Amerika
ABD Temsilciler Meclisi komisyonu 1,15 trilyon dolarlık savunma tasarısını geçirdi

ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu, 14 saatlik maraton oturumda yaklaşık 900 değişikliği tartıştıktan sonra 1,15 trilyon dolarlık savunma bütçesi tasarısını kabul etti. Komisyondan geçen yasa tasarısında, Pentagon’daki görevden almaların bildirilmesi zorunluluğu ve Savunma Bakanlığının adının değiştirilmesi gibi dikkat çekici maddeler yer aldı.
ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu, perşembe günü geç saatlerde yıllık savunma politikası tasarısını kabul ederek yaklaşık 1,15 trilyon dolarlık devasa bütçeyi Temsilciler Meclisi genel kuruluna gönderdi. Komisyon, sunulan yaklaşık 900 değişiklik önergesinin büyük bir bölümünü 14 saat boyunca tartıştı.
2027 mali yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) olarak bilinen tasarı, komisyonda gece yarısı gerçekleşen oylamada 12’ye karşı 44 oyla kabul edildi.
Tarihsel olarak iki partinin uzlaşısıyla hareket eden komisyonda, normalde tasarı genel kurula gitmeden önce sadece bir veya iki Demokrat üye karşı oy kullanırken, bu oylamada tüm Cumhuriyetçilerin yanı sıra Demokrat üyelerin neredeyse yarısının lehte oy vermesi alışılmadık derecede düşük bir Demokrat desteği olarak kayda geçti.
Nihai oylamadan önce komisyon üyeleri, muafiyet verilmediği takdirde komisyon başkanı olarak son NDAA oturumunu yöneten Cumhuriyetçi Temsilci Mike Rogers’ı ayakta alkışladı.
Rogers, bu jest karşısında, “Beni duygulandırmak kolay değildir” ifadesini kullandı.
Kabul edilen değişiklikler arasında, Pentagon’un üst düzey askeri subayların görevden alınma gerekçelerini beş gün içinde Kongre’ye bildirmesini zorunlu kılan bir hüküm yer aldı.
Demokrat Temsilci Pat Ryan tarafından sunulan bu gereklilik, perşembe günü iki partinin ortak desteğiyle, itiraz olmaksızın yapılan sözlü oylamayla kabul edildi.
Savaş Bakanı Pete Hegseth’in Pentagon’un başına geçmesinden bu yana iki düzine üst düzey askeri subayı görevden alması, deneyimli isimlerin gerekçe gösterilmeden görevden uzaklaştırıldığı yönünde her iki partide de endişelere yol açmıştı.
Komisyon ayrıca, Ryan tarafından sunulan ve Hegseth’in 1 Mart’ta Kuveyt’teki Şuaybe Limanı’na düzenlenen ve altı ABD askerinin ölümüyle sonuçlanan ölümcül saldırıya ilişkin resmi soruşturmanın bir kopyasını savunma komisyonuna sunmasını ve konuya dair bir brifing vermesini zorunlu kılan değişikliği de onayladı.
Oturumun sürprizlerinden biri, Cumhuriyetçi Temsilci Ronny Jackson’ın, Savunma Bakanlığının adının resmen “Savaş Bakanlığı” olarak değiştirilmesini öngören değişiklik önergesinin kabul edilmesi oldu.
Bu isim, Trump yönetiminin tercih ettiği, Hegseth ile birçok Cumhuriyetçi milletvekilinin kullandığı bir unvan olarak biliniyor. Önerge 27’ye karşı 29 oyla geçti.
Bir diğer önemli oylamada komisyon, Demokrat Temsilci Marilyn Strickland’ın önergesini kabul etti. Bu önerge, bir zamanlar Konfederasyon generallerinin isimlerini taşıyan, daha sonra diğer askerleri onurlandırmak amacıyla değiştirilen ancak Trump’ın ikinci döneminde soyadı aynı olan farklı bir askere atfedilerek yeniden eski Konfederasyon isimlerine dönüştürülen askeri üslerin adlarının tekrar değiştirilmesini öngörüyor.
Ayrıca komisyon, Demokrat Temsilci Maggie Goodlander ve Cumhuriyetçi Temsilci Pat Harrigan tarafından sunulan ve yüklenici firmaların askeri teçhizatın onarımı için veri ve parçalara erişim sağlamasını zorunlu kılan “onarım hakkı” değişikliğini benimsedi.
Goodlander komisyona hitaben yaptığı konuşmada, “Bu mantıklı bir gerekliliktir. İki partinin ortaklaşa sunduğu bu değişiklik, uyuşmazlıkları ortaya çıkmadan çözmeye yardımcı olacak, süreçleri kolaylaştıracak, bürokrasiyi azaltacak ve askerlerimizi en temel işleri yapmaları için yetkilendirmemiz gerekirken ordumuzu sonsuz zorluklara sürükleyen yasal boşlukları kapatacak net bir kurallar dizisi oluşturmaktadır” dedi.
Rogers ise bu değişikliğe karşı çıkarak, düzenlemenin “haklı endişeleri” gidermeye çalışsa da “özel sektörün kendi bütçesiyle geliştirdiği fikri mülkiyet hakları üzerinde hükümete aşırı geniş yetkiler vererek çok daha büyük bir sorun yarattığını” belirtti.
Rogers, “Bu değişiklik şirketleri, fikri mülkiyetlerini korumak ile Savaş Bakanlığı ile iş yapmak arasında bir seçim yapmaya zorlayacaktır” dedi.
Senato’da da her iki partiden destek bulan bu değişikliğin kabul edilmesi, savunma sanayisinin dev şirketleri için büyük bir darbe olarak nitelendiriliyor.
Muhalefetin bütçe kesintisi teklifleri reddedildi
Demokratlar, NDAA’in devasa toplam bütçe miktarını düşürmeye, Trump sınıfı savaş gemileri için ayrılan ödenekleri kesmeye, İran savaşına karşı çıkmaya ve misket bombalarının transferini yasaklamaya çalıştı ancak bu önergelerin tamamı Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi savunma şahinleri tarafından reddedildi.
Demokrat Temsilci Seth Moulton, NDAA bütçesinden 150 milyar dolar kesilmesini öngören değişikliği hakkında, “Mevcut yönetimin bu tarihi bütçeyi uygun şekilde kullanacağına güvenmiyorum. Onlara pervasız ve tek taraflı kişisel savaşları finanse etmeleri için açık çek vermeyeceğim” dedi.
Komisyonun kıdemli Demokrat üyesi Temsilci Adam Smith, savunma politikası tasarısında Trump sınıfı savaş gemileri için ayrılan yaklaşık 2 milyar dolarlık ödeneğin kaldırılmasını öngören bir değişiklik önergesi sundu.
Smith’in önergesini destekleyen Moulton, bu savaş gemisini “dünya tarihinin en pahalı hedef tahtası” olarak nitelendirdi.
Savaş gemilerine ilişkin değişiklik reddedilirken, Smith’in Pentagon başkanının mühimmat envanterleri hakkında Kongre’ye üç ayda bir rapor sunmasını zorunlu kılan hükmü toplu paket halinde kabul edildi.
Strickland’ın, Savunma Bakanı’nın subay terfi listelerinden isimleri çıkarmasını engellemeyi ve bu kararları bozma yetkisini yalnızca başkomutana vermeyi amaçlayan değişikliği ise 26’ya karşı 30 oyla reddedildi.
Demokrat Temsilciler Don Davis ve Jared Golden Cumhuriyetçilerle birlikte oy kullanırken, Cumhuriyetçi Temsilci Austin Scott bu hükme destek verdi.
Ryan’ın, İran’a karşı daha fazla askeri operasyon düzenlenmesi için ek bütçe ayrılmasını engellemeye yönelik önerisi, Davis’in yine Cumhuriyetçilerin yanında yer almasıyla 26’ya karşı 30 oyla reddedildi.
Komisyondaki Cumhuriyetçiler, şu anda Trump yönetiminin getirdiği yeni kısıtlamalar altında bulunan askeri yayın organı Stars and Stripes’ın editoryal bağımsızlığını ve Pentagon’daki basın erişimini korumayı amaçlayan birçok değişikliği oy çokluğuyla reddetti.
Milletvekilleri, Demokrat Temsilci Sara Jacobs’ın sunduğu ve Pentagon’un son dönemdeki editoryal müdahale girişimlerine karşı Stars and Stripes’ı korumayı amaçlayan hükmü 25’e karşı 29 oyla geri çevirdi. Demokrat Temsilci Derek Tran, bu düzenlemeye karşı oy kullanan tek Demokrat oldu.
Jacobs, “165 yıldır Stars and Stripes, Pentagon’un borazanı değil, askerlerin bağımsız sesi ve gerçekleri bildiren gerçek bir gazete olmuştur” diyerek, Hegseth’in “bu mirası sona erdirmeye çalıştığını ve buna izin verilmemesi gerektiğini” ekledi.
Bu değişiklik, Stars and Stripes ombudsmanlığı makamını yasal bir statüye kavuşturacaktı. 1991 yılında oluşturulan bu görev, yayın organının editoryal bağımsızlığını denetlemek ve endişeleri Kongre’ye bildirmek amacıyla kurulmuştu.
Gazetenin son ombudsmanı Jacqueline Smith, Pentagon’un yayın organına yönelik yeni kısıtlamalarını eleştirmesinin ardından nisan ayında görevden alınmıştı.
Ocak ayında yayınlanan bir genelgeyle Pentagon tarafından yürürlüğe konulan bu kısıtlamalar, yeni içerik gereklilikleri getirmiş ve iş başvurusu yapanlara Trump’ın politika önceliklerini nasıl destekleyeceklerinin sorulmasını zorunlu kılmıştı.
Jacobs, “Bu bir sansürdür ve tehlikeli bir uyarı işaretidir. Bu pozisyonu derhal kalıcı hale getirmeliyiz” dedi.
Rogers, ombudsman rolünün önemli olduğuna katılmakla birlikte, “bakanın bir ombudsman üzerindeki denetim yetkisinin sınırlandırılmasını destekleyemeyeceğini” ifade etti.
Komisyon ayrıca, Goodlander’ın Stars and Stripes’ı Savaş Bakanlığı bünyesinde bağımsız bir kuruluş haline getirerek siyasi müdahalelere karşı denetim mekanizmaları kurmayı amaçlayan değişikliğini de 26’ya karşı 29 oyla reddetti.
Cumhuriyetçi Temsilci Don Bacon parti çizgisini aşarak lehte oy kullanırken, Tran aleyhte oy verdi.
Eski bir deniz subayı olan Goodlander, sunduğu hükmün “editoryal kararların ait oldukları yerde, yani siyasi atamaların değil profesyonel gazetecilerin ellerinde kalmasını” sağlayacağını savundu.
Rogers ise bu değişikliğe karşı yeniden söz alarak, düzenlemenin Hegseth’in “modernizasyon ve ordumuzun değerleriyle uyumlu, doğru habercilik sağlama yönündeki devam eden çabalarını engelleyeceğini” öne sürdü.
Bu düzenlemeler, Stars and Stripes danışma kurulu üyesi iki kişinin, son yapısal değişikliklerin yayının editoryal bağımsızlığına zarar verdiği iddiasıyla Pentagon’a dava açmasından bir gün sonra reddedildi.
Jacobs tarafından sunulan ve Pentagon’daki basın erişimini korumayı amaçlayan bir diğer değişiklik de yine Bacon’ın Demokratlara katılarak lehte oy vermesine rağmen 27’ye karşı 28 oyla reddedildi.
Jacobs, “Basını Pentagon’dan çıkarırsanız, Kongre’yi ve Amerikan halkını kendi adlarına ve kendi paralarıyla ne yapıldığı konusunda körleştirmiş olursunuz” dedi.
Rogers ise Pentagon’un “basın erişimine sorumlu sınırlar getirerek hassas bilgileri korumak adına ihtiyatlı bir politika belirlediğini” belirterek üyeleri değişikliğe karşı çıkmaya çağırdı.
Pentagon, Trump’ın ikinci döneminde basınla özellikle gergin bir ilişki yürütüyor ve gazeteciler artık binaya büyük ölçüde alınmıyor. Mahkemeler, bu adımlara karşı açılan davalarda çoğunlukla muhabirlerin yanında yer alsa da Pentagon kısıtlamaları artırmaya devam etti.
Son olarak savunma yetkilileri, muhabirlerin binadaki basın odasına girmesini yasakladı ve bu tesisi gizli alan ilan ederek gazetecilerin yıllardır erişim sahibi olduğu bir bölgeye girişini engelledi.
Amerika
El-Sayed, Hasan Piker’ın 11 Eylül’le ilgili açıklamalarını reddetti

NBC’nin “Meet the Press” programında verdiği röportajda El-Sayed, Piker’in “Amerika 11 Eylül’ü hak etmişti” şeklindeki sözlerinin “aptalca” olduğunu söyledi.
El-Sayed şöyle konuştu:
“Elbette bu aptalca bir açıklamaydı ve elbette Hasan’ın kendisi de bunun aptalca bir açıklama olduğunu söylerdi. O da bu sözlere mesafe koydu. Evet, Amerika 11 Eylül’ü hak etmedi, ama bilirsiniz, burada oturup, birinin bağlam dışı söylediği ve kendisinin de reddettiği aptalca bir sözü bahane ederek ‘peki, bu senin düşüncelerin hakkında ne anlama geliyor?’ diye tuzak kurmaya çalışmak… Ben, söylediklerim ve yaptıklarımdan sorumlu tutulmak istiyorum.”
El-Sayed’in bu yorumları, bu yılın başlarında POLITICO’ya verdiği röportajdan keskin bir şekilde farklılık gösteriyor.
Michiganlı Demokrat o röportajda, “tuzağa düşürme oyunu” olarak nitelendirdiği bir durumda Piker’ın görüşlerini kınamayı reddetmişti.
El-Sayed o zaman, “Buraya insanların görüşlerini reddetmeye gelmedim. Tüm bu tuzağa düşürme oyunu, platform denetimi, iptal kültürü… bunların geride kaldığını sanıyordum,” demişti.
El-Sayed Pazar günü, Piker ile birlikte yürüttüğü kampanyayı sonlandırıp sonlandırmayacağı sorusuna yanıt vermekten kaçındı.
NBC’den Kristen Welker’a, “Artık kiminle kampanya yürüttüğümden çok, kime yönelik kampanya yürüttüğümle ilgileniyorum,” dedi.
Jill Biden’dan Cumhuriyetçi adaya oy verme sinyali
Öte yandan El-Sayed’in, Demokratların kucaklamasının “kritik” olduğunu söylediği Piker’ı desteklemesi, hem Cumhuriyetçilerden hem de Demokratlardan eleştiri aldı.
Eski First Lady Jill Biden’ın basın sekreteri Michael LaRosa, cumartesi günü 11 Eylül 2001 saldırıları hakkında konuşurken El-Sayed’in Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers’a destek verdiğini ima etti.
LaRosa, sosyal medyada paylaştığı bir gönderide, “Alternatifin daha kötü olması nedeniyle 95. kattan atlayan en iyi arkadaşımın annesinin başına gelenleri hak ettiğini düşünen aşırılıkçılara karşı çıkamayacak kadar korkak olan hiç kimseyi savunmayacağım ya da desteklemeyeceğim. Onun tek suçu, o sabah işe gitmekti,” dedi.
El-Sayed’in dini inancı da Michigan’daki seçim yarışının odak noktalarından biri haline geldi. Seçilmesi halinde El-Sayed, üst mecliste görev yapacak ilk Müslüman olacak.
El-Sayed, Welker’a “bu konuyu pek fazla düşünmediğini” söylemiş olsa da, Başkan Donald Trump, El-Sayed’in İslam inancını ön plana çıkarmaya çalıştı.
Cumartesi günü, resmi kıyafetler içindeki Trump ve First Lady Melania Trump’ın fotoğrafının yanında, aday ve başörtüsü takan eşinin yer aldığı bir Truth Social paylaşımında başkan, “İki çok farklı Amerika” diye yazdı.
Bu paylaşımla ilgili sorulduğunda El-Sayed, CNN’in “State of the Union” programına aslında Trump’ın yazdığı açıklamaya katıldığını söyledi:
“Evet, haklı. Birinde, efendileriniz birbirinden hoşlanmayan ama sizden milyarlarca dolar kazanmak uğruna bir araya gelen iki kişi; diğerinde ise birbirlerini içtenlikle seven, birlikte krep yiyen, bir aile kurabilecekleri ve o ailenin iyi şeylere sahip olacağını bildikleri türden bir Amerika inşa etmek için bir araya gelmek isteyen iki kişi. Yani evet, Amerika hakkında iki farklı vizyon var.”
El-Sayed, Ukrayna’ya yardıma devam edilmesini savunuyor
Başkanın El-Sayed’i hedef alması ilk kez olmuyor. Ön seçim zaferinin ardından Trump, El-Sayed’in İsrail ve Yahudi halkından “nefret ettiğini” iddia etmişti.
El-Sayed bu iddiayı reddetti:
“Yahudiliği ve Yahudi halkını seviyor ve saygı duyuyorum. Onların dünya için bir ışık olduğuna inanıyorum. Fakat onlar AIPAC ve İsrail ile aynı şey değil.”
El-Sayed, devam eden İsrail-Hamas savaşında hem AIPAC’ı hem de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu eleştirmiş ve İsrail’in Gazze’deki eylemlerini “soykırım” olarak nitelendirmişti.
Ayrıca, seçilmesi halinde, Ukrayna’ya ek yardım gönderilmesine destek verdiğini belirtmesine rağmen, İsrail’e ek yardım gönderilmesini desteklemeyeceğini de söylemişti.
El-Sayed pazar günü NBC’ye verdiği demeçte şunları söyledi:
“Ukrayna’da ise, komşu bir egemen ülkenin lideri tarafından gerçekleştirilen saldırılardan bahsediyoruz; bu lider, Ukrayna halkının egemenliğini ihlal etmeye çalışarak uluslararası hukuku açıkça çiğnemiştir. Bu durum, söz konusu koşullara bağlıdır. Yıllardır, koşullara bakılmaksızın İsrail’e koşulsuz askeri yardım sunuyoruz. Ve şunu da belirtmeliyim ki, bu sadece İsrail ile sınırlı değil; Mısır da, Ürdün de ve Suudi Arabistan da dahil. İşte fark bu. Mesele koşullarda yatıyor.”
AOC: İlerici hareketin başarısı, kuşaksal dev bir dalga
New York eyaleti Demokrat Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez, pazar günü yaptığı açıklamada, sandık başına giden genç nesillerin, ara seçimler öncesinde “ilerici” bir dalganın ülkeyi kasıp kavurmasının nedenini açıkladığını söyledi.
Demokratik sosyalist adaylar ülke genelinde ön seçimlerde zaferler elde etti. Bunlardan en önemlisi, Abdul El-Sayed’in geçen salı günü Michigan eyaletindeki Demokrat Parti Senato ön seçimlerinde milletvekili Haley Stevens’ı geride bırakarak galip gelmesiydi.
Ocasio-Cortez, “This Week” programında ABC sunucusu Jonathan Karl’a, “İnsanlar pazartesi sabahı olayları geriye dönük olarak değerlendirip hangi demografik grupların nereye oy verdiğini tartışırken, göz ardı edilen en önemli unsur nesiller arası dev dalga, bir tsunamidir,” dedi.
Ocasio-Cortez, Demokratların geçmiş seçimlerde genç seçmenleri kaybettiği gerçeğine atıfta bulunarak, Demokratların kazanan bir koalisyon kurma sorumluluğu olduğunu ve bunun aynı zamanda gençlerin ilgilendiği konulara duyarlı olmak anlamına geldiğini belirtti.
AOC, “Y kuşağı artık asi gençler değil. Bizler, ev kredisi ve çocukları olan yetişkinleriz. Ve biz, o nesil, sandıkta belirleyici olmaya başlıyoruz,” dedi.
Ocasio-Cortez, nesil faktörüne vurgu yaparken, demokratik sosyalistlerin yıllar boyunca “suç” konusunda benimsedikleri bazı tutumlardan da uzaklaştı.
Demokratik sosyalistlerin Covid döneminde suç oranını düşürme konusunu ele alma biçimlerinin (örneğin polisin bütçesinin kesilmesi çağrısı gibi) bugün suç hakkında konuşma biçimlerinden “temelden farklı” olduğunu anlattı.
2020-21 yıllarında Covid salgınının zirve yaptığı döneme atıfta bulunan Ocasio-Cortez şunları söyledi:
“O kapanmalar nedeniyle gördüğümüz en yüksek işsizlik oranlarından bazıları yaşandı ve bence bizi daha iyi bir duruma getirecek her türlü politikayı değerlendirmeye gerçekten açık bir ortam vardı.”
Demokratik sosyalistlerin partiyi “mahvedeceği” yönündeki ılımlı Demokratların endişelerine yanıt veren Ocasio-Cortez, sıradan seçmenler arasındaki düşünce çeşitliliğinin Amerika’nın temel bir gerçeği olduğunu söyledi.
AOC, “Bir yerlerdeki birinin neye inandığı konusunda endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum. Bence insanların yaşamlarını iyileştirmek için planımızın ne olduğuna odaklanmalıyız,” dedi.
Obama, Michigan’daki her iki Senato adayıyla da temasa geçti
Eski Başkan Barack Obama, cuma günü hem Abdul El-Sayed’i hem de Temsilci Haley Stevens’ı aradı.
Obama, zorlu bir ön seçim sürecinin ardından Michigan Demokratlarını birleştirme çabalarını övdü ve El-Sayed’in genel seçimlerdeki Senato kampanyasına destek verdi.
Eski başkanın düşüncelerine yakın bir kaynağa göre, Obama’nın El-Sayed ile yaptığı görüşme “erken bir destek” sinyali niteliğinde.
Kampanya sözcüsü POLITICO’ya yaptığı açıklamada, Obama ve El-Sayed’in cuma günü görüştüğünü ve “sıcak ve cesaret verici bir görüşme yaptıklarını, kasım ayında Michigan’ı kazanmak için Demokratları birleştirmek üzere birlikte çalışmayı dört gözle beklediklerini” belirtti.
El-Sayed, POLITICO ile paylaştığı bir açıklamada, “Bazen kahramanlarınızla gerçekten tanışmanız gerekir,” dedi.
El-Sayed daha önce eski başkan hakkında sert sözler sarf etmiş ve 2020 yılında yayımlanan “Healing Politics” adlı kitabında, onun başkanlık döneminin “ilham verici niyetlerin yerine getirilememesine” yol açtığını yazmıştı.
El-Sayed, pazar günü NBC’nin “Meet the Press” programında, “Onun Michigan’da bulunması, seçilmesine yardımcı olan koalisyon için çok büyük bir anlam ifade ederdi,” dedi.
Bu, kampanyanın sert geçen ön seçimlerin ardından ilişkileri düzeltmeye çalıştığının en son işareti.
Kamala Harris’ten El-Sayed’e destek
Obama’nın telefon görüşmeleri, eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris ile eski Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg ve Arizonalı Demokrat Senatör Mark Kelly dahil olmak üzere 2028 Demokrat başkanlık yarışının diğer potansiyel adaylarının benzer görüşmelerinin ardından geldi.
Harris yaptığı basın açıklamasında, “Abdul, Amerika’nın çalışan ailelerinin karşı karşıya olduğu krizlere cesur çözümler bulmamız gerektiğini biliyor ve bu mücadeleye hazır. Kasım ayında Demokratların Senato çoğunluğunu kazanmamızı sağlamak için gururla onun yanında duruyorum,” dedi.
Obama ayrıca ön seçimlerin ardından Cuma günü Stevens’ı aradı. Konuya yakın bir kaynağa göre, eski başkan “Kasım ayında Michigan’ı kazanmak için Demokratları birleştirmeye odaklanmasını takdir ediyor.”
ABD Otomotiv Kurtarma Görev Gücü’nün genel sekreteri olarak Obama ile olan bağlarından yararlanan Stevens, Obama’ya “Michigan’a gelip Demokratlar için kampanya yapmasını” söylediğini aktardı.
Amerika
Google, yapay zeka yönetimini Londra’dan Kaliforniya’ya taşıyor

Google, yapay zeka birimlerini kapsamlı biçimde yeniden düzenleyerek geliştirme çalışmalarının denetimini Londra’dan Kaliforniya’daki merkezine taşıyor. Financial Times’a göre değişiklik, Gemini modellerinin geliştirilmesine etkin biçimde katılan kurucu ortak Sergey Brin’in etkisini güçlendirirken Demis Hassabis, Google DeepMind’ın yönetiminden ayrılıyor. Şirket, OpenAI ve Anthropic’e yetişmeye çalışıyor.
Google, yapay zeka birimlerinde kapsamlı bir yeniden yapılanmaya giderek geliştirme çalışmalarının denetimini Londra’dan Kaliforniya’daki merkezine taşıyor.
Financial Times’ın (FT) haberine göre bu değişiklik, Gemini modellerinin geliştirilmesine etkin biçimde katılan Google kurucu ortağı Sergey Brin’in etkisini güçlendiriyor. Şirket, OpenAI ve Anthropic’e yetişmeye çalışıyor.
Demis Hassabis, Google DeepMind’ın yöneticiliğinden ayrılarak operasyonel yönetimi yeni kıdemli başkan yardımcısı Koray Kavukçuoğlu’na devrediyor.
Hassabis, Alphabet’ın baş bilim insanı olarak görevini sürdürecek ve uzun vadeli araştırmalara yoğunlaşacak. Şirket yönetimi, bu düzenlemenin Hassabis’in potansiyelinden daha etkili biçimde yararlanılmasını sağlayacağı görüşünde.
Financial Times’ın kaynaklara dayandırdığı haberine göre görev değişiklikleri yalnızca yöneticilerin yer değiştirmesinden ibaret değil.
DeepMind’ın on yıldır süren araştırma kültürü yerini daha katı bir ticari anlayışa bırakıyor. Google’ın amiral gemisi Gemini modellerinin geliştirilmesi artık Mountain View’da merkezileştirilmiş durumda.
Hassabis yeni görevinde, ticari sorumluluklardan ayrılarak uzun vadeli araştırmalar ile genel yapay zeka (AGI) meselelerine odaklanacak.
Sergey Brin Gemini çalışmalarında daha etkin rol üstleniyor
Uzun yıllar şirketin günlük yönetiminde yer almayan Sergey Brin, OpenAI’ın ChatGPT’yi piyasaya sürmesinden sonra yeniden Google’ın yapay zeka stratejisindeki başlıca isimlerden biri haline geldi.
Brin, Gemini’nin geliştirilmesine etkin biçimde müdahil oluyor. Yapay zeka çalışmalarının denetiminin Kaliforniya’ya dönmesiyle Brin’in etkisi artık kurumsal yapıya da yerleşiyor.
Haziran başında, Google’ı bünyesinde barındıran ABD’li Alphabet Inc.’in 80 milyar dolar tutarında hisse ihraç etmeyi planladığı açıklanmıştı.
Bu kaynağın büyük bölümünün yapay zeka altyapısını güçlendirmek ve hesaplama kapasitesini artırmak için kullanılması planlanıyor.
Reuters’ın aktardığına göre Alphabet, son bir yılda altı para birimi üzerinden 85 milyar dolardan fazla borçlanma sağladı. Bunun sonucunda şirketin toplam borcu 100 milyar doları aştı.
Amerika
FDA, Moderna’nın mRNA grip aşısını onayladı

ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), ilk mRNA grip aşısını onaylayarak, yaygın olarak görülen veya özellikle bulaşıcı virüs suşlarını hızla hedef almayı kolaylaştıracak bir teknolojinin kullanımının önünü açtı.
Moderna tarafından üretilen ve mFLUSIVA adı verilen aşının onaylanması, Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. tarafından yönlendirilen mRNA araştırmalarına yönelik bir dizi darbenin ardından geldi.
Bu darbeler arasında, hükümetin Biyomedikal İleri Araştırma ve Geliştirme Kurumu (BARDA) aracılığıyla mRNA teknolojisiyle aşı geliştirmek amacıyla yürütülen 22 projenin iptali de yer alıyordu.
FDA, bu yılın başlarında Moderna’nın onay başvurusunu incelemeyi bile reddetmişti ama kamuoyundaki tepkilerin ardından hızla kararını değiştirdi.
Grip, her yıl dünya çapında 300.000’den fazla kişinin ölümüne neden oluyor ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, 2024-25 sezonunda özellikle şiddetli geçerek ABD’de tahmini 45.000 ölüm ile sonuçlandı.
Bu sayının içinde çocuklarda bildirilen en az 297 vaka da bulunuyor.
Yeni aşı, 50 ila 64 yaş arası kişiler için onaylandı. FDA, 65 yaş ve üstü yetişkinler için hızlandırılmış onay verdi.
Bu, aşının yaygın kullanımına olanak tanıyor ve takip çalışmasının sonuçları kabul edilebilir bulunursa tam onaya dönüştürülebilir.
Şirket, aşının 2026-27 solunum yolu virüs sezonu için hazır olmasını beklediğini belirtti.
Moderna CEO’su Stéphane Bancel yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Grip, hâlâ önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor ve mFLUSIVA, Amerika’daki yaşlılar için önemli bir yeni seçenek sunuyor. Bu onay, mRNA platformumuzun sürekli bilimsel yenilikler yoluyla önemli halk sağlığı sorunlarının çözümüne katkıda bulunma potansiyelini de yansıtıyor.”
mRNA teknolojisi, vücuda bir virüsün bir parçasını üretmesini söyler ve bu da vücudun bağışıklık tepkisini tetikler.
Bu teknoloji, dünya çapında yüz milyonlarca kişiye uygulanan Covid aşılarında kullanılan teknolojiydi.
İki bilim insanı, mRNA teknolojisi alanındaki çalışmaları nedeniyle 2023 yılında Nobel Ödülüne layık görüldü.
2021 yılında bir aşı aktivisti olarak Kennedy, FDA’ya mRNA Covid aşılarının piyasaya sürülmesinden altı ay sonra piyasadan çekilmesi için dilekçe vermişti.
Şirket, 50 ila 64 yaşları arasındaki yaklaşık 41.000 kişiyi, aşının etkili olduğunu ama eski teknolojiyle üretilen bir aşıya kıyasla daha fazla yan etkiye sahip olduğunu ortaya koyan büyük çaplı bir çalışmaya dahil etti.
Çalışmada, yaklaşık 21.000 kişi Moderna aşısını, yaklaşık aynı sayıda kişi ise karşılaştırma aşısını aldı.
Altı ay içinde, Moderna aşısı olanlardan 411’i gribe yakalanırken, diğer gri aşıyı olanlardan 557’si gribe yakalandı. Bu da yaklaşık yüzde 27’lik bir göreceli etkinlik oranına karşılık geliyor.
Fakat Moderna aşısını olanlarda daha fazla yan etki bildirildi: Katılımcıların yaklaşık üçte ikisi enjeksiyon yerinde ağrı, yüzde 45’i yorgunluk ve yüzde 38’i baş ağrısı bildirdi.
Bu oranlar, karşılaştırma grubuna kıyasla yaklaşık iki kat daha yüksekti.
Araştırmacıların Moderna aşısıyla ilişkili olduğunu değerlendirdiği ciddi olaylar arasında bir bayılma vakası, üç günlük hastaneye yatışa neden olan bir düşük tansiyon vakası ve bir perimiyokardit vakası, yani kalp zarının ve kalp kasının iltihaplanması yer aldı.
FDA’nın Moderna aşısını incelemeyi ilk başta reddetmesi, geniş çaplı ve genel olarak olumlu sonuçlar veren bir klinik deneme gerçekleştirmiş köklü bir şirkete yönelik son derece sıra dışı bir hamleydi.
Bu karar, o dönemde kurumun aşı bölümünün başkanı olan Dr. Vinay Prasad tarafından verildi.
Dr. Prasad, ilaç şirketleri ve FDA’ya yönelik keskin gözlü bir akademik eleştirmen olarak ün kazanmıştı. Daha sonra Kennedy’nin sesli bir destekçisi haline geldi.
Dünya Basını2 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi2 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını2 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını2 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Dünya Basını1 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Görüş2 hafta önceAteş altındaki Mısır: Dimyat saldırısı küresel enerji piyasaları için ne anlama geliyor?
Dünya Basını2 hafta önceABD-Japonya ittifakını savaşa hazır hâle getirmek için altı maddelik plan









