Diplomasi
AB, Paramount’un Warner Bros. satın alımına koşullu onay verdi

Avrupa Birliği, Paramount Skydance’in Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolar karşılığında satın almasına, Avrupa’daki film dağıtımına ilişkin kapsamlı taahhütler karşılığında onay verdi. Reuters’ın aktardığına göre Paramount, Universal ile Avrupa’da on yıl boyunca ortak dağıtım anlaşması yapmayacak ve United International Pictures’taki payından da belirlenen süre içinde çekilecek.
Avrupa Birliği, Paramount Skydance’in Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolar karşılığında satın alma anlaşmasına, şirketlerin rekabet kaygılarını gidermeye yönelik tavizler sunmasının ardından onay verdi.
Reuters’ın haberine göre Paramount, Avrupa’daki film dağıtım faaliyetlerine ilişkin önemli yükümlülükler üstlendi.
Şirket, Universal Pictures ile ortak yürüttüğü film dağıtım girişimi United International Pictures’taki payından, işlemin tamamlanmasını izleyen 13 ay içinde Avrupa Ekonomik Alanı’nda çekilecek.
Ayrıca Universal ile Avrupa’da film dağıtımına yönelik herhangi bir anlaşma on yıl boyunca imzalamayacağını taahhüt etti.
Paramount, Warner Bros. Discovery’yi satın alma sürecini sürdürüyor. Kaynağa göre anlaşma, Paramount’un Warner Bros. için yürütülen rekabette Netflix’i geride bırakmasının ardından sağlandı.
Avrupa Komisyonu, şirketlerin sunduğu taahhütlerin rekabet endişelerini bütünüyle giderdiğini belirtti.
Komisyon, “Bu taahhütler, birleşen şirketin filmlerinin Universal veya Disney filmleriyle birlikte dağıtılmayacağını güvence altına alarak komisyonun rekabet konusundaki kaygılarını tamamen ortadan kaldırıyor” açıklamasını yaptı.
ABD’de 12 eyaletten Paramount ve Warner Bros birleşmesine dava
Financial Times gazetesi, mayıs ayında Avrupa sinema sektörünün Avrupa Birliği’ne çağrıda bulunarak Warner Bros. Discovery ile Paramount Skydance arasındaki anlaşmanın ayrıntılı antitröst incelemesine tabi tutulmasını istediğini yazmıştı.
Sektör temsilcileri, iki Hollywood şirketinin birleşmesinin Avrupa genelinde film ve televizyon yapımı, sinema dağıtımı ve dijital yayın alanlarında “Avrupalı olmayan yeni bir bekçi” ortaya çıkaracağı uyarısını yapmıştı.
Öte yandan 20 Temmuz Pazartesi günü ABD’de bir mahkeme, Paramount Skydance’in Warner Bros. Discovery’yi satın alma işleminin tamamlanmasını iki haftalığına durdurdu.
Yargıç, anlaşmayı engellemek amacıyla dava açan 12 eyaletin başsavcılarından oluşan koalisyonun başvurusunu kabul etti.
Buna karşılık ABD Adalet Bakanlığı, herhangi bir ek taviz talep etmeksizin satın alma işlemine onay verdi.
Diplomasi
ABD, Almanya’ya ilaç fiyatlarını yükseltme baskısını sürdürüyor

Trump yönetimi, Alman hükümetinden Almanya’da ilaç fiyatlarında bir artışa gitmesini talep ediyor.
German Foreign Policy’deki habere göre ABD bu talebini, ilaç endüstrisinin araştırma ve geliştirme yatırımlarını esas olarak ABD pazarı üzerinden finanse ettiğini öne sürerek gerekçelendiriyor.
Beyaz Saray’a göre buna karşılık, diğer ülkeler neredeyse hiçbir katkı sağlamadıkları halde tıbbi gelişmelerden yararlanmaya devam ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Almanya ve diğer ülkeleri “küresel beleşçilik” yapmakla suçluyor. 18 Haziran’da ABD, Almanya’daki ilaç endüstrisinin kâr koşullarını iyileştirmek amacıyla, “yenilikçi ilaçlara yönelik süregelen yetersiz tazminat” gerekçesiyle Almanya aleyhine 301. Madde prosedürünü başlattı.
Şansölye Friedrich Merz bu talebi reddetti fakat Ekonomi Bakanlığı müzakereye açık olduğunu belirtti.
Boehringer ve Merck şirketi şimdiden taviz vermiş durumda ve yeni TrumpRX platformunda bazı ilaçları daha düşük fiyatlarla sunuyor.
Buna karşılık, Bayer gibi diğer şirketlerle birlikte AB ülkelerinde fiyat artışları için baskı yapıyorlar ve aksi takdirde Avrupa’da yeni ilaçları piyasaya sürmeyecekleri tehdidinde bulunuyorlar; böylece fiyat karşılaştırmalarının yapılmasını engellemeyi amaçlıyorlar.
ABD, Avrupa’dan ilaçlar için daha fazla para ödemesini istiyor
Trump, Almanya ve AB’yi “bedavacılık” ile suçluyor
ABD, dünya çapında ilaç fiyatlarının en yüksek olduğu ülkeler listesinin başında yer alıyor. Onu İsviçre, Almanya ve Kanada takip ediyor.
Trump yönetimi şimdi bunu değiştirmek istiyor. “Küresel bedavacılık” tespit ettiğini iddia eden yönetim, bunun ana nedeni olarak “Almanya’daki ve Avrupa Birliği genelindeki sosyalist sağlık sistemlerini” gösteriyor.
Bu bağlamda, ABD Başkanı Donald Trump, Mayıs 2025’te bir başkanlık emri yayınlayarak, bundan böyle ABD’nin iç ilaç pazarı için herhangi bir sanayileşmiş ülkede bir ilaç için uygulanan en düşük fiyatı referans alacağını söylemişti.
Emir, ABD ticaret politikasının amacını “üreticilerin yurtdışında fiyatlarını artırmalarını desteklemek ama bu yolla elde edilen ek gelirin doğrudan Amerikalı hastalar ve vergi mükellefleri için fiyatları düşürmek amacıyla kullanmak” olarak tanımlıyor.
Beyaz Saray, büyük ilaç şirketlerinin argümanlarını savunuyor
Önceki yönetim, ilaç endüstrisi ile zaman zaman kavga etmişti. Örneğin Başkan Joe Biden, 2024 yılında yaygın olarak kullanılan on ilacın fiyatlarında indirim uyguladıktan kısa bir süre sonra sevinçle “Büyük ilaç şirketlerini yendik” demişti.
Öte yandan bu konu artık Trump yönetimi için bir sorun teşkil etmiyor. Demokratlarla tam bir tezat oluşturan Cumhuriyetçiler ise prensip olarak yüksek ilaç fiyatlarını tereddüt etmeden kabul ediyorlar.
Böylece, araştırma giderlerinin yüksek fiyatları gerektirdiği yönündeki ilaç şirketlerinin argümanını benimsiyorlar.
Elbette bu iddia, AstraZeneca, Bayer ve diğer şirketlerin laboratuvarlarını giderek küçültüp bunun yerine gelecek vaat eden ilaç girişimlerini satın almaları gerçeğiyle çelişiyor.
Trump yönetimi ayrıca, üreticilerin bir nedenden ötürü sürekli olarak araştırma ve geliştirmeden bahsetmelerini de görmezden geliyor. Büyük ilaç şirketleri, devasa pazarlama harcamalarını “geliştirme” terimi altında topluyorlar.
Almanya ile kavga, Britanya ile uzlaşma
Trump’ın Mayıs 2025 tarihli başkanlık kararnamesine tam olarak uygun olarak, ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, Alman hükümetini sağlık sistemi içindeki kaynakları ilaç endüstrisinin lehine yeniden dağıtmaya ikna etmek için aylarca uğraştı.
Fakat müzakereler başarısızlıkla sonuçlandı. Sonuç olarak, haziran ortasında Greer, “yenilikçi ilaçlar için ısrarlı olarak yetersiz ödeme yapılması” gerekçesiyle Almanya aleyhine 301. Madde yargılamasını başlattı.
Bu süreçte Greer, o dönemde hararetli tartışmalara konu olan “Yasal Sağlık Sigortası Katkı Paylarının İstikrarına İlişkin Kanun”u da açıkça eleştirmiş ve “Almanya’nın yenilikçi ilaçlara yönelik harcamaları daha da azaltacak bir yasayı hızla yürürlüğe koyacağına dair haberler beni özellikle endişelendiriyor,” demişti.
ABD, Birleşik Krallık ile halihazırda bir anlaşmaya vardı. İngiliz şirketlerinin ilaç ihracatına yönelik daha yüksek gümrük vergisi tehdidinden kaçınmak için hükümet, diğer hususların yanı sıra, piyasaya yeni sürülen ilaçlar için daha yüksek fiyatlar taahhüt etti.
British Medical Journal’da yayınlanan bir analize göre, bu anlaşma 2036 yılına kadar Ulusal Sağlık Servisi’ne (NHS) yaklaşık 51,5 milyar avroya mal olacak.
Yazarlar, gerekli olan kaynakların yeniden tahsisinin tıbbi bakımda büyük boşluklar yaratacağını savunuyor. Bu nedenle, 229.000’e varan ek ölüm vakası olacağını öngörüyorlar.
Berlin geri adım atmıyor: “İlaç fiyatları iç meselemiz”
Almanya federal hükümeti ise ABD hükümetinin iddialarını temelsiz bularak açıkça reddediyor.
Şansölye Friedrich Merz ve Sağlık Bakanı Nina Warken, ilaçlara yüzde 15 ithalat vergisi öngören AB ile ABD arasında imzalanan ticaret anlaşmasına işaret etti.
Merz, Almanya’daki ilaç fiyatlarının düzenlenmesini “tamamen iç mesele” olarak nitelendirirken, Warken de herhangi bir taviz vermeyi reddetti. CDU’lu siyasetçi, bu konuda “manevra alanının çok az” olduğunu belirtti.
Yalnızca Federal Ekonomi Bakanlığı müzakereye açık olduğunu belirtti. Bir sözcü, “bu konuda ABD ile diyalog arayışında olacağını” ifade etti.
Salı günü, Sağlık Bakanlığı ve Federal Şansölyelik temsilcileri, ortak bir strateji görüşmek üzere AB Ticaret Genel Direktörü Ditte Juul Jørgensen ile bir araya geldi.
Alman ilaç şirketleri Trump’a boyun eğdi
Trump, daha Temmuz 2025’te 17 ilaç şirketine bir mektup göndererek, “ABD’deki reçeteli ilaç fiyatlarını diğer gelişmiş ülkelerde uygulanan en düşük fiyat seviyesine indirmelerini” talep etmişti.
İki Alman ilaç üreticisi (Boehringer Ingelheim ve Merck) de bu mektubu aldı; mektupta şirketlerden ABD’ye “en çok kayırılan ülke” fiyatlarını uygulamaları, yani en çok kayırılan ülke ilkesini uygulamaları isteniyordu.
Her iki şirket de bu talebe uydu. Boehringer, “Hastaların uygun fiyatlı ilaçlara erişebilmesini ve hayat kurtaran tedavilere yönelik tıbbi yeniliklerin mümkün olmaya devam etmesini sağlamak için hükümetler, düzenleyici kurumlar ve hasta örgütleriyle yapıcı bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz,” açıklamasında bulundu.
Şirket şu anda, yeni oluşturulan TrumpRX platformunda üç ilacı önemli ölçüde indirimli fiyatlarla sunuyor.
Merck de bu platformda üç ilacıyla yer alıyor ve gelecekte doğurganlık ilaçlarının daha fazlasını yerel olarak üretmeyi bile kabul etti.
Merck CEO’su Danny Bar-Zohar, “Başkan Trump ve yönetimi ile yaptığımız işbirliği sayesinde, ABD’deki daha fazla aile artık yenilikçi tüp bebek tedavilerine erişebilecek ve umarız çocuk sahibi olma hayallerini gerçekleştirebilecek,” dedi.
Bayer, Trump’ın seçim kampanyasına bağış yapmıştı
Bayer gibi diğer ilaç üreticileri de, aksi takdirde daha sert maliyet kesinti önlemlerine maruz kalacaklarından korktukları için “proaktif bir şekilde” bir anlaşma arayışındalar.
Leverkusen merkezli şirket, Trump’ın önlemlerini eleştirmiyor. Seçim kampanyası sırasında ona 122.000 dolarlık destek vermiş, göreve başlama törenine sponsor olmuş ve şimdi de Trump’ın Berlin ve Brüksel’e yönelik sert eleştirilerinin arkasında duruyor.
CEO Bill Anderson bir röportajda şöyle demişti:
“Evet, ABD hükümetinin Avrupa ilaç politikasına yönelik hayal kırıklığını anlıyorum. Tüm Avrupa hükümetleri ilaç ve biyoteknoloji sektörlerinde istihdam yaratmak istiyor. Fakat yenilikçi ilaçların fiyatları söz konusu olduğunda, ABD’nin ödediği tutarın sadece bir kısmını kabul ediyorlar. Bu kabul edilemez.”
İlaç Bölümü Yönetim Kurulu Üyesi Stefan Oelrich de “Avrupa’da yeni ürünlerin fiyatları artmalıdır,” diyor. Oelrich, AB Sağlık Komiseri Olivér Várhelyi’nin Haziran ayında Bayer’in Berlin ofisini ziyaret ettiğinde bu talebi kendisine şahsen iletti.
AB Şeffaflık Kaydı’nda belgelendiği üzere, şirket lobicileri ile Várhelyi’nin kabine üyeleri arasında yapılan çok sayıda toplantı göz önüne alındığında, bu konu muhtemelen gündemdeydi.
Ayrıca, Leverkusen merkezli şirket, diğer ilaç üreticileriyle birlikte bu konuyla ilgili olarak Avrupa Komisyonu’na bir mektup yazdı.
Büyük ilaç şirketleri AB’yi tehdit ediyor
Baskı uygulamak amacıyla ilaç devleri, üreticilerin ABD hükümetinin fiyatları karşılaştırmasına izin vermemesi sonucu AB ülkelerinde ilaç onay başvurularının sayısının azaldığına işaret ediyor.
Bayer’in en üst düzey kamu ilişkileri yetkilisi Matthias Berninger, “Bunlar boş tehditler değil; bu durum halihazırda yaşanıyor. Avrupa şu anda, sonunda neredeyse hiç yeni ilacın onaylanmayacağı bir yolda ilerliyor,” diye konuşuyor.
Leverkusen merkezli şirket tarafından kurulan “Araştırma Odaklı İlaç Şirketleri Birliği” (VFA), Sağlık Sigortası İstikrar Yasası’na karşı yürüttüğü kampanyada bu argümanı daha önce de kullanmıştı.
Bir tam sayfa gazete ilanında, lobi örgütü, ilaç tedarikini tehlikeye atmamak için politika yapıcıları ilaç şirketlerinin kârlarına dokunmamaya çağırdı.
İlanda şöyle deniyordu:
“Sayın Federal Meclis Üyeleri, yarının ilaçlarının Almanya’ya ulaşıp ulaşmayacağına siz karar vereceksiniz.”
Oysa yasa, ilaç endüstrisine neredeyse hiçbir yük getirmiyor ve sektör için elverişli faaliyet koşullarının devamını garanti ediyor.
İlanda, “İlaç harcamalarında artış beklenmeye devam ediyor,” deniyor.
ABD Yüksek Mahkemesi, Trump yönetiminin gümrük vergisi artışlarının hukuka aykırı olduğuna hükmettiğinden beri, yönetim agresif yaklaşımını esas olarak yukarıda bahsedilen gibi 301. Madde kapsamındaki işlemler üzerine dayandırıyor.
Bu işlemlerin yasal dayanağı ise 1974 tarihli bir ticaret kanunundaki hüküm. Almanya aleyhine açılan davada, Alman hükümetine görüşlerini sunması için 10 Ağustos’a kadar süre tanınmıştı. Kamuya açık duruşma ise 22 Eylül’de yapılacak.
Diplomasi
Maersk, Ukrayna’nın Karadeniz limanlarındaki hizmetini askıya aldı

Maersk, Ukrayna’daki Çornomorsk Limanı üzerinden yürüttüğü konteyner taşımacılığı hizmetini geçici olarak durdurdu. Şirket, ithalat yüklerini Romanya’nın Köstence Limanı’na yönlendirecek, buradan Ukrayna’ya kara yoluyla sevkiyat yapacak. İhracat yükleri için ise cezasız rezervasyon iptali veya deniz navlun ücretini değiştirmeden yükleme limanının Köstence olarak güncellenmesi seçeneklerini sundu.
Danimarkalı deniz taşımacılığı ve lojistik şirketi Maersk, Ukrayna’daki Çornomorsk Limanı üzerinden yürüttüğü konteyner taşımacılığı hizmetini geçici olarak durdurdu.
Şirketin Ukrayna birimi, kararı Telegram kanalında yayımladığı müşteri bilgilendirmesiyle duyurdu.
Karar kapsamında ithalat yükleri Romanya’nın Köstence Limanı’na yönlendirilecek. Maersk, yük boşaltma limanı Çornomorsk olan ve hâlihazırda Port Said’de yer alan ya da Port Said’e ulaşması beklenen tüm ithalat sevkiyatlarının da Köstence’ye aktarılmasının planlandığını bildirdi.
Şirket, Köstence’de yük boşaltılmasının müşteriler açısından uygun olmaması halinde varış noktasının değiştirilmesi için talepte bulunulabileceğini kaydetti.
Yükler Romanya’ya ulaştıktan sonra Ukrayna içindeki taşıma süreci kara yoluyla organize edilecek.
Maersk, ihracat yükleri için de iki seçenek sundu. Buna göre müşteriler rezervasyonlarını herhangi bir ceza ödemeden iptal edebilecek ya da konteyner limana teslim edilmişse, mevcut deniz navlun ücreti korunarak yükleme limanını Çornomorsk’tan Köstence’ye çevirebilecek.
Merkezi Kopenhag’da yer alan Maersk, 130’dan fazla ülkede faaliyet gösteren dünyanın en büyük deniz taşımacılığı ve lojistik şirketlerinden biri.
Şirket, konteyner taşımacılığının yanı sıra depolama, kara taşımacılığı ve multimodal lojistik hizmetleri de veriyor.
Maersk, mart ayında İran ile ABD arasındaki savaş esnasında Basra Körfezi ülkelerinde soğutmalı konteyner, tehlikeli yük ve özel yük kabulü ile sevkiyatını da geçici olarak durdurmuştu.
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri harekatının ardından uygulamaya konulan Batı yaptırımları sonrasında Maersk, Rusya pazarından kademeli biçimde çekilme planını açıklamıştı.
Şirket daha sonra St. Petersburg ve Novorossiysk’teki lojistik tesislerini, Global Ports’taki hissesini ve Polyarnaya Zvezda şirketine ait 800’den fazla soğutmalı konteyneri elden çıkardı.
Diplomasi
Müttefikler, NATO’nun en büyük yakıt altyapısı yatırımı üzerinde uzlaştı

NATO üyesi 32 ülkenin büyükelçileri, ittifakın Soğuk Savaş döneminden kalan 10 bin kilometrelik askeri yakıt nakil şebekesini modernize etmek maksadıyla 27 milyar avroluk dev yatırımı onayladı. Türkiye’nin son dakika itirazını geri çekmesiyle tamamlanan anlaşma, doğu ve güneydoğu kanadındaki boru hatları ile depolama tesislerini kapsıyor. Müttefikler ayrıca önümüzdeki yılın ortak fon bütçesini 6,5 milyar avroya yükseltme kararı aldı.
NATO üyesi ülkeler, ittifakın askeri yakıt taşıma sistemini baştan aşağı yenilemeyi hedefleyen 27 milyar avro tutarındaki anlaşmayı kesinleştirdi.
Örgüt tarafından çarşamba günü yapılan resmi açıklamada, söz konusu 27 milyar avroluk yatırımın NATO’nun mevcut yakıt depolama ve dağıtım altyapısını modernize edeceği kaydedildi.
Açıklamada, yatırımın ittifakın doğu ve güneydoğu kesimindeki boru hatları dahil yeni tesisleri destekleyeceği ve NATO kuvvetlerinin harp hazırlığı için gereksinim duyduğu enerji kaynaklarını güvenceye alacağı bildirildi.
Gizli yürütülen müzakerelere dair açıklama yapma yetkileri bulunmaması sebebiyle isimlerinin saklı kalmasını isteyen iki NATO diplomatı, Politico’ya yaptıkları açıklamada, ittifakın 32 büyükelçisinin Rusya ile olası bir savaşa hazırlık gayretlerinin parçası olan bu anlaşmayı yaz tatili öncesindeki son olağan toplantılarında onayladıklarını aktardı.
Karar, Türkiye’nin uzlaşmayı geciktirme yönündeki son dakika girişiminden vazgeçmesinin ardından alındı.
Askeri ittifak, yürütülen görüşmeler neticesinde önümüzdeki yıla ait ortak finansman bütçesini “6,5 milyar avroya kadar” yükseltme kararı alırken, gelecek beş yıla ilişkin yatırım önceliklerini de onayladı. Müttefikler daha önce 2026 yılı bütçesini 5,3 milyar avro olarak kararlaştırmıştı.
Üye ülkeler, Batı Avrupa’daki mevcut NATO altyapısını doğu ve kuzeydeki yeni müttefik ülkelere bağlamak üzere tasarlanan 10 bin kilometrelik Soğuk Savaş dönemi boru hattı ağının yenilenmesi hususunda aylardır müzakereler yürütüyordu.
NATO’nun ortaklaşa finanse edilen en büyük ve en maliyetli projesi şeklinde nitelendirilen çalışmanın tamamlanması 30 yılı bulabilecek. Proje, boru hattı güncellemelerinden enerji depolama sahalarına kadar onlarca farklı çalışmayı kapsıyor.
Süreç hakkında değerlendirmede bulunan diplomatlardan biri, “Daha güçlü bir NATO yolda” ifadesini kullandı.
NATO üyeleri, geçmiş aşamalarda anlaşmanın yüksek maliyetleri nedeniyle görüş ayrılığı yaşamış, bazı ülkeler projenin yakıt yatırımlarını onlarca yıl boyunca bağlayacağı yönünde endişeler taşımıştı. Ancak müttefikler zamanla bu itirazlarını geri çekti.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bu ay Ankara’da düzenlenen liderler zirvesinde müttefiklerin yenileme projesinde vardığı siyasi uzlaşıdan övgüyle bahsetti.
Rutte gazetecilere yaptığı açıklamada, yenileme projesine dair atılan bu tarihi adımın mevcut yakıt depolama ve dağıtım altyapısını modernize edeceğini dile getirdi.
Müttefiklerin zirve öncesinde anlaşmanın genel hatları üzerinde uzlaşmasına rağmen Türkiye, kendi projelerine yönelik fon teminini hızlandırmak maksadıyla zirve sonrasında anlaşmaya direnme yönünde son dakika girişiminde bulundu.
Diplomatlardan birinin aktardığına göre, Genel Sekreter Rutte’nin yürüttüğü yoğun diplomasi trafiği ve NATO’nun en üst düzey askeri komutanı ABD’li General Alexus Gregory Grynkewich’in anlaşmanın zorunlu olduğuna dair müttefiklere verdiği talimat, Türkiye dahil ülkelerin projeye yeşil ışık yakmasında belirleyici oldu.
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?
Avrupa7 gün önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Ortadoğu1 hafta önceİran Dışişleri: Hakan Fidan’ın karşılaştırması hayret verici ve yanlıştır
Avrupa2 hafta önceAvrupa, ABD olmadan uzun menzilli silah geliştirecek











