Bizi Takip Edin

Amerika

Pentagon personel sayısını yüzde 10’un üzerinde azalttı

Yayınlanma

Pentagon yetkilileri, etkilerini pek dikkate almadan bakanlıklarının personel sayısını yüzde 10’dan fazla azalttı.

Bugün (5 Haziran) yayınlanan bir Kongre denetim kurumu raporuna göre, bu etkileri değerlendirme konusunda hâlâ herhangi bir planları bulunmuyor.

Bakanlık, 2025 yılında gönüllü istifalar, zorunlu işten çıkarmalar ve son yıllara kıyasla yaklaşık 60.000 daha az yeni işe alımla sonuçlanan bir işe alım dondurma politikası ile 78.000 sivil çalışanı işten çıkardı.

Hükümet Sorumluluk Ofisi’nin (GAO) raporunda şunlar yazıyor:

“(…) Savunma Bakanlığı’nın 2025’te veya önceki yıllarda bu azaltmaların etkilerini tutarlı bir şekilde analiz etmediğini tespit ettik. Savunma Bakanlığı’nın ayrıca, 2025’teki işgücü azaltmalarından çıkarılan dersleri değerlendirmek için bir planı da yok.”

Rapora verdikleri yanıtta Pentagon yetkilileri, “Bakanlığın işgücü azaltma çabalarının uygulanmasından çıkarılan dersleri toplamak ve paylaşmak için bir plan geliştirmeleri ve uygulamaları” gerektiği konusunda hemfikir oldular.

Yetkililer bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair bir açıklama yapmadı.

Savunma Bakanı Pete Hegseth göreve başladıktan kısa bir süre sonra, Pentagon sivil işgücünün yüzde 5 ila 8’ini azaltacağını duyurmuştu.

Bir yıl içinde bu sayı, işten çıkarılan deneme süresindeki çalışanlar, ertelenen istifalar ve gönüllü erken emeklilikler dahil olmak üzere yaklaşık 110.000’e, Pentagon sivil çalışanlarının yaklaşık yüzde 14’üne yükseldi.

İşe alım dondurmasından muaf tutulan az sayıdaki iş için yaklaşık 30.000 kişi işe alındı, bu da net kaybı yüzde 10’un biraz üzerine çıkardı.

GAO’nun bulgularına göre, Trump yönetiminin 2026 mali yılı bütçe talebinde işgücü kesintisi hedefine alınan 28 Savunma Bakanlığı ajansı, ofisi ve diğer kuruluşundan en az üçü, kesintilerin neden ve nasıl yapılacağına dair Kongreye gerekli açıklamayı sunmadı.

Rapora göre bunlar, Genelkurmay, Savunma Tehdit Azaltma Ajansı ve Savunma Sözleşmesi Denetim Ajansı idi.

GAO, “Birim yetkililerine göre, Savunma Bakanlığı bu analizin ne zaman ve nasıl yürütüleceği ve belgeleneceği konusunda herhangi bir rehberlik sağlamamıştı,” sonucuna vardı.

Ayrıca GAO, Pentagon’un kesintilerin üretkenliği nasıl etkilediğini değerlendirmeyi planlamadığını da tespit etti.

Mart ayında, Kamu Hizmeti Ortaklığı bir anket yayınladı ve bu ankete göre, mevcut yönetim döneminde Savunma Bakanlığı çalışanlarının morali dibe vurmuştu.

Ankete göre, Ordu Bakanlığı çalışanlarının yalnızca yüzde 9’u “Savaş Bakanı Pete Hegseth’in siyasi liderlik ekibinin işgücünde yüksek düzeyde motivasyon yarattığı” görüşüne katılmıştı.

Bu oran, ankete katılan büyük devlet kurumları arasında en yüksek memnuniyet oranıydı.

Amerika

ABD Temsilciler Meclisi komisyonu 1,15 trilyon dolarlık savunma tasarısını geçirdi

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu, 14 saatlik maraton oturumda yaklaşık 900 değişikliği tartıştıktan sonra 1,15 trilyon dolarlık savunma bütçesi tasarısını kabul etti. Komisyondan geçen yasa tasarısında, Pentagon’daki görevden almaların bildirilmesi zorunluluğu ve Savunma Bakanlığının adının değiştirilmesi gibi dikkat çekici maddeler yer aldı.

ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu, perşembe günü geç saatlerde yıllık savunma politikası tasarısını kabul ederek yaklaşık 1,15 trilyon dolarlık devasa bütçeyi Temsilciler Meclisi genel kuruluna gönderdi. Komisyon, sunulan yaklaşık 900 değişiklik önergesinin büyük bir bölümünü 14 saat boyunca tartıştı.

2027 mali yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) olarak bilinen tasarı, komisyonda gece yarısı gerçekleşen oylamada 12’ye karşı 44 oyla kabul edildi.

Tarihsel olarak iki partinin uzlaşısıyla hareket eden komisyonda, normalde tasarı genel kurula gitmeden önce sadece bir veya iki Demokrat üye karşı oy kullanırken, bu oylamada tüm Cumhuriyetçilerin yanı sıra Demokrat üyelerin neredeyse yarısının lehte oy vermesi alışılmadık derecede düşük bir Demokrat desteği olarak kayda geçti.

Nihai oylamadan önce komisyon üyeleri, muafiyet verilmediği takdirde komisyon başkanı olarak son NDAA oturumunu yöneten Cumhuriyetçi Temsilci Mike Rogers’ı ayakta alkışladı.

Rogers, bu jest karşısında, “Beni duygulandırmak kolay değildir” ifadesini kullandı.

Kabul edilen değişiklikler arasında, Pentagon’un üst düzey askeri subayların görevden alınma gerekçelerini beş gün içinde Kongre’ye bildirmesini zorunlu kılan bir hüküm yer aldı.

Demokrat Temsilci Pat Ryan tarafından sunulan bu gereklilik, perşembe günü iki partinin ortak desteğiyle, itiraz olmaksızın yapılan sözlü oylamayla kabul edildi.

Savaş Bakanı Pete Hegseth’in Pentagon’un başına geçmesinden bu yana iki düzine üst düzey askeri subayı görevden alması, deneyimli isimlerin gerekçe gösterilmeden görevden uzaklaştırıldığı yönünde her iki partide de endişelere yol açmıştı.

Komisyon ayrıca, Ryan tarafından sunulan ve Hegseth’in 1 Mart’ta Kuveyt’teki Şuaybe Limanı’na düzenlenen ve altı ABD askerinin ölümüyle sonuçlanan ölümcül saldırıya ilişkin resmi soruşturmanın bir kopyasını savunma komisyonuna sunmasını ve konuya dair bir brifing vermesini zorunlu kılan değişikliği de onayladı.

Oturumun sürprizlerinden biri, Cumhuriyetçi Temsilci Ronny Jackson’ın, Savunma Bakanlığının adının resmen “Savaş Bakanlığı” olarak değiştirilmesini öngören değişiklik önergesinin kabul edilmesi oldu.

Bu isim, Trump yönetiminin tercih ettiği, Hegseth ile birçok Cumhuriyetçi milletvekilinin kullandığı bir unvan olarak biliniyor. Önerge 27’ye karşı 29 oyla geçti.

Bir diğer önemli oylamada komisyon, Demokrat Temsilci Marilyn Strickland’ın önergesini kabul etti. Bu önerge, bir zamanlar Konfederasyon generallerinin isimlerini taşıyan, daha sonra diğer askerleri onurlandırmak amacıyla değiştirilen ancak Trump’ın ikinci döneminde soyadı aynı olan farklı bir askere atfedilerek yeniden eski Konfederasyon isimlerine dönüştürülen askeri üslerin adlarının tekrar değiştirilmesini öngörüyor.

Ayrıca komisyon, Demokrat Temsilci Maggie Goodlander ve Cumhuriyetçi Temsilci Pat Harrigan tarafından sunulan ve yüklenici firmaların askeri teçhizatın onarımı için veri ve parçalara erişim sağlamasını zorunlu kılan “onarım hakkı” değişikliğini benimsedi.

Goodlander komisyona hitaben yaptığı konuşmada, “Bu mantıklı bir gerekliliktir. İki partinin ortaklaşa sunduğu bu değişiklik, uyuşmazlıkları ortaya çıkmadan çözmeye yardımcı olacak, süreçleri kolaylaştıracak, bürokrasiyi azaltacak ve askerlerimizi en temel işleri yapmaları için yetkilendirmemiz gerekirken ordumuzu sonsuz zorluklara sürükleyen yasal boşlukları kapatacak net bir kurallar dizisi oluşturmaktadır” dedi.

Rogers ise bu değişikliğe karşı çıkarak, düzenlemenin “haklı endişeleri” gidermeye çalışsa da “özel sektörün kendi bütçesiyle geliştirdiği fikri mülkiyet hakları üzerinde hükümete aşırı geniş yetkiler vererek çok daha büyük bir sorun yarattığını” belirtti.

Rogers, “Bu değişiklik şirketleri, fikri mülkiyetlerini korumak ile Savaş Bakanlığı ile iş yapmak arasında bir seçim yapmaya zorlayacaktır” dedi.

Senato’da da her iki partiden destek bulan bu değişikliğin kabul edilmesi, savunma sanayisinin dev şirketleri için büyük bir darbe olarak nitelendiriliyor.

Muhalefetin bütçe kesintisi teklifleri reddedildi

Demokratlar, NDAA’in devasa toplam bütçe miktarını düşürmeye, Trump sınıfı savaş gemileri için ayrılan ödenekleri kesmeye, İran savaşına karşı çıkmaya ve misket bombalarının transferini yasaklamaya çalıştı ancak bu önergelerin tamamı Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi savunma şahinleri tarafından reddedildi.

Demokrat Temsilci Seth Moulton, NDAA bütçesinden 150 milyar dolar kesilmesini öngören değişikliği hakkında, “Mevcut yönetimin bu tarihi bütçeyi uygun şekilde kullanacağına güvenmiyorum. Onlara pervasız ve tek taraflı kişisel savaşları finanse etmeleri için açık çek vermeyeceğim” dedi.

Komisyonun kıdemli Demokrat üyesi Temsilci Adam Smith, savunma politikası tasarısında Trump sınıfı savaş gemileri için ayrılan yaklaşık 2 milyar dolarlık ödeneğin kaldırılmasını öngören bir değişiklik önergesi sundu.

Smith’in önergesini destekleyen Moulton, bu savaş gemisini “dünya tarihinin en pahalı hedef tahtası” olarak nitelendirdi.

Savaş gemilerine ilişkin değişiklik reddedilirken, Smith’in Pentagon başkanının mühimmat envanterleri hakkında Kongre’ye üç ayda bir rapor sunmasını zorunlu kılan hükmü toplu paket halinde kabul edildi.

Strickland’ın, Savunma Bakanı’nın subay terfi listelerinden isimleri çıkarmasını engellemeyi ve bu kararları bozma yetkisini yalnızca başkomutana vermeyi amaçlayan değişikliği ise 26’ya karşı 30 oyla reddedildi.

Demokrat Temsilciler Don Davis ve Jared Golden Cumhuriyetçilerle birlikte oy kullanırken, Cumhuriyetçi Temsilci Austin Scott bu hükme destek verdi.

Ryan’ın, İran’a karşı daha fazla askeri operasyon düzenlenmesi için ek bütçe ayrılmasını engellemeye yönelik önerisi, Davis’in yine Cumhuriyetçilerin yanında yer almasıyla 26’ya karşı 30 oyla reddedildi.

Komisyondaki Cumhuriyetçiler, şu anda Trump yönetiminin getirdiği yeni kısıtlamalar altında bulunan askeri yayın organı Stars and Stripes’ın editoryal bağımsızlığını ve Pentagon’daki basın erişimini korumayı amaçlayan birçok değişikliği oy çokluğuyla reddetti.

Milletvekilleri, Demokrat Temsilci Sara Jacobs’ın sunduğu ve Pentagon’un son dönemdeki editoryal müdahale girişimlerine karşı Stars and Stripes’ı korumayı amaçlayan hükmü 25’e karşı 29 oyla geri çevirdi. Demokrat Temsilci Derek Tran, bu düzenlemeye karşı oy kullanan tek Demokrat oldu.

Jacobs, “165 yıldır Stars and Stripes, Pentagon’un borazanı değil, askerlerin bağımsız sesi ve gerçekleri bildiren gerçek bir gazete olmuştur” diyerek, Hegseth’in “bu mirası sona erdirmeye çalıştığını ve buna izin verilmemesi gerektiğini” ekledi.

Bu değişiklik, Stars and Stripes ombudsmanlığı makamını yasal bir statüye kavuşturacaktı. 1991 yılında oluşturulan bu görev, yayın organının editoryal bağımsızlığını denetlemek ve endişeleri Kongre’ye bildirmek amacıyla kurulmuştu.

Gazetenin son ombudsmanı Jacqueline Smith, Pentagon’un yayın organına yönelik yeni kısıtlamalarını eleştirmesinin ardından nisan ayında görevden alınmıştı.

Ocak ayında yayınlanan bir genelgeyle Pentagon tarafından yürürlüğe konulan bu kısıtlamalar, yeni içerik gereklilikleri getirmiş ve iş başvurusu yapanlara Trump’ın politika önceliklerini nasıl destekleyeceklerinin sorulmasını zorunlu kılmıştı.

Jacobs, “Bu bir sansürdür ve tehlikeli bir uyarı işaretidir. Bu pozisyonu derhal kalıcı hale getirmeliyiz” dedi.

Rogers, ombudsman rolünün önemli olduğuna katılmakla birlikte, “bakanın bir ombudsman üzerindeki denetim yetkisinin sınırlandırılmasını destekleyemeyeceğini” ifade etti.

Komisyon ayrıca, Goodlander’ın Stars and Stripes’ı Savaş Bakanlığı bünyesinde bağımsız bir kuruluş haline getirerek siyasi müdahalelere karşı denetim mekanizmaları kurmayı amaçlayan değişikliğini de 26’ya karşı 29 oyla reddetti.

Cumhuriyetçi Temsilci Don Bacon parti çizgisini aşarak lehte oy kullanırken, Tran aleyhte oy verdi.

Eski bir deniz subayı olan Goodlander, sunduğu hükmün “editoryal kararların ait oldukları yerde, yani siyasi atamaların değil profesyonel gazetecilerin ellerinde kalmasını” sağlayacağını savundu.

Rogers ise bu değişikliğe karşı yeniden söz alarak, düzenlemenin Hegseth’in “modernizasyon ve ordumuzun değerleriyle uyumlu, doğru habercilik sağlama yönündeki devam eden çabalarını engelleyeceğini” öne sürdü.

Bu düzenlemeler, Stars and Stripes danışma kurulu üyesi iki kişinin, son yapısal değişikliklerin yayının editoryal bağımsızlığına zarar verdiği iddiasıyla Pentagon’a dava açmasından bir gün sonra reddedildi.

Jacobs tarafından sunulan ve Pentagon’daki basın erişimini korumayı amaçlayan bir diğer değişiklik de yine Bacon’ın Demokratlara katılarak lehte oy vermesine rağmen 27’ye karşı 28 oyla reddedildi.

Jacobs, “Basını Pentagon’dan çıkarırsanız, Kongre’yi ve Amerikan halkını kendi adlarına ve kendi paralarıyla ne yapıldığı konusunda körleştirmiş olursunuz” dedi.

Rogers ise Pentagon’un “basın erişimine sorumlu sınırlar getirerek hassas bilgileri korumak adına ihtiyatlı bir politika belirlediğini” belirterek üyeleri değişikliğe karşı çıkmaya çağırdı.

Pentagon, Trump’ın ikinci döneminde basınla özellikle gergin bir ilişki yürütüyor ve gazeteciler artık binaya büyük ölçüde alınmıyor. Mahkemeler, bu adımlara karşı açılan davalarda çoğunlukla muhabirlerin yanında yer alsa da Pentagon kısıtlamaları artırmaya devam etti.

Son olarak savunma yetkilileri, muhabirlerin binadaki basın odasına girmesini yasakladı ve bu tesisi gizli alan ilan ederek gazetecilerin yıllardır erişim sahibi olduğu bir bölgeye girişini engelledi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den Küba’ya yeni yaptırımlar

Yayınlanma

ABD, Küba Cumhurbaşkanı ve yakın ailesinin bazı üyelerinin yanı sıra Castro ailesinin üyelerine ve bazıdevlet kurumlarına yönelik yeni yaptırımlar uygulayacağını duyurdu.

Yaptırımların hedefinde, artık resmi bir görevde bulunmasa da adanın geleceğine ilişkin kararlarda kilit bir figür olmaya devam eden eski Cumhurbaşkanı Raúl Castro’nun oğlu ve torunu da yer aldı.

Başkan Miguel Diaz-Canel, eşi ve üvey oğlu da ABD Hazine Bakanlığı tarafından açıklanan son yaptırımların hedefinde yer aldı.

Küba Devrimci Silahlı Kuvvetler Bakanlığı (MINFAR), Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü (ICAP), Amistur Cuba A.Ş., Devrim Savunma Komiteleri (CDR) ve Minera La Victoria A.Ş. de yaptırım uygulanan kurumlar.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio şunları söyledi:

“On yıllardır Küba, radikal sol terörün dünya başkenti konumundadır. Havana rejimi, kıtamızda ve ötesinde şiddet yanlısı Marksist ve Üçüncü Dünya hareketlerini saflarına katmış, eğitmiş ve desteklemiştir. Bugün, Küba’nın yıkıcı ve radikal faaliyetlerini mümkün kılan ve finanse eden ağı hedef alıyoruz.”

Rubio, ABD’nin “zehirli ve kötü ‘devrimini ABD’ye ve başka yerlere ihraç eden radikal Marksist rejimleri” artık tolere etmeyeceğini söyledi.

Rubio, “Bu yaptırım uygulanan aktörlere hizmet sağlayan herkes, kendileri de yaptırım riskiyle karşı karşıya. Bu kuruluşlara hizmet sağlayan yabancı bankalar ve diğer şirketler, bu faaliyetlerini dondurmalıdır,” dedi.

Fiili bir yakıt ablukası, Ada’daki enerji krizini derinleştirdi ve zaten kırılgan olan ekonomisini vurdu.

Hazine Bakanlığı’nın son adımları, Washington’un 2025 yılında Küba cumhurbaşkanı ve diğer üst düzey hükümet yetkililerine vize kısıtlaması getirmesinin ardından geldi.

Trump, Küba hükümetinin Venezuela’dan sonra ABD’nin baskısına boyun eğecek bir sonraki ülke olabileceğini defalarca ima etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Yapay zeka ve veri merkezleri doğalgaza talebi artırıyor

Yayınlanma

Bloomberg’e göre yapay zeka ve veri merkezlerinin hızla artan elektrik ihtiyacı, Kuzey Amerika’da doğalgaz sektörüne yönelik ilgiyi yeniden güçlendiriyor. Yatırımcılar, uzun vadeli sözleşmelerle desteklenen yeni gaz santrali projelerini yapay zeka büyümesine yatırım yapmanın en somut yollarından biri olarak görüyor.

Yapay zekanın gelişimi ve veri merkezlerinin sayısının yanı sıra kapasitelerindeki hızlı artışın tetiklediği elektrik ihtiyacı, Kuzey Amerika doğalgaz piyasasında bir “rönesans” yaşanmasına yol açıyor.

Bloomberg’in aktardığı verilere göre, elektrik enerjisine yönelik talep artışı doğalgaza olan ilgiyi yeniden zirveye taşıyor.

Alternatif varlık yönetimi alanında faaliyet gösteren öncü yatırım şirketi KKR & Co. Ortağı Brandon Freiman, enerji sektörünün yıllar süren durgun talep döneminden yeni bir büyüme döngüsüne geçtiğini ifade etti.

Freiman, yapay zekanın bu büyümeyi destekleyen en belirgin faktörlerden biri haline geldiğini vurguladı.

Sohn Montreal Yatırım Konferansı’nda konuşan Freiman, enerji sektörüne yatırım yapmanın “yapay zeka üzerine bahis oynamanın en somut yollarından biri” haline geldiğine dikkat çekti.

Freiman, artık model geliştiricileri veya çip üreticileri arasında bir seçim yapmaya gerek kalmadığını, doğrudan bilgi işlem merkezlerinin çalışmasını sağlayacak enerji kapasitesine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Yeni gaz santrallerinin inşaat maliyetlerinin kilovat başına 1000 dolardan 3000 dolara çıkarak üç katına ulaştığını kaydeden Freiman, bu durumun spekülatif inşaatları imkansız hale getirdiğini ve projeleri uzun vadeli planlama zeminine taşıdığını aktardı.

Blackstone Credit and Insurance Küresel Altyapı Başkanı Robert Horn ise yeni gaz santrali projelerinin büyük bir kısmının kamu hizmeti şirketleri, endüstriyel tüketiciler ve Amazon.com Inc., Microsoft Corp., Google (Alphabet Inc.) gibi teknoloji devleriyle yapılan uzun vadeli sözleşmelerle desteklendiğini ifade etti.

Horn, bu durumun daha inşaat başlamadan önce “öngörülebilir bir gelir” sağladığını dile getirdi.

Haberde, yüksek sermaye yoğunluğu nedeniyle odağın halka açık piyasalardan özel piyasalara kaydığı kaydedildi. Büyük altyapı yatırımcılarının, garantili talep ile güvence altına alınmış projeleri finanse edeceği belirtildi.

Bloomberg, 1 Haziran tarihli haberinde küresel sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) piyasasının yakın zamanda arz fazlası ve düşük fiyatlarla karşı karşıya kalabileceğini yazmıştı.

Bu süreçte, 2026 ile 2030 yılları arasındaki dönemde üretim kapasitelerinin genişletilmesine yönelik “üçüncü dalganın” tamamlanmasının önemli bir etken olacağı bildirilmişti.

Ajans ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması tehdidinin piyasayı geçici olarak desteklediğini, ancak temmuz ayından sonra Washington ile Tahran arasındaki barış görüşmelerinin başarılı geçmesi durumunda piyasanın uyum sağlayacağını ve bunun LNG fiyatlarında uzun vadeli bir düşüşü tetikleyeceğini belirtti.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonunun başladığı 28 Şubat tarihinde Tahran, küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin ve sıvılaştırılmış doğalgazın yüzde 30’a yakın kısmının geçtiği Hürmüz Boğazı’nı bloke etmişti.

İslamabad’daki müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasına tepki gösteren ABD Başkanı Donald Trump, 13 Nisan’da İran petrolünün ihracatını engellemek amacıyla İran limanlarına yönelik bir abluka ilan etmiş, mayıs ayının sonlarında ise Tahran ile hazırlanmakta olan barış anlaşması çerçevesinde bu ablukanın kaldırıldığını duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English