Diplomasi
ABD, Ukrayna’da füze üretimi seçeneğini değerlendiriyor

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan savunma şirketlerinin Avrupa ve Ukrayna’da lisanslı silah üretmesine izin verilmesi seçeneğini değerlendirebileceğini söyledi. Bloomberg’e göre görüşmelerin odağında, tedarik sıkıntısı yaşanan hava savunma füzelerinin üretiminin artırılması yer alıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan savunma şirketlerinden Avrupa ve Ukrayna’da lisanslı silah üretimi yapılmasını istemeyi planlıyor. Bloomberg’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, görüşmeler özellikle hava savunma sistemlerinde kullanılan füzelere odaklanıyor.
Habere göre, söz konusu mühimmatlar halen yalnızca ABD’de üretiliyor ve üretim kapasitesinin artırılması zaman gerektiriyor.
Trump, G7 zirvesi sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlarken bu seçeneği değerlendirebileceğini söyledi.
Trump, “Böyle bir imkâna sahip olmak istiyorlar, bakacağız” dedi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de Amerikan şirketlerinin Avrupalı savunma üreticilerine lisans vermesi konusunun görüşüldüğünü doğruladı.
Bloomberg’in aktardığına göre Merz, anlaşmaların ayrıntılarının henüz netleşmediğini belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Trump’ın Amerikan savunma sanayisinin bu tür silahların tedarik kapasitesini genişletmesinden yana olduğunu ifade etti.
ABD daha önce de yurt dışında üretime izin verdi
Bloomberg, ABD’nin bazı silah sistemlerinin yurt dışında üretilmesine daha önce de izin verdiğini hatırlattı. Patriot hava savunma sistemlerinde kullanılan füzeler Almanya’da lisans altında üretiliyor.
Washington, son yıllarda savunma üretimini ülke dışına yaymaya yönelik başka adımlar da attı.
The Wall Street Journal’ın Mart 2024 tarihli haberine göre ABD, HIMARS çok namlulu roket sistemlerinde kullanılan GMLRS güdümlü füzelerinin üretimi için Avustralya’da ilk yurt dışı tesisini açmayı planladı.
Aynı yılın yaz aylarında Lockheed Martin ile ABD ordusu arasında, Patriot sistemlerinde kullanılan 870 adet PAC-3 MSE füzesinin üretimini kapsayan 4,5 milyar dolarlık sözleşme imzalandı.
2025 yılında Avrupa ülkeleri de Amerikan hava savunma sistemleri için parça üretimindeki rollerini artırmaya başladı. İspanya, ağustos ayında Raytheon ile Patriot sistemleri için parça üretiminin genişletilmesini öngören bir anlaşma yaptığını duyurdu.
Kiev üretim lisansı talep ediyor
Ukrayna yönetimi, füze stoklarındaki yetersizlik nedeniyle uzun süredir Washington’dan üretim lisansları verilmesini talep ediyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, mayıs ayında yaptığı açıklamada hem önceki ABD yönetiminden hem de mevcut yönetimden bu konuda talepte bulunduğunu söyledi.
Zelenskiy, mevcut üretim hacminin ihtiyaçları karşılamadığını ifade etti.
Haziran ayında Lockheed Martin, küresel talebin yüksekliği nedeniyle müttefik ülkelere PAC-3 füzelerinin teslimat takvimi konusunda garanti veremeyeceğini açıkladı.
Daha sonra The New York Times, Ukrayna’nın Patriot sistemleri için kullanılan önleyici füze sıkıntısının giderek arttığını ve üretimin ABD stoklarının azalması nedeniyle zorlaştığını yazdı.
G7 liderleri de son toplantılarında Ukrayna’ya silah sevkiyatının artırılması konusunda mutabakata vardı. Ortak bildiride, Ukrayna’nın savunma sanayisi kapasitesini genişletmesine yardımcı olacak imtiyazlı lisansların verilmesi seçeneğinin değerlendirilebileceği belirtildi.
Diplomasi
Liverpool’un azınlık hissesi Jeff Bezos’un konsorsiyumuna satıldı

Amazon kurucusu Jeff Bezos’un ana yatırımcısı olduğu 1892 Holdings konsorsiyumu, Liverpool’un yaklaşık yüzde 38 hissesini satın aldı. Kulübün çoğunluk hissesine sahip Fenway Sports Group ile yapılan anlaşmada, konsorsiyuma gelecek 12 ay içinde kulübün kontrolünü alma hakkı tanıyan bir opsiyon da yer alıyor.
The New York Times’ın spor departmanı The Athletic’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı habere göre, Amazon kurucusu Jeff Bezos’un ana yatırımcısı olduğu 1892 Holdings konsorsiyumu, İngiltere Premier Lig kulüplerinden Liverpool’un yüzde 40’a yakın hissesini satın aldı.
Liverpool’un ana sahibi olan ABD merkezli Fenway Sports Group (FSG), 14 Ağustos’ta 1892 Holdings ile kulübün azınlık payının satışına yönelik bir anlaşmaya varmıştı.
O dönemde satışa konu olan payın yüzde 30 seviyesinde bulunduğu bildirilmişti.
Queens Park Rangers’ın eski ortaklarından Amit Bhatia’nın liderlik ettiği konsorsiyum, İngiliz kulübünün yaklaşık yüzde 38’lik hissesini devraldı.
Daha önce The Guardian’ın aktardığı haberde, söz konusu satış işleminin maliyetinin 1,65 milyar sterlin (2,23 milyar dolar) olduğu belirtilmişti. Forbes verilerine göre Liverpool’un güncel toplam piyasa değeri 6 milyar doların üzerinde bulunuyor.
Konsorsiyum ile yapılan sözleşmede, 1892 Holdings’e gelecek 12 ay içinde kulübün kontrol hissesini satın alma hakkı tanıyan bir opsiyon da tanındı.
The Athletic, bu maddenin taraflar için bir zorunluluk değil, yalnızca bir imkan ve tercih hakkı olduğunu vurguluyor.
269 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin üçüncü kişisi konumunda bulunan Jeff Bezos’un yatırım yaptığı Liverpool, geçtiğimiz sezonu kupasız tamamlamıştı.
Premier Lig’i beşinci sırada bitiren ve Şampiyonlar Ligi’ne çeyrek finalde veda eden İngiliz kulübü, sezon arasında teknik direktörlük görevine Andoni Iraola’yı getirdi.
Diplomasi
Barrack: İsrail-Suriye-Türkiye çatışmasızlık mekanizması istiyoruz

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir çatışma önleme mekanizması kurmak için çalıştıklarını söyledi.
Dün İsrail uçakları, İdlib’de bulunan Ebu Zuhur Hava Üssü’ne sekiz saldırı düzenlemiş ve maddi hasara neden olmuştu.
Aynı zamanda ABD’nin Türkiye Büyükelçisi de olan Barrack, Türkiye’nin İsrail saldırıları konusunda önceden uyarılmadığını belirterek, “bu nedenle Türkiye, uçakların kuzeye, kendi topraklarına doğru ilerlediğini gözlemledi ve dolayısıyla makul bir şekilde kendi tepkisini hazırlayabilirdi” dedi ve olası bir Türk askeri tepkisine atıfta bulundu.
Barrack, Reuters’a verdiği telefon röportajında, “Neyse ki, soğukkanlı kişiler durumun daha da kötüye gitmesini engelleyebildi,” dedi.
Türkiye, İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssüne düzenlediği saldırıları kınadı fakat olası bir çatışma önleme mekanizması da dahil olmak üzere konuyla ilgili daha fazla yorumda bulunmadı.
Çatışma önleme mekanizması, askeri veya siyasi aktörler arasında yanlış anlaşılmaları veya kazara çatışmaları önlemek amacıyla oluşturulan bir iletişim kanalı.
Barrack, İsrail’in Suriye hava üssüne düzenlediği saldırıların, “Türkiye’nin yakın gelecekte o üssündeki varlığını artırabileceğine dair, doğru ya da yanlış olsun, bir algıyı yansıttığını” söyledi ve şöyle devam etti:
“Bu durum, İsrail, Suriye ve Türkiye’yi içeren bir çatışma önleme mekanizmasına duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır. Gelecekte yaşanabilecek iletişim hatalarını önlemek amacıyla bu mekanizmayı kurmak için aktif olarak çalışıyoruz. Şu anda öncelik, gerginliği azaltmak ve daha ölçülü bir yaklaşıma zemin hazırlamak.”
Türkiye sınırının yaklaşık 70 km doğusunda bulunan hava üssü, 2013 yılından bu yana askeri havaalanı olarak hizmet vermiyor.
Suriye ve İsrail, Ahmed Şara komutasındaki güçlerin Beşar Esad’ı devirmesinden bu yana gerilimi azaltma ve sınır konuları üzerine birkaç tur görüşme gerçekleştirdi ama herhangi bir anlaşmaya varılamadı.
Barrack, “Bu sabah meydana gelen türden bir olay, bu çabaların yoğunlaştırılması ve sürecin genişletilmesi gerektiğini ortaya koyuyor,” dedi.
Temsilci, ABD’nin halihazırda taraflar arasında bir bilgi paylaşımı ve diyalog mekanizmasını kolaylaştırdığını belirtti:
“Gerekli olan, daha fazla kaynağın ayrıldığı daha sağlam bir yapı. Bu tür mekanizmalara yatırım yapmak, yüz milyonlarca dolara mal olabilecek kinetik iletişim araçlarına güvenmekten çok daha az maliyetlidir.”
Bir İsrailli yetkili salı günü Fox News’e, İsrail’in saldırı öncesinde ABD ile “son derece hassas istihbarat” paylaştığını söyledi; fakat daha fazla ayrıntı vermedi.
Yetkili, “Şara, vekil güçleri elinde tutan önceki Suriye rejimi gibi hareket edemeyeceğini anlıyor. Olan biteni anlamamış ya da bilmiyor olabilir,” dedi.
Barrack, saldırıdan hemen sonra yaptığı açıklamada Şra yönetiminin Suriye’de “vekil güç bulundurmadığını” söylemişti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi daha sonra saldırıları üstlenen bir açıklama yaptı.
İsrail ve Suriye’nin, “güvenlik konularında mevcut durumun korunması konusunda” mutabık kaldığını savunan Netanyahu, Suriye’nin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne Türk askerlerinin konuşlandırılmasına izin vererek bu durumu ihlal etmenin eşiğine geldiğini öne sürdü:
“İsrail, Suriye’ye böyle bir konuşlandırmanın İsrail’in güvenliğine tehdit oluşturacağı konusunda defalarca uyarıda bulunmuştu. Suriye ise bu uyarıları görmezden gelmeyi tercih etti.”
Ofis, Tel Aviv’in Suriye’ye böyle bir konuşlandırmanın İsrail’in güvenliğini tehdit edeceği konusunda uyarıda bulunduğunu belirterek, “statükoya geri dönülmesini memnuniyetle karşılayacağını” da ekledi.
Axios‘a göre Suriye hükümeti, İsrail’in üsle ilgili endişelerinden bir süredir haberdardı. Konuyla ilgili bilgi sahibi bir kaynağın belirttiğine göre, Suriye hükümeti İsraillilere pistin yeniden inşasının nedenlerini açıklayan ve düşmanca niyetleri olmadığını vurgulayan mesajlar göndermişti.
ABD’li ve İsrailli yetkililer, İsraillilerin Beyaz Saray’a, saldırının amacının Türkiye’yi hava üssüne gelişmiş silah sistemleri sevk etmesinden caydırmak ve söz konusu bölgede daha geniş çaplı bir askeri yığınak oluşumunu engellemek olduğunu bildirdiklerini belirtti.
Bir Türk yetkili ise İsrail’in iddialarını yalanladı. Yetkili, “Hava üssünde Türk varlığı yoktu. İsrail, komşu ülkeleri bombalamak ve bölgenin istikrarını bozmak için bahaneler uyduruyor,” dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in düzenlediği saldırıyı kınayarak, İsrail’in “Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve birliğini ihlal ederek ülkenin altyapısını ve askeri kapasitesini hedef aldığını” belirtti.
Diplomasi
Stubb, ABD’nin NATO anketini savundu

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Başkan Donald Trump’ın politikalarına yönelik desteği ölçen bir anketle ABD’nin NATO müttefiklerini zorlamakta olduğu yönündeki iddiayı reddetti.
Gazetecilerin, ABD’nin bu anketle müttefiklerine baskı uyguladığı şeklinde yorumlanıp yorumlanamayacağı sorusu üzerine Stubb, “Bunu baskı olarak görmüyorum; bu, mevcut ABD yönetiminin işleyiş şekli,” dedi.
Finlandiya’nın güneybatısındaki askerden arındırılmış Åland takımadalarını ziyaret ederken basına konuşan Stubb, soruların çoğunun ABD’nin savunma stratejisinin şekillendirilmesiyle ilgili olduğunu belirtti.
Fin lider, “ABD ile birlikte, NATO içindeki sorumluluk devrini tartıştığımız daha küçük bir grup içinde yer alıyoruz,” dedi.
ABD, Washington’un Avrupa’daki askeri varlığını gözden geçirmesi kapsamında, NATO üyelerine Trump’ın politikalarına verdikleri destekle ilgili soruların yer aldığı bir belge gönderdi.
Anket, diğer konuların yanı sıra, ülkelerin ABD dış politikasını “kamuoyu önünde destekleyip desteklemediklerini” ve ABD ordusunun üs kullanımına kısıtlamalar getirip getirmediklerini soruyor.
Finlandiya’nın yanıtında ABD’yi eleştirip eleştiremeyeceği sorulduğunda Stubb, bunu yapmasını engelleyen hiçbir şeyin olmadığını söyledi.
Stubb, “ABD ile hemfikir olduğumuz konular da var, anlaşamadığımız konular da. Zamanı geldiğinde bu ankete de yanıt vereceğiz,” dedi.
Trump yönetiminin Avrupa’daki askeri varlığını gözden geçirme sürecinin aralık ayına kadar tamamlanması bekleniyor ve genel kanı, ABD’nin buradaki varlığını azaltacağı yönünde.
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Asya2 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak









