Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD ile Avrupa’nın “NATO 3.0” sınavı

Yayınlanma

NATO’nun 36. liderler zirvesi, üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarının ve ittifakın geleceğine yönelik tartışmaların gölgesinde 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımıyla düzenlenecek zirvede, savunma harcamalarının artırılması baskısı ve Ukrayna’ya yönelik askeri yardımların geleceği masaya yatırılacak. Türkiye ise ev sahipliği yapacağı bu zirveyi ittifak içindeki artan savunma sanayisi gücünü ve stratejik konumunu pekiştirmek için bir fırsat olarak görüyor.

NATO liderleri, ittifakın geleceğine dair yapısal tartışmaların ve Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki bütçe gerilimlerinin gölgesinde, 36. liderler zirvesi için 7-8 Temmuz’da Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geliyor.

Türkiye’nin 2004 yılındaki İstanbul zirvesinden sonra ev sahipliği yapacağı bu ikinci NATO zirvesine, ABD Başkanı Donald Trump dahil 32 üye ülkenin liderlerinin yanı sıra davetli yaklaşık on ülkenin heyetleri katılacak.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’da toplam ekonomik büyüklüğü yaklaşık 70 trilyon doları bulan 40’tan fazla ülkenin temsilcilerinin toplanacağını bildirdi.

Katılımcılar arasında ABD Başkanı Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştirmesi beklenen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin yanı sıra Avustralya, Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda ile İstanbul İşbirliği Girişimi ortakları Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) temsilcileri yer alıyor. Avrupa Birliği ise zirvede Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı António Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından temsil edilecek.

Zirve kapsamında ayrıca Trump’ın Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara ile görüşmesi planlanıyor ancak el Şara’nın ittifak etkinliklerine doğrudan katılıp katılmayacağı henüz netleşmedi.

Reuters’a konuşan üst düzey bir ABD’li yetkili, Trump’ın Ankara’da Zelenski ile yapacağı görüşmenin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile temas kurabileceğini aktardı. Yetkili, ABD Başkanı’nın Ukrayna’daki çatışmayı sona erdirmek konusunda “yoğun bir aciliyet” hissettiğini belirtti.

Trump, 6 i̇mza öncesinde yaptığı açıklamada Ukrayna’da çözüme “tahmin edilenden çok daha yakın” olunduğunu ifade etmişti. Rusya liderinin yardımcısı Yuri Uşakov da iki liderin gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Trump’ın Ankara’daki zirveye katılımını da dikkate alarak Ukrayna konusunu ele aldıklarını doğrulamıştı.

Müttefikler savunmaya ne kadar bütçe ayırdı?

Washington yönetimi için Ankara zirvesi, müttefiklerin geçen yıl Lahey’de alınan kararları ne ölçüde uyguladığını denetleme fırsatı taşıyor. Lahey zirvesinde Trump’ın baskısıyla müttefikler, savunma harcamalarını 2035 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5’ine (yüzde 3,5 doğrudan askeri harcamalar, yüzde 1,5 ise altyapı ve siber güvenlik gibi ilgili alanlar) çıkarma taahhüdünde bulunmuştu.

ABD’nin NATO Daimi Temsilcisi Matthew Whitaker, müttefiklerin Ankara’da ilk “başarı karnelerini” alacaklarını belirterek, “Başkan Trump, tüm müttefiklerin yüzde 5 hedefine ulaşmak için derhal ve hızlı adımlar atmasını bekliyor” dedi.

Trump, zirve öncesinde sosyal medya platformu Truth Social üzerinden müttefiklerini hedef alarak, ABD’nin NATO’ya diğer tüm ülkelerden “açık ara” daha fazla yatırım yaptığını ancak karşılığında hiçbir avantaj elde edemediğini yazdı.

2025 yılı savunma bütçelerine atıfta bulunan Trump, ABD’nin 999 milyar dolar harcamasına karşın İngiltere’nin 90,5 milyar, Fransa’nın 66,5 mlyar, İtalya’nın 48,8 milyar ve Polonya’nın 44,3 milyar dolar harcadığını belirtti.

Trump, “Almanya dahil diğerleri çok daha az harcıyor. Bize yardıma gelmediler” diyerek özellikle İran krizinde Avrupa ülkelerinin ABD uçaklarına hava sahası ve üs açmamasını eleştirdi.

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in eleştirilerine tepki gösteren Trump, Federal Cumhuriyet’teki ABD askerlerinin sayısını azaltma tehdidinde bulunmuş ve mayıs ayında 5 bin ABD askerinin Almanya’dan çekileceği açıklanmıştı.

Aynı dönemde Polonya’daki 4 bin askerin rotasyonu durdurularak mevcut güç 6 bine indirilmiş, ancak Trump daha sonra Polonya’nın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile ilişkiler temelinde bu ülkeye 5 bin ek asker göndereceğini duyurmuştu.

Pentagon, Avrupa’daki askeri varlığını gözden geçirmek için altı ay sürecek bir çalışma başlatırken, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in askerleri tamamen çekme önerisi Beyaz Saray’da kabul görmedi.

Pentagon’un ocak ayında yayımladığı Ulusal Savunma Stratejisi, ABD’nin önceliği Çin’i çevrelemeye ve Batı Yarımküre’ye vereceğini, Avrupa’nın ise kendi savunma sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

“NATO 3.0” olarak adlandırılan bu yeni modelde, savunma harcamalarını hızlı artıran müttefiklere ABD silah alımlarında ve liderlikle temaslarda öncelik verilmesi planlanıyor.

Türkiye’nin “merkez ülke” arayışı

Ev sahibi Türkiye için bu zirve, ittifak içindeki konumunu güçlendirme arayışını temsil ediyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’nin artık güneydoğu sınırında bir “cephe ülkesi” olmaktan çıkıp NATO’nun merkezine taşındığını vurguladı.

Nisan ayında Türkiye’yi ziyaret eden NATO Genel Sekreteri Rutte de Türk savunma sanayisini tüm ittifaka örnek göstererek Ankara’nın bu alanda bir devrim gerçekleştirdiğini ifade etmişti.

Türkiye’nin savunma ihracatı 2020’den bu yana yaklaşık dört kat artarak 10 milyar dolar seviyesine ulaştı. Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alınmasının ardından F-35 programından çıkarılan ve Avrupa’daki bazı tedarik zincirlerinden dışlanan Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savunma ticaretindeki kısıtlamaların kaldırılmasını beklediğini ve Türkiye’nin Avrupa güvenliğine katkısının hak ettiği değeri görmesi gerektiğini belirtti.

Ukrayna’ya yardımların ölçeği nasıl şekillenecek?

Zirve öncesinde WSJ’ye konuşan Genel Sekreter Rutte, Kanada ve Avrupalı müttefiklerin önümüzdeki iki yıl içinde savunma harcamalarını 250 milyar dolar daha artıracağını açıkladı.

Mart ayında yayımlanan rapora göre, Avrupalı üyeler askeri harcamalarını geçen yıl yüzde 20 artırarak 2025’te toplam 574 milyar dolara (GSYİH’nin yüzde 2,33’ü) ulaştırdı. Polonya GSYİH’sinin yüzde 4,4’ünü savunmaya ayırarak başı çekerken, onu Litvanya (yüzde 4), Letonya (yüzde 3,7), Estonya (yüzde 3,4), Danimarka (yüzde 3,3) ve Norveç (yüzde 3,2) izledi. Portekiz, Kanada, Belçika, Arnavutluk ve İspanya ise henüz yüzde 2 barajını aşamadı. İspanya, geçen yıl Lahey’de yüzde 5 hedefine karşı çıkan tek ülke olmuştu.

İngiltere’de görevden ayrılmak üzere olan Başbakan Keir Starmer, ülkenin savunma bütçesini 2029’a kadar yıllık 80 milyar sterline (GSYİH’nin yüzde 2,7’si) çıkarma taahhüdünde bulundu ve Prince of Wales uçak gemisini İzlanda açıklarındaki NATO tatbikatına gönderdi.

Ancak İngiliz basınında yer alan analizlere göre bu adımların Trump’ın müttefiklere yönelik sert tutumunu değiştirmesi beklenmiyor. Trump, görev süresinin bitimine bir gün kala Starmer’ın istifasını ima eden paylaşımlar yapmış, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile de “uzaklaştırma kararı gerekiyor” diyerek alay etmişti. Trump’ın Ankara’da G7 liderleriyle resmi bir ikili görüşme programı bulunmuyor.

Avrupa ülkeleri, Haziran ayındaki G7 zirvesinde sağlanan ortak mutabakatı Ankara’da da sürdürerek Trump’ı Ukrayna’ya destek konusunda ikna etmeyi hedefliyor. Reuters’ın ele geçirdiği sonuç bildirgesi taslağına göre NATO, Ukrayna’ya 2026 yılı için 70 milyar euro askeri yardım ve sonraki yıl için en az aynı seviyede destek taahhüt etmeye hazırlanıyor.

Rusya ise Batı’nın Kiev’e yönelik silah sevkiyatlarının çatışmayı uzattığını savunarak bu yardımlara karşı çıkmaya devam ediyor.

Ukrayna ile Trump arasında Patriot kavgası

The Telegraph’ın haberine göre zirve organizatörleri, Trump’ı kızdırmamak adına Ukrayna konusunu resmi gündemde arka plana itmeyi planlıyor.

Zelenski’nin Patriot füzelerinin Ukrayna’da lisanslı üretimi konusunda Washington’dan onay alıp alamayacağı belirsizliğini koruyor.

Zelenski, 6 Temmuz’daki ulusa sesleniş konuşmasında ABD’nin siyasi iradesinin hava savunma açığını kapatmaya yeteceğini ancak desteğin henüz yetersiz olduğunu belirtti. Trump, temmuz ayında müttefiklerin Ukrayna’ya eldeki sistemleri devredebilmesi için Avrupa’ya 17 yeni Patriot sistemi sevk edileceğini duyurmuştu.

Patriot konusu, Ukrayna ile Polonya arasında da diplomatik krize yol açtı. Polonya Sejm Başkan Vekili Krzysztof Bosak’ın, Polonya’nın ilkbaharda Ukrayna’ya gizlice Patriot füzeleri vermiş olabileceğini iddia etmesi üzerine Polonya Savunma Bakanlığı, 2022’den bu yana yapılan tüm askeri yardımları belgesiyle açıklayacağını duyurdu.

Polonya ayrıca, Kiev’in insansız hava araçları deneyimini paylaşma sözünü tutmadığı gerekçesiyle Ukrayna’ya MiG-29 savaş uçaklarını vermeyi reddetti.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, doğu sınırındaki kendi yükümlülüklerini hatırlatarak bakanlarına Ukrayna’ya yönelik yeni mali taahhütler konusunda “temkinli olmaları” talimatını verdi.

İki ülke arasındaki ilişkiler, Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki’nin, Zelenski’ye verilen Beyaz Kartal Nişanı’nı geri almasıyla daha da gerildi.

Karara gerekçe olarak Ukrayna ordusundaki bir birliğe Polonyalı sivillerin katledilmesinden sorumlu tutulan UPA’nın adının verilmesi gösterildi. Zelenski ödülü posta yoluyla iade ederek Gdansk’taki Ukrayna’nın yeniden inşası konferansına katılmaktan vazgeçti.

Öte yandan ittifak içinde Kiev’e yönelik yardımlara karşı çıkanların sayısı artıyor. Slovakya Başbakanı Robert Fico, “Ukrayna’nın askeri masraflarını ödemeyeceklerini” yinelerken, Çekya Başbakanı Andrej Babis AB’nin Ukrayna’ya yönelik 90 milyar euroluk kredi paketine karşı çıktı ve L-159 uçaklarının teslimatını bloke etti.

Macaristan’ın yeni Başbakanı Peter Magyar da Ukrayna’ya askeri malzeme gönderilmesine karşı duruşunu koruyor.

Diplomasi

Belçika’dan Trump’a: Merkez sağın kraliçesi Meloni’yi rahat bırak

Yayınlanma

Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, Donald Trump’ın İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’ye yönelik son saldırıları söz konusu olduğunda bazı sınırlar olduğunu açıkça belirtti.

Bakan, “Elbette Trump’a müttefik olarak ihtiyacımız var, ama Meloni’ye dokunmayın. O, Avrupa’da merkez sağın kraliçesidir. O, liderdir. Onu rahat bırakın,” dedi.

Francken POLITICO’ya verdiği demeçte, Avrupa’nın kıtayı savunması için önümüzdeki on yıl boyunca ABD’ye hâlâ ihtiyaç duyduğunu, bu nedenle liderlerin Donald Trump’ı kendilerinden uzaklaştırmamaya dikkat etmeleri gerektiğini de söyledi.

Trump, pazar günü Meloni’nin bir fotoğrafını paylaşmış ve İtalyan lider aleyhine uzaklaştırma emri çıkarmak zorunda kalacağını şaka yollu olarak belirtmişti.

Bu alaycı paylaşım, haziran ayında Fransa’nın Evian kentinde düzenlenen G7 zirvesinde iki lider arasında yaşanan garip bir görüşmenin ardından geldi.

Trump, görüşmenin ardından Meloni’nin kendisinden fotoğraf çekilmesi için “yalvardığını” söylemişti; fakat İtalyan lider bunun doğru olmadığını ısrarla belirtmişti.

Francken, “Onu [Meloni] seviyorum, o muhafazakâr, benimle tamamen aynı çizgide… Peki ne yüzünden kavga edeceksiniz? Bir fotoğraf yüzünden mi!” dedi.

Belçika savunma bakanı, AB’nin ABD’nin sürekli yardımı olmadan kendini savunmaya hazır olmaktan çok uzak olduğunu vurgulayarak, Avrupalıların “Amerikalıları yanlarında tutmaları gerektiğini” belirtti.

Belçikalı siyasetçi, şu anda ABD tarafından sağlanan konvansiyonel askeri kapasiteyi Avrupa’nın oluşturmasının “5 ila 10 yıl” süreceğini söyledi.

Trump’ın baskısı, Rusya’nın oluşturduğu tehdide dair artan endişeyle birleşince, Avrupa ülkelerini savunma bütçelerini artırmaya ve kendi savunma pazarlarını daha iyi geliştirmeye itiyor.

Francken’in açıklamaları, Avrupa Komisyonu’nun ulusal korumacılığı sınırlayarak sınır ötesi savunma alımlarını teşvik etmeye yönelik öneriler hazırladığı bir dönemde geldi.

Francken de “Her alanda tek bir pazar görmek istiyorum,” dedi.

Ayrıca, ülkelerin silah sözleşmelerinde yerli savunma şirketlerini kayırmalarına olanak tanıyan “opt-out” (istisna) hakkını “tamamen korumacı” olarak nitelendirerek, bu hakkı kullanırken ölçülü davranmaları çağrısında bulundu.

Francken, “Biz sınıfın en iyi öğrencilerinden biriyiz. Bunu her zaman kullanmıyoruz… Sadece çok istisnai durumlarda kullanıyoruz,” dedi.

Belçika, Francken göreve başlamadan sadece iki yıl önce, Belçikalı üretici FN Herstal ile hafif silah anlaşmasını onaylarken rekabetçi bir ihale prosedüründen kaçınmak için bu boşluğu kullandı.

Fakat Francken’e göre Avrupa’nın savunma çabaları hâlâ hız kazanırken, asıl önemli olan Trump’ı kızdırmamak.

Belçikalı, “Amerikalılara ihtiyacımız var; diplomatik olmalıyız, söylediklerini dinlemeliyiz, nazik davranmaya çalışmalıyız,” dedi.

Belçika hükümetinin resmi rakamları, ülkenin savunma harcamalarında GSYİH’nin en az yüzde 2’sini ayırma yönündeki NATO’nun eski hedefinin biraz üzerinde olduğunu gösterse de, pazartesi günü yayınlanan resmi bir izleme raporu, mevcut harcama eğilimleri devam ederse Belçika’nın 2029 yılına kadar GSYİH’nın yalnızca yüzde 1,93’üne ulaşabileceğini ortaya koydu.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Rusya, Myanmar üzerinden Güneydoğu Asya’da güç kazanıyor

Yayınlanma

Myanmar, Rusya, Çin ve Hindistan’ın katılımıyla topraklarındaki lojistik projeleri ve enerji altyapısı çalışmalarını hızlandırıyor. Nikkei gazetesinin analizine göre yaptırımlar nedeniyle pazar kaybeden Moskova için bu ortaklık, Güneydoğu Asya bölgesinde kalıcı bir konum elde etme fırsatı sunuyor.

Myanmar, Rusya, Çin ve Hindistan’ın katılımıyla ülke topraklarındaki lojistik projeleri ve enerji altyapısı geliştirme çalışmalarına hız verdi.

Nikkei gazetesinin analizine göre bu işbirliği, Moskova açısından Güneydoğu Asya pazarında kalıcı bir konum elde etme fırsatı sunuyor.

Rus enerji şirketi Inter RAO, 5 Haziran günü Myanmar ile elektrik üretimi alanında işbirliği yapılması amacıyla bir mutabakat zaptı imzaladı. Nisan ayında ise taraflar; petrol rafinasyonu, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesisleri ve gübre üretimini kapsayan işbirliği çerçevesini Inter RAO ve RC-Investments fonu ile birlikte onayladı.

İşbirliğinin merkezinde Dawei Özel Ekonomik Bölgesi projesi yer alıyor.

Nikkei gazetesi, Moskova’nın bu projede daha önce çekilen Japonya ve Tayland’ın yerini alabileceğini belirtiyor.

Rusya ile Myanmar, Dawei bölgesine Rus LNG’sinin sevk edilmesini, burada gazlaştırma işlemi yapıldıktan sonra Tayland’a ihraç edilmesini görüşüyor.

Yaptırımlar nedeniyle geleneksel pazarlarının bir kısmını kaybeden Rusya için Myanmar alternatif bir ticaret yolu niteliği taşıyor.

Myanmar Başbakan Yardımcısı Nyo Saw, ülkesini Büyük Okyanus ile Hint Okyanusu arasında bir “kara köprüsü” olarak tanımlıyor.

Aynı zamanda Çin, Myanmar üzerinden Hint Okyanusu kıyısındaki Kyaukpyu limanına uzanacak ekonomik koridorun inşasını hızlandırıyor. Bu kapsamda inşa edilen demiryolunun önümüzdeki yıllarda sınır kenti Ruili’ye ulaşması bekleniyor.

Hindistan ise Myanmar üzerinden geçen Kaladan çok modlu transit ulaşım projesini ve Tayland’a uzanan otoyol projesini destekliyor.

Ancak bu projelerin ilerleyişi, ülkede 2021 yılından bu yana ordu ile etnik gruplar arasında süren çatışmalar nedeniyle yavaşlıyor.

Şubat ayında Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, Myanmar’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında askeri yönetimin lideri Min Aung Hlaing’e, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tüm alanlarda işbirliğini derinleştirme kararlılığını teyit eden mesajını iletti.

Rusya, Myanmar’a endüstriyel ekipman, mineral gübreler, petrol ürünleri ve tıbbi malzemeler ihraç ediyor.

Moskova aynı zamanda ülkeye Su-30 savaş uçakları, hava savunma sistemleri ve helikopterler de dahil olmak üzere yüksek teknolojili silah tedarik eden ana aktör konumunda bulunuyor. Geçen yıl ekim ayında iki ülke arasında karşılıklı olarak vize muafiyeti uygulaması başlatıldı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO üyeleri, ABD’li şirketlerle bir dizi füze anlaşması imzalayacak

Yayınlanma

Bugün düzenlenecek NATO Savunma Sanayii Forumu’nda imzalanması planlanan bir dizi anlaşma, ABD tasarımı silah sistemlerinin bir kısmının üretim ve bakımını Avrupa’ya kaydıracak.

POLITICO’nun elde ettiği planlama belgelerine göre bu anlaşmalar, ABD’li şirketlerin iş hacmini artırmanın yanı sıra, Avrupa’nın kilit silah sistemlerine daha fazla erişimini sağlamayı da amaçlıyor.

Paket, FIM-92 Stinger kısa menzilli hava savunma füzeleri ile ilgili Avrupa’daki üretim faaliyetlerini, Raytheon’un AIM-120C-8 AMRAAM füzelerinin Avrupa’daki üretimini genişletmeye yönelik bir fizibilite çalışmasını ve Patriot hava savunma sistemlerinde kullanılan PAC-3 önleme füzeleri için bir Avrupa bakım tesisini içeriyor.

Her bir girişimde yer alan ülkeler farklılık gösteriyor. Belgelere göre, Stinger füzeleri konusunda Almanya ve Hollanda, NATO Destek Ortaklığı Komitesi ve ABD ile işbirliği yaparak, RTX tarafından üretilen omuzdan ateşlenen füzeler için Avrupa’da üretim kapasitesi oluşturacak.

Anlaşma kapsamında ABD, nihai satışları kontrol etmesine olanak tanıyan yabancı askeri satış şartlarını korurken, Avrupa’da üretime izin verecek.

AMRAAM girişimi kapsamında Belçika, Kanada, Finlandiya, Almanya, Hollanda ve Norveç yer alırken, bir ülkenin daha katılımı henüz kesinleşmedi.

Amaç henüz bir üretim sözleşmesi değil, Avrupa’da AIM-120C-8 füzesinin üretimini genişletmeye yönelik bir fizibilite çalışması için niyet beyanı.

ABD’nin NATO serzenişlerinin kısa tarihi

Bir ABD’li yetkilinin katılımcı ülkeleri imzaya davet etmesi beklenirken, üst düzey bir Alman silahlanma yetkilisinin de kısa bir açıklama yapması planlanıyor.

Almanya, Hollanda, Polonya, İsveç ve ABD’nin ayrıca Lockheed Martin ile Avrupa’da bir PAC-3 bakım tesisi kurulmasına yönelik başka bir niyet beyanını imzalaması bekleniyor.

Bir başka girişim ise Lockheed Martin-Rheinmetall ile bağlantılı Kara Kuvvetleri Taktik Füze Sistemi (ATACMS) üretimini kapsıyor.

Belgelerde bu konunun bir imza töreni değil, fotoğraf çekimi fırsatı olarak tanımlandığı belirtiliyor fakat Washington’un zirve sırasında bir bildiri yayınlama imkânı gördüğü de not ediliyor.

300 kilometre menzile sahip ATACMS, Ukrayna’daki savaşta hayati bir rol oynadı.

POLITICO’ya göre bu duyurular, müttefiklerin füze savunma stoklarını hızla yeniden oluşturma çabalarını vurguluyor.

Bu stoklar, ABD’nin İran’la savaşı sırasında ciddi şekilde tükendi ve Ukrayna’nın da acil olarak ihtiyaç duyduğu stoklar.

Füze paketi, bugünkü sektör forumunda da ele alınması beklenen, “Tedarik Koalisyonları” adlı daha geniş kapsamlı ABD öncülüğündeki bir girişimin bir parçası.

Zirve programında Belçika, Kanada, Almanya, İspanya, Estonya, Finlandiya, İtalya, Hollanda, Norveç, İsveç, Birleşik Krallık ve ABD’nin yanı sıra Kongsberg, Raytheon ve Boeing gibi savunma şirketlerinin isimleri de yer alıyor.

POLITICO’nun elde ettiği bu girişime ilişkin ayrı bir değerlendirmede, Washington’un bu projeyi, çok sayıda AB girişiminin “gölgesinde” Avrupa savunma pazarında kilit bir ortak olarak konumlanmak için kullandığı belirtiliyor.

Brüksel, savunma finansmanında giderek artan bir rol oynuyor ve Amerikan şirketleri, pazara erişimlerini kısıtlayabilecek “Avrupa’dan Satın Al” hükümlerinden endişe duyuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English