Amerika
Tucker Carlson’a “başkan adaylığı” teklifi

Trump karşıtı yeni muhafazakâr hareketin Tucker Carlson’a 2028 seçimlerinde başkan adaylığı teklif ettiği fakat Carlson’ın bunu reddettiği açıklandı.
Bu yılın başlarında istifa eden ve hafta sonu Carlson ile bir araya gelen eski Trump ulusal güvenlik yetkilisi Joe Kent, grubun İran’daki savaşa karşı ortak muhalefetlerini en iyi şekilde nasıl organize edecekleri konusunda strateji belirlemek üzere bir araya geldiğini söyledi.
Kent, Cenk Uygur ile Ana Kasparian’ın sunduğu talk show programı “The Young Turks”te yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bu konuda yapılması gereken çok daha fazla pratik iş var. Üçüncü parti adayı olarak seçimlere katılmak zorlu bir iş. İmkânsız değil, ama çok zorlu. Ama vardığımız ortak görüş şu: Basitçe, mevcut sistem işlemiyor ve ülkemizi kurtarmak için yeni bir yol bulmamız gerekiyor.”
Carlson ve Kent’in yanı sıra Marjorie Taylor Greene ve Thomas Massie’nin de yer aldığı yeni hareketi kimin yöneteceği henüz belli değil.
Maine’deki Tucker Carlson’ın malikanesinde, Temsilci Thomas Massie, eski Temsilci Marjorie Taylor Greene ve diğerleriyle yapılan toplantı, Greene’in cumartesi günü paylaştığı bir fotoğrafla duyurulmuştu.
Greene, paylaşımında, “Artık yabancı savaşlara son demiştik ve bunu ciddiye almıştık; Donald Trump da bu sözü verdiği için onu desteklemiştik. Ancak o hepimizi hayal kırıklığına uğrattı. Hareket başladı,” diye yazmıştı.
Kent, Maine’deki toplantıya katılan herkesin, Carlson’a 2028’de başkanlık seçimlerine aday olmasını ısrarla tavsiye ettiğini ama Carlson’un aday olmayacağını söylediğini belirtti.
Kent, “Umarım bir gün uyanır ve Tucker aday olacağını söyler,” dedi.
Kent, grubun 2028’deki “varsayımsal üçüncü parti kampanyası” için hazırlanan politika platformunun iç meselelerin çoğunu göz ardı edeceğini ve kararlı dış müdahale karşıtı tutumlarını daha da vurgulayacağını söyledi.
Kent şöyle devam etti:
“Bence bu, çok ama çok basit bir platform ve şunu baştan kabul ediyor: pek çok iç politika ve sosyal konuda aynı fikirde olmayacağız. Sonuçta, başkan tüm bu konular hakkında bolca konuşabilir ama gerçekte elinde pek bir yetki yok. İsrail’in dış politikamızı dikte etmesini istemediğimiz konusunda hemfikiriz. Artık başka hiçbir dış savaş istemiyoruz.”
Carlson da X hesabından yaklaşık bir buçuk saatlik bir video paylaşarak, “Siyasi sistemimiz felç ve yağma içinde çökmüş durumda. Değişim geliyor. İşte Amerika’nın olması gereken hali bu,” gönderisini yayınladı.
ABD’de üçüncü parti ve bağımsız başkan adaylarının karşı karşıya olduğu zorluklar çok büyük.
Sadece oy pusulasına girebilmek için bile her eyalette farklı imza şartları ve son başvuru tarihleriyle başa çıkmak zorundadırlar.
Geçmişteki bağımsız kampanyalar, mali açıdan iki büyük partiyle rekabet edememişti.
En son üçüncü parti başkanlık kampanyası, Robert F. Kennedy Jr.’ın 2024’teki bağımsız adaylığıydı. Kennedy’nin Trump’ı desteklemesiyle seçim gününden aylar önce sona erdi.
Kampanyadan çekildiği sırada Kennedy, anketlerde tek haneli oy oranlarına sahipti ve birçok eyalette oy pusulasına girmesini engellemeye yönelik davalarla mücadele ediyordu.
Amerika
Cumhuriyetçi senatörler bütçe, kenevir ve spor yasasında karşı karşıya geldi

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçiler, bütçe uzlaşma süreci, geçici bütçe tasarısı ve üniversite sporlarına ilişkin yasa teklifleri nedeniyle kendi aralarında ve Beyaz Saray ile görüş ayrılığı yaşadı. Senato Çoğunluk Lideri John Thune, parti gündemindeki farklı başlıkların aynı anda ilerletilmeye çalışılmasının yasama sürecini çıkmaza sürükleyebileceği uyarısında bulunarak durumu “bir yasama treni raydan çıkabilir” sözleriyle değerlendirdi.
ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi senatörler, çarşamba günü parti toplantısında bütçe uzlaşma süreci, geçici bütçe tasarısı ve üniversite sporlarına ilişkin yasa teklifleri konusunda birbirleriyle ve Beyaz Saray’ın yasama ekibiyle görüş ayrılığı yaşadı.
Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Cumhuriyetçi önceliklerin aynı dönemde ilerletilmeye çalışılmasını değerlendirirken, “Bir yasama treni raydan çıkabilir, öyle değil mi?” ifadelerini kullandı.
Konuya vakıf Cumhuriyetçi kaynaklara göre Senato Bütçe Komisyonu Başkanı Ron Johnson, ağustos tatilinden önce üçüncü bir bütçe uzlaşma tasarısını ilerletmek amacıyla bütçe karar tasarısının oylanmasını istemesi nedeniyle Senato Tahsisatlar Komisyonu Başkanı Susan Collins ile tartıştı.
Yeniden seçime girecek Cumhuriyetçi senatörler arasında en kırılgan isimlerden biri olarak gösterilen Collins, meslektaşlarına bütçe karar tasarısı üzerinde değişiklik maratonuna dönüşebilecek bir genel kurul sürecine girmenin siyasi açıdan doğru olmayacağını söyledi.
Bütçe uzlaşması süreci Cumhuriyetçilere Demokratların usul engelini aşma imkanı tanırken, Demokratlara da siyasi açıdan zorlayıcı olabilecek sınırsız sayıda değişiklik önergesini oylamaya sunma fırsatı veriyor.
Toplantıya katılan bir senatörün aktardığına göre Johnson, 10 ya da 11 Senato komisyonunun uzlaşma talimatı alabileceğini, bunun da çok sayıda değişiklik önergesinin usulen uygun hale gelmesine ve basit çoğunlukla kabul edilebilmesine yol açabileceğini söyledi.
İsmini vermek istemeyen Cumhuriyetçi bir senatör ise, “Bütçe karar tasarısını görüşmeye başlama önergesine ‘evet’ oyu verirsek ve sürece girersek, değişiklik maratonu yapmak zorunda kalacağız. İnsanların kaygısı da bu” dedi.
Aynı senatör, Collins’in meslektaşlarına “Kaç tane değişiklik önergesi olacağını hayal edebiliyor musunuz?” diye sorduğunu aktardı. Senatör, Cumhuriyetçilerin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu’nu (ICE) sınırlandırmaya yönelik öneriler ya da eski Başkan Joe Biden döneminde yargılanan MAGA müttefiklerine tazminat sağlamak amacıyla oluşturulan 1,8 milyar dolarlık “silahlaştırma karşıtı” fonun kalıcı olarak kaldırılması gibi öneriler hakkında oy kullanmak zorunda kalabileceğini söyledi.
Collins dahil birçok Cumhuriyetçi senatör, ağustos tatilinden önce üçüncü uzlaşma sürecinin başlatılması önerisine karşı çıktı.
Collins, haftalardır Pentagon’un finansmanı ile düşük emtia fiyatları nedeniyle zorlanan çiftçilere yönelik desteğin olağan kongre tahsisat süreci üzerinden sağlanmasını tercih ettiğini söylüyor. Çarşamba günkü parti toplantısında yaptığı değerlendirmeler sorulduğunda ise “Öğle yemeğinde yaşananları konuşmayacağım” demekle yetindi.
Johnson ise toplantının ardından bütçe karar tasarısını Senato tatile girmeden önce ilerletmek için “hâlâ çalıştığını” söyledi.
Thune da öğle yemeği sonrasında yaptığı açıklamada, yeni bir bütçe karar tasarısını gündeme almanın “çok sayıda” komisyonu sürece dahil edeceğini ve bunun genel kurulda birçok tartışmalı konuda oylama yapılmasına yol açacağını belirtti.
Bütçe karar tasarısını gündeme almak için yeterli desteğe sahip olup olmadığı sorulan Thune, “Bunu söylemek muhtemelen zor” yanıtını verdi.
Geçici bütçe tasarısındaki kenevir düzenlemesi tartışma yarattı
Thune’un çözmek zorunda olduğu tek anlaşmazlık bütçe süreciyle sınırlı kalmadı. Senato liderliği, hükümete 11 Aralık’a kadar finansman sağlayacak geçici bütçe tasarısı ile Senato Ticaret Komisyonu Başkanı Ted Cruz’un üniversite sporcularına yapılacak ödemeleri düzenlemeyi amaçlayan yasa teklifinde de Cumhuriyetçiler arasındaki görüş ayrılıklarıyla karşı karşıya kaldı.
Cumhuriyetçi senatörler, Beyaz Saray yasama ekibiyle yapılan çarşamba günkü öğle yemeğinde, Beyaz Saray’ın geçici bütçe tasarısına eklediği ve delta-8 gibi kenevir türevli THC ürünlerine yönelik yasağın aralık ayına kadar ertelenmesini öngören düzenleme nedeniyle tartıştı.
Toplantıya katılan Cumhuriyetçiler, Beyaz Saray’ın bu düzenlemeyi önceden haber vermeden tasarıya eklemesinin ardından görüşmenin hararetli geçtiğini aktardı.
Kentucky’nin kenevir sektörünü haksız biçimde hedef aldığını savunan Senatör Rand Paul, yasağın ertelenmesini isteyen isimler arasında yer aldı. Paul, bazı Cumhuriyetçilerin söz konusu ürünlerin zararını abarttığını ileri sürerek Associated Press ve PBS NewsHour muhabirlerine şöyle konuştu:
“Her şeyi yasaklamak isteyen bu insanlar yerlerinde duramıyor. Sanki 1937 yapımı Reefer Madness filmini izlemişler ve bütün dünyanın esrara bağımlı olacağına inanıyorlar.”
Buna karşılık bazı Cumhuriyetçi senatörler, Beyaz Saray’ın desteklediği düzenlemenin tasarıdan çıkarılmasını istiyor.
Senatör Ted Budd, Cumhuriyetçi liderliğe geçici bütçe tasarısından bu hükmü çıkaracak değişiklik önergesini oylamaya sunması için baskı yapıyor.
Budd, X platformundaki paylaşımında, “Açık konuşayım: Geri adım atmayacağım. Vazgeçmeyeceğim. Hayatı tehdit eden bu kenevir boşluğu kalıcı olarak kapatılıncaya kadar durmayacağım. Bu değişikliği geçici bütçe tasarısından çıkarmalı ve bu zararlı maddeleri sektörün adlandırdığı şekilde değil, gerçekte oldukları gibi düzenlemeliyiz” ifadelerini kullandı.
Bazı Cumhuriyetçiler ise Noel döneminden hemen önce aynı tartışmanın yeniden yaşanmasını istemediklerini söyledi.
Mike Rounds, Jerry Moran ve Bill Cassidy, Budd’ın değişiklik önergesini destekleyeceklerini belirtti.
Rounds, “Bu mücadeleyi tatil döneminde vermektense şimdi vermeyi tercih ederim. Yarı sentetik kenevir ürünlerini kenevirin bir parçası olarak görmemiz için bir neden göremiyorum. Buna neyse o diyelim” dedi.
Rounds, Beyaz Saray’ın yasağı neden ertelemek istediğini anlamadığını belirterek, “Bunun nedenine dair iyi bir açıklama yoksa, hükmü tasarıdan çıkaralım ve geçici bütçe tasarısını ilerletelim” diye konuştu.
Üniversite sporları yasa tasarısı da görüş ayrılığına neden oldu
Thune ayrıca Cruz ile Senatör Maria Cantwell tarafından hazırlanan, üniversite sporcularının isim, görüntü ve benzerlik hakları karşılığında ödeme almasına ilişkin yeni kurallar getiren partiler üstü yasa teklifindeki Cumhuriyetçi itirazları da yönetmek zorunda kaldı.
Thune, yasa teklifini ilerletmek için usul oylaması başvurusu yaptı ancak Senatör Josh Hawley buna itiraz etti.
Hawley, tasarının kadın sporlarında trans sporculara ilişkin eyalet yasaklarını geçersiz kılabileceğini savunarak, “Bundan endişe duyuyorum” dedi.
Tasarıya değişiklik önergeleri sunduğunu belirten Hawley, “Ben kadın sporlarında erkeklere karşıyım ve Missouri’nin üniversite düzeyindeki uygunluğu da kapsayan bir yasağı var. Endişem, tasarının mevcut haliyle Missouri yasasını geçersiz kılacak olması. Benzer yasaklara sahip 27 eyalet var. Bunun düzeltilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Hawley, “Kadın sporlarında biyolojik erkekleri yasaklayan 27 eyalet yasasını geçersiz kılamayız. Cumhuriyetçi bir Kongre’nin Cumhuriyetçilerin çıkardığı eyalet yasalarını yürürlükten kaldırdığını düşünebiliyor musunuz?” diye konuştu.
Cruz ise bu eleştirilere katılmadı ve “Bu doğru değil. Tasarı açıkça hiçbir hükmünün Title IX’u değiştirmediğini söylüyor. Ayrıca uygunluk konusunda, eyalet yasasını ihlal edenlerin uygunluk hakkını kaybedebileceği açıkça yazıldı. Bu hüküm özellikle kadın sporlarını korumak için adım atan 27 eyaletin düzenlemelerini etkilememek amacıyla hazırlandı” dedi.
Title IX, eğitim programlarında cinsiyete dayalı ayrımcılığı yasaklayan medeni haklar yasası niteliği taşıyor.
Thune da üniversite sporlarına ilişkin düzenleme nedeniyle yaşanan anlaşmazlığın tasarının ağustos tatilinden önce kabul edilmesini engellememesini umduğunu belirterek, “Bunun çözülebileceğini umuyorum. Neyle ilgili olduğunu biliyorum ve bazı üyelerimizin onun gündeme getirdiği sorulara oldukça iyi yanıtları olduğunu düşünüyorum. Tasarıyı gündeme almak için gerekli partiler üstü desteği bulacağımızı umuyorum” dedi.
Thune ayrıca Temsilciler Meclisi’nden geçen ve Kongre üyelerinin hisse senedi alım satımını yasaklayan tasarıyı ilerletmek amacıyla da usul başvurusu yaptı.
Tasarı, federal seçimlerde seçmenlerin fotoğraflı kimlik göstermesini zorunlu kılan bir hüküm de içeriyor.
Bazı Cumhuriyetçi senatörler, eyaletlerin seçim kurallarını sıkılaştırması için öngörülen 10 milyar dolarlık finansmanın önünü açacak bütçe karar tasarısında ilerleme sağlanamazsa, ağustos tatilinden önce Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği hisse senedi alım satımı yasağını ele almak istiyor.
Stop Insider Trading Act, geçen ay Temsilciler Meclisi’nde 232’ye karşı 198 oyla kabul edildi.
Thune, söz konusu tasarı hakkında, “Pek çok üyenin oylanmasının yararlı olacağını düşündüğü bir konu. Şimdilik bazı başlıkları gündeme hazırlıyoruz. Her şeyin nasıl şekilleneceği ise hâlâ biraz belirsiz” dedi.
Amerika
Hegseth’in Kara Kuvvetleri adayı Senatoda Cumhuriyetçilerin engeline takıldı

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevine getirmek istediği Orgeneral Christopher LaNeve’in adaylığı, Senatoda hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat üyelerin itirazlarıyla karşı karşıya kaldı. Nisan ayından bu yana vekaleten görev yapan LaNeve’in asli atama onayı, dört yıldızlı generallik kıdeminin yetersizliği ve siyasi saik iddiaları nedeniyle tehlikeye girdi.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in ordunun en kıdemli üniformalı görevlerinden biri olan Kara Kuvvetleri Komutanlığı için seçtiği isim, Kongrenin her iki kanadındaki üyelerin itirazları nedeniyle Senato onayını alamama riskiyle karşı karşıya kaldı.
Nisan ayından bu yana ABD Kara Kuvvetleri Komutan vekili olarak görev yapan Orgeneral Christopher LaNeve’in Senato Silahlı Hizmetler Komisyonundan geçebilmesi için Cumhuriyetçi senatörlerin tamamının desteğine ihtiyacı bulunuyor.
Ancak konuya yakın bir kaynak ile üç milletvekilinin aktardığına göre, geçmişte Hegseth’in kıdemli askeri danışmanı olarak görev yapan LaNeve’e komisyon içinden itirazlar yükseliyor. Bu durum, orgeneralin kalıcı göreve atanma ihtimalini tehlikeye sokuyor.
Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Roger Wicker, çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, komisyondaki bazı Cumhuriyetçi üyelerin LaNeve’in adaylığına karşı çıktığından “haberdar olduğunu” belirtti. Wicker, karşı çıkan senatörlerin isimlerini vermedi.
Komisyon üyesi Cumhuriyetçi Senatör Tommy Tuberville ise şahsen tanıdığı LaNeve hakkındaki bazı endişeleri duyduğunu ifade etti.
Tuberville, “Dört yıldız kademesinde yeterince tecrübesi olmadığını söylüyorlar. Bir dördüncü yıldızı almadığınız sürece bu tecrübeyi kazanamazsınız. Bu yüzden Savaş Bakanı’nın ne istediğine bakacağım ve onun izinden gideceğim. Onu bizden daha iyi tanıyorlar” dedi. Tuberville açıklamasında Hegseth’in tercih ettiği “Savaş Bakanı” unvanını kullandı.
Alabama Senatörü, LaNeve’in bu muhalefeti aşıp aşamayacağına ilişkin bir soruya ise “Evet, aşabileceğini düşünüyorum” yanıtını verdi.
Komisyonun Demokrat üyelerinden Senatör Richard Blumenthal ise Hegseth’in “görünüşe göre siyasi nedenlerle, önceki komutanlara kıyasla daha az nitelikli birini seçmeye çalışmasından son derece endişeli” olduğunu belirtti. Blumenthal, siyasi saiklerin bu tür seçimlerde yeri olmaması gerektiğini vurguladı.
The Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD Kara Kuvvetleri İhtiyat Teşkilatı ile Iowa Kara Ulusal Muhafız Teşkilatında görev yapmış olan ve Hegseth’in çekişmeli onay sürecinde kritik bir oy kullanan Cumhuriyetçi Senatör Joni Ernst de LaNeve’in adaylığına itirazlarını dile getirdi.
Demokrat Senatör Mark Kelly, LaNeve’in adaylık dosyasını henüz “yakından” incelemediğini, ancak Cumhuriyetçi meslektaşlarının bazılarının bu konuda “pürüzler” çıkardığını bildiğini söyledi. Kelly, generalle görüşmediğini veya niteliklerini incelemediğini belirterek şu an için adaylığa karşı çıkmak adına bir gerekçesi olmadığını ekledi.
Komisyon üyesi bir diğer isim olan Cumhuriyetçi Senatör Rick Scott ise LaNeve hakkında herhangi bir “endişesi bulunmadığını” ifade etti.
Bazı milletvekilleri ve eski savunma yetkilileri, Kara Kuvvetleri Komutanlığına atanacak isimlerin bu göreve getirilmeden önce genellikle en az 18 ay boyunca dört yıldızlı bir makamda görev yaptığını hatırlatıyor. LaNeve ise yaklaşık altı aydır dördüncü yıldızı taşıyor.
Pentagon ise Savaş Bakanlığı ve Bakan Hegseth’in, LaNeve’in Kara Kuvvetleri Komutan vekili olarak sergilediği liderliğin “arkasında durduğunu” açıkladı.
Baş Pentagon Sözcüsü Sean Parnell yaptığı yazılı açıklamada, “Bakanlık, Başkan Trump’ın ABD Kara Kuvvetlerine liderlik etmesi için seçtiği adayın görevlendirilmesi ve nihayetinde onaylanması amacıyla Beyaz Saray ve Senato ile çalışmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.
Pittsburgh doğumlu olan LaNeve, piyade sınıfında göreve başladığı 1990 yılından bu yana orduda hizmet veriyor.
Adaylığının onaylanması halinde LaNeve, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) harekat alanında görev yapan askerlerin bulunduğu, askeri liderlerin insansız hava harp kabiliyetlerini artırmaya ve geniş ölçekli muharebe modernizasyonuna odaklandığı kritik bir dönemde ordunun en büyük kuvvet komutanlığının başına hızla tırmanmış olacak.
Ordu içindeki gelişmeleri değerlendirmek üzere isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir kaynak, LaNeve’in yükselişi hakkında “Kulağa yanlış geliyor, yanlış görünüyor ve yanlış hissettiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
LaNeve, Hegseth tarafından nisan ayı başlarında görevden alınan önceki komutan Orgeneral Randy George’un yerine vekaleten seçilmişti. Görevden alınan George, hem askeri kanatta hem de Kongrede geniş saygı gören bir isimdi.
Siyasi olarak ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’e yakınlığıyla bilinen ve Hegseth ile gergin ilişkileri geçen yıla dayanan Kara Kuvvetleri Müsteşarı Dan Driscoll, nisan ayında Temsilciler Meclisinde katıldığı bir oturumda George’u övmüş, ancak sivil yönetimin istediği liderleri seçme hakkı olduğunu vurgulamıştı.
Driscoll, Temsilciler Meclisi Tahsisat Komisyonu Savunma Alt Komisyonundaki oturumda, “Orgeneral George’a benden daha fazla saygı duyan kimse yoktur, kendisi muazzam ve dönüştürücü bir liderdi. Bununla birlikte, sistemimizin tasarımı gereği sivil yönetim istediği liderleri seçer, biz de bu emirleri uygularız” diye konuşmuştu.
LaNeve, Orgeneral James Mingus’un ekim ayında, görev süresinin dolmasına bir yıl kala herhangi bir açıklama yapılmaksızın emekliye ayrılmasının ardından şubat ayında Kara Kuvvetleri Komutan Yardımcılığına atanmış ve bu görev Senatoda onaylanmıştı.
Aynı kaynak, Mingus’un erken emekliliği ve Hegseth’in LaNeve tercihi için “Şartlar şüphe uyandırıcı” ifadesini kullandı.
Kuzey Karolina’daki Fort Bragg’de 82. Hava İndirme Tümeni Komutanlığı yapan LaNeve, korgeneral rütbesiyle Güney Kore’deki 8. Ordu’ya komuta etmişti.
Hegseth daha önce LaNeve hakkında yaptığı açıklamada, “Neslinin lideri olan Orgeneral LaNeve, Kara Kuvvetlerinin savaşçı ruhunu yeniden canlandırmasına, modern harp sahası için yeniden yapılanmasına ve dünya genelindeki düşmanlarımızı caydırmasına yardımcı olacaktır” demişti.
LaNeve’in, geçen yıl ocak ayında düzenlenen göreve başlama törenleri sırasında Trump’ın dikkatini çektiği belirtiliyor.
Komutanların katıldığı baloda konuşan LaNeve, Trump’a hitaben, “Efendim, komutam altında hizmet veren erkek ve kadınlar ile Kore’deki müşterek gücün parçası olan binlerce özverili asker adına, ABD’nin 47. Başkanı olarak kazandığınız zaferi kutlarım. Tekrar hoş geldiniz Sayın Başkan. Sizi yakın zamanda orada ağırlamaktan onur duyarız” demişti.
General ile kısa bir süre sohbet eden Trump ise “Bu adam tam bir sinema oyuncusu değil mi? Bir film çekiyor olsaydım, başrolü oynaması için onu seçerdim” ifadelerini kullanmıştı.
Kongrenin her iki kanadındaki Demokrat ve Cumhuriyetçiler, Hegseth’i Pentagon’daki göreve gelişinden bu yana, aralarında Kara Kuvvetlerinin üst düzey komutanlarının da bulunduğu iki düzineden fazla kıdemli askeri yetkiliyi görevden aldığı için eleştiriyor.
Senato Tahsisat Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins, geçen ay yapılan tahsisat oturumunda, “Bu durumu son derece kaygı verici buluyorum. Bu insanlar ülkemize hizmet etmek için gönüllü olmuş, Anayasamızı desteklemek ve savunmak için yemin etmiş erkek ve kadınlardır” şeklinde konuşmuştu.
Amerika
Petrol sektörü, Trump’ın olası ihracatı yasağına karşı harekete geçti

Petrol sektörü yöneticileri ve Beyaz Saray yetkilileri, yönetimin ABD petrol ihracatını kısıtlamaya yönelik herhangi bir hamleyi önlemek için yeni bir girişimde bulunuyorlar.
POLITICO’nun aktardığına göre sektör temsilcileri, bu çabaların Beyaz Saray İç Politika Konseyi, Ulusal Enerji Hakimiyeti Konseyi, Enerji Bakanlığı ve Özel Kalem Müdürü Susie Wiles’a kadar uzandığını söylüyor.
Trump, petrol fiyatlarının kasım ayındaki ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre’deki kontrolünü sürdürme şansını zedeleyebileceğini düşünüyor.
Bir enerji sektörü yöneticisi, “Bunu önlemek için sektörden ve yönetim içinden herkes el ele vermiş durumda,” dedi.
Bu kişi, Beyaz Saray yetkililerinin bu fikri resmi olarak ortaya atmadıklarını, “fakat herkesin Trump’ın yine Trump gibi davranacağını bildiğini” ekledi.
Beyaz Saray, ihracat kısıtlamalarının gündemde olmadığını savunuyor.
Beyaz Saray sözcüsü Taylor Rogers yaptığı açıklamada, “Başkan ve tüm enerji ekibi, enerji piyasasındaki geçici aksaklıkları hafifletmek için çeşitli önlemler alsa da, yönetim oldukça net bir tavır sergiledi: petrol ve doğalgaz ihracatına kısıtlama getirme planı yok,” dedi.
Beyaz Saray temsilcileri, sektör lobicilerinin ihracat konusunu görüşmek üzere belirli kurumlara veya yetkililere başvurup başvurmadığını doğrulamadı. Enerji Bakanlığı temsilcileri ise sorulara yanıt vermedi.
Ne var ki yönetim yetkilileri, İran savaşının ilk günlerinden beri ihracat yasağının gündemde olmadığını garanti etseler de, Trump’ın Haziran ayında Adalet Bakanlığı’na petrol şirketlerini fiyat şişirme suçlamasıyla soruşturma talimatı vermesi, sektörü alarm seviyesine geçirdi.
Trump’ın pazartesi günü petrol devleri Exxon Mobil ve Chevron’un “çok fazla para kazandığını” söylemesi üzerine sektördeki endişeler arttı.
Sektör yöneticileri artık, Trump’ın ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşının başlamasından bu yana patlama yaşayan yurtdışına yakıt ihracatı faaliyetlerini kısıtlayarak kendilerine karşı bir hamle yapmaya çalışabileceğinden korkuyor.
Başka bir sektör yetkilisi ise sektörün ihracat kontrolleriyle ilgili endişelerini “çok yakın zamanda” Beyaz Saray’a yinelediğini söyledi.
Trump yönetimi, fiyatları düşürmek için petrol endüstrisinden daha fazla destek gören birkaç farklı yaklaşımı halihazırda denedi.
Bunlar arasında ülkenin stratejik petrol rezervinden milyonlarca varil petrolün piyasaya sürülmesi ve ABD limanları arasında petrol ve doğal gaz taşımacılığını Amerikan gemileri dışındaki gemiler için kolaylaştırmak amacıyla Jones Yasası’nın geçici olarak askıya alınması yer alıyor.
Eski bir petrol şirketi CEO’su olan Enerji Bakanı Chris Wright ve Başkan Yardımcısı JD Vance, ihracatı sınırlama veya yasaklama fikrine defalarca karşı çıktı.
Wright mayıs ayında yaptığı açıklamada, yönetimin dizel ihracatını yasaklama seçeneğini “kesinlikle” dışladığını söylemişti.
Amerikan Petrol Enstitüsü Başkanı Mike Sommers, Trump’ın petrol ihracatını sürdürme ihtiyacını anladığından “emin” olduğunu belirterek, krizin başlarında başkanın diğer ülkeleri Amerikan petrolü satın almaya teşvik ettiğini hatırlattı:
“Yönetim, [ihracat kontrollerine] karşı olduklarını defalarca dile getirdi. Bu nedenle şu anda tutumlarında herhangi bir değişiklik olduğunu sanmıyorum. Açıkçası, sanki her üç haftada bir bu konuyu tekrardan açıklığa kavuşturmak zorunda kalıyoruz.”
Danışmanlık firması ClearView Energy salı günü müşterilerine gönderdiği yazıda, Beyaz Saray’ın yakıt ihracatını sınırlamaya yönelik bir adım atma anının “yaklaşıyor olabileceğini” belirtti.
Firma, eski Başkan Joe Biden’ın, Ukrayna savaşı nedeniyle yaşanan “benzin fiyatlarının yüksek seyrettiği uzun bir yaz”ın ardından, 2022 ara seçimleri öncesinde ihracat kısıtlamaları getirmeyi düşündüğünü kaydetti.
ABD ham petrol ihracatı geçen yıla göre yaklaşık yüzde 30 artış göstererek temmuz sonunda günlük yaklaşık 3,5 milyon varile ulaştı.
Dizel, benzin ve diğer petrol türleri gibi rafine ürünlerin sevkiyatları ise yüzde 20 artarak günlük 8 milyon varilin üzerine çıktı.
İhracata karşı çıkanlar, bu yüklerin yurt dışına gönderilmesinin yurt içinde fiyatların yükselmesine yol açtığını savunuyor.
Fakat petrol ve gaz endüstrisi, ihracata kapıyı kapatmanın iç pazara zarar vereceğini ve üretimlerinin azalmasına neden olacağını öne sürüyor.
“İhracat yasakları siyasi açıdan cazip görünebilir ama sonuçta amaçlanan etkinin tam tersine yol açacaktır,” diyen ve bu konuda Beyaz Saray ile temas halinde olduklarını belirten bir rafineri endüstrisi lobicisi, Amerikan ihracatını uluslararası pazarlardan kesmenin, “ABD’de üretim düşüşü, arz sıkıntısı, iç fiyatlar üzerinde daha fazla yukarı yönlü baskı ve hatta küresel pazarda daha büyük aksaklıklar” anlamına geleceğini savundu.
Amerikan Yakıt ve Petrokimya Üreticileri Derneği Başkanı ve CEO’su Chet Thompson, ihracat kontrollerinin ABD’li rafinerileri daha az benzin üretmeye zorlayacağını, çünkü bu süreçte üretilen dizel gibi diğer fazla yakıtları sevk etmek için ticaret kanallarını kaybedeceklerini belirtti.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi7 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı
Diplomasi1 hafta önceABD, Rusya ve Ukrayna’ya hava ateşkesi sunacak









