Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İran, Körfez’deki ABD üslerine yönelik saldırıları genişletti, Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığını açıkladı

Yayınlanma

ABD ve İran güçleri arasında pazar günü yoğun füze ve insansız hava aracı saldırıları yaşandı. Tahran, Körfez ülkelerindeki ABD tesislerini hedef alırken kritik önemdeki Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapattığını açıkladı.

Çatışmaların yeniden tırmanması, geçen ay imzalanan geçici ABD-İran anlaşmasının geleceğine ilişkin kuşkuları artırdı. Anlaşma, boğazın yeniden açılmasını ve 60 günlük ilave müzakerelerin ardından savaşın sona erdirilmesini amaçlıyordu.

Son saldırılar, ABD’nin İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü kabul etmediği ve Umman üzerinden İran’ı sıkıştırmaya çalıştığı, Tahran’ın ise boğazdan geçen gemiler üzerindeki kontrolünü kabul ettirmeye çalıştığı süreçte yaşanan karşılıklı saldırıların son halkası oldu.

İran’ın saldırıları, ateşkes görüşmelerinde arabuluculuk yapan ve nisandan bu yana hedef alınmayan Katar’daki ABD üslerine kadar uzandı. Mayıs başından beri saldırıya uğramayan Birleşik Arap Emirlikleri de hava savunma sistemlerinin İran’dan gelen füze ve insansız hava araçlarına müdahale ettiğini açıkladı.

ABD Merkez Komutanlığı, X sosyal medya platformunda yayımladığı açıklamada, ABD ordusunun pazar günü ABD doğu saatiyle 17.00’den itibaren İran’a yönelik yeni saldırılar başlattığını bildirdi. Açıklamada operasyonların, İran’ın “Hürmüz Boğazı’ndan serbestçe geçen sivil denizciler ile ticari gemilere saldırma kapasitesini zayıflatmayı sürdürmek” amacıyla düzenlendiği belirtildi.

ABD Merkez Komutanlığı Sözcüsü Tim Hawkins, CNN’e yaptığı açıklamada, ABD uçaklarının İran’a ait bir seyir füzesi ile tek yönlü saldırı insansız hava aracını düşürdüğünü söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump ise pazar öğleden sonra Reuters’a verdiği kısa telefon mülakatında hafta sonu İran’a düzenlenen saldırılara değinerek, “Onları hırpalıyoruz” dedi.

İran medyası, pazar günü Hürmüz Boğazı kıyısındaki askeri tesislere ev sahipliği yapan Sirik ve Bender Abbas liman kentleri ile yakındaki Keşm Adası çevresinde füze saldırıları ve patlamalar yaşandığını bildirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı, hafta sonu ülkeye yönelik gerçekleştirilen “saldırgan” ABD operasyonlarını kınadı. Bakanlık ayrıca İran ile Umman arasında cumartesi günü Maskat’ta yapılan ve boğazın yönetimiyle geçiş güzergâhlarına ilişkin düzenlemelere odaklanan görüşmelerde, ABD’nin Umman üzerindeki “açık ve örtülü” baskıları nedeniyle sonuç alınamadığını açıkladı.

Trump, geçen hafta ateşkesin sona erdiğini düşündüğünü söylemiş, ancak yeni görüşmelere kapıyı açık bırakmıştı.

İran’ın başmüzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, pazar günü X hesabından yaptığı paylaşımda, “Tek taraflı anlaşmalar dönemi BİTTİ. Size söyledik: Sözünüzü tutun ya da bedelini ödeyin. Gerçek kapınızı çalıyor” ifadelerini kullandı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaş, İran’ın ABD üslerine ev sahipliği yapan ülkeleri vurduğu Körfez bölgesini istikrarsızlaştırdı. İran’ın boğazda fiilen uyguladığı abluka enerji fiyatlarının yükselmesine ve küresel enflasyonun artmasına yol açtı.

Başta benzin olmak üzere fiyatlardaki artış, kasım ayında yapılacak Kongre seçimleri öncesinde Trump açısından siyasi hassasiyet taşıyor.

Yoğun saldırı dalgası

İran, savaştan önce dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda kalıcı bir geçiş ücreti sistemi kurmaya çalışıyor. Tahran, gemileri İran’ın izni olmadan seyretmemeleri konusunda uyardı.

İran, cumartesi gecesi izinsiz bir güzergâhta ilerleyen bir gemiye uyarı ateşi açıldığını ve geminin vurulduğunu belirterek boğazı kapattığını açıkladı. Pazar günü ise ikinci bir geminin kullanılamaz hale getirildiğini bildirdi.

Hindistan, Umman açıklarında GFS Galaxy adlı konteyner gemisine düzenlenen saldırının ardından bir vatandaşının kayıp olduğunu açıkladı. Umman, 23 mürettebatın kurtarıldığını bildirdi. Katar ise eğlence tekneleri, balıkçı tekneleri ve jet skiler dahil tüm deniz araçlarına faaliyetlerini durdurma çağrısı yaptı.

İran’ın kısa süre önce kurduğu Basra Körfezi Boğaz Otoritesi, “ABD askeri güçlerinin bölgedeki son yasa dışı hareketleri” nedeniyle boğazdan geçişin şu anda mümkün olmadığını açıkladı. Kurum, “istikrar ve sükûnet yeniden sağlanır sağlanmaz” geçiş izinlerinin verileceğini belirtti.

Deniz taşımacılığına yönelik önceki saldırıların ardından salı günü İran ham petrolünün satışına izin veren ruhsatı iptal eden ABD, İran’ın “saldırganlığı, tacizi, tehditleri ve keyfî açıklamalarına” rağmen kuvvetlerinin seyrüsefer özgürlüğünü korumak üzere konuşlandırıldığını bildirdi.

ABD açıklamasında, “İran boğazı kontrol etmiyor. Deniz trafiği devam ediyor” denildi.

ABD Donanması öncülüğündeki Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi de ciddi güvenlik tehdidine rağmen Umman yakınlarında iki yönlü trafiğe açık “genişletilmiş” bir güney rotasının kullanılabildiğine ilişkin tavsiyesini yineledi.

ABD Merkez Komutanlığı, cumartesi günü yaptığı açıklamada ABD güçlerinin 140 İran askeri hedefini vurduğunu, hafta içinde üç gece boyunca 300’den fazla hedefin “İran’ın boğazdan serbestçe geçen sivil denizcilere ve ticari gemilere saldırma kapasitesini zayıflatmak” amacıyla hedef alındığını bildirdi.

İran Devrim Muhafızları ise buna karşılık ABD’nin müttefiki Ürdün’de bir komuta-kontrol merkezi ile insansız hava aracı hangarlarını imha ettiğini, Kuveyt’te bir ABD radar tesisini ve daha sonra roketatar sistemlerini hedef aldığını açıkladı. Devrim Muhafızları ayrıca Umman’daki ABD uçak gemisi destek ve yakıt ikmal platformlarına saldırdığını, Katar’da ise bir savaş uçağı bakım merkezi ile komuta tesisini imha ettiğini duyurdu.

Daha önce saldırı altında olduğu sürece arabuluculuk yapmayacağını açıklayan Katar, aralarında bir çocuğun da bulunduğu üç kişinin düşen şarapnel parçaları nedeniyle yaralandığını bildirdi. Doha yönetimi, saldırıdan İran’ın “hukuken tamamen sorumlu” olduğunu söyledi.

Birleşik Arap Emirlikleri, sınırlarının dışında füze tehditleri tespit ettiğini bildirdi. Bahreyn, İran’ın birkaç hava saldırısını engellediğini açıklarken Ürdün füze saldırıları, Umman ise insansız hava aracı saldırıları düzenlendiğini duyurdu.

Kuveyt ordusu daha sonra saldırılarda hasar meydana geldiğini, bir petrol sondaj platformunun hedef alınması sonucu bir işçinin yaralandığını açıkladı.

Umman, iki bölgesine düzenlenen insansız hava aracı saldırılarını protesto etmek üzere İran’ın Maskat Büyükelçisi’ni Dışişleri Bakanlığına çağırdı. ABD’nin Umman Büyükelçiliği de Dukm ve Musandam’daki ABD vatandaşlarına bulundukları yerde kalmaları ve güvenli alanlara sığınmaları çağrısında bulundu.

Ortadoğu

ABD İran’da iki su pompa istasyonunu vurdu

Yayınlanma

ABD ordusunun İran’ın Huzistan ve Buşehr vilayetlerindeki sivil su altyapısına yönelik düzenlediği saldırılarda bir kişi hayatını kaybetti, dört kişi yaralandı. Harg Adası’na su tedarikinde kesintiye yol açan saldırıyı “savaş suçu” olarak nitelendiren İranlı yetkililer sivil altyapının hedef alınmasına tepki gösterdi. Devrim Muhafızları Ordusu ise saldırıya misilleme olarak Bahreyn ve Umman’daki ABD askeri hedeflerinin vurulduğunu duyurdu.

ABD ordusu, İran’ın güneybatısında yer alan Huzistan ile güneyindeki Buşehr vilayetlerinde sivil su altyapısını hedef alan hava saldırıları gerçekleştirdi.

Yerel yetkililerin açıklamalarına göre iki su pompa istasyonunun hedef alındığı saldırılar, bölgedeki tarımsal faaliyetleri aksatırken Harg Adası’na yönelik su tedarikinde de geçici kesintilerin yaşanmasına yol açtı.

Huzistan vilayetinden bir yetkili, ABD’ye ait askeri mühimmatın Mahşehr kentindeki bir tarımsal sulama pompa istasyonuna isabet ettiğini bildirdi.

Yetkili, patlama sonucunda istasyonda görevli bir kişinin hayatını kaybettiğini, dört kişinin ise yaralandığını açıkladı.

Huzistan Su ve Elektrik Kurumu Genel Müdürü Abbas Sadriyanfer, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Mahşehr ile Hendican kentleri arasındaki Hendican bölgesinde faaliyet gösteren RMD drenaj pompa istasyonunun pazartesi günü sabahın erken saatlerinde “Amerikan-Siyonist düşman” tarafından vurulduğunu kaydetti.

Sadriyanfer, saldırı sırasında tesiste görev yapan Zohre ve Cerrahi Sulama Şebekesi İşletme Şirketi çalışanı Şakir Muhsini’nin yaşamını yitirdiğini, yaralanan bir diğer personelin ise hastanede tedavi altına alındığını ifade etti.

Söz konusu tesisin bölgedeki tarımsal atık suların tahliyesi ve idaresinde kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Sadriyanfer, sulama ve drenaj şebekelerinin verimliliğinin korunması için istasyonun kesintisiz çalışmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

“Sivil altyapının vurulması açık bir savaş suçudur”

İran Su Endüstrisi Sözcüsü İsa Bozorgzade, Hendican’daki RMD drenaj pompa istasyonuna düzenlenen saldırının doğrudan halkın yaşamına, sağlığına ve geçim kaynaklarına yönelik bir tehdit oluşturduğunu belirtti.

Bozorgzade, “Su, tüm uluslararası belgelerde ve hukuk kurallarında olduğu gibi Doğu ve İran kültürü ile medeniyetinde de kutsal bir yere sahiptir. Suya saldırmak, insanların temel haklarına saldırmaktır” ifadelerini kullandı. Su sektörüne hizmet veren bir emekçinin hayatını kaybetmesinin saldırının niteliğini açıkça ortaya koyduğunu söyleyen Sözcü, bu eylemin sadece sivil altyapıyı değil, doğrudan halka hizmet götüren sivilleri hedef aldığını vurguladı.

Saldırıyı “düşünce ve eylemde çaresizliğin bir göstergesi” olarak nitelendiren Bozorgzade, “Düşman su tesislerini hedef aldığında aslında kendi acziyetini sergiliyor. Bu davranış ne onurlu bir eylem ne de askeri bir başarıdır; sadece kötülüğün dışa vurumudur” diye konuştu.

Bozorgzade, saldırının tesisteki faaliyetleri tamamen durdurmayı amaçladığını, ancak su sektörü çalışanlarının hasarı en aza indirmek ve durumu kontrol altına almak için sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun bir çalışma yürüttüğünü aktardı. Su tesislerinin ve çalışanlarının hedef alınmasının açık bir savaş suçu teşkil ettiğini savunan Sözcü, uluslararası toplumun ve sorumlu kuruluşların bu saldırılara karşı sessiz kalmayarak faillerin hesap vermesini sağlaması gerektiğini dile getirdi.

Diğer yandan İranlı yetkililer, pazartesi sabahı erken saatlerde Huzistan vilayetine bağlı Ahvaz, Omidiye, Mahşehr, Behbehan, Dezful, Endimeşk, Abadan ve Şadegan çevresindeki çok sayıda noktanın da ABD mühimmatlarıyla hedef alındığını açıkladı.

Bölgelerdeki hasar tespit çalışmalarının devam ettiği bildirilirken, İran medyası Ahvaz’ın dış kesimlerindeki iki ayrı noktanın daha vurulduğunu aktardı. Bununla birlikte, Ahvaz Uluslararası Havalimanı’nın hedef alındığına yönelik iddialar ise resmi kaynaklarca yalanlandı.

Devrim Muhafızları misilleme operasyonlarını açıkladı

Su pompa istasyonuna yönelik saldırıların ardından yazılı bir açıklama yayımlayan Devrim Muhafızları Ordusu, düzenlenen operasyonlara misilleme olarak Bahreyn’de bulunan ABD askeri altyapısının hedef alındığını duyurdu. Açıklamada ayrıca Umman’da konuşlu FPS tipi uzun menzilli hava gözetleme radarı ile bir deniz gözetleme radarının imha edildiği bilgisine yer verildi.

Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Sevgili ve dirençli İran halkı, Silahlı Kuvvetler’deki evlatlarınızın kararlı ve güçlü operasyonları, çocuk katili ABD ordusunu çaresizliğe sürükledi. Amerikalı saldırganlar, son saldırılarında Mahşehr ilçesindeki tarımsal su pompasını hedef alarak halk düşmanı karakterlerini bir kez daha gösterdi.”

Açıklamanın devamında, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetlerinin Bahreyn’in Cufeyr bölgesindeki ABD askeri tesislerini hedef aldığı belirtilerek, “Cufeyr’de alevler yükselirken, kahraman Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetlerindeki cesur evlatlarınız, misilleme operasyonunun beşinci aşamasında güçlü füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla Umman Sultanlığı’ndaki FPS uzun menzilli hava gözetleme radarını ve deniz gözetleme radarını da vurup imha etti” denildi.

Geçen ay da binlerce kişi susuz kalmıştı

Su altyapısına yönelik gerçekleştirilen bu son saldırılar, ABD’nin geçen ay Hürmüzgan vilayetine bağlı Sirik ilçesindeki su tesislerini hedef almasının ardından kaydedildi.

Kavurucu yaz sıcaklarının yaşandığı o dönemde düzenlenen saldırılar nedeniyle bölgedeki 20 binden fazla kişinin içme suyuna erişiminin kesildiği bildirilmişti. Söz konusu operasyonlarda Kuhestek kasabası ile Bemani bölgesindeki 10 köyün su dağıtım şebekesi büyük hasar görmüştü.

İki ülke arasındaki askeri hareketlilik, İran donanmasının Hürmüz Boğazı’nda Tahran ile Washington arasında daha önce imzalanan mutabakat zaptını ihlal ettiği belirtilen gemi geçişlerini engellemesinin ardından yeniden tırmanışa geçti. Yaşanan bu gelişmelerin ve ABD’nin bölgedeki askeri tahkimatını artırmasının ardından İranlı yetkililer, Hürmüz Boğazı’nın tüm transit geçişlere kapatıldığını duyurdu.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran saldırısından kurtulan ABD’li askerlerden komutanlara suçlama

Yayınlanma

ABD’nin İran ile girdiği çatışmanın ikinci gününde Kuveyt’teki limanda konuşlu birliğe düzenlenen ve altı askerin ölümüyle sonuçlanan İHA saldırısına ilişkin iç soruşturma tamamlanma aşamasına geldi. Saldırıdan kurtulan askerler, komutanları istihbaratı göz ardı etmekle suçluyor. Soruşturmanın ise herhangi bir disiplin cezası öngörmediği belirtiliyor.

İran’ın insansız hava aracıyla (İHA) Kuveyt’teki Şuaibe Limanı’nda yer alan ABD üssüne düzenlediği saldırıdan kurtulmayı başaran Amerikalı askerler, komutanlarını ihanetle ve olası saldırı uyarılarını kulak ardı etmekle suçluyor.

The Washington Post gazetesinin askeri kaynaklara ve iç soruşturmaya aşina kişilere dayandırdığı haberine göre, askeri yetkililer saldırı öncesinde gelen kritik istihbarat verilerini dikkate almadı.

Saldırının, ABD ile İran arasında başlayan çatışmaların ikinci günü olan 1 Mart’ta düzenlendiği belirtildi. ABD Kara Kuvvetleri 103’üncü Lojistik Destek Komutanlığı bünyesinde görev yapan altı askerin hayatını kaybettiği, onlarca askerin ise yaralandığı aktarıldı.

Haber kaynakları, bu saldırıyı çatışma sürecinde Amerikan ordusunun tek seferde en çok kayıp verdiği olaylardan biri olarak nitelendiriyor.

“Limandaki güvenlik açıkları biliniyordu”

Gazeteye konuşan askeri personel, Şuaibe Limanı’nın İran için olası bir hedef olduğunu gösteren istihbarat raporlarının komuta kademesi tarafından göz ardı edildiğini ileri sürdü.

Askerler, tesisin İHA saldırılarına karşı korumasız olması sebebiyle personelin buraya yerleştirilmemesi yönünde tavsiyeler yapıldığını ancak bu uyarıların dinlenmediğini ifade etti.

Görüşlerine başvurulan bazı kaynaklar, saldırı sırasında Tugay Generali Clint Barnes’ın sergilediği tutumu da eleştirdi. İddialara göre Barnes, patlamanın ardından binadan çıkarak sığınağa yönelirken, çok sayıda asker içeride kaldı.

Yaralıların tahliyesi ve kurtarma çalışmaları ise binada kalan diğer subaylar ve erler tarafından gerçekleştirildi.

Saldırı sırasında hedef alınan binada olan Binbaşı Steven Ramsbott, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Eğer bu hatalardan ders çıkarmazsak ve hepimiz aynı yalana inanmaya devam edersek, gelecekte başka bir birlik de aynı durumu yaşayacak ve kendisini bizim düştüğümüz koşulların içinde bulacak” dedi.

Soruşturmada komutanlara ceza öngörülmüyor

ABD ordusu, askerlerin yönelttiği somut suçlamalar hakkında açıklama yapmaktan kaçınırken, komuta kademesinin kararlarını ve sahada attığı adımları savunarak bu kararların gerekçeli olduğunu bildirdi.

The Washington Post’un ulaştığı bilgilere göre, olayla ilgili başlatılan askeri iç soruşturma son aşamaya geldi.

Soruşturmanın ön raporunda, birliğin Şuaibe Limanı’na yerleştirilmesi veya saldırı sonrasındaki tıbbi yardım sürecinin yönetilmesi hususunda komutanlara yönelik herhangi bir kişisel sorumluluk yüklenmediği ve disiplin cezası uygulanmasının tavsiye edilmediği aktarıldı.

Saldırı sabah saatlerinde hazırlıksız yakaladı

CNN’in haberine göre, Şuaibe Limanı’nda taktik operasyon merkezi olarak kullanılan üç bölmeli treylere yönelik saldırı 1 Mart sabahı erken saatlerde düzenlendi. Saldırının ani gerçekleşmesi sebebiyle askeri personelin tahliye edilmeye veya sığınağa geçmeye fırsat bulamadığı kaydedildi.

Vurulan binada patlamanın ardından saatlerce yangın çıktığı, şok dalgasının duvarları yıktığı ve yapısal unsurların iskeletten ayrıldığı belirtildi.

Olayın ertesi günü ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın misilleme saldırılarında altı Amerikan askerinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonu 28 Şubat 2026 tarihinde başlamıştı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Lübnan ordusu İsrail ile doğrudan koordinasyonu reddediyor

Yayınlanma

Lübnan Silahlı Kuvvetleri, ABD arabuluculuğunda imzalanan anlaşma kapsamında İsrail ordusuyla doğrudan koordinasyon kurmayı kesin olarak reddediyor. Güvenlik kaynakları, ordunun işgal güçleri tamamen çekilmeden hiçbir “pilot bölgeye” girmeyeceğini ve Tel Aviv’den talimat almayacağını belirtiyor.

Lübnan Silahlı Kuvvetlerinin, ülkenin güney kesimindeki İsrail işgal güçleriyle her türlü doğrudan koordinasyonu reddettiği bildirildi.

Lübnan basınına konuşan resmi kaynaklar, ordunun İsrail ordusundan talimat almayacağını ve işgal güçlerinin yeni bölgelere girmesinin önünü açmayacağını açıkladı. Yapılan değerlendirmelere göre Lübnan Silahlı Kuvvetleri, İsrail ordusu tamamen çekilmeden hiçbir pilot bölgeye intikal etmeyecek.

“Sahadaki koordinasyonu ABD denetleyecek”

Resmi bir kaynak, El-Mayadin televizyonuna yaptığı açıklamada, Lübnan ordusunun İsrail ile doğrudan koordinasyonu reddetme konusundaki kararlı tutumunu sürdürdüğünü belirtti. Aynı kaynak, sahadaki koordinasyonu ABD’nin denetleyeceğini ancak bölgede herhangi bir Amerikan askeri varlığının olmayacağını ifade etti.

Söz konusu açıklama, kısa süre önce Amerikan askeri heyetinin Lübnan’a ulaştığına dair haberlerin arkasından yapıldı. Heyetin, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını da içeren Beyrut ile Tel Aviv arasındaki anlaşmanın uygulanmasına yardımcı olmak amacıyla ülkeye geldiği belirtiliyor.

Aynı kaynak, ABD arabuluculuğundaki Lübnan-İsrail anlaşmasının parçası olan ve kamuoyunda “pilot bölgeler” şeklinde anılan plana ilişkin son haberleri de doğruladı. Pilot bölgeler mekanizmasının ne zaman başlatılacağının henüz belirlenmediğini kaydeden kaynak, Lübnan ordusunun, İsrail işgal güçleri tamamen çekilmeden hiçbir pilot bölgeye girmeyeceğini vurguladı.

“Ordu İsrail dahil hiç kimsenin emri altında hareket etmeyecek”

Lübnanlı askeri kaynaklar da El-Ahbar gazetesine benzer açıklamalarda bulunarak İsrail ordusu ile Lübnan ordusu arasında herhangi bir işbirliği yapılması ihtimalini dışladı. Haberlerde, pilot bölgeler planının İsrail’in Lübnan’daki işgalini uzatmaya yönelik yasal bir kılıf olduğu yönündeki kuşkular öne çıkıyor.

Lübnan gazetesine konuşan kaynak, herhangi bir pilot ya da model bölge konusunda uzlaşı sağlanmadığını açıkladı. Kaynak, İsrail tarafının daha önce gündeme getirdiği bu önerinin Lübnan ordusu tarafından kesin bir dille reddedildiğini bildirdi. Washington’da yapılan görüşmelerin tamamının, işgal altında olmayan ve İsrail ordusunun ulaşamadığı bölgeleri kapsadığı ifade edildi.

Askeri kaynak, ordunun İsrail dahil hiç kimsenin emri altında hareket etmeyeceğini vurguladı. Ordunun görevinin, şiddetli direniş nedeniyle düşmanın giremediği bölgelere girişini kolaylaştırmak için zemin temizlemek olmadığını belirten kaynak, Lübnan ordusunun, ülkenin daha fazla toprağının işgal edilmesine gerekçe teşkil etmeyeceğini ekledi.

Lübnan ordusu dayatmaları kabul etmeyeceğini iletti

Haberde aktarılan bilgilere göre Lübnan askeri heyeti, son Lübnan-İsrail görüşmelerinde Washington ve Tel Aviv temsilcilerine, İsrail ordusundan gelecek dayatma veya talimatları kabul etmeyeceğini doğrudan bildirdi.

Lübnan ordusunun ayrıca ülkede iç çatışmaya yol açabilecek ya da orduyu Hizbullah ve Güney Lübnan’daki yerel halkla karşı karşıya getirebilecek hiçbir planı sahada uygulamayacağını vurguladığı belirtildi. Ordunun bu kesin tutumunun, müzakereler sırasında Lübnan askeri heyeti ile Beyrut’un siyasi heyeti arasında gerginliğe yol açtığı aktarılıyor.

El-Ahbar gazetesi, pilot bölgeler planının Lübnan ordusu temsilcileri hazır bulunmadan tasarlandığını yazdı. Orduya bu plan kapsamında açık bir takvim veya İsrail’in çekilmesini gösteren haritaların sunulmadığı, yalnızca gayriresmi mesajların iletildiği ifade edildi.

Güvenlik kaynağı, Lübnan ordusunun tek bir İsrail askeri dahi kalmışsa o bölgeye girmeyi kabul etmeyeceğini, İsrail ordusuyla herhangi bir koordinasyon biçimine de onay vermeyeceğini yineledi.

Genelkurmay Başkanından çöküş uyarısı

Haberde, Lübnan Genelkurmay Başkanı Rodolphe Heykel’in Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a yönelik bir uyarısı da yer alıyor. İddiaya göre Heykel, ordunun manipüle edilemeyeceğini ve siyasi anlaşmazlıkların içine çekilemeyeceğini belirterek bunun bedelinin ordunun bölünmesi ve askeri kurumun bütünüyle çökmesi olacağını ifade etti.

Pilot bölgeler planı, Hizbullah’ın dağıtılmasının ardından Lübnan ordusunun İsrail işgal güçlerinin yerini almasını öngörüyor. Gazetedeki haberde, söz konusu anlaşmanın Lübnan hukukuna aykırı biçimde imzalandığı değerlendirmesi paylaşılıyor.

Geçen ay Lübnan, İsrail ve ABD arasındaki üçlü anlaşmanın duyurulmasının ardından Güney Lübnan’daki üç pilot bölgenin adı kamuoyuna yansımıştı. Bu bölgelerin Frun, Zevter el-Garbiye ve el-Ganduriye olduğu açıklanmıştı.

Ancak İsrail güçleri, Frun ve el-Ganduriye bölgelerini daha önce hiç işgal edemedi. Hizbullah’ın gösterdiği direniş, çatışmaların ilk haftalarında İsrail güçlerinin her iki bölgeye de sızmasını engelledi.

Gizli maddeler iddiası

ABD, Lübnan ve İsrail arasındaki anlaşma, İsrail işgal güçlerinin geri çekilmesinden önce Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını koşul koşuyor. Anlaşma aynı zamanda Beyrut yönetiminin, bu yılın mart ayının başından beri 4 binden fazla Lübnan vatandaşının ölümüne yol açan ve bir milyondan fazla kişiyi yerinden eden İsrail’e karşı uluslararası hukuki şikayetlerde bulunmasının önünü kapatıyor.

Lübnan-İsrail çerçeve metninin üçüncü maddesi, gelecekteki pilot bölgelerin karşılıklı rıza ile kararlaştırılacağını belirtiyor. Bu durum, Lübnan ordusunu nereye konuşlanacağı konusunda fiilen İsrail’den onay almaya zorluyor.

Bununla birlikte, Beyrut’un talebi üzerine kamuoyundan gizlendiği ileri sürülen bazı gizli maddelerin de metinde yer aldığı iddia ediliyor. Bu maddelerden birinin, İsrail ordusuna, onlarca işgal edilmiş köyü içeren güvenlik bölgesinin güneyindeki tehditlere karşı askeri eylem özgürlüğü tanıdığı belirtiliyor. Diğer gizli maddelerin ise İsrail’e, geri çekilme sonrasında Lübnan ordusunun silahsızlandırma çabalarını yetersiz bulması durumunda bölgeye yeniden girme ve operasyon yapma yetkisi verdiği aktarılıyor.

Tüm bu gelişmelere rağmen Hizbullah direnişçileri, aylarca süren işgal ve bombardımanlara rağmen İsrail’in güvenlik bölgesi boyunca mevzilerini korumayı sürdürüyor. Lübnan direnişi, ABD aracılığıyla yürütülen bu anlaşmanın hayata geçmeyeceğini ilan etmiş durumda.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English