Bizi Takip Edin

Avrupa

İngiltere ordusunda 5 milyar sterlinlik yeni insansız hava aracı dönemi

Yayınlanma

İngiltere Savunma Bakanlığı, ordunun modernizasyonu kapsamında önümüzdeki dört yıl içinde insansız hava araçlarının geliştirilmesi ve üretimine 5 milyar sterlinden fazla yatırım yapacağını duyurdu. Yatırım planı kapsamında yeni nesil muharip gemi projelerinde de değişikliğe gidilerek insansız sistemlerin entegrasyonuna öncelik verilecek.

İngiltere, savunma kabiliyetlerini çağın gereksinimlerine göre yeniden şekillendirmek amacıyla askeri harcama planlarında köklü bir revizyona gidiyor.

Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, silahlı kuvvetlerin modernizasyonu kapsamında önümüzdeki dört yıl boyunca insansız hava araçlarının (İHA) geliştirilmesi ve üretimine 5 milyar sterlinin (yaklaşık 6,6 milyar dolar) üzerinde yatırım yapılacağı bildirildi.

Bakanlık, bu bütçenin ülke tarihindeki en büyük insansız hava aracı yatırımı olduğunu vurgulayarak kaynağın savunma yatırımları planına doğrudan dahil edileceğini kaydetti.

Açıklamada, Ukrayna ve İran ile bağlantılı çatışmaların, insansız hava araçlarının modern harp sahasındaki rolünü ve savaşın karakterini kökten değiştirdiğini ortaya koyduğu belirtildi.

Bakanlık değerlendirmesinde, “Düşük maliyetli sistemler hayati öneme sahip hedefleri imha ediyor, inovasyon döngüleri ise artık yıllarla değil haftalarla ölçülüyor” ifadelerine yer verildi.

Açıklanan 5 milyar sterlinlik bütçenin, İngiltere’nin farklı askeri unsurlarla entegre çalışabilen esnek bir güç yapısı oluşturmasına imkan tanıyacağı aktarıldı.

Bu kapsamda İHA’ların askeri helikopterlerle ortak harekat icra edebilecek şekilde konuşlandırılması, görünmezlik özelliklerine sahip savaş uçaklarının insansız araçlarla desteklenmesi ve Kraliyet Donanması bünyesinde insanlı ve insansız unsurlardan oluşan hibrit bir filo kurulması hedefleniyor.

Savunma Bakanlığı, bu yatırımların aynı zamanda yurt içinde binlerce yeni istihdam alanı yaratacağını ekledi.

Askeri yatırım planının bir diğer önemli ayağını ise deniz kuvvetlerindeki yapısal değişiklik oluşturuyor. Londra yönetimi, mevcut Type 45 sınıfı savaş gemilerinin yerini alması planlanan yeni nesil Type 83 muhriplerinin geliştirme programını durdurma kararı aldı.

Bunun yerine en az altı adet çok amaçlı muharip gemi (Common Combat Vessel – CCV) satın alınacağı duyuruldu. Bu yeni gemilerin, insansız sistemlerin kontrol merkezleri olarak işlev görmesi planlanıyor.

Savunma Bakanlığı, bu stratejik değişikliğin Kraliyet Donanması’nın operasyonel menzilini genişleteceğini, dayanıklılığını artıracağını ve personel sayısını veya bütçe yükünü artırmadan ateş gücünü tahkim edeceğini kaydetti.

Avrupa

Burnham, İngiltere’yi “yeniden yapılandırma” sözü verdi

Yayınlanma

Birleşik Krallık’ın bir sonraki muhtemel başbakanı Andy Burnham, siyasi nüfuzu ülke genelinde yeniden dağıtma sözü verdi.

Hedeflerini özetleyen ilk konuşmasında eski Büyük Manchester Belediye Başkanı Burnham, “ülkenin yönetilme biçiminde hayatımız boyunca göreceğimiz en büyük değişim” vaat ederek bunun “yeniden yapılandırılmış bir Britanya”ya yol vereceğini söyledi.

Burnham bu kapsamda Manchester’da bir “No. 10 North” (Kuzey Başbakanlık) kurmayı taahhüt etti.

Mali yetkilerin Londra’dan uzaklaştırılması fikri, yeni bir lider için alışılmadık bir fikir olsa da, bazı iktisatçılar Birleşik Krallık’ın iktisadi faaliyetlerin başkent Londra’da aşırı yoğunlaşması nedeniyle geride kaldığını savunuyor.

Burnham, son on yılda daha fazla yetki verilen ve daha büyük bir büyüme kaydeden Büyük Manchester’ın, yetki devrinin nasıl işleyebileceğine dair bir örnek teşkil ettiğini savunuyor.

Müstakbel başbakan, ademi merkeziyetçiliğin “ulusal ve yerel düzeyde hükümetin tüm birimlerini koordine ederek, uzun vadeli bir iktisadi strateji üzerinde uzlaşma sağlayacağını” ve “tüm bölgelerin yeni büyüme hedefleri belirlemesine yardımcı olacağını” savundu.

Almanya Anayasası’ndan esinlenerek, Britanya’nın her yerinde eşit yaşam koşulları sağlanması için çaba gösterme görevi verileceğini kaydeden Burnham şöyle devam etti:

“Yerel temelli işbirliğini Birleşik Krallık’ın yeni işleyiş ilkesi haline getirecek ve tüm hükümet bakanlıklarının ve kurumlarının, stratejik ve yerel yönetimlere personel ve kaynak desteği sağlamasını zorunlu kılacak. Ve şunu çok açık bir şekilde söyleyeyim: Whitehall’ın [hükümet] bölgelere ve uluslara yetki devriyle mücadele ettiği günler artık kesin olarak sona ermiştir.”

Burnham, “No. 10 North”un bölgelere üç alanda destek olacağını belirtti: kamu hizmetlerinin reformu; yeniden sanayileşme ve bölgelerin canlandırılması.

Kamu hizmetleri konusunda şunları söyledi:

“Birleşik Krallık’ın tüm bölgelerinin su, konut, enerji ve ulaşım gibi temel hizmetler üzerinde daha fazla kamu kontrolü sağlayabilmesini garanti edeceğiz. Büyük Manchester’daki otobüs ağlarımızı dönüştüren modelden ders alarak, bireyler, aileler ve işletmeler için bu temel hizmetlerin maliyetini düşürmek amacıyla 10 yıllık planlar hazırlayacağız.”

Yeniden sanayileşme konusunda Burnham, her bölgenin “net ve inandırıcı sanayi hedefleri” belirlemesini destekleyeceklerini ve bu hedeflere ulaşmaları için gerekli desteği sağlayacaklarını söyledi.

Burnham, Birleşik Krallık genelinde birbirini tamamlayan sanayi kümelerine sahip bölgeler arasında daha fazla işbirliğini teşvik edeceklerini savunurken, Cambridge ve Manchester’ın yaşam bilimleri alanında yaptığı gibi, kamu ve özel sektör yatırımlarını bölge bazında birleştireceklerini ve tüm bölgelerin, tıpkı Büyük Manchester’da yaptıkları gibi, “sağlam büyüme fonları oluşturmasına” yardımcı olacaklarını vurguladı.

Rutte: Burnham’ın savunma harcamaları hedefine sadık kalacağından eminim

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Andy Burnham’ın ittifakın uzun vadeli harcama taahhütlerine sadık kalacağından emin olduğunu söyledi.

Rutte, Birleşik Krallık’ın bir sonraki başbakanı olması beklenen Burnham’ın, yeniden silahlanmanın iktisadi büyümeyi canlandırabileceğini kabul edeceğini de belirtti.

Londra ziyareti sırasında Rutte, salı günü uzun süredir ertelenen savunma yatırım planının açıklanmasının ardından, Birleşik Krallık’ın 2035 yılına kadar GSYİH’nın %3,5’ini savunmaya ayırma hedefine “tek bir büyük adımla” ulaşmasını beklemediğini söyledi.

Öte yandan Rutte, Burnham’ın Birleşik Krallık’ın savunma harcamalarını yılda yaklaşık 30 milyar sterlin artırmanın daha geniş kapsamlı bir değeri olduğunu göreceğine inandığını ve “tarihe bakıldığında” İşçi Partisi başbakanlarının “NATO’ya karşı tutarlı bir bağlılık” sergilediklerini belirtti.

Burnham’ı Keir Starmer’ın muhtemel halefi olarak nitelendiren Rutte, “Yeni başbakanın ekonomik büyüme ve istihdam artırımı konularına son derece ilgi duyacağını tahmin edebiliyorum. Savunma harcamaları aynı anda iki amaca hizmet eder. Birincisi, bir hükümet olarak en önemli önceliğiniz olan ülkenin güvenliğini sağlamak; bu elbette birinci sıradadır. Fakat ikincisi de savunma yatırımlarınızın yarattığı etkidir. Ülkeyi güvenli ve güçlü tutmanın yanı sıra, bu yatırımlar istihdam yaratacaktır,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Fransa’da cumhurbaşkanı adayı Melenchon NATO’dan ayrılma çağrısı yaptı

Yayınlanma

Fransa’da cumhurbaşkanı adayı ve Boyun Eğmeyen Fransa hareketinin lideri Jean-Luc Melenchon, ülkesinin NATO’dan ayrılması ve yeni askeri ittifaklara katılmaması gerektiğini açıkladı. Melenchon, Fransa’nın küresel planda bağımsız bir siyaset izlemesi ve Rusya ile Çin dahil farklı ülkelerle ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini savundu.

Fransa’da Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) hareketinin lideri ve cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Melenchon, ülkenin askeri ittifaklardaki konumuna dair açıklamalarda bulundu.

Melenchon, Fransa’nın NATO’dan ayrılması ve yeni askeri koalisyonlara dahil olmaması gerektiğini belirtti.

Yeni Halk Cephesi (NFP) ittifakı çatısı altında siyaset yapan solcu lider Melenchon, ülkenin dış politika önceliklerine değindi. Fransız yayın kuruluşu BFM’nin aktardığına göre Melenchon, NATO üyeliğinin sürdürülmesinin ve Asya-Pasifik bölgesindeki meselelere odaklanan yeni askeri koalisyonlara katılmanın kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Melenchon bu kapsamda Avustralya, Yeni Zelanda ve Birleşik Krallık ile oluşturulan ortaklıklara benzer askeri yapılardan uzak durulması gerektiğini kaydetti.

Sol muhalefetin lideri, küresel askeri ittifaklara yönelik bu mesafeli tutumuna karşın, Avrupa Birliği (AB) üyesi diğer ülkelerle imzalanan mevcut savunma anlaşmalarının sürdürülmesine ise karşı çıkmadı.

Uzun yıllardır Fransa’nın Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nden (NATO) ayrılmasını savunan Melenchon, bu yaklaşımını ülkenin uluslararası alanda tamamen bağımsız bir siyaset izlemesi gerektiği teziyle gerekçelendiriyor. Solcu siyasetçi, Paris’in Rusya ve Çin dahil olmak üzere farklı güç odaklarıyla doğrudan ve bağımsız ilişkiler geliştirmesi gerektiği görüşünü paylaşıyor.

Cumhurbaşkanı adayı Melenchon, daha önce 2017 yılında yaptığı açıklamada, ittifak üyeliğini korumanın Rusya ile savaşmayı istemek anlamına geldiğini ifade etmişti.

Melenchon, Rusya ile Ukrayna arasındaki krizin çözümü için de diyalog ve müzakere yöntemlerinin kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Fransa’da bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2027 yılında yapılması planlanıyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman hükümeti Volkswagen’in işten çıkarma planından rahatsız

Yayınlanma

Alman siyasetçiler Volkswagen’in 100.000 kişiyi işten çıkarma planlarını engelleyeceklerine söz verdiler.

Otomobil üreticisinin bildirilen işten çıkarma ve fabrika kapatma planları, tarihteki en büyük kurumsal küçülmelerden biri haline gelebilir.

Otomotiv devi bu kararını Çinli rakiplerin baskısı ve ABD’nin gümrük vergilerinin yarattığı yeni yükler nedeniyle aldığını öne sürüyor.

Fakat eyalet politikacıları ve sendika temsilcileri birlikte VW’nin denetim kurulunun çoğunluğunu oluşturduğu için bu planlar engellere takılabilir.

Öngörülen işten çıkarmalar, yükselişte olan AfD’nin gölgesinde genel olarak popüler olmayan Şansölye Friedrich Merz’in hükümetine vurulan en son darbe niteliğinde.

Merz’in koalisyonundaki partilerin (CDU ve SPD) liderleri bu plana karşı çıkacaklarına söz verdiler.

Ayrıca, Volkswagen’in genel merkezinin bulunduğu Wolfsburg şehrine ev sahipliği yapan Aşağı Saksonya eyaleti, şirketin oy hakkına sahip ikinci en büyük hissedarı olduğu için, bu planı durdurmaya çalışmak üzere önemli bir güce sahip.

Volkswagen, 100.000 kişiyi işten çıkarmayı planlıyor

Merz’in sözcüsü Stefan Kornelius pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Temel hedef, Alman üreticilerin üretim tesislerini korumak ve istihdamı güvence altına almak,” dedi.

AfD liderlerinden Alice Weidel de pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Almanya’nın sanayi tabanı gözlerimizin önünde dramatik bir hızla çöküyor. Uzun süredir faaliyet gösteren şirketler bile bu federal hükümetin kötü iktisadi yönetiminden kaçıyor,” diye konuştu.

VW’nin benzersiz kurumsal yapısı ve Aşağı Saksonya eyaletinin şirketin hisselerinin bir kısmına sahip olması nedeniyle, siyasetçiler ve işçi temsilcileri şirketin yönetiminde olağanüstü bir role sahiptir.

Çok sayıda fabrika işçisine sahip olan eyalet, aynı zamanda geleneksel olarak sendikalarla yakın bağları olan SPD’nin geriye kalan birkaç kalesinden biri.

SPD’li Aşağı Saksonya Eyaleti Başbakanı Olaf Lies, Yeşiller üyesi Eyalet Başbakan Yardımcısı Julia Willie Hamburg ile birlikte denetim kurulunda yer alıyor.

Her ikisi de VW’nin maliyet kesinti planlarına karşı çıkacaklarına söz verdi ve şirket yönetiminin bunun yerine kaybedilen pazar payını geri kazanmak için daha iyi bir plana ihtiyacı olduğunu savunuyor.

Lies, pazar günü kamu yayıncısı ZDF’ye verdiği demeçte şunları söyledi:

“Görevimiz, ‘Çalışanları işten çıkaracağız ya da tesisleri kapatacağız’ gibi basitleştirici önlemlerle çözüm aramamayı sağlamak olmalı. Rekabetçi olmalıyız; teknoloji lideri olmalıyız. Ayrıca pazarları yeniden güvence altına alıp ele geçirebilmeliyiz. Şahsen, böyle bir şirketin yönetim kurulundan beklediğim de budur.”

İşten çıkarma planlarını ilk duyuran Manager Magazin’in haberine göre, VW’nin denetim kurulunun, 9 Temmuz’da yapılması planlanan oylama ile bildirilen işten çıkarmaları ve fabrika kapanışlarını onaylaması gerekecek.

Fakat işçi tarafının temsilcileri ve devlet politikacıları şu anda denetim kurulundaki 19 oydan 11’ünü elinde bulunduruyor.

Bu nedenle, önerilen planların önemli değişiklikler yapılmadan ya da işçiler için ek güvenceler eklenmeden onaylanması pek olası görünmüyor.

Cuma günü POLITICO’ya e-posta yoluyla gönderilen bir açıklamada VW, “iç ve gizli belgeler hakkında yorum yapmayacağını” belirtti, fakat “markaları ve bağlı şirketleri de dahil olmak üzere tüm Grubun köklü bir dönüşümden geçmesi gerektiğini” ekledi.

Bu amaçla, Grup Yönetim Kurulu son birkaç aydır şirketin yeniden yapılandırılmasına yönelik stratejik bir plan üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English