Bizi Takip Edin

Amerika

Petrol sektörü, Trump’ın olası ihracatı yasağına karşı harekete geçti

Yayınlanma

Petrol sektörü yöneticileri ve Beyaz Saray yetkilileri, yönetimin ABD petrol ihracatını kısıtlamaya yönelik herhangi bir hamleyi önlemek için yeni bir girişimde bulunuyorlar.

POLITICO’nun aktardığına göre sektör temsilcileri, bu çabaların Beyaz Saray İç Politika Konseyi, Ulusal Enerji Hakimiyeti Konseyi, Enerji Bakanlığı ve Özel Kalem Müdürü Susie Wiles’a kadar uzandığını söylüyor.

Trump, petrol fiyatlarının kasım ayındaki ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre’deki kontrolünü sürdürme şansını zedeleyebileceğini düşünüyor.

Bir enerji sektörü yöneticisi, “Bunu önlemek için sektörden ve yönetim içinden herkes el ele vermiş durumda,” dedi.

Bu kişi, Beyaz Saray yetkililerinin bu fikri resmi olarak ortaya atmadıklarını, “fakat herkesin Trump’ın yine Trump gibi davranacağını bildiğini” ekledi.

Beyaz Saray, ihracat kısıtlamalarının gündemde olmadığını savunuyor.

Beyaz Saray sözcüsü Taylor Rogers yaptığı açıklamada, “Başkan ve tüm enerji ekibi, enerji piyasasındaki geçici aksaklıkları hafifletmek için çeşitli önlemler alsa da, yönetim oldukça net bir tavır sergiledi: petrol ve doğalgaz ihracatına kısıtlama getirme planı yok,” dedi.

Beyaz Saray temsilcileri, sektör lobicilerinin ihracat konusunu görüşmek üzere belirli kurumlara veya yetkililere başvurup başvurmadığını doğrulamadı. Enerji Bakanlığı temsilcileri ise sorulara yanıt vermedi.

Ne var ki yönetim yetkilileri, İran savaşının ilk günlerinden beri ihracat yasağının gündemde olmadığını garanti etseler de, Trump’ın Haziran ayında Adalet Bakanlığı’na petrol şirketlerini fiyat şişirme suçlamasıyla soruşturma talimatı vermesi, sektörü alarm seviyesine geçirdi.

Trump’ın pazartesi günü petrol devleri Exxon Mobil ve Chevron’un “çok fazla para kazandığını” söylemesi üzerine sektördeki endişeler arttı.

Sektör yöneticileri artık, Trump’ın ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşının başlamasından bu yana patlama yaşayan yurtdışına yakıt ihracatı faaliyetlerini kısıtlayarak kendilerine karşı bir hamle yapmaya çalışabileceğinden korkuyor.

Başka bir sektör yetkilisi ise sektörün ihracat kontrolleriyle ilgili endişelerini “çok yakın zamanda” Beyaz Saray’a yinelediğini söyledi.

Trump yönetimi, fiyatları düşürmek için petrol endüstrisinden daha fazla destek gören birkaç farklı yaklaşımı halihazırda denedi.

Bunlar arasında ülkenin stratejik petrol rezervinden milyonlarca varil petrolün piyasaya sürülmesi ve ABD limanları arasında petrol ve doğal gaz taşımacılığını Amerikan gemileri dışındaki gemiler için kolaylaştırmak amacıyla Jones Yasası’nın geçici olarak askıya alınması yer alıyor.

Eski bir petrol şirketi CEO’su olan Enerji Bakanı Chris Wright ve Başkan Yardımcısı JD Vance, ihracatı sınırlama veya yasaklama fikrine defalarca karşı çıktı.

Wright mayıs ayında yaptığı açıklamada, yönetimin dizel ihracatını yasaklama seçeneğini “kesinlikle” dışladığını söylemişti.

Amerikan Petrol Enstitüsü Başkanı Mike Sommers, Trump’ın petrol ihracatını sürdürme ihtiyacını anladığından “emin” olduğunu belirterek, krizin başlarında başkanın diğer ülkeleri Amerikan petrolü satın almaya teşvik ettiğini hatırlattı:

“Yönetim, [ihracat kontrollerine] karşı olduklarını defalarca dile getirdi. Bu nedenle şu anda tutumlarında herhangi bir değişiklik olduğunu sanmıyorum. Açıkçası, sanki her üç haftada bir bu konuyu tekrardan açıklığa kavuşturmak zorunda kalıyoruz.”

Danışmanlık firması ClearView Energy salı günü müşterilerine gönderdiği yazıda, Beyaz Saray’ın yakıt ihracatını sınırlamaya yönelik bir adım atma anının “yaklaşıyor olabileceğini” belirtti.

Firma, eski Başkan Joe Biden’ın, Ukrayna savaşı nedeniyle yaşanan “benzin fiyatlarının yüksek seyrettiği uzun bir yaz”ın ardından, 2022 ara seçimleri öncesinde ihracat kısıtlamaları getirmeyi düşündüğünü kaydetti.

ABD ham petrol ihracatı geçen yıla göre yaklaşık yüzde 30 artış göstererek temmuz sonunda günlük yaklaşık 3,5 milyon varile ulaştı.

Dizel, benzin ve diğer petrol türleri gibi rafine ürünlerin sevkiyatları ise yüzde 20 artarak günlük 8 milyon varilin üzerine çıktı.

İhracata karşı çıkanlar, bu yüklerin yurt dışına gönderilmesinin yurt içinde fiyatların yükselmesine yol açtığını savunuyor.

Fakat petrol ve gaz endüstrisi, ihracata kapıyı kapatmanın iç pazara zarar vereceğini ve üretimlerinin azalmasına neden olacağını öne sürüyor.

“İhracat yasakları siyasi açıdan cazip görünebilir ama sonuçta amaçlanan etkinin tam tersine yol açacaktır,” diyen ve bu konuda Beyaz Saray ile temas halinde olduklarını belirten bir rafineri endüstrisi lobicisi, Amerikan ihracatını uluslararası pazarlardan kesmenin, “ABD’de üretim düşüşü, arz sıkıntısı, iç fiyatlar üzerinde daha fazla yukarı yönlü baskı ve hatta küresel pazarda daha büyük aksaklıklar” anlamına geleceğini savundu.

Amerikan Yakıt ve Petrokimya Üreticileri Derneği Başkanı ve CEO’su Chet Thompson, ihracat kontrollerinin ABD’li rafinerileri daha az benzin üretmeye zorlayacağını, çünkü bu süreçte üretilen dizel gibi diğer fazla yakıtları sevk etmek için ticaret kanallarını kaybedeceklerini belirtti.

Amerika

Hegseth’in Kara Kuvvetleri adayı Senatoda Cumhuriyetçilerin engeline takıldı

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevine getirmek istediği Orgeneral Christopher LaNeve’in adaylığı, Senatoda hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat üyelerin itirazlarıyla karşı karşıya kaldı. Nisan ayından bu yana vekaleten görev yapan LaNeve’in asli atama onayı, dört yıldızlı generallik kıdeminin yetersizliği ve siyasi saik iddiaları nedeniyle tehlikeye girdi.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in ordunun en kıdemli üniformalı görevlerinden biri olan Kara Kuvvetleri Komutanlığı için seçtiği isim, Kongrenin her iki kanadındaki üyelerin itirazları nedeniyle Senato onayını alamama riskiyle karşı karşıya kaldı.

Nisan ayından bu yana ABD Kara Kuvvetleri Komutan vekili olarak görev yapan Orgeneral Christopher LaNeve’in Senato Silahlı Hizmetler Komisyonundan geçebilmesi için Cumhuriyetçi senatörlerin tamamının desteğine ihtiyacı bulunuyor.

Ancak konuya yakın bir kaynak ile üç milletvekilinin aktardığına göre, geçmişte Hegseth’in kıdemli askeri danışmanı olarak görev yapan LaNeve’e komisyon içinden itirazlar yükseliyor. Bu durum, orgeneralin kalıcı göreve atanma ihtimalini tehlikeye sokuyor.

Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Roger Wicker, çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, komisyondaki bazı Cumhuriyetçi üyelerin LaNeve’in adaylığına karşı çıktığından “haberdar olduğunu” belirtti. Wicker, karşı çıkan senatörlerin isimlerini vermedi.

Komisyon üyesi Cumhuriyetçi Senatör Tommy Tuberville ise şahsen tanıdığı LaNeve hakkındaki bazı endişeleri duyduğunu ifade etti.

Tuberville, “Dört yıldız kademesinde yeterince tecrübesi olmadığını söylüyorlar. Bir dördüncü yıldızı almadığınız sürece bu tecrübeyi kazanamazsınız. Bu yüzden Savaş Bakanı’nın ne istediğine bakacağım ve onun izinden gideceğim. Onu bizden daha iyi tanıyorlar” dedi. Tuberville açıklamasında Hegseth’in tercih ettiği “Savaş Bakanı” unvanını kullandı.

Alabama Senatörü, LaNeve’in bu muhalefeti aşıp aşamayacağına ilişkin bir soruya ise “Evet, aşabileceğini düşünüyorum” yanıtını verdi.

Komisyonun Demokrat üyelerinden Senatör Richard Blumenthal ise Hegseth’in “görünüşe göre siyasi nedenlerle, önceki komutanlara kıyasla daha az nitelikli birini seçmeye çalışmasından son derece endişeli” olduğunu belirtti. Blumenthal, siyasi saiklerin bu tür seçimlerde yeri olmaması gerektiğini vurguladı.

The Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD Kara Kuvvetleri İhtiyat Teşkilatı ile Iowa Kara Ulusal Muhafız Teşkilatında görev yapmış olan ve Hegseth’in çekişmeli onay sürecinde kritik bir oy kullanan Cumhuriyetçi Senatör Joni Ernst de LaNeve’in adaylığına itirazlarını dile getirdi.

Demokrat Senatör Mark Kelly, LaNeve’in adaylık dosyasını henüz “yakından” incelemediğini, ancak Cumhuriyetçi meslektaşlarının bazılarının bu konuda “pürüzler” çıkardığını bildiğini söyledi. Kelly, generalle görüşmediğini veya niteliklerini incelemediğini belirterek şu an için adaylığa karşı çıkmak adına bir gerekçesi olmadığını ekledi.

Komisyon üyesi bir diğer isim olan Cumhuriyetçi Senatör Rick Scott ise LaNeve hakkında herhangi bir “endişesi bulunmadığını” ifade etti.

Bazı milletvekilleri ve eski savunma yetkilileri, Kara Kuvvetleri Komutanlığına atanacak isimlerin bu göreve getirilmeden önce genellikle en az 18 ay boyunca dört yıldızlı bir makamda görev yaptığını hatırlatıyor. LaNeve ise yaklaşık altı aydır dördüncü yıldızı taşıyor.

Pentagon ise Savaş Bakanlığı ve Bakan Hegseth’in, LaNeve’in Kara Kuvvetleri Komutan vekili olarak sergilediği liderliğin “arkasında durduğunu” açıkladı.

Baş Pentagon Sözcüsü Sean Parnell yaptığı yazılı açıklamada, “Bakanlık, Başkan Trump’ın ABD Kara Kuvvetlerine liderlik etmesi için seçtiği adayın görevlendirilmesi ve nihayetinde onaylanması amacıyla Beyaz Saray ve Senato ile çalışmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Pittsburgh doğumlu olan LaNeve, piyade sınıfında göreve başladığı 1990 yılından bu yana orduda hizmet veriyor.

Adaylığının onaylanması halinde LaNeve, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) harekat alanında görev yapan askerlerin bulunduğu, askeri liderlerin insansız hava harp kabiliyetlerini artırmaya ve geniş ölçekli muharebe modernizasyonuna odaklandığı kritik bir dönemde ordunun en büyük kuvvet komutanlığının başına hızla tırmanmış olacak.

Ordu içindeki gelişmeleri değerlendirmek üzere isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir kaynak, LaNeve’in yükselişi hakkında “Kulağa yanlış geliyor, yanlış görünüyor ve yanlış hissettiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

LaNeve, Hegseth tarafından nisan ayı başlarında görevden alınan önceki komutan Orgeneral Randy George’un yerine vekaleten seçilmişti. Görevden alınan George, hem askeri kanatta hem de Kongrede geniş saygı gören bir isimdi.

Siyasi olarak ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’e yakınlığıyla bilinen ve Hegseth ile gergin ilişkileri geçen yıla dayanan Kara Kuvvetleri Müsteşarı Dan Driscoll, nisan ayında Temsilciler Meclisinde katıldığı bir oturumda George’u övmüş, ancak sivil yönetimin istediği liderleri seçme hakkı olduğunu vurgulamıştı.

Driscoll, Temsilciler Meclisi Tahsisat Komisyonu Savunma Alt Komisyonundaki oturumda, “Orgeneral George’a benden daha fazla saygı duyan kimse yoktur, kendisi muazzam ve dönüştürücü bir liderdi. Bununla birlikte, sistemimizin tasarımı gereği sivil yönetim istediği liderleri seçer, biz de bu emirleri uygularız” diye konuşmuştu.

LaNeve, Orgeneral James Mingus’un ekim ayında, görev süresinin dolmasına bir yıl kala herhangi bir açıklama yapılmaksızın emekliye ayrılmasının ardından şubat ayında Kara Kuvvetleri Komutan Yardımcılığına atanmış ve bu görev Senatoda onaylanmıştı.

Aynı kaynak, Mingus’un erken emekliliği ve Hegseth’in LaNeve tercihi için “Şartlar şüphe uyandırıcı” ifadesini kullandı.

Kuzey Karolina’daki Fort Bragg’de 82. Hava İndirme Tümeni Komutanlığı yapan LaNeve, korgeneral rütbesiyle Güney Kore’deki 8. Ordu’ya komuta etmişti.

Hegseth daha önce LaNeve hakkında yaptığı açıklamada, “Neslinin lideri olan Orgeneral LaNeve, Kara Kuvvetlerinin savaşçı ruhunu yeniden canlandırmasına, modern harp sahası için yeniden yapılanmasına ve dünya genelindeki düşmanlarımızı caydırmasına yardımcı olacaktır” demişti.

LaNeve’in, geçen yıl ocak ayında düzenlenen göreve başlama törenleri sırasında Trump’ın dikkatini çektiği belirtiliyor.

Komutanların katıldığı baloda konuşan LaNeve, Trump’a hitaben, “Efendim, komutam altında hizmet veren erkek ve kadınlar ile Kore’deki müşterek gücün parçası olan binlerce özverili asker adına, ABD’nin 47. Başkanı olarak kazandığınız zaferi kutlarım. Tekrar hoş geldiniz Sayın Başkan. Sizi yakın zamanda orada ağırlamaktan onur duyarız” demişti.

General ile kısa bir süre sohbet eden Trump ise “Bu adam tam bir sinema oyuncusu değil mi? Bir film çekiyor olsaydım, başrolü oynaması için onu seçerdim” ifadelerini kullanmıştı.

Kongrenin her iki kanadındaki Demokrat ve Cumhuriyetçiler, Hegseth’i Pentagon’daki göreve gelişinden bu yana, aralarında Kara Kuvvetlerinin üst düzey komutanlarının da bulunduğu iki düzineden fazla kıdemli askeri yetkiliyi görevden aldığı için eleştiriyor.

Senato Tahsisat Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins, geçen ay yapılan tahsisat oturumunda, “Bu durumu son derece kaygı verici buluyorum. Bu insanlar ülkemize hizmet etmek için gönüllü olmuş, Anayasamızı desteklemek ve savunmak için yemin etmiş erkek ve kadınlardır” şeklinde konuşmuştu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Tucker Carlson’a “başkan adaylığı” teklifi

Yayınlanma

Trump karşıtı yeni muhafazakâr hareketin Tucker Carlson’a 2028 seçimlerinde başkan adaylığı teklif ettiği fakat Carlson’ın bunu reddettiği açıklandı.

Bu yılın başlarında istifa eden ve hafta sonu Carlson ile bir araya gelen eski Trump ulusal güvenlik yetkilisi Joe Kent, grubun İran’daki savaşa karşı ortak muhalefetlerini en iyi şekilde nasıl organize edecekleri konusunda strateji belirlemek üzere bir araya geldiğini söyledi.

Kent, Cenk Uygur ile Ana Kasparian’ın sunduğu talk show programı “The Young Turks”te yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bu konuda yapılması gereken çok daha fazla pratik iş var. Üçüncü parti adayı olarak seçimlere katılmak zorlu bir iş. İmkânsız değil, ama çok zorlu. Ama vardığımız ortak görüş şu: Basitçe, mevcut sistem işlemiyor ve ülkemizi kurtarmak için yeni bir yol bulmamız gerekiyor.”

Carlson ve Kent’in yanı sıra Marjorie Taylor Greene ve Thomas Massie’nin de yer aldığı yeni hareketi kimin yöneteceği henüz belli değil.

Maine’deki Tucker Carlson’ın malikanesinde, Temsilci Thomas Massie, eski Temsilci Marjorie Taylor Greene ve diğerleriyle yapılan toplantı, Greene’in cumartesi günü paylaştığı bir fotoğrafla duyurulmuştu.

Tucker Carlson: MAGA ihanete uğradı

Greene, paylaşımında, “Artık yabancı savaşlara son demiştik ve bunu ciddiye almıştık; Donald Trump da bu sözü verdiği için onu desteklemiştik. Ancak o hepimizi hayal kırıklığına uğrattı. Hareket başladı,” diye yazmıştı.

Kent, Maine’deki toplantıya katılan herkesin, Carlson’a 2028’de başkanlık seçimlerine aday olmasını ısrarla tavsiye ettiğini ama Carlson’un aday olmayacağını söylediğini belirtti.

Kent, “Umarım bir gün uyanır ve Tucker aday olacağını söyler,” dedi.

Kent, grubun 2028’deki “varsayımsal üçüncü parti kampanyası” için hazırlanan politika platformunun iç meselelerin çoğunu göz ardı edeceğini ve kararlı dış müdahale karşıtı tutumlarını daha da vurgulayacağını söyledi.

Kent şöyle devam etti:

“Bence bu, çok ama çok basit bir platform ve şunu baştan kabul ediyor: pek çok iç politika ve sosyal konuda aynı fikirde olmayacağız. Sonuçta, başkan tüm bu konular hakkında bolca konuşabilir ama gerçekte elinde pek bir yetki yok. İsrail’in dış politikamızı dikte etmesini istemediğimiz konusunda hemfikiriz. Artık başka hiçbir dış savaş istemiyoruz.”

Carlson da X hesabından yaklaşık bir buçuk saatlik bir video paylaşarak, “Siyasi sistemimiz felç ve yağma içinde çökmüş durumda. Değişim geliyor. İşte Amerika’nın olması gereken hali bu,” gönderisini yayınladı.

ABD’de üçüncü parti ve bağımsız başkan adaylarının karşı karşıya olduğu zorluklar çok büyük.

Sadece oy pusulasına girebilmek için bile her eyalette farklı imza şartları ve son başvuru tarihleriyle başa çıkmak zorundadırlar.

Geçmişteki bağımsız kampanyalar, mali açıdan iki büyük partiyle rekabet edememişti.

En son üçüncü parti başkanlık kampanyası, Robert F. Kennedy Jr.’ın 2024’teki bağımsız adaylığıydı. Kennedy’nin Trump’ı desteklemesiyle seçim gününden aylar önce sona erdi.

Kampanyadan çekildiği sırada Kennedy, anketlerde tek haneli oy oranlarına sahipti ve birçok eyalette oy pusulasına girmesini engellemeye yönelik davalarla mücadele ediyordu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD bazı göçmenlerden 250 bin dolara kadar teminat isteyecek

Yayınlanma

ABD yönetimi, mali açıdan kendisini geçindiremeyeceği gerekçesiyle daha önce vize reddi alan bazı göçmen vizesi başvuru sahiplerinden 250 bin dolara kadar teminat talep edilmesini öngören bir pilot program başlatıyor. Dışişleri Bakanlığı tarafından yürütülecek uygulama kapsamında, göçmenlerin Amerikan kamu yardım sistemine yük olmamasının garanti altına alınması hedefleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, bazı göçmenlerin göçmenlik vizesi alabilmek için yüz binlerce dolar tutarında teminat yatırmasını gerektiren bir pilot programı hayata geçiriyor.

ABD Dışişleri Bakanlığının konuya ilişkin adımını The Washington Free Beacon gazetesi duyururken, Dışişleri Bakanlığı Resmi Sözcüsü Tommy Pigott da X sosyal medya hesabından habere bağlantı vererek bilgiyi doğruladı.

Pigott açıklamasında, “Dışişleri Bakanlığı, göçmen vizesine başvuran belirli kişilerden ilk kez kamuya yük olmaları ihtimaline karşı teminat vermelerini talep edecek. Bu adım, başvuru sahiplerinin finansal bağımsızlıklarını kanıtlamalarını ve kamu yardım sistemimizin tükenmesi pahasına Amerikan mükelleflerine fatura çıkarmamalarını garanti etmek amacıyla atılmaktadır” ifadelerini kullandı.

The Washington Free Beacon’ın aktardığına göre söz konusu önlem, kendilerini geçindiremeyecekleri ve vergi mükelleflerinin sırtına yük olacakları kaygısıyla daha önce “kamuya yük olma” kriteri çerçevesinde vize reddi alan kişileri kapsayacak.

Düzenlemeyle birlikte bu durumdaki başvuru sahiplerine, yatıracakları teminat vasıtasıyla mali yeterliliklerini ispatlama imkanı tanınmış olacak.

Miktar her dosya için özel belirlenecek

Teminat miktarı ABD konsoloslukları tarafından her başvuru sahibi için bireysel olarak tespit edilecek.

Dışişleri Bakanlığı, bu hafta incelenen bazı bireysel dosyalarda teminat tutarlarının 100 bin dolar veya 250 bin dolar seviyesinde belirlendiğini bildirdi.

Bakanlık bünyesinde yapılan değerlendirmede, yürürlüğe koyulan projenin sosyal yardım bütçelerini “yüksek sağlık giderleri veya sair ihtiyaçlarla ülkeye gelen yabancıların finansal yükünden” koruyacağı vurgulandı.

The Washington Free Beacon’a konuşan bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, “ABD’ye göç etmek bir hak değil, ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığı elde etmek isteyenler, ülkemiz için bir yük değil, kazanç olacaklarını gösterebilmelidir” dedi.

Yetkili, ülkeye giriş yapan göçmenlerin “toplumdan aldıklarından daha fazlasını topluma katmaları gerektiğini” kaydetti.

Göç Çalışmaları Merkezinin verilerine dayandırılan haberde, ABD’deki yasal göçmen hanelerinin yüzde 51’inin en az bir büyük sosyal yardım programından yararlandığı, ABD doğumlularda ise bu oranın yüzde 37 seviyesinde kaldığı aktarıldı.

Yatırılan teminatlar, göçmenin geliri destekleyici nakdi yardım almaması ve devlet bütçesinden uzun süreli bir kurumda bakıma muhtaç kılınmaması halinde beş yılın ardından iade edilebilecek.

Pilot program ilk aşamada Dominik Cumhuriyeti’nden başvuran belirli kişilere uygulanacak.

Yayınlanan haberde, bu tercihin ABD’nin söz konusu ülkedeki büyükelçiliğinde yürütülen yoğun vize iş yüküyle bağlantılı olduğu kaydedildi.

Diğer vize türlerinde kalıcı teminat ve askıya alma kararları

ABD, 3 Ağustos tarihinden itibaren, kalış sürelerini ihlal eden diğer ülke vatandaşlarının turistik ve ticari vize başvurularında 20 bin dolara kadar teminat alınması uygulamasını kalıcı hale getirmişti.

Geçen yılın ağustos ayında pilot olarak başlatılan bu sistem, konsolosluklara takdir yetkileri dahilinde 5 bin, 10 bin veya 15 bin dolar teminat talep etme imkanı tanıyor ve bu meblağlar ABD’den çıkış yapıldığında iade ediliyor.

Diğer yandan ABD, 21 Ocak tarihinden itibaren 75 ülkenin vatandaşları için göçmen vizesi başvurularının işleme alınmasını süresiz olarak askıya aldı.

Kısıtlamalar, aile birleşimi vakaları da dahil olmak üzere ülkeye kalıcı yerleşim imkanı sağlayan vizeleri kapsıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English