Bizi Takip Edin

Amerika

ABD iç Güvenlik Bakanı Mullin: İran elenince dans ettim

Yayınlanma

ABD İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin, geçen hafta İran’ın Dünya Kupası’ndan elenmesi üzerine “sevinç dansı yaptığını” söyledi.

“Turnuvadan elendiklerine ve geri dönmeyeceklerine çok sevindim,” diyen Mullin’in kurumunun, ABD’deki maçların güvenliğini sağladığını belirtti ve şöyle dedi:

“Vizelerini iptal edip ABD topraklarını terk etmelerini söylediğimizde çok mutlu oldum; belki bir iki şarkı söylemişimdir, ya da belki de sevinç dansı yapmışımdır.”

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılara başlamasından bu yana İran’ın turnuvaya katılımı şüpheliydi.

FIFA Başkanı Gianni Infantino, ABD’nin savaş halinde olduğu bir ülkenin vatandaşlarına vize vermesini sağlamak ve bazılarının dünyanın en büyük spor etkinliğinin meşruiyetini sarsacağından korktuğu bir boykotu önlemek için Washington ile Tahran arasında gidip geldi. 

Sonunda İran’ın antrenman kampı Arizona’nın Tucson kentinden Meksika’ya taşındı.

Mullin’in açıklamaları, 48 takımlı turnuvanın güvenlik planlamasını koordine eden Federal Acil Durum Yönetimi Ajansı’nın (FEMA) Özel Etkinlikler Koordinasyon Merkezi’nde federal hükümetin çeşitli birimlerinden çalışanlara hitap etmesinin ardından geldi.

Daha sonra gazetecilerle konuşan Mullin, İran milli takımına maçtan sadece bir veya iki gün önce giriş yapma ve maçtan hemen sonra ayrılma gibi benzeri görülmemiş seyahat kısıtlamaları getirme yönündeki yönetimin kararını şiddetle savundu.

Mullin, ABD’li yetkililerin ulusal güvenliği korurken takıma kolaylık sağlamak için ellerinden geleni yaptıklarını savundu.

Mullin, İranlı yetkililerin, daha önce milli takımla hiç seyahat etmemiş personel de dahil olmak üzere, Devrim Muhafızları’yla bağlantılı çok sayıda kişiyi ABD’ye sokmaya çalıştıklarını iddia etti.

Ayrıca, medya mensubu olarak tanıtılan iki kişinin Devrim Muhafızları istihbaratıyla bağlantıları olduğunu ve başka bir başvuru sahibinin uluslararası arama emriyle aranan kişi olduğunu ileri sürdü.

Mullin, “Başından beri oyun oynuyorlardı. Onlar hakkında yeterince konuştum. Gittiler, turnuvadan elendiler, artık onlarla ilgilenmiyoruz,” dedi.

Ayrıca, milli takımlarına getirilen kısıtlamaların haksız olduğunu ve takımın hazırlıklarını aksattığını kamuoyuna şikayet eden İranlı yetkililerin eleştirilerini de reddeden Bakan, “Bu doğru değildi. Onlar… tabii ki İran’ın söylediği hiçbir şeye güvenemezsiniz,” dedi.

Mullin’e göre, yönetim başlangıçta takımı açılış maçından beş gün önce ülkeye kabul etmeyi planlamıştı fakat İran daha da erken gelmek istedi.

Bunun yerine FIFA, ABD ‘li ve Meksikalı yetkililerle işbirliği yaparak, İran’ın ABD’deki açılış maçlarını oynadığı, Los Angeles’tan uçakla yaklaşık 45 dakika uzaklıktaki Tijuana’da bir kamp kurdu:

“Meksika ile çalıştık, oradaki meslektaşlarımızla görüştük ve [Meksika] Başkanı [Claudia] Sheinbaum ile konuştuk; onların Tijuana’ya gelmelerine izin verilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Böylece ABD’ye daha erken gelmek yerine orada kalabildiler.”

Mullin, Trump yönetiminin başka hiçbir takıma sağlanmayan kolaylıklar sağladığını savundu: Gümrük ve Sınır Koruma görevlileri, her uçuştan önce Tijuana’da takımın biyometrik verilerini işledi; böylece oyuncular ABD’ye indiğinde normal kontrolleri atlayabildi ve federal hava güvenlik görevlileri, güvenli seyahatlerini sağlamak için heyete eşlik etti.

Bakan, “Bunu başka hiçbir takım için yapmadık,” dedi.

Mullin, takımın maçlardan hemen sonra ayrılmak zorunda olduğu yönündeki şikayetleri de reddetti ve bu düzenlemeyi, maçlardan sonra rutin olarak evlerine uçan NFL takımlarıyla karşılaştırdı.

“Maç bitmişti. Bırakın otellerine, ana kamplarına, bulundukları yere dönsünler,” derken, ABD milli takımının da Seattle’daki bir maçın ardından benzer şekilde Güney Kaliforniya’daki merkrezine geri döndüğünü belirtti.

Perde arkasında Mullin, İran’ın turnuvaya katılan tüm heyetler arasında açık ara en büyük güvenlik sorununu oluşturduğunu söyledi.

Mullin, “İran’ın yapmaya çalıştığı şeylerle başa çıkmak için, başka hiçbir takıma, tek bir takıma bile, bu kadar zaman harcamak zorunda kalmadık,” dedi.

Amerika

ABD’de milletvekillerinin taciz tazminatları açıklanacak

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi, milletvekillerinin dahil olduğu cinsel istismar vakalarında kamu kaynaklarından ödenen tazminat ve uzlaşı kayıtlarının arşivlenmesini ve kamuoyuna açıklanmasını öngören karar tasarısını kabul etti. Cumhuriyetçi Milletvekili Thomas Massie tarafından sunulan tasarı, Temsilciler Meclisi üyelerinin tatil öncesindeki son oturumunda neredeyse oy birliğiyle yasalaştı.

ABD Temsilciler Meclisi, milletvekillerinin adının karıştığı cinsel istismar ve taciz vakalarında uzlaşı için ödenen tazminatların arşivlenmesini ve kamuoyuna açıklanmasını öngören karar tasarısını onayladı.

Cumhuriyetçi Partili Kentucky Milletvekili Thomas Massie tarafından sunulan tasarı, Temsilciler Meclisi Etik Komisyonu ile Kongre İşyeri Hakları Ofisi’nin bu kapsamda ortak bir çalışma yürütmesini zorunlu kılıyor.

Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’ndaki oylamada 420 milletvekili kabul oyu verirken, bir Cumhuriyetçi milletvekili çekimser kaldı.

Massie’nin öncelikli statüyle sunduğu tasarı, Temsilciler Meclisi’nin planlanan yasama tatiline iki gün erken çıkmadan önce karara bağladığı son düzenleme oldu.

Kabul edilen karar uyarınca, Temsilciler Meclisi Etik Komisyonu ile Kongre İşyeri Hakları Ofisi ortak ve tek bir birleşik liste hazırlayacak.

Bu listede, meclis kurallarını ihlal edecek şekilde cinsel taciz soruşturmasına konu olan ya da cinsel taciz ve istismar iddiaları neticesinde maddi uzlaşı yoluna giden her bir milletvekilinin, delegenin ve yerleşik komiserin ismi yer alacak.

Karar metnine göre listede, bu tür vakalarla bağlantılı olarak yapılan tüm uzlaşı, ödeme, geri ödeme, tazminat veya diğer mali düzenlemeler için harcanan kamu kaynaklarının toplam miktarı da net şekilde belirtilecek.

Temsilciler Meclisi Etik Komisyonu, geçen nisan ayında üyelerin dahil olduğu ve kamuoyuna yansıyan iddialara dair bir liste yayımlamıştı.

Komisyon, 2017 yılından bu yana 15, toplamda ise 28 vakaya ilişkin inceleme yürütüldüğünü açıklamıştı.

Etik Komisyonu o dönem yaptığı açıklamada, #MeToo hareketinin ardından 2018 yılında yürürlüğe giren Kongre Sorumluluk Yasası reformlarına atıfta bulunarak, bu tarihten itibaren milletvekillerinin karıştığı iddia edilen cinsel istismar vakalarına yönelik herhangi bir ödeme bildirimi almadığını kaydetmişti.

Cumhuriyetçi Partili Güney Carolina Milletvekili Nancy Mace ise mayıs ayında Kongre İşyeri Hakları Ofisi’nden tazminat fonlarına ilişkin kayıtları talep etmiş ve ilgili dosyaları teslim almıştı.

Mace’in ofisinden yapılan açıklamada, belgelerin, eski altı Kongre üyesi veya ofisleri adına yürütülen uzlaşı süreçlerinde vergi mükelleflerinin cebinden 300 bin dolardan fazla para çıktığını gösterdiği aktarılmıştı.

Mace, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Kongre onlarca yıldır bunu Amerikan halkından gizliyor, artık yeter. Vergi mükellefleri, bu örtbas süreçlerinin faturasını ödemeyi kabul etmedi. Vatandaşlar, zorlukla kazandıkları paraların, kendi seçtikleri yetkililerin cinsel taciz vakalarını gizlemek için kullanıldığını bilmeyi hak ediyor.”

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Temsilciler Meclisi Tlaib’in Lübnan tasarısını reddetti

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi, Demokrat Temsilci Rashida Tlaib tarafından sunulan ve Başkan Donald Trump’ın Lübnan’daki askeri yetkilerini kısıtlamayı öngören karar tasarısını ikinci kez reddetti. Oylamada 189 kabul oyuna karşı 235 ret oyu kullanılırken, karar tasarısı Demokrat liderliğin desteğine rağmen geçemedi. Tasarı, ABD askerlerinin Lübnan’dan yedi gün içinde çekilmesini öngörüyordu.

Washington’da Temsilciler Meclisi, Michigan Temsilcisi Demokrat Rashida Tlaib’in, Başkan Donald Trump’ın Lübnan’daki askeri faaliyetlerine yönelik yetkilerini sınırlandırmayı amaçlayan savaş yetkileri karar tasarısını reddetti.

Dün yapılan oylamada tasarı 189 kabul oyuna karşı 235 ret oyuyla başarısız oldu. Cumhuriyetçi Parti’den iki milletvekili tasarıya destek verirken, 22 Demokrat milletvekili ise aleyhte oy kullandı.

Bu oylama, Temsilciler Meclisi’nin bu ay içinde Trump’ın Kongre onayı olmadan Lübnan’da askeri güç kullanma yetkisini kısıtlamaya yönelik ikinci girişimi oldu.

Tlaib’in sunduğu ilk tasarı, Demokrat liderlerin karşı çıkması üzerine reddedilmiş, o dönemde 117 Demokrat milletvekili tasarıya karşı oy kullanmıştı.

Demokrat liderlik güncellenen tasarıya destek verdi

Demokrat liderlerin onayını alan yeni karar tasarısı, kabul edilmesinden itibaren yedi gün içinde ABD Silahlı Kuvvetleri’nin “Lübnan’daki tüm çatışmalardan” çekilmesini öngörüyordu.

Tasarı tüm askeri faaliyetleri tamamen durdurmayı amaçlamayarak “Bu ortak karar tasarısındaki hiçbir unsur, Lübnan Silahlı Kuvvetleri ile güvenlik işbirliğini veya diplomatik tesislerin korunmasını engelleyecek ya da sınırlayacak şekilde yorumlanamaz” hükmünü içeriyordu.

İlk tasarı ise ABD güçlerinin doğrudan “Lübnan’dan” çekilmesini talep ediyordu.

Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, Demokrat Grup Denetçisi Katherine Clark ve Demokrat Grubu Başkanı Pete Aguilar, yaptıkları ortak açıklamada tasarıdaki değişikliğe dair “Hali hazırda hiçbir ABD askeri Lübnan’da muharip operasyonlarda veya çatışmalarda yer almıyor” ifadesini kullandı.

Lübnan sınırındaki diplomatik süreç askeri dengeleri etkiliyor

Lübnan’ın güneyindeki gerilim, ABD ile İran arasında yürütülen nihai barış anlaşmasını doğrudan etkiliyor. Tahran ve Washington arasındaki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan müzakerelerde, İran ve Hizbullah, İsrail güçlerinin bölgeden tamamen çekilmesini şart koşuyor.

Ancak geçen hafta İsrail ve Lübnan hükümetleri arasında imzalanan çatışmayı sonlandırma mutabakatı, İsrail’in çekilmesini Hizbullah’ın silahsızlandırılması koşuluna bağlıyor. Hizbullah ise silah bırakmayı reddediyor.

Geçen hafta ABD, İsrail ve Lübnan, İran’ın Hizbullah üzerindeki nüfuzunu kırmayı ve İsrail’in güney Lübnan’dan çekilmesini sağlamayı hedefleyen üç taraflı bir uzlaşı çerçevesinde mutabık kaldı.

Üç tarafın ortak açıklamasında “Bu çerçeve plan, Lübnan için uzun süredir devam eden krizden çıkış adına gerçek bir yol sunarken, İsrail için de kuzey sınırındaki kalıcı tehdidin ortadan kaldırılmasına yönelik doğrulanabilir bir zemin hazırlıyor” denildi.

Pazartesi günü meclis genel kurulundaki görüşmelerde söz alan Tlaib, oylamanın “ABD’nin, İsrail hükümetinin Lübnan halkına yönelik şiddetli saldırılarına ortaklığını derhal sonlandırmakla” ilgili olduğunu belirtti.

Tlaib ayrıca İsrail hükümetini, Lübnan’ın güneyine düzenlediği bombardımanlarla “etnik temizlik ve toprak genişletme” faaliyeti yürütmekle suçladı.

Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu’nun Kıdemli Üyesi Demokrat Gregory Meeks ise güncellenen metnin önceki tasarıdaki kusurları giderdiğini kaydetti.

Meeks “Bu tasarı, ulusal çıkarımıza olmayan bir başka sonsuz savaştan uzak durmamızı sağlarken, ABD’nin Lübnan’daki ulusal güvenlik çıkarlarına da zarar vermeyecek. Bilgim dahilinde, Lübnan’da İsrail ordusuyla birlikte aktif çatışmalara giren hiçbir ABD gücü yok. Yine de bu tasarı, Kongre izni olmadan bu durumun değişmemesini güvence altına alıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Komisyon Başkanı Cumhuriyetçi Brian Mast ise güncellenen tasarıyı “Bu kez geçen seferki kadar olmasa da hala son derece saçma” olarak nitelendirerek tasarıyı “teröristler için bir kazanım” olarak adlandırdı.

Mast “İsrail ile Lübnan arasındaki barışın önündeki tek engel Hizbullah’tır. Lübnan hükümeti çatışmaların durmasını istiyor, İsrail de istiyor. Peki çatışmaların sürmesini kim istiyor? Bu tasarının desteklediği yegane yapı olan Hizbullah” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Amerika

AI ve kripto zenginleri özel jet satın alıyor

Yayınlanma

Flexjet’in patronu, yapay zeka (AI) ve kripto para birimlerinden elde edilen servetin, özel jet sahiplerinden oluşan daha genç bir nesil ortaya çıkardığını söyledi.

İnsanların büyük lüks özel jetlerin kısmi mülkiyetine sahip olmalarını sağlayan grup, artık yirmili yaşlarındaki sahiplere sahip olduğunu belirtti.

Genel müdür Andrew Collins, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte şunları söyledi:

“Ortalama yaşımız 10 yıl düştü. Şu anda, yapay zekadan kaynaklanan servet açısından, yapay zekanın önemli bir etkisini şimdiden görebiliyorum. Teknolojinin gerçekten çok fazla servet yarattığını görüyorsunuz. Kripto da bunun bir parçası… [ve] şu anda [ABD’de] yapay zeka hareketinin bir parçası olan sahiplerimiz var.”

75 milyar dolarlık SpaceX halka arzı gibi “dönüm noktası niteliğindeki olayların”, daha fazla insanın özel seyahat gibi deneyimlere harcamaya istekli olduğu bir servete sahip olduğu anlamına geldiğini belirtti.

İşletme, SpaceX’in halka arzıyla zenginleşen insan akınına henüz tanık olmamasına rağmen, kilitlenme süreleri sona erdiğinde bunun gerçekleşeceğini beklediğini belirtti.

Son iki yılda ultra yüksek net servete sahip bireylerin sayısının, patlayan piyasalar ve teknoloji gibi yeni para kaynaklarının itici gücüyle neredeyse üçte bir oranında arttığını söyledi.

Şirket büyümeye devam ediyor; yıl sonuna kadar filosunu 390’a çıkarmak üzere 50 yeni jet siparişi verdi ve bulabildiği takdirde daha fazla uçak satın alacak.

Flexjet, eylül ayında Farnborough’da özel bir jet terminali açacak; bu tesis, tek bir özel operatöre ayrılmış Avrupa’nın en büyük tesisi ve şirketin dünyadaki en büyük terminali olacak.

Bazı jet kiralama şirketleri, jet yakıtı maliyetlerindeki artışın müşteri talebine etkisine dair uyarıda bulunsa da, Collins, şirketin müşteri talebinde herhangi bir düşüş yaşanmadığını belirtti. 

Ona göre yaklaşık iki katına çıkan maliyetler müşterilere yansıtıldı ve talep üzerinde “hiçbir etkisi” olmadı.

Şirketin dikkatini çeken bir gelişme ise İran krizinin başlangıcında seyahatlerdeki patlama oldu. 

Yaklaşan jet yakıtı kıtlığı uyarıları, yolcuları planladıklarından daha erken seyahat etmeye teşvik etti ve Yunan adaları ile Nice özellikle popüler destinasyonlar olarak öne çıktı.

Collins şunları söyledi:

“Bu daha çok anekdot niteliğindeydi ama insanların ‘şimdi seyahat etmek istiyoruz’ demelerinin nedeninin… yakıtın tükeneceğine dair çok fazla konuşuluyor olması olabileceğini düşündük.”

Şirket çarşamba günü Formula 1 ile yeni bir ortaklık kurduğunu duyurdu. Bu ortaklık kapsamında, sürücüler de dahil olmak üzere spor dalı için üst düzey seyahat hizmetleri sunacak ve müşterilerine, önümüzdeki hafta sonu Silverstone’da düzenlenecek İngiliz Grand Prix’si de dahil olmak üzere yarışlarda çeşitli deneyimler yaşatacak.

Şirketin halihazırda Ferretti yatları ve LVMH ile ortaklık anlaşmaları bulunuyor.

Collins, Royal Ascot gibi etkinliklere katılan ve Silverstone’a uçan kişilerin, şirketin potansiyel müşteri olarak gördüğü bir “Venn diyagramı” oluşturduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English