Bizi Takip Edin

Diplomasi

Mısır’ın ateşkes girişimi: Taraflar ne kazanacak ne kaybedecek

Yayınlanma

Mısır’ın başkenti Kahire bir süredir Filistin meselesinin taraflarının üst düzey ziyaretlerine tanık oluyor. Kalıcı ateşkes için yürütülen müzakerelerin temeli Gazze’nin ekonomik koşullarının iyileştirilmesi. Siyasi konuların açıktan görüşülmediği yani Filistin içi uzlaşı ya da İsrail-Filistin arasında kalıcı barış gibi konuların masaya yatırılmadığı müzakerelerin ana fikri Gazze’nin ekonomik koşullarının iyileştirilmesinin tarafları kalıcı bir uzlaşıya götüreceğine olan yaygın inanca dayanıyor. Müzakerelerin somut çıktılarından biri olarak Gazze Marine gaz sahasında çalışma yapılmasına tarafların onay verdiğine dair haberler basına yansımıştı.

Peki müzakere edilen diğer başlıklar neler ve bu başlıklar taraflara ne kazandırıyor ne kaybettiriyor? Söz konusu başlıklar kalıcı bir ateşkesin kapısını aralayabilir mi?

İsrail’in yarı-resmi düşünce kuruluşu Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (INSS) Mısır öncülüğünde yürütülen ateşkes görüşmelerini inceledi:

 ***

Mısır’ın Hudna Girişimi: İsrail’i Bypass Etmek

Mısır, Gazze’de uzun vadeli bir ateşkes için Hamas ve İslami Cihad ile bir girişim yürütüyor; İsrail bu görüşmelere doğrudan dahil değil. Her ne kadar hudna (ateşkes) ihtimali zayıf olsa da İsrail’in Mısır’ın girişimini reddetmemesi ve bunun yerine içerdiği ekonomik projelere olanak sağlaması iyi olacaktır

4-6 Haziran 2023 tarihlerinde üst düzey Hamas ve İslami Cihad liderleri, Mısır İstihbarat Başkanı Tümgeneral Abbas Kamil’in daveti üzerine Kahire’yi ziyaret etti. Filistin heyetine Hamas lideri İsmail Haniye (yardımcısı Salih el-Aruri ve örgütün dış büro şefi Halid Meşal de eşlik etti) ve İslami Cihad lideri Ziyad en-Nahale başkanlık etti. Toplantıda Mısırlılar Gazze Şeridi’nde uzun vadeli ateşkes – hudna – için bir girişim sundular. Görüşmelerde İsrail’in hedefe yönelik öldürme operasyonları gerçekleştirme kapasitesini ortaya koyan Kalkan ve Ok Operasyonu’nun sonuçlarının yanı sıra Orta Doğu’da son dönemde gerginlik ve şiddetin azalmasına yol açan anlaşmaların yarattığı atmosfer de etkili oldu. Görüşmelerin temelinde uzun vadeli bir ateşkes önerisi ile Kahire’nin Gazze cephesindeki güvenlik durumunun yatıştırılmasına yardımcı olma ve ABD’nin siyasi desteği ve Katar’ın mali yardımıyla bölgenin yeniden inşasına katılma isteği vardı.

Kahire’nin Gazze’ye daha fazla müdahil olma motivasyonu, bu bağlamda elde edeceği ekonomik ve siyasi kazanımların yanı sıra yerel altyapı projelerini başlatmadaki başarısında yatıyor. Örneğin, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cebaliye ve Beyt Lahya’da Mısır tarafından inşa edilen üç yüksek katlı konut projesi ileri bir aşamaya ulaşmış ve neredeyse kullanıma hazır hale gelmiş durumda. Benzer şekilde, Gazze’nin kuzeyinde denize paralel uzanan Raşid sahil yolunun geliştirilmesi planlanıyor.

Mısır Girişimi şu projeleri içeriyor:

  • Kuzey Sina Yarımadası’ndaki el-Ariş limanının genişletilerek tüm Gazze Şeridi için bir kargo limanı haline getirilmesi; kamyonların Gazze’ye girmesi için asfalt bir otoyol; ve Selahaddin (Refah) Sınır Kapısı üzerinden Mısır ve Gazze arasındaki ticaretin genişletilmesi.
  • Mısır’dan gelen elektriği Gazze Şeridi’ne dağıtacak elektrik sistemlerinin birbirine bağlanması.
  • Gazze Şeridi açıklarında bulunan Gazze Marine doğal gaz sahasının geliştirilmesi. Filistin Yönetimi, gaz rezervleri üzerinde hak sahibi olan Filistin hükümeti olarak tanındığı için bu, Filistin Yönetimi’nin katılımını gerektirecektir. Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye’nin Hamas ve İslami Cihad heyetlerinden bir hafta önce Kahire’yi ziyaret etmesinin nedeni de bu olabilir.
  • Kuzey Sina ile Gazze Şeridi arasında bir serbest ticaret bölgesi kurulması.
  • Mısır Hamas yönetimindeki Gazze ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın dört yıl öncesine kadar olduğu gibi Filistin tarafından kontrolünü yeniden tesis ederek Filistin Yönetimi’nin resmin içinde kalmasında ısrar ediyor.

Ayrıca Gazze’de uzun vadeli ateşkes koşullarını sağlamak için Mısır’ın İran’la yaptığı görüşmelerde Tahran’dan, başta Filistin İslami Cihadı olmak üzere vekillerini kullanmaktan kaçınmasını ve Kahire ile İslam Cumhuriyeti’nin etkisi altındaki Filistinli gruplar arasında yeni oluşmakta olan anlaşmayı baltalayacak hiçbir şey yapmamasını talep ettiği bildirildi.

Bu aşamada görüşmelere doğrudan müdahil olmamakla birlikte İsrail’in görüşmeler hakkında bilgilendirildiği anlaşılıyor. Mısır’ın önerisinin bir parçası olarak İsrail’in uzun vadeli ateşkese bağlı kalması, Filistinli üst düzey komutanlara karşı hedef gözeterek öldürme operasyonları düzenlemekten kaçınması, Gazze’den İsrail’e insan ve mal geçişi üzerindeki kısıtlamaların daha da hafifletilmesi ve Gazze’nin münhasır ekonomik bölgesinden gaz üretimi konusunda anlaşmaya varılması gibi bazı taahhütlerde bulunması gerekecek.

Filistin-Mısır ekonomik görüşmelerine dair siyasi uyarılar

Perspektifler

Gazze Şeridi’ndeki Hamas lideri Yahya Sinvar ve Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas gibi iki önemli Filistinli liderin Kahire’deki toplantıya katılmaması, Mısır’ın Filistinlilere iç uzlaşma ya da seçimler konusunda hiçbir baskı uygulamadığını gösteriyor. Sinvar için Hamas’ın dış liderliğinin müzakerelerin ön saflarında yer alması çok daha uygun, böylece İsrail’in elindeki Filistinli mahkumların serbest bırakılması ve Gazze’deki İsrail kuşatmasının tamamen kaldırılması da dahil ateşkes anlaşmasındaki eksik unsurları açıklamak zorunda kalmayacak. Mevcut durumda Abbas, gaz üretimine ilişkin anlaşmalar dışında Gazze cephesinde önemli bir aktör değil ve hatta Kahire’nin Filistin içi uzlaşıyı teşvik etmesi için Abbas’ı ikna etme çabalarından vazgeçtiği görülüyor.

Mısır’ın girişimi, Gazze Şeridi’nde Mısır’ın ekonomik projelerinin teşvik edilmesini içeriyor ki bu da Kahire’ye büyük fayda sağlayacak (El-Ariş havaalanının ve Refah ile el-Ariş’teki elektrik altyapısının genişletilmesi, mallara hızlı erişim sağlamak için bir otoyol inşa edilmesi ve Gazze Marine gaz sahasının geliştirilmesi). Buna ek olarak, mayıs ayında İsrail ile İslami Cihad arasında yaşanan ve Ramazan ayına denk gelen son çatışmalar, Mısır’a, bazıları Gazze Şeridi dışında bulunan ve İran ile Hizbullah’ın etkisi altında olan çok sayıda aktör ve adresin bulunduğu bir olayda arabuluculuk yapmanın ne kadar zor olduğunu açıkça gösterdi. Bu nedenle Mısır oyunun kurallarını bir kez daha netleştirmek istiyor: Kendisi açısından Gazze Şeridi’nde yaşananlardan sorumlu olan tek bir Filistinli aktör var, o da Hamas. Dahası, İsrail ile arabulucu olarak özel rolünü korumak istiyor.

İsrail’in oyunu: İsrail’in müzakerelerin -tabii ki açık görüşmelerin- dışında kalması kendi tercihi olsa da olmasa da işine geliyor. Böylece Başbakan Binyamin Netanyahu, koalisyondaki radikal sağ ortaklarına İsrail’in neden Hamas’la anlaşma yaptığını ve anlaşmanın neden esir İsraillilerin ve Hamas’ın elindeki İsrail askerlerinin cenazelerinin iadesini içermediğini açıklamak zorunda kalmıyor. Buna ek olarak, anlaşmanın tüm başlangıç ilkelerinden Mısır sorumlu olduğundan, İsrail kendisinden istenen tavizlerin (şu anda var olan mutabakatların dışında, özellikle sınır geçişleri ve 18.500 Gazzeli işçinin İsrail’e girişine izin verilmesi konusundaki politikası) önemini küçümseyebilir. İsrail’den Tapınak Tepesi ya da Kudüs’teki politikasını değiştirmesi ya da terörle mücadele kapsamında kendi operasyon özgürlüğünü kısıtlaması istenmiyor.

Gazze gazına “Lübnan” modeli

Mısır Hudna’da Başarılı Olursa Ortaya Çıkabilecek Sonuçlar

1-) Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki rolünün güçlendirilmesi: İslami Cihad’ı etkisiz hale getirirken İsrail’in Gazze’de uzun vadeli bir ateşkesi ilerletmesi gereken güç faktörü Hamas’tır. Hamas, Kudüs’te, Batı Şeria’da, İsrail içinde ve güney Lübnan’da terörizmi desteklemekten kaçınacağına dair İsrail’e herhangi bir taahhütte bulunmadan, Gazze ablukasının hafifletilmesi ve bölgede altyapı ve ekonomik projelerin hayata geçirilmesiyle bu anlaşmadan fayda sağlayacaktır. Salih el-Aruri önümüzdeki yıl Ramazan ayında terör saldırıları düzenlemeye ve yeni şiddet eylemleri için hazırlık yapmaya devam etmekte özgür olacak. Aynı zamanda Hamas pazarlık kozlarını – kayıp İsrailliler ve ölen askerlerin cenazeleri – elinde tutacaktır. Benzer şekilde, bu tür bir anlaşma özellikle de ABD düşük profilli de olsa işin içindeyse Hamas’ın meşruiyetini ve uluslararası tanınırlığını artıracaktır.

2-) Mısır’ın Gazze’ye daha fazla müdahil olması ve Kahire’nin Gazze bataklığına girmeye istekli olması: Gazze Mısır’a ne kadar bağımlı olursa İsrail’e o kadar az bel bağlayacak. Aynı zamanda Mısır, Sina üzerinden Gazze’ye silah kaçakçılığının önlenmesi konusunda da pek etkili olamadı. Sina’dan ticaretin ve mal hareketinin genişlemesinin kaçakçılar için daha fazla fırsat yaratması, İsrail’in ise Mısır’a olan bağımlılığı ve Kahire ile özel ilişkisini sürdürme arzusu nedeniyle bu tür olaylara karşılık verme kabiliyetinin sınırlı kalma olasılığı endişe yaratıyor.

3-) İsrail’in beklediği faydalar ile ödemesi istenecek bedel arasındaki gerilim: Bir yandan İsrail, Gazze’de uzun vadeli bir ateşkes sağlanmasını ve Şerit’teki sorumluluğunun azaltılmasını bir başarı olarak görecektir. Öte yandan bu durum Gazze’nin İsrail’e olan bağımlılığını azaltacak ve İsrail Gazze’deki olaylar üzerinde etkisini kaybedecektir. Buna ek olarak, İsrail’deki yaygın kanı Hamas’ı dizginlemenin yolunun Gazze’deki ekonomik koşulları iyileştirmekten geçtiği yönünde ve bu nedenle Gazze’nin sivil meseleler için ablukanın hafifletilmesini ve Gazze’nin yeniden inşasının devam etmesini destekliyor. Ancak Mısır’ın önerdiği ateşkes kabul edilirse, Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı unsurlar, kayıp ve ölmüş İsraillileri de kapsayan bir anlaşma olmaksızın, İsrail’in ablukanın kapsamlı bir şekilde hafifletilmesi ya da Filistin gaz sahasına onay vermesi gibi herhangi bir tavizine karşı çıkacaktır.

4-)Başıbozuk gruplar kontrol altına alınabilir mi? Uzun vadeli bir ateşkesin uygulanmasının ön koşullarından biri İslami Cihad’ın Hamas’ın otoritesini kabul etmesi ve Tahran’ın da bunu en azından zımnen kabul etmesi. Ancak Kahire ve Tahran arasında gelişen ikili ilişkiler ışığında İran’ın İslami Cihad üzerindeki etkisinin ne ölçüde azaltılabileceği açık değil.

5-) Filistin Yönetimi’nin giderek önemini kaybetmesinin başka bir aşaması: Gazze cephesinde müzakere edilmiş bir ateşkes, Filistin Yönetimi’nin tabutuna yeni bir çivi olacaktır ve ateşkes yürürlüğe girerse Hamas’ın elde edeceği ekonomik kazanımlara kıyasla kontrolü altındaki topraklarda Filistin Yönetimi’nin herhangi bir önemli ekonomik veya siyasi fayda elde edemeyecek. Bu çerçevede Hamas’ın, Abbas’ın iktidarda olmadığı günün ertesinde Filistin Yönetimi’nin kontrolünü ele geçirme çabalarını yoğunlaştırması muhtemeldir.

Sonuç ve Öneriler

Mısır’ın Gazze’deki ateşkes girişimi Hamas’ın güçlenmesini engelleyecek ya da diğer cephelerdeki operasyon özgürlüğünü kısıtlayacak herhangi bir tedbir içermediği gibi kayıp İsraillilerin ve ölen askerlerin naaşlarının iadesi için de bir anlaşma öngörmüyor. Dahası, ateşkes İslami Cihad ve Gazze Şeridi’ndeki diğer terörist grupların hayatta kalmasını sağlayacak. İslami Cihad’ın Kalkan ve Ok Operasyonu’nu sona erdiren 13 Mayıs ateşkesini kabul etmeden önce öne sürdüğü temel taleplerden biri İsrail’in üst düzey militan komutanlarına yönelik hedef gözeterek öldürme politikasına sona erdirilmesiydi ki İsrail buna “Sessizliğe sessizlikle karşılık verilecektir” yanıtını verdi. Eğer bir ateşkes sağlanırsa, İslami Cihad da Hamas gibi saflarını ve askeri yeteneklerini yeniden inşa etme özgürlüğüne sahip olacak.

Mısır’ın uzun vadeli bir ateşkese aracılık etmesi, özellikle de Hamas’ın bunu reddetme olasılığı göz önüne alındığında, şüpheli görünüyor. Ateşkesin Hamas’a sağlayacağı faydalar bir yana, örgüt İsrail karşısında daha üstün bir konumda olduğunu hissetseydi bunu kabul edilebilir bulabilirdi ancak bugün durum böyle değil. Hamas liderliği, örgütün Filistin ve bölge cephelerindeki gücünün arttığına, İsrail’in ise gücünün azaldığına ve uluslararası ve bölgesel etkisinin zayıfladığına inanıyor. Bu nedenle Hamas muhtemelen Gazze Şeridi’ni yeniden inşaya devam etmesine, kendi askeri gücünü artırmasına ve siyasi konumunu sağlamlaştırmasına izin verecek bazı süslemelerle “sessiz” statükoyu korumayı tercih edecektir ancak herhangi bir ideolojik taviz ya da İsrail veya Filistin Yönetimi’ne (örneğin gaz sahası) dolaylı bile olsa herhangi bir ödül vermesi istenmediği takdirde.

Mısır’ın ateşkes girişiminin meyve verme ihtimali düşük olsa da İsrail buna karşı çıkmaktan kaçınmalı ve aynı şekilde Mısır’ın Gazze’deki altyapı ve ekonomik projelerini genişletmesini desteklemeli. Gazze Şeridi’ndeki yaşam koşullarının iyileşmesi ve Mısır’ın artan katılımı İsrail’in uzun vadeli sessizlik sağlamak ve Gazze ile Batı Şeria arasındaki uçurumu derinleştirmek gibi stratejik hedeflerini ilerletecektir. Mısır’ın girişimine desteğin sürmesi İsrail’in; Hamas’ın Gazze’deki “başıbozuk” terör örgütlerini özellikle de İslami Cihad’ı kontrol etmek için yeterince motive olup olmadığını ve Sinvar’ın uzun vadede sükuneti sağlamaya ne ölçüde kararlı olduğunu görmesine olanak tanıyacak. Aynı zamanda, ateşkesin geçersiz kılınmaması için İsrail’in şu noktalarda uzlaşmak zorunda kalacak: Hamas ve İslami Cihad’ın diğer cephelerde terör saldırıları düzenlemek için operasyon özgürlüğünün devam etmesi; kayıp ve ölü İsrailliler konusu çözülmeden Gazze’de Hamas için iyileştirmeler yapılması; Hamas ve İslami Cihad’ın artan askeri gücüne karşı etkili bir çözüm bulunmaması.

Diplomasi

UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Yayınlanma

Avrupa futbolunun yönetim organı olan UEFA, FIFA’nın ticari faaliyetlerinin bir kısmını özelleştirmeye yönelik öneriyi kabul etmesi halinde, oybirliğiyle Dünya Kupası’nı boykot etme kararı aldı.

FIFA salı günü, ticari faaliyetlerini özel bir kuruluşa devretmeyi öngören bir öneri yayınladı.

Bu öneride, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi Josh Kushner’ın CEO’su olduğu Thrive Capital’in baş yatırımcı olarak adı geçti.

UEFA, yaptığı açıklamada, “Dünya Kupası bir yatırım ürünü olarak değerlendirilemez. Hiçbir kısmı asla özel yatırımcılara devredilmemelidir. Dünya Kupası satılık değildir,” demişti.

Teklifin kabul edilmesi için FIFA’nın 211 üye federasyonunun çoğunluğunun desteği gerekiyor.

Fakat teklif Avrupa genelinde yoğun eleştirilere maruz kaldı. UEFA, yalnızca 55 üye federasyondan oluşuyor.

Açıklamada, “FIFA Dünya Kupası futbola aittir. Her zaman da öyle kalacaktır. Avrupa’nın söz hakkı olduğu sürece, Dünya Kupası asla satılık olmayacaktır,” denildi.

Avrupa Birliği Spor Komiseri Glenn Micallef, X’te yaptığı açıklamada, “UEFA’nın bu açıklamasını memnuniyetle karşılıyorum ve tutumunu tam olarak destekliyorum,” dedi ve “Avrupa futbol federasyonlarının yönetişim konusunda öncülük etmesinden gurur duyduğunu” ekledi.

Çarşamba günü komisyon üyesi, “rekabet hukuku hususları” gerekçesiyle FIFA’nın önerisini soruşturma tehdidinde bulunmuştu.

Kadınlar U-20 Dünya Kupası eylül ayında düzenlenecek ve FIFA planlarından vazgeçmezse, bu turnuva Avrupa futbol federasyonlarının boykotu sonuna kadar sürdürme kararlılığının ilk sınavı olabilir.

Kadınlar ve erkekler U-17 Dünya Kupaları da 2026’nın ilerleyen aylarında düzenlenecek.

En son 2023’te İspanya’nın kazandığı tam kadro Kadınlar Dünya Kupası ise 2027’de Brezilya’da gerçekleştirilecek.

POLITICO Çarşamba günü yayınladığı haberde, Avrupa futbolunun yönetim organındaki bir dizi üst düzey yetkilinin, mevcut görev süresi gelecek yıl sona erecek olan FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya karşı Katarlı Nasır el-Halifi’yi aday çıkarmayı planladığını bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, BAE destekli çip üreticisi GlobalFoundries’e fon sağlayacak

Yayınlanma

GlobalFoundries, ABD hükümetinin daha verimli yapay zeka veri merkezlerini desteklemek amacıyla silikon fotonik teknolojisinin araştırma ve geliştirme çalışmalarını güçlendirmek üzere çip üreticisine 300 milyon dolarlık bir hibe vereceğini duyurdu.

Bu hibe, Washington’un Çin ile arasındaki küresel rekabette konumunu güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde, ABD Başkanı Donald Trump’ın CHIPS Yasası kapsamındaki araştırma fonlarını kritik yarı iletken teknolojilerine yöneltme çabasının bir parçası.

Yönetim daha önce yarı iletken üretim ekipmanları için 150 milyon dolar ve kuantum bilişim için 2 milyar dolar tahsis etmişti.

Silikon fotonik, çipler arasında veri aktarımı için elektrik sinyalleri yerine ışığı kullanır ve bu sayede yapay zeka sistemleri için daha yüksek bant genişliği ve daha düşük güç tüketimi sağlar.

ABD Ticaret Bakanlığı’ndan sağlanan bu fon, veri aktarım hızlarını ve enerji verimliliğini daha da artırmak amacıyla silikon fotoniği yapay zeka işlemcileriyle doğrudan entegre eden bir teknoloji olan “ortak paketlenmiş optik” alanındaki gelişmeleri desteklemeyi de amaçlıyor.

Silikon fotoniği ve gelişmiş optik paketleme tedarik zincirinin büyük bir kısmı şu anda ABD dışında yoğunlaşmış durumda.

Bu alandaki başlıca üreticiler arasında Tayvanlı TSMC ve İsrailli Tower Semiconductor yer alıyor.

Çarşamba günü açıklanan 300 milyon dolarlık fon, GlobalFoundries’e 2024 yılında Malta (New York) ve Burlington’da (Vermont) fabrikalar kurması için tahsis edilen 1,5 milyar dolarlık önceki fonu tamamlayacak.

Teknoloji Direktörü Gregg Bartlett, Reuters’a verdiği demeçte yeni fonun, GlobalFoundries’in halihazırda ürettiği çiplerin yanı sıra optik bileşenlerin üretimi ve paketlenmesi için bu tesislerde kullanılacak yeni malzemeler ve teknikler üzerine yapılacak araştırmalara destek olacağını söyledi.

Bartlett, “Çıplak silikon yonga plakasından başlayarak, ABD’de kalitesi kanıtlanmış ve test edilmiş bir optik modül sevk edebilme yeteneğine sahip, uçtan uca hizmet sunan tek bir şirketin olması, bizim için benzersiz bir yetkinlik olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

GlobalFoundries, veri aktarım hızlarını saniyede 400 gigabite çıkarmayı ve mevcut nesil uygulamalara kıyasla enerji verimliliğini beş katına çıkarmayı hedeflediğini açıkladı.

Abu Dabi varlık fonu Mubadala, GlobalFoundries’in yaklaşık %73’üne sahip. ABD Ticaret Bakanlığı ise ayrı bir anlaşma kapsamında bu çip üreticisinin yaklaşık %1’lik hissesini alacak.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Kiev’de vurulan İHA fabrikasının ABD’li şirkete ait olduğu bildirildi

Yayınlanma

Rusya’nın Kiev’de imha ettiğini açıkladığı insansız hava aracı fabrikasının ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir şirkete ait olduğu bildirildi. The Guardian gazetesi, Terminal Autonomy adlı firmanın Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla yüksek hassasiyetli İHA’lar ürettiğini aktardı. Şirket, yapay zeka kontrollü mühimmatların cephede aktif olarak kullanıldığını belirtiyor.

Rusya ordusunun Ukrayna’nın başkenti Kiev’de düzenlediği hava saldırılarında imha edilen insansız hava aracı (İHA) fabrikasının, ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir Amerikan şirketine ait olduğu bildirildi.

The Guardian gazetesinin kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Terminal Autonomy adlı şirket, yönlendirme sistemleri parazit ve sinyal kesicilere karşı korumalı olan ve Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla tasarlanan yüksek hassasiyetli İHA’lar üretiyor.

ABD’de 2023 yılında tescil edilen Terminal Autonomy şirketinin internet sitesinde, firmanın yapay zeka ile kontrol edilen dolanan mühimmatlar ve yüksek hassasiyetli mühimmatlar kullandığı, bunların “ön cephede düşman kuvvetlerine karşı halihazırda aktif biçimde uygulandığı” bilgisi yer alıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı tesisin hedef alındığını duyurmuştu

Rusya Savunma Bakanlığı, 26 Temmuz’a bağlanan gece Kiev’in güneybatısında İHA montaj ve depolama alanının vurulduğunu açıklamıştı. Bakanlık, Ukraynalı ve Amerikalı uzmanların katılımıyla bu tesiste aylık bin adede kadar İHA üretimi yapıldığını bildirdi.

Bakanlığın açıklamasında, bu tesiste AQ-400 Scythe (“Kosa”) ve AQ-100 Bayonet (“Ştık”) tipi saldırı İHA’ları ile RQ-100 Scout (“Skaut”) tipi keşif İHA’larının üretildiği kaydedildi.

Aynı gece Kiev’de İHA ve yedek parça üretimi yapan “Smart Intelligent Systems” (“Smart intellidjent sistem”) işletmesinin de vurulduğu aktarıldı. Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna başkenti ile Odessa bölgesindeki Çernomorsk liman altyapı tesislerine grup saldırısı düzenlendiğini duyurdu.

Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıların yalnızca Ukrayna’nın askeri ve enerji tesisleri ile bunlarla bağlantılı altyapıya yönelik gerçekleştirildiğini vurguluyor.

Öte yandan Financial Times gazetesi, Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ve Fransa’nın Rusya topraklarına yönelik İHA saldırılarının planlanmasında Ukrayna’ya istihbarat sağladığını yazmıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English