Amerika
ABD destekli Machado: Venezuela’da iktidarı almaya hazırız

Nobel Barış Ödülü sahibi ve ABD destekli muhalif María Corina Machado, Nicolas Maduro yönetiminin sona ermesine ve Venezuela’da iktidarı almaya hazır olduklarını ileri sürdü.
Bloomberg’e konuşan Machado, geçen yıl başkanlık seçimlerini ezici bir çoğunlukla kazandıklarını iddia ederken, bu olaydan sonra Maduro yönetiminin “Venezuela tarihinin en kötü baskı kampanyasını başlattığını” öne sürdü.
“Binlerce insan gözaltına alındı, işkence gördü, kayboldu; çocuklar bile,” diyen Venezuelalı muhalif, arkadaşlarının ve meslektaşlarının ya hapiste, ya saklandığını ya da ülkeyi terk ettiğini söyledi.
Machado şöyle konuştu:
“Nicolás Maduro tarafından terörle suçlandım ve saklanmak zorunda kaldım. Neredeyse 15 aydır tam bir izolasyon içindeyim. Ve tabii ki, beni bulurlarsa en azından ortadan kaybolacağımı biliyorum. Öyle söylediler.”
Nobel ödülünün kendisine “kesinlikle daha fazla koruma sağladığını” kabul eden Machado, “Yıllardır [rejim], insanları ortadan kaldırabileceklerini, işkence edebileceklerini, öldürebileceklerini ve bunun bedelinin sıfır olacağını düşünüyordu. Ama cezasızlık dönemi sona erdi. Bu, Venezuela halkının morali üzerinde etkileyici bir etki yarattı. İnsanlar şarkı söylüyor, tezahürat yapıyor, kutlama yapıyor ve duygulanıyor. Bu bizi daha da bir araya getiriyor,” dedi.
Yıllardır dünyadan “Maduro rejiminin Venezuela’da yarattığı tehdidin boyutunu” anlamasını istediklerini kaydeden Machado, “Venezuela, uyuşturucu kartellerinden Kolombiyalı gerillalara, altın kaçakçılığı yapan ve yerli halkımızın topluluklarını ve ekolojiyi yok eden gruplara, silah kaçakçılığı yapan ve hatta insan kaçakçılığı ve çocuk fuhuşu yapan ağlara kadar tüm uluslararası suç ağlarının faaliyetleri için güvenli bir sığınak haline geldi,” diyerek son aylarda Donald Trump yönetiminin Maduro yönetimine karşı dile getirdiği iddiaları tekrar etti:
“Bu korkunç bir durum: Rus ajanlar, İranlı ajanlar Venezuela’da serbestçe faaliyet gösteriyor, Hizbullah ve Hamas ülkemizde bulunuyor. Yıllardır uluslararası toplumdan uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer suç faaliyetlerinden elde edilen kaynakları kesmesini istedik. Sonunda bu gerçekleşiyor.”
ABD’nin Karayiplerde yaptığı saldırıların “hayat kurtardığını” ileri süren Machado, ölümlerin sorumluluğunun Nicolás Maduro’ya ait olduğunu savundu:
“O ve Venezuela’da iktidarda olan diğer uyuşturucu kartelleri, daha fazla ölümün önlenmesi için bu faaliyetleri durdurmalıdır. Ve bakın, bu çok önemli. Savaş istemiyoruz. Bu savaşı başlatan Maduro’dur.”
Machado, “Peki ya o teknelerde bulunan insanların adil yargılanma hakkı ne olacak?” sorusuna verdiği cevapta, “elbette herkesin haklarını savunduğunu”, fakat “bunun çok acımasız bir savaş olduğunu anlamak gerektiğini” ileri sürerek cevap verdi.
Maduro’nun “geleneksel bir diktatör” olmadığını öne süren Venezuelalı muhalif, onun “Venezuela topraklarını, Venezuela kaynaklarını ve Venezuela kurumlarını bir suç kartelinin faaliyetlerine dönüştüren bir narkoterörist yapı” ile karşı karşıya olduklarını söyledi.
“Narkoterörizm” teriminin Trump yönetiminin Venezuela hakkında kullandığı terimle tamamen aynı olduğu ve ABD’nin Venezuela topraklarına saldırı düzenleme niyeti hatırlatıldığında ise Machado, “Gerginliğin tırmanmasının, Maduro’ya gidiş zamanının geldiğini anlamasını sağlamak için tek yol olduğuna inanıyorum,” diyerek Amerikan işgaline destek açıklaması yaptı:
“Bu gerginliğin tırmanmasının, Maduro’yu hâlâ destekleyenlerin ona verdikleri tüm desteği geri çekmeleri gerektiğini anlamaları için son fırsat olduğunu düşünüyorum. Maduro’nun da bunun, bizim istediğimiz ve uğruna mücadele ettiğimiz barışçıl ve düzenli bir geçişi gerçekten kolaylaştırmak için son şans olduğunu anlaması gerektiğini düşünüyorum.
[Bloomberg muhabiri] Mishal, biz Venezuela halkının yaptıklarını anlamanı rica ediyorum. 35’ten fazla hileli seçim yaşadık. Sonunda protesto ettik, kazandık ve sonra saldırıya uğradık. Binlerce protesto, barışçıl miting ve gösteri düzenledik. Her türlü kurumsal yolu denedik.”
Neofaşist olsa hadi neyse de bu klasik Latin Amerika faşisti!
“Bu rejimin ancak ABD’nin askeri gücüyle sona erdirilebileceğini mi söylüyorsunuz?” sorusuna verdiği cevapta ise Machado, “Bu, rejimin önümüzdeki günlerde ne yapacağına bağlı olacaktır. Bence inandırıcı bir tehdit oluşturmak kesinlikle gerekliydi. Yasadışı faaliyetlerin kaynaklarını kesmek kesinlikle gerekliydi, çünkü bu kaynaklar okullara veya hastanelere gitmiyor, baskı, zulüm ve yolsuzluk için kullanılıyor,” dedi.
Machado, sadece ABD hükümetindeki yetkililerle değil, Kanada, Latin Amerika, Karayipler ve Avrupa’daki yetkililerle de temas halinde olduğunu vurguladı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, Latin Amerika’ya ve bölgeden ABD’ye yönelik tehditleri en iyi anlayan kişilerden biri olduğuna inanan Machado, bakanla düzenli temas halinde olduğunu kabul etti.
“ABD’deki her iki partide de çok iyi dostlarımız ve davamızın savunucuları var. Bu, ideolojik meselelerin ötesinde bir şey,” diyen Machado, meselenin “kesinlikle ABD’nin ulusal güvenliği ve yarımküre güvenliği meselesi” olduğunu kaydetti.
Venezuela’nın meşru devlet başkanının Edmundo González Urrutia olduğunu savunan Machado, bu nedenle Maduro’nun devrilmesinin “rejim değişikliği” değil, “Venezuela halkının iradesinin uygulanması” olduğunu öne sürdü.
Machado rejim değişikliğine dair şunları söyledi:
“Son aylarda, birbirimizi koruyarak ve güvenli iletişim yolları bularak, yeraltında örgütleniyoruz. Bu tamamen merkezi olmayan bir yapı. Barışçıl bir geçişi sağlamak için, yüzbinlerce insanın gerçek zamanlı olarak iletişim halinde olduğunu söylüyorum. Çok fazla endişe duydum ve her zaman en önemli güç olan halkı gözden kaçırıyorlar. Bu, dünyadaki en uyumlu toplumdur. Evet, doğru an geldiğinde halk ortaya çıkacak ve bu, şu anda inşa ediliyor. Hükümeti devralmaya hazırız. Ekiplerimiz var, planlarımız var: ilk 100 saat, ilk 100 gün.”
Amerika
ABD Senatosunda Trump’ın İran yetkilerine engel

ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri yetkilerini sınırlandıran karar tasarısını kabul etti. Karar, başkanın İran’a karşı askeri eylemleri durdurmasını veya güç kullanımı için Kongre’den onay almasını şart koşuyor.
ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri yetkilerini sınırlandıran karar tasarısını kabul etti.
CNN’in aktardığına göre kabul edilen karar tasarısı, Başkan Trump’ın İran’a yönelik askeri eylemleri durdurmasını ya da güç kullanımı için Kongre’den özel bir izin almasını zorunlu kılıyor.
Senatoda yapılan oylama 48 oya karşı 50 oyla sonuçlandı. Kararın kabul edilmesinde, Cumhuriyetçi senatörler Rand Paul, Susan Collins, Lisa Murkowski ve Bill Cassidy’nin tasarı lehine oy kullanması belirleyici oldu. Demokrat Senatör John Fetterman ise tasarıya karşı oy verdi.
Karar tasarısının onaylanmasında ayrıca bazı Cumhuriyetçi senatörlerin oylamaya katılamaması da etkili oldu.
Kentucky Senatörü Mitch McConnell teşhis edilmeyen bir hastalık nedeniyle hastaneye kaldırıldığı için, Pennsylvania Senatörü Dave McCormick ise oylamaya katılmadığı için oy kullanamadı. Bu durum Demokratların gerekli çoğunluğu sağlamasını kolaylaştırdı.
Senato azınlık lideri Demokrat Chuck Schumer, oylama sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, Amerikan halkının Trump’ın İran konusundaki tarihi hatasının bedelini ödediğini belirterek, “Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin en başarısız dış politika girişimlerinden biri olarak tarihe geçecek” ifadelerini kullandı.
Tasarıyı destekleyen Kentucky Senatörü Rand Paul, Maine Senatörü Susan Collins, Alaska Senatörü Lisa Murkowski ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy, Temsilciler Meclisi tarafından daha önce kabul edilen ve Trump’ı İran’a yönelik askeri saldırıları durdurmaya çağıran karar tasarısına destek vermiş oldu.
Tim Kaine’in de aralarında bulunduğu bazı Demokrat senatörler, ABD ile İran arasında bir mutabakat zaptı imzalanmış ve nihai barış anlaşması için müzakerelere başlanmış olsa bile, askeri yetkileri düzenleyen bu kararın kabul edilmesinin gerekli olduğunu savunuyor.
Senato, daha önce 20 Mayıs’ta yapılan oylamada tasarıyı 47 karşı oya karşılık 50 oyla desteklemiş, ancak 17 Haziran’da yapılan bir sonraki oylamada tasarı 47’ye karşı 48 oyla reddedilmişti.
Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senatoda tasarıyı ilerletmeye yönelik önceki girişimler sonuçsuz kalmıştı.
ABD Anayasası’na göre savaş ilan etme yetkisi yalnızca Kongre’ye ait bulunuyor.
Buna karşın birçok ABD başkanı, bu kuralın kısa vadeli operasyonlar veya ülkenin doğrudan tehdit altında olduğu durumlar için geçerli olmadığı görüşünü savunuyor.
Senatonun aldığı bu karar, ağırlıklı olarak sembolik bir nitelik taşısa ve tam bir hukuki bağlayıcılığı bulunmasa da hem Temsilciler Meclisi hem de Senatodaki bazı milletvekillerinin İran’a yönelik askeri harekata ve Trump’ın çatışmayı sona erdiren anlaşmasına duyduğu tepkiyi gösteriyor.
Oylama, Pentagon’un önemli bir kısmı İran harekatının masraflarını karşılamak ve silah ile mühimmat stoklarını yenilemek üzere Kongre’den 80 milyar dolarlık bütçe talep ettiği bir dönemde gerçekleştirildi.
Amerika
Venezuela, 240 milyar dolarlık borcu yeniden yapılandıracak

Venezuela, tarihin en büyük devlet borç yeniden yapılandırmasına girişirken, daha önce tahmin edilenden çok daha yüksek olan 240 milyar dolarlık bir borç yükünü açıklayacak.
Ülkenin planlarına yakın kaynakların Financial Times’a (FT) aktardığına göre, Venezuela önümüzdeki haftalarda alacaklılara mali durumuna ilişkin ayrıntıları açıklarken, piyasa tahminleri olan 150 milyar ila 200 milyar doların önemli ölçüde üzerinde bir borç tutarını ortaya koyacak.
Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodríguez, ocak ayında ABD ordusunun düzenlediği bir operasyonla kaçırılan Nicolas Maduro döneminde yaklaşık on yıl boyunca uluslararası piyasalardan dışlanan ülkenin, bu piyasalara geri dönüşünün önünü açacak bir anlaşmayı yıl sonuna kadar alacaklılarla imzalamayı hedefliyor.
Planlara aşina olan kaynaklara göre, Caracas tarafından finansal danışman olarak görevlendirilen ABD’li yatırım bankası Centerview Partners, Venezuela’nın borcunu “sürdürülebilir” bir düzeye getirmek için bir planın hazırlanmasına yardımcı oldu.
Bu plan Temmuz ayı başında yayınlanacak.
Aynı kaynaklar, bu ayın ilerleyen günlerinde uzun süredir beklenen bir makroekonomik çerçeve de açıklanacağını belirtti.
Bu çerçeveye göre, ülkenin sarsılmış ekonomisinin büyüklüğü, Maduro’nun selefi Hugo Chávez’in iktidardaki son yılı olan 2012’deki 370 milyar dolardan düşüşle yaklaşık 100 milyar dolar olarak tahmin edilecek ve ülkenin borç-GSYİH oranı yüzde 200’ün üzerine çıkacak.
Büyük çaplı bir devlet borç yeniden yapılandırması için alışılmadık bir şekilde, borç sürdürülebilirliği analizi IMF tarafından hazırlanmadı.
Tahvil sahipleri, ülkenin mali durumuna ilişkin bu değerlendirmeyi, Venezuela’nın borçlarının değerinde önemli bir indirim talep etmesi için bir işaret olarak görecek gibi görünüyor.
Fakat Venezuela muhalefetinin bazı üyeleri, IMF’nin himayesi dışında gerçekleştirilecek hızlandırılmış bir yeniden yapılandırmanın, Venezuela’yı tahvil sahipleriyle müzakerelerde daha zayıf bir konuma sokabileceğinden endişe ediyor.
Venezuela tahvilleri, Maduro’nun kaçırılmasından önce 33 sent idi; şu anda dolar başına yaklaşık 55 sentten işlem görüyor. Fakat bu fiyatlara yıllardır ödenmemiş faizler dahil değil.
Yakın zamanda Venezuela tahvil pozisyonlarından çıkan bir yatırımcı şunları söyledi:
“Bu, borç sürdürülebilirlik analizinin IMF tarafından hazırlanmadığı ilk büyük yeniden yapılandırmalardan biri. Bu, alacaklılar arasında IMF’nin koordine ettiği bir görüşme olmalı . . . [ve] denetlenmiş uygun bir borç kapsamı olmalı.”
Venezuela’nın borç planlarına aşina olan kaynaklar, fonla Venezuela’nın iktisadi verileri konusunda teknik görüşmeler yapıldığını ve borç planının bir IMF şablonuna benzeyeceğini belirtti.
Venezuela, yedi yıllık bir aradan sonra nisan ayında IMF ile ilişkilerini yeniden başlatmıştı.
IMF sözcüsü, Venezuela tarafından açıklanan borç yeniden yapılandırma sürecine dahil olmadıklarını belirtti:
“Fon personeli, tüm üye ülkelerimizde olduğu gibi, makroekonomik görünüm de dahil olmak üzere Venezuela yetkilileriyle düzenli temas halinde. Fon, gerektiğinde yetkililere yardımcı olmaya hazır.”
Venezuela, Avro Bölgesi krizi sırasında 2012’de Yunanistan’ın 200 milyar dolarlık temerrüdünü geride bırakarak tarihteki en büyük yeniden yapılandırma olarak kayıtlara geçecek.
Venezuela’nın borçlarının çeşitliliği ve Caracas’ın alacaklılara ödemeyi kesmesinden bu yana geçen uzun süre nedeniyle, bu süreç şimdiden önceki tüm yeniden yapılandırmalardan daha karmaşık olarak görülüyordu.
Hükümetin ve devlet petrol şirketi PDVSA’nın tahvilleri, yaklaşık 60 milyar dolar artı temerrüt sonrası faiz olarak yaklaşık 40 milyar dolar ile Venezuela’nın borcunun tek başına en büyük ve en doğrulanmış kısmını oluşturuyor. Bu tutar, yılda 5 milyar dolar artıyor.
Yatırımcılar daha önce, Venezuela’nın ödenmemiş faturalar nedeniyle petrol şirketlerine ve ticari alacaklılara 30 milyar ila 50 milyar dolar, ayrıca Chávez yönetiminin şirketlerin mülklerine el koymasının ardından bu şirketlere hükmedilen 20 milyar dolardan fazla yasal tazminat borcu olduğunu tahmin etmişti.
Ayrıca Venezuela’nın, Caracas’ın daha önce petrol ihracatından ödediği ancak artık ödemelerini durdurduğu düşünülen borçlar kapsamında Çin’e 10 milyar ila 20 milyar dolar, Rusya’ya yaklaşık 6 milyar dolar ve kalkınma bankalarına 4 milyar dolar borçlu olduğu tahmin ediliyor.
Rodríguez hükümeti, birçok alacaklının beklediğinden daha hızlı hareket ederek, geçen ay, Lazard’da çalıştığı dönemde Yunanistan, Arjantin ve diğer ülkelere büyük borç anlaşmalarında yardımcı olan Fransız bankacı Matthieu Pigasse’yi Centerview’dan atayarak yeniden yapılandırma sürecini başlattı.
2020 yılında Centerview’e geçen ve daha sonra Lazard’daki ortağı Hamouda Chekir’in de kendisine katıldığı Pigasse, PDVSA’nın eski ABD kolu Citgo’nun satışında danışmanlık yapmış olması nedeniyle Caracas’ta uzun bir geçmişe sahip ve Rodríguez ile on yılı aşkın süredir yakın bir ilişkisi bulunuyor.
FT’nin eline geçen bir mektuba göre, Lazard kısa süre önce Centerview’in yerini almak amacıyla Venezuela hükümetine bir mektup göndererek, “olağanüstü bir değer” sunduğunu belirttiği yaklaşık 25 milyon dolarlık bir ücret karşılığında çalışmayı teklif etti.
Lazard, 2012’deki Yunanistan’ın borç yeniden yapılandırmasında da bu tutarı talep etmişti.
Venezuela, Lazard’ın teklifini derhal reddetti. Hükümet yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Önceki danışman seçim süreçlerimizde olduğu gibi, ekip deneyimi, uzmanlık, kaliteli analiz ve durumumuzu anlama odaklı tutarlı bir kriterler dizisi uyguladık . . . Aynı değerlendirmelere dayanarak, finansal danışmanımız olarak Centerview Partners’ı seçtik.”
Görüşmelere aşina olan diğer kaynaklar, Centerview’in ücretinin henüz kesinleşmediğini belirtti. Lazard ise yorum yapmaktan kaçındı.
Tahvil sahipleri, ülkenin petrol üretimini ne kadar hızlı canlandırabileceğine ve Maduro’nun ayrılmasından bu yana ABD’nin arabuluculuğunda yeniden başlatılan ham petrol satışlarının nasıl işlediğine odaklanıyor.
Bazı iktisadi verileri yeniden düzenli olarak yayınlamaya başlayan Venezuela merkez bankası, bu hafta açıkladığı ödemeler dengesi verilerinde, bu yılın ilk üç ayında 5,5 milyar dolarlık petrol ihracatı gerçekleştiğini gösterdi.
Bu rakam, Maduro yönetiminin son aylarındaki 4,4 milyar dolardan artış göstermiş olsa da, temerrüt ve ABD yaptırımları öncesindeki en parlak dönemine kıyasla çok daha düşük seviyede.
Aegon Asset Management’ın portföy yöneticisi Jeff Grills, “Zaman çizelgesi durumu daha da karmaşık hale getiriyor… 2026 yılına kadar bu iş halledilebilir mi? Küçük bir ihtimal var. Ama ben bunun 2027 yılına kadar süreceğini düşünüyorum,” dedi.
Amerika
New York Demokratik ön seçimlerinde Mamdani’nin adayları kazandı

New York Şehri’ndeki üç Temsilciler Meclisi ön seçimini Zohran Mamdani’nin de desteklediği “solcu” adaylar kazandı.
New York Şehri Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin geçen sene Andrew Cuomo’ya karşı elde ettiği zaferden bir yıldan az bir süre sonra, bu sonuçlar New York’taki ve çok daha ötesindeki Demokrat partinin “müesses nizam”ına önemli bir darbe vurdu.
POLITICO’ya göre bu adaylar, Demokrat Parti liderlerine, İsrail yanlısı gruplara ve Başkan Donald Trump’a yönelik eleştirileri bir araya getirdiler.
Ayrıca, seçmenlerin mevcut duruma duydukları derin öfkeyi ve siyasi kurumlara karşı memnuniyetsizliklerini de kendi lehlerine çevirdiler.
Göreve geleli bir yıl olan Mamdani için bu zaferler, yerel Demokrat kurumsal yapısını yeniden şekillendirecek siyasi gücün bir göstergesi.
Dominik göçmenleri arasında derin kökleri olan deneyimli bir Kongre üyesi olan Adriano Espaillat, belediye başkanının desteğini alan sert çizgideki Darializa Avila Chevalier’e karşı yenilgiye uğradı.
Trump’ın azil davasında baş avukat olarak öne çıkan ılımlı Demokrat milletvekili Dan Goldman, Mamdani’nin müttefiki Brad Lander’a yenildi.
Ayrıca Eyalet Meclisi Üyesi Claire Valdez, emekliye ayrılan Temsilci Nydia Velázquez’in koltuğunu kazandı ve Velázquez’in tercih ettiği halefi olan Brooklyn İlçe Başkanı Antonio Reynoso’yu mağlup etti.
Amerika Demokratik Sosyalistleri (DSA) tarafından desteklenenler de dahil olmak üzere sol adayların zaferleri, Mamdani’nin geçen yılki sürpriz seçilmesinin geçici bir durum olmadığını vurguluyor.
Yeni seçilen adaylar, geçim sıkıntısı hâlâ yaygın olarak devam ederken, “müesses nizam”ın İsrail yanlısı gruplardan emlak çıkarlarına kadar aşırı güce sahip kişi ve kuruluşlardan para aldığını savundu.
Bu “sisteme karşı” argümanın başarısı, seçmenler arasında statüko konusunda süregelen bir endişeyi ortaya koyuyor ve önümüzdeki seçim dönemlerinde diğer görevdeki adaylar için sorun yaratabilir.
Mamdani, salı günü erken saatlerde 1010 WINS’e verdiği röportajda desteklediği adaylar hakkında, “Bugünün sorunlarıyla mücadele edenlere şunu söylüyorum: Bunlar, yarının sorunlarını çözmemize yardımcı olabilecek liderler,” dedi.
Bu, Mamdani’nin geçen hafta bir seçim mitinginde dile getirdiği bir görüş; o mitingde, “çalışan kesim için somut bir değişim sağlamak yerine gerilemeyi idare eden” partinin sadece salı günü değil, 2028 başkanlık seçimlerinde de kaybedeceğini öngörmüştü.
Bu, Demokratların Kongre lideri Senatör Chuck Schumer’in seçmenlerin derin memnuniyetsizliği ortasında altıncı dönem için aday olması planlanan yıl. Geçen ay yapılan eyalet çapında bir Siena Üniversitesi anketi, seçmenlerin yüzde 52’sinin ona karşı olumsuz bir görüşe sahip olduğunu ortaya koydu. Ankete göre, seçmenlerin yalnızca yüzde 33’ü Schumer hakkında olumlu görüşe sahipti.
Uzun süredir senatörlük yapan Schumer, olağanüstü bir bağış toplayıcı olarak görülüyor ve “sol” adaylar eyalet çapında başarılı bir seçim kampanyası yürütemedi.
Yine de, 75 yaşındaki Schumer’ı koltuğundan etmek, ulusal çapta etkileri olacak büyük bir zafer elde etmeye hevesli olanlar için cazip bir hedef olacak.
Salı günkü sonuçlar, Demokratlar Temsilciler Meclisi’ni geri alırsa bir sonraki Meclis Başkanı olma şansı bulunan Jeffries için de derin sonuçlar doğurabilir.
Jeffries, salı günü seçimleri kaybeden Goldman ve Espaillat’ı desteklemişti; Velázquez’in koltuğunu devralacak aday yarışına ise müdahil olmamıştı.
Espaillat’a karşı yarışan Avila Chevalier ile Velázquez’in koltuğu için Reynoso’ya karşı yarışan Valdez, Jeffries’i destekleme konusunda henüz taahhütte bulunmadı.
Salı günü Kongre Binası’nda gazetecilere konuşan Jeffries, Mamdani’nin parti grubunu sola çekerek bir hata yapıp yapmadığı yönündeki bir soruyu reddetti.
Jeffries, “Bir ya da iki eyalette bir yönde ya da diğer yönde sonuçlanan birkaç ön seçim, Temsilciler Meclisi’ndeki Demokratlar olarak kim olduğumuzu yeniden şekillendirmeyecek,” dedi.
Brooklyn’li Demokrat, Salı akşamı Valdez’in düzenlediği partide seçim sonuçlarının gösterildiği bir TV ekranında göründüğünde Valdez’in destekçileri tarafından yuhalandı. Partide bulunanlar, önde gelen Demokrat’a röportaj yapılırken “sıra sende” diye slogan attılar.
NY1’e verdiği röportajda Jeffries, Demokratların genel seçimlerdeki çekişmeli koltuklara odaklanması gerektiğini vurguladı.
Jeffries bu koltukların, iktisadi uygunluk konusunda daha ılımlı bir mesajın vermesine bağlı olacağını öngörüyor.
Jeffries, “Seçim, Donald Trump ve Cumhuriyetçilerin Amerikan halkının yaşamını iyileştirmekteki başarısızlığına ilişkin bir referandum olacak. Gerçek bu. O başkan; göreve başladığı ilk gün maliyetleri düşüreceğine söz vermişti,” dedi.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4










