Amerika
ABD Federal Ticaret Komisyonu, YouTube hakkında soruşturma yürütüyor

ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC), Alphabet bünyesindeki video paylaşım platformu YouTube hakkında kullanıcı hesaplarını askıya alma ve içerik kaldırma uygulamaları nedeniyle soruşturma yürütüyor. Kurum, kullanıcıların platform politikalarıyla yanıltılıp tüketiciyi koruma yasalarının ihlal edilip edilmediğini inceliyor.
ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC), Alphabet Inc. bünyesinde faaliyet gösteren video paylaşım platformu YouTube hakkında tüketiciyi koruma mevzuatının ihlal edilip edilmediğini belirlemek amacıyla soruşturma yürütüyor.
Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre kurum, platformdaki kullanıcı hesaplarının askıya alınması ve içeriklerin kaldırılması süreçlerini inceliyor.
Geçen yıldan bu yana sürdürülen soruşturmanın olası bir dava açma aşamasına yaklaştığı belirtildi. Yetkililer, YouTube’un içerikleri engellerken kendi belirlediği kuralları çiğneyip çiğnemediğini ve kullanıcıları yanıltıp yanıltmadığını araştırıyor.
Kurum yetkililerine göre kullanıcılar, belirli içerikleri yayımlamalarına izin verildiği düşüncesiyle platforma kaydolmuş, ancak daha sonra paylaşımlarının silinmesi veya hesaplarının askıya alınması durumuyla karşılaşmış olabilir.
YouTube, 6 Ocak 2021 tarihindeki Kongre baskınının ardından ABD Başkanı Donald Trump’ın hesabını askıya almış, söz konusu hesabı 2023 yılında yeniden kullanıma açmıştı.
Platform ayrıca, hatalı bilgi yayılmasına ilişkin kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle Kovid-19 ve aşılara dair çeşitli içerikleri de sistemden kaldırmıştı.
Dava açılması durumunda şirketin önünde FTC ile uzlaşma sağlama ya da mahkemede savunma yapma seçenekleri var.
Olası bir uzlaşmanın yürürlüğe girmesi için Cumhuriyetçi Parti kontenjanından görev yapan iki ismin, yani FTC Başkanı Andrew Ferguson ile Komisyon Üyesi Mark Meador’un onayı gerekiyor.
Ferguson, şirketlerin paylaşımları ve ifadeleri denetleme biçimlerine ilişkin sorumluluklarına dikkat çekerek, FTC’nin yetki alanındaki tüketiciyi koruma mevzuatının “ürün satan bir şirket için neyse, çevrim içi ifadeye erişim sağlayan bir şirket için de aynı şekilde geçerli olduğunu” dile getirdi.
Kuralların uygulanması gerektiğini vurgulayan Ferguson, “Kurallarınız ne olursa olsun onlara uymak zorundasınız. Tüketicilere platformunuzu kullanıp kullanmamaya karar verirken bir ilke gösterip uygulamada tamamen farklı davranamazsınız” dedi.
Ferguson, belirli bir şirket ismi vermeksizin, içerik denetimi kurallarını ilan eden şirketlerin bu taahhütlerine uyup uymadığını denetleme niyetinde olduklarını kaydetti.
Büyük platformların Kovid-19’un kökeni, maske zorunluluğu, aşıların etkililiği ile güvenliği ve 2020 seçimlerinin dürüstlüğü gibi başlıklarda farklı görüşleri yasakladığını belirten Ferguson, Trump’ın sosyal medya hesaplarının askıya alınmasını da bu kapsamda değerlendirdi.
Öte yandan Meta, çocuklarda sosyal medya bağımlılığına yol açtığı gerekçesiyle ABD eyaletleri tarafından açılan davalarda 17,1 milyar dolara kadar ödeme yapmayı ve bünyesindeki platformlarda gençleri korumaya yönelik önlemleri artırmayı kabul etti.
Hesap açma yaş sınırının 13 olduğu Facebook ve Instagram’da, varılan uzlaşma kapsamında gençlerin günlük kullanım süresi iki saatle sınırlandırılacak, uygulamalar gece yarısından sabah altıya kadar otomatik olarak kilitlenecek. Ebeveynler istedikleri takdirde çocukları için bu kısıtlamaları devre dışı bırakabilecek.
Meta ayrıca beğeni sayılarının gösterimini kapatacağını ve genç kullanıcılara tavsiye akışını devre dışı bırakma seçeneği sunacağını bildirdi.
Amerika
Silikon Vadisi, medyaya milyarlar akıtıyor

Silikon Vadisi şirketleri, yapay zeka modellerini telif davalarından korumak ve gerçek zamanlı verilerle eğitmek amacıyla ana akım medya kuruluşlarıyla milyar dolarlık lisans anlaşmalarına imza atıyor.
Silikon Vadisi merkezli teknoloji devlerinin ana akım medya kuruluşlarına yönelik yatırımları; doğrudan nakit akışları, teknoloji transferleri ve hukuki stratejiler ekseninde son yıllarda yeni bir boyut kazandı.
Yapay zeka modellerini telif hakkı davalarından korumayı ve internetteki yapay zeka kaynaklı düşük kaliteli içeriklerden arındırılmış yüksek kaliteli, gerçek zamanlı verilerle beslemeyi hedefleyen şirketler, milyar dolarlık bir lisanslama yarışı yürütüyor.
OpenAI agresif lisanslama stratejisiyle öne çıkıyor
Sektördeki en geniş içerik lisanslama portföyünü oluşturan OpenAI, veri satın almanın yanı sıra medya kuruluşlarını yapay zeka entegrasyonu yoluyla kendi ekosistemine dahil ediyor.
Şirket ile News Corp arasında yapılan 5 yıl vadeli anlaşma, 250 milyon doların üzerinde nakit ve teknoloji kredisini kapsıyor. Anlaşmanın yıllık ortalama nakit akışı 50 milyon dolar civarında seyrediyor.
Bu işbirliğiyle The Wall Street Journal, Barron’s, MarketWatch, The New York Post, The Times, The Sunday Times ve The Sun arşivleri ile canlı haber akışları OpenAI sistemlerine açıldı. OpenAI bu verileri GPT modellerinin eğitiminin yanı sıra ChatGPT arama sonuçlarında News Corp makalelerini özetleyip kaynak bağlantısı vererek kullanıyor.
The Media Copilot Citation Study ve pazar dinamiklerine yer veren The Wall Street Journal analizleri, lisans anlaşması yapan yayıncıların ChatGPT alıntılarında yüzde 48 oranında öncelik kazandığını ortaya koyuyor.
OpenAI ayrıca bünyesinde Politico ve Business Insider gibi yayınları barındıran Axel Springer ile 3 yıllık süreç için 25 ila 30 milyon dolar değerinde bir anlaşma imzalayarak kullanıcılara Avrupa ve ABD siyasi haberlerini anlık özetleme hakkı elde etti.
Dotdash Meredith ile yapılan ortaklıkta ise yıllık 16 milyon dolarlık sabit garanti ücretin yanında değişken ticari gelir paylaşımları belirlendi.
IAC finansal bildirimleri ve Adweek verilerine göre; People, Better Homes & Gardens, Lifewire ve InStyle gibi markaların milyonlarca makalesi OpenAI’a aktarılırken teknoloji şirketi de Dotdash Meredith’in reklam hedefleme platformu D.M.A.P.’in yapay zeka ile optimize edilmesine destek sağlıyor.
Diğer taraftan Disney CEO’su Bob Iger ve Sam Altman tarafından duyurulan The Walt Disney Company ortaklığı, 1 milyar dolarlık özsermaye yatırımı ve hisse senedi alma hakkı (varant) kombinasyonunu içeriyordu.
Anlaşma; Disney, Pixar, Marvel ve Star Wars evrenlerinden 200’den fazla karakterin metinden video üreten yapay zeka modeli Sora içinde yasal kullanımını amaçlıyordu.
Ancak The Guardian ve OpenAI Index bildirimlerine yansıyan bilgilere göre, Hollywood’un yapay zekaya yönelik direnci, oyuncu ve seslendirme sanatçılarının hakları ile OpenAI’ın Sora uygulamasına ilişkin önceliklerini değiştirmesi sonucunda milyar dolarlık entegrasyon projesinin operasyonel süreci krize girdi.
OpenAI, geleneksel medyanın yanı sıra alternatif ve yükselen medya platformlarına da yöneliyor. Şirket, geçen nisan ayında TBPN’i satın almıştı. TBPN, ikisi de risk sermayesi dünyasından gelen ortak sunucular John Coogan ve Jordi Hays tarafından sunulan bir podcast. İkili her gün, Los Angeles’taki bir stüdyodan ana akım medyadaki iş veya spor programlarını andıran üç saatlik bir program sunuyor.
Podcast ve ekibi, Clinton yönetimi dönemindeki skandalları yönetmesiyle ün kazanan, deneyimli lobici Chris Lehane’nin sorumluluğu altında. Lehane, OpenAI’nin halkla ilişkiler sorumlusu.
Silikon Vadisi’nin “paralel medya ekosistemi” teknoloji yatırımcılarının girişimlerinden ibaret değil. Örneğin Andreessen Horowitz, kendi medya imparatorluğunu kurmak için büyük yatırımlar yapıyor. Risk sermayesi şirketi, teknoloji yatırım portföyünü sergilemek ve teknoloji yanlısı bir siyaseti öne çıkarmak amacıyla podcast’ler yayınlıyor. Bu kapsamda teknoloji konusunda iyimser bakış açılarını yaygınlaştırmak ve portföylerindeki kurucuları eleştirel bir dış incelemeye tabi tutmadan öne çıkarmak amacıyla Future gibi özel yayın organları kuruldu.
Ayrıca yapay zeka platformu State Affairs (Peter Thiel’in risk sermayesi şirketi Founders Fund ve Khosla Ventures tarafından destekleniyor) gibi teknoloji destekli girişimler, kurumsal aboneler için eyalet yasama verilerini büyük dil modellerine (LLM’ler) aktarmak üzere insan muhabirler istihdam ediyor.
Meta sosyal medya trafiği yerine yapay zeka verisine yöneliyor
Facebook ve Instagram üzerinden geleneksel medyaya aktarılan dış bağlantı trafiğini kısıtlaması nedeniyle yayıncılarla anlaşmazlık yaşayan Meta, çözüm olarak yapay zeka bütçelerini devreye soktu.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre şirket, News Corp ve küresel yayıncı havuzuyla yıllık 50 milyon dolara ulaşan çok yıllı anlaşmalar yürütüyor.
Meta, açık kaynaklı Llama modellerinin internet aramalarında ve Meta AI asistanı içinde haber sunarken telif sorunlarıyla karşılaşmaması adına bu yatırımı gerçekleştiriyor.
Şirket verileri doğrudan model ağırlıklarını eğitmek yerine, asistanın kullanıcıya anlık ve yasal haber aktarmasını sağlayan RAG (erişimle zenginleştirilmiş üretim) altyapısında kullanıyor.
Apple yasal sorumluluk şartıyla müzakereler yürütüyor
Yapay zeka alanına “Apple Intelligence” entegrasyonuyla dahil olan Apple, veri toplama sürecini tamamen yasal zeminde yürütmek amacıyla Condé Nast, NBC News ve IAC gibi yayıncı gruplarıyla görüşmeler gerçekleştirdi.
The New York Times ve PCMag‘ın aktardığına göre Apple; Vogue, The New Yorker, GQ, Vanity Fair ve NBC News gibi kurumların onlarca yıllık arşivleri için grup başına çok yıllı ve en az 50 milyon dolar taban fiyatlı teklifler sundu.
Pazarlıkların uzamasındaki temel etkenin, Apple’ın sistem içinde veri işlenmesinden kaynaklanabilecek olası hukuki sorumlulukların yayıncılar tarafından da üstlenilmesini talep etmesi olduğu kaydedildi.
Perplexity AI reklam gelirlerini paylaşıyor
Medya kuruluşlarının intihal ve içerik hırsızlığı suçlamalarıyla karşılaşan Perplexity AI, olası telif davalarının önüne geçmek için “Perplexity Publishers Program” adıyla gelir paylaşım havuzu kurdu.
TIME, Fortune, Der Spiegel ve Los Angeles Times’ın yer aldığı ortaklık kapsamında başlangıçta 42,5 milyon dolarlık nakit havuzu oluşturuldu.
The Wall Street Journal ve Digiday tarafından incelenen modele göre, arama sonuçlarına reklam almaya başlayan Perplexity AI, yanıt üretirken ilgili medya organının makalesinden yararlanması durumunda elde edilen reklam gelirinin yüzde 50 ila yüzde 80’lik kısmını yayıncıya aktarıyor.
Şirket ayrıca bu medya organlarının çalışanlarına kurumsal yapay zeka aboneliği sağlıyor.
Amerika
Jackson Hole toplantısı başladı

Merkez bankası başkanlarını yıllık olarak bir araya getiren Jackson Hole toplantısı Wyoming’de başladı.
Kansas City Federal Rezerv, 1982 yılından bu yana Grand Teton Ulusal Parkı’ndaki bir dağ evinde yıllık ekonomi sempozyumunu düzenliyor.
Bu etkinlik, dünyanın dört bir yanından gelen merkez bankacıları, akademisyenler, diğer etkili ekonomi düşünürleri, politika yapıcılar ve gazetecilerin bir araya geldiği bir toplantı.
Etkinliğin ana içeriği, o yılın konusuyla ilgili önemli iktisadi fikirler üzerine hazırlanan bir dizi bildiriden oluşuyor.
Bu yılın konusu “Finansal İnovasyon: Ödemeler ve Politika Üzerindeki Etkileri” olarak belirlendi.
Fed Başkanı Kevin Warsh, cuma TSİ 17:00’de merkez bankası başkanı olarak ilk kez sahneye çıkacak ve merakla beklenen bir konuşma yapacak.
Geleneksel olarak, Fed Başkanı Jackson Hole konuşmasını özellikle önemli ve uzun vadeli bir mesaj vermek için kullanır.
Warsh, temmuz ayında yaptığı bir açıklamada, “Büyük sorular nelerdir? Verimlilik konusunda gerçekte neler oluyor? Nüfus yapısı konusunda gerçekte neler oluyor? Şokların ortasında küresel ekonomiye gerçekte neler oluyor?” gibi sorular sormak istediğini söylemişti.
Warsh, “Konuşmanın genel bir bakış sunacak mı, yoksa Eylül ile Aralık arasında gerçekleştireceğimiz tüm faaliyetler için daha geleneksel bir çerçeve mi olacağına henüz karar vermedim,” demişti.
Warsh’un o açıklamalarının ardından tahvil piyasasında bir satış dalgası yaşandı ve uzun vadeli faiz oranları hızla yükseldi.
Ekonomi yorumcuları, Warsh’un belirsiz bir tavır sergilemek ve fiyat istikrarı vaatlerini, Fed’in bunu sağlamak için atabileceği adımlara dair bir mesajla desteklemeye isteksiz görünmekle eleştirdiler.
ABD Hazine Bakanlığı, küresel piyasalara iki kez müdahale etti; önce Japon yenini desteklemek için bir Fed mekanizmasını kullandı, ardından uzun vadeli Hazine tahvillerini desteklemek için harekete geçti.
Tüm bunlar, enflasyonu kontrol altında tutmak için gerektiğinde Fed’in faiz oranlarını yükseltmeye ne kadar istekli olduğu ve küresel tahvil ve döviz piyasalarında gelecekteki müdahalelerde Hazine Bakanlığı ile işbirliği yapma rolü hakkında ciddi sorular ortaya atıyor.
Başkanlık görevine gelmeden önce Warsh, ABD tahvil ihracı ve faiz oranları konusunda iki kurum arasındaki sorumluluk sınırlarını netleştiren 1951 tarihli anlaşmayı güncelleyerek Hazine Bakanlığı ile Fed arasında yeni bir mutabakat oluşturmaktan bahsetmişti.
Hazine Bakanlığı’nın daha müdahaleci politikalar izlemeye başladığı bu dönemde, Warsh’ın aklındaki planların bazı ayrıntılarını ortaya koymaya başlamak için şimdi uygun bir zaman olabilir.
Bu yılki katılımcı listesi henüz açıklanmadı fakat geçmişte katılımcılar arasında Fed üyelerinin ve rezerv bankası başkanlarının çoğu ile onlarca yabancı merkez bankasından başkan veya üst düzey bir yardımcıları; uluslararası kuruluşlardan ve mevcut ABD yönetiminden önde gelen iktisatçılar; önde gelen akademisyenler ve özel sektör iktisatçıları.
Amerika
Joseph Stiglitz: Eşitsizliğin kökeninde sömürü var, ilerici kapitalizm lazım

Günümüzün en etkili iktisatçılarından Nobel ödüllü Joseph Stiglitz, yakın zamanda verdiği bir mülakatta “ilerici kapitalizm” çağrısında bulundu.
Dünya Bankası’nın eski baş ekonomisti Stiglitz, son yıllarda ortaya attığı “ilerici kapitalizm” terimini Surplus dergisinin genel yayın yönetmeni Lukas Scholle ile yaptığı sohbette ayrıntılandırdı.
Stiglitz, bu kavramı neoliberalizm ve klasik piyasa sosyalizminden ayırdığını belirtti. Bunun “insanları ön planda tutan bir kapitalizm biçimi” olduğunu savunan iktisatçı, “Kapitalizm, mümkün olduğunca çok sayıda insanın refahını artırmaya en uygun iktisadi, toplumsal ve siyasi örgütlenme sistemi olarak anlaşılmalı,” dedi.
Stiglitz, kaptalizmin belirleyici özelliklerinden birinin “farklı görevlerin farklı örgütlenme biçimleri gerektirdiğinin kabul edilmesi” olduğunu ileri sürdü. Buna “kurum ekolojisi” diyen iktisatçı, insanların birbirlerini etkilediğini ve bunun da düzenlemenin gerekli olduğunu söyledi.
İnsanların tek başına yapabileceğinden daha fazlasını birlikte başarabileceğini kaydeden Stiglitz, “Güçlü bireycilik efsanesi tam da budur: bir efsane. Bireyler önemlidir fakat toplumun bir parçasıdırlar ve bu yüzden toplum da önemlidir,” dedi.
Milton Friedman’ın çalışmalarını “neoliberalizmin net bir ifadesi” olarak kabul eden ve bunun özünde piyasa mekanizmaları bulunduğunu kaydeden Stiglitz, gerçekte ise hiçbir toplumun “düzenleme” olmadan işleyemeyeceğine inanıyor:
“Örneğin, bankaların düzenlenmemesi gerektiği savunulabilir. Fakat bankalar iflas ettiğinde, nihayetinde onları kurtaran toplumdur. Neoliberalizm, başlangıçta kolektif eylemin yokluğuna odaklanırken, sonuçlarla başa çıkmak için daha sonra gerekli olan kolektif eylemi görmezden gelir.”
Stiglitz’e göre bir diğer önemli fark da, “ilerici kapitalizm”in insan refahına odaklanması, buna karşılık neoliberal kapitalizmin büyük ölçüde maddi refaha yoğunlaşmış olması.
Neoliberalizmin eşitsizliğe de çok az önem verdiğine işaret eden iktisatçı, “Bu akım, yükselen dalganın tüm tekneleri yukarı kaldırdığı ve başarılı olanların bunu hak ettiği ve diğerlerinden daha fazla katkı sağladığı inancına dayanıyordu,” dedi.
Toplumdaki eşitsizliğin büyük bir kısmının bir yandan sömürüden, diğer yandan da dezavantajdan kaynaklandığına işaret eden Stiglitz, bu “dezavantajlar” arasında insanların yeterli eğitime, sağlık hizmetlerine ve fırsatlara erişememesini saydı.
“İlerici kapitalizm” teriminden daha iyisini bulamadığını kabul eden Stiglitz, “ilerici” kelimesini sevdiğini çünkü Aydınlanma’nın temel bir fikrini, “ilerlemenin mümkün olduğu ve daha iyi bir toplum inşa edebileceğimiz inancını” yansıttığını vurguladı.
“Kapitalizm” kelimesinin ise hoşuna gitmediğini, çünkü sermayeyi ve dolayısıyla tasarrufu merkeze aldığını savunan Stiglitz, “Anlattığım yaklaşım sermayeyi merkeze koymaz. Orada başka birçok şeyi merkeze alır,” dedi.
İktisatçı, bazen “yenilenmiş sosyal demokrasi” terimini tercih ettiğine işaret etti. Sosyal demokraside hoşuna giden şeyi “siyaseti, demokrasiyi ve kolektif kararların alınış biçimini vurgulaması” olarak nitelendiren Stiglitz, aynı zamanda toplumsal boyutu, “yani toplumdaki insanların refahını da” vurguladığını savundu.
Stiglitz’e göre sorun, birçok sosyal demokrat partinin neoliberal partilere dönüşmüş olması.
“Piyasa sosyalizmi” fikrini de eleştiren Stiglitz, bu görüşün piyasa mekanizmalarının kamu mülkiyetiyle birleştirilebileceği fikrine dayandığını hatırlattı. Ona göre fiyatlara, arz ve talebi dengeleme gibi mekanik bir rol atfediliyordu.
Bunun, enformasyon devriminden önceki belirli bir tarihsel dönemin ürünü olduğunu iddia eden Stiglitz, “inovasyon ve iktisadi evrim” gibi önemli konuları göz ardı ettiğini söyledi.
Modelin “teknolojinin statik olduğunu” varsaydığını ve kaynakları verimli bir şekilde tahsis etmek için fiyatları kullandığını kaydeden Stiglitz, “Sovyetler Birliği’nden klasik bir örnek çivi üretimiyle ilgilidir. Planlamacılar sadece hedef çivi sayısını belirlediklerinde, fabrikalar kolayca kırılan çiviler üretiyordu. Kaliteyi uygun şekilde belirlemek için muazzam miktarda bilgiye ihtiyaç duyulurdu,” iddiasında bulundu.
Piyasa sosyalizminin inovasyonu, uyumu ve evrimi yeterince hesaba katmadığını öne süren iktisatçı, modelin ekonomiye son derece statik bir bakış açısı sunduğunu söyledi.
On yıllar içinde iktisadi düşüncesinin nasıl değiştiğini de anlatan Stiglitz, doktora öğrencisiyken baskın modelin “rekabet modeli” olduğunu hatırlattı. Ona göre piyasa gücü ve sömürüyü yeterince incelemek için gerekli analitik araçlar yoktu. Bugün ise bu olguları anlamak için çok daha iyi yöntemlere sahipler.
Bu yüzden artık “sömürü, inovasyon, piyasa gücü ve siyasal iktisada çok daha fazla odaklandığını” kaydeden Stiglitz, “Artık siyasi aktörlerin oyunun kurallarını nasıl şekillendirdiğini daha net görüyoruz. Trump döneminde bu süreç çok belirgin hale geldi, fakat her zaman vardı, sadece daha az görünür biçimlerde,” dedi.
Yeni fikirleri siyasete dönüştürmenin “çok zor” ve “kademeli olarak” gerçekleştiğini kaydeden Stiglitz, örnek olarak sanayi politikasını gösterdi. Dünya Bankası’nda hem kendisinin hem de haleflerinin bu konuyu savunduğunu söyleyen iktisatçı, bu yıl Dünya Bankası’nın birçok kişi tarafından devrim niteliğinde kabul edilen bir sanayi politikası raporu yayınladığını hatırlattı.
Bir başka örnek ise sermaye piyasalarının serbestleştirilmesi ile ilgili. Stiglitz’e göre sınırsız sermaye akışının istikrarı bozucu bir etkiye sahip olabileceğini ve ülkelerin sermaye kontrolleri uygulamasına izin verilmesi gerektiğini savunmuştu.
IMF ve ABD Hazine Bakanlığı’nın bu tutumu kesin bir dille reddettiğinin altını çizen Stiglitz, “saldırıların oldukça acımasız” olduğunu hatırlattı ama 2011’de IMF’nin, kendisinin haklı olduğunu fiilen kabul ettiğini söyledi.
Stiglitz, “Zaferler genellikle yavaş gelir. Bazen bir fikrin kabul edilmesi yirmi yıl sürer, tam olarak uygulanması ise daha da uzun zaman alır. Bu, siyasi değişime dair evrimsel bir bakış açısıyla uyumludur. Bunlar siyasi mücadelelerdir,” dedi.
Joe Biden döneminde, piyasa gücünü sınırlamayı amaçlayan bir siyasi gündemin en net şekilde dile getirildiğini gördüklerini vurgulayan Stiglitz, Trump döneminde ise bu kısıtlamaları ortadan kaldırmaya yönelik en açık girişimin yaşandığına işaret etti.
Stiglitz, “Tartışma genellikle, sözde yeniliği engellediği iddia edilen düzenleme ile sözde yeniliği teşvik ettiği iddia edilen deregülasyon arasında bir seçim olarak çerçevelenir. Bence cevap açık: Aşırı güç yoğunlaşması, sömürüye ve çarpık bir topluma yol açar,” dedi ve ekledi:
“Elon Musk gibi insanların yönettiği bir toplum istemiyoruz. Bu onu bir trilyoner yapsa bile, bu iyi bir toplum olmaz.”
Sıradan insanların pek çoğunun kendi savunduğu türden bir gündemi desteklediğini savunan Stiglitz, zorluğn “azınlığın hâlâ orantısız bir güç kullanabilmesinde” yattığını düşünüyor.
İktisatçı, “İster servet, ister siyasi nüfuz, ister şiddet yoluyla olsun; yoğunlaşmış güç, diğer herkes için sonuçları belirleyebilir. İşte bu yüzden gelecek hâlâ belirsizliğini koruyor,” dedi.
Amerika1 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını1 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Görüş2 hafta önceBüyük Oyun III: Enerji ve Dolar Açlığıyla Şekillenen Yeni Dünya
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor
Söyleşi2 hafta önceEmekli Yarbay Daniel Davis Harici’ye konuştu: ABD, İran savaşını kaybetti
Görüş2 hafta önceJaponya’nın Savunma Beyaz Kitabı: Odakta Çin ve “Kapsamlı Ulusal Güç” Stratejisi Var
Rusya2 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 gün önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında









