Bizi Takip Edin

Avrupa

AB, Rus bankalarına yönelik en kapsamlı yaptırım paketini hazırlıyor

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, Rusya’nın bankacılık sistemini hedef alan ve onlarca finans kuruluşunu kapsayan 21. yaptırım paketini hazırlıyor. Reuters’ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre paket kapsamında 90 Rus bankasının yaptırım listesine alınması öngörülüyor.

Avrupa Komisyonu, Rus bankacılık sistemine yönelik yaptırımları önemli ölçüde genişletmeyi öngören yeni bir paket hazırlıyor.

Reuters’ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre, 21. yaptırım paketi kapsamında 90 Rus bankasının Avrupa Birliği’nin yaptırım listesine alınması planlanıyor.

Kaynaklar, bu adımın gerçekleşmesi halinde Rus bankacılık sisteminin yaklaşık yüzde 50’sinin AB yaptırımları kapsamına gireceğini belirtti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, en ağır yaptırımların 31 bankaya uygulanacağını açıkladı. Buna göre söz konusu bankalar, AB’deki kişi ve kuruluşlarla herhangi bir işlem gerçekleştiremeyecek.

Von der Leyen, yaptırım paketinin yalnızca Rus bankalarını değil, yaptırımlara tabi Rus kurum ve kişilere hizmet veren üçüncü ülkelerdeki finans kuruluşlarını da kapsadığını söyledi. Bu kapsamda 20 banka, kripto şirketi veya platformun da yaptırım listesine eklenmesi öngörülüyor.

AB ayrıca ilk kez üçüncü ülkelerde kripto varlıklarla bağlantılı hizmetlerin tamamen yasaklanmasına imkan tanıyacak bir mekanizmayı devreye sokmayı planlıyor.

Von der Leyen, “Bu, Rusya’nın yaptırımlarımızı aşmasına yardımcı olan platformlara ev sahipliği yapan ülkeler için güçlü bir caydırıcı unsur olacaktır” dedi.

AB’nin Rus finans sektörüne yönelik mevcut yaptırım sistemi farklı düzeylerde uygulanıyor.

Varlıkların dondurulmasından finansal işlemlerin ve hizmetlerin tamamen yasaklanmasına kadar uzanan çeşitli yaptırımlar halihazırda 70 bankayı kapsıyor.

AB’nin yaptırım listesinde Rusya’nın en büyük sistemik bankaları arasında yer alan Sberbank, VTB, Alfa-Bank, Rosselhozbank, Promsvyazbank, Moskova Kredi Bankası, Sovcombank ve Novikombank bulunuyor.

Çok sayıda bölgesel banka ise daha hafif sektörel yaptırımlara tabi tutuluyor. Bu bankaların Avrupa sermayesine, uzun vadeli yatırımlara ve bazı finansal hizmetlere erişimleri sınırlandırılmış durumda.

AB, Rusya’nın Finansal Haberleşme Sistemi’ni (SPFS) kullanan veya yaptırımların aşılmasına katkı sağladığı değerlendirilen yabancı bankalara da yaptırım uyguluyor.

Bu kapsamda Kırgızistan’dan Keremet Bank ve Capital Bank of Central Asia, Azerbaycan’dan Yelo Bank ile Laos’tan Joint Development Bank yaptırım listesine alınmıştı.

Avrupa Birliği, 20. yaptırım paketini 23 Nisan 2026’da kabul etmişti.

Bu pakette ilk kez dijital ruble yaptırım kapsamına alınırken, yaptırım uygulanan A7A5 adlı sabit kripto varlık üzerinden Rus şirketlerinin 100 milyar dolardan fazla işlem gerçekleştirdiği belirtilen Kırgızistan merkezli şirketler de listeye eklenmişti.

Avrupa

AB, Meta’dan WhatsApp’ı AI rakiplerine ücretsiz olarak yeniden açmasını emretti

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu Meta’ya, rakip yapay zeka (AI) asistanlarına WhatsApp’a ücretsiz erişim hakkı tanımasını emretti.

Bu, şirket hakkındaki antitröst soruşturması tamamlanana kadar yürürlükte kalacak nadir bir acil müdahale niteliğinde.

Meta’nın, geçen ekim ayında erişimi kısıtlamaya başlamadan önce geçerli olan şartları yeniden yürürlüğe koyması için önümüzdeki haftaya kadar süresi var.

O dönemde rakip asistanlar, mesajlaşma hizmetinin iş araçlarını ücretsiz olarak kullanabiliyordu.

AB rekabet başkanı Teresa Ribera, “Hızla gelişen pazarlarda, nihai karar alınmadan çok önce rekabet kaybedilebilir” diyerek WhatsApp’ı Avrupalı tüketicilere açılan önemli bir kapı olarak nitelendirdi.

Bu karar, aylar süren tartışmaların sonucudur. Brüksel aralık ayında soruşturma başlattıktan ve şubat ayında Meta’yı zorlayabileceği konusunda uyarıda bulunduktan sonra, şirket mart ayında tam yasağı kaldırdı ama rakiplerinden tekrar erişim için ücret almaya başladı.

AB yürütme organı, bu ücretin pratikte rakipleri dışlamak anlamına geldiğini belirterek yanıt verdi ve yine de geçici tedbirler almaya karar verdi.

Bu, Komisyonun yirmi yılı aşkın süredir ikinci kez acil durum yetkisini kullanması.

Meta, WhatsApp’ın iş arayüzünün hiçbir zaman yapay zeka sohbet robotlarını barındıracak şekilde tasarlanmadığını ve rakiplerin uygulama mağazaları ve diğer kanallar aracılığıyla kullanıcılara ulaşabileceğini savunarak davayı temelsiz buldu.

Bir Meta sözcüsü şunları söyledi:

“Avrupa Komisyonu, OpenAI ve dünyanın en büyük şirketlerinden bazılarının ücretli WhatsApp Business ürününü ücretsiz olarak kullanabileceğine karar verdi. Bu, ödeme yapan birçok Avrupa şirketi tarafından sübvanse edilen aşırı düzenleme. Temyize gideceğiz.”

Karar, şirket ile Brüksel arasındaki gerginliği artırıyor. Meta, geçen yıl AB’nin dijital pazar gücü kuralları kapsamında kesilen 200 milyon avroluk cezaya itiraz ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan teknoloji şirketlerine uygulanan Avrupa cezaları konusunda misilleme yapma tehdidinde bulundu.

İtalya ve Brezilya da neredeyse aynı davaları takip etti. İtalyan rekabet kurumu salı günkü kararın bir gün önce soruşturmasını AB soruşturmasına dahil ederken, Brezilya ise mart ayında Meta’yı ülkedeki erişimi yeniden açmaya zorladı.

Meta, emri ihmal etmesi halinde yıllık gelirinin yüzde 10’una kadar para cezasına çarptırılabilir.

Daha geniş kapsamlı soruşturma, sonuçlandırılması için bir son tarih belirlenmeden devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Beş AB ülkesinden yeni üyelerin veto hakkını sınırlama teklifi

Yayınlanma

Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg, Avrupa Birliği’ne yeni katılacak ülkelerin dış politika, bütçe ve genişleme gibi hassas konulardaki veto yetkilerinin geçici olarak sınırlandırılmasını teklif etti. Reuters’ın ulaştığı ortak belgede, Ukrayna ve Moldova gibi adayların katılım sürecinde demokratik gerilemelere karşı katı koruma mekanizmaları uygulanması isteniyor.

Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg, Avrupa Birliği (AB) genişleme sürecinde yeni üyelerin temel konulardaki oy haklarının geçici olarak sınırlandırılmasını ve demokratik standartlara uyum denetiminin sıkılaştırılmasını teklif etti.

Reuters haber ajansının beş ülkenin ortak belgesine dayandırdığı habere göre, söz konusu girişim Karadağ, Arnavutluk, Ukrayna ve Moldova gibi ülkelerin birliğe katılım müzakerelerinin sürdüğü bir dönemde hayata geçirildi.

Ortak belgede, gelecekte imzalanacak katılım anlaşmalarında demokrasi, medya özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü alanlarında “ciddi geri adımlar” atılması ihtimaline karşı özel izleme mekanizmaları ile koruyucu önlemlerin yer alması öneriliyor.

Girişimin sahipleri, şu anda tüm üyelerin oy birliğini gerektiren dış politika, AB’nin genişlemesi ve bütçenin onaylanması gibi en hassas başlıklarda, yeni ülkelerin oy haklarının geçici olarak kısıtlanmasının tartışılmasını talep ediyor.

Reuters, yeni üyeler için kuralların katılaştırılması fikrinin arkasında, AB’nin Macaristan ile yaşadığı deneyimlerin yer aldığını aktardı. Brüksel yönetimi, Macaristan hükümetini demokrasi ilkelerini ve hukukun üstünlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle uzun süredir eleştiriyor.

The Guardian gazetesinin daha önce yayımladığı haberde de AB’nin, yeni üye ülkelere dış politika ve vergilendirme dahil olmak üzere kritik konularda geçici olarak veto hakkı verilmemesi seçeneğini tartıştığı belirtilmişti.

Gazete, bu kısıtlamaların ilk olarak Karadağ’a uygulanabileceğini ve ardından diğer aday ülkeler için bir model olarak kullanılabileceğini yazmıştı.

Gazetenin kaynakları, söz konusu önlemi, yeni bir üye ülkenin katılım sonrasında siyasi yönünü aniden değiştirmesini engellemek adına gerekli, geçici ve “hukuki sınırda” bir uygulama olarak nitelendirmişti.

AB, 2022 yılında Arnavutluk ve Kuzey Makedonya ile katılım müzakerelerini başlatmış, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen bu gelişmeyi “tarihi bir an” olarak tanımlayarak her iki ülkenin de Avrupa değerlerine bağlılığını kanıtladığını söylemişti.

Aynı yıl Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski de Ukrayna, Arnavutluk, Karadağ ve Kuzey Makedonya’nın AB’nin tam üyeleri olması gerektiğini ifade etmişti.

AB, Haziran 2024’te Kiev yönetimi ile katılım müzakerelerini resmen başlatmış olsa da sürecin her bir aşamasının açılması ve kapatılması 27 üye ülkenin oy birliğini gerektiriyor.

Macaristan, son yıllarda Ukrayna’nın AB’ye hızlandırılmış katılım sürecini defalarca eleştirmiş ve Kiev’in entegrasyonuna vereceği desteği Transkarpatya’daki Macar azınlığın hakları şartına bağlamıştı.

Macaristan Başbakanı Peter Magyar daha önce yaptığı açıklamada “çifte standartlara” karşı olduğunu belirterek Ukrayna’nın üyelik prosedürünün diğer adaylarla aynı koşullarda yürütülmesi gerektiğini savunmuştu.

Birlikte gelecekteki genişleme dalgasına ilişkin tartışmalar sürerken, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Ukrayna, Moldova ve Batı Balkan ülkelerini de kapsayacak şekilde AB üye sayısının 27’den 40’a çıkarılması çağrısında bulunmuştu.

Politico ise ABD’nin dış politikasındaki değişimler ve güvenlik endişeleri nedeniyle İzlanda ve Norveç’in de AB’ye katılım olasılığını yeniden değerlendirmeye başladığını bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Britanya, savunma harcamalarını artırmak için kemer sıkmaya gidebilir

Yayınlanma

Birleşik Krallık savunma harcamalarını finanse etmek için kamu sektörü harcamalarını kesintiye uğratmak zorunda kalabilir.

Geçen yıl ülkenin Stratejik Savunma İncelemesi’ni yazan ekipte yer alan ve şu anda Lordlar Kamarasında görev yapan eski savunma bakanı George Robertson, İşçi Partisi milletvekillerine Britanya’nın askeri harcama vaatlerinin ve NATO taahhütlerinin “iç bütçelerden karşılanması” gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

Londra’da düzenlenen Savunma Stratejik İletişim Konferansında konuşan Robertson, “para olmadığı” için savunmanın finanse edilmesinin “başka bir yolu” olmadığını savundu.

Robertson, yurtdışı kalkınma, net sıfır iklim hedefleri ve ulaştırma alanlarında yapılması gereken kesintilere atıfta bulunarak, bunun “birçok İşçi Partisi milletvekili için sorun yaratacağını” söyledi.

Britanya’nın yüksek faiz maliyetleri de daha fazla borçlanmayı imkansız kılıyor. Robertson, savunma harcamalarının yükünü hafifletmeye yardımcı olacak fikirler olarak düşük maliyetli savunma kredileri ve savaş tahvilleri sağlayacak çok taraflı bir savunma bankası fikrini tamamen reddetmese de, “Bunun doğru yol olduğunu düşünmüyorum,” dedi.

Robertson, zorluğun boyutunu ortaya koyarak, Birleşik Krallık’ın NATO’nun 2035 yılı için belirlediği GSYİH’nin yüzde 3,5’i oranındaki yeni savunma harcamaları hedefine ulaşmak için yılda 36 milyar sterlin ek kaynağa ihtiyaç duyacağını belirtti.

Ülke geçen yıl savunmaya GSYİH’nin yüzde 2,4’ünü harcamıştı.

Robertson şöyle konuştu:

“Toplam eğitim bütçemizin 95 milyar sterlin, İçişleri Bakanlığı bütçesinin 20 milyar sterlin, ulaştırma bütçesinin 28 milyar sterlin ve adalet bütçesinin 12 milyar sterlin olduğunu düşündüğünüzde, ülkeyi bugünkünden daha güvenli hale getirmek ve NATO’nun taleplerine ayak uydurmak için vergi mükelleflerinden göz kamaştırıcı meblağlar talep ettiğimizi fark etmeye başlıyorsunuz.”

Başbakan Yardımcısı David Lammy hafta sonu BBC’ye verdiği demeçte, Başbakan Keir Starmer’ın savunma harcamalarının GSYİH’nin yüzde 3’üne ulaşacağına dair vaadinin “kesinlikle dokunulmaz” olduğunu ve yeni ekipman ve altyapı için “gerekli paranın bulunacağını” söyledi.

Fakat Robertson, Starmer’ın bu harcama seviyesine ulaşmanın maliyetleri konusunda açık konuşmadığını vurgulayarak, bu taahhütlerin “mantıksal ve kaçınılmaz olarak ‘Ve bu nedenle para harcayacağız’ sonucuna götürdüğünü” söyledi.

Rusya’dan gelen tehdidin arttığı iddiaları nedeniyle Birleşik Krallık’ın savunma harcamalarını artırmaktan başka seçeneği olmadığını savunan Robertson, “pasifist eğilimli” bazı İşçi Partisi üyelerinin, “savaşı önlemenin tek yolunun savaşa hazırlanmak olduğu”nu kabul etmeleri için ikna edilmesi gerektiğini söyledi:

“Halk, tehdit konusunda hâlâ fazla iyimser, şu anda sürdürdüğümüz yaşam tarzına fazla alışmış ve aslında gözümüzün önünde açıkça görünen, tehlikede olduğumuzu ve hazırlıksız olduğumuzu gösteren tüm işaretlere karşı fazla kayıtsız.”

Askeri bütçeleri artırmanın siyasi zorluğu çok büyük olsa da, bu konuyu görmezden gelmenin bir seçenek olmadığını savunan Robertson sözlerini şöyle tamamladı:

“Işıklar söndüğünde, hastaneler kapandığında ve veri merkezleri klimasız kalıp eridiğinde, halk haklı olarak hepimize, hepimize, neden bunu çözmek için daha önce bir şey yapmadınız diye soracaktır. Ve caydırıcı önlemler başarısız olduğunda, seyir füzeleri ve balistik füzelerle saldırıya uğrarsak, şehirlerimizin, evlerimizin ve okullarımızın enkazı üzerinde durup gururla, ‘Eh, mali kuralları koruduk’ diyecek miyiz?”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English