Amerika
ABD Temsilciler Meclisi komisyonu 1,15 trilyon dolarlık savunma tasarısını geçirdi

ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu, 14 saatlik maraton oturumda yaklaşık 900 değişikliği tartıştıktan sonra 1,15 trilyon dolarlık savunma bütçesi tasarısını kabul etti. Komisyondan geçen yasa tasarısında, Pentagon’daki görevden almaların bildirilmesi zorunluluğu ve Savunma Bakanlığının adının değiştirilmesi gibi dikkat çekici maddeler yer aldı.
ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu, perşembe günü geç saatlerde yıllık savunma politikası tasarısını kabul ederek yaklaşık 1,15 trilyon dolarlık devasa bütçeyi Temsilciler Meclisi genel kuruluna gönderdi. Komisyon, sunulan yaklaşık 900 değişiklik önergesinin büyük bir bölümünü 14 saat boyunca tartıştı.
2027 mali yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) olarak bilinen tasarı, komisyonda gece yarısı gerçekleşen oylamada 12’ye karşı 44 oyla kabul edildi.
Tarihsel olarak iki partinin uzlaşısıyla hareket eden komisyonda, normalde tasarı genel kurula gitmeden önce sadece bir veya iki Demokrat üye karşı oy kullanırken, bu oylamada tüm Cumhuriyetçilerin yanı sıra Demokrat üyelerin neredeyse yarısının lehte oy vermesi alışılmadık derecede düşük bir Demokrat desteği olarak kayda geçti.
Nihai oylamadan önce komisyon üyeleri, muafiyet verilmediği takdirde komisyon başkanı olarak son NDAA oturumunu yöneten Cumhuriyetçi Temsilci Mike Rogers’ı ayakta alkışladı.
Rogers, bu jest karşısında, “Beni duygulandırmak kolay değildir” ifadesini kullandı.
Kabul edilen değişiklikler arasında, Pentagon’un üst düzey askeri subayların görevden alınma gerekçelerini beş gün içinde Kongre’ye bildirmesini zorunlu kılan bir hüküm yer aldı.
Demokrat Temsilci Pat Ryan tarafından sunulan bu gereklilik, perşembe günü iki partinin ortak desteğiyle, itiraz olmaksızın yapılan sözlü oylamayla kabul edildi.
Savaş Bakanı Pete Hegseth’in Pentagon’un başına geçmesinden bu yana iki düzine üst düzey askeri subayı görevden alması, deneyimli isimlerin gerekçe gösterilmeden görevden uzaklaştırıldığı yönünde her iki partide de endişelere yol açmıştı.
Komisyon ayrıca, Ryan tarafından sunulan ve Hegseth’in 1 Mart’ta Kuveyt’teki Şuaybe Limanı’na düzenlenen ve altı ABD askerinin ölümüyle sonuçlanan ölümcül saldırıya ilişkin resmi soruşturmanın bir kopyasını savunma komisyonuna sunmasını ve konuya dair bir brifing vermesini zorunlu kılan değişikliği de onayladı.
Oturumun sürprizlerinden biri, Cumhuriyetçi Temsilci Ronny Jackson’ın, Savunma Bakanlığının adının resmen “Savaş Bakanlığı” olarak değiştirilmesini öngören değişiklik önergesinin kabul edilmesi oldu.
Bu isim, Trump yönetiminin tercih ettiği, Hegseth ile birçok Cumhuriyetçi milletvekilinin kullandığı bir unvan olarak biliniyor. Önerge 27’ye karşı 29 oyla geçti.
Bir diğer önemli oylamada komisyon, Demokrat Temsilci Marilyn Strickland’ın önergesini kabul etti. Bu önerge, bir zamanlar Konfederasyon generallerinin isimlerini taşıyan, daha sonra diğer askerleri onurlandırmak amacıyla değiştirilen ancak Trump’ın ikinci döneminde soyadı aynı olan farklı bir askere atfedilerek yeniden eski Konfederasyon isimlerine dönüştürülen askeri üslerin adlarının tekrar değiştirilmesini öngörüyor.
Ayrıca komisyon, Demokrat Temsilci Maggie Goodlander ve Cumhuriyetçi Temsilci Pat Harrigan tarafından sunulan ve yüklenici firmaların askeri teçhizatın onarımı için veri ve parçalara erişim sağlamasını zorunlu kılan “onarım hakkı” değişikliğini benimsedi.
Goodlander komisyona hitaben yaptığı konuşmada, “Bu mantıklı bir gerekliliktir. İki partinin ortaklaşa sunduğu bu değişiklik, uyuşmazlıkları ortaya çıkmadan çözmeye yardımcı olacak, süreçleri kolaylaştıracak, bürokrasiyi azaltacak ve askerlerimizi en temel işleri yapmaları için yetkilendirmemiz gerekirken ordumuzu sonsuz zorluklara sürükleyen yasal boşlukları kapatacak net bir kurallar dizisi oluşturmaktadır” dedi.
Rogers ise bu değişikliğe karşı çıkarak, düzenlemenin “haklı endişeleri” gidermeye çalışsa da “özel sektörün kendi bütçesiyle geliştirdiği fikri mülkiyet hakları üzerinde hükümete aşırı geniş yetkiler vererek çok daha büyük bir sorun yarattığını” belirtti.
Rogers, “Bu değişiklik şirketleri, fikri mülkiyetlerini korumak ile Savaş Bakanlığı ile iş yapmak arasında bir seçim yapmaya zorlayacaktır” dedi.
Senato’da da her iki partiden destek bulan bu değişikliğin kabul edilmesi, savunma sanayisinin dev şirketleri için büyük bir darbe olarak nitelendiriliyor.
Muhalefetin bütçe kesintisi teklifleri reddedildi
Demokratlar, NDAA’in devasa toplam bütçe miktarını düşürmeye, Trump sınıfı savaş gemileri için ayrılan ödenekleri kesmeye, İran savaşına karşı çıkmaya ve misket bombalarının transferini yasaklamaya çalıştı ancak bu önergelerin tamamı Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi savunma şahinleri tarafından reddedildi.
Demokrat Temsilci Seth Moulton, NDAA bütçesinden 150 milyar dolar kesilmesini öngören değişikliği hakkında, “Mevcut yönetimin bu tarihi bütçeyi uygun şekilde kullanacağına güvenmiyorum. Onlara pervasız ve tek taraflı kişisel savaşları finanse etmeleri için açık çek vermeyeceğim” dedi.
Komisyonun kıdemli Demokrat üyesi Temsilci Adam Smith, savunma politikası tasarısında Trump sınıfı savaş gemileri için ayrılan yaklaşık 2 milyar dolarlık ödeneğin kaldırılmasını öngören bir değişiklik önergesi sundu.
Smith’in önergesini destekleyen Moulton, bu savaş gemisini “dünya tarihinin en pahalı hedef tahtası” olarak nitelendirdi.
Savaş gemilerine ilişkin değişiklik reddedilirken, Smith’in Pentagon başkanının mühimmat envanterleri hakkında Kongre’ye üç ayda bir rapor sunmasını zorunlu kılan hükmü toplu paket halinde kabul edildi.
Strickland’ın, Savunma Bakanı’nın subay terfi listelerinden isimleri çıkarmasını engellemeyi ve bu kararları bozma yetkisini yalnızca başkomutana vermeyi amaçlayan değişikliği ise 26’ya karşı 30 oyla reddedildi.
Demokrat Temsilciler Don Davis ve Jared Golden Cumhuriyetçilerle birlikte oy kullanırken, Cumhuriyetçi Temsilci Austin Scott bu hükme destek verdi.
Ryan’ın, İran’a karşı daha fazla askeri operasyon düzenlenmesi için ek bütçe ayrılmasını engellemeye yönelik önerisi, Davis’in yine Cumhuriyetçilerin yanında yer almasıyla 26’ya karşı 30 oyla reddedildi.
Komisyondaki Cumhuriyetçiler, şu anda Trump yönetiminin getirdiği yeni kısıtlamalar altında bulunan askeri yayın organı Stars and Stripes’ın editoryal bağımsızlığını ve Pentagon’daki basın erişimini korumayı amaçlayan birçok değişikliği oy çokluğuyla reddetti.
Milletvekilleri, Demokrat Temsilci Sara Jacobs’ın sunduğu ve Pentagon’un son dönemdeki editoryal müdahale girişimlerine karşı Stars and Stripes’ı korumayı amaçlayan hükmü 25’e karşı 29 oyla geri çevirdi. Demokrat Temsilci Derek Tran, bu düzenlemeye karşı oy kullanan tek Demokrat oldu.
Jacobs, “165 yıldır Stars and Stripes, Pentagon’un borazanı değil, askerlerin bağımsız sesi ve gerçekleri bildiren gerçek bir gazete olmuştur” diyerek, Hegseth’in “bu mirası sona erdirmeye çalıştığını ve buna izin verilmemesi gerektiğini” ekledi.
Bu değişiklik, Stars and Stripes ombudsmanlığı makamını yasal bir statüye kavuşturacaktı. 1991 yılında oluşturulan bu görev, yayın organının editoryal bağımsızlığını denetlemek ve endişeleri Kongre’ye bildirmek amacıyla kurulmuştu.
Gazetenin son ombudsmanı Jacqueline Smith, Pentagon’un yayın organına yönelik yeni kısıtlamalarını eleştirmesinin ardından nisan ayında görevden alınmıştı.
Ocak ayında yayınlanan bir genelgeyle Pentagon tarafından yürürlüğe konulan bu kısıtlamalar, yeni içerik gereklilikleri getirmiş ve iş başvurusu yapanlara Trump’ın politika önceliklerini nasıl destekleyeceklerinin sorulmasını zorunlu kılmıştı.
Jacobs, “Bu bir sansürdür ve tehlikeli bir uyarı işaretidir. Bu pozisyonu derhal kalıcı hale getirmeliyiz” dedi.
Rogers, ombudsman rolünün önemli olduğuna katılmakla birlikte, “bakanın bir ombudsman üzerindeki denetim yetkisinin sınırlandırılmasını destekleyemeyeceğini” ifade etti.
Komisyon ayrıca, Goodlander’ın Stars and Stripes’ı Savaş Bakanlığı bünyesinde bağımsız bir kuruluş haline getirerek siyasi müdahalelere karşı denetim mekanizmaları kurmayı amaçlayan değişikliğini de 26’ya karşı 29 oyla reddetti.
Cumhuriyetçi Temsilci Don Bacon parti çizgisini aşarak lehte oy kullanırken, Tran aleyhte oy verdi.
Eski bir deniz subayı olan Goodlander, sunduğu hükmün “editoryal kararların ait oldukları yerde, yani siyasi atamaların değil profesyonel gazetecilerin ellerinde kalmasını” sağlayacağını savundu.
Rogers ise bu değişikliğe karşı yeniden söz alarak, düzenlemenin Hegseth’in “modernizasyon ve ordumuzun değerleriyle uyumlu, doğru habercilik sağlama yönündeki devam eden çabalarını engelleyeceğini” öne sürdü.
Bu düzenlemeler, Stars and Stripes danışma kurulu üyesi iki kişinin, son yapısal değişikliklerin yayının editoryal bağımsızlığına zarar verdiği iddiasıyla Pentagon’a dava açmasından bir gün sonra reddedildi.
Jacobs tarafından sunulan ve Pentagon’daki basın erişimini korumayı amaçlayan bir diğer değişiklik de yine Bacon’ın Demokratlara katılarak lehte oy vermesine rağmen 27’ye karşı 28 oyla reddedildi.
Jacobs, “Basını Pentagon’dan çıkarırsanız, Kongre’yi ve Amerikan halkını kendi adlarına ve kendi paralarıyla ne yapıldığı konusunda körleştirmiş olursunuz” dedi.
Rogers ise Pentagon’un “basın erişimine sorumlu sınırlar getirerek hassas bilgileri korumak adına ihtiyatlı bir politika belirlediğini” belirterek üyeleri değişikliğe karşı çıkmaya çağırdı.
Pentagon, Trump’ın ikinci döneminde basınla özellikle gergin bir ilişki yürütüyor ve gazeteciler artık binaya büyük ölçüde alınmıyor. Mahkemeler, bu adımlara karşı açılan davalarda çoğunlukla muhabirlerin yanında yer alsa da Pentagon kısıtlamaları artırmaya devam etti.
Son olarak savunma yetkilileri, muhabirlerin binadaki basın odasına girmesini yasakladı ve bu tesisi gizli alan ilan ederek gazetecilerin yıllardır erişim sahibi olduğu bir bölgeye girişini engelledi.
Amerika
San Francisco’da yapay zeka sermayesi kiraları artırdı

San Francisco’da yapay zeka sektörünün tetiklediği kira artışları nedeniyle kent genelinde tahliye tebligatları yüzde 44 yükseldi. Ortalama tek yatak odalı daire kirasının 4 bin 400 dolara ulaştığı kentte Belediye Başkanı Daniel Lurie acil durum ilan etti.
ABD’nin San Francisco kentinde yapay zeka sektörünün yarattığı sermaye akışı konut kiralarını rekor seviyelere taşırken, tahliye tebligatları geçen yıla kıyasla yüzde 44 arttı.
Yüksek maaşlar ve teknoloji şirketlerinin halka arz beklentileri kentteki konut piyasasında maliyetleri hızla yukarı çekiyor.
The Guardian gazetesinin haberine göre kentte tek yatak odalı bir dairenin ortalama aylık kirası geçen yıla göre yüzde 25’in üzerinde artışla 4 bin 400 dolara çıktı.
Bu tutar ABD genel ortalamasının yaklaşık üç katına denk geliyor. İki yatak odalı dairelerde ortalama kira 6 bin doları bulurken, merkezi noktalardaki dört odalı aile konutlarında rakam 10 bin doları aşıyor.
Nüfusunun yaklaşık üçte ikisi kiracı olan San Francisco’da 160 binden fazla konut kira denetimi kapsamında yer alıyor.
Mülk sahipleri ise yüksek karlı satışlar ya da piyasa rayicinden yeni sözleşmeler yapabilmek için yasal boşluklardan faydalanıyor.
San Francisco Belediye Başkanı Daniel Lurie, yapay zeka sektörünün tetiklediği maliyet artışları gerekçesiyle eylül ayında “kira acil durumu” ilan etti.
Lurie, tahliye davaları için adli yardım bütçesi ayrılmasını, yerinden edilen kiracılara yapılan ödemelerin artırılmasını ve boşalan kira kontrollü konutlardaki zam oranlarına tavan getirilmesini önerdi.
Tahliye bildirimleri ve yasal boşluklar kiracıları zorluyor
Sektör şirketlerinden Anthropic ve OpenAI gibi kuruluşların merkezlerinin yer aldığı SoMa ile Mission Bay bölgelerinde baskı belirginleşiyor.
Turizm ve hizmet sektörü sendikası Unite Here temsilcisi Anand Singh, son aylarda yüzde 40’a varan kira artışlarıyla karşılaşıldığını aktardı.
Ev sahipleri, 1979 yılından önce inşa edilen binalardaki uzun süreli kiracıları çıkarmak için eyalet yasalarındaki Ellis Yasası gibi düzenlemelerden yararlanıyor.
Düzenleme, kiralama faaliyetini sonlandıran mülk sahiplerine tüm binayı boşaltma ve ardından mülkü satma hakkı tanıyor.
Yapay zeka sektöründe çalışan alıcıların gayrimenkullere talep edilen fiyatın 1 milyon dolara kadar üzerinde teklif vermesi, bu yolla yapılan tahliyeleri artırıyor.
North Beach bölgesinde onlarca yıldır aynı kiracıların yaşadığı yedi birimli bir yapının yeni sahipleri, daireleri birleştirerek lüks konutlara dönüştürmeyi amaçlıyor.
Mülk sahipleri ayrıca kira tahsilat yöntemlerini tek taraflı değiştirerek kiracıları ödeme kusuruna düşürme ya da tadilat süreçlerini rahatsızlık verici hale getirerek tahliyeye zorlama yöntemlerini kullanıyor.
San Francisco Konut Hakları Komitesi Direktörü Maria Zamudio, onarımlarla bağlantılı anlaşmazlıklarda geçen yıla göre yüzde 23 artış yaşandığını, yardım hatlarına haftada ortalama 200 çağrı geldiğini kaydetti.
Göçmenler ve dar gelirliler kentten uzaklaşıyor
Özellikle kentin Çin Mahallesi bölgesinde yaşlı ve sınırlı İngilizce konuşan sakinlerin tahliye baskısıyla karşılaştığı bildiriliyor.
San Francisco Tahliye Karşıtı Koalisyon Direktörü Molly Goldberg, bazı ev sahiplerinin kiracıları sınırdışı edilme tehdidiyle sindirmeye çalıştığını aktardı.
Yerinden edilen çalışanlar, 80 ila 140 kilometre mesafedeki Central Valley, Tracy veya Modesto gibi uzak yerleşimlere taşınarak kente gidiş geliş yapmak zorunda kalıyor.
San Francisco İşçi Konseyi Direktörü Kim Tavaglione, hemşire, öğretmen ve itfaiyecilerin de dahil olduğu sendika üyelerinin yalnızca yüzde 7’sinin son zamlardan önce kent sınırları içinde yaşayabildiğini dile getirdi.
Kentteki demografik çeşitliliğin daraldığına işaret eden Ulusal Konut Hukuku Projesi Üst Yöneticisi Shamus Roller, 1970’te yüzde 13 seviyesinde olan siyah nüfus oranının bugün yüzde 5 civarına gerilediğini belirtti.
UCSF Benioff Evsizlik ve Konut Girişimi Direktörü Margot Kushel ise aşırı kalabalık yaşam koşullarının ruh sağlığını bozduğunu, bazı kişilerin kirayı ödeyebilmek için gıda harcamalarından ve temel tedavilerinden feragat ettiğini bildirdi.
Amerika
ABD rafinerileri küresel arz daralmasıyla rekor kâra hazırlanıyor

Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşlar küresel akaryakıt arzını daraltırken ABD merkezli rafinerilerin rekor çeyreklik kâr açıklaması bekleniyor. Sene başından bu yana piyasa değerleri 224 milyar dolar artan şirketlerin tesisleri tam kapasiteye yakın çalışıyor.
ABD merkezli petrol rafinerisi şirketlerinin, Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşların küresel akaryakıt arzını daraltması ve ürün fiyatlarını artırması nedeniyle rekor düzeyde çeyreklik kâr elde edebileceği değerledirmeleri yapılıyor.
The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre Wall Street analistleri; Valero Energy, Marathon Petroleum ve Phillips 66 şirketlerinin, neredeyse rekor seviyelere ulaştıkları ikinci çeyrek sonuçlarını geride bırakmasını bekliyor.
Rafineriler, ham petrol maliyeti ile rafine ürün fiyatları arasındaki farkı gösteren ve “crack spread” olarak adlandırılan marjın genişlemesinden faydalanıyor.
Söz konusu marj, Ortadoğu’daki rafinerilerin operasyonel sorunları ve İran savaşı nedeniyle yükseliyor.
Bu süreçte Çin ile diğer Asya ülkelerinin akaryakıt ihracatını düşürdüğü, analiz şirketi Industrial Info Resources verilerine göre eylül ayı itibarıyla küresel rafineri kapasitesinin yaklaşık yüzde 12,1’inin devre dışı kaldığı kaydedildi.
Rafinerilerin kâr beklentileri ve hisse performansları yükseldi
JPMorgan tahminlerine göre Valero’nun üçüncü çeyrekteki vergi öncesi kârı, bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 50, 2022 ortasındaki rekor seviyeye göre ise yüzde 24 artışla 8,95 milyar dolara ulaşabilir.
Piper Sandler ise Marathon’un hisse başına kârının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yedi kattan fazla artmasını bekliyor.
Şirketlerin mali sonuçlarının ekim sonu ile kasım başında açıklanması öngörülüyor.
Novi Labs petrol ürünleri piyasası analisti John Auers, şirketlerin mevcut elverişli ortamdan yararlandığını ifade etti.
Her üç üreticinin hisseleri perşembe gününü rekor seviyelerde tamamladı. 2026 başından itibaren değerleri iki katından fazla artan bu şirketlerin toplam piyasa değeri yaklaşık 224 milyar dolar yükseldi. Aynı dönemde S&P 500 endeksindeki artış ise yüzde 13 seviyesinde kaldı.
Auers, şirketlerin yüksek kâr marjlarını geçici gördüklerini, bu nedenle üretimi genişletmek amacıyla yatırıma yönelmekte acele etmediklerini aktardı.
ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayında petrol şirketlerini aşırı yüksek gelirleri gerekçesiyle eleştirerek bu kazancın bir kısmını tüketicilere iade etmelerini talep etmişti.
Küresel arz açığı ABD ihracatını rekor seviyeye taşıdı
ABD rafinerileri, diğer ülkelerden yapılan sevkiyatlardaki aksamalar üzerine yaz aylarında akaryakıt ihracatını artırdı.
Reuters’ın aktardığı verilere göre, 7 Ağustos ile biten haftada ABD’den yapılan dizel ve fuel-oil ihracatı günlük 1,9 milyon varille rekor seviyeye ulaştı.
ABD ve Hindistan, daha önce Ortadoğu ile Rusya’dan sağlanan ürünlere bağımlı olan pazarlara yönelik sevkiyatlarını yükseltti.
Tesislerin tam kapasiteye yakın çalıştığı ABD’de yüksek üretim seviyesi küresel açığın dengelenmesine yardım ediyor.
Financial Times, temmuz ayındaki değerlendirmesinde yüksek kapasite kullanımının piyasayı kasırga, arıza ve beklenmedik gelişmelere karşı kırılgan hale getirdiğini, herhangi bir aksamanın ağır sonuçlar doğurabileceğini yazmıştı.
Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Financial Times tarafından aktarılan verilerine göre, ağustos ayı itibarıyla Ortadoğu’daki büyük rafinerilerden yapılan dizel ihracatı savaş öncesi dönemin dörtte birine geriledi; küresel petrol ürünleri üretimi ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla günlük 4 milyon varilden fazla azaldı.
İşlenmiş akaryakıt piyasasının, rafineri kapasitesi açığı ve yüksek taşımacılık maliyetleri nedeniyle baskı altında kaldığı vurgulandı.
Amerika
Díaz-Canel: Küba teslim olmayacak

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez, Barbados bombalaması anmasında yaptığı konuşmada, “Küba teslim olmayacak, Küba satılık değil” dedi.
Küba Komünist Parti Merkez Komitesi Birinci Sekreteri de olan Díaz-Canel, 6 Ekim sabahı Devrim Meydanı’ndaki José Martí Anıtı’nda düzenlenen toplantıyı bir anma etkinliği olarak nitelendirirken, bunun aynı zamanda bir direniş eylemi olduğunu da vurguladı.
Granma’da yer alan habere göre etkinlik, 73 insanın hayatına mal olan Barbados bombalı saldırısının kurbanlarına saygı olarak tertiplendi.
Cubana de Aviación’ın 455 numaralı uçuşu, Barbados’tan Jamaika’ya giden bir Küba uçuşuydu ve uçak 6 Ekim 1976’da düzenlenen bir bombalı saldırı sonucu düşürüldü.
Etkinlikte, Küba’ya yönelik diğer terör saldırılarının kurbanlarının aile üyeleri ve meslektaşlarının yanı sıra ulusal eskrim takımının genç üyeleri, FAR (Devrimci Silahlı Kuvvetler) ve Minint (İçişleri Bakanlığı) mensupları, akademisyenler ve toplumun çeşitli kesimlerinden önde gelen isimlerle bir toplantı düzenledi.
Küba lideri, “Bu, tarihsel hafızayı ön plana çıkardığımız bir buluşma; cezasızlığı kınadığımız bir an ve şu anda içinde bulunduğumuz karmaşık bağlamda inançlarımızı yeniden gözden geçirip pekiştirdiğimiz bir zaman,” dedi.
Díaz-Canel, bu olayın Küba halkına bıraktığı mirası inceleyerek, bunun bir ilham kaynağı olduğunu vurguladı.
Küba liderine göre bu miras, “zorluklar karşısında Devrimi savunmaya devam etmek, imparatorluğun emellerini reddetmek, bu soykırımcı ve terörist politikayı aşmak ve Küba Devrimi’nin kalıcı zaferini pekiştirmeye devam etmek için gereken direnişi ve cesareti güçlendirir.”
6 Ekim 1976’da Cubana de Aviación uçağının havada bombalanmasının ardından halkın yaşadığı “hüzünlü ama destansı” günleri hatırlatan Díaz-Canel, “bu iğrenç eylemin ardından kurbanların ailelerinin yaşadığı deneyimlerin yürek burkan niteliğini” vurguladı.
Küba lideri, “Bunca yıldır kalplerinizde ve zihninizde taşıdığınız o tanıklıklar, o deneyimler ve o yaşam öyküleri gerçekten yürek burkucu,” diye vurguladı.
Ona göre, José Martí Anıtı’nda gerçekleşen bu paylaşım, tüm Küba için, ama özellikle de Kübalı gençler için bir buluşmaydı; “çünkü gerçeklerimiz paylaşılmalı; tekrar tekrar dile getirilmeli. Cevapları bulabilmemiz için bunları yaşadığımız şu ana taşımalıyız.”
Küba lideri şöyle konuştu:
“Fakat gerçek şu ki, saldırıya uğrayanlar yenilgiye uğratılamadı; çünkü ne teslim oldular ne de teslim olacaklar. Savaştılar, savaşıyorlar ve savaşmaya devam edecekler. İşte bu nedenle, bu tarihsel hafızayı ve gerçekleri zihinlerimizde, kalplerimizde ve duygularımızda eksiksiz bir şekilde muhafaza etmenin ve bunları çocuklarımıza, torunlarımıza ve gelecek nesillere aktarmaya, paylaşmaya ve beslemeye devam etmenin önemi budur.”
Kurbanların ailelerine seslenen Díaz-Canel, “Sizin acınız bizim acımızdır; yalnız değilsiniz; anınız bizim anımızdır ve davanız tüm Küba’nın davası olmaya devam etmektedir. Elli yıl önce olduğu gibi aynı kararlılıkla Küba teslim olmaz, Küba satılık değil ve Küba unutmaz,” sözlerini yineledi.
Küba, Barbados saldırısının CIA ve ABD tarafından planlanıp uyguladığını savunuyor.
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş1 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı
Dünya Basını1 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını6 gün önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor








