen haftanın sonu itibarıyla tankerlerle Rusya’dan Hindistan’a ulaştırılan Ural petrolü, Brent Dated gösterge markasına kıyasla varil başına 3,90 dolar indirimle satıldı.

Bloomberg, Ural petrolünün mart ayının ortasından bu yana ilk kez 29 Mayıs tarihinde yeniden iskonto kulvarına geçtiğini yazdı.

Bu durumun, Brent markalı petrolün varil başına 100 doların altına yerleşmesi ve piyasadaki gerginliğin hafiflemesiyle bağlantılı olduğu belirtildi.

Süreçte diğer faktörler de rol oynadı; Çin’in daha az petrol satın almaya başlaması ve ABD’nin petrol ihracatını artırması Ortadoğu’daki savaşın etkilerini yumuşattı.

Ajans, ABD’nin İran ile girdiği savaş ve sonrasında Washington’ın piyasa üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla yaptırım uygulanan bazı Rus varillerinin satın alınmasına izin vermesinin Moskova’nın Hindistan’a petrol sevkiyatını artırmasını sağladığını kaydetti.

Hindistan, Rusya’nın Avrupa pazarını kaybetmesinin ardından Rus petrolünün büyük bir alıcısı haline geldi.

Geçtiğimiz ay Rusya’nın Hindistan’a yaptığı petrol sevkiyatı günlük ortalama 1,76 milyon varil düzeyinde gerçekleşti ve bu miktar şubat ayına göre yüzde 63 daha yüksek bir seviyeye işaret etti.

Mutlak bazda ele alındığında, Rus petrolü 5 Haziran Cuma günü Hindistan’da teslimat maliyetleri dahil olmak üzere varil başına 93,59 dolardan işlem gördü. Karşılaştırma yapılması gerekirse, Rusya’nın batı limanlarındaki fiyat ortalama 73,46 dolar seviyesinde seyretti.

Buna rağmen Bloomberg, mevcut fiyatın Rusya’nın bu yılki bütçesinde öngörülen varil başına 59 dolarlık tutarın hala önemli ölçüde üzerinde olduğunu belirtti.

Reuters ajansı mayıs ayının ortasında yayımladığı haberinde, Çin’deki zayıf rafinaj karlılığı ve düşük talep nedeniyle haziran sonu ve temmuz ayı teslimatlı Rus ESPO Blend markalı petrolün spot primlerinin düştüğünü yazmıştı.

Reuters’ın kaynakları, fiyatlardaki bu düşüşün Hindistan’daki Rus Ural petrolünün primlerindeki azalmayla bağlantılı olduğunu açıklamıştı.

Aynı dönemde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, küresel petrol ve doğalgaz piyasalarındaki duruma ilişkin düzenlenen bir toplantıda, savaş nedeniyle yükselen enerji fiyatlarının geçici bir nitelik taşıdığını vurgulamıştı. Putin, Rusya’nın bu durumu dikkate aldığını ifade etmişti.

Bu sırada Avrupa Birliği, Ortadoğu’daki savaşın etkisiyle küresel fiyatların artması üzerine Rus petrolüne uygulanan fiyat sınırını geçici olarak dondurma seçeneğini değerlendiriyor. Mevcut fiyat sınırı varil başına 44,1 dolar seviyesinde bulunuyor.

Petrol fiyatları, 28 Şubat tarihinde ABD ile İran arasında başlayan çatışmaların ardından keskin bir yükseliş trendine girmişti. Çatışmalar başlamadan önce Brent petrolü 70 dolardan işlem görürken, 5 Haziran itibarıyla kotasyonlar yaklaşık yüzde 35 ile yüzde 40 arasında artış göstererek varil başına 95 dolara yükseldi.

Savaşın nisan ayındaki tırmanış evresinde Brent petrolün fiyatı 119 doların üzerine çıkarak yaklaşık son dört yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English