Amerika
ABD ve Çin, uzayda savaşa hazırlanıyor

Uzay, askeri güçler arasındaki rekabetin yeni çatışma alanına dönüşüyor. ABD ve Çin, diğer uzay araçlarına karşı faaliyet yürütebilecek ve onları hedef alabilecek uyduları test ediyor.
Uyduların yörüngedeki manevra kapasitesini artırmak amacıyla uzay boşluğunda yakıt ikmali denemeleri de yürütülüyor.
Benzer bir hatta hareket eden Rusya’nın ise uzayda nükleer silah kullanabilecek bir uydu geliştirebileceği yönündeki iddialar gündemde kalmaya devam ediyor.
Haziran ayında Çin’e ait gizli ve insansız bir uzay uçağından küçük bir araç fırlatıldı. Ticari ve askeri uyduların yoğun olarak bulunduğu yörünge bölgesinde başka bir Çin uydusunun etrafında tur atan bu araç, ardından üssüne döndü. Söz konusu misyon hakkında resmi düzeyde neredeyse hiçbir bilgi paylaşılmadı.
Ancak Reuters’ın aktardığına göre, ABD’nin envanterinde de küçük bir uzay mekiğini andıran benzer bir mürettebatsız araç, yani deneysel yörünge uçağı Boeing X-37 var.
Belge analizleri, uzay nesnelerinin takibi ile muvazzaf ve emekli askeri yetkililerle yapılan mülakatlar, her iki programın da Pekin ve Washington’ın uzayda olası bir askeri çatışmaya hazırlandığını gösteriyor.
Müttefiklerden Pekin’e stratejik sinyal
ABD ve İngiltere, bir yıl önce icra ettikleri ilk ortak operasyonla Çin’e yönelik kabiliyetlerini sergiledi. Casusluk amaçlı olduğu değerlendirilen bir Çin uydusu, bir İngiliz uydusuna uzay ölçeğinde oldukça yakın sayılan 83 kilometre mesafeden geçerken, ABD kendi uydusunu müttefikinin aracına doğru yönlendirdi.
Eski İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri kıdemli subayı ve uzay danışmanı Andrew Turner, bu hamlenin müttefiklerin birliğini ve potansiyelini göstermeyi, aynı zamanda İngiliz uydusuna müdahale edilmesinin kabul edilemez olduğu yönünde uyarıda bulunmayı hedefleyen “neredeyse kesin bir stratejik sinyal” niteliği taşıdığını dile getirdi. İki askeri uzay uzmanı da benzer bir değerlendirmede bulundu.
Uydular uzun yıllardır yeryüzündeki askeri unsurlara iletişim, seyrüsefer ve istihbarat sağlıyor.
Ancak Reuters, bu sistemlerin artık manevra yapabilen, radyo parazitleri ya da lazerlerle hasım uyduların işleyişini bozan ve uzay araçlarını yakalayabilen aktif muharebe sistemleri olarak giderek daha fazla değerlendirildiğini aktarıyor.
Dönemin İngiltere Uzay Komutanı Tümgeneral Paul Tedman, Nisan ayında yaptığı bir değerlendirmede, uzayın sadece yeryüzündeki askeri harekatların desteklenmesi açısından değil, aynı zamanda bu harekatların sonucunun belirlenmesi bakımından da son derece kritik bir konuma ulaştığını söyledi.
Savunmadan taarruz hazırlığına
ABD Uzay Komutanlığı Komutanı General Stephen Whiting ise hasım ülkelerin, Dünya’da yaşanabilecek olası bir çatışmanın erken aşamalarında ABD’nin uzay unsurlarını vurabilecek kapasiteler geliştirdiği konusunda defalarca uyarıda bulundu.
Whiting, yalnızca Amerikan sistemlerini korumanın yeterli olmadığını, aynı zamanda hasım unsurları tehdit edebilecek ve gerektiğinde vurabilecek bir hazırlığa sahip olunması gerektiğini savunuyor.
Whiting konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Uzaydaki bir çatışmaya karşı çok iyi hazırlanmalıyız. Caydırıcılık işe yaramazsa, savaşacağız ve kazanacağız.”
Çin ise hem uydu sayısını hem de misyonlarının karmaşıklığını hızla artırıyor. Çin uyduları, ABD’li askeri yetkililerin yörüngesel “it dalaşı” olarak adlandırdığı, birden fazla uydunun birbirine çok yakın mesafelerde eşgüdümlü manevralar yaptığı durumları sergiledi.
Bu araçlar ayrıca hizmet dışı kalmış uyduları yakalama ve başka bir yörüngeye çekme kapasitesini de ortaya koydu.
Bir ABD Uzay Kuvvetleri temsilcisi, Çin’in geçen yıl yörüngede yakıt ikmali yapmayı denediğinin anlaşıldığını söyledi. Uydular fırlatıldıkları andaki yakıt rezervine bağımlı olarak görev yapıyor.
Bu nedenle yakıtı yenileyebilme ve manevraları sürdürebilme kabiliyeti, bir uzay aracının “avcı” mı yoksa “av” mı olacağını belirleyen temel unsurlardan biri haline geliyor.
Yeryüzünden yürütülen hazırlıklar
Uydulara yönelik muharebe hazırlıkları yalnızca yörüngede değil, karadan da sürdürülüyor.
ABD Uzay Kuvvetleri, Haziran ayında L3Harris Technologies şirketi tarafından geliştirilen ve hasım uyduları devre dışı bırakmayı ya da işleyişini bozmayı hedefleyen karaya konuşlu elektromanyetik silah sisteminin devreye alındığını duyurdu.
ABD, Çin ve Rusya, diğer uzay araçlarına yaklaşabilen ve onları denetleyebilen manevra kabiliyetine sahip uyduları aktif olarak kullanıyor.
Bununla birlikte Washington, 2024 yılından bu yana Rusya’nın nükleer nitelikli bir uydu savar silah geliştirdiğini öne sürüyor.
ABD’nin bu yılın ilkbahar aylarında gerçekleştirdiği ilk tatbikatın sonuçları, söz konusu nükleer silahın kullanılmasının, Dünya’daki yapay uyduların büyük bölümünün yer aldığı 160 kilometre ile 2 bin kilometre arasındaki alçak Dünya yörüngesinde görev yapan uyduların yüzde 80’e varan kısmının tahrip olmasına ve zaman içinde işlevini yitirmesine yol açabileceğini ortaya koydu.
Amerika
Elon Musk ara seçimler için ilk turda 800 bin dolar harcadı

Elon Musk, 2026 ara seçimlerine yönelik ilk bağımsız harcamalarını açıkladı; bu harcamalar, Kongre’deki kilit yarışlara yaklaşık 800 bin dolarlık bir tutarı kapsıyor.
Musk’ın “America PAC”ı (Siyasi Eylem Komitesi) Teksas, Maine, Ohio, New Hampshire, Iowa, Michigan ve Alaska’daki yarışlar da dahil olmak üzere birkaç önemli Senato yarışını hedef aldı.
En büyük miktar, Cumhuriyetçilerin Başsavcı Ken Paxton’ı Demokrat James Talarico’ya karşı desteklemek için parti kaynaklarını yoğun bir şekilde kullanmasının beklendiği Teksas’a (247 bin dolar civarı) aktarıldı.
Musk’ın süper PAC’ı ayrıca sekiz Temsilciler Meclisi yarışına yaklaşık 90.000 dolar aktardı: Wisconsin’den Temsilci Derrick Van Orden; New York’tan Temsilci Mike Lawler; Virginia’dan Temsilci Jen Kiggans; New Jersey’den Temsilci Tom Kean Jr.; Pennsylvania’dan Temsilci Scott Perry; Pennsylvania’dan Temsilci Rob Bresnahan; Pennsylvania’dan Temsilci Ryan Mackenzie; ve Florida’dan Scott Singer.
Musk’ın ara seçimler için yaptığı ilk harcamalar, geçen hafta Teksas’ta Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ile görüşmesinden birkaç gün sonra açıklandı.
Cumhuriyetçiler, Başkan Donald Trump’ın “MAGA Inc.” süper PAC’ında bulunan yaklaşık 400 milyon dolarlık fonun desteğiyle, Demokratlara karşı şimdiden önemli bir bağış toplama avantajı elde etmiş durumda.
Ara seçimler yaklaşırken, Cumhuriyetçiler Trump’a bu parayı kullanması yönünde artan bir baskı uyguluyor.
Musk’tan gelecek büyük bir yatırım, Kasım ayına doğru Cumhuriyetçi Parti’nin mali üstünlüğünü daha da artıracak.
Musk’ın, bu yılki ara seçimlerde Cumhuriyetçilere yardım etmek için America PAC aracılığıyla partiye en az 100 milyon dolar harcamayı düşündüğü bildiriliyor fakat bu çabanın tam kapsamı hâlâ belirsizliğini koruyor.
Musk, 2024 seçim döngüsü sırasında Trump ve Cumhuriyetçi Parti’yi desteklemek için ağırlıklı olarak süper PAC’ı aracılığıyla yaklaşık 290 milyon dolar harcadı.
Bu da onu, Beyaz Saray’ın “DOGE” girişiminde önemli bir rol üstlenmeden önce, o döngüde herhangi bir siyasi komiteye para döken en büyük bireysel bağışçı yaptı.
Amerika
Venezuela petrol anlaşmasında Pentagon izi

Trump yönetiminin, Venezuela ile yaptığı petrol anlaşması, aslında başka bir amaçla kurulmuş olan bir Pentagon birimi için şimdiye kadarki en riskli girişim.
Beyaz Saray bu hafta, Savunma Bakanlığı’na bağlı Stratejik Sermaye Ofisi’nin (OSC), siyasi bağlantıları olan Venezuelalı yatırımcı Alejandro Betancourt’un başında bulunduğu North American Blue Energy Partners şirketinde “Amerikan vergi mükelleflerine herhangi bir maliyet yüklemeden” %35 hisse alacağını duyurdu.
Amaç, Venezuela’nın petrol sahalarını ABD’li yatırımcılar için daha cazip hale getirerek Caracas’ın gelirini artırmak ve aynı zamanda Çinli ve Rus şirketlerini devre dışı bırakmak.
Dış İlişkiler Konseyi’ne (CFR) göre OSC, Başkan Donald Trump’ın ikinci döneminde halihazırda en az beş başka şirkette hisse edinilmesine yardımcı oldu. OSC, kritik teknolojilerin geliştirilmesi için kredi sağlamak amacıyla kurulmuştu.
Fakat Venezuela anlaşması, klasik bir kritik teknoloji yerine petrolü ilgilendirdiği için kurumun yetki sınırlarını daha da genişletiyor ve şimdiden Demokratların soruşturma açma sözü vermesine neden oldu.
Kasım ayında Demokratlar Washington’da iktidarı geri alırsa, yapılacak herhangi bir denetim çalışması, bu ofisin özel şirketlerdeki devlet hisselerini elde etme konusundaki çabalarını mercek altına alabilir.
ABD, Venezuela petrol rezervlerinin beşte birinin kontrolünü ele geçirdi
Eski bir OSC yetkilisi, Semafor’a verdiği röportajda şunları söyledi:
“Hisse alımı, OSC kurulurken hiçbir zaman amaçlanmamıştı; bu durumun kendisi mutlaka bir sorun teşkil etmez. Fakat yine de bazı meşru hukuki ve etik soruları gündeme getiriyor.”
Konseyin izleme sistemini yöneten Jon Hillman, bir röportajda Venezuela petrol anlaşmasının “keşfedilmemiş bir alan gibi göründüğünü” belirterek, ofisin “misyonunun ulusal güvenlik için gerekli olan belirli, kritik tedarik zinciri teknolojilerine yönelik özel yatırımları artırmak olduğunu” ekledi.
OSC’yi kuran yasa, “sermaye desteği” sağlama yetkisini, kredi verme ve garanti etme ile teknik destek sunma olarak tanımlıyor.
Bir Pentagon sözcüsü ilk zamanlarda Reuters’a, ofisin bu sınırlı yetki nedeniyle özel şirketlerde “hisse alımı yapmadığını” söylemişti.
Gelgelelim bir ABD’li yetkili salı günü gazetecilere farklı bir açıklama yaparak, “penny warrant”lar yoluyla Betancourt’un şirketinde hisse alabilme yetkisinin “Biden yönetimi döneminde kanunla kurulduğunda OSC’ye verildiği”ni belirtti.
“Penny warrant”, sahibine şirket hisselerini çok düşük, sembolik bir fiyattan satın alma hakkı veren bir finansal sözleşmeye verilen ad.
ABD’li yetkili sözlerine şöyle devam etti:
“Bu, OSC’nin bu anlaşma kapsamında sahip olduğu finansal pozisyonu sürdürme kabiliyeti açısından son derece standart bir anlaşmadır ve OSC’ye tanınan tüm finansal pozisyonlar yasa ile uyumludur.”
Georgetown Hukuk Fakültesi misafir araştırmacısı Peter Harrell, bir röportajda, yetkililerin “kesin bir hukuki teori sunmadıkları” için “kesin bir hukuki görüş bildirmenin mümkün olmadığını” söyledi.
Harrell, Trump yönetiminin, bu anlaşma nedeniyle dava açacak hukuki yetkiye ya da isteğe sahip kimsenin olmamasına güveniyor olabileceğini de ekledi.
Buna, yeni açılan Venezuela petrol piyasasından kâr elde etmeyi uman petrol şirketleri de dahil.
Venezuela’da iş yapmak isteyen petrol şirketlerine danışmanlık yapan Steptoe hukuk bürosu avukatı Cari Stinebower, “Bence herkes içten içe kafası karışık olabilir. Fakat bence kimse bu konuda sesini yükseltmeyecek çünkü hemen hemen herkes Venezuela’daki yatırım fırsatlarına katılmak istiyor,” dedi.
Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi’nin üst düzey üyesi Demokrat Jack Reed, anlaşmayı sonuçlandırmak için kurumun yasal yetkisi konusunda şimdiden daha fazla ayrıntı talep edenler arasında yer alıyor.
Bazı Cumhuriyetçiler de Venezuela anlaşması hakkında daha fazla bilgi edinmeye istekli.
Biden yönetimi, ulusal güvenlik için “hayati” öneme sahip teknolojiler geliştiren şirketlere kredi sağlamak amacıyla 2022 yılında OSC’yi kurdu.
Yetkisini resmi olarak hisse senedi yatırımlarını da kapsayacak şekilde genişletmeye yönelik son dönemdeki yasama girişimleri şu ana kadar başarısızlıkla sonuçlandı.
Fakat Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg’in liderliğindeki yönetim, bu konuda ilerlemeye devam etti ve bankacıları işe alarak, son dönemde Cumhuriyetçi partinin çizgisinde hazırlanan vergi tasarısı sayesinde 1 milyar dolardan 200 milyar dolara yükselen kredi yetkisini kullanmaya yardımcı olmalarını sağladı.
OSC’nin şu anki direktörü David Lorch, daha önce Feinberg’in kurduğu özel sermaye şirketi Cerberus Capital Management’ta genel müdür olarak görev yapmıştı.
Amerika
Microsoft’un eski CEO’su Ballmer, NBA tarihinin en büyük cezasıyla karşı karşıya

Amerikan Basketbol Ligi (NBA), Los Angeles Clippers kulübüne ve takımın sahibi Steve Ballmer’a maaş bütçesi kurallarını ihlal ettikleri gerekçesiyle lig tarihinin en ağır cezasını verdi. Bir yıl süren soruşturmanın ardından kulübe 30 milyon dolar para cezası verilirken beş yıllık birinci tur draft hakları iptal edildi; Ballmer ise bir yıl boyunca lig ve takım faaliyetlerinden uzaklaştırıldı.
Amerikan Basketbol Ligi (NBA), Los Angeles Clippers ve kulübün sahibi Steve Ballmer hakkında lig tarihinin en ağır yaptırım kararını aldı.
New York Times gazetesinin haberine göre NBA, takımın yıldız oyuncusu Kawhi Leonard’ın sözleşme sürecinde maaş bütçesi sınırlarının dışına çıkılması nedeniyle kulübe ve yönetimine kapsamlı cezalar uyguladı.
NBA tarafından yapılan açıklamada, bir yıl süren incelemenin ardından Clippers organizasyonunun kuralları sistematik biçimde ihlal ettiğinin belirlendiği bildirildi. Açıklamada, kulübün daha önce de maaş bütçesini aşmaya yönelik benzer kural ihlallerinde bulunduğu kaydedildi.
Soruşturmayı yürütmek üzere NBA tarafından görevlendirilen hukuk firması, Steve Ballmer’ın Leonard’a saha dışı kazanç olanakları sağlamak amacıyla bilinçli girişimde bulunduğunu tespit etti.
İnceleme raporunda, basketbolcunun maaş bütçesi sınırlamalarını aşmak üzere daha düşük bedelli bir sözleşmeye imza atması karşılığında Ballmer’ın oyuncu için bir sponsorluk anlaşması ayarladığı ve bu anlaşmayı sözleşmenin ön şartı kıldığı belirtildi.
Beş yıl draft hakkı verilmeyecek
Alınan kararlar doğrultusunda Los Angeles Clippers, 2029 ile 2033 yılları arasındaki beş yıllık dönemde birinci tur draft seçim haklarından mahrum bırakıldı.
Kulübe ayrıca 30 milyon dolar para cezası verildi. Takım sahibi Steve Ballmer ise bir yıl boyunca kulüp ve lig bünyesindeki tüm faaliyetlerden uzaklaştırıldı.
Yaptırımlar takımın diğer üst düzey yöneticilerini de kapsadı. Ticari operasyonlardan sorumlu başkan Gillian Zucker maaş almaksızın bir yıl, basketbol operasyonlarından sorumlu başkan Lawrence Frank ise yine maaş almaksızın altı ay süreyle görevden uzaklaştırıldı.
Kulüp ofisinde görev yapan diğer çalışanlar için ise beş yıllık bir izleme programı yürütüleceği duyuruldu.
Steve Ballmer, NBA tarihinde bir yıl süreyle hak mahrumiyeti cezası alan üçüncü kulüp sahibi oldu. Kararın, lig tarihinde bir kulübe uygulanan en ağır yaptırım paketi olduğu vurgulandı.
Clippers yönetimi ise iddiaları reddederek kulübün ve Ballmer’ın masum olduğunu savundu. New York Times’a bilgi veren kaynaklar, kulübün NBA yönetimi ve ligin başkanı Adam Silver aleyhine dava açmaya hazırlandığını aktardı.
Clippers’ın mülkiyet geçmişi
Microsoft’un eski CEO’su olan Ballmer, Los Angeles Clippers’ı 2014 yılında 2 milyar dolar karşılığında satın almıştı.
Yeni salon inşası için de 2 milyar dolar harcayan Ballmer; yapımcı David Geffen, televizyon programcısı Oprah Winfrey ve Oracle’ın kurucusu Larry Ellison’ın yer aldığı 1,6 milyar dolarlık konsorsiyum ile 1,2 milyar dolar öneren Los Angeles merkezli yatırımcı grubunu geride bırakmıştı.
Clippers, önceki sahibi Donald Sterling’in ırkçı ifadeleri nedeniyle NBA yönetimi tarafından kulüp haklarını devretmeye zorlanmasının ardından satışa çıkarılmıştı.
Forbes verilerine göre kulübün 2026 yılındaki piyasa değeri 7,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
Servetini 1980 yılında 30’uncu çalışan olarak girdiği Microsoft’ta edinen Ballmer, şirketin kurucusu Bill Gates ile Harvard Üniversitesindeki eğitimi sırasında tanışmıştı.
2000 yılındaki teknoloji krizinin ardından şirketin başına geçen Ballmer, 2013 yılında genel müdürlük görevinden ayrılmıştı.
Clippers’ı satın aldığı 2014 yılında 16 milyar dolarlık kişisel serveti bulunan Ballmer’ın varlığı, Forbes’un 2026 verilerine göre 152,7 milyar dolara ulaştı.
ABD’de uzun yıllar boyunca en zengin spor kulübü sahipleri listesinin zirvesinde yer alan Ballmer, 2026 itibarıyla üçüncü sıraya geriledi. İş insanı, 2022 ile 2025 yılları arasında Forbes’un dünyanın en zengin 10 insanı sıralamasında yer almayı sürdürmüştü.
Amerika2 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını1 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Dünya Basını2 hafta önceAmerika’dan vazgeçmeyi göze alamayan müttefikler
Ortadoğu1 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Amerika1 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Dünya Basını2 hafta önceRon Paul: Washington anayasayı çiğneyip dünyada felaket üretiyor
Rusya1 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı
Ortadoğu1 hafta önceSDG’nin feshi için yapılan anlaşmanın ayrıntıları









